GELECEK SENENİN HAZIRLIKLARINA BAŞLADIK:))

Ekleyen, admin on 30 Eylül 2009 – 10:28 -

Bu sene çok tırmaladım ya bu az geldi seneye daha çok tırmalamak için çalışmalarımız başlamış bulunuyor. Cemil ustanın marangoza erken düştük anlayacagınız. İlk etapta yapılacak olanlar, metro kovan sayısı 15 civarına çıkartılacak.Her metro katlı oldugunda 40 çıtalı 15 metronun toplamı 600 çıta kapasite demektir. Benim yada bizi takip edenler için anaarı kutularını arılandırmak gibi derdimiz artık yok. Yani anaarı kutularının gözdeki çıta sayısı 4 olacak şekilde tasarlanacak. Zaman mı degişti, yoksa ben de bir sorunmu var anlamış degilim, akşam mesayi bitimi bir şeyler yapmaya çalışıyorum küt havanın soguk oldugu yetmiyormuş gibi birde güneş batıyor. Dünyaya biraz firen yaptırmak lazım işleri yetiştiremiyorum.

Bu sıralar bir arı sevkiyat işi var, arı yüklü tırın yaptıgına bakın, sanki arıcıların işi tıkırında git sen birde kaza yap. Bende arıyı ruşetle nasıl otobüse verecimgim onu hazırlıklarına başladım. Öğlen yemek molasında dibi çürümüş olan ruşeti sağlamlaştırıp altındaki kavaktan kontrayı parçalayarak söktüm. Bütün bir tahta kesip havalandırma deliklerine kalın tel çakarak ruşeti bayağı yola getirdim. Bu sırada daha yemek yiyecez, bu arada akşam mesayi bitimi ruşet hazır hale geldi ama güneşte batmıştı. Ayrıca bizim projeler, ünüversitelerinkine benzemez maşallah tıkır tıkır işlemeye devam ediyor. Nerde kalmıştık yemekte.

Kaç gündür soğan ekmek yemekten iflagımız kesildi. Marangozdan çıkıp bizim cigercinin pardon balıkçı hışırın dükkanı civarında pusuya yatmışım mutlaka biri gelecek bende baskın yapmam lazım, hep soğan ekmek yememeliyim. Çok geçmeden kurbanlardan birisi kapana girdi, dedim sakata gelmeyelim biraz bekledimki sipariş filan verilsin diye. Sonra,
İçeri bir girdim aa Saim abim karşımda abi vay hoşgeldin filan. Sayim abide diyorki buraya gelirken saate baktım senide düşündüm bu evdedir rahatsız etmeyeyim diye aramamış. Abi niye rahatsız etmiyeceksinki, sen yeterki rahatsız et. Çoktan beride görüşmemiştik, ara sıra görüşmek lazım zaten. Bol bol sohbet ettik en çok Oktay ve doktorun kulaklarını çınlatmışız. Bu arada organik asidler konusunda bir çok kişi sıkıntı çekiyor. Meil atanlar var, telefonda soranlar var, msn sen nerden alıyorsun diyen var. Beni bu işlere karıştırmayın benim aldıgım yer doktor::))
Gene geçenlerde Muhteşem abi dediki asitçiye gidiyorum bir istegin varmı. Abi 1 litre al desem hemen alacak. Dedimki formik asid lazım, dediki ne kadar, bende dedimki 5 litrelik bidonlarda varmış onlardan istiyorum. Az bir sessizlik oldu eminimki kitlenmişti::))
Tabi 5 litreyi birden istersen avcunuda yalarsın, buda acı bir tecrübe olarak hafızama kaydoldu.
Baktım doktordan fayda yok dün Saim abiye yolun asitçiye düşerse kargo parası vermeyeyim bana 4 litre formik al dedim. Formiğin litresi 7 liraymış, asetik asidin litresi 4 liraya dedi saim abi. Burada tüm organik asitler var oksalik asidde dahil.

http://www.balmumcukimya.com/tr.asp
Hala organik asit isteyen olursa içimden yüzünüze karşı çok iyi şeyler demeyeceğimi bilin.
Kargoylan tüm asit çeşitleri adresinize bu adres ve telefondan gönderilmektedir. Bu bir reklam ve çıkar amaçlı bilgi degildir, sadece arıcıların çıkarı adına bir paylaşımdır biline.

Ayrıca bana asitçinin kartını getirmiş, dediki senden çok soran oluyordur, iki kart aldım birisi senin. Bu sıralar heklenmeler filan oldu, bakarsın bizide götürürler onun için bir an önce bu haberi sizlere ileteyim dedim, o kadar çok yere çomak soktuk ki sormayın. Başımıza bir iş gelirse bize müstehaktır, hatta az bile diyebilirsiniz::)))
Köyümden haberler var, bir iki seferde sizlerle paylaşılacak.
“organikasittemini” “organikasitciadresi” “organikasitler””organikasidtemini” “organikasidciadresi” “organikasidler”
Asitlerle alakalı hala telefonlar devan ediyor, meil atanlar var. Blogun üstünde sag tarafta konu aradan bu kelimeleri yazarsanız belki bu adrese gelirsiniz diye, kelimeleri tırnakladım.

