ARICI VE TATİL
Ekleyen, Ali Türk on 01 Ağustos 2011 – 22:25 -Arıcılıkla tatil yan yana biraz zor oluyor, bir taraftan tatil yaparken kapsamlı arıcılık yapanların işleri mutlaka aksama yapıyor. Ankara’dan döndükten sonra arılıga gidip 40 civarında meme dagıtıldı, hacı yok.
Peşinden Kefken’e hareket ettik.
Cuma cumartesi ve pazar tatildeyiz::))
Bazılarına göre çok kısa gözüksede benim için çok uzun bir tatildi.
Kefkende herkesin durumuna göre başta çadır kiralamak olmak üzere, pansiyon, otel ve ev kiralamak münkün. Ben ev kiraladım, dayalı döşeli, her şey meycut.
Güzeldebir bahçesi vardı.
Cuma ikindiden sonra Oktay aradı abi çaya bekliyoruz gel.
Oktaylar kaptan Tuncayın yazlıgında kalıyorlar.
Kaptanın yazlık ise Kerpe’de.
Mesafe 8-10 km filanmış, davete icabet ettim.
Düştüm yola, Oktay beni bir yerde karşıladı, yoksa tarifle filan bulunacak yer degilmiş.
Ormanın içinden kaptanın köşküne doğru giden yol.
Kaptan Tuncayın yazlığı ve balkondaki tuzak ruşet.
Yakın zamana kadar başlatıcı koloni olarak kullanılmış şimdi artık koloni düzeninde çalışıyor.
Oktay bizim sanal alemdeki ilk arıcılık talebelerimizden.
Bir kaç koloniyle başlayıp, şu an 30 civarında koloniyle arıcılıga İzmir’de devam etmekte.
Bana İzmir’den bal getirmiş, degişik bir aroması var, mandalina ve okoloptüs kokusu vardı.
Oktay ve İlker amca Oktay’ın babası.
Sonra atış talimine başlandı, bizim Furkan tam kaynağından alıyor eğitimi. Oktay bir sat komondosu. Çok iyi bir dalgıç ve yüzücüdür. Defalarca dalış ve yüzmelerde birincilikleri var. Ben bile 40 yaşımdan sonra yüzmeyi Oktay dan öğrendim. Bazı şeylşerin püf noktaları her şeyin kilidi.
Furkan talimatları uyguladı hiç karavanası yok.
Sonra daldık kaptanın bahçeye.
Bu kaptanın kuluçka makinesi, bir kaç güne kadar civcivler doğmaya başlayacakmış.
Kaptanın kolonisinden çok ana arı yetiştirme kutusu var.
Geçen hafta hasatları yapılmış koloniler yeniden bal çekmeye devam ediyorlar.
Bahçede gözüme fazla takılan bir salatalık, İlker amca onu kaptana bırakmıştım desede ben götürdüm gitti ne yapam.
Kaptanın iki tane çok şirin köpekleri vardı. Acayip oyun peşindeler, Oktayın annesi köpekleri çok güzel eğitmiş.
Dikkat köpek var, tabelasının altından çıkan şirinler::))
Bu arada kaptan balıkesir taraflarında ve yoldaydı, cumartesi günü bir baktım kaptan arıyor, abi mangal hazır seni bekliyoruz::))
Töbe töbe, yav bir rahat bırakın be, diyorsunuz içinizden.
Eh bekletmeyelim bari diye tekrar misafirlikteyiz.
Tuncay kaptan arılara karşı alerjisi olan biri ve haline bakın. Benden aldıgı F1 karniollardan arılıktaki tüm arıları F2 karniol yapmış. Arılara maskesiz giriyor ve hala ana arı üretmeye devam ediyor, bana soruyordu elimde 5 tane meme kaldı ne yapam, bana ne ben kendi işlerime akıl erdiremiyorumki::))
Memeleri çıtaya tutturmak için ne tırmalamış be. Tek tek telle bağlamış, bu kaptanın zımba diye bir aletten haberi yok galiba.
Abi sen hani haber yapmıştın ya, ee bende hünnap alıp ektim acayip güzel bir meyveymiş. Ben yemedikten sonra bana ne::)))
Paylaştıgımız meyveler bile birileri tarafından merak edilip yetiştiriliyor.
Bu kiviymiş ben ilk defa bu kadar yakından kivi bitksini gördüm, erkekli dişlili. Bu bölgede çok güzel yetişiyormuşda bundada gene meyve yok::((
Tuncay kaptan aşılar yapmış tutmamış, bir erik ağacına aşı yapıp teknigini gösterdim.
