BAL HASADI, İSAKLI KÖYÜ YUSUF ŞİMŞAK ARILIĞI

Ekleyen, Ali Türk on 11 Eylül 2012 – 18:52 -


8 Eylül 2012 tarihinde, Yusuf Şimşak’gın arılığında bal hasadındayız. Arılar ve arıcı gerekeni yapmış, sonuç resime yansıyor. Bir çok arıcı gerekeni yapıyor arılarda iş olmayabiliyor, paylaşımın içinde onuda bahsedeceğim.

Cumartesi bana göre biraz geç kaldım diye, kavaltıdan sonra acele etmeme rağmen Yusufun yazlığa vardım. Bahçede araba yok ortalıkta kimse yok, zili çaldım cevap yok, dedim bunlar heralde arılıkta işe başladı, arılığa çıkıyorum gene kimse yok. Biraz sonra Yusuf gözlerinin ovuşturarak arılıga gelip hoş geldiniz dedi::))

Demek ki erken geldik.

Bu esnada yolun kenarında kavunlar bitmiş, şimdilik daha kelek.

Sonra kavaltı işleri başladı, biz tokuzda hanedekiler kavaltı yapacaklar. Beklerken Yusufun eniştesi Namık geldi, hoş beş ettik, bana sordu, sen ne yapıyorsun niye geldin filan, dedim bir kaç kovan arım var hobicilik yapıyoruz, Gebze belediyesinde çalışıyorum filan. Bir ara Namık Yusuf’a sordu hani usta gelecek diyordun bu hobiciymiş acayip gülüştük. Namık hala arıcı olduğuma inanmıyor, işe girişildi Namık maske, eldiven çizmesini giyindi, biz normal kıyafetle bal hasadına başladık, yav bu nasıl hobicilik?

İyiki şortumu götürmemişim, Namık hepten sinir kirizleri geçirecekti::))

Bizi çekemeyen bazı arıcılar var, hani çift kat pantolon, eldiven çizme, birde maske altına fes giyenleri kastediyorum, bizlere acayip baskı yapılıyor, dayanacak gücümüz kalmadı ama, bizi baskıların yıldıramayacağını bir türlü öğrenemediler tabiki::)))

Bu bal hasadı en az bir ay gecikmiş. Bir çok kovanda sırlanmayan açık ballar alt katlara çekilmiş. Hasat gecikince çıtaları çekmek beni çok zorladı. Çıtaların bir kaç tanesi bozuldu, bir tanesi dagıldı. İlk çıtayı çıkarabilsek gerisi biraz kolaylaşıyor, ilk çıta çok zor çıkıyor. Aldığım balları ilk olarak Namık boş kovana koymaya başladı ve çıtalar elimde askıda kalmaya başladım bu böyle olmaz. Hemen kadroda revizyon yapıldı, Yusuf balları istiflemeye,enişte Namık resim çekmeye geçti, benim Enes ise video çekiyor. Elimizde 5-6 ayrı kovandan bal hasadı videosu var, resim işi biraz zayıf kaldı. Asıl rsimler Yusufun makinada. Bende iki makina vardı ve video çeken makinanın hafıza kartı dolunca Enes resim almaya başladı.

Arılar balı sırlamış, nektar kesilince açık balları alt katlara indirmişler, biraz erken hasat yapılsaydı, daha çok bal alınabilirdi. Hemde çıtalar daha kolay çıkardı.

Bir ara baktım bir yerde arılarda hareket var, bir gittim, iki kovanın altı arı dolmuş. Dedikki bir yerden terk edip gelmiş burada bekliyor. Biraz araştırma sonunda bunların başka yerden gelmediği, yağmalanıp aç kaldıkları için dışarıya çıkmışlar, yani bu kovanın arısı. Anası var, içeride gıram bal yoktu. Bir kovana silkeledik, bir yavrulu birde ballı çıta verip ilk etabı tamamladık, hala bala ihtiyacı var ve bu koloninin anası bana göre en kısa sürede degişmeli, bu anadan doğan işçiler sonuçta bu kovanı savunamazlar, gene yağmalanır. Ben bu tür kovanım olursa ana arıyıda degiştiremiyorsam, başka kovanlardan yavru degişimi yaparımki, kolonide başka karekterde işçiler olsun ve koloniyi savunsun.