Arıcılık Bilgi Merkezi | 6 Yorum »

GÖZLEMLERE ÖĞRENMEYE VE PAYLAŞIMA DEVAM

Ekleyen, admin on 26 Eylül 2009 – 23:10 -

Neresinden başlasam diye biraz düşünüp kısa sürede o kadar yolculuk yapıp tekrar kendimizi kovanların ve anaarı kutularının içinde buldum. Habere kapak resim seçmekte zorlandım. aşagıdki ikinci resmi son anda kapak olmaktan çıkartıp köyümde çektiğim çiçek kapak olarak başa oturdu.
Bayramın ikinci günü akşamı memeleketime gidecegimden arife günü o kadar çalıştımki iftara sallana sallana gittim. Anaarı üretimi yaptıgımız arılıkta 40 kovan erkek üretimi ve anaarı memelerini üretmek için tutulmakta. Arife günü bu 40 kovana ikinci tur perizin uygulandı. Bu 40 kovanın anaarıları bazen acil anaarı isteyenlere satıldıgından bazısı meme üretimi için kullanıldı bazısına hazır anaarı memesi verildi ve çoktandırda kontrol edşilmemişti. Sıradan kontrolde 5 tanesinin anasız oldugunu tespit ettim ve analandırdık.Birisinde ise anaarı var daha yumurta yoktu. Bittimi derseniz malisef bitmedi, 3-4 gün olmayacagım için bir başlarsın anaarı kutularının başından sonundan çıkarsın. Evet tüm kutuları sıradan kontrol ettim yumurta atanların kanatlkarını kesip boyalarınıda sürdük çünkü ertesi gün bayramdı::))
Bu sene tasarlayıp üretip kullandıgım anaarı kutularında şu ana kadar sorun yaşamamıştım.Ramazanın son haftasında 8-10 civarında gözde terkler başladı. Bazısı açlıktan bazısının nedenini bilemiyorum, balı var üstünde kek bile olmasına ragmen yavrulu çıtaları terk ettiler. İnşallah bundan sonra terk olmayacak, isterlerse terk etsinler olayı çözmüşüm, isteyen terk edebiliyorsa etsin bakalım.
Kutuların bakımını bitirdikten sonra ise elimizde sürekli anaarı memeleri bulunduruyoruz ve bir kovana 26 adet larva tranferi yapıp kekini ve invert şurubunu doldurup hacı abiyle vedalaşıp çıkıyorum. Acayip yorucu bir gündü, ama işleri bitirdinizya bu yorgunluk acayip bir mutluluğa dönüşür hep.
Evet kutu terklerinin sonunu hazırlayan minicik parçalar. Hacıya dedim daha önce suni dölleme çalışmalarımız için kestiğim ızgarayı aynen böyle kes::))
Hiçte üzülme, ızgara 3 lira kaçan anaarı 30 lira deyince hacı çoştu. Birazda terklerin sebebi hacı sensin hayvanları aç bırakıyorsun dedimmi hiç sesi çıkmaz zaten zavallımın::))
Birde derki sen de ben yaparım, bir ara demiştimki kovanları 30 cm den fazla kaydırma diye, sen ne yapmıştın hacı abi, üçer metre kaydırmıştı::))
Sonuçta anaarı yumurta atmışsa bundan sonra o göze ızgarayla gem vuruyorum. Bir iş üstünde kafa patlatıldıgında mutlaka çözümünü buluyorsunuz. Tecrübelerde bu kafa patlatmalardan oluşur. Daha önce anaarı eşleşmeye gitmesin diye taktıgımız ızgarayı, neden bu güne kadar bu işte düşünemedim kendimede kızıyorum.
Bu arada burada önemli bir şeyler bahsetmek istiyorum.
Yaklaşık 4 yıldır sanal alemdeyiz. Başladığımız noktayla burası arasında uçurumlar oldu. Yıllarca arıcılık yapmak bilinçli arıcısın anlamına gelmediginide her geçen gün görmeye devam ediyoruz. Yılların arıcısıyım diyenleri onun için fazla dikkate almayın, hele eski tas eski hamam olanlara he he deyip geçin.
Asıl anlatmak istedigim şudur. Neden ben bilgilerimi sınırsızca paylaştım, bu paylaşımı yaparken, bu deli, amele, geri zekalı diyenler neden bu söylemlerde bulundu bana ve ben neyi düşünerek bilgi ve tecrübelerimi paylaştım.
Peygamberimizdir derki; “insanların hayırlısı insanlara faydası dokunandır”.
Evet bu hadisi şerifi çok önemsemişimdir. Ben bilgilerimi insanlara sunarken bunun karşılığının bir başka yerde verileceginide bilen birisiyim. Allah insanları yaratıp istedikleri gibi yaşamada hür bıraktı. Siz isterseniz Allahı tanımak zorunda degilsiniz, inkar bile edip ateist bile olabilmek gibi bir hüriyete sahipsiniz. Fakat “O” derki,bir gün verdiğim ömür sernmayesi bitince bana döneceksiniz ve sizinle o zaman hesaplaşacagım. Allah hiç bir şeyi zayi etmeyip, her ne olmuşsa o gün önümüze koyacak, inşallah faydalarımız kötülüklerimizin çok üstünde olanlardan oluruz.Çünkü sevaplarınız çoksa günahlarınızı satın alıp yok edebiliyorsunuz onun içindirki madem elimizden geliyor bildigimizi insanların faydalanması adına sunuyoruz.
Peygamberimizin bir başka sözü ise şudur.
Derki; İnsanlar öldüğünde amelleri kesilir, yani siz öldünüz ve mezarda size sevap gelmeyecek.