İlker amca ızgara sorumlumuzdu::)))
Ne götürdük be:))
Nihayet yemekteyiz, herşey bol kepçe.
Makinayla çekilmiş bir resim.
Bu arada biz arı ve arıcılardan kaçarken halime bir bakın. Saim ve çocuklarıda Kerpe’deler.
Ayfonla çekilmiş bir resim, ayfon süper bişi, hemen faceden paylaşıma açık, fakat bloga resim atılamıyor::))
Ben ayfon deyince biri var abi Afyon’da ne işin var diyor::))
Yemekten sonra çay karpuz derken bayanların alışveriş istekleri kabardı, illede sahildeki açık işyerlerinde süs eşyası incik boncuk alacaklarmış, hadi gidelim dedik.
Dolaş dolaş bir şey begenmediler, çok şükür.
Oktay bey illede Maraş dondurması ısmarlayacagım dedi, he bir o eksikti, ırmarlada yiyelim dedik.
Furkan hayatından menmundu, deniz ilk gün suğuk ikinci gün çok güzel, üçüncü günü su sıcak olmasına rağmen dalgalıydı.
Bu esnada hacı aklıma geldi, neredesin diye aradım evdeyim diyor. Kafesleri buldunmu buldum dedi. Filan kovana git ve çıtadaki memeleri kafesle. Bir saat sonra telefon geldi, tam zamanında aramışın, 4 tane memede anaarılar dillerini çıkartıyorlardı dedi::))
Direkten döndük be.
Pazar günü öğleden sonra trafige takılmamak için saat 2:30 gibi Kefken’den ayrıldık. 4:30 gibi gebzedeydim, 2 saat uyuyup hemen arılıga gidip işlere girişmişlim, bu gün ramazanın ilk günü, yemek(nasılsa yemek yok) saatinde toplanacak analar toplandı, akşam üç vilayete anaarı kargolandı birde birisi Gebzeye gelip anaarı alıp Bursaya gitti.
Bu arada ben bu işleri yaparken hacıyla Sadri abim erkek peşine düşmüşlerdi::))
İftarı ana arıyla açan ilk arıcılar biziz heralde…..
Etiketler: hünnap, kefken, kivi, tatil
Arıcılık Bilgi Merkezi, Magazin | Yorum Yok »
ARICILIK VE MEHMET YÜKSEL
Ekleyen, Ali Türk on 26 Haziran 2011 – 22:14 -Dostum arıcı Mehmet Yüksel bazı işleri dolayısı ile ülkemize gelecekti. İşleri daha önceden planlamıştık hatta iki günde bitermi diyorduk, iki saat bile sürmedi, bu konuda Yusuf Şimşak kardeşime sonsuz teşekür ediyorum.
Mehmet Yüksel gece havaalanından alıp evime geçtik. Gece dört filan yatıldı, sabah saat sekizde telefon çaldı, eyvah dedim Ali Şekerliyi bir önceki akşam arayacaktım, heralde ne oldu diye telefon ediyor. Hemen şekerli abimi aramışım abi ben terminale geldim, doktor beni aldı dedi::))
Hemen Mehmet’in odasına geçtim telefon eden Mehmet’miş, hani derlerya sabah sabah gözüne çöpmü battı diye, az uyu be::))
Sanki acelen ne.
Hmen kavaltı yapıp arılıga geçtik.
Damacana kovan incelendi, hatta sabah sabah arkasınıda açtık arı zaten sıgmıyor. Yakında bu damacana patlar.
Hacı bıyık altından gülerek pozlar veriyor, hayret hiç nazlanma filan yok.
Bu hacıya hasta oluyorum bazı huyları Şener Şen’e benziyor. Güzel espiri kabiliyeti var, fakat Türkçe biraz kıt olunca acayip zorlanıyor.
Arılıkta hatıra fotolarımızı alıyoruz.
Ana arı çiftleştirme kutularım.
Hava gebzede güzeldi bu resimler sabah 9:30 da filan alınmıştır.
Yıllardır Mehmet Yüksel ile sanal alemde yazışırız, geçtiğimiz sene yüz yüze görüşme fırsatımız oldu, bu sene ikinciye buluştuk. Arıcılıkta bir çok kişiye rehber olmuş birisi. Mehmet Yüksel sayesinde , arıcılıkta çıta yükselmiştir. Hiç adını duymadıgımız şeyler, günümüzde artık yerleşmiş durumda. Bunların başında, koloni yönetimi, kış arıları, bahar balı, organik asitlerin kullanımı ve tarifi, arı ırkları, damızlık arının önemi gibi sıralayabiliriz.