Bu salkımdaki arıları kovana aktarırken video çekmişiz, Yusuf Enes Emine çek çek, tırsık arıcılar nasıl arı aktarılırmış görsün demiş::))

Tırsık arıcılar, nasıl bişi acaba::))

 

Bal hasadı devam ederken bal nakilleri oluyordu, ben dolayısı ile bazen boşa çıkıyordum, zaman kıymetli değerlendirmek lazım::))

Böyle bir şeftali agacı olamaz, sanki yıkılıyor, bir ara biri bana yorum yazmıştı, eleştiriliyordum, birisi meyveli agacı taşlayan çok olur demişti, bir başka yorum vardı orada acayip hoşuma gitmişti, bana demiştiki, meyveli ağacın sahibi çok olur.

Bende o ata sözüne istinaden bu meyveli ağaca sahip çıktım, meyvesi çok zarar görmesin diye yükünü hafifletiyorum.

Bu mevsimde böyle bir manzara. Allah ekip dikene, meyvesinden istifade edenlere zeval vermesin.

Arılıkta Yusuf’un babasının kardeşinin ve eniştesinin kolonileri var. Bu ballar Yusuf”un arılarına ait.

Yusuf kardeşimiz, zevk ile balları istif ediyor. Görüntüler süper.

 

İş yarı oldu, fakat bir taraftan yoruluyoruz, bir taraftan acıkmaya başladık ama yemek molası verirsek bu iş bitmezdi, çok az bir ara öğün yapıp Yusuf’un kardesinin arılarına geçtik, hala arıların sahibi piyasada yok.

Aldığımız balları kasalayıp ayırdık, son demlerde yusuf’un kardesi Selim arılığa geldi. Eniştesine akıl veriyor, arıcılık yapacaksan benim gibi yap, bak hangi kovanlar benim bilmiyorum bile, ballarım ayrılmış, işi yusufa bırak gerisine karışma diyor::))

Boşluklarda gözümüz bir şeylere takılıyor, balıklardan acayip ızgara olur filan diye içimden geçiriyorum::)

Bir tanesi bir kişiyi tam doyurur be.

İlerleyen zaman içinde Yusuf’un babası Ahmet amca geldi. Ahmet amca şekersiz çay içiyormuş, kendisine bunun aslı varmı dedi, hayatımda bir şekersiz çay içmeyi beceremedim dedi. Şakersiz çay içiyormuşun dedim, bal varken niye şeker koyayım dedi::))

Yazlık tam doğa çiftliği, tavuklar horozlar, hindiler, ördekler, sadece  at eksik sanki. Birkaç çeşit köpek vardı.

Pekin ördekleri.

Hasadın en üzücü bölümü ise enişte Namık arılarında yaşandı. Baharın 5 kovan arı almışlar, alındıklarında zaten 10 çıta ful arıydılar. Arılar 3 kata çıkmış, bal hasadına başladık, kovanı açıyorum çıtalar sırlı gözüküyor. Çıtayı çektim incecik bir sırlı bal kemeri var altı boş. Hemen öbür çıtayı çektim gene aynısı, derken öbür kovanlardada durum aynı, üç kasa bal alındı tolamda 15 kilo bal ancak çıkar. Namık o gün yıkıldı, aldığımız bal kasalarını  depoya taşımadı arılıkta kalmışlar, bu gün Yusuf ile görüştüm, ballar orada kalmış, iki kasayı arılar yagmalamış, kalan diğer kasada 5 kilo bal ancak var diyordu Yusuf  Şimşak. Aynı arılık genelde aynı güçteki arıların topladığı bal acayip farklı, 5 kovan arılıktaki diğer kovanlardan birisininki kadar bal toplayamış. Arılar saldırgan ve çok geç kldığımız için en altlara giremedim, girsen ne olacak en fazla 4 ballı çıta ancak alınır genede rekolte çok düşük. Selim ise felaket kafa yapıyor, eniştesi Namık’ı tam çökertti.