Şunlar müstesna. Hayırlı evladınız varsa sizin arkanızdan dua ve hayırlara vesile oluyorsa ameliniz devam eder.
Bir başka müstesna ise, han,hamam, cami, çeşme gibi umuma açık hayratlar bırakmak. Bunlarda şimdilerde çogu paralı olduya eskiden bunlar herkesin kullanımına ücretsiz açıktı ve para verilecekse bırakan kişinin vakfından giderleri karşılanırdı. Bu tür şeyler bırakırsanızda ameliniz devam ediyor, yani mezarınızda sevaplar gelmeye devam edecek.
Sonuncusu ise arkasında eser bırakanlar. Eser dendiginde eskiden sadece kitaplar gelirdi. Başka bir yere yazma durumunuzda yok. Siz öldünüz kitaplarınızdan insanlar faydalanmaya devam ediyor ve sonuçta faydalı oluyorsunuz. Şimdi ise kitapların yerini bilgisayar sayesinde siteler kitap konumunu almıştır. Ben buradan yazarken, dünyanın öbür ucundan benim dilimi anlamayan bile resimlkerime bakıp hoş vakitler geçirebiliyor. Daha önce bende aynısını yapıyordum, dillerini bilmediğim kişilerin sitelerindeki resimlere bakıp durmuyormuyduk.
Sonuçta günlüklerimizde kitap yerine geçmiştir ve insanlar faydalanmaktadırlar. Öldükten sonrada buradan faydalannan olursa bizde payımıza düşeni alacagız. Bu yazılar o kadarda basit yazılıp çizilmiyor.
Ülkemizde bir çok kişiyi olumlu veya olumsuz etkiliyorum. Olumlusuda olumsuzuda peşimden sürüklemişim.
Onun için karşıt fikirlerde olmalı.
Rahmetli Necip Fazıl Kısakürek, Bir şiirinde derki;
Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın;Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın!..
Tabiki banada lazım olanlar var::)))
Ben paylaşımlarımı yaparken hep beklentilerim buydu.
Malisef bilim adına maaşlar alanların böyle bir derdi olmadıgından geri kalmaktayız bunuda belirteyim. Bilim adına para alıp yukardaki kriterlerde ülkesine bilgi vermeyen yada faydasız bilimcilirinde mahşerde yakasından tutacagım. Aldıkları maaşlarda benimde param var çünkü.
İnsanlar yaptıklarından hasaba çekilecegi gibi, yapması gerekenleri yapmadıkarından da hesaba çekilecektir.
Çoktan beri böyle bir açıklama yapmak istiyordum, bu açıklamayıda paylaşmış olduk.
25 Eylül 2009 sabah Memleketten Gebze’ye döndüm. Gebze’deki işlerin arife günü bitirilmesi ve kutulardaki kayıtların elimizde olması yapacaklarımız konusundada bizi rahat ettiriyor. Anaarı lazımsa nerde belli, sadece alıp kafeslemek var. Cumadan sonra hemen ormandaki arılığa gidecegiz, acil anaarı isteyenleri geri çeviremiyorum. Karamürselden birisi illede bir iki tane ver diyordu, peşinden ilhami abi aradı bizim arkadaşlarada iki anaarı lazım. Hemen anaları toplayıp, kargoya veriyoruz ve bazısı ormanda teslim::))
İlhami abiyle iki yamacın ortasındaki derede buluşuyoruz, ben anaları teslim edip geri dönüyorum, ilhami abi ise kendi arılıgına oradanda köyüne dönecek. Cumartesi günüde bana yardıma gelecek köyden. İlhami abiyi beklerken bazı resimler alıyorum, kardelen çiçekleri açmış, püren bu yağmurların geç yagmasından çok geç açmaya başladı. Bu zamanda artık sonu gelmesi gerekirdi daha başı.
Orman pembeleşmeye başladı. Arılar polen ve bal getiriyor, tüm kovanlara sıkıştırma yapıyoruz. Bazı şeyleride düşüne düşüne çözüme kavuşturuyorum inşallah.
Seyithan abinin evinden ayrılırken tandırda lavaş ekmeği yapılıyordu. Beyefendi lavaş getirmiş, termoslada çay. katık ise yok, diyorki sana yolda bir şey söylenmiyor, ne oldu dedim yolda peynir alacakmış çekinip bana söyleyememiş. Kuru lavaşı yerken aklıma bir şey geldi dedimki malını ye, dünya malı dünyada kalır. Hemen gidip kovan birleştirmelerinde kulladıgımız kuru kuzu soganları vardı. iki kuzuyu birden kesip yedik. Tuzsuzda olsa bal gibi gitti::))
Bu kuzularla ilgili aklımada bir hikaye geldi hacıya anlattyım iyice güldük. Cimri bir adam varmış ve her akşam bir sogan yerlermiş. Bir akşam karısına diyorki felekten bir gün çalalım getir bir sogan daha. Yani o akşam iki sogan yedikten sonrada demişki dünya malı dünyada kalır malını yiyeceksin::)))
Ne kadar çömert sözler cimriden degilmi::))
Dün gece Mehmet Yüksel ve Ali Şekerli konuşuyoruz. Ben bu resimleri Mehmete attım abi bunu niye birleştirmiyor dedi.