Bu arılık benim Gebze’deki anaarı ürettiğim yer. Bu arılıkta 70 civarı koloni var, anaarı memelerini beslenmesi, erkek arıların üretimi gibi işlerde kullanılıyor.
Yaklaşık 250 civarı anaarı çiftleştirme gözü bulunuyor.
İlk yapmış oldugum üçlü kutuların ara bölmelerini kaldırıp, 10 çıta alan tek gözlü minik metrolar oldular. 60 tane 10 çıta çalışan anaarı çiftleştirme kutusu.
Bu kutularda şu an 3-4-5 çıta arı var, son bahar hepsi fullenir ve 5 çıta üzeri gözlerde kışlama sorunu çıkmadıgını gördüm.
Sabah sabah kutuları kontrol ediyoruz.
Arılıktan 09:50 de ayrılıp, İstanbul’a Yusuf Şimşak’ga gidiyoruz.
Yusuf Şimşak’la zaman ve tarihlerde biraz bocalasakta bir araya gelindi::)
Önce bir hafta önecesi zannedildi toplantı, onu çözdüktü:))
Sonrada ben mehmeti 2 de alacagım dediğimde, Yusuf gündüz 2 zannetmiş.
Muhteşem abiye Ali abiyi arayalım gelirmi filan derken, Trakyalı ekibe katıldı. Zaten Vecdi abi önceden gelmişti, Sadri abi Vecdi abiyi alıp geldi. Anında nasıl bu kadar kişi bu kadar uzak yerlerden gelip, Yusuf’ta toplandı bende anlayamadım.
Arıbakanı forum yönetimi, bir kaç kişi hariç burada. Kabineyi istanbul’da topladık::))
Zaten genelde herkes birbiriyle uzun zamandır içli dışlı, fakat yüz yüze olmak ayrı bir şey.
Muhabbet süper, ordan burdan falan filan derken, ofisin balkonundaki arıya sulananlar oldu. Ben balkona çıkmadım, bu ekip bu balkonu çökertir.
Ümraniyenin ortasında bir işyerinin son katındayız ve balkonda arı kolonisi.
Hemen yemege geçelim dediler bende ohbe yemege gidiyoruz diye sevinmiştim.
İstanbul’un göbeginde bulunan Saim Gürel ancak gelebildi. Yemekteyiz, kebaplar süper gözüküyor.
Yemede yanından bak::((
Yazıyı yazarken bile acayip agzım sulandı.
Kebabp üstüne künefe. Ben bu doktorları bir türlü anlayamadım gitti. Maşallah masada ne varsa silip süpürdü, bana diyorki, senin koloströlün yüksek maydonoz ye.
Kader işte, kendisi et yiyor, bize ot önerdi.
Maydonoza gel….
Yemek bitti, çayları arılıkta içelim dediler, arılık neresi köyde.
Hemen yola çıkıldı, belkşi 1 saatten fazla yol gittik ve Yusuf Şimşak’ın yazlıgındayız.
Burası süper bir yer, buda ayrı bir kader, bu malikhaneye ne zaman gelmiş isem, hiç bir meyve olmuyor.
Muhabbet güzel zaman akıp gidiyor, çay olana kadar beklenecek.
Etrafa göz atıyoruz, burada yiyecek maydanozda yok be::((
Durup duruken balkon yarışası çıkardılar.
Balkon varmı yokmu, beni ilgilendiren konu degil, nasılsa biz bu yarışmada sonuncu oluruz.
Boşuna kasmayın kendinizi bir yerinize bişi olacak rahat olun rahat.
Bu arada koca üçbeş körüğü ne zaman yaktı anlayamadım, hadiyin be arılıga dediler. Bu arada yağmur başladı, yagmur altında arılıga gidiliyor.
Şekerli abim taktı körüğe, bizi bogacak, Allahtan hayırlısı.
Arılıktayız ve yagmur yagıyor. Antalya’lı kızlar varmış, onlarda sakin dedi Yusuf, fakat sen ne olur ne olmaz bizim karniol bölümüne geçelim dedik.
Bu sene Antalyadan gelen arılardan bayagı bir oğul problemi yaşandı, hatta oğul almak için iskele bile kurmuşlar, bence buraya vinç sistemi kurulmalı::))
Bir ara yagmur bayağı bir hızlandı.
Bu doktorla bir türlü yıldızımız barışmadı gitti, bana bakıyor, bana bakma gudumsüzlük sende. Bastıgın yerde ot bitmiyor, güzelim hava senin yüzünden ağlamaya başladı.
