ARICILIK 2013, AYDINCIK

Ekleyen, Ali Türk on 24 Şubat 2013 – 22:33 -

Badem çiçekleri ve işçi arılar.

Aydıncık’ğa vardığımız gün hava oldukça soğuktu, yağmur yağmış hava kapalı, bulutlar olmadığında anında sıcaklık fırlıyor.

Ertesi gün erkenden bir dolaştık civarı sabah olmasına rağmen arılar badem çiçeklerinde ve sarı azgan’lardaydı.

Kahvaltı yapıldı ortamın ısınmasını bekliyoruz, saat 10  gibi artık ceket ile durduğunuzda terliyordum.

İlhami abi ile sabırsızlıkla arıları açmayı bekliyoruz. Fahri amca ise ziyarete geldi, son durumları kendisi de merak ediyor ve arıların böyle kışın açıkta kışlaması yüreğimi dağladı demekte, ona göre sarılıp sarmalanması gerekiyormuş.

Kontroller sırasında bir koloni ana arı değiştirmeye çalışıyordu, kapanmış bir meme ve yumurta atmaya devam eden bir ana arı. Çıtada erkek arı görmek mümkün, ana arı arada erkek yumurtası bırakmakta.

Ana yedeklemeye çalışan koloni anası ve yanında erkekleri. Kovanda bayağı bir erkek vardı, memeyi iptal ettik, gidebildiği kadar bir gitsin bakalım, üzerine yazıldı, ara sıra kontrol edilecek, ana yedekliyor diye notumuzu düştük.

Arıların yavru durumları güçlerine göre, zayıf koloniler, bu çıtaya göre baştan az bir yavru atmış, devamında kapalı yavru etrafına yumurta atmış, şu an kapalı yavru dışı gene açık yavrulu durumda, ortadaki arı çıkan yerde gene yavrulu.

Bir başka koloniden görüntü, kolonilerde kış arısı yok, nesil tamamen değişmiş durumda.

Ana arı kaybetmiş bir kaç ruşette sim siyah yaşlı arılar vardı, ana yok, geriden yavru gelmiyor, kalanlarda acayip yaşlı.

Mavili koloni sayım burada 3 tane, bunlar benim gen kaynaklarım, bala çalışıp başarılı olan bu gibi kolonilerin erkekleri benim için önemli bu yıl bunlar sezonu tamamlar mı? bilmiyorum ama kesinlikle bunların erkekleri değerlendirilecek.

Yavru düzeni iyiydi ve aralarda henüz erkek atmıyor.

Yan yana duran bazı zayıf iki ruşet arıyı birleştirip, tek kuşet haline getirdim.

Bizim ziraat Mühendisi ruşete taktı, ruşet Fransızcası, aradı buldu, Türkçesi “kuşet” miş.

Arılıktaki en önemli ayrıntı ise bu minik kutunun bahara çıkmasıydı. Bu haliyle kışı atlattı.

Herkesin merak ettiği ise son durum yani rapor nedir. 17 Aralıkta bırakmıştım arıları, yaklaşık üzerinden üç ay geçmiş durumda.

Kolonilerde sönen olmamış. Aydıncık’ta kolonilerin ballarını, ve bazı yavrulu çıtalarını kuşetlere destek olsun diye vermiştim.

15 Kuşet sönmüş, bunların çoğu ise açlıktan gitmiş. 2 Tanesi anasızlıktan, kapalı erkek gözleri mevcuttu.

Bölgeyi bilmiyorduk, kışın 15 derece altına düşmez deniyordu ama bu genel bir tarifmiş, bir iki sefer sıfıra düştüğü oldu, Aydıncık’ın en soğuk zamanı şubat başı, hafta hafta raporları bu yıl aldım. Kayıplar için üzülmedim, benim için bundan sonrası çok önemli ve bu günlerde geceleri 13-14 derece, gündüzleri ise 20 derece üstünde seyretmesi ve her geçen gün havalar dahada sıcak olacak.

Arıların geneline 3 tur şurup verildi, sadece 12 kovana 2 şer kilodan fazla kek verdim, erkek üretimine bir an önce geçilmesini istiyorum.

