KESTANE BAL HASADI 2012

Ekleyen, Ali Türk on 26 Haziran 2012 – 09:30 -


23 Haziran 2012 günü ani bir kararla Şiledeki arıların ballarını almaya karar verdim. Güzndüz Enes ile ana arı ruşet ve kutularının işleri yapıldı. Memelr dagıtıldı larva transferleri yapıldı. İkindi üzeri, Enese arabaya boş kovan ve kat  Şile’ye gidiyoruz::))

Kızılca köydeki arılığa vardık, arılar kolonileri yokluyordu, bu nektarın kesildiğinin göstergesi demektir.

Kovanlara bir daldık 13 kasa bal çıktı, bir kısmını ertesi güne bıraktık, yanımızda bu kadar malzeme vardı. Her açtıgımız kovana acayip bindirme oluyordu. İki kişiyleçalışınca görüntü işi olmuyor, acayip seri olmama rağmen bu serilik civarınızda yüzlerce koloni var ise pek işe yaramıyor, bir sürü işçi arı kokuyu aldımı anında her taraf arı oluyor.

Saat 17 gibi Ovacık köyünden çıkmıştık, Şileden dönüşümüz 20:30 da oldu, tekrar Ovacık köyündeyiz. Bu seferde balı süzdüğümüzde tenekemiz yoktu, bas Gebze’ye, sonuçta 21:30 da Zaim abinin yazlıkta baş süzmeye geçebildik, en son saat 24:00 da pilim bitti ayakta duramıyorum, Enes’e yatalım diyorum o çalışalım demekte oğlum yat beni hasta etme, bu iş bitmez dedim yattık.

Ertesi gün kavaltıdan sonra tekrar bal süzme işine başlandı.

Sırlı balların sırlarını sır bıçağı ile almak çok kolay ve zaman açısındn kısa.

Bal süzme işi önceden planlanmadığı için, bıçak filanda bileyleyemedim, sır bıçagı çok keskin olmalı, bunu nasıl anlasınız diye soran olur ise, gazeteyi balın sırı olarak düşünüp kesmeye çalışın ve bıçak kesiyorsa bileylidir. Bıçaktaki çapaklar bile gazeteyi kesmez ve yırtar. Geçen seneki bilyle işi bitirdik, bıçak keskin olmadıgında sırın altındaki petek gözlerini paçalar ve yatırır. Bozulmuş petek gözlerindende kazanda balı çıkartamazsınız, bu olumsuzluk sır tarağını kullanırkende olur, sır taragının arkası sır alırkenpetege dokunmamalı, dokunursa petek gözlerini ezer ve yatırır bal gene makinada çıkmaz.

Sır bıağı kullanımı çok önemli, işi bildinizmi bir uçtan öbür uca bir kaç saniyede varrırsınız. Petekli balın en nefisi şu an bıçaktaki petekli baldır.

Biz bal süzün işine devam ederken Zaim abi ve aileside yazlıga geldiler, İlhami abide gelenler arasında.

Zaim abinin kızı balın nasıl süzüldüğünü merak ediyormuştu, bizede meraklı kişiler lazım. Nasıl süzüyorsunuz görebilirmiyim, tabi çalışmak kaydıyla görmek serbest::))

Balın nasıl süzüldüğü görülmez yaşanır dedik, İlhami abi de güzel tarifler yaptı, bir kaç tur bal süzdüler.

Bir çok kişi balın nasıl süzüldüğünü bilmiyor, herkesin nasıl süzüldüğü yönünde tezleri var tabiki.

İlhami abide bal sağımının her bölümünde yer aldı, şimdi bal süzme kazanına geçti.

Balın sırınınsır taragı ile alınması en zor işlerden birisidir. Bir yüzü yapana kadar bıçakla kesin 5 çıta balın sırını açarsınız.

 

İlhami abiye sır nasıl alınır tarif ettim, bıçak alt çıta ve üst çıtaya yapışık olmalı, tabi bu duruş bu işe uygun degil, balın agırlıgı bıçagın üstüne olmalı, şu an bal bıçaktan tabir yerindeyse kaçıp uzaklaşır.

Sonuç güzel, hiç balın sırını koparmadan ve petek gözlerini bozmadan baştan sona gidildi.