Birde demezmi iyiki eniştenin balları sona kalmış, yoksa bunu akşama kadar nasıl çalıştıracaktınız?

Geçmişte Namık ağaçlardan oğul topluyordu. Namık ise bahardan bu tarafa arılara yaptıklarını anlatıyor, Selim arka taraftan bu örgüt itirafçısı gibi diye dalga geçiyor. Namık daha çok yol katetmesi lazım. İki ayda arıcı oldum sanyordu.

http://ysimsak.blogspot.com/2012/05/50-kzlar-ataga-kalkms-bir-koloni-beni.html

Ne oldugu belli olmayan ırk arıyla çalışan arıcının feryadı, hepimizi üzdü. Arka planda yYusuf çalışmayana bal yok ……..

http://www.dailymotion.com/video/xtgwkr_yrky-belli-olmayan-arylar-ve-husran_animals

İzleyin::))

Namık üzgün ve teselli etmemiz uzun zaman aldı, bu arada ızgara faslı başladı ve sofranın kurulmasını bekliyoruz. Yusuf, ızgara konusundada 10 numara.

Yemege geçildi, ızgara tabaklarını en çok çalışanlar olarak ben ve oğlum Enes Emin  önümüze aldık. Kimse elini uzatamadı::))

Güzel bir gün ve bal hasadı oldu. İşlerin tamamını bitiremedik, Ahmet amcanın balların bir kısmı ertesi güne kaldı. Yemeklerimizi yedik, yapılacak bizlik iş yok, siz hoşçakalın dedik.Birde sır almaya kalırsak burada sabahlarız diye, kirişi kırdık::))

Selim eniştesine hala takılıyor, üzülme bensana iki çıta bal verecem diye::))

Gerçekten çok enterasan oldu, 5 kovan arıdan şu resimdeki gibi bir tane çıta çıkmamasına ben bile acayip üzüldüm. Bir ara Namık balları kasaya koyarken diyorki, bu çıtada 100 gr bal yok, bu çıtaları niye alıyorsun, ne yapayım dedim arıların bunu yapmış.

Yusuf ne bulursa bize ikram etmeye başladı. Bizim pinti bir hocamız var, inşallah bu resimleri görüp utanır, her neyse. Görgüsüzlük olmasın diye elmaların ve aldığımız fındıkların resimlerini çekmedim.

Evimize geldik bir ara burnuma kestane balı kokusu gelmeye başladı, bir gittimki ne göreyim. Enes Çıta balı doğramış. Buna benze bir çıta vardı, geçenlerde müdürümüzde petekli bal istedi, bende evdekini vermek zorunda kalmıştım. Balın başına bir şey gelmesin diye, Enes Emin bala dask sigortası yapmış::))

Bal görünüşü benbeyaz gibiydi tadına baktım gayet acı, bu sene kestaneden güçlü arılar güzel bal çekmişler.

Bu hafta sonunun hasadı, bal hadadı gibi güzel geçti, bal, fındık, elma, karpuz ve gelecek senenin tohumluk salatalığı bile yılın envanterine girdi::))

Yusuf Şimşak ve ailesine sonsuz teşekür ediyoruz, nice böyle bereketli bal hasatlarına.

 

Allah bereket versin, kısa günün getirisi, oldukça iyiydi::))


Etiketler: , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi, Bal hasadı | Yorum Yok »

BAL HASADI, İSAKLI KÖYÜ YUSUF ŞİMŞAK ARILIĞI

Ekleyen, Ali Türk on 11 Eylül 2012 – 18:08 -

8 Eylül 2012 tarihinde, Yusuf Şimşak’gın arılığında bal hasadındayız. Arılar ve arıcı gerekeni yapmış, sonuç resime yansıyor. Bir çok arıcı gerekeni yapıyor arılarda iş olmayabiliyor, paylaşımın içinde onuda bahsedeceğim.

Cumartesi bana göre biraz geç kaldım diye, kavaltıdan sonra acele etmeme rağmen Yusufun yazlığa vardım. Bahçede araba yok ortalıkta kimse yok, zili çaldım cevap yok, dedim bunlar heralde arılıkta işe başladı, arılığa çıkıyorum gene kimse yok. Biraz sonra Yusuf gözlerinin ovuşturarak arılıga gelip hoş geldiniz dedi::))

Demek ki erken geldik.

