ARICILIK VE MEHMET YÜKSEL

Ekleyen, Ali Türk on 26 Haziran 2011 – 22:14 -

Dostum arıcı Mehmet Yüksel bazı işleri dolayısı ile ülkemize gelecekti. İşleri daha önceden planlamıştık hatta iki günde bitermi diyorduk, iki saat bile sürmedi, bu konuda Yusuf Şimşak kardeşime sonsuz teşekür ediyorum.

Mehmet Yüksel gece havaalanından alıp evime geçtik. Gece dört filan yatıldı, sabah saat sekizde telefon çaldı, eyvah dedim Ali Şekerliyi bir önceki akşam arayacaktım, heralde ne oldu diye telefon ediyor. Hemen şekerli abimi aramışım abi ben terminale geldim, doktor beni aldı dedi::))

Hemen Mehmet’in odasına geçtim telefon eden Mehmet’miş, hani derlerya sabah sabah gözüne çöpmü battı diye, az uyu be::))

Sanki acelen ne.

Hmen kavaltı yapıp arılıga geçtik.

 

Damacana kovan incelendi, hatta sabah sabah arkasınıda açtık arı zaten sıgmıyor. Yakında bu damacana patlar.

 

Hacı bıyık altından gülerek pozlar veriyor, hayret hiç nazlanma filan yok.

 

Bu hacıya hasta oluyorum bazı huyları Şener Şen’e benziyor. Güzel espiri kabiliyeti var, fakat Türkçe biraz kıt olunca acayip zorlanıyor.

Arılıkta hatıra fotolarımızı alıyoruz.

Ana arı çiftleştirme kutularım.

 

Hava  gebzede güzeldi bu resimler sabah 9:30 da filan alınmıştır.

 

Yıllardır Mehmet Yüksel ile sanal alemde yazışırız, geçtiğimiz sene yüz yüze görüşme fırsatımız oldu, bu sene ikinciye buluştuk. Arıcılıkta bir çok kişiye rehber olmuş birisi. Mehmet Yüksel sayesinde , arıcılıkta çıta yükselmiştir. Hiç adını duymadıgımız şeyler, günümüzde artık yerleşmiş durumda. Bunların başında, koloni yönetimi, kış arıları, bahar balı, organik asitlerin kullanımı ve tarifi, arı ırkları, damızlık arının önemi gibi sıralayabiliriz.

Bu arılık benim Gebze’deki anaarı ürettiğim yer. Bu arılıkta 70 civarı koloni var, anaarı memelerini beslenmesi, erkek arıların üretimi gibi işlerde kullanılıyor.

Yaklaşık 250 civarı anaarı çiftleştirme gözü bulunuyor.

İlk yapmış oldugum üçlü kutuların ara bölmelerini kaldırıp, 10 çıta alan tek gözlü minik metrolar oldular. 60 tane 10 çıta çalışan anaarı çiftleştirme kutusu.

 

 

Bu kutularda şu an 3-4-5 çıta arı var, son bahar hepsi fullenir ve 5 çıta üzeri gözlerde kışlama sorunu çıkmadıgını gördüm.

Sabah sabah kutuları kontrol ediyoruz.

Arılıktan 09:50 de ayrılıp, İstanbul’a Yusuf Şimşak’ga gidiyoruz.

 

 

Yusuf Şimşak’la zaman ve tarihlerde biraz bocalasakta bir araya gelindi::)

Önce bir hafta önecesi zannedildi toplantı, onu çözdüktü:))

Sonrada ben mehmeti 2 de alacagım dediğimde, Yusuf gündüz 2  zannetmiş.

Muhteşem abiye Ali abiyi arayalım gelirmi filan derken, Trakyalı ekibe katıldı. Zaten Vecdi abi önceden gelmişti, Sadri abi Vecdi abiyi alıp geldi. Anında nasıl bu kadar kişi bu kadar uzak yerlerden gelip, Yusuf’ta toplandı bende anlayamadım.

Arıbakanı forum yönetimi, bir kaç kişi hariç burada. Kabineyi istanbul’da topladık::))

Zaten genelde herkes birbiriyle uzun zamandır içli dışlı, fakat yüz yüze olmak ayrı bir şey.

