ARICI ZİYARETİ, ARICILIK KURSU, ARICILIK İŞLERİ:)

Ekleyen, Ali Türk on 14 Mart 2012 – 20:18 -

Bu gün 13 mart 2012 akşamı, Muhteşem abimi taziye için ziyaret ediyoruz. Muhteşem abime ne zaman ziyarete gitsem işler karışır, yol aayırımında bir fil var onu sektirdinmi kaybolursun, yani İstanbul’da kaybolurum::((

Saim abide ziyarete gelecekti, aynı akşam ziyaret yapalım diye karar verildi. Bu sefer kesinlikle kaybolmayacağım.

Çocuklarla evden çıkıp, Muhteşem abinin çalıştığı iş yerinin kapısında beklemeye başladım, dedim ben kapıdayım.

Muhteşem abi işyerinden çıktı, ben düştüm peşine, hiç kaybolmadan kapının önüne geldik, ayrıca yol ayrımındaki fili’de herkes bu sefer gördü::))

Evde sohbet acayip koyulaştı.

Bana göre anası damacana olan civcivi görmek istedim, damacana ile geçen yıl bir kış bayağı ilgilenmiştik. Erzincan eko tipi::))

Saim Gürel İzmir ziyareti sırasında bizim Oktay’ın bir arkadaşının üretmiş olduğu plastik çıta ve petekleri, bizlere denememiz için getirmiş. Ben ayrıca erkek gözlü olanlarından istedim, bakalım arılar sevecek mi. Birde hap petek kalıbı olur mu? diye düşündüm.

Gelelim ziyaretin en zor bölümüne, çay hariç bir şey yemedim. Bizimki diyor abi ye filan, zaten usta arıyorum dediğinden beri kalfaya kafayı takmışım. Bol bol seyredip çaktırmadan yutkundum. Zaten kalfada şaşırmıştır, bu niye yemiyor diye, bu arada bu görüntüleri seyrederek bir kaç kilo vermişimdir::((

12 Mart 2012 pazartesi, İstanbul Alemdağ’da idik. Arıcılık kursu başladı, ilk gün adreslerde ilkarışıklık olunca, kursiyerlerin yarısı, Halk eğitim merkezine, yarısı Alemdağ İlköğretim okuluna gelmiş. Kerim Yener hocanın masası, katlı kovan. Bilgisayarın mausuna da bir ara kablo yapmış.

Ders bitimi bir şeyler yeyip içelim davetini geri çevirmedim. Bir yere takılıp kahve içtik, bu arada Asım abinin evinin hemen yanındaki okulda arıcılık kursu devam ediyor. Resim soldan sağa , oğlum Enes, Belediyeden arıcı Hikmet usta, Asım Kadıoğlu, ben ve Kerim Yener hoca.

10 Mart 2012 Cumartesi arılarımızın bu yılki beşinci invert şuruplamasını yaptık. İlk invert şurubu 12 ocak 2012 de vermiştim. Kışın arıya şurupmu verilir diyenler vermesin,  bizi ilgilendirmiyor. Şurup erdiğimizde hava 10  derece altındaydı ve arılar uçmuyordu.

Sonbaharda yapılan bölmeler. Geçen akşam arıcılık forumunda birisi elek teliyle alakalı bir soru sordu. Mehmet Yüksel’e dedim bir cevap yaz, zaten altlık paylaşımında telinde detayları olmalıydı. Mehmet dedi ki abi biz o kadar yazıyoruz söylüyoruz, milletin çoğu bildiğinden şaşmayıp, şimdi kolonilerimiz niye söndü diye sağdan soldan bahaneler aramaya çalışıyor. Mehmet bunları başkalarına söylerken aslında bana da söylüyordu. Son baharda zayıf arılara hiç bir zaman kıyıp birleştirme yapamadık, bu bir kültür ve değişmesi çok uzun zaman alacak diye düşünmekteyim. Her sene böyle kış olmaz::))

Ormanda işimizi bitirip, Zaim abinin yazlığa geçiyoruz.

Ekmiş olduğum tereler çıkmış. Kasalara ekip, üzerini naylon ile kaplamıştım. Yani mini sera oluşmuştu. İki kasa aynı gün ekilmesine rağmen birisinde yeşillik daha çok. Açık alana ektiklerim de ise hiç uyanma yoktu.

