ARILARDA YAVRU DURUMU VE ŞURUPLA STOK

Ekleyen, Ali Türk on 27 Ocak 2013 – 09:50 -

2013 Yılı ocak ayı beklenenden çok sıcak geçti. Benim için manevi değeri olan 3 numaralı kraliçenin kolonisi, elimizde olamayan nedenlerle kışa katlı girmişti.  20 Ocakta yapılan kontrolde 5 çıtalık arının 15 çıtada tutulmasına rağmen, 2 çıtada yavru faaliyeti vardı.   24 Aralık günü yolumuz köylere düştü tekrar bir kontrol ettim, yavru faaliyeti 3 çıtaya çıkmış, hemen katı alıp, tam sıkıştırma olmasa bile en az yarı yarıya alan daraltıldı. Üstten iki ballı çıtayı alta çektim. Koloni şimdi daha rahat yavru yapabilir ve yavrulara daha kolay bakabilir.

Uzun sürecek bir soğuk dalgasında yavru faaliyetine başlamış kolonilerde bal stokları yetmeye bilir. Aslında herkes tüm kolonilerindeki son durumları müsait bir zamanda gözden geçirmeli. 5 Çıtalık bir koloninin aylık gideri 500-600 gramken yavru başladığında bu gider acayip katlanıyor. Katlı bir kovanın ısıtılmasıyla sıkışık bir kovanın ısıtılmasını siz mukayese edin, yavru başladığında yavru alanı 35 derece olmalı. Havalar ilk açtığında bir kez daha son durumları hep birlikte göreceğiz.

http://www.dailymotion.com/video/xx1e2w_erken-ilk-bahar-koloni-duzenlemesi-ve-invert-yurup_animals#.UQTbiR2IEVE

Arılara kışın şurup verilme fikri genel olarak bana ait, bunu üç yıl yaptığım, kütük kovan, kara kovan, ve damacana kovan kışlatmalarının sonuçlarını hep birlikte gördük, hepsi aç kışa girip bahara çıkmışlardı.

Bu işlere karşı çıkan zevat da, şurup vermiş::))

Bunu foruma yazmıştım oradan kopyalıyorum.


İlginç durumlarda olmuyor değil ;D
Geçenlerde arkadaşlardan biri abi arılara şurup veriyorlar dedi. Bu benim için önemli bir durum değil gayet normal dediğimde abi şurubu veren kişi filan deyince iş değişti. Ben onları okuyup takip etmem ama onlar bizi harfiyen takip ediyorlar etmeliler de, başka çareleri yok, bu kadar takip etmelerine rağmen 4-5 yıl gerimizden gelmelerine gönlüm genede razı değil :D

Şimdi imamın keçisi çalınınca haber değeri olmuyor, fakat imam keçi çalarsa bu çok önemli haberdir ::)

Keçilerle hiç uğraşasım yok ama ne yapam, gelip zorla sürünüyorlar değnegimize, mutlu oluyorum tabiki :)
Arıcılara örnek olmaya çalışan bu kişiler tam çarşı, her şeye karşı durumundaydılar, bizi 3-4 yıl geriden takip etseler de sonuçta izimizden geliyorlar.
İnvert şuruba karşı çıktılar.
Tel altlıklı, diplikler yaptık, buna karşı çıktılar.
Kışın şurup verilmesine karşı çıktılar.(bana göre,koloni aç ise, kek yerine şurup daha sağlıklı)
Islah edilmiş arılara karşı çıktılar.
Hocalara yere göğe sığdıramayanlar vardı, nihayet benim 5 sene önce me yeni geldiler.
Suni tohumlamaya karşı çıkıyorlar.
İşin garip tarafı bunlar bilimsel çalışmayı hedefleyen kişiler.
Varroa dersleri verirken, baharda arılarım varroadan söndü diyen, kaç arıcı var bilmiyorum :o
Çapsızlara ne kadar çok şey, mundar gözüküyor dimi…

Zorda olsa çapsızları bayağı bir eğitip arıcı yapıyoruz::))

Karşı çıktıkları her şey başlarına bela oldu da diye bilirim.