Muhabbet süper, ordan burdan falan filan derken, ofisin balkonundaki arıya sulananlar oldu. Ben balkona çıkmadım, bu ekip bu balkonu çökertir.

Ümraniyenin ortasında bir işyerinin son katındayız ve balkonda arı kolonisi.

Hemen yemege geçelim dediler bende ohbe yemege gidiyoruz diye sevinmiştim.

İstanbul’un göbeginde bulunan Saim Gürel ancak gelebildi. Yemekteyiz, kebaplar süper gözüküyor.

Yemede yanından bak::((

Yazıyı yazarken bile acayip agzım sulandı.

Kebabp üstüne künefe. Ben bu doktorları bir türlü anlayamadım gitti. Maşallah masada ne varsa silip süpürdü, bana diyorki, senin koloströlün yüksek maydonoz ye.

 

Kader işte, kendisi et yiyor, bize ot önerdi.

Maydonoza gel….

Yemek bitti, çayları arılıkta içelim dediler, arılık neresi köyde.

Hemen yola çıkıldı, belkşi 1 saatten fazla yol gittik ve Yusuf Şimşak’ın yazlıgındayız.

Burası süper bir yer, buda ayrı bir kader, bu malikhaneye ne zaman gelmiş isem, hiç bir meyve olmuyor.

 

Muhabbet güzel zaman akıp gidiyor, çay olana kadar beklenecek.

Etrafa göz atıyoruz, burada yiyecek maydanozda yok be::((

 

Durup duruken balkon yarışası çıkardılar.

Balkon varmı yokmu, beni ilgilendiren konu degil, nasılsa biz bu yarışmada sonuncu oluruz.

Boşuna kasmayın kendinizi bir yerinize bişi olacak rahat olun rahat.

 

Bu arada koca üçbeş körüğü ne zaman yaktı anlayamadım, hadiyin be arılıga dediler. Bu arada yağmur başladı, yagmur altında arılıga gidiliyor.

Şekerli abim taktı körüğe, bizi bogacak, Allahtan hayırlısı.

Arılıktayız ve yagmur yagıyor. Antalya’lı kızlar varmış, onlarda sakin dedi Yusuf, fakat sen ne olur ne olmaz bizim karniol bölümüne geçelim dedik.

Bu sene Antalyadan gelen arılardan bayagı bir oğul problemi yaşandı, hatta oğul almak için iskele bile kurmuşlar, bence buraya vinç sistemi kurulmalı::))

Bir ara yagmur bayağı bir hızlandı.

 

Bu doktorla bir türlü yıldızımız barışmadı gitti, bana bakıyor, bana bakma gudumsüzlük sende. Bastıgın yerde ot bitmiyor, güzelim hava senin yüzünden ağlamaya başladı.

Bı sırada koloniler açılmaya başlandı. Vecdi abi kontrollere başladı.

Yusuf örtü olarak brandaya geçmiş.

Trakyalı gene bir şeyler peşinde, ne yapmaya çalışıyor anlayamadım. Acayip gözlemcidir, onun ayarına gelmeden ne yaptıgını anlamakta zaten mümkün degil.

Bir kaç koloni açıldı, hafiften petek örenler var, kestane balı kokusu var.

 

Saim abi balı kokluyor.

Bu kolonide petek örmeye başlamış. Güzelim kestane balı petek örmeye harcanıyor::((

Bu sırada bir larvalı çıta bulkmamız lazımdı, bulduk.

 

Vecdi abinin oğluna egitim veriyoruz. Çin’de bu işi çocuklar yapıyormuş, yani Ziya’nın yarısı çocuklar larva Transferi yapıyor, Ziya çocuk degil bir genç, kesinlikle Çin’li çocuklardan daha iyi larva transferi yapacak.

Ben Ziya’ya yükleme yapıyorum, bazıları işimi bozdu, yav ustanın işine karışılmaz. Benim ayar işime karışmayın.

Ziya babasına ne zaman larva transferi yapacagım diye şimdilerde hep soryormuş.

