ARICILIK VE GEZİ, AYDINCIK’TA DOĞA SANKİ CENNET

Ekleyen, Ali Türk on 11 Kasım 2012 – 20:54 -


Mersin aydıncık, güzel bir sahil kasabası yada ilçe, bana göre köy güzelliğinde bir yer. Bu resimler 1 ve 2 kasım 2012 tarihinde çekildi.

Aydıncık geçimini seracılıktan yapıyor, ne yazık ki son zamanlarda masraflar artıp ürün para etmediğinden yakınılıyor. Bir cam sera 40-50 bin lira arasına oluşturulabiliyor, bu yatırımın karşılığı şu an yok, zarar ediyorlarmış.

İlçede evden çok cam sera var ve başka yerlerde üretimlerin bitmesi bekleniyor, yazın sebze para etmiyor, şu an Aydıncık’ta salatalık 10 kuruşa ve kimse almıyor.

Para etmeyen salatalıklar, inekler ve keçilere veriliyor. Bu salatalar maalisef para etmiyor, burada 10 kuruş, biz şu an Gebze’de 1,5 ila 2 liradan salatalık alıyoruz.

Seralarda salatalık fideleri ekilmiş ve kışın üretime hazırlanılıyor. Daha önce 20 liraya aldığımız ilacın kilosu şu an 800 lira oldu diyorlar. Üretimlerde tohum ve ilaç altın gibi pahalı.

Tulumbalar da minicik bir motor var, çalıştığında hızlı bir şekilde ilaç veya gübre fidelere verilmeli.

İnşallah bu kış emeklerin karşılığı alınır. Bu fideler 30 ila 40 gün sonrası hava durumuna göre ürün verecekmiş. Havalar sıcak giderse erken üretime geçiliyor.

Aydıncık’ta fındıklar püskül vermiş durumda, tarih 1 kasım 2012.

Yabani keçi boynuzları çiçeklenmiş, arılar sanki oğul gibi ses çıkartıyordu.

Buda aşılı keçi boynuzu püskülü, bunlarda beş on güne çiçeklenecek.

Keçi boynuzları nektar kaynağı ve şu an bal akımı var.

Burada bu çiçeklerden çok var, her tarafta bu çiçek var, adı ne dedim sarı çiçek diyorlar. Yaklaşık 2 ay açık kalacakmış. Arılar polen topluyor diyorlar ama incelediğimde arılar hortumlarını sokup çıkartıyorlardı, bence balda topluyor.

Arılar keçi boynuzu kadar olmasa da her çiçekte bir arı vardı.

Sarı çiçekler.

Sarı çiçeklerin yakından çekimi.

Buda biraz uzaktan her tarafta bu çiçek hakim.

Püren yeni açmaya başlamış, sahilden yukarıya doğru kademeli bir şekilde açmaya devam edecekmiş.

Kuraklıktan açamayan pürenler, yağmurdan sonra coşmuş. Ben bu haberi yapmadan gelen haber ise ilçeye çok şiddetli şekilde yağmur yağmış, metrekareye düşen yağış 200 litre deniliyordu, tüm bitkiler uzun kuraklıktan sonra yeniden baharı yaşayacak.

Malta erikleri açmak için gün sayıyor. Gerçekten yurdumuz cennet ama bunu her konuda  değerlendiremiyoruz.

Her evde bir kaç keçi var. Mutlu keçiler, insana acayip yakın, ilgi bekliyorlar, bu kadar meraklı keçi yeni görüyorum.

Bir başka evde gene meraklı ve mutlu bir keçi. Tanıdık mı geliyorum bilmem ki::))

Bir başka keçi daha, biz geçiyorduk sanki güle güle diyor::))

Aydıncık ve soğuk su. Bu su saniyede 600 litre akıyormuş. Yerden çıkıyor kendi kendine. Tarihte üç sefer kesinmiş yani hiç akmadığı zamanlar olmuş. Birisinde  bayağı sürmüş, ikincisinde bir kaç gün akmamış, en son bir gün hiç su gelmemiş. İlginç bir durum. Resimdeki boru ile buradan geçmişte Kıbrıs’a su verilmiş.

zıraat mühendisi muhammet pak

Aydıncık ziyaretimizde bizi yalnız bırakmayıp, gezide yardımcı olan kişilerden biriside ziraat mühendisi Muhammet Pak.