Enes ve İlhami abi sırları aldılar, ben makinada çalıştım.

Sır taragı tarafından, sırı alınmış bal çıtası. Elimizdeki ballar bitti, boş çıtaları katlara doldurup tekrar öğlen üzeri Şileye kalan balları lamyaya gittik. Aynı anda hem balları alacağız, hemde süzülmüş çıtaları alınan balaların yerine vereceğiz…

Yolumuz üzerinde ormanın kenarında bir çeşme vardı orada mola verdik, bir şeyler atıştırıp biraz uzandık, ortalık yanıyor, insanın ormandan çıkası gelmiyor ama bu gün bu işi bitirmemiz gerekiyor.

İlhami abide sözde yardım ediyor uyan be::))

Balı alınmamış 8 kovan kalmıştı, iki tanesinde video çektik. Acayip sıcak var ve felaket arı bindirmesi vardı. Belkide bal almada rekor kırmışımdır, videonun birisinde 10 çıta balın alınması ve kata 10 boş çıtanın verilmesi 80 saniye sürmüş::)

İşe maskesiz daldım fakat devam edemedik, maskeyle çalışmak ne zormuş::))

Her tarafımızdan su çıktı, toplam yarım saat sürmemiştir ama mafolduk ve balları alıp, arılıktan uzaklaştık, kapıyı açıp içeri dalan tarlacıları bıraktım ve Gebze Ovacık köyüne döndük.

Hasat ettiğimiz balların hepsi sırlı degildi, uzun zamandır bal gelmemiş ve bal olğunlaşmaya başlamış durumda silkelediğinizde bal akmıyor, kestane balı genel olarak sırlamasını ben beklemiyorum, bir çok arıcıda beklemez zaten, sabit arıcılar kestaneden sonra olacak basra balı, yada meşe balınında bu bala karışmasını beklerler.

Hasat edilen bal 2007 yılında ki bal gibi acvı keskin bir kokusu var.

İnsanların beklentileri fazla gözü doymuyor, bunu niçin diyorum, daha fazlasını beklediğimden, yan tarafımızda bir sürü arı bizim arılarımız kadar güçlü degil, biz güçlü kovanlardan istediğimiz balı alamadık, ya zayıf koloniden bal bekleseydim halim nice olurdu, şükürler olsun, geçmişte 40 kovanla alamadğımız balı 20 kovandan fazlasıyla aldık.

Durup duruken benim ayarımı bozup, abi Trakyaya gidelim diye teklifte bulup, aklımı çelen ortalıkta şimdilik yok, halada kestane ballarını hasat etmemiş::))


Etiketler: , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi, Bal hasadı | Yorum Yok »

KOLONİ YÖNETİMİ VE KESTANE BALI

Ekleyen, Ali Türk on 20 Haziran 2012 – 08:05 -

Bu sene kestane erken çiçeklendi. Her sene 10-15 haziranda ancak gittiğimiz kestane balı, bu sene gittiğimiz tarihe kara olan sürede bol bal olarak çıtalarda.

4-5 Haziran tarihlerinde Şile Kızılca köye geldik ve tarih 16 haziran görüntülere şaşırmamak elde değil, aç gelen koloniler bu kadar kısa sürede çok iyi kestane balı yaptılar. Arıların çalıştığı süre 10 gün filan, yani koloniler 10 günde bu hale geldiler. Gittiğimiz tarih belli, aldığımız görüntü tarihleri de belli. Güçlü koloniler kısa sürede neler yaparmış test edilmiş oldu.

Bal çıtadan geçen olduğu gibi bu hafta akmıyordu, hafiften sırlanma işleri başlamış.

İlk defa arılık civarına bir tur attım. Burası Kızılca köylü Mitat amcanın bahçesi, tek koluyla felaket çalışan birisiydi. Bu sene mart ayında rahmetli olmuş.

Bahçe adam boyu ot, bir kişi olmaz ise neler oluyor, bahçe zaman içinde bakılmaz ise dağ olacak.

Mitat amca sağlığında yaşlı olmasına rağmen bir tane ot bırakmazdı, kazmasını yapar, bir sürü yazlık sebze ve kışlık bakliyat buradan üretilirdi.