Arılıktan çıkılıyor, zaman yok zaman. Birde kurs işimiz var bu sıralar.

 

Tekrar Yusufun yazlıgın bahçesine geliyoruz. Vecdi abi, getirdigi hediyeleri bizim kalfata vermiş, kalfada teslim ediyor ama ben adaletli bir dagıtım yaptıgını sanmıyorum.

Bana yazımı turamı dedi, cevap verdim, tulum peyniri bana kaldı dedi::((

Vecdi abinin hediye getirdigi petek bal, poşet dışından bile mis gibi kokuyordu.

 

Mehmet hadiyelerini kabul ediyor.

En zor olanı ise, Vecdi abi tulum peyniri verdi, bunu 3 ay sonra ye dedi::((

Yav 3 ay geçermi, hem o peynir bozulmazmı be::))

Hediye paketi uygulaması devam ediyor.

 

Gene erzincandan gelen arıcı el demirlerinide bizimki kapmış, bana bir tane zor düştü, hacıya ben ne diyecem şimdi. Hacı arıcı degilmi::((

Süper bir gündü.

Süper bir guruptu.

Süper bir kabineydi.

Süper bir toplantıydı.

Mehmet Yüksel, Ali Şekerli, Vecdi Küçükyılmaz, Sadri Demircioğlu, Yusuf Şimşak, Trakyalı Şenol, Saim Ahmet Gürel, Dr Muhteşem Turunç.

Her şey süperdi, herkese sonsuz teşekür ediyorum.


Etiketler: , , , , , , , ,
Magazin | Yorum Yok »

ANA ARI ÜRETİMİ VE PRATİK TAKİP

Ekleyen, Ali Türk on 24 Haziran 2011 – 07:06 -

Anaarı üretiminde uygulamış oldugum pratik kayıt sistemimi paylaşmak istiyorum. Zaten arılıgımıza gelenler bu olayları yerinde görüyorlar. Ben çalışan biri olarak, acayip zaman sorunu olan birisiyim. Öğlen yemege çıktıgımda bile acil iş varsa arılıga gidip yapılacak işlleri yapıp sonra bir şeyler atıştırıyorum veya akşama kadar aç duruyorum::))

Bu paylaşımdaki resimler dün yemek saatinde çekildi ve o arada yaklaşık 20 anaarı memesi kutulara verilip bir oh çektim. Çünkü iki üç gün içinde elimde 60 adet fazla anaarı memesi vardı, bunlara yer bulabilmek için bayagı bir tırmalamışım.

23/6/2011 perşembe günü tüm memeler yerlerini buldu.

Kayıt sistemim bu sene kutu kapaklarına tarihleri ve ne yaptıgımı not düşerek yapıyorum. Kutu kapagında taş varsa, oraya hazır anaarı memesi verilecek, tahta varsa oradaki anaarı yumurtaya başlamış, bir kaç gün sonrası alınacak, tarih var ve taş ve tahta yoksa anaarı var, sonucu bekliyorum.

Bunları yazma nedenlerinden birisi ise, çarşamba akşamı 4-5 vilayete anaarı yolladım, birisine telefon ettim, anaarılar kargoda yarın al diye, bana diyorki dün meme dagıtıyorum demiştin, ee dedim, bu analar ne zaman hazır oldu::((

Sanki dünkü memeden çıkanı yolluyoz::))

Dün çekmiş oldugum resimlere bakıyoruz.

Bu kutu gözüne anaarı memesi, 12/6/2011 de verilmiş anaarı hala kutu gözünde muhtemelen bu kadar beklediğine göre, çiftleşme işlemide olmuştur, bundansonrası bu anaarının kaybı çok düşükbir ihtimal.

 

Gene aynı gün verilen meme ve kontrolde anaarı yok, taş konulmuş buna acil meme verilecek diye.

 

Gene haziranın 12 de verilen memelerden birisi, yumurtaya başlamış. Bakın hepsi aynı gün verilmesine rağmen yumurta atanı var, bekleyeni var birde kayıp var.

haziran 15 de dagıtılan memeler, hala bu kutuları açıp içerdeki memeleri toplama fırsatım bile olmadı.

 

Haziran 17 de dagıtılan memeler.

