BAL FESTİVALİNE DAVET

Ekleyen, Ali Türk on 02 Ekim 2012 – 20:43 -

Beykoz Akbaba köyü, geleneksel kestane balı festivali, 8 Ekim 2012 Cumartesi günü düzenlenen organizasyonla tekrar edecektir.
Festivale tüm arıcılar davetlidir. Tabi sadece arıcılar değil bal sevenleri de bekliyoruz.
İnşallah bizde o gün, Beykoz Akbaba köyü bal festivaline  arkadaşlarımızla katılacağız.
Beykoz Kestane balı festivali, Akbaba köyünde yapılacak, festivalin başlama saati 13:00.
Ayrıntılar gelecek.

 



Etiketler:
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »

ARICILIK, EKİM AYINA GİRİLDİ

Ekleyen, Ali Türk on 02 Ekim 2012 – 14:02 -


Mevsim gelip geçti, ekim ayına girdik. Eylül ayından çekilmiş resimlerle ekim ayının ilk paylaşımını yapayım dedim.

Bu yıl geçen seneye oranla hem kurak, hemde sıcak geçiyor, sıcak olmadımı bal olmuyor, bunu bu yıl yaşadık.

 

Bu hafta sonu bala çalışan arıları dışarıdan kontrol ettik, arılar rahatlamış acayip bir çalışma vardı, demekki durumlar iyi.

 

Bu yıl kuraklıktan dolayı pürenler çok geç açtı, son yağmur olmasaydı pürenler açmadan kavrulup gidecekti. Bir çok püren geçmeye başladı, bunada şükür ya yağmur hiç olmasaydı.

Bu resimler ana arı üretiminde kullanılan ruşetlere ait. Bir iki çıtalık arılar polen ve bal çekiyor, bakalım akım ne kadar sürecek.

Püren nektarının rengi yeşil, arkadaki ışık tam rengi görmemize engel oluyor ama yeşil renk fark ediliyor.

Enes Emin ruşetlerini kışa hazırlıyor. Anasız bir çok ruşet var, çiftleşmeye giden ana arılar kuşlara yem oluyor. Arılıkta erkek atan 3 ana arı bu hafta sonu imha edildi, bu saaten sonra atılan erkek yumurtası en erken 40 gün sonrası ne iş yapacak. Elimizde açık kapalı doğmuş erkeler mevcuttu eylülün sonuna kadar olan süreçte.

Yeni doğmuş bir ana arı, saf adaylarından şu an bakir. Sezon başı uygulamalarımız başladığından beri her ay uygulama yapıldı. Sonuçta sperm kesesini doldurduktan sonra tohumlamada kalite sorunu olmaz. Saf erkelerin olgunlaşmasına göre kendimizi ayarlıyoruz, sadece hazır sperm nasıl saklanır onu aşamadım, birde onu geçersen kışın bile ana arı üretirim::))

Ekip sezon başında toplandığında iş dagılımında bulunuldu, ya erkekleri yada anaları üretin demiştim, ekip cin gibi bütün işleri bana yıkmayı başardılar.

Bunca işin arasında sistem tıkır tıkır işledi.

Yeni doğmuş ana arı kafeslendi, kafesinde olgunaşmayı bekliyor, tohumlanıp yumurtaya başlarsa saf ana arılardan birisi olacak.

Yıllar sonrası o kadar rahat kışa giriyorumki anlatamam, bol saf anaçlarla acayip bi kolleksiyon, tüm hatların çaprazları alınmış, değmeyin keyfime, millet f1 bulamazken saf sürüm var……

Memlekettede acayip işler var, piç arılara deger biçemeyen enayiler bol. İsim koyanmı ararsın, bilim ve bilimsizlikten ne kadar uzak işler varsa mevcut.

Arıcılıkta F kavramını anlayamayan ülkeler arıcılıkta geri kalırlar.

Arım yerli diyenler, arım ekotip diyenler, yalan söylüyor, ülkemiz bir kazan olmuş kaynıyor, kepçeyi sokup çıkartan, tabaga koydugu çorbaya isim koyuyor, birisi ezo gelin diyor, kimisi mercimek, kimiside bu domates , aslında çorba  aynı kazandan. Bunu ıspatı çok basit, benim arım yerli veya ekotip diyenler. Makalaere bakın, ekotip veya yerli denilen en az 20 bin koloni davranışı aynı olmalı, bizim arıcıların 10 kovanı olsun, onununda huyu farklı bu nasıl iş::))

Böyle yerli ekotip olurmu? tabiki olmaz onlar kendilerini ve milleti kadırmaya devam etsinler.

Bir şeyleri söylerken anlamınıda bileceksin, yoksa çagın dışında kalırsın. Biz yemiyoruz, yiyenler buyursun……..