Kendisinin Aydıncıkta iş yeri var. Biltek isimli firmasıyla buradaki seracıların dertlerine derman olmaya çalışıyor, ajandasına bir göz attım, bir sürü organik asitlerin formülleri vardı, zannedersem özel karışımlar hazırlayabiliyor..

Ormanlarda bu görüntüye çok rastlıyorsunuz. Binlerce ağaç bu şekilde açılıp, poşet takılmış, ağaç başına 400 gr reçine veya çam sakızı toplanıyormuş, yanılmıyorsam 30 bin ağaca bu işlem yapılmış.

İlgimi çeken bir görüntü, tek yerli arabamız dı artık yok, bir köşeye askılanmış yatıyor. Anadol kamyonet.

kara fahri

Fahri kara, lakabı ise kara Fahri, arkadaşım Ekrem’in babası. Askerden sonra ben burasını ziyaret etmiştim hesap ettik yaklaşık 26-27 yıl olmuş. Fahri abi hala dinç.

Uzun yıllar bu mahallenin muhtarlığını yapmış ve bir kaç kez tekrar ettiği bir söz vardı. Allah kimsenin güvenini yitirmesin kaybetmesin diyordu. Kaç sefer muhtar seçimine girmişse sonuç acayip, 1800 seçmenin tamamının oyunu almış.

İnsanlar güvenlerini yitirdiklerinde piyasada değersiz oyuncak gibi oluyorlar.

İnsanların dostu da düşmanı da bana göre olmalı.

Ben herkesle dost ve arkadaş olurum bana göre yanlış, tarihi inceliyorum, rahmet peygamberinin bile bir sürü dostu yanında düşmanları da vardı.

Toplumda herkesle dost olacağını sananlar var, acayip gülünç durumlara düşüyorlar, sadece sokak köpekleri herkese kuyruk sallar ve herkesle iyi geçinmeye çalışır, tekme atarsın taş vurursun hala kuyruk sallar. İnsanların olaylar karşısında duruşları önemli, zaten buna şeref deniliyor. Bir kangal köpeğine herkese kuyruk sallattıramazsınız. Bu köpeğin bile bir asalet ve duruşu vardır, tabiki düşmanlarına karşı.

Fahri amca defalarca , söylediği söz Allah kimsenin güvenini kaybettirmesin diyordu. Hala acayip sevilen ilçede etkili birisi.

Fahri amcanın arıcılık edevatların dan birisi, özel yaptırmış kovan içinde biriken çöpleri tırmık gibi çekip atıyormuş.

Muz meyvesi, Aydıncık’ta her evin bahçesinde tüm meyveleri bulursunuz. Yemelik satmıyorlar, elmamı lazım, dik üç beş fide, portakalmı lazım ik üç beş fide, mandalinmi yetişiyor,dik üç b eş fide ve acayip bir bahçe çıkıyor ortaya, burada yetişmeyen meyve ve sebze yok, her şey oluyor, son zamanlarda avakoda meyvesi ekmişler henüz meyve vermemiş.

Bir yıl öncesi aşılanan greyfurtlar, meyveden yıkılıyor.

kara fahri

Fahri amcam bana ne ikram edeceğini bilemiyor. Bunu ye bunu ye, yav nereme yiyeyim.

Unutturma giderken bahçeden bir sandık paketleyeceğiz  diyor.

Ekrem’in kayın biraderi.

Ve kayın babası, alışmayınca bayağı zorlanıyorsunuz, tabaktaki murt, yada yaban mersini. Normalde yaban mersini siyahımsı oluyor bu aşılı sı. Her bahçede bulunuyor.

Ekrem’in kayın babasının arıları, 50 kovan arıdan 15 filan arı kalmış, ülkenin en sıcak yerindeki kovan girişlerine bakın. Yazın arıları yaylaya da kaldırmamışlar burada arılar yok olmuş.

Malzeme sandığında her türlü malzeme var, eşek arıları burada da sorun.