Haziranın 17 ve 21 de yan yana kutulara verilmiş memelr.

Yuvarlak 17 yazan memeleri hacı dagıttı, o gün ben anaarı kursuna yetişmem gerekiyordu, işi bitiremedim hacıya devredip, Beykoza gittigim gün.

Haziran 22 de dagıtılan memeler.

İş bitmiyorki, koş koş….

Bu arada bahçedeki karınca ve salyangozlar için ilhami abi kireç tavsiye etti, her tarafımız biraz bu sıra agardı.

 

Burada yapılan kontrolde anaarı görülmüş bekliyoruz.

Bu taşlar, tahtalar süs degil yani::))

Kalfa begenmiyor ama bu işin şu ana kadarki en pratigi.

Elimde şişmiş son 60 memeyi dagıtırken bir tanesi dogdu, bende kutu içine atıp, işime devam ettim, arılıktan çıkmadan baktım anaarı yok, akşam mesayi sonrası baktım gene anaarı yok::((

Keşke diyorsunuz ama arıcılıkta keşkeler yok.

Genede keşke bala bulaştırsaydım, şurubba atsaydım::))….

 

Bu da bu gün dagıttıgım memelerden bir not, ortadaki anaarı nasılsa gözden kaçmış, yavru bile kapatmış, nerdeyse işçiler doğacak, bir önceki verdiğim meme kesikti, bir önceki memenin yavru kapatmnası imkansız.

 

Acil durumlarda bir anaarı çıkıp, diğer memeleri bozmasın diye kafesliyoruz. Bu aslında iyi degil, anaarılar kutu gözlerinde dogmalı.

Elimde kafes azdı, sag olsun Saim Gürel biraz kafes takviyesi yaptı, bu malzemeler artık ülkemizde var, bazıları acayip gazlıyor, bazılarında fiyat gayet makul, araştırmadan yumulmayın, yoksa size yumulurlar yoksa::))

Normal anaarı kafesleride bu memelere göre delinirse olabiliyor ama bu kafesler çok ideal.

 

İş bitti mesayi başlıyorrrr……….

Koş belediyeye::))

 

Tabi kontrollerde böyle durumlarlada karşılaşılabiliyor, çiftleşip gelen karniol f1 anaarı.Birde bu çalışmaların arasına giren telefonlar::)))

 

 

 

karniol f1 ana arı, çiftleşmiş. Ali_Turk


Etiketler:
anaarı, Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »

ARICILIKTA YOGUN BİR HAFTA GERİDE KALDI

Ekleyen, Ali Türk on 20 Haziran 2011 – 10:05 -

 Ana arı ütretimi ile alakalı kursumuzun uygulama bölümündedeyiz. Uygulamada rahat hareket edebilmemiz için arılıgımdan karniol arı götürdüm. Yaklaşık 25 kişiden oluşan kursiyerlerin hiç birisi sokulmadı. Biz zaten arımızı biliyoruz ilk etapta bir çok kişi uzaktan seyredip sonra çıtların ve kovanın başına toplandı. Resimde gördüğünüz gibi bu ara acayip tempodan olsa gerek şavtımız biraz kayık.

Evet bunlar çakma karniol degil, şimdi her şeyin çakması var, arıcılıgı bilmeyen çakma arıcılar bu arıya neler demişlerdi, arılıga bile sokulması büyük hata imiş::))

Şimdi kendileri arıya sokulmaya devam ediyorlar….

Arıcılık dedeyasalarıyla veya babayasalarıyla yapılır ise bu arıyla çalışmak münkün degil, arıcılar önce gelenek arıcılıgını bırakıp, modern arıcılıga geçmeli.

 Arıcılıkta yogun bir hafta dememizin boşuna degil. Gecelergündüzler birbirine girdi. Arıcılık genelde gündüz yapılsada, gece yapılanı işlerimizde var. Bu sene üç sefer Şile Kızılca köye gittik, üçüde gece. Beykozdaki arılarımızı akasyalar biter bitmez kestane kaldırmamız gerekiyordu. Bir gün öncesi gidip kovanları çaktık. Ertesi gün kamyonu götürüp yükledik, gece kızılca köye indirdik ve eve gece geldigimizde 04:00 dü.

