TAŞIMALI ARICILIK EĞİTİMİ

Ekleyen, Ali Türk on 17 Eylül 2012 – 11:14 -


Taşımalı arıcılık eğitimi evet yanlış duymadınız böyle bir şey ilk defa yapılıyor. Genelde eğitimi verecek kişi hazırlanan malzemelerin üzerine gider bizde her şey taşınabiliyor::))

Suni tohumla ile ilgili belki bir kaç yerde yazıp çizmişimdir ama bazı açıklamalarda bulunacağım.

Zannedersem 2007 yılı bir üniversitede arıcılık kongresine katılmıştık. Ben o zamanlar suni tohumlamayla filan ilgilenmiyordum hatta arıcılık yapan biri için çok gereksiz bile demişim bir yerde yazıma rastladım, gerçeten ülkede damızlıklar oluştuysa arıcı gerekli arıları alıp kullanır yani hobi arıcının suni tohumlamayla ne alakası olabilir diye gene derim.

Neyse konuya dönelim, konu nerden suni tohumlamaya geldiyse hocalardan birisine suni tohumlama hakkında soru sordum. Hoca o zaman doçent, dediki biz kaç yıldır uğraşıyoruz bu yıl sezon boyu başarımız 3 tane.( bizde ise başarı %100 lere çıkmış durumda %80 altınada düşmüyoruz) ::)

Uygulama yapıyoruz bir hafta sonra ana arılar felç olup ölüyor. Bunu öyle rahat anlatıyor ki anlatamam. Yani başarısızlığı içine sindirmiş.

Şimdi burada iki şey ön plana çıkıyor, hoca bu iş çok zor ve buna bulaşmayın diyebilir.

İkinci seçenek ise yaptığı işi tam bilmiyor. Bana göre ikisi de olmaması gerekir. Bir işi birileri yapıyorsa, senin elinde ünüversitenin tüm imkanları var ve başarısız oluyorsan ve bunu sineye çekiyorsan, ne diyelim ki?

İyi ki biz yıllar sonrası bu işlere başladığımızda böyle bir hocayı dinlemedik. Düşünün üniversite bu işi başaramıyor, yabancı ülkelerde sıradan arıcılar aletlibdölleme yapıyor, böyle bir ikilemde, sen ne yapabilirsin, hemde hiç bir eğitim ve ekipmanın tam değil bu işe girişiyorsun::))

Öbür tarafta bakıyorsun, yabancı ülkelerde  arıcılar yapabiliyor. Yabancılar ileri bizler geri zekalımıyız, bizim eksiklerimiz nedir? Bunda bir gariplik yok mu?

Sadri abi Ordu’ya suni tohumlama aleti tanıtmaya gitti. Orada bir başka hocayla görüşüyor, diyor aleti hesaplı ucuz vereceğim, herkes öğrenip suni tohumla yapsın, hoca diyor ki neden ucuz veriyorsun, bu işi herkes öğrenip yapmasın. Evet bunlar bizim eğitim veren hocalarımızın genel mantığı, gerçi bu örnek tüm hocaları kapsamıyor ama böyle ülkede gelişim olur mu?

İstediğin kadar isimlerin önüne Dr.Dç. Prof. koy…………..

Biz bu işlere girdiğimizde yıl 2009 du. Bir çok kişi bizimle kafa yaptı. Benim tarzım ise, önceden ne yapacaksam açıklayıp sonra yola koyulmak. Bu güne kadar ne dediysem de yapmışım.Bu tarz meselesi tabiki::))

Bu yüzden acayip eleştiri alan biriyim öyle basit eleştiriler değil, başta bu adam salak, deli, amele, geri zekalı filan gibi benim için laflar edenlere, söyledikleri lafları yedirmezmiyim, bunları söyleyenler, aslında kendilerinimi tarif ediyorlardı?

Şimdi deli ve geri zekalıyı gördünüzmü::)))

Şimdilerde zevkle onları izliyorum.

Bu kadar giriş yetermi? bence yetmez ama şimdilik yeterli.

 

Can dostum Mehmet Yüksel.

