ARISIZ BİR TATİL

Ekleyen, Ali Türk on 31 Aralık 2012 – 10:27 -

2012 Yılı ve ilk defa tatile çıkıyorum. İki günlük bir gezi var, Bolu, Ankara, ve Eskişehir sınırları içerisinde gezinti ve ziyaretler yapmak için Gebze’den çıktık. Bolu Taşkesti ilk durağımız ama kardan gidemiyoruz. O zaman zincir takmalıyız. Böyle durumlarda aracınızda gerekli ekipman yoksa ayvayı yediniz, geri dönersiniz tabi dönebilirseniz. Zincir taktıktan sonra yolumuza aksaklıklar olsa da devam ettik, bir basit ip veya çamaşır ipinin olmaması zincirin gevşemesine neden oldu. Bir türlü takılı zinciri istenildiği gibi gerdiremedik ve sürekli ses yaptı, gece ne market nede bir bakkal bulma şansınız var, dağ yollarındayız.

İlk Durağımız Bolu Taşkesti ve Ahmet beyin annesini ziyaret ediyoruz. Yolda telefon etmiştik, fazla kalmayacağız filan diye, hiç kalmadık, hazırlanmış sofraya kuruluyoruz, sobada kızartılmış ekmekler. Burası aslında turistik bir yer termal kaplıcalar var, köyün üstünde 70 derece sıcaklıkta su çıkıyor, su nemi oluyor akıp gidiyor, bir işletme bir kısmını kullanıyor. Gezi gurubu aslında bir işyerinin yönetim kadrosu diyebiliriz, böyle bir kadro ne yapar, hemen suyu değerlendirip, köyü termal suyla ısıtmayı planladık, köy sıcacık olmuştur::))

Aç değiliz, tokuz desek te ikramları geri çevirmedik, üzerine ise kaynamış süt içip yolumuza devam ettik. Rota Eskişehir.

İki araba gittik ve köydeki boş evin odasına yedek soba götürdük, sorun var. Soba kurulacak ya cam kırıp baca olarak kullanılacak, yada eve baca açmalıyız. Daha önce şömine olarak kullanılan bölümde baca varmıştı, evin tavanına saç çatı yapılınca yukarı çıkış kapatılmış. Nasılsa giriş var o zaman duvardan dışarıya çıkış oluşturmalıyız. Proses’çiler iş başında. Proses ne diye sordum, bir işin en ince ayrıntısına kadar bilip bunu detaylı yazıyla açıklayan kişilermiş, bende biraz arıcılıkta proses oluyorum yani::))

Kısa bir çalışma sonunda bacayı açtık, bir soba borusu saldık gitti süper, sobayı kurabiliriz.

Askerlik başladı. Bu gezi acayip, yemek yapıyorsunuz, bulaşık yıkıyorsunuz, yatağınızı toplayacaksınız, soba yakılacak kül dökülecek. En çok yaptığımız ise bir şeyler yemek oldu. Bu kadar yememize rağmen iki gün öyle bir dolaştık ki acayip kilo vermişim. Sabah kahvaltısına bakın, kuş sütü eksikti.

Dışarıya sabah çıktık, hemen yan tarafta bir arılık, ve kar altındalar. Arıyla uğraşmak yok, uzaktan bakıyoruz. Dolaşmak için ise köyden 7 km uzaklıktaki Nallıhan’da bir tanıdığımız var ona gidiyoruz. Kendisi arıcı ve bizi gezdiriyor ama magazini sevmiyor::((

Yani resim ve isim yok.

Akşam yeniden köye geliyoruz, saç kavurma hazırlanıyor, ekip içinde Ahmet bey var, bizim Oktay’ın eniştesi. Yemek yapmayı o kadar seviyor ki anlatamam. Burası Gürleyik köyü ve ben bu köye yaklaşık 7 sene filan öncesi gelmiştim bir hafta yaylada bir dağ evinde kalmıştık.

Saç kavurmayı götürdük, üstüne kestane pişiriyoruz.

Aynı zamanda guzine bölümünde patatesler pişmekte.