Hafta içi köylerde tespitler vardı, Şükrü bey yazlık yapmış tepiti yapılıp sisteme işlendi, evin saksıları çamaşır makinası davlumbazı, oğlu bir tamir servisinde çalışınca krom davlumbazlar saksı olmuş.

Şükrü amcanın arılarıda var. Bir sürü de boş kovan, arıcılıkta ne yaptıgını bilmeyen bir yapıya sahibiz, kovan çok olsun bal önemli degil.

Eylül ayının son günü eşek arılarıyla mücadele ettik. Eşek arıları bal arılarına çok zarar veriyor. Eşek arıları çok ilginç böceklerdir, bunu şunun için söylüyorum, yiğidi öldür, hakını ver derler ya. Gerçekten baharda 1 (eşek arı kraliçesi) kraliçe ana arı işe başlıyor, yuvayı kuruyor,yavrulamaya başlıyor, yavrulara ilk etapta avlanıp yiyecek getiriyor, her geçen gün nufusları artıyor, son bahar geldiğinde karşınıza dev bir eşek arısı kolonisi çıkıyor. Bu böcekleri taktir etmemek elde degil ama ne yapalım. Bal arılarına felaket zarar veriyorlar, bunlarla mücadele etmedende olmuyor.

Eşek arısı kolonisi. Kolonide bir kaç giriş ve çıkış var ama burası zannedersem nizamiye girişi::))

İmha edilmiş eşek arısı kolonisi. Eşek arılarıyla çok farklı müğcadele çeşitleri var. Egeli arıcılar eskiden dtt diye satılan bir böcek ilacı vardı, kıymayla yoğurup ağaçlara asıyorlarmış, kıymayı eşek arısı hem yiyor,hemde yavrularına taşıyor, dolayısı ile koloniye belki sönmüyordur ama acayip darbe vuruyorsunuz. Şimdilerde o ilaç kansorejen oldugu için yasak, aynı içerikte başka ilaçlar varmış.

Eşek arılarının boyu yaklaşık 4 cm.

Bal arısı bunun yanında sinek kalıyor, bunların çeneleride çok güçlü.

Eşek arısı videosu.

Eşek arılarıyla mücadele ederken maske giyinmeme rağmen elimden sokuldum. Hem sokulduk hemde arı tarafından ısırıldık. Bu arı ısırdıgı yeride kanatabiliyor, çok güçlü bir çne var. Sokulduktan sonra şişmeye başlayan elim, bir gün sonrasına kadar şişti ve dirsegime kadar şişlik devam etti. İlaç kullanmamakta biraz inat ettim. Muhteşem abi bir ilaç al, kaşıntı azalır dedi, felaket kaşıntı yapıyor, 50 tane bal arısı soksa 10 dakika sonrası bende bir şey kalmaz, bu süründürüyoru::))

12 Numaralı saf karniol. Dünyada böyle bir ana arı bulmanız imkansız. Dünyaya kanatsız gelmişti, varroa maduru, böyle bir ana arı ne çiftleşebilir nede yaşama şansı vardı. Biz bunu uygulamaya aldık, birde işi Enes Emin yaptı, iş olacağına varacakya, ana arı yumurtaya başladı yavru kapattı, bir kaç kez degiştirmeye kalktılar izin vermedim, kendi kızları doğmaya başladı çok az başka ırk arı var içeride, 15 güne kadar içeriye tamamen kendi kızları hakim olacaklar. Bir posta yavrusu sokuldü, ikinci posta yolda.

Dualarımda hep derimya, Allah ne virise hayırlısını virsin diye….

Allah işinizi rast getirmeyecek ise, ağustos ayında düğününüze kar yağdırır, yazınızı kışa çevirir.

Gene her şeyin hayırlısı diyoruz…..

İşler hafifledi dolayısı ile magazine zaman her geçen gün artıyor. Raşit bey yazlıkta bir kümes yapmış, görünce kümes böyle olur diyorsunuz.

Sanaldan birisini tanıyorum, bir kümes yapmış, sanki F tipi ceza evi. Bununla kalsa iyi, birde tavuklar yumurta yapıp yavrum diye yumurtaya bakmadan yumurta uçmuş, böyle follukmu olur ya.

Raşit bey geçenlerde soruyor, bildiğin yerde ahlat varmı diye, bende birisini tarif ettim. İyiki herkes uzun boylu yaratılmamış, agacın alt tarafında armut uçmuş::((

Kalanları Enes Eminle topladık, olsun diye beklerken avucumuzu yalayacagız.

Agacın yükseklerinde kalanlarıda biz topladık, evde olsun, dağda olmayacak::))

Ahlat turşusu ise olmadan kurulmalı, ahlat oldumu olmuyor, cümle içinde kelimelerde acayip oturuyor.Oldu kelimesi, bu cümlede olgunlaşma anlamı taşıyor.