Koloniye yaklaşık 3 litre şurup verdim, keşke vaktim olsaydı  bir kaç saat sonrasını bir resimleseye bilseydi. Bu kolonide ez az 4 çıta ful arı var ve 3 saat bana gre sürmez bu şurubun alınıp gözlere depolanması. Kek verseydim bırakın  üç kiloyu yarım kilo kek 15 gün arıyı uğraştırıp duracaktı.

Kolonideki açık ballardan birisini bir başka arıya verdim, açık ballar pürenden gelmişti, geçenlerde püren balı dediğimde bizim kabine hiç püren balı tadına bakmadık diye bana baskı yapmışlardı, çıtanın ortasına  ben el demirini dokundurup, sizlerin adına püren balının tadına baktım, gayet güzel aynı püren gibi kokuyor.::))

Plastik çıtalar çok basit ve kullanışlı, iki tane çıtayla iki başlıgı birbirine taktığınızda çıta hazır, telini takın, sonra petek takılıyor. Çıta işinde işçilik felaket azalıyor. Düşünen kişi gerçekten güzel düşünmüş ve yetiştiremiyorlar bazı kişiler az çıta istiyor ve biz onlarla uğraşamıyoruz dedi firma yetkilileri, bende bazı yerlere bayilik vermesini teklif ettim,  bir noktadan her yere yetişmek çok zor. Yapmış olduğum son ana arı ruşetlerine yaklaşık 1200 çıta gerekli ve çıtalarım şu an ayrıldı, bir kaç güne kadar birileri yardım ederse elimde olacak…

Plastik çıtaya verilen kavis, telin sürekli gergin kalmasına neden oluyor. Arıcıyı en çok uğraştıran işlerden biri çıta çakımı ve petek takımıydı, çıta çakma işi bitti, petek yakmakta elektrikli olunca orada da zaman sorunu çözüldü gibi.

Ruşetlerden artan parçalar vardı. 6 çıtalı kutular yaptım. Ruşetlerin kerestesi alındı Cemil ustaya biçtirmeyi hedefliyordum, bizim usta az işim var diye öğleden önce bir gitti gidiş o gidiş. Usta gelene kadar kutuları toparlayalım dedik. Parçaları bir saydım 26 tane kutu oldular, 15 tanesini topladık, 11 tanesini daha sonraki bir boşlukta halledeceğim. Bu kutuları suni tohumlamada kullanılacak. Zaman nasılda daha çok ileride.

Cemil ustayı öğlen yemeğe çağırdım benim az daha işim var siz yiyebilirsiniz dedi. Bir yerdende kıvranıyorum. Kalasları biçmemiz lazım, kapakların montajı bu ay bitmeli.

Kalasın boyu 3 metre, İlhami abiyle nihayet yatarın başına geçtik, önce kalaslar ikiye bölündü, sonra planya dan geçildi ve 6 cm biçilecek hala getirip günü kapattık.  Bu iş acayip beni kastı, ağaç kalın testerenin boyu yetmiyor, bir tarafı keseceksin geri gel, ağacı çevir bir daha kes, çok şükür hallettik. Nereden icap etti bilmiyorum, bir ara İlhami abi sen eskiden marangozda çalıştın mı diye sordu. Kaç senedir marangozlardayız görmüyormusun::))

Kerestelerin biçilecek halleri.  İyiki Cemil ustayı beklememişiz. Akşam oldu hava karardı, ortalığı toparladım hala Cemil yok. Tekrar telefon ettim neredesin, az iş daha var dedi, bu nasıl az iş anlamadım gün boyu bitmedi.


Etiketler: , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »

ARICILIK, EKİM AYINA GİRİLDİ

Ekleyen, Ali Türk on 02 Ekim 2012 – 14:02 -


Mevsim gelip geçti, ekim ayına girdik. Eylül ayından çekilmiş resimlerle ekim ayının ilk paylaşımını yapayım dedim.