Bu resimin aslı ise şöyle. İlhami abinin fakiri koyduk adını. Bu arı anaarı kaybetmiş, peşinden meme yapıp anaarı çıkarmış. Koruma amaçlıda İlhami abi zayıf diye arılıktan alıp Darıca’ya getiriyor. Sonrasında dediki anaarı yok oldu, anaarı istedi dedimki o kovanı bana getir ben verecem anayı. İlk geldigi gün zaten kovan anasızya ne kadar arısı var belli degildi. Arıyı toparlamak için bu kapalı yavrulu çıtayı ben verdim kovana. Çıta ise kurtulmak istediğim ölçüleri acayip hacı çıtası::))
Ertesi gün bir baktımki içerdeki arı çıtadaki yavruyu saramıyor. Hemen benim kovanların birisinden bir çıta arı silkeledim.Yavruları sarsın diye. Bir iki gün sonrada kafesle anarı koydum üstüne, köye gidecegim gün ikinci bayramı gündüzü anaarıyıda direk bırakmıştım kovana. Kapalı yavrular çıkmaya başlamış. Bu yavrularda çıkarsa ful bir çıta arı olur, bir çıta daha kapalı yavru kaptırdım mı bu arıyı dört çıta kışa sokmayı düşünüyorum. Şimdi düşünün bu bir avuç arı için yapılanları, bizim ülkemizin arıcılıgının temelinde bu var işte. Sizin bir avuç dediğiniz arı aslında bir kovandır. Siz bir avuç görmektesiniz öyle degilmi?
İyiki anaarıyı vermemişim, ne yapardıki, kovanın bana gelmesi iyi oldu. Anaarı yavru çıkan yerlere yumurta atmış durumda. Bu kovana bir kapalı verdikten sonra , İlhami abi kuvetli arılarından birinden polenli çıta vermeli ki yavru faliyeti kışa kadar devam etsin. Evet bu İlhami abinin fakiri::))
İlhami abim kim ne derse onu uygulamaya çalışır, geçen sene dünya arı kovanı boşaldı. Bu sene erken davranıp arılıgına gidip arılarının katını almasını söyledim ve alt kuluçkalık bölümünde ise gerekli sıkıştırmaları birlikte yaptık, inşallah bu sene firesiz bahara çıkacaktır. Fakat hala bölme tahtasında ısrarlı. Resimdeki fakirdede bölme tahtası mevcut. Benim içinde iyi bir örnek oldu sizlere bölme tahtasının sakıncalarını anlatma babındada iyi bir örnek. Bence en iyi arıyı sıkıştırma aparatı çuvaldır ve hiç bir yerinden sıcak havayı kaçırmaz.
Biz hangi kovanlara sıkıştırma uyguluyoruz genelde zayıf kovanlara. Resmi yakından makro çektim ve bu kovana takviye yapmama rağmen gücünü biliyorsunuz. Bu arılar bu bölme tahtasının aralıgını nasıl kapatacaklar. Biz sıkıştırmada çuval öneriyoruz, kitaplar ise illede bölme tahtası, hiç bir zaman bölme tahtası çuval gibi kovan duvarlarına conta gibi oturmaz(köydeki arılarımdan da bazı örtü tahtası hatalarını göreceksiniz). Zamanı geldiğinde sıkıştırmaylan alakalı haber ve filimlerimizi paylaşıyoruz. Zayıf kovanların sıkıştırılması gerekiyor ve bu resim çok iyi oldu örnek adına.
Bu gün ise 26 eylül 2009. Dün arıların sıkıştırma işlerini bitiremedik. Ben motorla gidecegim ormana. Dünden bazı kovanlar belirlendi ve anaarıları degişecek, kendi analarımızı degişemedik kış geldi. Hemen hazır analardan 6 tane kafesleyip ormana yola çıkacagım.
Bu arada anaarı bazı gözlere 5 yumurta atıgı olmuş. Ne yapsınki yumurta gelince demekki böyle oluyor::))
Bunlar şanslı olanlar şimdi kocaman kovanlara verildiler. Arılıga vardığımda ise İlhami abiyi dün buluştugumuz dereden motorumla aldım arılıga getirdim. Tabi oğul filan varmı diyede ilk önce Mustafa hocanın arıları dolamışım ama oğul bulamamışım.
İlk işimiz köy ekmegiyle kavaltı yapmak.Bu aradada çakı lazım dedimki motorda var. Geçenlerde motordaki malzemeleri sayarken bir sürü şeyi atlamışım, ilk yardım paketide varmış, içinde antiseptik krem bile var::))
Ayrıca İlhami abi bir şey anlattı acayip güldük. Bir traktörün lastiği patlamış, İlhami abidende yardım istemiş.İlhami abi bisikletlen gidip lastiği tamir etmişler iş bitimi demişki traktörcü, abi sendeki malzeme benim traktörde yok. Benim seledede yok yok işte.
Sıkıştırma uygularken bu arılıktan kovanlarıma bindirme oluyor. Bu arılık berbat durumda bakmayın kovanların katlı olduguna. Bir kaç kovana baktık, kovan katlı alt katta hiç arı yok, üst katta üç çıta arısı var. Belkide 15 seferdir gelip gitmişim daha hiç bir arıcıyla karşılaşmadım. Ayrıca hala varovaylan baş edemedim onuda belirteyim. Bu seneki gibi hiç olmadı.
Bal gelmesi güzel, tüm kovanlarda taze bal var. Fakat arıların gücüne göre degişiyor gelen balın miktarı.
Çoktandır bu iş içinde çok düşündüm sanki sorun çözüldü. Hani kek versekte arılar yavru yapmıyordu ya.
Bu tespitim çok önemli.
Yurt dışında 20 çıta arı nasıl kalıyor, hep bunu düşünmekteyim nerde hata yapıyorduk, çok şükür anlaşıldı.