Geçenlerde bizim Trakyalı Şenol ile konuşuyoruz, birileri kutular terk etmesin diye bir şey kullanıyor dedi, yok yav ne kullanılıyor dediğimde, çıkışa ana arıçıkamayacak ızgara konuluyormuş. Ben o sistemi taaa 2009 yılında kullanıp paylaştım, ahanda haber ve link::))

http://bengittim.blogspot.com/2009/09/gozlemlere-ogrenmeye-ve-paylasima-devam.html

İnvert şurup. Bu şurup geçmişte meydan muharebeleri yaşadı. İnvert arıya niçin verilir hala kavrayamadık. İnvert şurup kış arılarını yormamak için arıların stoguna sunulan şuruptur. Şu ana kadar en uzun süre tuttuğum invert şurup nihayet kristalize olmaya başladı. Bu şurubu 1. ayda yapıp kavanoza koyup agzını kapadım aradan 10 ay geçti, bozulma ekşime olmadı ama bizim anladığımız şekilde donmaya başladı, donmada tamamen degil, dipten yanlara doğru ortada gene donukluk yok. Bu kadar bekleme yeter hafta sonu bir arıya verecegim.

Ülkemizde kışa girerken arılarına kek verenler var, arı yorulup ömrü bir kısmının bitecek, bizim arılarımız 5 çıta kışa girdimi bahara niye 5 çıta çıkamıyor. Kek artıya yavru yaptırmak için verilir, maksadınız stok yaptırmaksa niyearıyı uğraştırıp duruyorsunuz ki?

Kış arılarını yormayan yabancı ülkeler, 10 çıta arıyla kışa girip 10 çırtayla çıkıyorlar.


Etiketler: , , , , , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »

ARICILIK VE HAYAT

Ekleyen, Ali Türk on 24 Eylül 2012 – 11:28 -


22 Eylül 2012 tarihinde Enes Emin Motorsiklet ehliyet sınavına gitti. Bende önce Ovacık köyündeki Zaim abilerin villaya ugradım, Zaim abi tatilde, Raşit abi Bulgaristana gitmişti, dolu dolu geriye gelmiş.

Raşit bey bir kaç kovanım olsun olsun derdim diyor ve bir kaç kovanı oldu.

Daha sonra tekrar düşünmüş, düşünmek nasılsa beleş, ve kararını degiştirmiş, Raşit beye göre bir hobi arıcı 30 kovan bakmalıymış. İçimden yuh yani dedim, bizim doktorda bir ara bir hobici 100 arıya bakmalı diyordu, 40 tanede kalbini yırtmıştı::(((

Daha sonrasınbı biliyorsunuz, ayağa kalktığında beni çagırıp, bana 10 kovan bırak gerisini götür dediğni daha dün gibi hatırlıyorum.

Raşit beye hayırlı olsu, youlun açık olsun demekten başka elimizden bir şey gelmiyor.

Bulgaristandan bir araba dolusu demonte kovan getirmiş, seneye yavaş yavaş monte edilip arı doldurulacak.

 

Raşit beye verdiğim F1 karniol arı, bu arı felaket çalışıyor, kaç sefer yavrusunu aldım, genede 90 çıtada dedi, kovanı bir açtım arı zoraki çalışıyor, habire aralara boş ham çıta girmiş, dedim aman artık boş girme geceler sogumaya başladı yavrular bir çıkana kadar beklemesini söyledim, havalar her an bozabilir.

Pürenler bu yıl çok geç kaldı, bir çok kişi zamanında açtı desede geçmiş yıllarda çok erkenden bazıları açardı.

Resimde püren poleniyle gelmiş arılar gözüküyor.

Arılar zannedersem nektar bulamıyor hala hırçınlık yapmaktalar.

 

Polenli arı. Püren pembe fakat püren poleni krem rek oluyor.

Raşit beyin yeni yemlikleri, Bulgaristan’dan getirmiş. İşçilik süper.

Kovan düz bile olsa, verdiğiniz şurubun tamamının alınması için yemlik içine eğim düşünülmüş, bizdeki bazı yemliklerde kovan geriye yatık oldugunda geride kalan şurup ekşiyip bozuluyor. Minicik detay, aslında çok önemli.

Bunlarda yerli yemlikler. Raşir Adiloğlu’a başarılar diliyoruz::))

30 Koloni ha::))

Sonra geçiyoruz Zaim abinin bahçeye. Yazın yiyip attığımız kavun çekirdeklerinden biraz ekmiştim, ilk kelegide yemiştim bunlar sonradan yetişenler. Hayret etmemek imkansız, iş olsun diye yapılan işten mahsül çıktı. Seneye 2 dönüm bostan ekiyorum, kavun karpuz domates biber::))

Şunlara bakın, tam turşuluk kelek olmuşlar.