Bu esnada yolun kenarında kavunlar bitmiş, şimdilik daha kelek.

Sonra kavaltı işleri başladı, biz tokuzda hanedekiler kavaltı yapacaklar. Beklerken Yusufun eniştesi Namık geldi, hoş beş ettik, bana sordu, sen ne yapıyorsun niye geldin filan, dedim bir kaç kovan arım var hobicilik yapıyoruz, Gebze belediyesinde çalışıyorum filan. Bir ara Namık Yusuf’a sordu hani usta gelecek diyordun bu hobiciymiş acayip gülüştük. Namık hala arıcı olduğuma inanmıyor, işe girişildi Namık maske, eldiven çizmesini giyindi, biz normal kıyafetle bal hasadına başladık, yav bu nasıl hobicilik?

İyiki şortumu götürmemişim, Namık hepten sinir kirizleri geçirecekti::))

Bizi çekemeyen bazı arıcılar var, hani çift kat pantolon, eldiven çizme, birde maske altına fes giyenleri kastediyorum, bizlere acayip baskı yapılıyor, dayanacak gücümüz kalmadı ama, bizi baskıların yıldıramayacağını bir türlü öğrenemediler tabiki::)))

Bu bal hasadı en az bir ay gecikmiş. Bir çok kovanda sırlanmayan açık ballar alt katlara çekilmiş. Hasat gecikince çıtaları çekmek beni çok zorladı. Çıtaların bir kaç tanesi bozuldu, bir tanesi dagıldı. İlk çıtayı çıkarabilsek gerisi biraz kolaylaşıyor, ilk çıta çok zor çıkıyor. Aldığım balları ilk olarak Namık boş kovana koymaya başladı ve çıtalar elimde askıda kalmaya başladım bu böyle olmaz. Hemen kadroda revizyon yapıldı, Yusuf balları istiflemeye,enişte Namık resim çekmeye geçti, benim enes ise video çekiyor. Elimizde 5-6 ayrı kovandan bal hasadı videosu var, resim işi biraz zayıf kaldı. Asıl rsimler Yusufun makinada. Bende iki makina vardı ve video çeken makinanın hafıza kartı dolunca Enes resim almaya başladı.

Arılar balı sırlamış, nektar kesilince açık balları alt katlara indirmişler, biraz erken hasat yapılsaydı, daha çok bal alınabilirdi. Hemde çıtalar daha kolay çıkardı.

Bir ara baktım bir yerde arılarda hareket var, bir gittim, iki kovanın altı arı dolmuş. Dedikki bir yerden terk edip gelmiş burada bekliyor. Biraz araştırma sonunda bunların başka yerden gelmediği, yağmalanıp aç kaldıkları için dışarıya çıkmışlar, yani bu kovanın arısı. Anası var, içeride gıram bal yoktu. Bir kovana silkeledik, bir yavrulu birde ballı çıta verip ilk etabı tamamladık, hala bala ihtiyacı var ve bu koloninin anası bana göre en kısa sürede degişmeli, bu anadan doğan işçiler sonunta bu kovanı savunamazlar, gene yağmalanır. Ben bu tür kovanım olursa ana arıyıda degiştiremiyorsam, başka kovanlardan yavru degişimi yaparımki, kolonide başka işçiler olsun ve koloniyi savunsun.

Bu salkımdaki arıları kovana aktarırken video çekmişiz, Yusuf Enes Emine çek çek, tırsık arıcılar nasıl arı aktarılırmış görsün demiş::))

Tırsık arıcılar, nasıl bişi acaba::))

Bal hasadı devam ederken bal nakilleri oluyordu, ben dolayısı ile bazen boşa çıkıyordum, zaman kıymetli değerlendirmek lazım::))

Böyle bir şeftali agacı olamaz, sanki yıkılıyor, bir ara biri bana yorum yazmıştı, eleştiriliyordum, birisi meyveli agacı taşlayan çok olur demişti, bir başka yorum vardı orada acayip hoşuma gitmişti, bana demiştiki, meyveli ağacın sahibi çok olur.