Bu sene tereye para vermiyeceğiz::))

Zaim abide dünya sarımsak ekmişti, sarımsağa para vermiyeceğiz diye, hala büyüyecekler. Bazı enginarların yeni yerlerine alınması gerekiyordu onları ekip suladık. Bu sene tam organik yaşayacağız.

Daha sonra Zaim abinin arıları da şurupladık. Bunların şuruba ihtiyacı yok, ama benim arılara şurup verdin mi diye sorduğunda verdim demek için verildi. Baharda bazı çıtalarını boş çıtalarla takas yaparız artıkın. Yemliği bile balları aralayıp koloniye koydum. Havalar ısındığında yemlik alınmaz ise anında dalak hazır.

Hafta içi ve ormanda olmadığımız hafta sonlarında Cemil ustanın atölyedeyiz. Yeni ruşet yada ana arı kutularının imalatına devam ediyoruz.

Birinci postanın kasa olarak az bir işi kaldı, montaja geçilecek.

12 Mart 2012 pazartesi günü yoğun kar yağışı vardı, belediye den dışarısını resimledim. Biraz tutsa da, tutunamadı, havalar mart ayının yarısına gelmemize rağmen hala 10 derecelere bir türlü çıkamadı.

Mart 15 den sonra tırmanışa geçeceği yönünde hava tahmin raporları var. Arık bahar kapıya dayandı, geçmiş yıllara göre çok geç kaldı ama beklemekten başka çare var mı?


Etiketler: , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi, Arıcılık Eğitimi, Arıcılık gezileri, Arıcılıkta bahar bakımı | Yorum Yok »

ARICI VECDİ KÜÇÜKYILMAZ ABİMİ ZİYARET ETTİM

Ekleyen, Ali Türk on 20 Ocak 2012 – 22:35 -

Erzincan’lı arıcı Vecdi abim, çoktan beri çıkın gelin diye davet edip duruyordu. Ben çıktım, bizim taş fırınlar, iç işlerini geçemediler::))

Yıllık izindeyim, 2 şubatta iş başı var.

Ne yapayım bende yanlız gittim.

Hava alanında beni Vecdi abim karşıladı. Hala etrafa bakınıyor başka gelen varmı diye, birbirimize çok şaka yaptığımız için olsa gerek.

Biraz Erzincan’da dolaşıp yemek yiyelim diye bol lokantalı bir yere gittik.

Kuzu büryanı, her ne kadarda ekipsiz bogazımızdan geçmesede, yanlız yemek zorunda kaldım.

Üzüldüğümüde belirteyim hani::(((

Kemah’a varmak için yola çıktık. Tek tük yağmur atmaya başladı. Erzincan Kemah arası 50 km civarında.

Etrafa ve bitki örtüsüne bakıyorum, ayni bizim Niğde.

Burasının avantajı ise fırat nehrinin kolları her tarafı kaplamış. Her dagın dibinden ırmak geçiyor.

 

Bazı yerler ürpertici, sanki dağı birileri yarmış gibi. Kim bilir kaç yılda bu doğal oluşum oldu. Bazı yerler sanki elle kesilip açılmış gibi. Kemah girişide aynı burası gibiydi.

Akşam üzeri Kemah’tayız.

Vecdi abinin küçük oğlu, acayip yaramaz ve yerinde duramıyor acayipte gaz yemekte. Kol pazularını kontrol edip, sen biraz az bal yemişin, pazular tam şişmemiş demiştim, hemen bala yumuldu. Birazda boks çalıştırdım, artık o bir şampiyon::))

Şampiyon dediğimde öyle hoşuna gidiyordu ki anlatamam.

Tabi ikide bir vecdi abiye girişiyordu, Allah sonlarını hayır eylesin, Vecdi abi birde şampiyon çıktı başımıza diye söylenip duruyordu::)))

Yemek üstüne eko tip meyveler yedik::))

Ertesi gün bir kalktık ki her taraf bembeyaz.

 

Vecdi abi gidecek yer yok, arılığı bir gezelim mi dedi. Ne yapalım ava gidecektim ama hava yağarken nasıl ava gidilirki, hadi o zaman arılığı bir görelim.