Bir sürü minik kelek var. Seneye Zaim abiden habersiz bu bahçede işlem yapacağız::))

Villaların bekçisi Hüseyin abimiz, oldukça çalışkan. Zaim abinin bahçeyi otlardan temizledi, Zain bey doğal seviyor, orman gibi dursun diyordu, onun haberi yok, bahçe temizlendi, 3 romork ot çıktı.

Hüseyin abi otları yüklerken.

Balk bahçemde yeşil sogan yetiştiriyordum, yeni bulduğumuz bıcılı soğanlarıda gözlemlemek için yan yana diktim. Görüntülerde sizde göreceksiniz acayip fark var. Bir arpacık ekiliyor, yerli soganımız bu.

Soldakide tek arpacık sagdakilerd tek ekildi. Bıcılı soğan yeşermeye başladıgında sanki 4-5-6 arpacıkmış gibi filiz veriyor. Fark acayip belli, birisinde üç yaprak filiz var birisi bir tutam oldu. Sizin tek diye gördüğünüz arpacık içeriden 4-5-6-7-8 tane fakat yeşerdiğinde görünüyor, bu yeşerenler büyüyüp kuruduğunda altta ayrılıp bir sürü arpacık oluyor. Yapraklarını kOparıp salata yapmaya devam edecegiz::))

23 Eylül pazar günü pürenlik alanları bir dolaştım, bir çoguna tekme attım, acayip polen yozu çıkıyor. Eskiler derki pürene tekme vurun toz çıkarsa bal verir, toz çıkıyor ama henüz bal yok. Nerden anlıyoruz, arılar bal bulsa sakinler hala acayip hırçın, kapagı aç fırlıyorlar.

Renk renk pürenler, kendi aralarında renk tonları var.

 

Aynı ocagın bir tarafı açmış, önümüz açık degil. Ocaklar bile birbirine sanki hava yapıyor.

Yeni bir foto makinası aldım hala tam çözemedim, en büyük sorunda videosu movi. Çeviri programlarında 5 dakikalık video yarısı uçurulmuş olarak karşıma çıkıyor.

Normal ayarda çektiğim bir resim, tepe yaklaşık 600 metre filan uzaklıkta, zumladığımda sanki yanına gitmişin gibi yapıyor, alt resimi zumlayarak çektim. Titremeler acayip önemli, makina sabitlenip çekilmesi lazım.

 

Zumlanmış hali, birde makina sabitlense daha iyi resim olacak. Eski makina bayagı bir dağıldı ama hala çalışıyor, Yusuf Şimşak’gın arılıkta videoları eski makinayla çekmiştik. Yeni makinaya alışmam bayagı bir uzun zaman alacak.

İşçi arılar pürende nektar topluyor ama bunlar henüz kovana yansımadı. herhani peteklerde agarma ve püren kokusu oluşmadı.

Yağışlardan sonra gerçi daha 2-3 gün geçti, bundan sonrası güzel olacak inşallah.

Püren polenine bulanmış bir işçi arı. Kış arılarını oluşturacak yeni işçiler doğacak, kışlık ballarını çıkartacaklar. Ruşetlerin büyük bölümünde sorun var, bir çogunun nufusları iyice azalmış onaları dengelemeye başladık, artık arkadaşlarımızda olsa kimseye ana arı vermiyorum, sezon bitti. İnşallah seneye daha iyi bir başlangıç yapmak istiyoruz. Dolayısı ile ruşetlerimin sağlıklı kışa girmesi lazım. Şu an ruşetin ana arısını alırsam bu ruşete ne zaman ana arı kazandırırız bunların hesapları bir türlü tutmuyor, son posta ana arıların bir çogu çiftleşme uçuşundan dönemiyor.

En son bizim engelli saf  ana arıyı bir ziyaret edelim dedik. Vecdi abim demişti, kanatsız anaların kızlarıda kanatsız olur diye. Bunun için diyorlar, anasına bak kızını al diye, ana arının doğuştan kanadının biri yoktu, kızlarının birisi işi abarttı, iki kanat birden yok, varroa mücadelesinde bayagı geç kalınmış, bundan sonra varroa mücadelesine başladık.

Havaların ısıları geceleri biraz düştü, gündüzler 25 derece üstüne çıkıyor, inşallah pürenden bu yıl bir şeyler bekliyorum, bu beklentilerim dolayısı ile bala çalışan arıların mevcutlarına dokunmuyorum, yoksa param parça edecegim, bir sürü zayıf ruşete takviye gerekiyor, son ana kadar sabredecegim.


Etiketler: , , , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »

TAŞIMALI ARICILIK EĞİTİMİ

Ekleyen, Ali Türk on 17 Eylül 2012 – 11:14 -


Taşımalı arıcılık eğitimi evet yanlış duymadınız böyle bir şey ilk defa yapılıyor. Genelde eğitimi verecek kişi hazırlanan malzemelerin üzerine gider bizde her şey taşınabiliyor::))

Suni tohumla ile ilgili belki bir kaç yerde yazıp çizmişimdir ama bazı açıklamalarda bulunacağım.