Bende o ata sözüne istinaden bu meyveli ağaca sahip çıktım, meyvesi çok zarar görmesin diye yükünü hafifletiyorum.

Bu mevsimde böyle bir manzara. Allah ekip dikene, meyvesinden istifade edenlere zeval vermesin.

Arılıkta Yusuf’un babasının kardeşinin ve eniştesinin kolonileri var. Bu ballar Yusuf’un arılarına ait.

Yusuf kardeşimiz, zevk ile balları istif ediyor. Görüntüler süper.

İş yarı oldu, fakat bir taraftan yoruluyoruz, bir taraftan acıkmaya başladık ama yemek molası verirsek bu iş bitmezdi, çok az bir ara öğün yapıp Yusufun kardesinin arılarına geçtik, hala arıların sahibi piyasada yok.

Aldığımız balları kasalayıp ayırdık, son demlerde yusufun kardesi Selim arılığa geldi. Eniştesine akıl veriyor, arıcılık yapacaksan benim gibi yap, bak hangi kovanlar benim bilmiyorum bile, ballarım ayrılmış, işi yusufa bırak gerisine karışma diyor::))

Boşluklarda gözümüz bir şeylere takılıyor, balıklardan acayip ızgara olur filan diye içimden geçiriyorum::)

Bir tanesi bir kişiyi tam doyurur be.

İlerleyen zaman içinde Yusufun babası Ahmet amca geldi. Ahmet amca şekersiz çay içiyormuş, kendisine unun aslı varmı dedi, hayatımda bir şekersiz çay içmeyi beceremedim dedi. Şakersiz çay içiyormuşun dedim, bal varken niye şeker koyayım dedi::))

Yazlık tam doğa çiftliği, tavuklar horozlar, hindiler, ördekler, sadece at eksik sanki. Birkaç çeşit köpek vardı.

Pekin ördekleri.

Hasadın en üzücü bölümü ise enişte Namık arılarında yaşandı. Baharın 5 kovan arı almışlar, alındıklarında zaten 10 çıta ful arıydılar. Arılar 3 kata çıkmış, bal hasadına başladık, kovanı açıyorum çıtalar sırlı gözüküyor. Çıtayı çektim incecik bir sırlı bal kemeri var altı boş. Hemen öbür çıtayı çektim gene aynısı, derken öbür kovanlardada durum aynı, üç kasa bal alındı tolamda 15 kilo bal ancak çıkar. Namık o gün yıkıldı, aldığımız bal kasalarını bile depoya taşımadı arılıkta kalmışlar, bu gün Yusuf ile görüştüm, ballar orada kalmış, iki kasayı arılar yagmalamış, kalan diğer kasada 5 kilo bal ancak var diyordu Yusuf Şimşak. Aynı arılık genelde aynı güçteki arıların topladığı bal acayip farklı, 5 kovan arılıktaki diğer kovanlardan birisininki kadar bal toplayamış. Arılar saldırgan ve çok geç kldığımız için en altlara giremedim, girsen ne olacak en fazla 4 ballı çıta ancak alınır genede rekolte çok düşük. Selim ise felaket kafa yapıyor, eniştesi Namık’ı tam çökertti.

Geçmişte Namık ağaçlardan oğul topluyordu. Namık ise bahardan bu tarafa arılara yaptıklarını anlatıyor, Selim arka taraftan bu örgüt itirafçısı gibi diye dalga geçiyor. Namık daha çok yol katetmesi lazım. İki ayda arıcı oldum sanyordu.

http://ysimsak.blogspot.com/2012/05/50-kzlar-ataga-kalkms-bir-koloni-beni.html

Ne oldugu belli olmayan ırk arıyla çalışan arıcının feryadı, hepimizi üzdü. Arka planda yYusuf çalışmayana bal yok ……..

ırkı belli olmayan arılar ve hüsran ile Ali_Turk

İzleyin::))

Namık üzgün ve teselli etmemiz uzun zaman oldu, bu arada ızgara faslı başladı ve sofranın kurulmasını bekliyoruz. Yusuf, ızgara konusundada 10 numara.