Bir teyze beni görünce toparlanıyor, yav ben senin oğlun yaşındayım desem de utanıyor, saçlarını kapattı, ayağa kalktı, bu bizim kültürümüzde hep vardır. Anadolu geleneklerinden bahsediyorum, şimdi gençlerden su istesen yerinden kalkmıyor, eski topraklar bir başka be. Zeytin topluyormuş teyze ve bu yıl 10-11 kilo zeytinden bir kilo yağ çıkıyormuş, kimse memnun değil, normalde 6-7 kiloda bir kilo çıkması gerekirmiş, demek ki kuraklık bunu da yapıyor.

Benden çekinip utanan teyzeye bakın, şimdi ben utandım, rahatsızlık verdik diye, el alemin bahçesinde ne işin var dimi.

Ekremin annesi, komşu diyorum aslında hepsi birbirine akrabalar banada diyorlar ama ben unutuyorum. Zeytin toplayan mesela Ekrem’in amcasının karısıydı, hepsi yan yana köyden gelip yıllar öncesi buraları mekan tutmuşlar.

Bu teyze bize bazlama yaptı, sıcak bazlamanın içine yağlı keçi peynirini bir sardık dürüm gibi, bizde buna sıkma derler dedim bizde de aynısını diyorlar dedi, zaten birçok şey tutuyor.

Bizim kalfa bu sıralar gül mül uzatıyor bize.

Gül yenilir mi içilir mi, ne yapayım gülü beya.

Şıracının şahidi,bozacı misali, Yusuf Şimşak’ta kalfadan tarafa olmaya başladı, diyor ki gül reçeli yaparsın. üç kuruşluk güle git, 3 lira ver şeker al reçel yap.

Bir politikacımız vardı, kendim için istiyorsam namerdim filan derdi::))

Üst resimde kendim için yemiyorum bilesiniz, sizin için nelere katlanıyoruz be::))

Bizi bahçesine sokmaya korkanlar adına, bir şeyler yemek ne kadar zor.

Her taraftan yiyecek fışkırıyor hangisini yiyeyim.

Yaban mersinleri, murt. Yerel ismi murt. Acayip faydalı bir meyve.

Yemekle olmuyor, biraz toplayın götüreyim, çoluk çocukta tadına bassın dedim, içlerinden diyorlardır bulduk belayı diye::))

Firenk meyvesi dediler. Benim bildiğim çöldeki kaktüs bu::))

Meyvesini direk tuttunuzmu dikenleri batarmış, aman tutma dediklerinde men meyveyi kopartmıştım bile, nasıl yenileceğini ise onlar tarif edip hazırladılar.

Dışına dokunmama özen gösteriyorlar, ben tuttum ama kaşındırmadı, dikenleri çok kaşıntı yapıyormuş.

Tadı güzel ve böyle çekirdekleri var.

Hayret burada hurmada yetişiyor, gerçekten burası cennet yav::))

Ekrem tırmanıp, olmuşları topluyor, birde cumaya gidiyoruz ha, kimin bahçesi belli değil götürdük hurmaları::((

Bir başka bahçede hurma ağacı yere yakın ben bu sefer foto aldırıyorum.

Portakallar mandalinalar olmuşlar, yeşilleri bile tatlı.

Nar acayip verimli, cinsi hicaz.

Taze limonlar, acayip sulu.

Seyahat bitip eve geldiğimde tezgaha serdim yiyecekleri, 26 çeşit yiyecek türü vardı, ne ararsan var. Bu resimi niye en son paylaşmıyorum, haberin sonuna kadar yiyecekler unutulsun, bu sıra çok mahalle baskısı var, kalfayla Yusuf birlik oldu, Vecdi abi çekimser kalıyor, ben tekim, Zafer abi akşamları aç şu msn yi::))

Maşallah şu güzelliğe bakın.

Konya Akşehir de mola verdik, camdaki resim güzeldi, yiyecekten bahsettiği için bunuda burada kaynatıyorum, hoca eskiden gözlemeyle ayran yermiş, kola ve nescafeye sıcak bakmıyor.

Neyse yeniden aydıncık’tayız.

Arılarrr.

Bu yıl ülke çapında kuraklık hakimdi. Bayramdan önce yağan yağmur ilaç gibi gelmiş buralara. Arka planda pürenleri görüyorsunuz. Yeni açmaya başlamışlar ve arı konmuyordu.

Tarsus’ta bulunan Halil Güneş mersin gezimi duyduğunda abi arı getireceksen balını süz getir arılığımız da senin için her zaman yer var demişti. Bende bu ne diyor demiştim. Harbiden bu görüntüleri görünce Halil Güneş haklıymış. Arılar şu an keçi boynuzundan bal çekiyordu.