Birde bu dost mevzusunu irdelemek lazım ama konu raydan çıkar,  insanlar birileyle tanışıp hemen dost oluyorlar, böyle bir dostluk yok, olmazda. Dostluk uzun süren arkadaşlıklardan sonra oluşur. İnsanların iki elin parmakları kadar ancak geçek dostları olur, bu kişiler en zor zamanlarda yanınızda bulunur, düşmeden veya düştügünüzde her türlü fedakarlıklar edip sizi ayağa kaldıran kişiler, sizin dostlarınızdır

Suni tohumlama işlerine girişimiz ve alet bölümü 1.5 yılımızı almıştı, kullanılabilir bir aletle işe başlamamızla birlikte sezon gelip geçti, bir sürüde eksiklikler çıktı, ertesi seneye daha iyi hazırlanmak için gece güzdüz ne kadar bilgi varsa araştırdık, bazı konuları uygulama sonrası direk Mehmet Yüksel’e iletip Dr.Schley’e veya emiye sordurup ertesi gün cevapları alıyorduk.

Biz çalışmalar yaparken tüm yapılanlar olumlu veya olumsuz masaya yatırılıp, üzerinde araştırmalar yapardık akşamları msn den. Mehmet Yüksel’de teorik olarak tüm bilgileri öğrendi sadece uygulama yönünü merak ediyordu bu merakını izine gelince giderdik.

Emmi söz verdiği halde, Mehmet Yüksel’e bu işi göstermemiş, biz gösteririz deyip planlar yapıldı.

Gene bu işin doğasına aykırı bir plan yaparak bunu gerçekleştirdik.

Bu işin doğasında arıcıda arılarda streste olmamalı.

Almanya’da damızlık üreticisi ve eyalet arıcılar birlik başkanı Emmi’nin uygulamaları söyle. Bunuda Mehmet Yüksel vasıtası ile öğreniyoruz tabiki, ben soruyorum, suni tohumlamadaki püf noktalar nelerdir, 25 yıldır suni tohumlama yapan Emmi, cevap veriyor.

Koloni hazırlanıp tohumlama yapıldığında o kovanı ben 6 gün hiç rahatsız etmem, yani 6 gün kovana el sürmüyor, biz tohumlanacak kovanı 300 km götürdük, 2 saat sonra bu analar tohumlama girdi, üç dört  saat sonrada alıp  300 km geri getirdik, ertesi gün bir 25 km daha götürüp ağzını açtık. Kolonideki stresi düşünebiliyormusunuz.

 

Efendim bu iş laboratuvar ortamında olur, her önüne gelen yapamaz diyenlere daha önce demiştim bu işi ben her yerde yaparım diye.

Bu sıra bir başka şey duymaya başladım, efendim bu işleri yapabilmek için formüli bilinmeyen bir ilaçtan bahsediliyor, o ilaçlar olur ise bu işi başarırsınız. Formili ver yok olmaz, ben size ilaçı veririm kullanırsınız filan gibi. Madem çok yardımseversin, neden formili paylaşmıyorsun, ingilizce ve tıbbi terimleri bilenler formüli Suzan Cobey’in videolarından alabilir. Biz ilk yıl dezenfektan olarak etrafı zefiran ile temizledik. İğnenin ucunu dumansız oldugu için alkol ile yaktık. Ana arıyla temas edecek parçaları bildiğimiz serum fizyolojik ikle temizledik. Bu yıl sadece seruma bir ilaç karıştırdık, onunda görevi iğne veya cımbız tarafından bir yaralama ve çizilmede enfeksiyon kapmamasına yarıyor.

Mucize formül filan hikaye. Başımızdan bu yıl geçen bir olayı anlatayım, Sadri abi dölleme yaparken spermi taşırdı, tam giremedi. Taşan sperm toplanıp, ana arıya verildi bunun kesinlikle yapılmaması gerekiyor, kurallarda böyle der.

Muhteşem abide dediki, bu kesinlikle yanlış, hijyen bu kadar önemliyse ve taşan sperm ana arıya zarar verecek. İşin garip tarafı o postada uygulamaya giren 4 ana arının en erken yumurtaya başlayanı sperm taşırılanı oldu. Başımızdan geçen bu hadiseler, bizim için ayrı bir öneme sahip. Bu bizim açımızdan acayip bir delildir.