Yemege geçildi, ızgara tabaklarını en çok çalışanlar olarak ben ve oğlum Enes Emin önümüze aldık. Kimse elini uzatamadı::))

Gzel bir gün ve bal hasadı oldu. İşlerin tamamını bitiremedik, Ahmet amcanın balların bir kısmı ertesi güne kaldı. Yemeklerimizi yedik, yapılacak bizlik iş yok, siz hoşçakalın dedik.Birde sır almaya kalırsak burada sabahlarız diye, kirişi kırdık::))

Selim eniştesine hala takılıyor, üzülme bensana iki çıta bal verecem diye::))

Gerçekten çok enterasan oldu, 5 kovan arıdan şu resimdeki gibi bir tane çıta çıkmamasına ben bile acayip üzüldüm. Bir ara Namık balları kasaya koyarken diyorki, bu çıtada 100 gr bal yok, bu çıtaları niye alıyorsun, ne yapayım dedim arıların bunu yapmış.

Yusuf ne bulursa bizeikram etmeye başladı. Bizim piti bir hocamız var, inşallah bu resimleri görüp utanır, her neyse. Görgüsüzlük olmasın diye elmaların ve aldığımız fındıkların resimlerini çekmedim.

Evimize geldik bir ara burnuma kestane balı kokusu gelmeye başladı, bir gittimki ne göreyim. Enes Çıta balı doğramış. Buna benze bir çıta vardı, geçenlerde müdürümüzde petekli bal istedi, bende evdekini vermek zorunda kalmıştım. Balın başına bir şey gelmesin diye, Enes Emin bala dask sigortası yapmış::))

Bal görünüşü benbeyaz gibiydi dadına baktım gayet acı, bu sene kestaneden güçlü arılar güzel bal çekmişler.

Bu hafta sonunun hasadı bal hadadı gibi güzel geçti, bal, fındık, elma, karpuz ve gelecek senenin tohumluk salatalığı bile yılın envanterine girdi::))

Yusuf Şimşak ve ailesine sonsuz teşekür ediyoruz, nice böyle bereketli bal hasatlarına.

Allah bereket versin, kısa günün getirisi, oldukça iyiydi::))


Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »

ARICILIK VE EYLÜL AYI

Ekleyen, Ali Türk on 06 Eylül 2012 – 13:44 -


Bir arıcılık sezonunun daha sonuna yaklaşıyoruz, bir çok bölgede sezon bitti. Benim bulunduğum bölge Marmara genelde bizde sezonun bitişi yılbaşını bulur, şimdi püren açmaya başladı, peşinden koçayemişler açacak, kocayemişler kar yağdığında bile çiçekli olurlar. Bazı bölgelerimiz varki kış boyu 15 derece altına çok az düşür. Hatay, Adana, Mersin, Antalya, Aydın,Denizli, Muğla, İzmir illerimizin düşük rakımlı yerleri.

Bala çalışan arılarımız pürenlik alana indiler. Sıradan kontrollerini yapıyorum. Bu işlemler yapılırken koloni iç düzeni bozulmadan ayarlar yapılmakta, yavruya yapışık açık renk petekler kuluçkalıklardan alınmalı, yavruyu polen ve bal bloke etmiş ise yavruya bitişik olacak şekilde esmer petekli çıta girilmeli.

Bu işler yapılır iken birde laktik asit uyğulaması yaptım.

Aslında laktik asit ve oksalik asit damlatması ve dumanı yavru varken çok etkili bir varroa mücadele yöntemi degiller. Bu asitler kapalı yavru gözlerinde bulunan varroalara tesir etmemekte. Laktik asit uygulaması çok zahmetli bir iştir, çok seri olmanız gerekiyor, hiç çiçek olmamasına rağmen koloniler birbirlerine sataşmadı.

Laktik asit veya oksalik asit ile kapalı yavru varken yapılşan mücadeleler sadece arı üzerinde bulunan varroaları etkisiz hala getirir.

Varroanın yaşam süreci, larva sürecinde petek gözlerine girip, belli bir yavrulama faaliyeti yaptıktan sonra petek gözünü delip işçi arıların üzerinde 4 gün durup tekrar larva bulunan göze girip yaşamını ve üremesini böyle devam ettiriyor, yani kolonide yavru yok ise varroa üretimide durur.