Bı sırada koloniler açılmaya başlandı. Vecdi abi kontrollere başladı.
Yusuf örtü olarak brandaya geçmiş.
Trakyalı gene bir şeyler peşinde, ne yapmaya çalışıyor anlayamadım. Acayip gözlemcidir, onun ayarına gelmeden ne yaptıgını anlamakta zaten mümkün degil.
Bir kaç koloni açıldı, hafiften petek örenler var, kestane balı kokusu var.
Saim abi balı kokluyor.
Bu kolonide petek örmeye başlamış. Güzelim kestane balı petek örmeye harcanıyor::((
Bu sırada bir larvalı çıta bulkmamız lazımdı, bulduk.
Vecdi abinin oğluna egitim veriyoruz. Çin’de bu işi çocuklar yapıyormuş, yani Ziya’nın yarısı çocuklar larva Transferi yapıyor, Ziya çocuk degil bir genç, kesinlikle Çin’li çocuklardan daha iyi larva transferi yapacak.
Ben Ziya’ya yükleme yapıyorum, bazıları işimi bozdu, yav ustanın işine karışılmaz. Benim ayar işime karışmayın.
Ziya babasına ne zaman larva transferi yapacagım diye şimdilerde hep soryormuş.
Arılıktan çıkılıyor, zaman yok zaman. Birde kurs işimiz var bu sıralar.
Tekrar Yusufun yazlıgın bahçesine geliyoruz. Vecdi abi, getirdigi hediyeleri bizim kalfata vermiş, kalfada teslim ediyor ama ben adaletli bir dagıtım yaptıgını sanmıyorum.
Bana yazımı turamı dedi, cevap verdim, tulum peyniri bana kaldı dedi::((
Vecdi abinin hediye getirdigi petek bal, poşet dışından bile mis gibi kokuyordu.
Mehmet hadiyelerini kabul ediyor.
En zor olanı ise, Vecdi abi tulum peyniri verdi, bunu 3 ay sonra ye dedi::((
Yav 3 ay geçermi, hem o peynir bozulmazmı be::))
Hediye paketi uygulaması devam ediyor.
Gene erzincandan gelen arıcı el demirlerinide bizimki kapmış, bana bir tane zor düştü, hacıya ben ne diyecem şimdi. Hacı arıcı degilmi::((
Süper bir gündü.
Süper bir guruptu.
Süper bir kabineydi.
Süper bir toplantıydı.
Mehmet Yüksel, Ali Şekerli, Vecdi Küçükyılmaz, Sadri Demircioğlu, Yusuf Şimşak, Trakyalı Şenol, Saim Ahmet Gürel, Dr Muhteşem Turunç.
Her şey süperdi, herkese sonsuz teşekür ediyorum.
Etiketler: ali şekerli, arıcılık., dr muhteşem turunç, mehmet yüksel, sadri demircioğlu, saim ahmet gürel, trakyalı şenol, vecdi küçükyılmaz, yusuf şimşak
Magazin | Yorum Yok »
ARICILIKTA YOGUN BİR HAFTA GERİDE KALDI
Ekleyen, Ali Türk on 20 Haziran 2011 – 10:05 -Ana arı ütretimi ile alakalı kursumuzun uygulama bölümündedeyiz. Uygulamada rahat hareket edebilmemiz için arılıgımdan karniol arı götürdüm. Yaklaşık 25 kişiden oluşan kursiyerlerin hiç birisi sokulmadı. Biz zaten arımızı biliyoruz ilk etapta bir çok kişi uzaktan seyredip sonra çıtların ve kovanın başına toplandı. Resimde gördüğünüz gibi bu ara acayip tempodan olsa gerek şavtımız biraz kayık.
Evet bunlar çakma karniol degil, şimdi her şeyin çakması var, arıcılıgı bilmeyen çakma arıcılar bu arıya neler demişlerdi, arılıga bile sokulması büyük hata imiş::))
Şimdi kendileri arıya sokulmaya devam ediyorlar….
Arıcılık dedeyasalarıyla veya babayasalarıyla yapılır ise bu arıyla çalışmak münkün degil, arıcılar önce gelenek arıcılıgını bırakıp, modern arıcılıga geçmeli.
Arıcılıkta yogun bir hafta dememizin boşuna degil. Gecelergündüzler birbirine girdi. Arıcılık genelde gündüz yapılsada, gece yapılanı işlerimizde var. Bu sene üç sefer Şile Kızılca köye gittik, üçüde gece. Beykozdaki arılarımızı akasyalar biter bitmez kestane kaldırmamız gerekiyordu. Bir gün öncesi gidip kovanları çaktık. Ertesi gün kamyonu götürüp yükledik, gece kızılca köye indirdik ve eve gece geldigimizde 04:00 dü.