Bir kaç yıl içinde batmaya aday bir bahçe.

Mitat amca ile ilgili arattığımda alttaki link çıktı, Allah rahmet etsin. 2008 Yılı sezonundan ilginç kareler var.

http://bengittim.blogspot.com/2008/07/ile-bal-saimindanpinarhisara-g-ettik.html

Gebze Bal birlik başkanımız Kadir Gürkan beyin Arıcı kulubesi.

Yağcılar köyünden Saim, İlhami abide oralı, Sayim abi, arıların yanında kalıyor. Bu sene yüzümüz gülecek diye umut içinde beklemeye devam ediyor.

Toplam iki hafta bile olmadı ama arılarımız gerekeni yaptı diye düşünüyorum. 10 Günlük süreçte güzel kestane balı geldi.

B al olğunlaşmaya başlamış, geçen hafta çıtayı az yatırdığınızda nektar akıyordu.

Bazı kolonilerde sırlama faaliyetleri başlamış. Bir kaç gündür sürekli esen bir rüzgar var, bal akımının kesilmesine yol açıyor, gece rüzgar dolayısı ile çiğ düşmemekte.

Bir kaç koloni diğerlerinden geri, bunları da değerlendiriyorum, bal yapıp yatacağını tahmin ettiğim arılardan ballı çıta alıp boş kabarmış veriyorum, ballı çıtaları ise tam güçlü olmayanlarda topladım diyebilirim.

Hiç kimse bu kadar kısa sürede bunların olacağını tahmin edemezdi, hatta ben bu sene kestane balını es geçmek üzereydim, nasip oldumu oluyor.

Şile Kızılca köye iki sefer gidebildim. Toplamda 4 saat kalamadık, işlerin yogunlugu, sıradan bir kontrol yapıp, gerekli olan uygulamaları yapıp geri dönüyoruz.

Tüm koloniler sıradan açılıp son durumlarına bakıyoruz.

Çok fazla her şeyi inceleme ve tahlil etme zamanımız yok. Ne kadar şükretsek az. Bulunduğumuz köyde binlerce koloni var, her taraf arı dolu. Yer sorunu had safada ve bize bu köşe düştü.

Kovan önlerini en son budama makasıyla temizledik, yer egrelti’lik ve çalı doluydu.

Saim abinin arıları bunun yanında Kadir abinin arılar var.

Bir kovanda ızgara yoktu. Aslında ızgaralar sayılı geldi ve bir eksik sayınca böyle olduda diyebiliriz.

Bir yerdende çok iyi olmuş. Diger kovanlarla bu kovanın arasındaki farkı görmemizi sağladı.

Geçmişte bu arıya laf edenlerin hatalarından birisi ızgara kullanmasını bilmeyişleriydi.

Izgara koydum ama artık iş işten çoktan geçmiştir. İçimden gitti bir teneke kestane balı diyorum.

Bal geliyor koyacak yer yok her taraf ağartılmış, hatta sır’lanmaya başlamış ama çıtanın kemer altı yavru.

Koloni yönetiminde her ırk için olmasa da bazı ırklar için ızgara şart. Bunun göstergesi bu paylaşımlarda var, isteyen ne demek istediğimi, çok iyi anlar. Bazen musibetlerden çok iyi dersler çıkar, burada olduğu gibi. Arılıkta diğer kovanların ızgarası var ve ızgara üstünde sökülmeyen çok az yavru kalmış olabilir, çıtalar kestane balı dolu, bu kovanın katı yavru dolu::((


Etiketler: , , , , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi, koloni yönetimi | Yorum Yok »

KESTANE BALI HASADI, ŞİLE 2011

Ekleyen, Ali Türk on 19 Temmuz 2011 – 08:14 -

16 Temmuz dan itibaren izine ayrıldım,ağustosun başında iş başı, ee o zaman yatma zamanı::))

Cumartesi günü tası taragı toplayıp, Şile Kızılca köye vardık.

Sagım çadırını kurduk.

Ben fazlalık katları boş dururken indirdim akşam oldu.

Pazar sabahı 5:30 da bir kalktım. Kavaltıyı hazırladım hacıyı kaldırıp ormanda kavaltıya yumulduk.