Zannedersem 2007 yılı bir üniversitede arıcılık kongresine katılmıştık. Ben o zamanlar suni tohumlamayla filan ilgilenmiyordum hatta arıcılık yapan biri için çok gereksiz bile demişim bir yerde yazıma rastladım, gerçeten ülkede damızlıklar oluştuysa arıcı gerekli arıları alıp kullanır yani hobi arıcının suni tohumlamayla ne alakası olabilir diye gene derim.

Neyse konuya dönelim, konu nerden suni tohumlamaya geldiyse hocalardan birisine suni tohumlama hakkında soru sordum. Hoca o zaman doçent, dediki biz kaç yıldır uğraşıyoruz bu yıl sezon boyu başarımız 3 tane.( bizde ise başarı %100 lere çıkmış durumda %80 altınada düşmüyoruz) ::)

Uygulama yapıyoruz bir hafta sonra ana arılar felç olup ölüyor. Bunu öyle rahat anlatıyor ki anlatamam. Yani başarısızlığı içine sindirmiş.

Şimdi burada iki şey ön plana çıkıyor, hoca bu iş çok zor ve buna bulaşmayın diyebilir.

İkinci seçenek ise yaptığı işi tam bilmiyor. Bana göre ikisi de olmaması gerekir. Bir işi birileri yapıyorsa, senin elinde ünüversitenin tüm imkanları var ve başarısız oluyorsan ve bunu sineye çekiyorsan, ne diyelim ki?

İyi ki biz yıllar sonrası bu işlere başladığımızda böyle bir hocayı dinlemedik. Düşünün üniversite bu işi başaramıyor, yabancı ülkelerde sıradan arıcılar aletlibdölleme yapıyor, böyle bir ikilemde, sen ne yapabilirsin, hemde hiç bir eğitim ve ekipmanın tam değil bu işe girişiyorsun::))

Öbür tarafta bakıyorsun, yabancı ülkelerde  arıcılar yapabiliyor. Yabancılar ileri bizler geri zekalımıyız, bizim eksiklerimiz nedir? Bunda bir gariplik yok mu?

Sadri abi Ordu’ya suni tohumlama aleti tanıtmaya gitti. Orada bir başka hocayla görüşüyor, diyor aleti hesaplı ucuz vereceğim, herkes öğrenip suni tohumla yapsın, hoca diyor ki neden ucuz veriyorsun, bu işi herkes öğrenip yapmasın. Evet bunlar bizim eğitim veren hocalarımızın genel mantığı, gerçi bu örnek tüm hocaları kapsamıyor ama böyle ülkede gelişim olur mu?

İstediğin kadar isimlerin önüne Dr.Dç. Prof. koy…………..

Biz bu işlere girdiğimizde yıl 2009 du. Bir çok kişi bizimle kafa yaptı. Benim tarzım ise, önceden ne yapacaksam açıklayıp sonra yola koyulmak. Bu güne kadar ne dediysem de yapmışım.Bu tarz meselesi tabiki::))

Bu yüzden acayip eleştiri alan biriyim öyle basit eleştiriler değil, başta bu adam salak, deli, amele, geri zekalı filan gibi benim için laflar edenlere, söyledikleri lafları yedirmezmiyim, bunları söyleyenler, aslında kendilerinimi tarif ediyorlardı?

Şimdi deli ve geri zekalıyı gördünüzmü::)))

Şimdilerde zevkle onları izliyorum.

Bu kadar giriş yetermi? bence yetmez ama şimdilik yeterli.

 

Can dostum Mehmet Yüksel.

Birde bu dost mevzusunu irdelemek lazım ama konu raydan çıkar,  insanlar birileyle tanışıp hemen dost oluyorlar, böyle bir dostluk yok, olmazda. Dostluk uzun süren arkadaşlıklardan sonra oluşur. İnsanların iki elin parmakları kadar ancak geçek dostları olur, bu kişiler en zor zamanlarda yanınızda bulunur, düşmeden veya düştügünüzde her türlü fedakarlıklar edip sizi ayağa kaldıran kişiler, sizin dostlarınızdır

Suni tohumlama işlerine girişimiz ve alet bölümü 1.5 yılımızı almıştı, kullanılabilir bir aletle işe başlamamızla birlikte sezon gelip geçti, bir sürüde eksiklikler çıktı, ertesi seneye daha iyi hazırlanmak için gece güzdüz ne kadar bilgi varsa araştırdık, bazı konuları uygulama sonrası direk Mehmet Yüksel’e iletip Dr.Schley’e veya emiye sordurup ertesi gün cevapları alıyorduk.

