ARICI GEZİLERİ

Ekleyen, Ali Türk on 21 Eylül 2011 – 08:28 -

Mehmet Yüksel ‘i ziyaret ettik. Yazın köyüne gelecegiz diye söz vermiştik. Mehmet Bizi karşılayıp misafir etti kendisine ve ailesine teşekür ediyorum.

Geçtiğimiz sene Edirne gezimiz, Ali Şekerli abimizin tohularını paylaşmıştık, taa buralara kadar gelmiş, çerezlik kabak ve çekirdekleri içinde.

Muhteşem abim benim::)

Ne bakarsın öyle derin derin.

 

Kavaltı bitti sohbet devam ederken alınan resimler. Furkan Emre bu geziyi çok begendei bundan sonraki gezilerde kameraman olmayı hak etmiş gibi:))

Degişik açılardan resimler almış, Mehmet ve babası Sadık amca.

Kavaltı sonrası dolaşmaya çıkıyoruz, Mehmetlerin köyün manzarası çok güzel.

Köyde birisinin avlusu dikkatimizi çekti, sanki güzel sanatlar galerisimi ne? oradayız::))

Ziya amca ormanda buldugu şekilli agaçları sırtlayıp eve getirip sergiliyor.

Büyük ozan Yunus Emre odunun düzünü arar, Ziya amcada yamuklarına hasta. Avladıgı domuzların dişlerinden koleksiyonda yapmış.

Furkan Emre, sanat galerisinki uçaksavarın başında.

Ziya amca yaptıklarını anlatıyor. Anlatırken bile şekilden şekile girip konsanytire oldugunu görüyorsunuz, bu abimizde bundan zevk alıyor. Başkalarına göre odun, onun gözünde kim bilir nedir?

Bizim hacıda güzel sanattan anlıyor, içinden kesin geçiriyordur, bu sobada ne yanar, üstünede bir gügüm su koy ohh…

Köyü gezmeyi bitirip ormanda tura çıktık.

Bir meşe agacı kovugunda eşek arısı kolonisi. Kovugu öyle güzel kapatmışki, tam kamufule ama benden kaçmaz.

 

Orman gezisinide sonlandırmak lazım daha yenecek bir sürü şeyler var::))

Ateşi yakıyoruz, bir an önce köz olmalı. Ateşin yönetmeni Furkan Emre, yerinde duramıyorki.

Muhteşem abi yerinde duramadı, etler yanmasın diye, ikide bir bakınıp durdu, merak işte, yanmaz yanmaz git otur sen::))

İlk defa terbiye edilen et yedik. Tadı döner gibiydi, Sadık amca geçmişte döner bağlama işi yapıyormuş. Bu etide biz gelmeden bir gün önce terbiye etmiş.

Nasıl yaptıgını sorduk, soganı rendeleyip suyunu alıyor, sonra eti yogurtla bu suyun içine yatırıyor, az kırmızı biber ve tuzla karıştırdıktan sonra bir gün bekletiliyormuş, et yumuşacık oluyor. Tarifte eksiklik varmı bilmiyorum.

Nefis köfteler.

Yemege geçiliyor bana yasak yokta, ayıp olmasın diye ben yemedim::))

Sizde yediniz tabi::))

Adam masayı seyrederken bir acayip doyuyor. Izgara et, haşlanmış bir horoz ve köfte. Sadece bunlarmı yöresel ekmek çeşitleri, çif köfte, baklava ve kadayıfla noktayı koyduk bune be::))

Mehmet kardeşim kesene bereket. Sana ve ailene teşekür ediyorum.

Bir kova vardı merak ettim içinde minicik sarımsak vardı. Dedim bunlar niye gelişmeyip böyle sıska kaldılar. Sadık amca dediki onlar sarımsak tohumu. Ben sarımsagın tohumu olmaz biliyordum, osmanlıdan beri üretilen sarımsagın devamıymış.

Tohumlardan hemen araklama yapıldı. Hatta Hakim abimin yazlığa bu hafta sonu ekimini bile yaptım.

Bir kısmını sakladım, bir kaç yerdede yollayacağım.

Soganda tohum olur, bu sarımsakta aynı sogan gibi ayrı sürgün verip tepesinde böyle tohum olan sarımsaklar veriyor, ben bu güne kadar hiç rastlamadımdı. Sarımsak tohumlarının büyüklügü patlatmalık mısır kadar, minik sarımsaklar yani.

Mehmetin Almanyadan getirdigi hediye bitki tohumları, bunların içinde çeşit çeşit çiçek tohumları ve degişik marul çeşitleride var.

Bizim hacıda çiçek ekecek her şeye maydonoz olur, çiçek senin neyine yenecek bir şey ek, ara sıra tadına bakam::))

Nihayet akşam oldu ama bir türlü ayrılamıyoruz, sonuçta ayrılmalıyız::)

Vedalaşıp geri dönüşe geçiyoruz.

Dönüşte araba bana düştü, keşke giderken ben kullansaydım, dönüşte tok karınla ne uyunurdu arkada.