Oktay’ın babası Osman amca, canlı tarih. Köy ve civar la ilgili geçmişteki yaşananları anlatıyor, bazen fıkralar, karnınızı ağrıtıyor gülmekten…

Ahmet gene iş başında. Kestaneler yanmasın, o kadar bekledik dimi::))

Kestaneler güzeldi, zaten alışveriş işini de bilene yaptırmak gerekiyor, her şey 10 numara. Bu arada bu yiyecek stoklarını oluşturan kişi Ahmet beydi, başkasını aramaya gerek yok.

Evden getirilmiş kabak tatlısı, nefissss.

Oktay ve babası Osman amca çay içerken çek bizi de diyor, ne demek bizim başka işimiz yok, basın görevimizi bari yapalım diyoruz.

Av bahane dolaş babam dolaş. Osman amca avcı kolonu oluşturuyor. Kimse birbirinden ayrılmasın bir dağılıyoruz bu nasıl iş anlamıyorum, herkes kafasına göre kayboluyor.

En son çare olarak bir yer belirlendi, varış noktası belirledik, kaybolan herkes eninde sonunda bu noktaya geliyor.

Gene yemek vakti gelmiş, bu sefer köfte var menüde, yan tarafta ise bir başka Ahmet ise güveç hazırlığında.

Bir kat tereyağ, bir kat domates, bir kat soğan, bir kat et diziliyor.

Üzerine kekik ilave ediyoruz diyemiyorum ben sadece gözlemciyim::))

Kek ilave edildi başa dönüyoruz. Bir kat domates, bir kat soğan, bir kat et………

En son etlerin üzeri domates ve soğanla kaplanıp, kekik eklenip, az su ilave ediyoruz, pişirilmeye alınıyor.Yanan soba üstünde yavaş yavaş pişti durdu.

Güveç hazır, yiyecekleri bekliyor.

Son gün bir sürü iş ve gezilecek çok büyük bir alan bizi bekliyor. Kışlık odunlar boylandı ve içeri istif  edildi hazır bu kadar kişiyi kaçırmamak gerekiyor. Bakarsın kışın gene bir gezeceğimiz tutarsa gittiğimizde donmayalım oralarda::))

gürleyik kagşakların evi

1940 Yılında yapılmış bir ev. İskeleti ardıç ağacı,dolgusu kerpiç. 1960 Yılında yangın geçirmiş ve hala yanmasına rağmen sapasağlam ayakta. Varislerin çokluğu nedeniyle de yenilenemiyor, sadece çatısı yaptırılmış kalmış. Birde biz bu sene baca yaptık::))

Osman amcaya ardıç ağacını sordum dediki en sağlam ağaçlardandır.

Birde hikaye anlattı. Mazide bir ev yıkılmış, ardıç ağacıda yıkılan evi merak edip incelemiş, nasıl ağaç ise. Ardıç ağacı yıkılan evi inceledikten sonra demiş ki, bu evde bizim sülaleden kimse yok, bizden biri olsaydı bu ev yıkılmazdı. Yani ardıç ağacı bu kadar kendine güveniyor ve sağlam.

Nereden bulurum ben böyle şeyleri bilmem, bir sürü üzün kalmış ve çürümeye başlamıştı, onları çürümekten kurtarmışım.

Fındık püskülleri, bu karda ebesinimi görmeye çalışıyor bilmem.

Ağaçlarda kalan olmamış incirler, kuşa kurda lazım olur diye dokunmadım.

Osman abinin ablası, bazı hikayeler insanı uzaklara yada düşünmeye götürüyor.

9 Kardeşten şu an 4 kişi kalmışlar. Gel de derinlere dalma….

Bu günkü önemli işlerden birisi Osman abinin sandalı kış boyu güvende kalması için sahilden uzağa çekeceğiz. Gideceğimiz yer buraya 150 metre ötede. Sandalı suya alıyoruz, tayfalar küreklere geçiyor, barajda kısa bir gezinti ve karşı kıyı dayız.

Gideceğimiz yere vardık.

Sandalı kıyıya eski usul ile çektik. Yerlere ağaçlar koyup üstünden çekip kaydırıyoruz::))

Barajdan döner iken bir arılık daha görüldü. Hava ise tatile çıktığımız gibi kalmadı, kar yağışı kesildi, gündüzleri 4 ile 5 dereceler deydi.