Bu yıl geçen seneye oranla hem kurak, hemde sıcak geçiyor, sıcak olmadımı bal olmuyor, bunu bu yıl yaşadık.

 

Bu hafta sonu bala çalışan arıları dışarıdan kontrol ettik, arılar rahatlamış acayip bir çalışma vardı, demekki durumlar iyi.

 

Bu yıl kuraklıktan dolayı pürenler çok geç açtı, son yağmur olmasaydı pürenler açmadan kavrulup gidecekti. Bir çok püren geçmeye başladı, bunada şükür ya yağmur hiç olmasaydı.

Bu resimler ana arı üretiminde kullanılan ruşetlere ait. Bir iki çıtalık arılar polen ve bal çekiyor, bakalım akım ne kadar sürecek.

Püren nektarının rengi yeşil, arkadaki ışık tam rengi görmemize engel oluyor ama yeşil renk fark ediliyor.

Enes Emin ruşetlerini kışa hazırlıyor. Anasız bir çok ruşet var, çiftleşmeye giden ana arılar kuşlara yem oluyor. Arılıkta erkek atan 3 ana arı bu hafta sonu imha edildi, bu saaten sonra atılan erkek yumurtası en erken 40 gün sonrası ne iş yapacak. Elimizde açık kapalı doğmuş erkeler mevcuttu eylülün sonuna kadar olan süreçte.

Yeni doğmuş bir ana arı, saf adaylarından şu an bakir. Sezon başı uygulamalarımız başladığından beri her ay uygulama yapıldı. Sonuçta sperm kesesini doldurduktan sonra tohumlamada kalite sorunu olmaz. Saf erkelerin olgunlaşmasına göre kendimizi ayarlıyoruz, sadece hazır sperm nasıl saklanır onu aşamadım, birde onu geçersen kışın bile ana arı üretirim::))

Ekip sezon başında toplandığında iş dagılımında bulunuldu, ya erkekleri yada anaları üretin demiştim, ekip cin gibi bütün işleri bana yıkmayı başardılar.

Bunca işin arasında sistem tıkır tıkır işledi.

Yeni doğmuş ana arı kafeslendi, kafesinde olgunaşmayı bekliyor, tohumlanıp yumurtaya başlarsa saf ana arılardan birisi olacak.

Yıllar sonrası o kadar rahat kışa giriyorumki anlatamam, bol saf anaçlarla acayip bi kolleksiyon, tüm hatların çaprazları alınmış, değmeyin keyfime, millet f1 bulamazken saf sürüm var……

Memlekettede acayip işler var, piç arılara deger biçemeyen enayiler bol. İsim koyanmı ararsın, bilim ve bilimsizlikten ne kadar uzak işler varsa mevcut.

Arıcılıkta F kavramını anlayamayan ülkeler arıcılıkta geri kalırlar.

Arım yerli diyenler, arım ekotip diyenler, yalan söylüyor, ülkemiz bir kazan olmuş kaynıyor, kepçeyi sokup çıkartan, tabaga koydugu çorbaya isim koyuyor, birisi ezo gelin diyor, kimisi mercimek, kimiside bu domates , aslında çorba  aynı kazandan. Bunu ıspatı çok basit, benim arım yerli veya ekotip diyenler. Makalaere bakın, ekotip veya yerli denilen en az 20 bin koloni davranışı aynı olmalı, bizim arıcıların 10 kovanı olsun, onununda huyu farklı bu nasıl iş::))

Böyle yerli ekotip olurmu? tabiki olmaz onlar kendilerini ve milleti kadırmaya devam etsinler.

Bir şeyleri söylerken anlamınıda bileceksin, yoksa çagın dışında kalırsın. Biz yemiyoruz, yiyenler buyursun……..

Hafta içi köylerde tespitler vardı, Şükrü bey yazlık yapmış tepiti yapılıp sisteme işlendi, evin saksıları çamaşır makinası davlumbazı, oğlu bir tamir servisinde çalışınca krom davlumbazlar saksı olmuş.