Saat 22:30 da gebzeye varıldı, herkes kendi arabasına geçip evinin yolunu tuttu. Yusuf Şimşak ise o gece bal sağma işine girişmiş::))


Etiketler: , , , , , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi, Magazin | Yorum Yok »

ARICILIK VE MEHMET YÜKSEL

Ekleyen, Ali Türk on 26 Haziran 2011 – 22:14 -

Dostum arıcı Mehmet Yüksel bazı işleri dolayısı ile ülkemize gelecekti. İşleri daha önceden planlamıştık hatta iki günde bitermi diyorduk, iki saat bile sürmedi, bu konuda Yusuf Şimşak kardeşime sonsuz teşekür ediyorum.

Mehmet Yüksel gece havaalanından alıp evime geçtik. Gece dört filan yatıldı, sabah saat sekizde telefon çaldı, eyvah dedim Ali Şekerliyi bir önceki akşam arayacaktım, heralde ne oldu diye telefon ediyor. Hemen şekerli abimi aramışım abi ben terminale geldim, doktor beni aldı dedi::))

Hemen Mehmet’in odasına geçtim telefon eden Mehmet’miş, hani derlerya sabah sabah gözüne çöpmü battı diye, az uyu be::))

Sanki acelen ne.

Hmen kavaltı yapıp arılıga geçtik.

 

Damacana kovan incelendi, hatta sabah sabah arkasınıda açtık arı zaten sıgmıyor. Yakında bu damacana patlar.

 

Hacı bıyık altından gülerek pozlar veriyor, hayret hiç nazlanma filan yok.

 

Bu hacıya hasta oluyorum bazı huyları Şener Şen’e benziyor. Güzel espiri kabiliyeti var, fakat Türkçe biraz kıt olunca acayip zorlanıyor.

Arılıkta hatıra fotolarımızı alıyoruz.

Ana arı çiftleştirme kutularım.

 

Hava  gebzede güzeldi bu resimler sabah 9:30 da filan alınmıştır.

 

Yıllardır Mehmet Yüksel ile sanal alemde yazışırız, geçtiğimiz sene yüz yüze görüşme fırsatımız oldu, bu sene ikinciye buluştuk. Arıcılıkta bir çok kişiye rehber olmuş birisi. Mehmet Yüksel sayesinde , arıcılıkta çıta yükselmiştir. Hiç adını duymadıgımız şeyler, günümüzde artık yerleşmiş durumda. Bunların başında, koloni yönetimi, kış arıları, bahar balı, organik asitlerin kullanımı ve tarifi, arı ırkları, damızlık arının önemi gibi sıralayabiliriz.

Bu arılık benim Gebze’deki anaarı ürettiğim yer. Bu arılıkta 70 civarı koloni var, anaarı memelerini beslenmesi, erkek arıların üretimi gibi işlerde kullanılıyor.

Yaklaşık 250 civarı anaarı çiftleştirme gözü bulunuyor.

İlk yapmış oldugum üçlü kutuların ara bölmelerini kaldırıp, 10 çıta alan tek gözlü minik metrolar oldular. 60 tane 10 çıta çalışan anaarı çiftleştirme kutusu.

 

 

Bu kutularda şu an 3-4-5 çıta arı var, son bahar hepsi fullenir ve 5 çıta üzeri gözlerde kışlama sorunu çıkmadıgını gördüm.

Sabah sabah kutuları kontrol ediyoruz.

Arılıktan 09:50 de ayrılıp, İstanbul’a Yusuf Şimşak’ga gidiyoruz.

 

 

Yusuf Şimşak’la zaman ve tarihlerde biraz bocalasakta bir araya gelindi::)

Önce bir hafta önecesi zannedildi toplantı, onu çözdüktü:))

Sonrada ben mehmeti 2 de alacagım dediğimde, Yusuf gündüz 2  zannetmiş.

Muhteşem abiye Ali abiyi arayalım gelirmi filan derken, Trakyalı ekibe katıldı. Zaten Vecdi abi önceden gelmişti, Sadri abi Vecdi abiyi alıp geldi. Anında nasıl bu kadar kişi bu kadar uzak yerlerden gelip, Yusuf’ta toplandı bende anlayamadım.

Arıbakanı forum yönetimi, bir kaç kişi hariç burada. Kabineyi istanbul’da topladık::))

Zaten genelde herkes birbiriyle uzun zamandır içli dışlı, fakat yüz yüze olmak ayrı bir şey.

Muhabbet süper, ordan burdan falan filan derken, ofisin balkonundaki arıya sulananlar oldu. Ben balkona çıkmadım, bu ekip bu balkonu çökertir.

Ümraniyenin ortasında bir işyerinin son katındayız ve balkonda arı kolonisi.

Hemen yemege geçelim dediler bende ohbe yemege gidiyoruz diye sevinmiştim.

İstanbul’un göbeginde bulunan Saim Gürel ancak gelebildi. Yemekteyiz, kebaplar süper gözüküyor.