Sabahtan herkes eşyalarını toplamıştı, sadece üstümüzü değişip eşyaları arabaya taşıdık. Yemek işini aynalı kaya geçidinde yeyeceğiz.

Burası 1210 rakımlı aynalı kaya, sis duman ve hafiften kar yağıyor, yolun kenarına yanaşmış güveç yiyeceğiz. Biz yemek üstüne baklava alırken öbür araç buluşma yerine gidip, güveci ısıtmış.

Gelip geçen araçlar selektör yapıyor korna çalıyor, biz ise yemek derdindeyiz. Aslında yaptığımız iş sakat, birisi kayıp gelse, vay halimize.

Sis ve yağış olduğu için ancak bu kadar resim alabildim. Yemekten sonra ise arabayı tamamen yandaki karlara kaptırdık al sana bir macera daha, bereket öbür araç çekip çıkardı yoksa bir zincir takma faslı da burada yaşanacaktı.

Bu arada bir yılı daha geride bırakıyoruz.  Arıcılık adına 2012 benim açımdan süper geçti.  Arıcılıktaki bizim açımızdan en uç nokta olan yapay tohumlama adına artık kafamda hiç bir sorun kalmadı.Yılı geride bırakırken herkes geçmişini bir gözden geçirmeli.Yeni bir takvim asılacak duvarlara. Takvim yaprakları düşmeden, yani yıl bitmeden aramızdan düşüp gidenler oluyor. Ömrümüz varsa biraz daha takvim eskitiriz ama aslında eskiyen biziz…….


Etiketler: , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi, tatil ve geziler | Yorum Yok »

KAR GELDİ

Ekleyen, Ali Türk on 20 Aralık 2012 – 14:23 -


Bu gün 20 arlık 2012, sabah dışarıya çıkmadan pencereden bir bakıyorum, her taraf kar.

Gebze Belediyesinin girişi.

İyerime geliyorum gene her taraf benbeyaz, ve sabahtan öğleye kadar hiç dyurmadan kar yağışı devam ediyor.

Gebze de çoktan beri havalar hissedilir derecede soğumuştu, bir kaç gün öncesi yaptığım kontrollerde bazı koloniler duruma göre hareket edip yavru sökmüşler. Bunlarda kışın geleceğini önceden anladılar demekki.

Her sene olduğu gibi bu yılda kışı geldimi marangoza dalıyorum. Bu sene artık son, bundan sonra artık bir daha malzeme yapmayacağım diyorum, bu kaç senedir neden anlamıyorum, tarih tekerrür ediyor::))

İlhami abim hafta sonu montajını yaptığım ana arı çiftleştrme ruşletlerinin düz boyasını hafta içi yaptı. Bende üzerinde sanatsal çalışmalar yaptım::))

Ruşetler yerlerinden alındığında, yeni dizilimde bu hali alıyor.

Bu sene işi biraz sıkı tutuyorum, bu iş biran önce bitmeli ve sonrasında gezilere çıkılacak, bizim tayfa baskı yapıyor ama işe gelince yardıma gelen yok. Gezi var dedimmi herkes balıklama dalıyor, heralde bu yıl salep degil boza içeceğiz, Mirili Fatih abi bozacılar gece bağırmaya balladı diyor, sen ne diyorsun dedim bozzaaaaa!!!! dedi::=))

Yapmış olduğumuz palamut balığı. Yada palamut balığından ton balığı yapımı. Bu balığı yaptığımız tarih 10 ekimdi, aradan geçen zaman 2 ayı geçti.

Bazı balıklar bozuldu, bozulma nedeni ise pintilik. Etrafımızdak kişilerden demekki etkileniyoruz. Yağdan tasaruf edelim diye kavanozlara sıkıştırdığım pişmiş balıklar bozuldu. Aynı anda pişirilip kenara koyulan ve yağı bol balıklarda sorun yok.

Yağdan tasaruf yapayım diye sıkıştırdığım balıklar, kavanozda genleşip yağın üzeri taşan balıklar hava alıp bozulup kokuşmuş.