Almanya’dan örnekler veriyoruz hep, ordadaki kendi kardeşimiz arıcı ve uyguladıklarını bire bir bizimle paylaşan Mehmet Yüksel, bazıları istifade edip adını anmasada önemli degil, onun paylatıklarını birileri sonuçta kaydediyor ve devamlı Mehmete bunu hatırlattım sağ olsun işin bilincine vardı kesintisiz paylaşımını devam ettirdi ve bize çok büyük bilgi aktarmıştır.
Almanya da karniol arılar 20 çıtada yaşayıp kışlamakta. Bunun sırrı şu, arı sonuçta 20 çıta oldumu 80 bin nufuslu demektir. 80 bin nufuslu arılarda her türlü verimin dorugudur. Nasıl balı çok getiriyorsa polenide çok getiriyor ve siz ona 20 çıtalık alan bıraktıgınızda devamlı balı ve poleni bulunuyor. Yani bal gelmediginde kek verirseniz nektar geliyor diye içerdeki polenlen yavruya devam ediyor. İki gündür arılarıma sıkıştırma uygulamaktayım, polen akımı başladı ve daha çok yavru yapsın diye alan daraltması yapmaktayım. Tüm kovanların çıtalarına bakıyorum, kurakta tüm polenler bitirilmiş, siz kek versenizde polen yoksa yavru olmuyor.
Olay bence çözüldü arıları 20 çıtada tutmak için 20 çıtayı kuluçkalık yapmak gerekiyor. Bu size uyarmı uymazmı bilemiyorum ama benim çoktandır düşündüğüm soru artık ortadan kalktı. Zaten daha öncedende biliniyordu arı balına göre mevcut yaptıgı, fakat üzerinde bu şekil düşünmemiştim.
Öğleden sonra 7 kovan kaldı sıkıştırılmayı bekleyen ama o kadar çok bindirme olduki başka güne bıraktım. Arılarına bakmayanlar yüzünden bir çok sıkıntı çekmekteyiz. Bunlardan birisi ise yagma, varoa ve başka hastalıklar diye sıralayabiliriz.
İlhami abi bana bir kaç kez yardıma geldi, kendisi kozmonot gibiydi ilk zamanlar şimdilerde ise gelişmesi gözlen görülüyor. Kendisinin çok mesafe kaydettiğini rahatlıklan söyleyebilirim. Ayrıca yardımları için teşekürlerimi sunuyorum. Kim gelse hiç kimseyi ayırmadan ne yapıyorsam kovanlarımı açıp paylaşmışım.
Bu sırada en çok bindirme 10 numaralı kovana oldu. Biraz muslugunu kapatıp kovanların üzerine 10 litre su serptim. 35 numaralı kovan ise geçenlerde bir minik ogul gelip girmişti. Baktım anasıda yavruyu basmış, zaten hayırlı anaarı olsaydı kovanını terk edip benim kovana gelmezdi diye sıkıp attım. Kendi karniyol F1 analarımdan bir tane daha kafesle kovana bıraktım bakalım kabul görecekmi. Daha önce verdiğim karniolu kesmişlerdi. Bu 35 numaralı arı benim daha önceleri anaarı ürettiğim kovanlardan 28 numaranın kızıydı ve o seri bitti. Sırada şampiyonun kızları var analarına hiç çekmediler, şampiyon çok süper bir arıydı ama kızlarıda şampiyona çekmediler. Anaları Trakya dönüşü 10 çıta üstü olurdu ve bir çok kovana yavrulu çıta verirmdim. Arıcılıkta hatır gönül işleri yok desekte var ama elimde karniol varken başka arı tutmayacagım.
Bu uçuşan arılar dışardan yagmaya gelenler, muslukları daraltmama ragmen hala sıkıntı devam ediyor. Çok yakın konan arılar böyle risk demektir.
Bu arada püren açmakta çok geç kalsada kocayemişler açmaya başaldı. Buyrun bu kadar çiçek var gene bal alınamadı ve arılarımız gene geri gitti. Her sene aynı filimi hep izledik ve izlemeyede devam edecegiz gibi. Sorun tek kat kuluçkalıkta diye düşünüyorum, seneye inşallah bu durumları görmeyecem, başkalarını bilmiyorum.
10 gün içinde her taraf pespembe olur ve bir taraftanda böyle salkım salkım kocayemiş çiçekleriyle bezenecek. Biz gene bal alamayacagız, fakat arılarımızı beslemeden bu çiçeklerden aldıkları ballan kışa sokacagız ayrıcada polen gelişinden sonra ful yavruya yatıp kış arıları oluşacak ve şimdiye kadarkinden çok güçlü arılarlan kışa girilecek. Önümüzde 40 gün gibi bir süre olursa iki posta yavru olur ve kovanlar 10 çıta arıylan kışlar. Ayrıca yavru faliyeti tam başladıgında tüm kovanları yavruya zorlayacagım onuda paylaşırız. Örnek üç çıta yavru varsa seçtiğim bir esmer çıtayı yavru arasına sokarsanız anaarıda mecburen bu girdiğimiz çıtaya yavru atmak zorunda kalacak. Bunada yavruya zorlama diyoruz.
Gebze’ye dönerken yol üzerindeki kocayemişleri inceleyip, kocayemiş meyveleri yedik. Götür ilhami abi götür, bu arada doktorum biz çalışırken telefondan çok güzel bir fıkra anlattı hala gülmeye devam ediyorum.
Son olarak arı kuşlarının iki gündür ne sesini duydum nede kendilerini gördüm demekki gittiler. Çok zarar verdiler, çok büyük sürüler halindeydiler, Niğde’de göçleri devam ediyordu oralarda bayagı sesleri vardı çok yüksekten uçuyorlardı.