Körüksüz bir kovan açıyoruz, durumlara bir bakalım.

Arıların son durumlarına bakıyoruz, yavru durumu bu arının bana göre düşük. Bal geliyor yavaş yavaş bloke başlamış.

Resmi dikkatli incelerseniz, yavru çıkan yere bal konuluyor.

Bir tarafta kar yağmaya başladı, bir tarafta bu görüntüler en az bir iki ay devam edecek diyenler var.

arıcı ekrem kara

Akdeniz arısını böyle maskesiz tutabiliyorsunuz yani::)))

Ne kadar sakin arıymış be…

Nasıl burası gerçekten dünya cenneti dimi?


Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »

ARICILIK VE HAYAT

Ekleyen, Ali Türk on 24 Eylül 2012 – 11:28 -


22 Eylül 2012 tarihinde Enes Emin Motorsiklet ehliyet sınavına gitti. Bende önce Ovacık köyündeki Zaim abilerin villaya ugradım, Zaim abi tatilde, Raşit abi Bulgaristana gitmişti, dolu dolu geriye gelmiş.

Raşit bey bir kaç kovanım olsun olsun derdim diyor ve bir kaç kovanı oldu.

Daha sonra tekrar düşünmüş, düşünmek nasılsa beleş, ve kararını degiştirmiş, Raşit beye göre bir hobi arıcı 30 kovan bakmalıymış. İçimden yuh yani dedim, bizim doktorda bir ara bir hobici 100 arıya bakmalı diyordu, 40 tanede kalbini yırtmıştı::(((

Daha sonrasınbı biliyorsunuz, ayağa kalktığında beni çagırıp, bana 10 kovan bırak gerisini götür dediğni daha dün gibi hatırlıyorum.

Raşit beye hayırlı olsu, youlun açık olsun demekten başka elimizden bir şey gelmiyor.

Bulgaristandan bir araba dolusu demonte kovan getirmiş, seneye yavaş yavaş monte edilip arı doldurulacak.

 

Raşit beye verdiğim F1 karniol arı, bu arı felaket çalışıyor, kaç sefer yavrusunu aldım, genede 90 çıtada dedi, kovanı bir açtım arı zoraki çalışıyor, habire aralara boş ham çıta girmiş, dedim aman artık boş girme geceler sogumaya başladı yavrular bir çıkana kadar beklemesini söyledim, havalar her an bozabilir.

Pürenler bu yıl çok geç kaldı, bir çok kişi zamanında açtı desede geçmiş yıllarda çok erkenden bazıları açardı.

Resimde püren poleniyle gelmiş arılar gözüküyor.

Arılar zannedersem nektar bulamıyor hala hırçınlık yapmaktalar.

 

Polenli arı. Püren pembe fakat püren poleni krem rek oluyor.

Raşit beyin yeni yemlikleri, Bulgaristan’dan getirmiş. İşçilik süper.

Kovan düz bile olsa, verdiğiniz şurubun tamamının alınması için yemlik içine eğim düşünülmüş, bizdeki bazı yemliklerde kovan geriye yatık oldugunda geride kalan şurup ekşiyip bozuluyor. Minicik detay, aslında çok önemli.

Bunlarda yerli yemlikler. Raşir Adiloğlu’a başarılar diliyoruz::))

30 Koloni ha::))

Sonra geçiyoruz Zaim abinin bahçeye. Yazın yiyip attığımız kavun çekirdeklerinden biraz ekmiştim, ilk kelegide yemiştim bunlar sonradan yetişenler. Hayret etmemek imkansız, iş olsun diye yapılan işten mahsül çıktı. Seneye 2 dönüm bostan ekiyorum, kavun karpuz domates biber::))

Şunlara bakın, tam turşuluk kelek olmuşlar.

Bir sürü minik kelek var. Seneye Zaim abiden habersiz bu bahçede işlem yapacağız::))

Villaların bekçisi Hüseyin abimiz, oldukça çalışkan. Zaim abinin bahçeyi otlardan temizledi, Zain bey doğal seviyor, orman gibi dursun diyordu, onun haberi yok, bahçe temizlendi, 3 romork ot çıktı.