Siz ne kadar işinize gücünüze baksanız sizin peşinizi bırakmayan keçi veya keçi sürülerinin kaşıntıları bitmiyor.

Birisi bizim kalfaya sataşmış biliyordum, işin içinde bende varmışım. Konu ise borcum olan ana arılar.

Bu şahıs geçen senede aynı naneyi yemişti. Ben demiştim ki birisi ağlama duvarında ağlıyor, oda dalga geçiyordu ağlama duvarı arıyorum filan diye, sonra bir haber yaptı, nasıl ağladığını yaptığı haberde yazdı. Allah kimseye afet vermesin ama insan akıllanması lazım, akıllanmıyor….

Bu yılda konu gene oralara getirilmiş, adı arıcılık forumu olan, fakat içeriği dul avrat forumlarını aratmayan bir yer. Nerede yalaka var var nasıl birbirlerini bulmuşlar bilmiyorum.

Gene konu açılmış, birileride ayarı vermiş, bunlar adam olsa derlerdi ki kardeşim siz yediniz içtiniz, birlikte gezdiniz, meselenizi kendi aranızda halledin denilmeli değil mi, birisi hata yapabilir. Nerede adam olamayan var toplanıp bu işlere çanak tutmuşlar. İnsanlar bu kadar nasıl adileşir merak ediyorum.

Olayın aslı doğrudur benim ana arı borcum var. Yarısını yolladım ve anaları kestirdi. Ertesi sene iki sefer ana arı paketledim, birincisinde dedi ki arılar bala çalışıyor bölemem, ikincisinde dedi geç oldu, seneye ruşet ile arı alacağım, arabamın  arkası ne kadar alırsa, böyle anlaşmışız. Sonra neler oldu bilmiyorum, ertesi sene gelmedi ve forumda bunları yazmaya başladı, hem sözünde durmayacaksın hemde kalkıp, olan bana oldu diyeceksin, bazı itlerde buna destek verecek, yazıklar olsun…..

Bunları yazan kişinin kendi yazısı, benim arıcılık forumum da durmakta, ruşet bölüme girin göreceksiniz, ruşetle arı almaya geleceğim diyor. Birde blokta bir haberin altında yorumu olması lazım, gene aynı içerikliydi diye hatırlıyorum.

Ben belkide 5 yıldır oldu mu bilmiyorum, dul avrat forumunu bir sefer tıklayıp okumadım, gene okumam, bu gün bir arkadaşım sanada alacak mevzusunda sataşma var deyince bunları yazıyorum…

Arıcılık forumunun düştüğü hallere bakın………….

Gündemde kalmak istiyorsanız, benim fikrim olan dul avrat forum seçeneğini bir düşünün….

Benimle uğraşmak isteyenler arıcılıkları ile uğraşsın…..

Çiçeklenmiş badem ağacı

Aydıncık haberi de bu arada berbat oldu gibime geliyor. Bademler bir kaç renk çiçek açıyor. Beyazı ve şeftali çiçeğine benzeyeni ikisi de badem, bu arada şeftalilerde çiçeklenmişti.

Azgan çiçeği, dikenli bir bitki. yağmurdan etkilenmiyor, gece yağmur yağdı, ertesi gün işçi arılar azgan daydı.

İlhami abi açacak çiçekler arasında resim çektirdi. İlhami abinin sağında bulunan çiçek sarı azganın peşine açmaya başlayacak bir başka azgan türüymüş.

Ortadaki ise it siyeği denilen bitki.(siyek, sidik olarak bilinir)

Soldaki yeni açmaya başlamış ve bal verimi çok yüksek bir bitki dediler, ismi bilinmiyor.

İsmi bilinmiyen bitki acayip tatlı çiçekleri vardı, minik huni gibi, çiçekleri kopartıp emdiğim de nektar vardı ama arı konmuyordu, şimdilik diğer çiçekler daha çekici demek ki.

İt siyeğinin yakından resmi, boz bir bitki.

sümbül çiçeği

Sümbül çiçeği, benim bildiğim sümbül böyle değil acayip güzel kokuyordu.

Şubat ayının ortasında dalından dut yedik.