Şükrü amcanın arılarıda var. Bir sürü de boş kovan, arıcılıkta ne yaptıgını bilmeyen bir yapıya sahibiz, kovan çok olsun bal önemli degil.

Eylül ayının son günü eşek arılarıyla mücadele ettik. Eşek arıları bal arılarına çok zarar veriyor. Eşek arıları çok ilginç böceklerdir, bunu şunun için söylüyorum, yiğidi öldür, hakını ver derler ya. Gerçekten baharda 1 (eşek arı kraliçesi) kraliçe ana arı işe başlıyor, yuvayı kuruyor,yavrulamaya başlıyor, yavrulara ilk etapta avlanıp yiyecek getiriyor, her geçen gün nufusları artıyor, son bahar geldiğinde karşınıza dev bir eşek arısı kolonisi çıkıyor. Bu böcekleri taktir etmemek elde degil ama ne yapalım. Bal arılarına felaket zarar veriyorlar, bunlarla mücadele etmedende olmuyor.

Eşek arısı kolonisi. Kolonide bir kaç giriş ve çıkış var ama burası zannedersem nizamiye girişi::))

İmha edilmiş eşek arısı kolonisi. Eşek arılarıyla çok farklı müğcadele çeşitleri var. Egeli arıcılar eskiden dtt diye satılan bir böcek ilacı vardı, kıymayla yoğurup ağaçlara asıyorlarmış, kıymayı eşek arısı hem yiyor,hemde yavrularına taşıyor, dolayısı ile koloniye belki sönmüyordur ama acayip darbe vuruyorsunuz. Şimdilerde o ilaç kansorejen oldugu için yasak, aynı içerikte başka ilaçlar varmış.

Eşek arılarının boyu yaklaşık 4 cm.

Bal arısı bunun yanında sinek kalıyor, bunların çeneleride çok güçlü.

Eşek arısı videosu.

Eşek arılarıyla mücadele ederken maske giyinmeme rağmen elimden sokuldum. Hem sokulduk hemde arı tarafından ısırıldık. Bu arı ısırdıgı yeride kanatabiliyor, çok güçlü bir çne var. Sokulduktan sonra şişmeye başlayan elim, bir gün sonrasına kadar şişti ve dirsegime kadar şişlik devam etti. İlaç kullanmamakta biraz inat ettim. Muhteşem abi bir ilaç al, kaşıntı azalır dedi, felaket kaşıntı yapıyor, 50 tane bal arısı soksa 10 dakika sonrası bende bir şey kalmaz, bu süründürüyoru::))

12 Numaralı saf karniol. Dünyada böyle bir ana arı bulmanız imkansız. Dünyaya kanatsız gelmişti, varroa maduru, böyle bir ana arı ne çiftleşebilir nede yaşama şansı vardı. Biz bunu uygulamaya aldık, birde işi Enes Emin yaptı, iş olacağına varacakya, ana arı yumurtaya başladı yavru kapattı, bir kaç kez degiştirmeye kalktılar izin vermedim, kendi kızları doğmaya başladı çok az başka ırk arı var içeride, 15 güne kadar içeriye tamamen kendi kızları hakim olacaklar. Bir posta yavrusu sokuldü, ikinci posta yolda.

Dualarımda hep derimya, Allah ne virise hayırlısını virsin diye….

Allah işinizi rast getirmeyecek ise, ağustos ayında düğününüze kar yağdırır, yazınızı kışa çevirir.

Gene her şeyin hayırlısı diyoruz…..

İşler hafifledi dolayısı ile magazine zaman her geçen gün artıyor. Raşit bey yazlıkta bir kümes yapmış, görünce kümes böyle olur diyorsunuz.

Sanaldan birisini tanıyorum, bir kümes yapmış, sanki F tipi ceza evi. Bununla kalsa iyi, birde tavuklar yumurta yapıp yavrum diye yumurtaya bakmadan yumurta uçmuş, böyle follukmu olur ya.