İlhami abileri bekliyoruz.

Hava acayip sıcak ve bunaltıyor.

İlhami abi geldi, Gebze adliyesinde görev yapan hakim,  Zaim abide misafirlerimiz arasında.

Birde Yağcılar köyünden yılların arıcısı Kamil yardıma gelmiş.

Hacı ormandan dal keserken yakalandı, şimdi karpuzla teşvik işleri yapıyor, Zaim abi ise her şeyi kayıt ettim boşuna kendini yorma diyor::))

Bu sırada hazırlıklar yapıldı ve kovanlara dalıyoruz.

Bizim hemen arkamızda bulunan üç kişiye ait yaklaşık 100 kovan cumartesi akşamı yüklenip Trakya ya gitti, onların demesine göre kovanlarda gram bal yokmuş, hatta şurup veriyoruz diyorlardı.

Bende onlar gittikten sonra oraları bir kolaçan ettim, bir yeni körük ve 5 litrelik invert şurup unutmuşlar.

Hacıda diyor yav onların arılardan hiç ses çıkmıyor, bizimkiler niye inliyor::))

Kaldırılan arılar gittikleri yerde iş yapamayacaklar, kovanlarda kat var arı yoktu.

 

Bu sene geçen senenin kopyası gibi gene bal yok.

Köydeki Eskişehir’li Halil amca 30 kovan açtım, 33 kilo bal çıktı durum berbat dedi.

Hacı abi  ve Zaim abiyi çadıra aldık, bu sene ne kadar kapalı yavru varsa alıp balını süzdüm. Bal iki gurupta çadıra istiflendi, ballılar ve yavrulular olarak. Öncelik yavrulu çıtalardaydı, balı alınan yavrulu çıtaları hemen geri vermeye çalıştım.

Arılarımız genelde çok sakindi, bitişikte başka arılar olmasına rağmen rahat çalıştım.

Kestane balı hasadı.

İlhami abiye ilk olarak eldivenlerini bir çıkart dedim, yav arı saldırmıyorki, eldivenle tutulmuyor, tutamadınmı arı ezersin ve arı seni sokar.

Bir anaarı, çekmiş oldugumuz çıtada.

Kamil ise şaşkın yav bu arı niye patır patır maskeye vurmuyor demekte::))

Sakinlik nedir hiç duymamış ki.

Ballar çadırda yemek zamanı.

Balları çadıra attınızmı işin en büyük bölümü bitmiştir, istersen bir haftada sağ, tabi yavrulara acımıyorsan. Yavru varsa acilen yavrulu çıtalara zarar vermeden balını alıp, kolonilere vermek gerekiyor.

Yemek ve çay faslı bitti, balı alınan koloniler dışarda gardını aldılar ama içerden çökertildiklerini anlayamadılar.

Zaim abi kovanların bu durumunu soruyor ve anlamaya çalışıyor. Dedimki yağma olmasın diye arılar dışarda savunma hattı oluşturdular. Balı hasat edilmiş koloniler.

Sen gel adliyeden birde arıları sorgula, başka işin kalmadımı::))

Başka arılar olsaydı böyle karşısında duracaktın, hemde kestane balı alındıktan sonra…

Bu sırada Kadir Gürkan da arılıga geldi, dün akşam köyüne gitmişti, sağımda yardım edecem demişti.

Arıların karşısında muhabbete ve görüntüye bakın.

Bu kolonilerin balları yaklaşık bir kaç saat önce alındı ve durum bu. Arıların sakinliği.

Bu arada Kadir abide iş elbisesini giyinip geldi, birazdan çadırda çalışmaya başlıyacak.

Zaim abinin babası rahatsız, ona kendi elleriyle süzdügü, kestane balından pet şişeye doldurup ikramda bulunduk. Misafirlerimizin gitme vakti geldi, Zaim abi akşam 18:00 bir yerde olması gerekiyormuştu, İlhami abi ve Kamil  üçü birlikte ayrıldlar, ellerinize sağlık, çok teşekürler. Ömrümüz olursa seneye de bekliyorum::))

Ben sağılmış yavrulu çıtaları dagıtırken kovan içinde verilen erkek çıtalarına işlem yapmak için ölçüp biçen işçi arılar vardı.