Arılıkta Muhteşem abiyi aradık. Güya avdayız, ayılar için alınan torpil patlatıyoruz.

Kalfada acayip yemiş, fişegi bol buldu, atsın bakalım diyor. O esnada formalite icabı bir keklik vurduk, bir torpil daha patlatıyorum, Vecdi abi yav vurulmuş kekliğe niye sıkıyorsun diye bizi fırlaçılıyor, ama fazla dayanamadı ve abi seni işlettik diye hemen itirafı bastı. Bu vecdi abi bir acayip kimseyi şaka bile olsa, kandırmak istemez. Saf tipik Anadolu insanımız işte.

Vecdi abinin arılık.

Bu sene çok yerde bal olmadı, Kemah’ta bile bal alamayan bir sürü arıcı var.

Vecdi abim maşallah çok güzel bal hasadı yaptı.

Bu arıya çamur atanlar gibi, burada da çok bilen çokmuş.

 

Ruşet arıcıları vardı bir ara, birden kaybolup gittiler. Daha sonraları ana arı kutusu nasıl kışlatılır haberleri yapıyorlardı. Bu arı, sanal arıcıların köküne kibrit suyu döktü. Bir aralar bir söz vardı, ne görüntü ne ses var diye. Nedense havlamaları hiç kesilmedi ama görüntüleri hiç yok.

Yıllardır arıcılık yapan Vecdi abi, bu konuda çok büyük tecrübeye sahip.

her çeşit arı ırkıyla çalışmış biri.

Bir kaç kovan açtık, hepside harika görünüyor.

Arılar salkımda, bir kaç arı rahatsız edilince dışarıya fırladı.

Bir başka kovan daha açıyoruz.

Bu esnada inceden kar yağıyor.

Bir başka konu ise kolonilerde rutubet.

Kovanın çatısı iyi izole edilmemiş ise mutlaka kolonide nem ve rutubet olur.

Vecdi abide aynen Mehmet Yüksel’in tavsiye ettiği gibi naylon örtünün üsne gelecek şekilde kapak altında strafor ayarlamış kapak altına.

Mehmet Yüksel de aynısını uyğuluyor.

Kovana naylonu kapatıp, üzerine 2.5 cm strafor koyup kapağı kapatır ve ne rutubet, nede nem olmakta.

Kovan örtüsü zayıf olduğunda mutlaka nem olur.

Nerden biliyorsun diyen olacak olursa, ben kovanlarımı fazla sarmam, iki kat çuval örterim, üzerinede kapak, mutlaka rutubet oluyor. Benim bölgemdeki rutubetin arıya zarar verdiğini düşünmüyorum. İçanadolu ve doğu gibi aylarca sürecek bir salkım yok, bizde arı en fazla 1 hafta dışarı çıkamasa ertesi hafta mutlaka uçar, uçan arıda içerideki rutubeti devirdaim ederek yok ediyor.

Soğuk iklimde rutubet olur ise arıları mafeder.

Rutubetle ilgili daha fazla bilgi edinmek isteyen aşagıdaki linki tıklayıp okuyabilir.

 

http://www.aribakani.com/forum/index.php?topic=524.msg3301#msg3301

Bir başka kovan daha. Vecdi abi naylon örtüler uçmasın diyede kovanlara lastik takmış, buda ayrı bir yöntem, tek başınıza rüzgarda bu kovanı açarsanız kapatamazsınız.

 

Bir kaç kovanda ben açtım, kolonilerin hepside harikaydı. Bu arılık F1- F2 arılardan oluşuyor.

Bizimde en iyi hocamız, arılığınızda elin piçi olacagına sizin piçiniz olsun der sohbetlerinde.

Hala piç arı  peşindeyiz yıllardır.

İmam böyle olursa, cemaatı varın siz düşünün.

Biz arılıktayken kar hızlanmaya başladı.

Ben açtıgım kovanların bazısını kapatamadım. Vecdi abi kapattı.

Salkımdaki koloniler.

Kemah’a dönüyoruz.