Biz çalışmalar yaparken tüm yapılanlar olumlu veya olumsuz masaya yatırılıp, üzerinde araştırmalar yapardık akşamları msn den. Mehmet Yüksel’de teorik olarak tüm bilgileri öğrendi sadece uygulama yönünü merak ediyordu bu merakını izine gelince giderdik.

Emmi söz verdiği halde, Mehmet Yüksel’e bu işi göstermemiş, biz gösteririz deyip planlar yapıldı.

Gene bu işin doğasına aykırı bir plan yaparak bunu gerçekleştirdik.

Bu işin doğasında arıcıda arılarda streste olmamalı.

Almanya’da damızlık üreticisi ve eyalet arıcılar birlik başkanı Emmi’nin uygulamaları söyle. Bunuda Mehmet Yüksel vasıtası ile öğreniyoruz tabiki, ben soruyorum, suni tohumlamadaki püf noktalar nelerdir, 25 yıldır suni tohumlama yapan Emmi, cevap veriyor.

Koloni hazırlanıp tohumlama yapıldığında o kovanı ben 6 gün hiç rahatsız etmem, yani 6 gün kovana el sürmüyor, biz tohumlanacak kovanı 300 km götürdük, 2 saat sonra bu analar tohumlama girdi, üç dört  saat sonrada alıp  300 km geri getirdik, ertesi gün bir 25 km daha götürüp ağzını açtık. Kolonideki stresi düşünebiliyormusunuz.

 

Efendim bu iş laboratuvar ortamında olur, her önüne gelen yapamaz diyenlere daha önce demiştim bu işi ben her yerde yaparım diye.

Bu sıra bir başka şey duymaya başladım, efendim bu işleri yapabilmek için formüli bilinmeyen bir ilaçtan bahsediliyor, o ilaçlar olur ise bu işi başarırsınız. Formili ver yok olmaz, ben size ilaçı veririm kullanırsınız filan gibi. Madem çok yardımseversin, neden formili paylaşmıyorsun, ingilizce ve tıbbi terimleri bilenler formüli Suzan Cobey’in videolarından alabilir. Biz ilk yıl dezenfektan olarak etrafı zefiran ile temizledik. İğnenin ucunu dumansız oldugu için alkol ile yaktık. Ana arıyla temas edecek parçaları bildiğimiz serum fizyolojik ikle temizledik. Bu yıl sadece seruma bir ilaç karıştırdık, onunda görevi iğne veya cımbız tarafından bir yaralama ve çizilmede enfeksiyon kapmamasına yarıyor.

Mucize formül filan hikaye. Başımızdan bu yıl geçen bir olayı anlatayım, Sadri abi dölleme yaparken spermi taşırdı, tam giremedi. Taşan sperm toplanıp, ana arıya verildi bunun kesinlikle yapılmaması gerekiyor, kurallarda böyle der.

Muhteşem abide dediki, bu kesinlikle yanlış, hijyen bu kadar önemliyse ve taşan sperm ana arıya zarar verecek. İşin garip tarafı o postada uygulamaya giren 4 ana arının en erken yumurtaya başlayanı sperm taşırılanı oldu. Başımızdan geçen bu hadiseler, bizim için ayrı bir öneme sahip. Bu bizim açımızdan acayip bir delildir.

Bakın evin balkonundaki masaya aleti kuruyorum, Enes Emin erkekleri hazırlıyor, Mehmet meraklı bir şekilde yaptıklarımızı izliyor, birazdan Mehmet Yüksel sahne alacak.

 

Bir gün öncesi akşam üzri kafeslenen erkek arılar gene aynı erkek üretimi yapılan kovanla Mehmet’lerin köye taşındı. Erkek arılar kovan ortamından çıktıklarında en fazla yarım saat sonra ölmeye başlıyorlar, suni tohumlamada çok sayıda erkek kullanılacaksa, genelde az az alınıp bittimi tekrar alınıyor, yoksa kenarda beklerken kovan ortamı olmadımı ölüyorlar.

Birde damızlık erkek kovanları sabah veya hava kararıken açmak lazım, günün ortasında erkeklerin uçuş saatinde açarsanız tüm erkekler havalanır ve bir çogu geri gelmez, gelenlerin içine başka bilmediğiniz erkek arıda karışabilir. Bunun içindirki erkek üretimi yapılan kovanlarda siz istemedikten sonra erkek arılar dışarıya gidemezler. Suni tohumlamada elinizdeki kayıtlar ancak böyle sağlıklı bir şekilde korunur, elinizdeki saf kimin kızı, hagi saf erkekler ile sperma kesesi dolduruldu bilmek zorundasınız.