Olmak üzere bir sürü dut dalında, hayret aralık ayı içinde de dut yemiştim.

Geri döneceğimiz gün ziraat mühendisi Muhammed Pak, hazırlanan paketlere müdahale ediyordu. Bazı şeylere Muhteşem adı yazıp durdu::))

Boşluklarda komşu arılıklarda bakım işlerini yerine getirdik. Bazı ballı çıtaların düzeltilmesi gerekiyordu::))

Öyle bir düzelttik düm düz oldular.

 

Baldaki kabarık sırları kesip çıtayı düzlüyoruz, çıtalar ayrık bırakılırsa sorun oluyor.

Sorun çözmede üstümüze yok::))

Vefa ve Hidayet Çırak kardeşler. Kısmet olursa bir daha ki sefere daha geniş tanışma ve çalışma ortamı buluruz.

Geri döneceğimiz gün ziraat mühendisi Muhammed Pak, hazırlanan paketlere müdahale ediyordu. Bazı şeylere Muhteşem adı yazıp durdu::))

Döneceğimiz gün ziyafet işini Muhammet kardeşimiz üstlendi. Sağ olsun nefis ıspanaklı ve kıymalı pideler harikaydı. İlk defa böyle pide yedim, ıspanak ve kıyma karışımı olanı. Tat nefis, Muhammed kesene bereket, genede memnun değilim, bizi bir sefer serasına davet etmedi, biraz yardım etseydik ne olurdu dimi::))

İşlerimizin sıkışıklığı nedeniyle pideler arkadaşım Ekrem Kara’nın evine getirildi. Nefis bir Aydıncık’a veda yemeği oldu, yemekten 2 saat sonra otobüsteydik, ev sahipleri bizden ayrıldıklarına oldukça üzülmüşlerdi.

Üzülmeyin biz gene geleceğiz, inşallah::)))


Etiketler: , , , , , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »

ARILARDA YAVRU DURUMU VE ŞURUPLA STOK

Ekleyen, Ali Türk on 27 Ocak 2013 – 09:50 -

2013 Yılı ocak ayı beklenenden çok sıcak geçti. Benim için manevi değeri olan 3 numaralı kraliçenin kolonisi, elimizde olamayan nedenlerle kışa katlı girmişti.  20 Ocakta yapılan kontrolde 5 çıtalık arının 15 çıtada tutulmasına rağmen, 2 çıtada yavru faaliyeti vardı.   24 Aralık günü yolumuz köylere düştü tekrar bir kontrol ettim, yavru faaliyeti 3 çıtaya çıkmış, hemen katı alıp, tam sıkıştırma olmasa bile en az yarı yarıya alan daraltıldı. Üstten iki ballı çıtayı alta çektim. Koloni şimdi daha rahat yavru yapabilir ve yavrulara daha kolay bakabilir.

Uzun sürecek bir soğuk dalgasında yavru faaliyetine başlamış kolonilerde bal stokları yetmeye bilir. Aslında herkes tüm kolonilerindeki son durumları müsait bir zamanda gözden geçirmeli. 5 Çıtalık bir koloninin aylık gideri 500-600 gramken yavru başladığında bu gider acayip katlanıyor. Katlı bir kovanın ısıtılmasıyla sıkışık bir kovanın ısıtılmasını siz mukayese edin, yavru başladığında yavru alanı 35 derece olmalı. Havalar ilk açtığında bir kez daha son durumları hep birlikte göreceğiz.

http://www.dailymotion.com/video/xx1e2w_erken-ilk-bahar-koloni-duzenlemesi-ve-invert-yurup_animals#.UQTbiR2IEVE

Arılara kışın şurup verilme fikri genel olarak bana ait, bunu üç yıl yaptığım, kütük kovan, kara kovan, ve damacana kovan kışlatmalarının sonuçlarını hep birlikte gördük, hepsi aç kışa girip bahara çıkmışlardı.

Bu işlere karşı çıkan zevat da, şurup vermiş::))

Bunu foruma yazmıştım oradan kopyalıyorum.