 

Kemah’ın Erzincan girişi. Sanki birileri yıllar öncesi bu geçiti yararak açmış. Yakından pek grmeyenler anlayamaz bir alt resim bu geçidin biraz daha uzağından çekilmişi. Kemah’ın kuzeyinden geçip giden karasu. Kemahta yönleri karıştırdım, gelene kadarda yönleri tam kafamda oturtamadım. Kıbleye bakıyorum, soruyorum, pusulaya bakıyorum ama kafa bir türlü resetlenemedi::))

Bahsettiğim geçit veya bizim yöremizin deyişiyle gedik.

 

Bu geçitte hem karayolu, hemde ray var, kardan görünmüyor.

Burası İliç yolu, tabi resmin sağ yanı.

Karşımızda ise Melik gazı türbesi ve tarihi mezarlık var, daha yukarısı ise Kemahın merazlığı.

 

Vecdi abimin oğlu, Ziya nerden cimbomu tutuyor anlamak imkansız::))

Alıntı;

1071-1228’de yöreye egemen olan Mengücük Beyliği dönemine aittir.Kemah’ın kuzey batısındaki ,kayalık platform üzerinde yapılmıştır.Burası daha evvel Kemah’ın kenar mahallelerinden biri iken, şimdi terkedilmiştir. Halk arasında Sultan Melek olarak adlandırılan türbede,Mengücek beyliği döneminde yaşayan Sultan Melik’in mumyası ve 5 mezar bulunmaktadır. Türbe sekizgen bir plan üzerinde altlı üstlü inşa edilmiş olup,üst kesimin iç kısmında köşeler belirsizleşerek yuvarlak halde horasan sıvayla kaplanmış ve bir kubbe tarzını almıştır.

Yazının devamı bu linkte.

http://www.kemahlilar.com/sayfala.asp?nereye=oku&id=191

 

Tarihi mezarlardan bir kaç tanesinde gül resimleri vardı, bu taşlar burada yatanın bayan birisi olduğunu ifade edermiş. Mezarda bile kadınlar için işleme yapılmış….

Yukardaki sanduka bu yapı içerisinde.

 

Türbenin oldugu yerin girişinde ziyaretçilerin çay içtikleri bir yer var. Bizde girip çay içtik. Eskiden bizim köyde böyleydi, sedir ve duvar diplerine halı yastıklar olurdu, çek yatlar çıktı, bu kültürüde yok etti.

Beni yıllar öncesine götüren görüntüler.

Karda kayan minikler, tabi bu yukardan aşagıya kayarken kızağın arkasında oturan biri vardı, babası::))

Dedim ne yapıyorsun, çocuğu kaydırıyormuş, yani sen kaymıyorsun::))

Kemah kalesine çıkıyoruz.

Aşağıdaki küçük kulube geçmişteki buharlı trenlere su veren pompaymış.

Bu güne kadar İstanbul kalesi hariç, gördüğün en büyük alanlı kale burasıydı.

Karda fazla gezilmiyor ama restore çalışmaları başlamış, tarihi alan üzerindeyiz şu an.

Yer gök kar.

Kalede gezerken bir magaraya girdim. İçeride iki koridora ayrıldı, fenerde yoktu yanımızda foto makinasının ışıgı ile sonuna kadar gittim.

Bir tarafta küçük bir çıkış vardı, belkide zaman içinde kapanmıştır.

Arkamız Kemah.

Daha geride munzur dağı ama tam gözükmüyor. Öbür taraf ise Tunceli imiş.

 

Vecdi abi kale kenarına gelemedi, ben yüksekten korkarım diyor, banada orada durma buraya gel rahatsız oluyorum diye kıvranıyordu.

Yemlik ve suluk::))

Geçmişte buna bizim oralarda haftan denirdi.

Tahtalardan yapılırdı. Koyunların yemlendiği veya sulanmasında kullanılırdı.

Bir diğer adı ise havuz, tahta ve betondan yapılırdı, şimdi bunlarda saçtan yapılmaya başlamış.

Eskiye oranla koyun ve keçi çok azalmış. Vecdi abi kuzu kesiminin yasaklanması lazım diyor.

Bir başka bilgi ise ben tv seyretmem, geçenlerde Tarım bakanımız bir konuşma yapıyordu.

Konu ülkemiz et ihtiyacı idi.

Kendisi çok önemli bilgiler verdi, bizim ülkemiz küçük baş hayvancılığa elverişli, fakat hayvancılığı bırakan, büyük kentlere göç etti ve üretim azaldı dedi.