Koloni düzenlemesi yaparken laktik asit uygulaması yapmak bni fazla ugraştırmadı. Az arısı olanlar üç tur, 4 gün arayla laktik asit uygular ise kolonideki varroa olayını kontrolü altına alır. Organik asitlerin bana göre en zararsızı laktik asittir, açık yavrulara geldiğinde bile larvalara ve arılara zarar vermiyor.

Oksalik asitti bir yere damlatın arı kesinlikle gidip onunla temas etmiyor acayip oksalik asitten tırsıyor.

Eylül ayının ilk cumartesi bu çalışlmalara İlhami abi ve Furkan emre eşlik etti. İşimiz bitti bir kaç kovan yagış olursa su almasın diye altına 5×10 kalas koyacagız, körüğü söndürmüştük, biraz yerde kovanı sürükleyince saldırıya ugradık, İlhami abiye bırak uzaklaşalım dedim o bırakmadı, o bırakmayınca bende bırakamıyorum, bende maske yok olan bana ve Furkan Emreye oldu. Ben 4-5 iğne yedim, Furkan elinden sokuldu, İlhami abi zaten astronot gibi umurunde degil, bir daha bırak dediğimde bırakmaz ise eldemirini kafasına yiyecek…

Pazar günü Raşit beyi ziyaret ediyoruz. Hafta içi beni aramıştı. Telefonda diyorki hiç yapmadığım şeyi yapıyorum, dedim hayırdır birde merak ettim, adamın hiç yapmadığı şey neki? diye::))

Trakya da bir arkadaşı varmış zıraat mühendisi. Mühendis arkadaşına diyorki ben gene arıcılıga başladım. Arkadaşıda işin boyutundan haberi yok, buna 5 tane ana arı kargoluyor.

Raşit beyin hiç yapmadığı şey, son baharda arı bölmekmiş, diyorki son bahar geldi, arıların birleşmesi lazım, ben anaları verebilmek için arıları böldüm.Yav bunda ne var ülkemizin zaten bu gelenegi, sende bizim adetlerimize uymak zorundasın::))

 

Bir koloni katı yada ilavesi, ortadan bölünüp, yanlardan çıkış verilmiş, gerçi katmı ilavemi, kevgirmi belli degil.. Anaların ikisi kabul edilmiş dolaşıyor, iki tanesi hala kafeste, bir tanesinede hala yer bulamamış. İlhami abide bir koloninin anası çiftleşip geldi bir türlü yumurta atmıyor öldüreyimmi demişti bir gün öncesi, bende öldür demiştim.

O esnada telefon geldi bu akşam bana ana arı getirebilirmisin diye, hemen Raşit abi o anayı bana ver dedim. İlhami abiyede dedim sana Avrupalı bir ana arı getiriyorum akşama gel bu anayı kaçırma::))

Akşama oğlu Tezcan gelmiş elinde 50 kaağıt, kıyıp alamadık, Avrupa ana beleşe gitti::(((

Bu arlar bahara çıkarmı diyor, neden çıkmasın, ben sana bir sıkıştırma öğreteyim, bahara degil ertesi senenin bile baharına çıkar, sen kışın bize, bir boza içir hele, bilgi beleş oldumu tatsız tussuz oluyoru…..

Raşit beyin çıtalarının yanakları dikkatimi çekti, bazıları raf pimi çakardı bu sac’tan yanak oluşturmuş.

Hem çıtaya el demirini taktınızmı, çıtanın taşıyıcı bölümü olan eşek elinizde kalmaz::))

Pratik bir el demiri, Raşit beyin kayınpederinden hatıra imiş. Raşit bey babadan dededen degil, kayınpederden arıcı::))

Arıcı el demiri çok pratik, zaten bir çok kişi el demiri yerine büyük tornavida kullanır.

O kadar zaman ve çene çaldıkki anlatamam, bir kahve içmeye gelmiştik…..

Hanımlarda evde konuşuyorlar, ohhh.