Arıcılık Bilgi Merkezi | 8 Yorum »

18 EYLÜL 2009 KOVANLARIN İLÇE TARIM GÖREVLİLERİNCE TESPİT EDİLMESİ

Ekleyen, admin on 20 Eylül 2009 – 09:00 -

Ayın 17 sine ilçe tarımdan randevu alınmıştı, hem Osmanların hemde benim arıların tespitlerini yaptıracaktık. Osman Ünal dün geç kalınca randevu iptal edilmişti, bende yarına gideriz diye ikici randevu almıştım. Osmalar bayramdan sonraya kaldı sadece benim arıların tespitini yaptırdım. Resimdeki Gebze ilçe tarım görevlilerinden Tekniker Orhan Çalışkan ve Zıraat mühendisi Fatma Kotan. Orhan bey daha önceleri arıcılık yapmış birisi ve arılardan pek çekinmiyor. Fatma hanım ise bir kaç gün önce bir tespitte bayagı bir arı ısırması sonucu çok tedirgin. Maskeyle bile rahat degildi. Bir yerden tespitler yapılırken bende bazı kontroller yapıyorum. Yavru faliyeti çok güzel başlamış, polen geliyor.

Zıraat mühendisi Fatma hanım ise beni şaşkınlılla izledi, bu arılar neden sokmuyor diye. Tabiki bu tespiti çok farklı oldu. Arıcılıkla alakalı öğrenilecek ne varsa, hep birlikte gördük kısacık sürede. Anaarı, anaarı yumurtası, larvası pupası gibi. Bizim doktor efendi petek gözündeki poleni yıllar sonra ne oldugunu anlamıştı::))

Anaarımızda bu çıtada. Ben kontröl yaparken Orhan hoca kovan plakalarındaki barkot numaralarını okuyor, Fatma hanımda listeden işaretliyordu. Tüm plakalar kontrol edildi ve listeden bana ait listeden bulunup işaretlendi.

Barkotların kontrolleri yapılırken, bende geçenlerde indirdiğim katlardaki petekleri kontrol ettim. Ağ kurtları hemen faliyete geçmişler. Hemen hazır közde vardı kükürtte var arılıkta gerekeni yapıp geldik. Normalde her 10 günde bir kükürt tüssüsü yapılmalı. Tabiki havalar sıcak gittiğinde, yoksa ağ kurdu üreyemeyecek sıcaklık varsa kükürt tütsüsünede gerek yok. Birde arasıra mutlaka kontrol edilmeli. Ben mücadele ettim diye gaflete kapılmayın sonu felaket oluyor. Onun için aman dikkat, örülmüş petekler çok ama çok kıymetli.
İşleri bitirdik, zorda olsa arılıgın içinde maskesiz foto aldık. Bu arılar sakin desemde bir sefer korkmuş. Ormandaki kontrolü bitirip, Gebze’deki arıların kontrolüne geliyoruz.
Bu gün araç sıkıntısı vardı, dün hacı abiye dedim yarına münübüsle arılara gidecegiz diye, sabah münübüs yok::))

Komşusu sağolsun bizi götürüp getirdi.

Püren bu sene yağmur geç yağınca erken açamadı. Geç açması ne gibi olumlu veya olumsuz olacak görecegiz. Açmış bir püren. Bu tür açık pürenlerde büyük eşek arıları bal arısı avlıyor. Orhan beyde püreni incelerken bir resim aldım.

Şimdi Gebze’deki arılıktayız. Anaarı üretimimiz bu arılıkta yapılıyor. Fatma hanım mahalle içinde arılık olurmu gibi laflar etti, yav arılar kimseye bir şey yapmıyorki. Bu aradada ormandaki tedirginliği üstünden attı. Hala diyorki bazı arıların yakınından geçemiyoruz. Bunlar onlardan degil, bunlar karniol arısı ve dünyanın en sakini dedik.Gerçektende dünyada karniyol arısından daha sakin arı yok ki. Bu arıyla çalışmanın ayrı bir zevki var. Kovanları karıştırırken bile doğru dürüst maske kullanmıyoruz.

Tespit bitti ben imzaladım, görevlilerde imzalıyorlar.

Hacı ise organik domates hazırlamış, hemde bu gün tandırda lavaş ekmegi yapıyorlardı, sıcak sıcak ama oruçluken agzınızın sulanması dışında bir fayda sağlamıyor. Bu hacı tam baş belası, bana gelince domatesi koklatıyor.

İş bitimi anaarı kutularının kontrolü var. Telkinlerim işe yaradıki, artık Fatma hanımda arıları yakından incelemey başladı. Yumurta atmaya başlayan bir kariol F1. Fakat zaman dar birazdan cuma vakti olacak. Biraz zaman olsaydı, Fatma hanımda bir elinde eldemiri bir elindede çıtayla çalışmaya başlardı. Bunada şükür::))

Yeni atılan yumurtalar ve yeni günlük larvalar olan anaarı kutusu çıtası.