Bir başka konu ise biz et hayvanı beslemiyoruz dedi.

1930 Yılında ilk mandafon inekleri ital edilmiş ve bu hayvanlar süt hayvanı, et degil diyordu. Sözünün sonunda ise bizim insanımız süt hayvanından et üretti, nasılmı?

Süt hayvanlarının erkeklerini ete kesti ama ete beslenen hayvanlar kadar olmasada et ihtiyacını onunla karşılamaya çalışıyoruz diyordu.

Arıcı Vecdi abimizin demirci ustası.

Bize hediye yolladıgı, el demirlerini, bu ustamız yapıyormuş.

İkinci günümüzde kar yağışı altında gezilerler bitti, ertesi gün İstanbula dönüyorum.

Sabah Kemah’tan saat 10 otobüsüyle Erzincan’a hareket ettik. Vecdi abi arabasını kar ve buzlanma nedeniyle kullanamadı.

Saat 11 gibi Erzincan’dayız.

 

Gelişte kuzu büryan yemiştik.

Uğurlarkende illa yemek yememiz lazım. Zaten bu gezide tek yaptıgım şey yemekti. Sabah kalkıyoruz, kavaltı, biraz dolaşıyoruz ee geliyoruz, öğlen yemegi, çarşıya gelip eve dönüyoruz, akşam yemegi, ye babam yeeee.

Veda yemegimizi güveç istedim, gidip bakmadıkta, kesinlikle her porsiyondan iki kişi doyardı, zor bitirdim.

Her şey için Vecdi abime teşekür ediyorum. Güzel iki gün birlikte olduk, seneye bazı planlarımız var, orası bize kalsın::))

Saat 13:10 da uçağın kalkışı vardı.

Yemekten sonra Vecdi abimizin bir arkadaşı, beni hava limanına bıraktı, vedalaşıp ayrıldık.

Uçak kaltıgında erzincanı resimledim ama kardan ancak bu kadar görünüyordu.

Elimde bazı video ve resimlerin bazısını bir başka paylaşıma bırakıyorum.

Saat 15:00 da İstanbul Sabiha Gökçen hava alanına indim.

Hava sıcaklığı 3 dereceydi, ne biçim sıcak bilemezsiniz, hele -17 dereceden gelince::))


Etiketler: , , , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »

İNVERT ŞURUP VE 2012 ARICILIK SEZONU AÇTIK

Ekleyen, Ali Türk on 14 Ocak 2012 – 02:02 -


Bu gün 13 ocak 2012.

Hava bozacak haberlerini endişeyle takip ediyordum. Ormanda ulaşım sorunu olan bir kısım arıları almam gerekiyordu.

Zaten bir gün sonrası tatil ve benim işime yaramıyor çünkü kar ve soguk yolda.

Müdürüme çıktım benim işim var diye, bana ne dedi:))

Müdrüm yarına bu havayı bulamam ve acil işler var deyince tamam gidebilirsin.

İlhami abimde durumlarımı biliyor, ne zaman konuşsak yapılacak iş varmı der, gene böyle bir gaflette bulundu::))

Abi arıların yiyecek durumları iyi degil, Muhteşem abi taşırken ne kadar dil çıkarsada yav bunlarda bal varmı diye sormuştu, bu sene kolonilerim çok az balla kışa girdiler. Ormandakilerin açlık sorunu vardı, sıradan üst şurupları takılı olan arılara inver şurup vereceğiz dedim. İlk iş kovanları şurupladık, balı olan ve olmayanı ayırma şansımız yoktu sıradan tüm kolonileri şurupladık.

Şurup işi bitince ormandaki mahsur kovanları elimizin altına taşıdık. İlhami abim maşallah hızır gibi ne zaman işimiz düşse koşar gelir. Aç aç çalıştı garibim saat 16:00  işe yetişmesi gerekiyordu yolda helva ekmekle doyurduk kendimizi. Günün özeti böyleydi.

