ARICIYA SANKİ HOROZ YOK::))

Ekleyen, Ali Türk on 16 Ocak 2012 – 18:21 -

Kalfam Muhteşem beyin yüzünden,kendimi birden Erzincan’da buldum. Bir horozu var kıymete bindi. Sanki biz naçar kalmıştık, elimizi sallasak ellisi misali. Bakın horoz resimde dünden razı, tavuklarda bizi bu horozdan kurtar diye yalvarırcasına bakıyor.

Vecdi abim çoktan beri ne zaman geleceksin diye o kadar ısrar edince, kar kış demeyip atlayıp uçağa Erzincan’a gittim. Daha önceden yukarıdaki horozun sesi telefonda hep gelirdi, birazda bu işe horoz sebep oldu desem yalan olmaz. Beni biliyorsunuz yeme içmeyle aram yoktur. Sadece ikramları geri çeviremiyorum, bu gidişle obez olmaktan kokuyorum. Gene bir ikramla karşı karşıyayız, gel de yeme.

Erzincan kuzu büryan kebabı, tavsiye ediyorum birisi ikram ederse kesinlikle geri çevirmeyin ve hemen benim gibi yiyin.


Arıcılık Bilgi Merkezi, Magazin | Yorum Yok »

3.GELENEKSEL BEYKOZ AKBABA KÖYÜ KESTANE BALI ARICILIK KONFERANSI VE ANA ARI SERFİTİKA DAĞITIM TÖRENİ

Ekleyen, Ali Türk on 20 Aralık 2011 – 21:02 -

Beykoz Akbaba köyü Bal festivali, 2010 yılından bir kesit.

2011 Yılı Beykoz geleneksel kestane balı festivali bu sene yapılamadı. Bu işe emek ve gönül verenler bir konferans ve törenle yıl içinde bir etkinlik yapalım gelenek bozulmasın istemişler.

25/12/2011 Pazar günü İstanbul İli, Beykoz İlçesi, Akbaba köyünde, 3. Geleneksel Beykoz Akbaba köyü kestane balı arıcılık konferensı ve ana arı üretim kursuna katılanların sertifika töreni yapılacak.
İnşallah bizde orada olacağız, etkinliğe tüm arıcılar davetlidir.

2011 Yılı haziran ayındaki kursumuzdan bazı görüntüler. Hocamız Feyzullah Konak, sunum için hazırlıklar yapıyor.
Kendisi,Ordu Arıcılık Araştırma Enstitüsü Müdürü
Ana arı kursuna katılıp belge hak edemeyen Vecdi Küçükyılmaz, resimleri tararken bunun burada ne işi var dedim birden.
İlk kurs akşamı dagılırken, kursiyerler hatıra fotosu çekilmişti.

İstanbul Arı yetiştiricileri birlik başkanı Onur Çilenk ve Bartınlı arıcı Erkan Kara.

Uygulama için Saim Ahmet Gürel’in arılığına gidilmişti.

Ana arı Kursunun açılması için uzun süren çalışmalar yapan ve bu işte en çok emekleri olan üç kişi.

VeterinerBahri ışık.
İstanbul Arı Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Onur Çilenk.
Beykoz İlçe Tarım Müdürü, İbrahim özdemir

Törenimize Feyzullah Konak hocamız katılacak. Davetimizi kırmadı işleri arasına İstanbul’a gelip dönmeyi sıkıştırdı.
Etkinliğin yapılacagı adres.

Beykoz Akbaba köyü kayra düğün salonu.

Tüm Arıcılar davetlidir.


Etiketler: , , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi, Magazin | Yorum Yok »

ARICILIK VE GEZMEK

Ekleyen, Ali Türk on 04 Ekim 2011 – 22:26 -

Arıcılık ve son bahar.

Arıcılıkta son bahar artık temponun düştüğü, sezonun yavaş yavaş bittiğinin adıdır.

İşleri bitirdiniz ise artık gezebilirsiniz anlamı çıkar. Nede olsa hobi arıcısıyım::))

İstanbul’dan başlayalım bari diyoruz. Çoktan beri bu bahçe kafamda geçtiğimiz sene sıfır çekmiştim. Bu sene bari aynı duruma düşmeden meyvelere yetişmişim.

Aç karna olmaz filan dense de meyveleri bir ziyaret ettim. Hünnap süper olmuşlar.

Hindilerin senfonisi, kabarıp durdular, havanız kime erkekler.

Bahçenin maşallahı var, sanki Nuh’un gemisi. Ağaçlar yere yatıp tavuklara incir ikram ediyor.