Yemede yanından bak::((

Yazıyı yazarken bile acayip agzım sulandı.

Kebabp üstüne künefe. Ben bu doktorları bir türlü anlayamadım gitti. Maşallah masada ne varsa silip süpürdü, bana diyorki, senin koloströlün yüksek maydonoz ye.

 

Kader işte, kendisi et yiyor, bize ot önerdi.

Maydonoza gel….

Yemek bitti, çayları arılıkta içelim dediler, arılık neresi köyde.

Hemen yola çıkıldı, belkşi 1 saatten fazla yol gittik ve Yusuf Şimşak’ın yazlıgındayız.

Burası süper bir yer, buda ayrı bir kader, bu malikhaneye ne zaman gelmiş isem, hiç bir meyve olmuyor.

 

Muhabbet güzel zaman akıp gidiyor, çay olana kadar beklenecek.

Etrafa göz atıyoruz, burada yiyecek maydanozda yok be::((

 

Durup duruken balkon yarışası çıkardılar.

Balkon varmı yokmu, beni ilgilendiren konu degil, nasılsa biz bu yarışmada sonuncu oluruz.

Boşuna kasmayın kendinizi bir yerinize bişi olacak rahat olun rahat.

 

Bu arada koca üçbeş körüğü ne zaman yaktı anlayamadım, hadiyin be arılıga dediler. Bu arada yağmur başladı, yagmur altında arılıga gidiliyor.

Şekerli abim taktı körüğe, bizi bogacak, Allahtan hayırlısı.

Arılıktayız ve yagmur yagıyor. Antalya’lı kızlar varmış, onlarda sakin dedi Yusuf, fakat sen ne olur ne olmaz bizim karniol bölümüne geçelim dedik.

Bu sene Antalyadan gelen arılardan bayagı bir oğul problemi yaşandı, hatta oğul almak için iskele bile kurmuşlar, bence buraya vinç sistemi kurulmalı::))

Bir ara yagmur bayağı bir hızlandı.

 

Bu doktorla bir türlü yıldızımız barışmadı gitti, bana bakıyor, bana bakma gudumsüzlük sende. Bastıgın yerde ot bitmiyor, güzelim hava senin yüzünden ağlamaya başladı.

Bı sırada koloniler açılmaya başlandı. Vecdi abi kontrollere başladı.

Yusuf örtü olarak brandaya geçmiş.

Trakyalı gene bir şeyler peşinde, ne yapmaya çalışıyor anlayamadım. Acayip gözlemcidir, onun ayarına gelmeden ne yaptıgını anlamakta zaten mümkün degil.

Bir kaç koloni açıldı, hafiften petek örenler var, kestane balı kokusu var.

 

Saim abi balı kokluyor.

Bu kolonide petek örmeye başlamış. Güzelim kestane balı petek örmeye harcanıyor::((

Bu sırada bir larvalı çıta bulkmamız lazımdı, bulduk.

 

Vecdi abinin oğluna egitim veriyoruz. Çin’de bu işi çocuklar yapıyormuş, yani Ziya’nın yarısı çocuklar larva Transferi yapıyor, Ziya çocuk degil bir genç, kesinlikle Çin’li çocuklardan daha iyi larva transferi yapacak.

Ben Ziya’ya yükleme yapıyorum, bazıları işimi bozdu, yav ustanın işine karışılmaz. Benim ayar işime karışmayın.

Ziya babasına ne zaman larva transferi yapacagım diye şimdilerde hep soryormuş.

Arılıktan çıkılıyor, zaman yok zaman. Birde kurs işimiz var bu sıralar.

 

Tekrar Yusufun yazlıgın bahçesine geliyoruz. Vecdi abi, getirdigi hediyeleri bizim kalfata vermiş, kalfada teslim ediyor ama ben adaletli bir dagıtım yaptıgını sanmıyorum.

Bana yazımı turamı dedi, cevap verdim, tulum peyniri bana kaldı dedi::((

Vecdi abinin hediye getirdigi petek bal, poşet dışından bile mis gibi kokuyordu.

 

Mehmet hadiyelerini kabul ediyor.

En zor olanı ise, Vecdi abi tulum peyniri verdi, bunu 3 ay sonra ye dedi::((

Yav 3 ay geçermi, hem o peynir bozulmazmı be::))

Hediye paketi uygulaması devam ediyor.

 

Gene erzincandan gelen arıcı el demirlerinide bizimki kapmış, bana bir tane zor düştü, hacıya ben ne diyecem şimdi. Hacı arıcı degilmi::((

Süper bir gündü.

Süper bir guruptu.

Süper bir kabineydi.

Süper bir toplantıydı.

Mehmet Yüksel, Ali Şekerli, Vecdi Küçükyılmaz, Sadri Demircioğlu, Yusuf Şimşak, Trakyalı Şenol, Saim Ahmet Gürel, Dr Muhteşem Turunç.

Her şey süperdi, herkese sonsuz teşekür ediyorum.


Etiketler: , , , , , , , ,
Magazin | Yorum Yok »
Forum