Yapmış olduğumuz şuruplama işi bu mevsimde tartışılabilir, hatta haberi yaparken serdar Özhan ne yapıyorsun diye sordu, şurup habri yapıyorum dedim, abi tutmaz kek haberi yap bak reytinge diye espiriyi patlattı::))

Aç arılara yarım kilo kek verip 10-15 gün yaracagınıza, invert şurup verip bir kaç saat arıyı ugraştırın olsun bitsin. Biz öyle yapıyoruz, sizi bilemem::))

 

Kış günü şurup olurmu derseniz bana göre olur. Benim bu sene kovanlarım aç diyebilirim. Hiç bir şey vermeden ormandaki arıları bu zamana kadar getirdik ve şansımı fazla zorladıgımı düşünmeye başladım. Soğuk havalarda yandan şurupluk kayık gibi olan tehlikeli olur. Arı salkımda sıcak, şurupluga gider üşür geri gelemez. Üst yemlikler soguk havalarda çok işe yarar. Yada poşetle şurup verilebilir.

Hava biz iyidi desekte 9-10 derece filandı:))

Başıma gelecekleri bildigim için bu gibi durumlarda yapılacak en iyi iş arıya şurup püskürtmektir.

Kovanı açıyorsunuz az duman verin, arı genede size saldırmaya kalkacak bu sefer şurup püskürtüp onları bogaz derdine düşürüyoruz, o esnada şurubu doldur ve kapat.

Kolonilerde arı yavru yok ise ve arı salkımdaysa 5 çıtalık bir koloni aylık 600 gr bal tüketir. Açlık sınırında bulunan bir koloniye 500-600 gr şurup verdiğinizde en az  15-20 gün sönmez. Hele şurup invert ise işçi arılar yorulmadan bunu tüketebilir.

Hep görüyoruz, şuruplama yapıldıgında arıların nosema oldugunu. Nosemanın diğer anlamı bana göre arının mide bozuklugudur. Sizinde mideniz bozuldugunda ya kusacaksınız yada isal olacaksınız, bu işte durup dururken olmaz, Muhteşem abi benim alanıma girdin diyebilir ama mide bozulmaları bozuk yiyeceklerden kaynaklı.

Ben invert şurupla 3 yıl deneme amaçlı kütük, karakovan ve damacana kovan besledim.

Hiç birisinin midesi bozulmadı, arılar kış günü petek ördüler, bunları bir kaç gün arayla paylaştım. Bu konularla alakalı bir sürü paylaşım vardır.

http://arivedoga.blogspot.com/2009/12/karakovan-bulteni-acayip-zehirlendiler.html

İnvert şurubun faydaları, uzun üre bozulmadan saklanabilir, bu size lazım oldugu anda kullanma imkanı sunar. Bal gibi içinde polen olmadıgı için arıların midesinde kalıntı yapmaz dolayısı ile kışın arının dışkılama ihtiyacı olamayacak ve kovanı terk etmeyecektir. Bir başka özelliği ise invert edildiği için arı ayrıca bu şurubu inverte etmek için uğraşıp yorulmayacak. Bunların hepside çok önemli şeyler. Bir başka konu ise bundan daha ucuza arı yiyecegi veya yemi temin etme şansıznız yoktur.

Ben bu gün bir şey fark ettim, buda kimyasal temizleyicilerin en kadar temizlenemez olduğunu.

Arılara şurup verecegiz yolda sprey alırız dedim dediğimiz yerdede bulamayınca yurdum insanı hemen çözüm üretir. Dedikki cam sil alalım ucuz 1 liraya, bize şişesi lazım.

Cam sili arabanın cam suyuna doldurup, şişeyi yıkadım. Bir sefer iki sefer üç sefer….

Hala su koyup sallıyorum köpürüyor. İlhami abi dediki toprak koy, ben kum doldurup suyla çalkaladım gene köpürdü, en son toprak doldurdum gene köpürdü, böyle bir şey olamaz. Belki 20 sefer çalkalamama rağmen genede su köpürüyordu, mecburen şurubu doldurup arılara azar azar püskürtmem gerekiyordu. Şişe %100 temizlenemedi ve beni sinir etti.

 

İnvert şurup yapımı aratıldığında bir çok kişi ağagıdaki linki buluyor. Blok istatisklerine baktıgımda, bu link genelde her gün ziyaret ediliyor.

http://bengittim.blogspot.com/2009/02/invert-surup-yapimi.html

İnvert şurupları iki akşamda hazırladım. Bir akşam 2 tur yaptım 40 litre, ertesi akşam bir tur yaptım 20 litre.