Bu işin püf noktası, kavanozlar tıka basa doldurulmayıp, balıkların üzerinde bayagı bir yağ olmalı.

http://bengittim.blogspot.com/2012/10/palamut-baligi-konservesi-ton-baligi.html

Cemil ustanın orada bazen hışırı bırakıp kendimiz bir şey yapıyoruz, çalışmak güzel.

İstavrit ızgara güzel.:))

Hayat güzel.


Etiketler: , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »

ARICI MİSAFİRLERİMİZİ KABUL ETTİM

Ekleyen, Ali Türk on 08 Aralık 2012 – 23:24 -

Hafta içi kalfam Dr.Muhteşem bey ve bazı arıcıları misafir ettim. Muhteşem bey mesaiyi bitmeden postu belediyeye attı, neskafesini yudumlarken Trakyalı Şenol ile sohbet ederken görülüyor…

Mesai bitti aklı sıra bizi uyutacak, hadi iş yok mu filan, derdi ustalık belgesi.

Sen yeter ki iş iste işten çok ne var bizde. Nasıl çalışıyor, gönlüm elvermedi, dedim fazla kendini hırpalama, iş bitmez, daha bahara çok var filan deyince uyandı, yani en azından bahara kadar belge yok::))

Bu işe biraz bozuldu, morali düzelsin diye yemeğe çıktık.

Biz hışır’a gireceğiz aa oda ne başka arıcılar var::))

Yav iyi ki geldiniz, filan deyip sohbete daldık, yemekler geldi. Nasılsa doktor kontrolündeyiz götürün.

Misafirlerin derdi mersinden gelen yiyeceklerin yerini soruyorlardı,zahmet buyurmayın ben size getirdim dedim. Birde bu kadar mı kaldı demezler mi, sizi kaç sefer çağırdım aman gelin bitiyor diye oralı olmadınız::))

En son künefeleri götürdük, sohbet çok güzeldi. Aslında hava musade etseydi, daha başka yerde kalabalık bir şey düşündük olmadı. Birde Zafer Anlayışlı abim, Gürol abiyle geleceklerdi, talihsizlik oldu ve trafik kazasında kolu kırılmış, geçmiş olsun dileklerimi buradan yeniliyorum. Bu toplantı adet yerini bulsun bir araya bir gelelim de sonrasını düşünelim gibi bir şey oldu.

En son hışır dayıya hesap öderken ki bu halim, birçok kişi tarafından başka yerlere çekildi. Kimisi Hışır dayıya bürütüs demiş, kimisi o ne biçim adam Erol Taş gibi filan.

Benim duruşum bile boyalı basında yanlış anlaşılmış, misafirlerimize izzet ikramda bulunurken bir kusurumuz olmasın diye iki büklüm olmuşuz bunu bile çarpıtanlar var…

Allah her şeyin hayırlısını versin.


Etiketler: , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi, Arıcılık gezileri | Yorum Yok »

BASİT ANA ARI ÜRETİM YÖNTEMİ

Ekleyen, Ali Türk on 07 Aralık 2012 – 09:24 -

İnternette yabancı siteleri incelerken ilk defa gördüğüm resimler dikkatimi çekti. Resimde anasız bir koloniye, içinde yeni çatlamış larvalı petek gözlerini kesip, peteklere kürdan ile tutturmuşlar.

http://www.aca.at/index.php?seitenId=26

Bu yöntem alley metodu denilen sistemin biraz daha basitlendirilmişi. Kesilen petek gözlerinin içrisinde günliük larvalar mevcut. Anası kolonideki peteklere bu parçaları krdanla tutturduğunuza, sonuç süper diyebilirz.

http://www.aca.at/index.php?seitenId=26

Anasız koloni verilen larvalı parçacıkları hemen ana arı yüksüklerine çeviriyor. Ana arı üretiminde lasrva transferi yapmıyorsunuz, larvalı petek gözü transferi yapılıyor. Larva transferi linler için önemli bir konu değil ama ana arı üretimine cesaret edemeyenlere güzel bir alternatif. Bu bilgiler Avusturya karniol dernegi porjesi, bilgilerin kaynağı aşagıdaki linkte.

http://www.aca.at/index.php?seitenId=26


Etiketler: ,
Anaarı üretme teknikleri | Yorum Yok »
Forum