Bu sene verdiğim erkek çıtalarını hep işçi gözü ördüler, nedenide hızlı bir bal akımı olmaması.

Bir başka  kolonide hesap yapan arılar.

Ballı çıtalar başkanımın::)

Zaten yavrulu çıtaları gündüzden ilk etapta halletmiştik.

Hadi kadir abi az kaldı.

Kadir Gürkan, Gebze bal üreticileri birlik başkanı.

Aynı zamanda AKP, Kocaeli il genel meclis üyemiz.

Böyle güzel sırlı bal bulmak bir kaç senedir Şile de çok zor.

Ben doğal bal üreticisiyim, kolonileri nektar olan yere atıp geliyoruz, bir daha anaarı üretiminden dolayı kolonilere gidemiyorum.

Kestane balına gelmeden arıyı besleyip, kestanede bir şey vermedik diyenleride biliyoruz::))

Arıcılar yaptıkları işin arka planını kimseye göstermiyor, bir balıyorsun bardagın dolu tarafıyla karşınıza gelmişler::))

Ben buraya arıları getirmeden sağıp getirmiştim.

Sırcı iş başında.

Sabah 5:30 kalkmıştım.

Gece üç oldu, çok şükür bitti.

Ben gece petekleri dagıtırken, elimden bayagı bir iğne yedim, çıtayı verirken arı gece sokuyor. Kendi kendime bende saydırıyorum, gece gece derdin ne, dimi::))

Tabi bende bittim.

Olanına bereket versin. Kestane balı bizim bölgemizde çok kıymetli bir baldır.

Tekekesi bin liradan aşagı etmez.

10 teneke kestane balı hasadı yapmışız, bunada şükür.

Ertesi gün sabah 8 gibi kalktım, yatsan yatılmıyor, kalsan salak gibisin, ortalıgı toparlamak için 2 saat yeterli olmasına rağmen bir türlü o iki saatlik çalışmayı yapamadık ve öğleden sonrası ancak arılıktan ayrıldık.

Hemen yanı başımız deniz ve bu senede denize giremedik, hatta hacıyada şort almışken bile::((

 

Madem denize giremedik, şortu giydik diyelim::))

2011 Yılı kestane bal hasadı, hatırası. Ben ve Kadir Gürkan. Yer Şile Kızılca köy.

Başkanıma ayrıca yardımlarından dolayı teşekür ediyorum, inşallah bizde ona yardıma gideriz.

Gebze yaklaşık bir haftadır ana arı toplayamadık ve hazır ana arılar birikti, arıcıların gözleri yollarda, bunları halledip, en kısa sürede arılarımızı Trakya ya atmam gerekiyor, bu nasıl izin bu nasıl tatil anlamadım ki:)))

Arıcılık bu işte, sürünmeye devam….


Etiketler: , , , , , , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi, kestane balı | Yorum Yok »

ARICILIKTA DURMAK YOK MU?

Ekleyen, Ali Türk on 04 Temmuz 2011 – 07:08 -

Paylaşacak o kadar şey varki, çogunu erteliyoruz, bazısına az deginip atlıyoruz. Bu sene çok yoğun bir sezon yaşıyorum.

Katılmış oldugumuz ana arı üretme kursu imtihan yapılarak bitti.

Hocamız kopye yok dedi, Muhteşem abide doktorluk okudugu dönem hep kopye hazırlamış, bir türlü çekemediğini anlattı, neden çekemediğini sorduk, zaten kopye hazırlamak için çalışman gerek, çalışıncada zaten elindeki kopyeye gerek kalmıyordu dedi::))

 

Hep birlikte bizi gülme tuttu.

İmtihandan sonra bogazda bir yere yemege geçildi.

 

Sadri abimin emanetleri kabul ettirip, o akşam kendisine teslim ettim.

 

Ertesi günü bir Şile yaptık, arılarımız çalışıyordu, bu sene beklenen nektar akımı yok. Köyden birisi var arıyorum, bir dediğiyle öbürü çok farklı. Yagcılar köyünden Saim abi arının başında yatıyor, ona soruyorum, köydekiyle bilgiler hep çelişti, kısmette ne varsa bakacagız.