Bakın evin balkonundaki masaya aleti kuruyorum, Enes Emin erkekleri hazırlıyor, Mehmet meraklı bir şekilde yaptıklarımızı izliyor, birazdan Mehmet Yüksel sahne alacak.

 

Bir gün öncesi akşam üzri kafeslenen erkek arılar gene aynı erkek üretimi yapılan kovanla Mehmet’lerin köye taşındı. Erkek arılar kovan ortamından çıktıklarında en fazla yarım saat sonra ölmeye başlıyorlar, suni tohumlamada çok sayıda erkek kullanılacaksa, genelde az az alınıp bittimi tekrar alınıyor, yoksa kenarda beklerken kovan ortamı olmadımı ölüyorlar.

Birde damızlık erkek kovanları sabah veya hava kararıken açmak lazım, günün ortasında erkeklerin uçuş saatinde açarsanız tüm erkekler havalanır ve bir çogu geri gelmez, gelenlerin içine başka bilmediğiniz erkek arıda karışabilir. Bunun içindirki erkek üretimi yapılan kovanlarda siz istemedikten sonra erkek arılar dışarıya gidemezler. Suni tohumlamada elinizdeki kayıtlar ancak böyle sağlıklı bir şekilde korunur, elinizdeki saf kimin kızı, hagi saf erkekler ile sperma kesesi dolduruldu bilmek zorundasınız.

Ben gerekli orandaki spermi topladım, artık sahneyi Mehmete bırakıyorum, ana arı bayıltıldı, pozizyon ayarlandı, sadece yavaş yavaş girilip sperm verilecek, yani top penaltı noktasında::))

Mehmet ana arıya sperm verirken, bu bölümde ani hareketlere dikkat edilmeli, eliniz aletin bir yerine çarparsa, ana arı sakatlanabilir, mesala cımbıza çarparsanız, çarpma degil kontrolsuz dokunma yeterli, ana arının iğnesini koparabilirsiniz, şırıngaya bilinçsiz dokunuz, cam iğneyi kırıyor, onun için gayet sakin olunmalı, daha sonrası zaten aynı soför gibi oluyorsunuz, ilk zamanlarda vites kolunu bakarak degiştiriyorsunuz, hatta debriyaj veya firene bakmaya çalışırsınızya aynısı oluyor. İlk yıl bir sürü iğne kırdık, bu yıl kaç kişi alette çalışmasına rağmen hiç iğne kırmadık.

Penaltı atıları bitti, zaten bu işin en önemli püf noktası, ana arıya girdiniz, sperm verdiniz taşmıyorsa, işlem bitmiştir tam yerindesiniz, zaten açılar tutmuyorsa, kasılma varsa perm gitmez veya taşar, sperm gidiyorsa tam yerindesiniz, işlem tamam yani.

Mehmet dediklerimizi uyguladı, şırınga geri çekilirken baskı alınır, şırınga sperm verme kolu tersine çevrilip ana arıdan çıkartılır, bu hareketi yapmaz iseniz şırınga çıktıgında bir miktar sperm dışarıya boşa akacaktır.

Biz işleri bitirip ana arıları bölmelerine verdiğimizde aletin üzerinde bir işçi arı vardı. Deredini anlayamadık,heralde aleti merak edip görmek isteyenlerden, memlekette alet görmek isteyen o kadar çok meraklı var ki. Hepsine sırası ile gösterilecek.