Ertesi gün anaarı kursu başladı, kursun ilk akşamı evime gece 23 de geldim, kayınço misafir::))
Ben az yatacam diyemiyorum::((
Hiç 24 de kadar oturmayan kayınçonun oturması tuuttu.
Hemen yatıp, saati gece 01:30 kurdum, hava alanına gidilecek, dostum Mehmet Yüksel’i ben alacagım.
Hava alanına vardıgımda gece 02:00 yarım saat sonrası uçak indi, Mehmetin çıkması, saat gece üçü buldu, eve gelmemiz neredeyse gene dört olmuştu::))
peşişi peşine 2 gün gece dörtte yattım.
Tabi bu arada izine ayrıldıgımız yazmayı unutmuşum, 3-4 günlügüne izine ayrılmışım.
Ertesi gün Yusuf Şimşak’ta kabine toplandı. Bu toplantı ayrı olarak paylaşılacak.
Kursumuzun uygulamasına hocamız Feyzullah Konak suni tuhumla aletini kesin görmek istiyorum demişti, çünkü kendiside böyle bir alet yapmak için çalışmaları olan birisiymiş. Sadri abiyle görüştüler, bana da bu aletten yaparmısın dedi, Sadri abim neden olmasın dedi ama::)) Muhteşem kalfam araya girip, Sadri abi belgeleri alana kadar aleti teslim etme diye diretiyor::)))
Larva tranferi başlıyor.
Uygulamada larva alamayana belge yok….
Burada önemli bir konuya açıklık getireyim, ben hep merak etmiştim hangi larvayı almalıyız, bunu hiç bir egitimde görmedik biz bu işi kendi kendimize buraya kadar getirmiştik.
8-12 saatlik larvalar anaarı üretiminde çok ideal olanı imiş.
Larvayı kaşıga alıyorsunuz ve azıcık sütün içinde larva varmı yokmu onu kestiremeyip görmek için ugraşıyorsunuz, he bu larva 12 saatlik larvaymış.
Çin kaşıgında larvayı çok zor seçiyorsunuz, zaten larvayı gördügünüzde o larva kurumuzur dedi Feyzullah bey.
13 gün sonrası dogmayan anaarı memelerini imha edin, çünkü onlar yaşlı larvalardan oldugundan 13 günde doğamıyormuş.
Ben bir soru sordum binlerce kutusu olan bir işletme hangi gün memelerin dogdugunu kontrol ediyor? diye, soru biraz havada kaldı.
Alınacak larva kıl kadar ancak vardı.
Bizim kalfa bir larva aldı, hoca larvaya bakıyor bunu almayı nasıl başardın, tabi kafadaki büyüteçli gözlügü görmüyor::))
Bizimkide hocam dersi geçtim dimi diye hemen orada işi bağladı gitti.
Sadri abi arkada sırasını bekliyor, hocam benim gözlerim keskin, gözlüksüz istediğin larvayı alırım diye havasını attı.
Bu arada ben duyduklarımdanacayip etkilenip kursta hocamıza tekrar sorma geregi duydum, bir başlatıcı koloniye 66 anaarı yüksügü verebilirsiniz dedi, bu yaklaşık 8-10 çıta genç arısı olan bir koloni için. Bana göre çok fazla ama dogrusu buymuş. Ben kendi arılıgımda 8-10 çıtalı bir kolonide 26 meme veririm ve bunun bir kaçı tutmaz, ortalama 20 meme yi besletip olayı o kovanda bitiriyorum, hoca bana dediki sizinki çok zengin işi, işin en ekonomik ve verimli boyutu benim anlattıklarım dedi. Bende zaten biz ekonomiden anlamıyoruz, biz hobi anacıyız, herkes gülüyor.
Yakında şu ekonomik boyutu bir uygulamaya koyacam. Az arıyla çok iş.
Kursun ilk ayagını tamamladık, kursiyerler Saim Gürel kardeşimizin arılıgında bir hatıra fotosu alındı.
Hafta içi gene bir misafirim vardı. Zafer Anlayışlı abim, ruşetle arı istemişti onları ayarladık. Bu sefer anaarı kestirmeyecek::))
Zafer abi yolun açık olsun sağlıcakla git ve gel. Birde anaarı kutusu verdik çalışır vaziyette anaarısıda çiftleşip yumurtaya başlamıştı.