Raşit bey geçenlerde soruyor, bildiğin yerde ahlat varmı diye, bende birisini tarif ettim. İyiki herkes uzun boylu yaratılmamış, agacın alt tarafında armut uçmuş::((

Kalanları Enes Eminle topladık, olsun diye beklerken avucumuzu yalayacagız.

Agacın yükseklerinde kalanlarıda biz topladık, evde olsun, dağda olmayacak::))

Ahlat turşusu ise olmadan kurulmalı, ahlat oldumu olmuyor, cümle içinde kelimelerde acayip oturuyor.Oldu kelimesi, bu cümlede olgunlaşma anlamı taşıyor.

Geçenlerde bizim Trakyalı Şenol ile konuşuyoruz, birileri kutular terk etmesin diye bir şey kullanıyor dedi, yok yav ne kullanılıyor dediğimde, çıkışa ana arıçıkamayacak ızgara konuluyormuş. Ben o sistemi taaa 2009 yılında kullanıp paylaştım, ahanda haber ve link::))

http://bengittim.blogspot.com/2009/09/gozlemlere-ogrenmeye-ve-paylasima-devam.html

İnvert şurup. Bu şurup geçmişte meydan muharebeleri yaşadı. İnvert arıya niçin verilir hala kavrayamadık. İnvert şurup kış arılarını yormamak için arıların stoguna sunulan şuruptur. Şu ana kadar en uzun süre tuttuğum invert şurup nihayet kristalize olmaya başladı. Bu şurubu 1. ayda yapıp kavanoza koyup agzını kapadım aradan 10 ay geçti, bozulma ekşime olmadı ama bizim anladığımız şekilde donmaya başladı, donmada tamamen degil, dipten yanlara doğru ortada gene donukluk yok. Bu kadar bekleme yeter hafta sonu bir arıya verecegim.

Ülkemizde kışa girerken arılarına kek verenler var, arı yorulup ömrü bir kısmının bitecek, bizim arılarımız 5 çıta kışa girdimi bahara niye 5 çıta çıkamıyor. Kek artıya yavru yaptırmak için verilir, maksadınız stok yaptırmaksa niyearıyı uğraştırıp duruyorsunuz ki?

Kış arılarını yormayan yabancı ülkeler, 10 çıta arıyla kışa girip 10 çırtayla çıkıyorlar.


Etiketler: , , , , , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »

ARICI ZİYARETİ, ARICILIK KURSU, ARICILIK İŞLERİ:)

Ekleyen, Ali Türk on 14 Mart 2012 – 20:18 -

Bu gün 13 mart 2012 akşamı, Muhteşem abimi taziye için ziyaret ediyoruz. Muhteşem abime ne zaman ziyarete gitsem işler karışır, yol aayırımında bir fil var onu sektirdinmi kaybolursun, yani İstanbul’da kaybolurum::((

Saim abide ziyarete gelecekti, aynı akşam ziyaret yapalım diye karar verildi. Bu sefer kesinlikle kaybolmayacağım.

Çocuklarla evden çıkıp, Muhteşem abinin çalıştığı iş yerinin kapısında beklemeye başladım, dedim ben kapıdayım.

Muhteşem abi işyerinden çıktı, ben düştüm peşine, hiç kaybolmadan kapının önüne geldik, ayrıca yol ayrımındaki fili’de herkes bu sefer gördü::))

Evde sohbet acayip koyulaştı.

Bana göre anası damacana olan civcivi görmek istedim, damacana ile geçen yıl bir kış bayağı ilgilenmiştik. Erzincan eko tipi::))

Saim Gürel İzmir ziyareti sırasında bizim Oktay’ın bir arkadaşının üretmiş olduğu plastik çıta ve petekleri, bizlere denememiz için getirmiş. Ben ayrıca erkek gözlü olanlarından istedim, bakalım arılar sevecek mi. Birde hap petek kalıbı olur mu? diye düşündüm.