İlginç durumlarda olmuyor değil ;D
Geçenlerde arkadaşlardan biri abi arılara şurup veriyorlar dedi. Bu benim için önemli bir durum değil gayet normal dediğimde abi şurubu veren kişi filan deyince iş değişti. Ben onları okuyup takip etmem ama onlar bizi harfiyen takip ediyorlar etmeliler de, başka çareleri yok, bu kadar takip etmelerine rağmen 4-5 yıl gerimizden gelmelerine gönlüm genede razı değil :D

Şimdi imamın keçisi çalınınca haber değeri olmuyor, fakat imam keçi çalarsa bu çok önemli haberdir ::)

Keçilerle hiç uğraşasım yok ama ne yapam, gelip zorla sürünüyorlar değnegimize, mutlu oluyorum tabiki :)
Arıcılara örnek olmaya çalışan bu kişiler tam çarşı, her şeye karşı durumundaydılar, bizi 3-4 yıl geriden takip etseler de sonuçta izimizden geliyorlar.
İnvert şuruba karşı çıktılar.
Tel altlıklı, diplikler yaptık, buna karşı çıktılar.
Kışın şurup verilmesine karşı çıktılar.(bana göre,koloni aç ise, kek yerine şurup daha sağlıklı)
Islah edilmiş arılara karşı çıktılar.
Hocalara yere göğe sığdıramayanlar vardı, nihayet benim 5 sene önce me yeni geldiler.
Suni tohumlamaya karşı çıkıyorlar.
İşin garip tarafı bunlar bilimsel çalışmayı hedefleyen kişiler.
Varroa dersleri verirken, baharda arılarım varroadan söndü diyen, kaç arıcı var bilmiyorum :o
Çapsızlara ne kadar çok şey, mundar gözüküyor dimi…

Zorda olsa çapsızları bayağı bir eğitip arıcı yapıyoruz::))

Karşı çıktıkları her şey başlarına bela oldu da diye bilirim.

Koloniye yaklaşık 3 litre şurup verdim, keşke vaktim olsaydı  bir kaç saat sonrasını bir resimleseye bilseydi. Bu kolonide ez az 4 çıta ful arı var ve 3 saat bana gre sürmez bu şurubun alınıp gözlere depolanması. Kek verseydim bırakın  üç kiloyu yarım kilo kek 15 gün arıyı uğraştırıp duracaktı.

Kolonideki açık ballardan birisini bir başka arıya verdim, açık ballar pürenden gelmişti, geçenlerde püren balı dediğimde bizim kabine hiç püren balı tadına bakmadık diye bana baskı yapmışlardı, çıtanın ortasına  ben el demirini dokundurup, sizlerin adına püren balının tadına baktım, gayet güzel aynı püren gibi kokuyor.::))

Plastik çıtalar çok basit ve kullanışlı, iki tane çıtayla iki başlıgı birbirine taktığınızda çıta hazır, telini takın, sonra petek takılıyor. Çıta işinde işçilik felaket azalıyor. Düşünen kişi gerçekten güzel düşünmüş ve yetiştiremiyorlar bazı kişiler az çıta istiyor ve biz onlarla uğraşamıyoruz dedi firma yetkilileri, bende bazı yerlere bayilik vermesini teklif ettim,  bir noktadan her yere yetişmek çok zor. Yapmış olduğum son ana arı ruşetlerine yaklaşık 1200 çıta gerekli ve çıtalarım şu an ayrıldı, bir kaç güne kadar birileri yardım ederse elimde olacak…

Plastik çıtaya verilen kavis, telin sürekli gergin kalmasına neden oluyor. Arıcıyı en çok uğraştıran işlerden biri çıta çakımı ve petek takımıydı, çıta çakma işi bitti, petek yakmakta elektrikli olunca orada da zaman sorunu çözüldü gibi.

Ruşetlerden artan parçalar vardı. 6 çıtalı kutular yaptım. Ruşetlerin kerestesi alındı Cemil ustaya biçtirmeyi hedefliyordum, bizim usta az işim var diye öğleden önce bir gitti gidiş o gidiş. Usta gelene kadar kutuları toparlayalım dedik. Parçaları bir saydım 26 tane kutu oldular, 15 tanesini topladık, 11 tanesini daha sonraki bir boşlukta halledeceğim. Bu kutuları suni tohumlamada kullanılacak. Zaman nasılda daha çok ileride.