Hüseyin abi otları yüklerken.

Balk bahçemde yeşil sogan yetiştiriyordum, yeni bulduğumuz bıcılı soğanlarıda gözlemlemek için yan yana diktim. Görüntülerde sizde göreceksiniz acayip fark var. Bir arpacık ekiliyor, yerli soganımız bu.

Soldakide tek arpacık sagdakilerd tek ekildi. Bıcılı soğan yeşermeye başladıgında sanki 4-5-6 arpacıkmış gibi filiz veriyor. Fark acayip belli, birisinde üç yaprak filiz var birisi bir tutam oldu. Sizin tek diye gördüğünüz arpacık içeriden 4-5-6-7-8 tane fakat yeşerdiğinde görünüyor, bu yeşerenler büyüyüp kuruduğunda altta ayrılıp bir sürü arpacık oluyor. Yapraklarını kOparıp salata yapmaya devam edecegiz::))

23 Eylül pazar günü pürenlik alanları bir dolaştım, bir çoguna tekme attım, acayip polen yozu çıkıyor. Eskiler derki pürene tekme vurun toz çıkarsa bal verir, toz çıkıyor ama henüz bal yok. Nerden anlıyoruz, arılar bal bulsa sakinler hala acayip hırçın, kapagı aç fırlıyorlar.

Renk renk pürenler, kendi aralarında renk tonları var.

 

Aynı ocagın bir tarafı açmış, önümüz açık degil. Ocaklar bile birbirine sanki hava yapıyor.

Yeni bir foto makinası aldım hala tam çözemedim, en büyük sorunda videosu movi. Çeviri programlarında 5 dakikalık video yarısı uçurulmuş olarak karşıma çıkıyor.

Normal ayarda çektiğim bir resim, tepe yaklaşık 600 metre filan uzaklıkta, zumladığımda sanki yanına gitmişin gibi yapıyor, alt resimi zumlayarak çektim. Titremeler acayip önemli, makina sabitlenip çekilmesi lazım.

 

Zumlanmış hali, birde makina sabitlense daha iyi resim olacak. Eski makina bayagı bir dağıldı ama hala çalışıyor, Yusuf Şimşak’gın arılıkta videoları eski makinayla çekmiştik. Yeni makinaya alışmam bayagı bir uzun zaman alacak.

İşçi arılar pürende nektar topluyor ama bunlar henüz kovana yansımadı. herhani peteklerde agarma ve püren kokusu oluşmadı.

Yağışlardan sonra gerçi daha 2-3 gün geçti, bundan sonrası güzel olacak inşallah.

Püren polenine bulanmış bir işçi arı. Kış arılarını oluşturacak yeni işçiler doğacak, kışlık ballarını çıkartacaklar. Ruşetlerin büyük bölümünde sorun var, bir çogunun nufusları iyice azalmış onaları dengelemeye başladık, artık arkadaşlarımızda olsa kimseye ana arı vermiyorum, sezon bitti. İnşallah seneye daha iyi bir başlangıç yapmak istiyoruz. Dolayısı ile ruşetlerimin sağlıklı kışa girmesi lazım. Şu an ruşetin ana arısını alırsam bu ruşete ne zaman ana arı kazandırırız bunların hesapları bir türlü tutmuyor, son posta ana arıların bir çogu çiftleşme uçuşundan dönemiyor.

En son bizim engelli saf  ana arıyı bir ziyaret edelim dedik. Vecdi abim demişti, kanatsız anaların kızlarıda kanatsız olur diye. Bunun için diyorlar, anasına bak kızını al diye, ana arının doğuştan kanadının biri yoktu, kızlarının birisi işi abarttı, iki kanat birden yok, varroa mücadelesinde bayagı geç kalınmış, bundan sonra varroa mücadelesine başladık.

Havaların ısıları geceleri biraz düştü, gündüzler 25 derece üstüne çıkıyor, inşallah pürenden bu yıl bir şeyler bekliyorum, bu beklentilerim dolayısı ile bala çalışan arıların mevcutlarına dokunmuyorum, yoksa param parça edecegim, bir sürü zayıf ruşete takviye gerekiyor, son ana kadar sabredecegim.