Bu sene ilk defa kanola balı ile tanıştık. Trakyada binlerce koloni vardı hiç bir arıcıyı sagımda göremedik. Hatta kanolada arı söndürenler oldu onlardanda ses seda çıkmıyor. Balın rengi aşırı açık, resimde gene biraz koyu duruyor. Üstteki bal kestane balı. Arılıktaki tenekeler donmaya başladılar. Evdeki balı 3 gün 45 derecede beklettiğm biraz kıvam kazansın diye kıvam filan kazanmadı olan bizim elektirik faturasına oldu sanırım, bal su gibi cıvık. Bu ısının faydası bal donmadı.
Kanola balını, anaarı memesi besleyen kolonilerin beslenmesinde kullanıyorduk. Bu mevsimde donmaya başladı. Birilerinden duyduklarınız yalan yanlış veya palavra olabiliyor, arıcılıkta hadiseleri yaşamak daha güzel. Bakın aynı bal birisi evde donmadı, ısıtılmayanı bu mevsimmde dondu.
Kullanacagımız bal tenekelerini, mum eritmede kullandığımız camlı buzdolabına alacagım.
Alın size bal eritme. Donmuş balı beleşe eritme teknigi::))
Balı sulandırıp meme beslemenin yanında, anaarı çiftleştirme kutu kontröllerinde gıda sorunu varsa, hemen sulandırılmış balı çıtalara fışkırtarak dolum yapıyoruz.
Cumartesi gecesi kestanede bala çalışacak son kolonileri götürdüm, son götürdügüm 9 koloni devşirme kolonilerden oluşuyor. Gebze de yatacaklarına kestane balı yapsınlar, kestane balı çok kıymetli, geçtiğimiz sene kilosunu ben 40 liradan sattım. 70-80 liraya satanlarda var.
Aynı akşam Gebze Bal Üreticileri birlik başkanımız Kadir Gürkan beyde arılarını Kızılca köye indirdi.
Koloniler açıldı sorun varmı onlara bakıyor.
Ben çarşamba gecesi kamyonla gelen arıların musluklarını açarken, arabaya yakın olanlar aracın farına uçuş yaptılar söfore arabayı ya ileri al, yada farları söndür dedim, söfer piyasada yok, hacının yanında sıgara içemiyor, hacı ben alayım diye arabaya çıktı, bu seferde el frenini bulmadı, arı o esnada bana sardı, ister istemez kızıyorsunuz, zaten haşat olmuşunuz birde gece iğne ye.
Hacının oğlu gelip ileri kanyonu aldı ama bizde bayagı bir iğne yemiştik, kalan kolonileri açtım, o karmaşada bir kovan atlanmış.
Bu akşam gittigimde olayı fark ettik 30 çıtada çalışan bir koloni, komple sönmüş::((
Küçük bir detay veya ihmal, yorgunluk, dikkatsizlik, sıgaranın faydaları ne derseniz deyin, zayıf arı olsa kesinlikle sönmezdi, çünkü üç katın içinde dünya alan vardı, üç günde koloni bu şekle gelemez.
Koloniler açıldıktan sonra kesinlikle yeniden kontrol edilmeli. Ben eşekten düştüm, siz düşmeyin, eşekten düşen, bir daha çok zor düşermiş.
Osman Efe Gürkan;
Sünnet düğünündeyiz. Kadir Gürkan beyin oğlu.
Yav bizim çocuklugumuzda köye davulcuyla bir zurnacı gelirdi, köyün altından bir girerlerdi, elinde çantası olan adam eve girip, budamamı, aşılamamı, ucundan azıcık alıp hemen başka eve geçilirdi, bazı çocukları yakalamak için enderde olsa safari olurdu.
Birde şimdiye bakın, oh be, padişah maşallah::)))
Kadir bey dün gece Kızılca köydedi, şimdi Eskihisar köyü, kapatan köşkünde misafirlerini karşılıyor.
İnşallah oğluyun, damatlıgını hatta torunlarınında sünnet cemiyetinide görürürz sayın başkanım::))
İyi dua ettim hani::))
Hemen buradan yigenimin düğününe geçiyoruz, yav yaz günü size ne oldu, güzelim kış günleri duruken şimdimi evlenilir.
Yakup Baştürk;
Yegenim 19/06/2011 günü dünya evine girdi.