Suni tohumlam bitti, Mehmet’e birde sperm nasıl alınır onu tarif edip uygulattım. Suni tohumlamada en çok zaman ve dikkat isteyen iş sperm toplamaktır. En ufak dikkatsizlik aldığınız spermi mafeder, ilk başlagıç hepsinden önemli, serum ile sperm arasında 2-3 mm boşluk olmalı(hava), bu boşluktan sonrasi spermi oluşturmak hepsinde zor, bazen bunu oluşturuken en az 5-6 erkek spermi boşa gider, yada seruma karışır.  Erkek tuttuğunuz el kesinlikle yerle temaslı olmalı, boşlukta tutarsanız dengesizlik yapıp sperm yerine mukus denilen beyaz tabakayı çekerseniz ve iğne tıkanır, ayrıca bu beyaz tabakayı ana arıya verirseniz ana arı ölür. Sperm, mukus tabakası üzerinde hafif pembemsi bir renkte çok ince bir tabakadır. Eliniz zaten yerde sabit yavaş yavaş iğneye yaklaştırıyorsunuz, temas sağlandığında şırınga kolunu çevirip spermi çekmeye başladığınızda sperm kesesinide hafif ir şekilde iğneden uzaklaştırmak gerekiyor, yoksa mukusa dalıyorsunuz, hafif uzaklaştırdıgınızda mukus tabakası üzerinde bulunan tüm sperm iğne tarafından acayip kolay bir şekilde vakumlanıp emiliyor. Bunu şöylede izah edebilirim, yumuşak bir şeftali var bunu yerken üstünüzü başınızı ellerinizi mafedersiniz. Bir noktadan emmeye başlayıp, şeftaliye yumulmayıp biraz uzaklaştırıp emmek gibidir, erkek arının mukusu üserindeki spermi toplamak.

Hedeflediğimiz uygulamanın her aşamasını Mehmet Yüksel ile yaşadık.

Eskiden bu akşam uygulama var denildiğinde içimde bir tasa sabahtan akşama kadar acayip gerilirdim. Şimdi ise bunlar benim için sıradan şeyler, yanlız tüm planlar düzgün yapılmalı, erkek arılar doğduktan 15 gün sonra sperm verirler, özel beslenerek yetiştirilen erkek arıların spermi daha çok olur. Ana arının tohumlanacagı gün doğduktan 10 gün sonrası olursa çok rahat giriş oluyor, biz ilk denemelerde 6-7 günlük arıları uygulamaya sokmuşuzbunlar zaten yaşamadılardı.

Ben öğrendiklerimi paylaştıkça, acayip dostlar, arkadaşlar ve imkanlara kavuştum, önümüzde acayip kapılar açıldı, onun için benim hakkımda kimin ne dediğinin önemi yoktur, zaten hakkımda haksız yere olumsuz işler yapanlar ile bir gün hesap görülecek. 10. Gün tohumlanan ana arılara şırıngada zikzak bile yapmaya gerek kalmıyor, daha erken tohumlamalarda, ana arının iğne tarafından 1 mm girdikten sonra, şırıngayı az bir şey ucunu sola doğru kaldırıp 0.5 mm daha giriliyor. Bu zikzakn yapılmadığında gene iğnenin ileri gitmiyor ve ana arının valf denilen parçasını, parçalayıp ana arının ölümüne neden olunuyor. 10. Günde yaptıgımız uygulamalarda  bu zikzak işleri hiç sorun olmadı, yada bizim aletteki açıvalfin altına girip, sperm kanalına doğrudan giriyor.

Hani hep dua ederimya, Yarabbi, bana ne vereceksen, her şeyin hayırlısını ver diye….

Misafirliğimiz ve eğitim o kadar yoğun geçtiki hiç boş duramadık dersem yalan olmaz. Tabiki  aç kalmadıki güzel yemekleri hangi arada götürdük hatırlamıyorum. Mehmet ve babası ve aile bireyleri ile vedalaşıp evimize geri döndük. Sabah 7 de Bolu’ya hareket edildi, 11 gibi Mehmetlerin köydeyiz, akşam 7 gibi dönüş başladı, gidiş dönüş 600 km üstü yol.

Mehmet izin dönüşü Gebze’den geçiyor, bende ne işim varsa gece yarısı onların girdiği park alanındayım::))

Gece 4 gibi, kalkıp otobandaki oto parka girdim, saat 6:30 gibi Mehmetler geldiler, hiç durmayalım yoksa köprüye takılırız dediler. Kısa bir hoş beşten sonra verdiğim hediyeyi enişte Mustafa’dan geri aldım. Nerde kavanoz bulsa bal tutan parmagını yalar diye yalanmaya başlıyor. Kavanozumu yalatırmıyım sana be::))

Özel hadiyelerimizi taktim ettik, inşallah bu hediyeler ileride karşımıza çıkacaktır, Mehmet’e ne kadar teşekür etsem azdır, kendisine o kadar minnettarım bilemezsiniz.