Cemil ustayı öğlen yemeğe çağırdım benim az daha işim var siz yiyebilirsiniz dedi. Bir yerdende kıvranıyorum. Kalasları biçmemiz lazım, kapakların montajı bu ay bitmeli.

Kalasın boyu 3 metre, İlhami abiyle nihayet yatarın başına geçtik, önce kalaslar ikiye bölündü, sonra planya dan geçildi ve 6 cm biçilecek hala getirip günü kapattık.  Bu iş acayip beni kastı, ağaç kalın testerenin boyu yetmiyor, bir tarafı keseceksin geri gel, ağacı çevir bir daha kes, çok şükür hallettik. Nereden icap etti bilmiyorum, bir ara İlhami abi sen eskiden marangozda çalıştın mı diye sordu. Kaç senedir marangozlardayız görmüyormusun::))

Kerestelerin biçilecek halleri.  İyiki Cemil ustayı beklememişiz. Akşam oldu hava karardı, ortalığı toparladım hala Cemil yok. Tekrar telefon ettim neredesin, az iş daha var dedi, bu nasıl az iş anlamadım gün boyu bitmedi.


Etiketler: , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »

BAL HASADI TRAKYA 2012

Ekleyen, Ali Türk on 30 Temmuz 2012 – 20:19 -


B al hasadı 2012, Tekirdağ Sultan köydeyiz.

Hiç hesapta olmayan bir hasat, benim niyetim bayramdan sonra arıları Gebze’ye getirip ballarını geçen sene olduğu ormanda almaktı.

Muhteşem abi bu sene çok bal var, arılar bloke olmuştur hafta sonu arıları rahatlatın, bende size yardımcı olurum yazlığımın alt katı sizin dedi, İlhami abiyi aradım olur dedi, Trakyalıyı aradım gelirim dedi, Şekerli abim işim var dedi, karar hafta sonuna bal hasadı var. İyiki gitmişiz katlardan çok kuluçkalıkta bal var bu sene, hayret edilecek bir iş, yavru alanları el kadar kalmış katlarda boşluk vardı. Fakat arı yavru alanlarını açmaya başlamış durumdaydı, püren açana kadar yiyecek ve polen sorunları yok yavru durumları ve mevcut düzelir.

Muhteşem abim ise nedendir bilmem körükçülüğe çok meraklı, baktım körüğü bırakmıyor el demirini bir dokunduk fazla kaçırmışız ba::))

Bu yıl çok az foto çekildi, sabah 07:15 gibi işe başladık, saat 10:00 gibi 20 kasa bal almışız araba doldu bırakalım dediler. Video çekimlerimiz var, resimdeki kovan, Gebze’de anasız olduğu tespit edilmiş ve kafesle ana arı verilip nakil yapılmıştı durum gayet güzel ana arı kafesten çıkartılıp, kabul edilmiş. Kafesi yerinden aldık, bu plastik kafeslerin güzelliği çıta arasını aralayıp dalak atılmasını önlüyor.

Bir yerden toparlanıyoruz bir yerden Trakyalı Şenol’u bekliyoruz, kendisi 30 km ötemizdeki Çorluya ulaştı.Biz gidersek işte aksama olur diyen muhtarımız Kani abi, hem Şenol’u alacak hemde bize Çorlu’dan bal tenekesi ayarlayacak.

Bu esnada ana arı isteyen biri var demişti, kendisi Düzce’li arıcı Beşir, ana arılarını almaya geldi.

Kani beyin bir arısını bu yıl kanoladan sonra, Akçakoca’ya kestane balına götürmüşler, arı bir teneke kestane balı yapmış ve o çevrede bulunanların ilgisini çekmiş durumda hem gelişmesi hızlı hemde bol bal toplayınca, bu arıyı kimden aldın, dolayısı ile bana ulaşılıyor. Aynı arıyı gören bazı Düzce’li arıcılara denemeleri için ana arı verdim. Kişi arıcı ise zaten farkı görüyor, farkı göremeyenler ileride arıcı olduklarında bazı şeyleri göreceklerdir, yapılacak bir şey yok.Bu arı çok arıcıyım geçineni madara edip onlara derin çizikler attı.