Ağacın maşallahı var, o kadar yedik, zulaladım, hala dop doluydu maşallah, doktorum görmesin. İnşallah seneye de nasip olur, bu senelik yeter.

Kangal köpeği.Bu resmi İlhami abim çekmiş. Bir ara köpekten korkma takliti yapmıştım herkes yemiş.

Ben geçmişte koyunda gütmüştüm. Güzel köpeklerimiz vardı. Çobanın en değerli şeyi köpeğidir, hiç bir zaman köpeğine paha biçemez. Ama köpek olmalı, itle köpeği karıştırmamak gerekli.

İt iyiye de kötüye de havlar işi budur, adı üstünde, it. İtler hep dört ayaklı olmaz. Ata sözünde belirtildiği gibi it ürür, kervan yürürmüş.

Köpek ise hiç boşa havlamaz, havlamış ise mutlaka bir şey vardır.

Kangal köpekleri ise dünyaca ünlü, sürüyü kendi başlarına güdenleri bile vardır.

Meyve faslı bitiyor, ızgaralar hazır deniliyor.

Yav kim yiyecek bu kadar eti. Kalabalık olduğumuz için yer sofrası yapılıyor iki yere.

Dr.Muhteşem abim olmayınca boğazımdan yemek bile geçmedi. Yutkunup durduk, ah be abim neredesin.

 

Hünnap ve altın çilek.

Bu resmi evde çekmiştim. Buraya karışmış::))

Bu esnada Yusuf’a gitmeden başka bir yeri daha ziyaret etmiştim. Orada ise  altın çilek yetiştiren vardı. Onlardan da vermişlerdi bunları yürütmedim::))

Bir ara bir baktım Yusuf elinde kavanoz meşur bal kazanına bal doldurmaya gitti. Bal bekleyenler varmış.

Yusuf’un kızı bağırdı arkasından bunları da doldur sabahtan beri bal bekliyorlar diye. Burada işler tıkırında, şuraya bakın, bal müşterisine bu kadar eziyet edilirmi yav. Buralarda bir yerde tezgah açmalı ama nasıl::))

Sonra çay faslına geçiliyor, semaverde çay. Sohbet o biçim.

Yusuf’un çok amaçlı havuzu, çocukların yüzmesi ve akvaryum görevi yapıyor.

Zaim abi ise keşke oltayı getirseydik diye üzülüyor. Bir yandanda bu kadar havuz, kaça patlar, neleri var hesap çıkartılıyor. Bir ara balıklardan birisinin fiyatını sordu, Yusuf’ta o balık 70-80 lira filan dedi::((

Bende içimden ne ızgarası olur filan düşünüyordum, yazık be bir balık 80 lira, yenir mi?

Geçiyoruz arılığa.

Yusuf tamamen elek teliyle kaplı raflar yapmış, örülmüş petekler için.

Şimdilik malzemelikte sorunlar var, zaman içinde hepsi halledilir.

Kovan açıp arılara bakılacak. Yusuf’un arıları bayağı bir kemer yapıp yavruyu azaltmış. Yavruyu devam ettirip kış arısı oluşturmak için arılara şu an kek verilmiş durumdaydı. Zaim abi ise sanki yılların arıcısı, yaklaş bari bir sefer soksun biraz olaylardan uzak dur. Yok illa girecek arının içine.

Gel o zaman sana kolye gibi bir poz çekilsin. Yav nazar değecek Hakim abime::))

Hayret ne yaptım sa kimseyi arılara sokturamadım, Dr.Muhteşem abim olsaydı birde tekme atardı kovana::))

Ve zaman bitti, artık ayrılma zamanı. Yusuf bu senenin ballarından hepimize hediye etti. Resim çekilirken Zaim abim 333, patates deyin, fotojenik pozlar öyle alınır diye tecrübelerini bizimle paylaştı.

Nihayet bir gezi daha bitti, yenisine Allah kerim, diyorum.


Etiketler: , , ,
Magazin | Yorum Yok »

ARICI GEZİLERİ

Ekleyen, Ali Türk on 21 Eylül 2011 – 08:28 -

Mehmet Yüksel ‘i ziyaret ettik. Yazın köyüne gelecegiz diye söz vermiştik. Mehmet Bizi karşılayıp misafir etti kendisine ve ailesine teşekür ediyorum.

Geçtiğimiz sene Edirne gezimiz, Ali Şekerli abimizin tohularını paylaşmıştık, taa buralara kadar gelmiş, çerezlik kabak ve çekirdekleri içinde.

Muhteşem abim benim::)

Ne bakarsın öyle derin derin.