Gelelim ziyaretin en zor bölümüne, çay hariç bir şey yemedim. Bizimki diyor abi ye filan, zaten usta arıyorum dediğinden beri kalfaya kafayı takmışım. Bol bol seyredip çaktırmadan yutkundum. Zaten kalfada şaşırmıştır, bu niye yemiyor diye, bu arada bu görüntüleri seyrederek bir kaç kilo vermişimdir::((

12 Mart 2012 pazartesi, İstanbul Alemdağ’da idik. Arıcılık kursu başladı, ilk gün adreslerde ilkarışıklık olunca, kursiyerlerin yarısı, Halk eğitim merkezine, yarısı Alemdağ İlköğretim okuluna gelmiş. Kerim Yener hocanın masası, katlı kovan. Bilgisayarın mausuna da bir ara kablo yapmış.

Ders bitimi bir şeyler yeyip içelim davetini geri çevirmedim. Bir yere takılıp kahve içtik, bu arada Asım abinin evinin hemen yanındaki okulda arıcılık kursu devam ediyor. Resim soldan sağa , oğlum Enes, Belediyeden arıcı Hikmet usta, Asım Kadıoğlu, ben ve Kerim Yener hoca.

10 Mart 2012 Cumartesi arılarımızın bu yılki beşinci invert şuruplamasını yaptık. İlk invert şurubu 12 ocak 2012 de vermiştim. Kışın arıya şurupmu verilir diyenler vermesin,  bizi ilgilendirmiyor. Şurup erdiğimizde hava 10  derece altındaydı ve arılar uçmuyordu.

Sonbaharda yapılan bölmeler. Geçen akşam arıcılık forumunda birisi elek teliyle alakalı bir soru sordu. Mehmet Yüksel’e dedim bir cevap yaz, zaten altlık paylaşımında telinde detayları olmalıydı. Mehmet dedi ki abi biz o kadar yazıyoruz söylüyoruz, milletin çoğu bildiğinden şaşmayıp, şimdi kolonilerimiz niye söndü diye sağdan soldan bahaneler aramaya çalışıyor. Mehmet bunları başkalarına söylerken aslında bana da söylüyordu. Son baharda zayıf arılara hiç bir zaman kıyıp birleştirme yapamadık, bu bir kültür ve değişmesi çok uzun zaman alacak diye düşünmekteyim. Her sene böyle kış olmaz::))

Ormanda işimizi bitirip, Zaim abinin yazlığa geçiyoruz.

Ekmiş olduğum tereler çıkmış. Kasalara ekip, üzerini naylon ile kaplamıştım. Yani mini sera oluşmuştu. İki kasa aynı gün ekilmesine rağmen birisinde yeşillik daha çok. Açık alana ektiklerim de ise hiç uyanma yoktu.

Bu sene tereye para vermiyeceğiz::))

Zaim abide dünya sarımsak ekmişti, sarımsağa para vermiyeceğiz diye, hala büyüyecekler. Bazı enginarların yeni yerlerine alınması gerekiyordu onları ekip suladık. Bu sene tam organik yaşayacağız.

Daha sonra Zaim abinin arıları da şurupladık. Bunların şuruba ihtiyacı yok, ama benim arılara şurup verdin mi diye sorduğunda verdim demek için verildi. Baharda bazı çıtalarını boş çıtalarla takas yaparız artıkın. Yemliği bile balları aralayıp koloniye koydum. Havalar ısındığında yemlik alınmaz ise anında dalak hazır.

Hafta içi ve ormanda olmadığımız hafta sonlarında Cemil ustanın atölyedeyiz. Yeni ruşet yada ana arı kutularının imalatına devam ediyoruz.

Birinci postanın kasa olarak az bir işi kaldı, montaja geçilecek.

12 Mart 2012 pazartesi günü yoğun kar yağışı vardı, belediye den dışarısını resimledim. Biraz tutsa da, tutunamadı, havalar mart ayının yarısına gelmemize rağmen hala 10 derecelere bir türlü çıkamadı.

Mart 15 den sonra tırmanışa geçeceği yönünde hava tahmin raporları var. Arık bahar kapıya dayandı, geçmiş yıllara göre çok geç kaldı ama beklemekten başka çare var mı?