Ertesi gün anaarı kursu başladı, kursun ilk akşamı evime gece 23 de geldim, kayınço misafir::))

Ben az yatacam diyemiyorum::((

Hiç 24 de kadar oturmayan kayınçonun oturması tuuttu.

Hemen yatıp, saati gece 01:30 kurdum, hava alanına gidilecek, dostum Mehmet Yüksel’i ben alacagım.

Hava alanına vardıgımda gece  02:00 yarım saat sonrası uçak indi, Mehmetin çıkması, saat gece üçü  buldu, eve gelmemiz neredeyse gene dört olmuştu::))

peşişi peşine 2 gün gece dörtte yattım.

Tabi bu arada izine ayrıldıgımız yazmayı unutmuşum, 3-4 günlügüne izine ayrılmışım.

Ertesi gün Yusuf Şimşak’ta kabine toplandı. Bu toplantı ayrı olarak paylaşılacak.

 

 Kursumuzun uygulamasına hocamız Feyzullah Konak suni tuhumla aletini kesin görmek istiyorum demişti, çünkü kendiside böyle bir alet yapmak için çalışmaları olan birisiymiş. Sadri abiyle görüştüler, bana da bu aletten yaparmısın dedi, Sadri abim neden olmasın dedi ama::)) Muhteşem kalfam araya girip, Sadri abi belgeleri alana kadar aleti teslim etme diye diretiyor::)))

 

Larva tranferi başlıyor.

Uygulamada larva alamayana belge yok….

Burada önemli bir konuya açıklık getireyim, ben hep merak etmiştim hangi larvayı almalıyız, bunu hiç bir egitimde görmedik biz bu işi kendi kendimize buraya kadar getirmiştik.

8-12 saatlik larvalar anaarı üretiminde çok ideal olanı imiş.

Larvayı kaşıga alıyorsunuz ve azıcık sütün içinde larva varmı yokmu onu kestiremeyip görmek için ugraşıyorsunuz, he bu larva 12 saatlik larvaymış.

Çin kaşıgında larvayı çok zor seçiyorsunuz, zaten larvayı gördügünüzde o larva kurumuzur dedi Feyzullah bey.

13 gün sonrası dogmayan anaarı memelerini imha edin, çünkü onlar yaşlı larvalardan oldugundan 13 günde doğamıyormuş.

Ben bir soru sordum binlerce kutusu olan bir işletme hangi gün memelerin dogdugunu kontrol ediyor? diye,  soru biraz havada kaldı.

Alınacak larva kıl kadar ancak vardı.

 

Bizim kalfa bir larva aldı, hoca larvaya bakıyor bunu almayı nasıl başardın, tabi kafadaki büyüteçli gözlügü görmüyor::))

Bizimkide hocam dersi geçtim dimi diye hemen orada işi bağladı gitti.

 Sadri abi arkada sırasını bekliyor, hocam benim gözlerim keskin, gözlüksüz istediğin larvayı alırım diye havasını attı.

Bu arada ben duyduklarımdanacayip etkilenip kursta hocamıza tekrar sorma geregi duydum, bir başlatıcı koloniye 66 anaarı yüksügü verebilirsiniz dedi, bu yaklaşık 8-10 çıta genç arısı olan bir koloni için. Bana göre çok fazla ama dogrusu buymuş. Ben kendi arılıgımda 8-10 çıtalı bir kolonide 26 meme veririm ve bunun bir kaçı tutmaz, ortalama 20 meme yi besletip olayı o kovanda bitiriyorum, hoca bana dediki sizinki çok zengin işi, işin en ekonomik ve verimli boyutu benim anlattıklarım dedi. Bende zaten biz ekonomiden anlamıyoruz, biz hobi anacıyız, herkes gülüyor.

Yakında şu ekonomik boyutu bir uygulamaya koyacam. Az arıyla çok iş.

 Kursun ilk ayagını tamamladık, kursiyerler Saim Gürel kardeşimizin arılıgında bir hatıra fotosu alındı.