Etiketler: , , , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »

ARICILIK VE KASIM AYININ SON PAYLAŞIMI

Ekleyen, Ali Türk on 30 Kasım 2011 – 22:38 -


Arıcılık ve kasım ayı bitti ve son paylaşım. 2011 Eylül ve kasım ayı acayip serin geçti. Önümüzdeki hafta sıcaklıklar nihayet yükseliyor, hatta pastırma sıcakları diyen bile var bir hafta 15derece üstüne çıksın acayip iyi olacak her yer kocayemiş. Hatta o soğuklarda kocayemişten nektar alan bambus arısı gördüm, nektar var, hava musade etmiyor. Bu resimler 26 kasım 2011 de alındı.

Bu seneki Öğretmenler günü bize 4 ilk öğretim okulu ve ilçe milli eğitimi, başkan yardımcımız ile müdürüme düştü. Bende onlarla okulları gezip kutlamalara katıldım. Bu resim acayip geldi bana ne biçim hayal gücü varsa, birde resimde arı olmasımı etkiledi bilemem. Dilara Doğrul 5/A sınıfı öğrencisine ait. Yaptıkları hoşuma gitti.

Bu seneki pürenlerin hali, hala açmaya çalışanlar var, açık var, açıp yananlar var.

 

Komşu arılık, bu sene çok yakınıma bir arı indirildi, muhtara söyledim abi niye izin verdin koca orman gidip başka yere koysaydı diye. Muhtarımız hemen kaldurtayım dedi, dedim artık olmaz, adam zaten atıp gitmiş, bizde bu işlerin ne zorluklarla yapılığını biliyoruz, izin verilmemiş belkide bilmeyerek indirdi diye düşündük, benim arılara 100 metre yoktur aramız.

O kadar gelip geçtim bu hafta dikkatimi çekti, kovanların birinde saç gördüm, arabayı durdurup gidip baktım. Kovan katına havalandırma konulmuş, yola giderken sürgüyü açıyorsun, bu sistemi ilk defa gördüm, güzel bir düşünce. Birazda videosunu aldım.

 

Zaim abinin fotojenik resimleri, 333 veya patates diyorsunuz böyle güzel fotolarınız oluyor. Birleştirdiğimiz koloniden görüntü.

Geçen hafta anasız bir kovan videosu vardı, o kovan arılıkta karıştı ve başka kovan götürmüşüz.Suç hacıya ait, bu kovan gidecek diye işaret olarak kovana taş koymuştum, taşı alıp başka kovana koymuş::((

26 Kasım cumartesi günü arılıktan anasız koloniyi alıp, zayıf koloniyle birleştirdik. Ormana giderken yanıma kek almayı unutmuşum, birleştirilen arının anasını kafese koydum, kek olmayınca yolda lokum alıp, kek yerine lokum bastım, biraz sert gibiydi. Zaim abiye dedim ki hafta içi keşiflere gider köylere. Abi köye geldiğinde bu kafesten ana arı çıkmadıysa açıver.

 

Zaim abiye bir şey dediysen peşini bırakmaz, dedi ki kaç gün durmalı,2-3 gün olur. Dün arıyor işten kaçta çıkıyorsun, gelip seni alacağım gidip arıya bakalım ana arı çıkmış mı?

Abi gece gece ne işimiz var filan, orada yemek filanda yeriz, bahara herhalde başka bir tiple çıkacağım.

Zaim abinin çocukluk arkadaşlarından, Nihat abide yanımızdaydı. Bu sefer 3 çeyrek emekle yemek işini kapattım, bizim kalfadan yeni bir diyet proğramı almamız gerekiyor.

Gece gece kovanı açtım ana arı çıkmış kapatıp geri geldik ana arının akıbetini hafta sonu göreceğiz.

İlginç bir fındık hikayesi.

Facede bir arkadaş devamlı soruyor, Ali bey bana ne ırkı önerirsiniz. Ben cevap vermiyorum. Aradan biraz zaman geçiyor, gene bu tür sorular, dedimki bana telefon numaranı ver. Konuştuk, dedimki sana baharda 3-4 çıtalık bir arı vereceğim, kendin gözlemle sonra karar ver. Bu seferde yav olumu filan dedi niye olmasın ki, olmaz helalleşeceğiz, borcumu söyle paranı yollayayım, abi ne parası durup dururken filan derken, dedim seneye bir kaç kilo fındık yollarsın olur biter dedim.