Bal tutan her zaman parmagını yalayamaz, karşıya geçip fotograf da çekebiliyor::))

Dostum Mehmet Yükseli ugurluyoruz, yolunuz açık olsun, yeniden görüşmek üzere güle güle gidin diyorum, Mehmet camı açıp seneye görüşürüzzzz abi deyip basıp gidiyor.

İnşallahhhh……….

Taşımalı eğitimin sonu nasıl oldu diye merak ediyorsunuzdur, bunca stresten sonrası 3 ana arıdan biri bir gün sonra kayboldu. Birisi bir hafta sonra kayboldu. Birisi ise yumurta ayıp yavru kapattı, bununda sağ arka ayağını işçiler sakatlamış, açıp kapatmıyor sürüyerek yaşıyor, bu gibi durumlarda sonradan düzelme olabiliyor, düzelirmi bilemiyorum. Bunların benim için aslında hiç önemi yok, hepside ölse, hepside yaşasa bir şey ifade etmeyecekti, biz kendimizi kanıtlamışız, önemli olan dostum ile nazari bilgilerimiz ile uygulamaları birleştirmekti. Olayın başına dönersek, bir üniversite bir sezon ugraşıyor, toplam üç başarı var, bu kadar karmaşa içinde biz 3 taneden bir başarı, bölmeleri köyde bıraksadım durum mutlaka degişirdi.

Burada bir başka şey payaşmak istiyorum, yeni çiftleşen analarda bu var, fakat suni tohumlama yapılanlar gibi takip etmediğimiz için fark edemiyoruz. Bu olayı ilk olarak ana arı üretim kursunda duymuşltum, o günden sonra daha dikkatli baktıgımda kılavuz yumurtanın ne demek oldugunu daha iyi anladım.

Tohumlanan ana arılar yumurtaya direk başlamıyor, bir iki veya üç beş, yumurta atıyor, sonra ara veriyor, bu ara verme bie ikigün sürebiliyor, peşinden seri yumuta atmaya başlıyor, ilk attığı yumurtalara kılavuz yumurta deniliyor.

Yumurtaya başlamış yeni çiftleşmiş bir ana arı yumurtası kontrol edilirken süt içinde kalmış larvalar görürsünüz onlar kılavuz olanlardır.

İlk klavuz yumurtalar kapanmış durumda kademeli olarak diger yavru durumu devam ediyor.

Bu işi herkes yapamaz ve belli formilli ilaçlar kullanmaısınız , ve ayrıca labaratuvarda olacaksınız diyenler iyi baksınlar, bu denilenleri ters düz etmişiz::)))

Artık kimseye ne verirseniz yemiyor, yeni arıcılar artık her şeyi sorğuluyor, zaten sogulamalılarda. Arıcılıkta saf nedir, F1 nedir bir öğrensek çok şey degişecek.

Bir ilki gerçekleştirdik, taşımalı arıcılık eğitimi yapıldı, sonuç mu?

Yukarıda…………..


Etiketler: , , , ,
Ana arı tohumlama ve dölleme, anaarı suni tohumla, Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »

KRALİÇE TOHUMLAMA VEYA ALETLİ YAPAY ANAARI DÖLLEME

Ekleyen, Ali Türk on 12 Ağustos 2012 – 22:14 -


Bir arıcılık sezonunu  daha dolu dolu geride bırakıyoruz. Bu sezon bal işine hiç girmeyi düşünmüyordum. Bir tarafta ana arı üretimi ve Enes Emin için arılık kurma çalışmalarım, öbür tarafta elimizdeki hatların yedeklerinin alınması gerekiyor, tabi bu iş bayağı bir birikim gerektiriyor. Aynı zamanda çok sıkı bir kayıt tutulmalı, yedeklerini aldığımız ana arıların anaları ve babaları kim bunlar kayıtlarda olmalı.