Resimin solunda Kadir Gürkan’nın ortasında Saim abinin ve en sağda benim kolonilerim var.

Hemen arılıgımızın arkasında bir arılık daha varmış aramız 30 metre yok.

Gittiğimizde arılar püsküllerden nektar ve polen alıyordu. 15-20 kovan açıp kontrol ettik, hiç bindirme olmadı, demekki dışardan nektar geliyor. Bu resimlerin alındıgı tarih 26 haziran 2011.

Kestane nektarı toplayan bir işçi arı.

Kestane nektarı ve poleni toplayan bir işçi arı.

Gittiğimizde kestane püskülleri çok canlıydı ve %80 tün püsküller açıktı.

Güçlü kolonilerin bal çekmesi çok güzeldi. Yan tarafımızda 7-8 çıtalık kolonilerde gram bal yok.

 

Bazı kolonilerde bir hafta öncesi verilen erkek çıtalarını örmeye başlamış, hatta erkek olacak yumurtalarda atılmış, bir kesinti söz konusuydu. Bir hafta sonrasına bu çıta tam örülmeliydi, resimdeki durum daha çıta yarı bile olmamış . Ayrıca bu erkekler ilerde bana çok lazım olacaklar. Erkeklere bu sıralar acayip önem vermekteyim, hacı tosunlara bak diye kızsada benim için onlar çok önemli::))

Arılıgımızın az ilerisi aa bir arılık var diyordum, az öbür tarafına baktım bir arılık daha, onun yanında bir daha derken resimde 5 arılık gözüküyor, hemen burnumuzun dibi.

Bu sene kestaneye çok koloni gelmiş durumda.

Bize sınır arılık girişindeki yazılar ilgimi çekti. İnşallah kimse arılara kötü niyetle bakmaz ve zarar vermez diyoruz. Allah korusun, O korursa hiç bir şey olmaz.

Arılıgın içinde lütfen girmeyin yazıyordu bende girmedim. Yanlışlıkla bu tabelayı görmeden arkadan girmiştim, o ne olacak::))

Baktım kadir başkan bişiler yapıyor bu ne dedim defne dedi. Ne işe yarıyor, birincisi bunları parmak gibi kes ve kurut, körügü yak, kenara koy iki saat sonra git tekrar bas körük sönmüyor, bu uyuyan soba gibi sinip bekliyor.

İkincisi varroanın düşmanı, bunu kullan ilaç asit filan gerekmez.

Bende gaza gelip bayagı bir defne dalı budaması yaptım, Gebze’ye getirdik, gerçekten çok uzun süre sönmüyor, varroa konusunu daha tam test edemedim.

Kadir Gürkan, körügü hazırlıyordu. Biz geçen hafta Şile’deyken yagmur başladı, hemen Gebze’deki arılıga döndük.

 

Zafer abim memleketten dönmüş.

Köy ekmegi, fındık ve meşhur İnebolu çekme helvası getirmiş.

Ne nasibimiz vamış tı, memleketimizin her yerinden bir şey geliyor::))

 

Hafta arası  Mehmeti yolcu etmemiz gerekiyordu, planlar yapıldı ve Yusuf akşama bizdeyiz başka yer aramayın demiş. Bende mesayi bitimi, bir kaç kargo vardı acilen verip, direk Yusuf’un yazlıgın yolunu tutum.

Yusuf ise bir tur daha anaarı üretmek için janteri devreye sokmuştu, bir kaç kez arayıp janterle ilgili bilgiler sordu, janter sabır işidir. Hemen işi sonlandıramazsın.

Bende dedimki gelirken larva getiriyorum, transfere  uygun kolonin varmı, hemde iki tane dedi.

Yeni gelen saflardan 81 numaranın çıtasını götürüp aşılama yaptık.

Tabi önce açık ne kadar larva varsa koloniden çıkarttık, kapalı ve açık memeleri bozduk.

Bu resimleri Mehmet çekti harika bir resim olmuş.