O zaman adresini ver, fındığı hemen yollayacam dedi, hani derlerya çattık diye. Al sana adres, fındıklar geldi, gündüz aldım bir poşet doldurup belediyedeki mesayi arkadaşlarımada ikram edip, fındıkları test ettik.

Kendisi belki istemez diye ismini yazmıyorum. Şimdiden 2012 yılına girdik, peşin alıp hemde borçlanarak::))


Etiketler: ,
Arıcılık Bilgi Merkezi, arıcılık ve sonbahar | Yorum Yok »

ARICILIK VE KASIM AYINA GİRİLDİ

Ekleyen, Ali Türk on 04 Kasım 2011 – 11:44 -

Püren ve arı.

Arıcılık ve son bahar dendiğinde bir çok bölgede püren çok öne çıker.

Püren bu sene geçmiş yıllara göre çok geç kaldı, buna geç yağan yağmur neden oldu, yağmur yağmasaydı, tüm pürenler açamayıp kavrulup çiçeklerini açmadan dökecekti. Püren balı almak ise mümkün degil. Pürenin açmadan havalar soğudu, bir kaç gün  ara ara nektar gelmiştir fakat 5-10 günlük püren nektar akımı bu sene hiç olmadı. Bu resimler 20/10/2011 tarihinde alındı, o gün çok güzeldi.

Püren resimleri. Bu resim 03/11/2011 tarihinde alındı. Hava sıcaklıgı köylere gidiş satimle dönüş saati arasında 7 ile 9 derece arasındaydı. Yolumun üzerindeki arılara uğradım, arı uçmuyordu, tek tük gidip gelenler vardı.

Püren, yılgın, funda resimleri. Pürenlik alanların genel görünümü. Bir taraftan daha açacak pürenler varken, açılanlar var geçenler var. Kendi arasında pürenler degişiyor, zaten renk tonlarınıda görüyorsunuz.

Koca yemiş ve meyvesi.

Koca yemiş ve meyvesi yan yana. Bu resimde 3/11/2011 tarihinde çekildi. Kocayemiş geçmiş senelerle kıyaslandığında tam zamanında açtı denebilir. Kocayemişlerde aynı agaçta bile bazen kademeli açabiliyor. Resimi dikkatli incelerseniz, meyve çiçek ve açması yaklaşan bir başka salkım göreceksiniz.

Çiçeklenmiş kocayemiş, davulga, sandal agacı. Tamamen çiçeklenmiş bir koca yemiş daha.

Funda resimleri. Resimlerde bir gariplik olduğunu bazen dile getirmişimdir. Alttaki resimle yukardaki resim aynı. Benim gördüğümü makina resme geçiremiyor. Bunu resimi çektiğimde hemen fark ediyorum ama bir türlü çözüm bulamadım, bu iş makina kalitesiyle alakalı diye düşünüyorum. Yukardaki esim gördügümle aşagı yukarı aynı. Ayfonla çektim. Aşagıdaki resim ise Kanon makinayla çekim ve pürendeki rengi alamıyor, her taraftan daha önceleri resimledim olmadı. Işıgı arkana al, yana al, karşına al, bir türlü resmi göründüğü gibi alamıyor. 5 piksellik ayfon daha iyi çözüyor.

10 Piksellik makinayla çekilmiş bir resim ve gerçek renkten ne kadar uzak. Bazen resim çekerken moralim bozulur, neden? benim gördüğüm manzarayı tam okuyamadıgı için makinaya kızarım.

Pürenlerin kendi rengi budur. abi açık renklileride var ama bu görüntü süper.

Meyvesiz agac ı herkes sever::))

Bu resimi niye çektim bilirmisiniz. Bu ağaçla hiç kimse uğraşmıyor, veya neyiyle uğraşasın ki?

Ormanda bir gün hakim Zaim abiyle dolaşıyoruz. Konu arıcılık ve bana geldi, ben sıradan bir arıcıyım dediğimde bana çok acayip şey söyledi.

Sıradan arıcı kimseyi peşinden sürükleyemez.

Sıradan arıcıyla bir sürü kişi uğraşamaz ve bunu biraz daha açtı, sen sıradan bir arıcı olamazsın, öbür tarafı bana kalsın.