Bu yıl suni tohumlama konusunda Enes Emin de yeterli bilgileri görsel olarak her turda gördü ve ekibimiz ne zaman uygulama yapsa hep yardımcılık yaptı, bu gün artık, iş başı yaptı::))

Beklediğimden çok iyi. İki uygulamayı Enes Emin yaptı.

Sadri abime bu hafta içi uygulama olduğunu ilettim, günü ve saati verdim katılacağım dedi.

Bundan önceki uygulamadan çok iyi durumda, kendi arılığında çalışmalar yapıp uygulamalar yapmış ve bu gün süperdi.

Geçmişe dönüp bazen bakıyorum bu gün bunu da konuştuk. Bizim dönerci Cahit ustanın dükkanda gece saat 2-3 olmuş bir erkekten bile sperm alamadan dağıldığımız olmuştu. Zerre kadar başarı yok, acayip moral bozukluğu oluyordu, gece ana arı kutularını yerlerine bırak,  mos mor bir şekilde evlere doğru yollan::((

Şimdi öylemi, sistem oturdu, herkesin bireysel başarısı da artı, bilgilerimiz şu an doruğa ulaştı ve başarılarımız %100 seviyesine çıktı.

Bu gün gördüğüm en önemli ayrıntı ise Sadri abi bu iş buraya kadar demesiydi. Daha önceleri o kadar motive ve örnek vermeme  rağmen kendisine güveni tam yoktu. Bu gün artık belki ufak tefek bilmediklerimiz olabilir ama bu iş bitti demesine çok sevindim.

Sadri abi hala aletin üzerinde geliştirmeler yapabilmek için fikirler sunuyor, en eski alet bende bu aletle yapılıyorsa senin son yaptığın aletler dahada süper. Suni tohumlama işi tamamen çalışma işi, siz ne kadar bu işle ilgilenirseniz, kendinizi o kadar çok geliştirip başarınızı yükseltiyorsunuz. Bu iş bana göre her türlü ortamda olur, arabada evinizin bir odasında, arılığın yanında bir baraka veya çadırda, biz bu tür yerlerde çalışıyoruz. Efendim bu iş laboratuvar ortamında olmazsa, olmaz diyenlere duyurulur. Olmazsa diyenlere de ayriyeten her türlü bunu ispata hazırım…….

Geçen yıl ürettiğimiz 3 nolu saf karniol, yavru düzeni süper kaç sefer böldüm, 5 çıta yavruya çıktığında hemen erkek yapıyor.

Geçen yıl üretlen safların büyük bölümünü kışın kutularda açlıktan öldürdüm,  ülkemizde birçok kovan kışı çıkartamadı, biz kutuda saf kışlatmaya kalkmıştık::((

Birazda bol olunca her türlü şeyi deneyebiliyorsunuz.

Tohumlamaya girecek ana arılar bir gün önce, yani 24 saat önce 5 dakikalık bayıltılıyor.

Tabi burada en önemli konulardan birisi, her ruşette numara veriliyor, içindeki kafesli ana arının kafesine de aynı numara verilmeli,bir karışıklıkta tüm ana arıları kestiriyorsunuz. Aynı zamanda bu numaralar kimin kızı ve kaç numarada kim baba kayıt edilmesi çok kolay oluyor.

Bu yıl ilk uygulama 10 adet ana arı soktum, bir tane başarabildik, 9 tanesi bir şekilde yok oldu.

İkinci uygulamada gene 10 tane, gene bir tane başarı::((

Bir ara üç tane Muğla uygulamaya girdi, iki tanesi oldu::((

Ben bu turlarda bir gün önceki bayıltmaları yapmadım, gaz mutlaka ana arıya zarar veriyor ve ana arılar zarar görmesin istemiştim olmadı.

Birde gazı sudan geçirmiyordum, bu iki unsuru değiştirdim başarı anında fırladı.