Ben gerekli orandaki spermi topladım, artık sahneyi Mehmete bırakıyorum, ana arı bayıltıldı, pozizyon ayarlandı, sadece yavaş yavaş girilip sperm verilecek, yani top penaltı noktasında::))

Mehmet ana arıya sperm verirken, bu bölümde ani hareketlere dikkat edilmeli, eliniz aletin bir yerine çarparsa, ana arı sakatlanabilir, mesala cımbıza çarparsanız, çarpma degil kontrolsuz dokunma yeterli, ana arının iğnesini koparabilirsiniz, şırıngaya bilinçsiz dokunuz, cam iğneyi kırıyor, onun için gayet sakin olunmalı, daha sonrası zaten aynı soför gibi oluyorsunuz, ilk zamanlarda vites kolunu bakarak degiştiriyorsunuz, hatta debriyaj veya firene bakmaya çalışırsınızya aynısı oluyor. İlk yıl bir sürü iğne kırdık, bu yıl kaç kişi alette çalışmasına rağmen hiç iğne kırmadık.

Penaltı atıları bitti, zaten bu işin en önemli püf noktası, ana arıya girdiniz, sperm verdiniz taşmıyorsa, işlem bitmiştir tam yerindesiniz, zaten açılar tutmuyorsa, kasılma varsa perm gitmez veya taşar, sperm gidiyorsa tam yerindesiniz, işlem tamam yani.

Mehmet dediklerimizi uyguladı, şırınga geri çekilirken baskı alınır, şırınga sperm verme kolu tersine çevrilip ana arıdan çıkartılır, bu hareketi yapmaz iseniz şırınga çıktıgında bir miktar sperm dışarıya boşa akacaktır.

Biz işleri bitirip ana arıları bölmelerine verdiğimizde aletin üzerinde bir işçi arı vardı. Deredini anlayamadık,heralde aleti merak edip görmek isteyenlerden, memlekette alet görmek isteyen o kadar çok meraklı var ki. Hepsine sırası ile gösterilecek.

Suni tohumlam bitti, Mehmet’e birde sperm nasıl alınır onu tarif edip uygulattım. Suni tohumlamada en çok zaman ve dikkat isteyen iş sperm toplamaktır. En ufak dikkatsizlik aldığınız spermi mafeder, ilk başlagıç hepsinden önemli, serum ile sperm arasında 2-3 mm boşluk olmalı(hava), bu boşluktan sonrasi spermi oluşturmak hepsinde zor, bazen bunu oluşturuken en az 5-6 erkek spermi boşa gider, yada seruma karışır.  Erkek tuttuğunuz el kesinlikle yerle temaslı olmalı, boşlukta tutarsanız dengesizlik yapıp sperm yerine mukus denilen beyaz tabakayı çekerseniz ve iğne tıkanır, ayrıca bu beyaz tabakayı ana arıya verirseniz ana arı ölür. Sperm, mukus tabakası üzerinde hafif pembemsi bir renkte çok ince bir tabakadır. Eliniz zaten yerde sabit yavaş yavaş iğneye yaklaştırıyorsunuz, temas sağlandığında şırınga kolunu çevirip spermi çekmeye başladığınızda sperm kesesinide hafif ir şekilde iğneden uzaklaştırmak gerekiyor, yoksa mukusa dalıyorsunuz, hafif uzaklaştırdıgınızda mukus tabakası üzerinde bulunan tüm sperm iğne tarafından acayip kolay bir şekilde vakumlanıp emiliyor. Bunu şöylede izah edebilirim, yumuşak bir şeftali var bunu yerken üstünüzü başınızı ellerinizi mafedersiniz. Bir noktadan emmeye başlayıp, şeftaliye yumulmayıp biraz uzaklaştırıp emmek gibidir, erkek arının mukusu üserindeki spermi toplamak.

Hedeflediğimiz uygulamanın her aşamasını Mehmet Yüksel ile yaşadık.

Eskiden bu akşam uygulama var denildiğinde içimde bir tasa sabahtan akşama kadar acayip gerilirdim. Şimdi ise bunlar benim için sıradan şeyler, yanlız tüm planlar düzgün yapılmalı, erkek arılar doğduktan 15 gün sonra sperm verirler, özel beslenerek yetiştirilen erkek arıların spermi daha çok olur. Ana arının tohumlanacagı gün doğduktan 10 gün sonrası olursa çok rahat giriş oluyor, biz ilk denemelerde 6-7 günlük arıları uygulamaya sokmuşuzbunlar zaten yaşamadılardı.

Ben öğrendiklerimi paylaştıkça, acayip dostlar, arkadaşlar ve imkanlara kavuştum, önümüzde acayip kapılar açıldı, onun için benim hakkımda kimin ne dediğinin önemi yoktur, zaten hakkımda haksız yere olumsuz işler yapanlar ile bir gün hesap görülecek. 10. Gün tohumlanan ana arılara şırıngada zikzak bile yapmaya gerek kalmıyor, daha erken tohumlamalarda, ana arının iğne tarafından 1 mm girdikten sonra, şırıngayı az bir şey ucunu sola doğru kaldırıp 0.5 mm daha giriliyor. Bu zikzakn yapılmadığında gene iğnenin ileri gitmiyor ve ana arının valf denilen parçasını, parçalayıp ana arının ölümüne neden olunuyor. 10. Günde yaptıgımız uygulamalarda  bu zikzak işleri hiç sorun olmadı, yada bizim aletteki açıvalfin altına girip, sperm kanalına doğrudan giriyor.