 Hafta içi gene bir misafirim vardı. Zafer Anlayışlı abim, ruşetle arı istemişti onları ayarladık. Bu sefer anaarı kestirmeyecek::))

Zafer abi yolun açık olsun sağlıcakla git ve gel. Birde anaarı kutusu verdik çalışır vaziyette anaarısıda çiftleşip yumurtaya başlamıştı.

 Bu sene ilk defa kanola balı ile tanıştık. Trakyada binlerce koloni vardı hiç bir arıcıyı sagımda göremedik. Hatta kanolada arı söndürenler oldu onlardanda ses seda çıkmıyor. Balın rengi aşırı açık, resimde gene biraz koyu duruyor. Üstteki bal kestane balı. Arılıktaki tenekeler donmaya başladılar. Evdeki balı 3 gün 45 derecede beklettiğm biraz kıvam kazansın diye kıvam filan kazanmadı olan bizim elektirik faturasına oldu sanırım, bal su gibi cıvık. Bu ısının faydası bal donmadı.

 Kanola balını, anaarı memesi besleyen kolonilerin beslenmesinde kullanıyorduk. Bu mevsimde donmaya başladı. Birilerinden duyduklarınız yalan yanlış veya palavra olabiliyor, arıcılıkta hadiseleri yaşamak daha güzel. Bakın aynı bal birisi evde donmadı, ısıtılmayanı bu mevsimmde dondu.

Kullanacagımız bal tenekelerini, mum eritmede kullandığımız camlı buzdolabına alacagım.

Alın size bal eritme. Donmuş balı beleşe eritme teknigi::))

 Balı sulandırıp meme beslemenin yanında, anaarı çiftleştirme kutu kontröllerinde gıda sorunu varsa, hemen sulandırılmış balı çıtalara fışkırtarak dolum yapıyoruz.

 Cumartesi gecesi kestanede bala çalışacak son kolonileri götürdüm, son götürdügüm 9 koloni devşirme kolonilerden oluşuyor. Gebze de yatacaklarına kestane balı yapsınlar, kestane balı çok kıymetli, geçtiğimiz sene kilosunu ben 40 liradan sattım. 70-80 liraya satanlarda var.

Aynı akşam Gebze Bal Üreticileri birlik başkanımız Kadir Gürkan beyde arılarını Kızılca köye indirdi.

Koloniler açıldı sorun varmı onlara bakıyor.

Ben çarşamba gecesi kamyonla gelen arıların musluklarını açarken, arabaya yakın olanlar aracın farına uçuş yaptılar söfore arabayı ya ileri al, yada farları söndür dedim, söfer piyasada yok, hacının yanında sıgara içemiyor, hacı ben alayım diye arabaya çıktı, bu seferde el frenini bulmadı, arı o esnada bana sardı, ister istemez kızıyorsunuz, zaten haşat olmuşunuz birde gece iğne ye.

Hacının oğlu gelip ileri kanyonu aldı ama bizde bayagı bir iğne yemiştik, kalan kolonileri açtım, o karmaşada bir kovan atlanmış.

Bu akşam gittigimde olayı fark ettik 30 çıtada çalışan bir koloni, komple sönmüş::((

Küçük bir detay veya ihmal, yorgunluk, dikkatsizlik, sıgaranın faydaları ne derseniz deyin, zayıf arı olsa kesinlikle sönmezdi, çünkü üç katın içinde dünya alan vardı, üç günde koloni bu şekle gelemez.

Koloniler açıldıktan sonra kesinlikle yeniden kontrol edilmeli. Ben eşekten düştüm, siz düşmeyin, eşekten düşen, bir daha çok zor düşermiş.

 Osman Efe Gürkan;

Sünnet düğünündeyiz. Kadir Gürkan beyin oğlu.

Yav bizim çocuklugumuzda köye davulcuyla bir zurnacı gelirdi, köyün altından bir girerlerdi, elinde çantası olan adam eve girip, budamamı, aşılamamı, ucundan azıcık alıp hemen başka eve geçilirdi, bazı çocukları yakalamak için enderde olsa safari olurdu.