Biz anaları teslim ederken ortadan kaybolan İlhami abiyi gene nöbette körüğü yanık yakaladık.::)) Kafasını yere koysun anında uyuyan birisi, ben uyumak için dakikalarca uykuyla maç yapıyorum.

Arılıktan ayrıldık, yolun başındaki çeşmenin yanına vardık, arıcı Beşir ana arılara kafeste su veriyor.Bunlar ailecek arıcı, eşide yanında. Ben geçmişte iki kafeste deneme yaptım, 10 işçi arı ve bir kraliçe evdeki dolapta birisi 19 gün yaşadı, birisi 21 gün yaşadı. bir iki günde bir iki damla su verip ölene kadar bekletmiştim. Kafesteki analar için en tehlikeli, yer arabaların ön camı ve araç içinde kapalı kalması anında ölümlerine neden olur. Kafesteki analar araç içinde koltuğun altına yada ayaklarınızın dibine konulmalı en serin yer tabandır.

Trakyalı Şenol, bayağı zorlandı, neredeyse sırların büyük bölümü onun elinden geçti. Arı balı yaptıktan sonra uzun süre işsiz beklerse buna arı yatmış yada arıyı yatırmışın diyorlar, sırlı balların sırları kararıyor, kovandaki ağarma yok oluyor.  Bizim arılarda bayağı bir yatmış, zannedersem alt katta kemer oluşunca bal gelsede kata çıkmayıp yavru alanlarını daraltmışlar.

İlhami abiyi sürekli zinde tutmak için hareketli işe verdik yoksa, çalışırken  uyuyor::))

Nizami ise fazla arıcılık tecrübesi olmayan, aynı İlhami abi gibi çalışkan bir hat::))

Bu yıl bal tenekelerini büyük kapaklı aldım, iyimi oldu kötümü oldu balları boşaltırken göreceğiz olumsuzlukları, dolum kolay oluyor.

 

 

Ben sır bıçağımı götürmeyi unuttum, bir kaç deneme yaptım, döner bıçağı sır bıçağı gibi kıvrak değil.

Hiç sır bıçağı kullanmasanız belki bu işin kuralı böyle diye kendinizi zorlarsınız, ama sır bıçağıyla çalışmasını bilene döner bıçağı çok kaba ve yorucu.

http://www.dailymotion.com/video/xsi7ze_bal-hasady-videosu-2012_animals

Bu video sıra başı idi, başka bir ırk olsaydı, iki kat bal yapardı, karniol arısı kovan şaşırması kolay kolay yapmaz.

Videoda göreceksiniz, bal sırlanmış fakat daha sonra bir acayiplik olmuş sırsız alandaki açık ballar alt kata taşınmış, bal kemeri artmış ve yavru alanı çok azalmış yeniden genişliyordu.

İkinci gün benim kalan arılarla İlhami abinin balları aldık, önceki güne göre birazda işe geç başladık, bir gün önceden balları alınan arılarmı bilemiyorum arabaya hucum ettiler.

Arılıktan 200 metre ileride durup içerideki işçileri boşalttık, gittiğimiz yer Muhteşem abinin yazlık, işçileri orada bıraksak çevredekiler rahatsız olacak kovanını bulamayan arı serseri gibi dolaşıp duracaktı.

Bir bal hasadının daha sonuna geldik, Muhteşem abim,

http://www.aribakani.com/forum/index.php?topic=667.msg4014#msg4014

Bu sitede bişiler yazmış, heralde kafasına yediği el demirinden diyecem olmayacak, güle oynaya bizi yolcu etti, sanki arkamızdan konuşmuş gibi::((

İfadeler aynen kopyalıyorum=Cumartesi sabahı ekip olarak 08 00 gibi bal sağımına başladık. İlk iş Ali Türk beyin balları alındı ve sağıldı. İkinci olarak İlhami Uyar beyin balları ki pazar gününe kalmıştı onlarda sağıldı. Bu işler bittiğinde pazar günü saat 20 00 olmuştu benim ballar kaldı  >:( Bu nasıl ekip işi anlamadım  ???