Haber cuma günü yükledim, bayramın birinci günü sat dokuza ayarladım. Bu arada herkesin ramazan bayramını kutluyorum. Hafta arasındaki üç günüde izin aldım, biraz dolaşacagım bu sene çok koşturduk, tenpo çok yüksekti. Bir kaç gün memleketim Niğde’de olacağım.Yeniden herkese iyi bayramlar.


Arıcılık Bilgi Merkezi | 3 Yorum »

ARI IRKLARINI KİM KORUYACAK?

Ekleyen, admin on 16 Eylül 2009 – 11:40 -

Son günlerin modası, ırklarımızı koruyalım. Buyrun koruyun diyorum, nasıl korunacaksa yada bu işler söylem ve laflan oluyorsa buyrun, buyrun. Irklarımızı koruyalım gitsin, ne kadar kolaymış gördünüz değimli?. Türkiye’de bir sistem var, Kafkas arısının ırkı korunmaya alınmış bozulup yok olmasın diye. Birde izole bölge verilmiş Kafkas arısının başarılı olabildiği bölgeye. Gelinen nokta bozulup yok olmasın denilen Kafkas her bölgenin arısıymış gibi, her bölgeye girmeye devam ediyor diğer ırkları duman etti. Ayrıca diğer ırkları bozdu. Genel tablo bu.

Yazılıp çizilenlere bakıyorsun, bazıları bizim buranın arısı dedikleri arılar ne kadar sizin eko tipimiz, yada bizim yerli denilen arıların ne kadarı Kafkas. Benim şahsi görüşüm tüm bölgelerimizdeki arılar, artık kafkasın aşırı melezleri konumuna gelindi. Bu durum kafkasın kariyerini de düşürmekte bunu gören yok. Sıcak iklimli bir yerde kış gelemediğinden, Kafkas arısı kış moduna girip kışı beklerken kovan sönmeleri olmakta. Bir çok yerde zaten Kafkas arısını yaşatmak sorun, baharda geliştirmek sorun, bunları zaten biliyoruz. Bu paragrafı sizin arınız ne kadar yerli veya kafkasın kaç versiyon melezi diyerek noktalayayım.

Ülkemizde bilim adamlarının demesine göre 5 farklı ırk ve ırkların eko tipleri yıllarca kendi kendilerine bu ülkede yaşamlarını devam ettirdiler. Bu durum yurdumuzu arıcılıkta gen kaynağı yaptı.Yıllarca bu ırklar doğal yaşamlarını sürdürürken, gen kaynaklarımıza bir şeyler olmaya başladı. Gezginci arıcılığın başlamasıyla ırklarımız çorbaya döndü. Her bölgeye Kafkas arıları girmeye başladı. Irklarımızı koruyanlımda nasıl?

Ben arıcılıkla ilgili bilim adamlarımızla ilgili bir şeyler yazdığımda herkes rahatsız oluyor. Neden rahatsız olduklarını da anlamış değilim. Yanlış hatırlamıyorsam 45 üniversitede arıcılık bölümümüz var. Bir sürü prof, doçent, yardımcı doçent….. sıralanıyor. Bunların bu unvanları niçin aldığını uzun süre düşündüm geldiğim nokta, unvan yükseldikçe maaş artsın. Bu kadar bilim adamından ortaya hiç mi bir şey çıkmaz, çıkmıyor işte. Allah için birkaç üniversitedeki kafa dengi hocalar bir araya gelip bir şeyler yapamaz mı? Birileri çıkıp ben şu araştırmaları yaptın, kılını yününü saydım, dilini ölçtüm de demesin ben yemiyorum. Ben somut bir şeyler görmek istiyorum kuru söylemlere de karnım tok. Çalışmalarınızda hangi ırk üzerinde çalışıp saflarını elimizde tutunuz, yada hangi ırlarımızı ne kadar saflaştırdınız. Lafa geldi mi bilimcisiniz ya hani prof, doçent… gibi, işe gelinince de bilimci olduğunuzu ayrıcada unvanlarınızı bir konuşturun, çenelerinizi değil.

Bilim adamlarının madem arıcılıkla alakalı unvanları varsa. Unvanlarına uygun işleride yapmaları lazım. Yabancı eserleri çevirip, papağan gibi bunları tekrar etmenin bir anlamı yok. Bakın yabancılar kendi ülkelerinde ıslah yapıyorlar, hibritler geliştiriyorlar, çevirsenize bunu da göreyim sizi. Islah yazı tercüme etmeye benzemiyor, unvanların konuşturulmasıyla uzun çalışma emek ve birikim gerektiriyor. Bilim adamıyım diyorsanız, unvanlarınızda olduğuna göre birikiminizde vardır diye düşünmekteyim, o zaman biraz emek verin elinizi taşın altına koyun. Kuru kuruya ırklarımız mahvoldu gibi şovlar yapmayın, ırkları yok olmasının altında bilim adamları vardır. Hangi ırkımızın safları elimizde veya ne tür damızlıklar üniversitelerimizde mevcut. Bunu arıcılar yapmayacak bilimciler yapmalı.