Dayı olmak zormuş, bir yerden yaşlandığınızı fark ediyorsunuz, daha dün bunlar çelik çomak oynuyorlardı, hayret büyüyüp evlenmişler bile::))
Başka zorluklarıda var dayılıgın, yok sandığın üzerinde oturanı indir, yok kapı açılmıyor onu aç, sanki çilingiriz. Sanki memlekette başka dayı kalmamış::))
Hele şükür gelini dışarıya çıkardıkya gerisi kolay, hadiyin damat evine.
Merasimler bitti artık gelinle damadı evine yolcu ediyoruz.
Damadın sadıcı, abi hep damadı çektin birde beni çek dedi.
Ayıpsın dur birde seni çekeyim, resim alıp postaladık, dünya iş hafta arasına sarktı, ama::))
Oh be kurtulduk::)))
Etiketler: anaarı üretim kursu, arıcılık, arıcılık suni tohumlama, feyzullah konak, kadir gürkan, karniol arısı, larva transferi, osman efe gürkan, yakup baştürk, yapay tohumla, zafer anlayışlı
Arıcılık Bilgi Merkezi, Magazin | Yorum Yok »
ARICI MİSAFİRLER, GELİP/GİDİYORLAR:))
Ekleyen, Ali Türk on 11 Haziran 2011 – 22:21 -Bu gün 11 Haziran 20011, tarihte bir acayip oldu, 11 le başlayıp 11 le bitti ama yanlışlık yok.
Hafta içi Ali abi sana geliyoruz Gebze’demisin diye telefon etmişlerdi.
Sivas’tan bir arıcı abimiz, İzmit Kandıra’da bulunan kardeşini yolladı.
Ben kardeşimi yolluyorum bana 20 anaarı veriver, daha neler::))
Öğleye doğru Sivas’lı geldi abi ben gebzeye indim, dedimki bir saat sonra bende Gebze’ye gelecem.
İkinci arılıkla aramız 1 km yok ama arı gözünün önünde olmadımı ne gidiliyor nede geliniyor.
Öbür arılıkta petek dagıtma ve devşirme arı toplama işleri vardı.
Bir saat sonra bir telefon biz geldik, neredesiniz hışırın karşısında::))
Abi siz kimsiniz nerden İzmir Menemen’den, iyi bekleyin geliyorum.
Tamda buluşacak yerde bekliyorlar.
İzmir’lileri hışıra bırakıp, öbür misafirimizi alıp geldim.
Bu internet ne biçin iş hala anlayamadım, hiç tanımadıgımız kişiler beni tanıyıp birde hışırın önünde bekliyor.
Bunlar sahilden geldikleri için balık degil akçaabat köfte söylemişler, bende hacı ve bana pide söyledim.
Ayfon4 süper bir alet birde kullanabilsem.
Pide gelene kadar, misafirleri faceden yayınladım gitti.
Ben yazı yazarken klavyeye bile sıgmayan birisiyim, el kadar aletle belki akortum düzelir.
Yemekler yenildi, Sivas’lı Salih Kaya bir şey yemedi bir ayranla kalktı ne yapalım.
Hemen arılıga geçtik, hacıya abi çayı demle biz biraz kraliçe toplayacaz.
Misafirlerimiz Salih Kaya, Kadir Kurnaz ve Ali Akgün.
Genelde işleri yetiştiremediğimden arılıga gelen misafirlerle birlikte anaarı toplama işini yapmak zorunda kalıyorum. Misafirler hem olayı yerinde görüyor, hemde bu işi yapabileceklerine daha çok inanmış oluyorlar.
Kadir Kurnaz’ın anaarılar bitti, şimdi Sivasa gidecek anaarıları topluyoruz.
Bir sürü pazarlıktan sonra dört taneden beşe, paket düzgün olsun diyede altıya çıktık, pazartesiye bir abim gelecek, gerçi bizim gibi kazak veya taş fırın degil ama olsun.
Anaarı toplama işi bitti, şimdi sorulan soruları cevaplıyoruz.
Öncelikle bu sıra çok soruluyor, kutudan anaarı aldıgında kutu kendisimi anaarı yapıyor deniliyor.
Bu kesinlikle bizde mümkün degildir.
Şu an bu arılıkta 8 kovanda anaarı memesi besleniyor, misafirlerimize hepsini tek tek açıp gösterdim.
Kutu anaarı yaptıgında o zaman f1 olmaz.
Karniol arısının sakinliğini konuşuyoruz, Ali bey abi bu havada bırak çıta çekmeyi, bizim arılıkta kovan açamazsın dedi. Hava kapalı ara sıra yagmur atıyordu, yagış bastırmadan zaten anaarıları toplayıp bu işlere daldık.