Ana arıyı 24 saat önce bayıltırsanız ve ertesi gün tohumlamada dolayısı ile yeniden bayılıyor, bu ana arı 4-5 gün sonra yumurtaya başlıyor.

Ana arıyı uygulamadan önce bayılmaz iseniz, sadece uygulamada bayılan ana arılar 8-9 gün sonra yumurtaya başlıyor.

Bir gün sonra tohumlanacak ana arılar bir poşete konulup karbon gazı veriliyor Co2. Gaz verildiğinde önceden hazırlanmış 5 dakikalık sayaç çalıştırılıyor.

5 Dakikalık süre bittiğinde ana arılar hemen  poşetten çıkartılıp sıcak bir ortama alınıyor, çünkü karbon gazı çok soğuk bir gaz.

Yıllar süren çalışmalarımızdaki başarılar katlanarak devam ediyor.

Allah’ıma ne kadar şükretsem azdır, bana çok değerli dostlar, arkadaşlar ve yardımcılar verdi.

Bundan dolayıdır ki, Allah ne verirse, her şeyin hayırlısını versin diye dua ederim.


Etiketler: , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »

SUNİ TOHUMLAMA,ARICILIK VE AĞUSTOS AYI ÇALIŞMALARA DEVAM

Ekleyen, Ali Türk on 22 Ağustos 2011 – 01:18 -

Arıcılık‘ta en büyük hedeflerimi başardım.

İlk olarak ülkemizde yapılmış bir kraçile dölleme aleti’nin yapımına sebep olmuşum. Şu an bendeki alet yapılanların en hantalı ama olsun, Sadri abi yeni aleti görsen elindekini atarsın dedi abi bu alet müzelik atılırmı dedim haklısın dedi. Masamızdaki kullandıgımız aparatlar bile degişip daha rahat nasıl çalışılırsa ona göre dizayn edildi, başta mikroskopun görme muhafazasını çıkardım o bölgede şırınga daha iyi çalışsın.

Asıl hedefim buydu, saf karniol üretebilmek, buna ulaşmak içinde dölleme aletine gerek vardı şu an ikiside tamam.

Bu yılki enson 10 uygulamadan 7 tanesi yumurta attı, hatta yavruları sökülmeye bile başladı.

2 tanesi öldü ve biri hala yaşıyor yumurta yok. Uzun süre yumurta atmayanları öldürüp sperma kesesina bakıyorum sperm var ama ana arının bir tarafına bişi oluyorki yumurta atamıyor.

Ülkemizde üretmiş oldugum ilk saf karniol anaarılar, hemde yerli, başarıyı %100 lere çıkartmak üzereyim. Süni tohumlama teknigi, uygulanarak üretilmiş, saf yerli karniol arılarım.

Çok uzun bir sürecin sonuna ekip olarak geldik. Olayın başından beri yanımda olan Muhteşem abime, daha sonra bu işe dahil olup bizim önümüzü açan Sadri abime sonsuz teşekür ediyorum.

Sizin niyetiniz halis oldugunda, Allah yolunuzu açacak birilerini size arkadaş yapıyor diye düşünüyorum. Muhteşem abim olsun, Sadri abim olsun, bu kişileri ben parayla çalıştırmam mümkün degildi onlar bu işlere benden fazla para ve emek harcamışlardır, sağ olsunlar.

Bu işleri biz yaparken olayın görünmez kahramanı ise Mehmet Yüksel. Mehmet Yüksel olmasaydı başta karniol diye bir arı ırkından ve bir çok uygulamadan hala haberimiz olmayacaktı. Kendisine sonsuz teşekürlerimi sunuyorum.

Bu çalışmalar yapılırken yanımızda bize destek olup, kesin bu işi başaracaksın diyen tüm gönül dostlarına ve bize dua edenlerede sonsuz teşekürler ediyorum.

Bu satırları yazarken acayip bir duygu seli oluştu, dile kolay 3 yıl gibi bir süreç ve başarının gelişi ve mutlu son.

Ben ilk okul mezunu biriyim.

Allah herkesin kalbine göre veriyor.


Etiketler: , , ,
anaarı, anaarı suni tohumla | Yorum Yok »
Forum