Birde şimdiye bakın, oh be, padişah maşallah::)))

 Kadir bey dün gece Kızılca köydedi, şimdi Eskihisar köyü, kapatan köşkünde misafirlerini karşılıyor.

İnşallah oğluyun, damatlıgını hatta torunlarınında sünnet cemiyetinide görürürz sayın başkanım::))

İyi dua ettim hani::))

Hemen buradan yigenimin düğününe geçiyoruz, yav yaz günü size ne oldu, güzelim kış günleri duruken şimdimi evlenilir.

 Yakup Baştürk;

Yegenim 19/06/2011 günü dünya evine girdi.

Dayı olmak zormuş, bir yerden yaşlandığınızı fark ediyorsunuz, daha dün bunlar çelik çomak oynuyorlardı, hayret büyüyüp evlenmişler bile::))

Başka zorluklarıda var dayılıgın, yok sandığın üzerinde oturanı indir, yok kapı açılmıyor onu aç, sanki çilingiriz. Sanki memlekette başka dayı kalmamış::))

Hele şükür gelini dışarıya çıkardıkya gerisi kolay, hadiyin damat evine.

Merasimler bitti artık gelinle damadı evine yolcu ediyoruz.

Damadın sadıcı, abi hep damadı çektin birde beni çek dedi. 

Ayıpsın dur birde seni çekeyim, resim alıp postaladık, dünya iş hafta arasına sarktı, ama::))

Oh be kurtulduk::)))

 


Etiketler: , , , , , , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi, Magazin | Yorum Yok »

ARICILIK VE ANA ARI YETİŞTİRME KURSU

Ekleyen, Ali Türk on 20 Haziran 2011 – 06:51 -

İstanbul Arıcılar birliği ve Beykoz ilçe tarım müdürlüğü girişimleriyle, geçte olsa izin alınıp ana arı üretim kursu başladı. Biz yaklaşık 1 yıl öncesi bu kursa katılmak için diğer kursiyerler gibi müracaat etmiştik.
Bakanlığın bize tain ettiği hocamız, Ordu’lu.
Feyzullah KONAK.
Kendisi Ordu arıcılık araştırma kurumunda Müdür.
Yeni yasaya göre kendisinin söylemine göre enstitüsü kaldırılıp şube oluşturulmuş.

Feyzullah bey saha çalışmaları yapan birisi, yaklaşık 400 kovanla arıcılık yaptıgı günleri anlattı. Arıcılığın bir çok temel sorunlarının altında ana arı yatmakta bunda hepimiz hemfikiriz.

Feyzullah bey arıcılıkta aşağıdan yukarıya yada yukarıdan aşağıya her şeyi bilen birisi, başarının tepeden alınan kararlarla değil, aşağıdan yukarıya doğru düzelme ve iyileşmelerin olacağını söyledi.
Kursta karşımıza çıkan en büyük sorunlardan birisi, ıslah ve damızlık konuları.

Ana arı kursunun başlatılmasında başta Onur ve Bahri beylerin emekleri çok fazla.

Feyzullah beyde inşallah son noktayı koyacak.

Kursta anaarı üretminde en çok lazım olan erkek arılarla damızlıkların, akraba olmaması çok güzel işlendi ve anaarı üretiminde bu konu çok önemli.

Kursiyerler eğitimden gayet memnun, inşallah hocamızda bizden memnun olur.
Hocamıza yaptığımız çalışmalardan bahsettik, yapay tohumlama aletini çok merak etti bu akşam götürüp makine yi göstereceğiz. Kendileri de suni tohumla cihazı yaptırmak gibi projeleri varmış.

Eğitim bitti dağılıyoruz, bahri beye Vecdi abiyi gösterdim, arıcılığı çok ileri derecede iyidir diye::))
Bahri beyde espiri yaptı, derste şekerleme yapıyordu , demek ki konuları biliyor diye::))

Sonrasında Herhalde Vecdi abiyi boğazda yemeğe götürdük::))
Çok yogun bir haftayı geride bırakıyoruz, arıların taşınması ve arada kabinenin İstanbul’da toplanması, daha sonra paylaşılacaktır.

Etiketler: , ,
anaarı | Yorum Yok »
Forum