Arıcılar bilgi paylaşacaksa yapmış olduğu uyğulamaları serer ortaya. İsteyen istediği bilgiyi işine gelir ise alır. Bunu ister günlüğünde paylaşır isterse  forumda.

Biz tüm bilgilerimizi genelde tüm imkanlarımızı kullanarak paylaşıyoruz. Bunu  sitemde, günlükler‘imde, fesbuk, dailmation ve yutup gibi video sitelerinde paylaşıyorum.

Bizi isteyen takip eder isteyen etmez. İşin ilgin tarafı ise bizi sevmiyen kesim. Bunlar kendi arıcılıklarını bırakıp, bana ve arkadaşlarıma karşı çıkmayı arıcılık bilgi paylaşımı haline getirmiş. Miş diyorum ben 3 senedir belkide  daha fazla oldu, bahsi geçen forumu bir sefer tıklayıp yav bunlarda burada ne yazıyor diye merak edip tıklamamışım. Ömrüm boyuncada tıklamayacağım, böyle inatta biriyim. Gene ne gariptirki bu kesim bizi harfiyen takip ediyor, hemde nokta ve vürgülüme kadar. Hakim abinin dedigi demekki doğru ben sıradan bir arıcı degilim.

Bilgi paylaşıyorum diyenler ise önce kendi yaptıkları arıcılıgı, resim ve videolar ile göstermeli.

Makalelerden alıntılar yapılarak bilgi paylaştıklarını zannedenler bir yerde kesin takılıp kalıyor.

Facede bir şeyler paylaşanlar var, %95 şi kişilerin kendisine ait degil. Adamlar büyük arıcı ve lider olduklarını iddia ediyor, ne arılık var, ne bu kişilerin çevresindekilerin arılıgı var, nede yazılanların sahadaki kanıtlları var.

Topluluklar oluşturulmuş içi boş. Kuru gürültü yazıyorlar, olmadık şeyleri begenip yorumlar atıyorlar.

Bizde yolumuzda gidiyoruz, Allah herkesin kalbine göre versin ne diyeyim.

Püren ve arılar.

Bu resimler ilk baştaki resimlerin orjinalinin küçültülmüşü.

Çok püren resmi çektim bu sene nedense araya başka şeyler girdi, birde facede bazı şeyleri yazısız paylaşınca, buradan güzel resimlere yorum yapmak zor geliyor.

Pürenden polen toplamış bir arı.

Püren ve funda yada yılgının degişik yapıda olanlarıda mevcut. Bu resimdeki pürende onlardan birisi.

Koca yemiş ve püren iç içe.

Olgunlaşmış kocayemişler, etrafında açmış pürenler.

İlk defa ormanda civar arılıkları bir göz atıp göreyim dışarıdan durumları nasıl diye gözlemde bulundum.

Bu resimleri daha sonra paylaşacagım, ülke arıcılıgının geneline bir bakmış olacagız, yaklaşık 80 kovanlık bir arılıktaki kapak notları herkesin ilgisini çekecek diye düşünüyorum. İleride gözlemlerimi ve yorumlarımı göreceksiniz.

Arı sokması.

Arı sokmalarında, iğne yandan birkart veya bıçakla çıkartılmalı. En ideali cımbız fakat her yerde elimizin altında cımbız yoktur. İğnenin arkasını sıkarsanız, iğneyi çıkartacağım derken kedi elinizle zehiri kendinize enjekte etmiş olursunuz.

Arılıkları gezer iken hava ortalama 8 dereceydi. Benim arılar da uçmuyordu, tek tük uçan vardı.

Başka arlıklarda durum aynıydı, hava serin tek tük uçuş vardı.

Son arılıkta o kadar az arı uçuşu varken birden parmagımdaki acıyı hissetim.

Sadece arılıgın önünden yürüyerek geçiyorsunuz ve belkide arılıkta toplam 100 tane arı uçmuyor. Birde arılar uçsaydı orada halim ne olurdu bilmiyorum.

İğneyi yedik, bu iğne surata gelseydi, birde zehir vucuda boşalsaydı, kesinlikle göz kapanırdı. Arının zehir kesesine bakın, yuh yani.

Her zaman dedigim gibi Allah her şeyin hayırlısını versin.


Etiketler: , , , ,
arıcılık ve sonbahar | Yorum Yok »
Forum