Kalfamız ikide bir ayarımı bozdu, Antalya’dan gelen anasız arıyı açtık, körük dumanı gıcıklıgına vermedi, beni enseden Mehmet’ide yüzünden soktu. Kalfaya fırçayı bastım şimdi mutlu oldunmu, abi seni soksun diye yaptım ama Mehmeti soktular diyor::((

Aşılama bitti, şimdi kovan karıştırıyoruz, kolonilere kestane balı geliyordu, fakat istenilen miktar yoktu, hızlı bir akım ve agarma yok.

Yusuf’un çıta tutuşu ve yüz ifadesine hep hasta olmuşumdur, gene güzel iki resim yakaladım.

Sonra geçiyoruz mangal başına bu akşam maydonoz yok bereket::))

Bazı resimler iphoneyle çekildi, gece cepten iyi resim çıkmıyor.

Bizimkilerdeki mutluluga bakın. Sıcak ızgaraya gel, yarasın doktorum, biraz daha kaçak balkon çıkarsın artıkın…

 

Nefis bir akşam menüsü, bereket bu akşam masada ot türü bişi yok.

Doya doya yedik, Yusuf kardeşim ellerine sağlık.

Sohbet çay derken zaman bitti, ben Mehmet Yüksel kardeşimi Sabiha gökçen hava limanına bırakıp evine geldim.

Son resimlerimizden birisi.

Arıcılıkta damızlık çok önemli. Bunun önemini çok geç öğrendik. Damızlık sorunuda başlı başına bir sorun, paranla almak istesen yok. Bir sene önceden sıraya gireceksin, alırsın bu sefer aktarım işi sakat ve bu işin çözümü için neler yapılır diye düşünüp, işi kökünden halletmeye iki sene öncesi karar vermiştik. Bir sene aletin yapımı beklendi, peşinden işe girişildi, iş başarıldı fakat kalite konusunda sıkıntı vardı, bu sene işin kalite yönüne çalışıyoruz.

Ben çalışıken hacı sürekli akıl veriyordu buyur bakalım deyiverdim. Başladı bu seferde benim kalfadan eksik olan neyim var demeye::))

Bu hafta sonu iki gün bi işe ayrıldı.

Felaket zaman tüketen bir şey.

Biz bu işe paralarımızı harcadık, emek harcadık, geceyi gündüze katmışız, birileri bu işi süper bir şekilde yapıyorsa, ben niye yapamayayım. Benim acayip bir yapım var, bir işi kafama koydumsa onun bir daha peşini bırakamıyorum.

Fakat geçmişte agırıma giden bazı şeylere şahit oldum. Bazxı anılarım birilerini rahatsız edebilir, ama anı işte.

Bir üniversitenin kongresine katıldık, o dönem orada doçent olan birisi, suni tohumla hakkında öyle şeyler anlattıki, bir sezon çalıştık olmuyor, bunu çok rahat söylüyordu. Yani nasıl olmaz, birisi yapıyorsa bizde yapmalıyız diye bir dert ve kaygı görmedim kendisinde.

Aynı kişi, bir tv programında ıslah ve selekte edilmiş arılar için süs köpegi cümlesini kullandı.

Aynı yerde şimdi bir tabela var, paşam arıcılık gelirtime diye, bu işler ülkemizde tabelayla oluyor.

Sonuç, sen suni tohumla yapamıyorsun, selekte edilmiş arılara sü köpegi diyorsun, peki neyin peşindesin ve neyi geliştireceksin, diye ben sana soru veririm.

Bazılarıda gidip oralarda kuyruk sallıyor, arıcılıgı geliştiriyorlarya::))

Nedense gerçeklerle, tabelalar aynı degil.Bundan olsaki gerçekler acı… ve ortada geliştirilmiş hiç bir ürün yok.

Bu sene suni tohumlamayla alakalı erkek seçiminde uzak akrabanın önemi hakkında yazılar okudum, eskiden erkek olsunda nasıl olursaolsun derdim. Son katılmış oldugumuz ana arı üretme konusundada bu konu özellikle işlendi. Ben daha önceden Muhteşem abinin 61 den bu sene iki çıta yumurta ve larva getirmiştim. Bu safın bizim arılıkta kardeşlerinin kızları var, elimizdeki 4 saf turunun en yabacısı şimdilik bu arıydı ve bende arılıgımdaki erkek üretim kolonilerini 61 den oluşturuyorum. Bu 61 kızları, gebzedeki arılıktan başka yerlere gitmeyecekler. Hazır olan 15-20 tane anaarıyı kendi arılıgımda kullandım.