Etiketler: , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi, Arıcılık Eğitimi, Arıcılık gezileri, Arıcılıkta bahar bakımı | Yorum Yok »

ARICILIK VE KOLONİ TAKİPLERİ

Ekleyen, Ali Türk on 24 Ocak 2012 – 19:52 -


23 Ocak 2012 günü ikinci invert şurupları verdik. Bu sene kolonilerimin bal durumları iyi olmadığı için bunu yapmam gerekiyordu. Şurada en fazla 1 ay sonrası artık bahar. Buraya kadar gelmiş kovanları söndürmek ancak açlıktan olur.

Son günlerin modası ise varroa. Kovan söndürenler bir bahane bulmalıydı, geçmişte bunları hep yaşadık, blokeden kovan söndürenler bahane bulamayıp en son, 30 km ilerideki radardan arılarımız söndü demişti.

Biz hala son bahardaki kış arılarının kıymetini bilemedik. yaşlı arılarla kışa ne kadar kalabalık girerseniz girin sonunuz hüsran olacaktır. Bakıyorum adam anlatıyor 10 çıta arım iki çıta kaldı, inanasınız gelmiyor ama bu kadar arı nereye gidiyor.

Geçmişte gene görmedik mi, kışa güçlü girin tavsiyeleri yapanlar, daha sonra arıları ruşetlere aktarıp, kışın gezginci arıcılığa başlamışlardı. Sonuç hep aynı, elimizdeki arılar son bahar gelmeden yavru kesiyor, ne yaparsanız yapın arı yumurta atmıyor, kışı bu arı nasıl çıkartacak.

 

Bu esnada varroayı küçümsemiyorum, ama varroa arıları hemen söndürmez.

Ben bildiğim doğrumla, başkaları kendi doğrularıyla yoluna devam edecek, yapacak bir şey yok. Sonuçlara bakacağız. Şu an %60 kovan kayıplarından bahsediliyor.

Bende bu sene geçmiş senelere oranla çok kayıp verdim, 3 senede 10 kovanım sönmemiştir, bu sene 11 kovanım söndü, büyük bölümü yağmadan. geçtiğimiz sene mevsim iyi değildi, bu iyi olmayan mevsim arıcılıkta her şeye yansır, bal az olur, arı nüfusunu iyi yapamaz, yağma artar ve bunlarda kışın ortaya çıkar.

Geçenlerde birisi rutubet mevzusu soruyordu, kovan üstü iyi izole edilmemişse rutubeti önleyemezsiniz. Bakın en üst çuvalı kaldırıyorum, altında bir gazete kağıdı var, tek sayfa değil, en az 10 kattır, altında kovanı sıkıştırdığım çuval var oda iki kat ve sanki yağmur gibi tanecikler. Bu kovanın altıda elek tellidir. Ben bu rutubetten şimdiye kadar zarar görmedim. Bizim bölgemizde hava eksilere çok zor düşer, ve arı salkımda çok uzun süre kalmaz. Bu rutubet doğuda olsa arı donar ve ölür. Ben genelde baharda bu rutubetli gazeteyi yenisiyle değiştiriyorum.havalar ısındığında gazete koymam. Bu rutubet birazda verdiğimiz şuruptan artmıştır.

Kovanlarında rutubet istemeyenler ise aşağıdaki linki okuyabilirler.

http://www.aribakani.com/forum/index.php?topic=524.msg2692#msg2692

Ormandaki arılarda polen geliyordu. Bir kaç tanesine baktık, yumurta filanda atmışlar.

Yeni doğmuş bir işçi arı, demek ki o kar kışta hala yavru olan kovanlarım varmış. Belkide doğalı bir kaç saat bile olmamıştır.

Biz şurup vermek için açtığımız kovanlara bambus arıları dalıyordu. Bir işçi arı peşine düştü kovalıyor. Bambus arının bacağında polen var onu resimleyeceğim ama işçi arı izin vermiyor.