 

Kavaltı bitti sohbet devam ederken alınan resimler. Furkan Emre bu geziyi çok begendei bundan sonraki gezilerde kameraman olmayı hak etmiş gibi:))

Degişik açılardan resimler almış, Mehmet ve babası Sadık amca.

Kavaltı sonrası dolaşmaya çıkıyoruz, Mehmetlerin köyün manzarası çok güzel.

Köyde birisinin avlusu dikkatimizi çekti, sanki güzel sanatlar galerisimi ne? oradayız::))

Ziya amca ormanda buldugu şekilli agaçları sırtlayıp eve getirip sergiliyor.

Büyük ozan Yunus Emre odunun düzünü arar, Ziya amcada yamuklarına hasta. Avladıgı domuzların dişlerinden koleksiyonda yapmış.

Furkan Emre, sanat galerisinki uçaksavarın başında.

Ziya amca yaptıklarını anlatıyor. Anlatırken bile şekilden şekile girip konsanytire oldugunu görüyorsunuz, bu abimizde bundan zevk alıyor. Başkalarına göre odun, onun gözünde kim bilir nedir?

Bizim hacıda güzel sanattan anlıyor, içinden kesin geçiriyordur, bu sobada ne yanar, üstünede bir gügüm su koy ohh…

Köyü gezmeyi bitirip ormanda tura çıktık.

Bir meşe agacı kovugunda eşek arısı kolonisi. Kovugu öyle güzel kapatmışki, tam kamufule ama benden kaçmaz.

 

Orman gezisinide sonlandırmak lazım daha yenecek bir sürü şeyler var::))

Ateşi yakıyoruz, bir an önce köz olmalı. Ateşin yönetmeni Furkan Emre, yerinde duramıyorki.

Muhteşem abi yerinde duramadı, etler yanmasın diye, ikide bir bakınıp durdu, merak işte, yanmaz yanmaz git otur sen::))

İlk defa terbiye edilen et yedik. Tadı döner gibiydi, Sadık amca geçmişte döner bağlama işi yapıyormuş. Bu etide biz gelmeden bir gün önce terbiye etmiş.

Nasıl yaptıgını sorduk, soganı rendeleyip suyunu alıyor, sonra eti yogurtla bu suyun içine yatırıyor, az kırmızı biber ve tuzla karıştırdıktan sonra bir gün bekletiliyormuş, et yumuşacık oluyor. Tarifte eksiklik varmı bilmiyorum.

Nefis köfteler.

Yemege geçiliyor bana yasak yokta, ayıp olmasın diye ben yemedim::))

Sizde yediniz tabi::))

Adam masayı seyrederken bir acayip doyuyor. Izgara et, haşlanmış bir horoz ve köfte. Sadece bunlarmı yöresel ekmek çeşitleri, çif köfte, baklava ve kadayıfla noktayı koyduk bune be::))

Mehmet kardeşim kesene bereket. Sana ve ailene teşekür ediyorum.

Bir kova vardı merak ettim içinde minicik sarımsak vardı. Dedim bunlar niye gelişmeyip böyle sıska kaldılar. Sadık amca dediki onlar sarımsak tohumu. Ben sarımsagın tohumu olmaz biliyordum, osmanlıdan beri üretilen sarımsagın devamıymış.

Tohumlardan hemen araklama yapıldı. Hatta Hakim abimin yazlığa bu hafta sonu ekimini bile yaptım.

Bir kısmını sakladım, bir kaç yerdede yollayacağım.

Soganda tohum olur, bu sarımsakta aynı sogan gibi ayrı sürgün verip tepesinde böyle tohum olan sarımsaklar veriyor, ben bu güne kadar hiç rastlamadımdı. Sarımsak tohumlarının büyüklügü patlatmalık mısır kadar, minik sarımsaklar yani.

Mehmetin Almanyadan getirdigi hediye bitki tohumları, bunların içinde çeşit çeşit çiçek tohumları ve degişik marul çeşitleride var.

Bizim hacıda çiçek ekecek her şeye maydonoz olur, çiçek senin neyine yenecek bir şey ek, ara sıra tadına bakam::))

Nihayet akşam oldu ama bir türlü ayrılamıyoruz, sonuçta ayrılmalıyız::)

Vedalaşıp geri dönüşe geçiyoruz.

Dönüşte araba bana düştü, keşke giderken ben kullansaydım, dönüşte tok karınla ne uyunurdu arkada.

Saat 22:30 da gebzeye varıldı, herkes kendi arabasına geçip evinin yolunu tuttu. Yusuf Şimşak ise o gece bal sağma işine girişmiş::))


Etiketler: , , , , , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi, Magazin | Yorum Yok »
Forum