Hani hep dua ederimya, Yarabbi, bana ne vereceksen, her şeyin hayırlısını ver diye….

Misafirliğimiz ve eğitim o kadar yoğun geçtiki hiç boş duramadık dersem yalan olmaz. Tabiki  aç kalmadıki güzel yemekleri hangi arada götürdük hatırlamıyorum. Mehmet ve babası ve aile bireyleri ile vedalaşıp evimize geri döndük. Sabah 7 de Bolu’ya hareket edildi, 11 gibi Mehmetlerin köydeyiz, akşam 7 gibi dönüş başladı, gidiş dönüş 600 km üstü yol.

Mehmet izin dönüşü Gebze’den geçiyor, bende ne işim varsa gece yarısı onların girdiği park alanındayım::))

Gece 4 gibi, kalkıp otobandaki oto parka girdim, saat 6:30 gibi Mehmetler geldiler, hiç durmayalım yoksa köprüye takılırız dediler. Kısa bir hoş beşten sonra verdiğim hediyeyi enişte Mustafa’dan geri aldım. Nerde kavanoz bulsa bal tutan parmagını yalar diye yalanmaya başlıyor. Kavanozumu yalatırmıyım sana be::))

Özel hadiyelerimizi taktim ettik, inşallah bu hediyeler ileride karşımıza çıkacaktır, Mehmet’e ne kadar teşekür etsem azdır, kendisine o kadar minnettarım bilemezsiniz.

Bal tutan her zaman parmagını yalayamaz, karşıya geçip fotograf da çekebiliyor::))

Dostum Mehmet Yükseli ugurluyoruz, yolunuz açık olsun, yeniden görüşmek üzere güle güle gidin diyorum, Mehmet camı açıp seneye görüşürüzzzz abi deyip basıp gidiyor.

İnşallahhhh……….

Taşımalı eğitimin sonu nasıl oldu diye merak ediyorsunuzdur, bunca stresten sonrası 3 ana arıdan biri bir gün sonra kayboldu. Birisi bir hafta sonra kayboldu. Birisi ise yumurta ayıp yavru kapattı, bununda sağ arka ayağını işçiler sakatlamış, açıp kapatmıyor sürüyerek yaşıyor, bu gibi durumlarda sonradan düzelme olabiliyor, düzelirmi bilemiyorum. Bunların benim için aslında hiç önemi yok, hepside ölse, hepside yaşasa bir şey ifade etmeyecekti, biz kendimizi kanıtlamışız, önemli olan dostum ile nazari bilgilerimiz ile uygulamaları birleştirmekti. Olayın başına dönersek, bir üniversite bir sezon ugraşıyor, toplam üç başarı var, bu kadar karmaşa içinde biz 3 taneden bir başarı, bölmeleri köyde bıraksadım durum mutlaka degişirdi.

Burada bir başka şey payaşmak istiyorum, yeni çiftleşen analarda bu var, fakat suni tohumlama yapılanlar gibi takip etmediğimiz için fark edemiyoruz. Bu olayı ilk olarak ana arı üretim kursunda duymuşltum, o günden sonra daha dikkatli baktıgımda kılavuz yumurtanın ne demek oldugunu daha iyi anladım.

Tohumlanan ana arılar yumurtaya direk başlamıyor, bir iki veya üç beş, yumurta atıyor, sonra ara veriyor, bu ara verme bie ikigün sürebiliyor, peşinden seri yumuta atmaya başlıyor, ilk attığı yumurtalara kılavuz yumurta deniliyor.

Yumurtaya başlamış yeni çiftleşmiş bir ana arı yumurtası kontrol edilirken süt içinde kalmış larvalar görürsünüz onlar kılavuz olanlardır.

İlk klavuz yumurtalar kapanmış durumda kademeli olarak diger yavru durumu devam ediyor.

Bu işi herkes yapamaz ve belli formilli ilaçlar kullanmaısınız , ve ayrıca labaratuvarda olacaksınız diyenler iyi baksınlar, bu denilenleri ters düz etmişiz::)))

Artık kimseye ne verirseniz yemiyor, yeni arıcılar artık her şeyi sorğuluyor, zaten sogulamalılarda. Arıcılıkta saf nedir, F1 nedir bir öğrensek çok şey degişecek.

Bir ilki gerçekleştirdik, taşımalı arıcılık eğitimi yapıldı, sonuç mu?

Yukarıda…………..


Etiketler: , , , ,
Ana arı tohumlama ve dölleme, anaarı suni tohumla, Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »
Forum