İnvert şurubun arıcıya maliyeti, ülkemizde her ne kadar eflansyon yok densede olmayan şey her sene yükselir.

1 Çuval şeker şu an 117 liraya. 117/50= 2.37 kurş.

Benim 15 kilo ile 10 litre sudan yaptığım 20 lite 35.55 tutuyor. Yani litresi 1.77 lira tutuyor.

Üst resimde 20 dakika kaynayıp invert olmuş şurubun resmi var.

 

Buda invert şurubun sogumuş servise hazır hali.

Şurup verildikten sonra arılar uçmaya başladılar. Yanıma makinamı almamıştım, şuruplu ellerle ayfonla resim bu kadar oluyor bunada şükür. Dayanın kızlar 1 ay sonrası bahar, benim gibi sahibiniz olduğu için yatın kalkın, Rabbinize dua edin. Bu kış günü sizleri unutmayıp, hemde invert şurup ikramında bulundu….

Bu arada acayip rahatladım, durumlar çok şükür iyi.

 



Buda en son yapmış olduğum invert şurup videosu.


Etiketler: , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi, Arıcılıkta bahar bakımı | Yorum Yok »

ANA ARI SERTİFİKA TÖRENİ VE BEYKOZ AKBABA KÖYÜ BAL FESTİVALİ

Ekleyen, Ali Türk on 26 Aralık 2011 – 10:46 -

 

3.Geleneksel Beykoz Akbaba Köyü Kestane Balı Arıcılık Konferansı ve ana arı kursu sertifika dağıtım töreni Akbaba Köyü’nde yapıldı.

Konferansın açılış ve misafirlere hoş geldiniz konuşmalarını Beykoz İlçe Taraım Müdürümüz, Sayın İbrahim Özdemir ile İstanbul arıcılar birlik başkanı Sayın Onur Çilenk yaptılar.

Ali Kandemir hocamızda bazı konulara değindi.

Bizi kırmayarak Ordudan kalkıp gelen, Ordu arıcılık enstitüsü Müdürü Feyzullah Konak sunumda bulundu. Konuşmasının ana başlıkları ise dünyada arıcılıkta gelinen son noktalar, damızlık ve suni tohumlama konusu ağırlıktaydı.

Seminerde konuşmacı olarak Ana Arı Yetiştiriciliği Eğitimini tarafımıza veren  Ordu Arıcılık Enstitüsü Müdürü Sayın Feyzullah Konak katıldı.

Feyzullah Konak hocamız, yurt dışından yeni getişrtilmiş yeni bir alet oldugunu bunu İstanbul’a getirip görmemizi istiyordu. Fiyatlar felaket uçuk. Feyzullah hocamızın Masada kurmaya çalıştıgı alet 5 bin avroya gelmiş. Bu alette bazı işler mıknatıs yardımıyla tutturulmuş, aslındas mıknatıs bu işe girince benimde aklıma acayip şeyler geldi. Mıknatısları kafanıza göre ayarladığınızda millerin gidip geleceği kanallara bile bana göre gerek yok. Bu masadakilerin acayip kopya yetenekleri var::))

Her şeye bir alternatif anında bulabiliyorlar. Sunitohumlama aletinin temelinin atılmasında Zafer anlayışlı abimizin emeklerinide unutmamak gerekiyor, arkadaşı Nazmi abiye beni o götürmüştü. Bir iş başladımı biter diyorlardı gerçekten öyle oldu.

Suni tohumlama aletlerimiz, eskiden numunelik bir tane göremiyorduk, şimdi sürüyle, bir kaç modeli var.

Feyzullah bey aleti kurup incelememiz için masada bıraktı. Sırf bunun için yanında bu kadar malzemeyi getirmiş, birde geri götürdü, kendisine ayrıca teşekür ediyoruz.

Peşinden Sadri abi yapılan işleri Feyzullah hocamıza sırasıyla tanıttı. En önemli parça ise dijital mikroskoptu. Bu mikroskop suni tohumlamada kullanılmasa bile, bu işin egitiminde oradaki minicik görüntüyü dev ekranlara veya bilgisayar, leptoplara aktarabiliyor.

Anında bir adet mikroskop Sadri Demircioğlu abimiz tarafından Feyzullah hocamıza hediye edildi.