Bir çok kişinin hasta oldugu kareler.
anne hani benim karniolum, niye almıyorsun der gibi::)))
Şov arıcılık diyenler, sıkıyorsa sizde buyurun….
İşçi arıların üzerine baskı yaptıgımızda arılar hızla orasını boşaltıyorlar.
Bu koloni erkek arı üretiminde kullanılıyor,Muhteşem abideki 61 numaralı saf karniolun kızıdır ve suni tohumlamada uzak akrabaları kullanıyoruz. Bu konunun detayına şimdilik girmek istemiyorum.
Yanlız ilerde bu konuda ne kadar ilersini düşündügümüzü yazacagım.
Bizi eleştiren, tabir yerindeyse şanslı çöl bedevileri ne hikmetse, çölde kutup ayısına tutulmuşlar::))
Allah kurtarsınnn….
Kadir bey ben anaarı üretebilirmiyim diye bir kaç sordu, bir başkasının yaptıgını sen niye yapamayasınki. İki günlük bir transfer çıtasını gösterdim, kapanmış memelerin oldugu çıtaları gösterdim. Olayın temel kurallarını sıraladım.
Larva transferinde ben artık rizikoya girmiyorum.
Larva transferi hangi koloniye yapılacak, 10 çıtalık bir koloni sağlam iki çıtasını anasıyla alıyorum.
Geri kalan 8 çıtanın tüm açık va kapalı yarularınıda alıyorum.
Sadece ballı ve polenli çıta bırakıp, arıyı bir gün bekletirim.
Damızlık çıtasını bu koloniye verdiğimde larvalar süt içinde kalır.
Tabi arıya üstten baktıgınızda, 4-5 çıta gözükür fakat arı tamamen salkıma giriyor.
Daha sonra damızlık çıtasını elinden alıp transfer yapılmış çıtayı veriyorum, başarı çok yüksek ve işçi arıların benim verdiğimden başka alternatifleri olmuyor.
Seve seve diye demek buna deniyor::))
Daha sonra larva transferi nasıl yapılır, uygulamalı gösteriyoruz.
En son ben bu işi yaparım demeye başlamıştı, bacanagıda niye yapamayasın dedi. Olay bitmiştir.
Ali beyin sanaldan ve damacanadan haberi yokmuş. Damacanada arı var deyince bu arı buraya nasıl girdi dedi.
Kış günü biz koyduk deyince bayagı bir acayibine gitti.
Misafirlerimizi yolcu ettik, yolları uzun. Taaa İzmir Menemen’e gidilecek.
Yolunuz açık olsun.
Misafirleri yolcu ettik, peşinden ilhami abi geldi.
İki kovana larva vermiştim hazır sütlü larvaları alması çok kolay ama ucunu koymayı unutuyor.
İlhami abi, kaşıgın ucunu koyacanki iş olsun.
Masadan kaldıramıyorum, bereket yenge aradıda kurtulduk::))
10 Dakka sonra geliyorum dedi, gene yarım saat bekletti.
İlhami abinin çocukları düğündeydiler, onlarıda alıp bizim eve geçtik.
Anında basmışım ispiyonu, yenge 10 dakka sonra geliyorum diyor ama eliylede bekleyin işareti yapıyordu::))
Bu sene ilk defa balım bitti.
Bal isteyenler var, kanola balıylada yeni tanıştık. Bana göre tadı ayçiçek balından güzel kokusuda fena degil. Çok hafif ve güzel bir kokuya sahip.
Tek sorun, bu bal çok sulu.
Sırı alıyorsunuz su gibi akıyor.
Tenekeden bu bidona alıp, üç gün 45 derecede beklettim, kıvama gelsin diye.
Renk çok açık sarı.
Bu arada arılıkta anaarı memesi besleyen kolonilere kanola balı veriyorum. Bir haftada 1 tenekeden fazla balı sulandırıp meme besleyenlere ve metrolara verdik.
Su gibi bal.
Bir kaç kişiye bir test ettirelim bakalım sofralardan ne gibi bir şikayet gelecek.
Kanola balı.
İlk test işini İlhami abi üstlendi, hadi hayırlısı.
Etiketler: ali iyigün, anaarı, arıcılık, damacana karakovan, izmirli arıcılar, kadir kurnaz, kanola balı, karniol arısı, larva transferi
Anaarı üretme teknikleri, Arıcılık Bilgi Merkezi, Magazin | Yorum Yok »





























































