Allah her şeyin hayırlısını versin, ne diyem::))

Sonuçta bereketli bir sezon yaşamaya devam ediyopruz, Allah bereket versin ballarımız evimizde.



Etiketler: , , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi, Bal hasadı | Yorum Yok »

ARICILIK PAYLAŞIMI 20 MART 2011

Ekleyen, Ali Türk on 20 Mart 2011 – 23:13 -

 

20 Mart 2011 Bursa’dan misafirimiz var.

Mirili Fatih, Muhteşem abi bendeki arılarını miriliye satmış, hiçte haberim yok::))

Dün Mirili aradı yarına arıları aktarmaya gelecegiz. Yav hava buz gibi ne arısı ne aktarması dedim, Muhteşem abinin arılar artık benim demezmi::((

Resimdeki sakallı Fatihin kayın babası.

 

 

Dün marangozda çalıştık, ruşetlerin altına malzeme yoktu onu temin edip, biçtim, büyük bir sorunu ortadan kaldırdık.

Bu gün arılıkta şurup verilecek arılara şurup verdim, arılarımız yavruya yatmış durumdalar, yiyecekleri var, polenleride var, şurupla bende su ihtiyaçlarını gideriyorum, hiç dışarıya şimdilik çıkmalarına gerek yok.

Bir gün öncesi verdiğim poşette inver şurup göçürülmüş durumda. Hiç delik delmeden atıyoruz poşetleri kendileri hallediyorlar, bu poşetler buzdolabı saklama poşeti. Resimdeki koloni 61 nolu safkarniol kızı, karniolf1.

 

Çiçek sorunumuz yok fakat bu sene bir türlü havalar ısınmadı. Kovanların önündeki ballıbaba çiçeklerine bakın.

Ne yazık ki sıcaklık olmayınca arıların alayı içerde işlerine devam etmek zorunda.

 

İrfan ve Cemil ustalar, bir kahvaltıcıya bal teknesi yapmışlar.

Süzme bal ve petekli balı bu tekneden satışa sunacaklarmış.

 

 

Bal teknesinin sadece dışına cila atıldı.

 

Mirili Fatih damacanada arı olmaz diye benle dalga geçenler vardı abi şunu bir aç görmek istiyorum dedi::))

Buyur,  oluyormu olmuyormu gör.

Bunu merak eden sayısı çok.

Aslında ben bu damacanayı yapmamın en büyük nedenlerinden birisi görüntüler alabilmekti.

Zaman çok olacak, birde eliyin altında olacakki  ne yapıyorlar kayıt etmek istiyordum ama olmadı.

Arılıga yolum düştükçe devamlı açar bakarım.

Mirili fatih arıların hepsini götüremedi, bu havada arı filan aktaramazdık.

Kendisini boşta yollamadık, gelmişken bagaja 2 kovan arı koyduk, paralarıda peşin almışım::))

Muhteşem abi bana arılarını verdiğinde benim sende 5 çıtalı 10 kolonim var demişti.

Bunların etinden sütünden faydalan ne yaptıysak arılar ne doğurdu nede öldü.

Arının etinden sütünden bıktım.

Şimdi parasıyla ilgileniyorum.

Bizimki tam pinti, içi gitti paralarının bende oldugunu duyunca.

 

Resim Saim Ahmet Gürel ve Oğlu Sinan, yeni kaptanımız.

Miriliyi yolcu ettim bir telefon geldi, abi hışıra balık yemege geliyoruz. Saim abi hayırdır ne çabuk dedim.

Ailecek gelmişler,  nasılsa ziyafet parasıda var::))

Hışırdan sonra benim eve geçip bol bol çay ve muhabbet vardı.

Doktoruda aramayı unutmadık, teşekür etmek lazım::))

İlgilenenlere duyurulur, ziyafet devam ediyor…

 

 


arıcılık videoları 20 mart 2011 Ali_Turk

 

 

Hava buz gibi biz arı açıp birde çıta çekip mahabbet ediyoruz::))


Etiketler: , , , , , ,
Arıcılıkta bahar bakımı | 3 Yorum »
Forum