Muhteşem abideki 2009 yılında gelen saf karniol 61 in kızlarından birisi.

Bu sene erkek üretiminde daha bilinliyiz, geçtiğimiz sene 50 erkekten bir dozluk sperm toplayamıyorduk, sperm konusu şimdi daha kolay. Suni tohumlamanın en zor işlerinden birisi bu sperm işi.

Erkek arıları, anasız kolonilerde besleliyoruz. Bu konudaki tüm eksiklikler çok şükür ortadan kalktı.

 

Cuma akşamı aleti ve her şeyi hazırladı, tabi bu arada saate bir baktım gece 22:00 olmuştu hacıya dedim abi biz bu işe bir girersek, gece ikiyi buluruz, yarın sabaha başlarız diye işe başlamadan ertesi güne erteledik.

Ertesi gün İzmit ten anaarı alacaklar geldiler, onlara öğleden sonra dedim, sabah 8 de damladılar, madem geldiniz önce sizi yolcu edeyim sonra tohumlamaya geçeriz.

20 Anaaarı istediler, hazırda 10 tane vardı onları hemen topladık ve başka anaarı aramaya zamanım yoktu, yeniden gelin dedim.

Misafirleri yolcu edip, telefonlarıda kapatıp işe giriştik.

 

Verilen aradan olsa gerek, birinci anaarıyla çok ugraştım ve uygulama yapamadan kutusuna bıraktım. Acayip kasılıyorsunuz, geçtigimiz sene bu iş bu kadar zor degildi. Bereket hacı bana sabırlı ol, sabırlı ol dedi.

Sperm hazır anaarıya giremiyoruz. Bir iki derken olay çözüldü, uzun süre ara verince zaten larvayı bile alırken zorlanıyorsunuz.

Geçtiğimiz sene bizi en çok oyalayan sperm toplamaktı, şimdi beslenmiş erkeklerden sperm çok basit ve daha az erkekten hemen 1 cm lik kanalı spermle anında dolduruyorsunuz.

 

Tohumlanan anaarılar, alındıkları gözlere verilmeli, yoksa direk kestiriyorsunuz. Geçtiğimiz sene karıştırmıştık, şimdi bu işide sıkı tutmaktayız.

Yapmış oldugumuz uygulamaların 4-5 gün sonra sonuçları alınır.

Son durum yaşıyorlardı.

Ana arı kursunda bitirici koloni, işin ekonomik yönüdür dendi. Benim kullanmadıgımbir sistemdi. Bir bitirici koloni oluşturdum, habire başka kovanlardan kapalı yavru veriyoruz, yakında bu arı 4-5 kat olursa şaşkmayın.

Kapanmış memeleri ne kadar olursa olsun tutmakta sorun yokmuş nasılsa kapanınca, sadece 34-35 dereceye ihtiyacı var hepsi o kadar.

Soldaki çıta kapanmış ve 10 günlük olmayı bekliyor, aynı zamanda hiç başlatıcıya vermeden, 26 aşılama yapıp bitiriciye verdim, 21 tanesi tuttu ve kapandılar. Bu iş çok hoşuma gitti, aşagıda anaarı var arada ızgara, yukarsı meme dolu::))

Bu akşam gene bir çıtaya aşılama yapıp, direk bitiriciye verdim, nasılsa başlayıp bitiriyor.

Bu arada aşılama çıtalarının üzerine elimizdeki matbaga saçlarından şeritler kestik. Aşılama hangi anaçtan, hangi tarhte yapılmış, kaç meme de aşılama var hemen yazıyorsunuz ve koloniyi açtıgınızda bu ne zaman aşılandı, hangi anacın yavrusu demiyorsunuz. Asetat kalemle yazılıyor, alkolle siliniyor, bu son pratik uygulamam, acayip güzel oldu. Bazen karıştırıyorduk, bunu ne zaman aşıladık diye. Yazmış olsanızda gene karışıyor, bazen 8-10 çıta aşılı vaziyette, kolonilerde oluyor, birisini karıştır ayvayı yedin::))


Etiketler: , , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »
Forum