Dünya işimiz var bize musade diyoruz.

bıcılı soğan

Ayrılırken Raşit abinin hanımından daha önce sözünü aldığım, bıcılı soğanlar hazırlanmış, bir poşet üretiplik çogaltacağız diye alındı. Bir deneyelim bakalım nasıl olacak.

Dünden kalan arıların düzenlemesini ve laktik asit uygulamasını bitirip, Enes Emin arılığına geçtik.

Patlıcanı patlaktık. Bu resmi facede payşaltım, patlıcan köze konmadan delinmesi gerekirmiş nerden bileyim. Demekki kestanede böyle delmedinmi paylıyor.

Güzel bir çalışma ayrıca piknik oldu diyebilirim. Ramazandan sonra ilk ızgara galiba.

Eylül ayının 3 de çekilmiş bir pürende arı fotosu. Binlerce pürenden ilk açmış ve arı ziyaret ediyor.

Furkanın sokulan eli davul gibi şişti. Ertesi gün şişlik elden dirsege çıktı. Durumu Dr.Muhteşem abime ilettim, şişlik yayılmaya devam ediyorsa alerji iğnesi yapılması gerekiyor dedi ve olayın boyutunu resimle anlatamadım. Muhteşem abi Furkanı Dr.İsmail bey görsün dedi. Dr.İsmail abide acayip birisi çocuklara hiç iğne yazmayı sevmez, alerji ilacına devam etsin yarın ir göreyim olmazsa iğne yapılacak dedi, ertesi güne şişlik inmeye başladı, Furkan Emre de ignnede sıyırttı.

Dr.İsmail abiye göre her varının farklı zehiri olur diyor. Beni uyardı, seni 100 arı sokar bir şey olmaz, bir tek arı sokar, mevta olursun dedi, yav ne kadar çok sevenimiz var::((


Etiketler: , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi, Arıcılık son bahar bakımı, arıcılık ve sonbahar | Yorum Yok »

BICILI SOĞAN, SOĞANIN YAVRULAMASI

Ekleyen, Ali Türk on 04 Eylül 2012 – 19:23 -


Resmiye Adiloğlu.

Kendisi  arıcı değil, bizim yönetici Raşit abimizin eşi.

Geçtiğimiz hafta sonu ailecek yazlıklarında ziyaret ettik kendilerini.

Resmiye ablamız bağ bahçe ve bahçıvanlık üzerine oldukça yetenekleri olan birisi. Kendileri ülkemize Bulgaristan dan gelmeler, yani macır yada soydaş. Bulgaristan’dan gelen soydaşlarımızın büyük bölümü acayip çalışkan oluyor, bir çok tanıdığım dediğim gibi. Resmiye hanım bir ara kaybettiği soğanlarına yeniden kavuşmuş. Bulgaristan dan getirdikleri soğan ilginç geldi bana. Seneye soğan işine giriyoruz, parayı kıracağız::))

Bıcılı soğanın özelliğine gelince, bir tane arpacık ekiyorsunuz aynı sarımsak gibi bir sürü yavru veriyormuş.

Peki bıcı nedir diye sordum, Raşit bey dediki, bizde kazların yavrusuna bıcı derlerdi, demek ki soğanın yavrularına da bıcı demek o kökten geliyor.

İleride kendimde kalmaz ise mutlaka temin edebileceğim birisinde bulunsun isterim dedi, bende dedim tam aradığın kişi benim, bana güvenebilirsin dedim ve soğanları emanet olarak aldık.

Bu soğan yeşil yemek için çok idealmiş. Bir tane ekiyorsunuz, yanındai yavruları da oluşup onlarda filiz vermekteymiş, dolayısı ile bir sürü yeşil filizi kopartıp soğanlara dokunmamak gerekiyormuş, en son kurumaya bırakıldığında bir sürü bıcılı şekilde söküm yapabilirsiniz.

Acil mutlu soğan yetiştirivileri aramaktayım, bende zaten bu soganları hem yetiştirip hem yedekleyecek ekip var::))

Hepside mutlu arıcılar……

Allah her şeyin hayırlısını  ersin, bir soğan işine bulamamıştık::))


Etiketler: , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi, Magazin | Yorum Yok »
Forum