İlginç bir haber linki. Sıradan insanlar okuduğunda aaa ne kadarda güzel işler yapmışlar denebilir.

http://www.mardintarim.gov.tr/cocuk/haberdetay.asp?id=199&kategori=HABERLER

İl tarimdaki habere bir şeyler oldu çıkmıyor. Bahsettiğim olayı bir başka yerde haber olarak buldum.
Bu linklerdede başka bir haber olarak geçildi.
http://www.kenthaber.com/guneydogu-anadolu/mardin/Haber/Genel/Normal/2-bin-ana-ari-dagitilacak-/1321b954-440f-4ded-b6e3-a50a01e4b764

Türkiye’mizin tüm bölgelerinde aynı fotoğraf ve durum mevcut.Yukarıdaki linke bir göz attığımızda ne durumda olduğumuzu da görmüş olacağız. Haberi veren kurum bir ilin il tarım yetkilileri. Bunlar cahil kişiler değiller, belli, okullar okuyup oraların müdürü veya personeli olunuyor. Haber baştan sona yanlışlarla dolu.Haberin resimleri Kafkas anaarısı ve kafesleri. Resimlerin altına yazılanlardan ise şöyle bir anlam çıkartıyor. Kafkas arısının 2000 yumurta attığını lanse ediyor. Bu imkânsız, Kafkas arısı bu kadar hızlı bir arı değil. Türkiye’deki kafkasın söz sahibi Sayın Ahmet İnci’dir. Ahmet İnci’nin anaarı üretimi kitabının 124. sayfasına bakarsanız, Kafkas arısının günlük 1100 – 1500 yumurta attığını göreceksiniz. Tarım bakanlığının istatistiklerine baktığınızda gene durum değişmeyecektir.Zaten başka istatistiklerde de 1500 den fazla yumurta attığı yok. Gelelim asıl yanlışlığa, Mardin çok sıcak bir yer, Kafkas arısıda sıcakta çalışamaz, iki bin adet kafkas anaarısı getirilmiş. Bu yanlışlığa sebep olanlar arıcılar değil, devletin resmi bir kurumu, buyurun buradan yakın. İnşallah Kafkas arısını Suudi Arabistan da çalışırken görmek hepimize nasip olur. Bu Kafkas arısını bir hacı yapmadığımız kaldı zaten. Bu haberde görüldüğü gibi ırklarımız nasıl devlet kurumlarıyla korunduğunu görmüş olduk. Ülkemiz baştan sona Kafkas arısı oldu bizim bilimciler hala ırklarınızı koruyun der. Irk mı kaldı koruyalım.

Sonuç bölümüne gelecek olur isek. Ülkemizde arıcılık unvanlı bilim adamıyım diyen kişiler şimdiye kadar görevlerini yapmamışlardır. Bunu söylerken içlerinde 25-30 yılı dolduran en yüksek unvanlılarda dahil. Hiçbir ne teknik geliştirmişler nede ıslah yapıp sadece kendi arınıza sahip çıkın diyerek kendi görevlerinden feragat edip arıcıları sorumlu gibi göstermeye çalışmışlardır. En basit teknikleri konferanslarında anlatırken bu sonuçların Amerika’dan geldiğinin üstünü çizmişlerdir.Yani her şey yabancı kaynakların tercüme edilip bize sunulmasıyla tüm işlerimizi hallettik. Bilim adamlarımıza ne kadar minnet beslesek mi göstersek mi bilemiyorum. Birde yalaka yazı yazanlar var. Çok kıymetli ve değerli hocalarımız diye. Ne yaptılar da değerli ve kıymetli oldular bunu bence tartışmak lazım. Öyle değil mi hem bir şey yapmayıp birde değerli ve kıymetli olacaksın ne kadar garip bir durum. Ülkemizdeki 5 ırk bence şu an birisi hariç yok oldu. Sadece Kafkas arısının safı var. Bu yok oluşu önleyecek olanlarda bilim adamlarıydı, sağ olsunlar değerli ve kıymetli hocalarımız gerekeni yapıp ırkların ipini çektiler.

Yazının bana kalan kısmında bir şeyler yazmak gerekirse. Sanal alemle tanışıp arıcılık bilgilerimizi geleneklerden çağdaş arıcılığa geçirmeye çalışırken aldığımız yol bana göre süper. Ben dört sene öncesi sıradan bir gelenek arıcısıydım. İlk anaarı üretiminden başlayarak şu an geldiğim nokta ise küçümsenecek gibi değil. Elimde ise bu bölgenin gerçek ırkı karniol saf damızlıklarım var. Bu saf arılar içinde ileri geri konuşanlar bulunmakta. Saf denildiğinde buna bir şey ilave ederseniz yada çıkarırsanız ortada saf kalmaz. Bazıları Hibrit arıyla safı karıştırmasın. Hibrit arı üzerinde bir sürüyada dizi oynamalar yapılabilir, saf arı saf kalırsa saf olur. Dediğim gibi dört sene öncesi anaarı üretmesini bilmeyen ben şu an saf karniol üretme peşindeyim. Ayrıca ilk Ülkemizde yapılan suni anaarı dölleme cihazımız bitmek üzere. Ufak defek eksiklikleri kaldı.Yurt dışından gelen orijinaline çok yakın bir şey çıktı ortaya. İnşallah bu aletin ilerde seri üretimini de ülkemizde yaparız. Bu işleri durup dururken ve yatarken yapmadık hep mücadele ederek buraya kadar gelmiş bulunuyorum. Mücadelemizde henüz bitmedi.
Irklarımıza sahip çıkalım…… :::))))

Irk kaldıysa?

Etiketler: , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi | 11 Yorum »
Forum