Bu resim fena sayılmaz, tam istediğim gibi olmasa da poleni en azından görüyoruz. Bambuslarda polen topluyor bu havalarda. Bizim işçi hala takipte.

Şurubu hissedenler şurupluğa gelmeye başladılar. Haftaya bir posta daha şurup vereceğim. Sıcak bir gün bulur isem kovanları sıradan bir kontrol edip, balı olanla olmayanları listelesem işim daha azalır. Balı olanı es geçersin, balı olmayanlara şurup verdiğinizde, işlem çabuk bitiyor.

Marul işine girdik::))

Baktım serada oluyor bu işler. Bende kasalara marul ekip, arabaya taşıyorum, hazır camlı sera::))

24 Ocak 2012 günü ise ana arı kutularına şurup vermek için hacının bahçeye gittim. Hacı kayıp, şu an Konya’da. Ana arı kutularınız güçlü ve son baharda yavru faaliyeti varken bakımları yapılmış ise o kutular sönmüyor. Toplama yapılan, güçlü gibi gözüken ve yaşlı arılardan oluşan ana arı kutuları bahara çıkamıyor. Yaşlı arılardan oluşan kutu gözlerine şurup dayanmıyor, bir çoğuda açlıktan gidiyor. Normal şartlarda verilen şurupla, bir kovan bahara çok rahat çıkar, kutu çıkamıyor. Bunu  da ben gene yaşlı arılara buluyorum, açlıktan sönenler de yavruda göremedim. Hadi bu kadar şurubu yok ediyorsun, karşılığında bir şeyde yapılmamış.

Bir kaçta kovan açtım,  kapalı yavru var, yumurta var, larvada vardı. Hatta ana arı bazı gözlere üçer yumurta basmış. Yumurta gelince ne yapsın dimi::))

Ana arı çiftleştirme kutularının şuruplaması bitti. Son baharda bir kutu ana arı yedeklemişti. Havada müsaitti dedim acaba ne yaptılar. Son baharda zaten çıkışlara ana arı ızgarası takıyoruz, terk filan olmasın diye. Kutuda zaten yumurta atan ana arı yoksa ızgarada takılmaz. Izgara hazır ana arısı olan kutuya takılır. Yada bazı özel işlemler yapmanız gereken kutulara ana arı ızgarası takıyoruz.

Merakla açtım kutuyu, bu kutuda o kadar varroa varmış ki, kutu ana arı yedeklemek istiyor. Ana arıda çıkmıştı ben kontrol ettiğimde, düşündüm, bu arılar bunu zaten planlayarak yaptılar. Planları neydi, içerideki ana arıyı değiştirmek istiyorlar, değişimin gerçekleşmesi içinde yeni ana arı çiftleşip gelmeli ve yumurtaya başlamalı. Bu ana arının zaten varroalar sayesinde kanatları yok, uçamaz. Çıkışta kapalı dışarıya düşemez, dedim sonu ne olacak bırakmıştım. Bahara çıktık hala iki ana arı aynı çıtada dolaşmaya devam ediyor.

Karniol arılarında bu ana arı yedekleme  var. Kolay kolay oğul vermiyorlar, beğenmedikleri ana arıyı değiştirmeye çalışıyorlar.Arılar sonuçta böcek, böcek plan yapar mı? yapıyor, hemde en az 1 ay ötesini düşünerek.

Varroa mağduru ana arı.Bir tarafta hazır ana arı. Bu haberin videosyu var. Gene bir işçi arının sırtında varroa vardı, video çekerken göremedim evde fark ettim. İşçi arılar ise hala yeni ana arının çiftleşip geleceğini mi düşünüyorlar bilemiyorum. Video kalitesi biraz düşük, makinem yanımda değildi, ayfonla çektim. Düzenlemek için aviye çevirdim ve en yüksek görünümleri seçmeme rağmen, istediğim gibi değil. Resimler fena değil. Burada başka bir detay yukarıda bahsettim, bu kutuda aslında varroa mağduru ama yaşıyor.

 

 

 


Etiketler: , , , , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »
Forum