Dijital mikroskoptan leptopa aktarılmış bir görüntüyü fotoladım. Bu mikroskopla çalışma imkanımız olmadı ama bana göre daha rahatlanacak, Muhgteşem abi ise taktı, hala bu üç boyut göstermiyor diyor. Yaz bir gelsin kaç boyut gösteriyor bakacağız::))

 

Feyzullah hocamız aletlerin ne zaman biteceği konusunda Sadri abiden bilgi aldı, aletleri bir çok kişi bekliyormuş.

Hocamızı hava limanına ben bıraktım, ayrılırken son sözleri, suni tohumlama ve yapılan işler için çok büyük iş başardınız oldu.

Zafer abi prosüdürleri yerine getirmeye çalışıyor, arıcı olacakmış::))

Üye olabilmek için bir dosya almış eksik varmı? Onur başkan tarafından bakılıyor.

Törenimize bende hala oğlumu davet etmiştim. Kendisi Beykoz Belediyesinde Veteriner Hekim, Nuh Baştürk.

Konferans sırasında yemek arası verildi. Bir ara baktım masamıza birisi geldi, sizi takip ediyorum filan dedi. Sonrasında bizim kalfayla kaynatıyorlardı. Resimdekiler Zaim Asat Gebze Hakimi, Nuh Baştürk Beykoz Belediyesi veterineri, ben Gebze belediyesi çalışanı, Dr.Muhteşem Turunç emekli arıcı,  Mustafa Kemal Alkoç Beykozlu arıcı imiş, Sadri Demircioğlu Kablocu, Saim Ahmet Gürel ise pazarlamacı, memleketler ve meslekler ne kadar farklı ve aynı karedeyiz.

Konferansta verilen araların birisinde az arazi olduk. Zaim abinin Akbaba köyüne 1 km uzaklıkta bir akrabası varmış. Bizi yolda karşıladı, hala dayı çocuklarıymış, o kadar ilginçlikler olduki, ziyarete Muhteşem abide geldi, Saim adres göstermek için geldi. Dereseki köyü’nden Hidayet abiyle Sayın Zaim Asat kardeş çocuklarıymış. Buraya kadar sorun yok, hidayet abiyle Muhteşem abi mesayi arkadaşı çıktılar. Birisi itfayiyeci, birisi hızır acil servisci ve aynı binada altlı üstlü bulunmuşlar. Bazı şeyleri kafam almıyor, benim burada ne işim var gibi?

Hidayet abi dayıma hurma yollamak istiyorum, Zaim abide babam buna çok sevinecek dedi. Bizde kendisini kırmadık, çıkıp hurmaları toplamakta bana düştü. Tabi bu olay bazı basın organlarınca çarpıtılıp başka yerlere çekilmiş, efendin birileri bahçeyi talan etti filan gibi. Bu adamı bahçenize niye sokuyorsunuz gibi söylemlerde kulagıma gelmiyor degil.

Malın sahibi orada, kardeş çocukları orada başkalarına ne oluyor anlamıyorum, insan üzülüyor hani::((

Neyse ziyaretin kısası makbül, bahçede başka meyve sebze olmayınca geri dönmek zorunda kaldık.

Akbaba köyünden Afrikalı Cemal abimiz beni doktorumla bir çekiver dedi.

Seminer ve tören bitti, karşılıklı elimizdeki dökümanları hocamızla paylaştık. Bu konuda flaş dişkler harika iş görüyor.

Bu işlerde Bahri Işık kardeşimin çok büyük emekleri oldu, şimdi yeni bir şeylere imza atıyor, Uluslar arası bir etkinlik için çalışmalar yaptığını öğrendim. Bu tür kişilere tabiri caizmi bilemiyorum hastayım. Nasıl hizmet verebilirim diye kıvranan kaç memur vardır hiç düşündünüzmü. Keşke tüm memurlarımız Bahri Işık gibi gayretli olabilseler. Allah kendilerinden razı olsun. İlçe tarım Müdürümüz bile konuşması arasına Bahri beyin emekleri bu işte benden kat kat fazladır diye kendisine menmunuyetini belirtti.

Bizim eksikliklerimiz projeler için bir sürü fonlar var,  bu fonları ülke olarak kullanamıyoruz, bu gibi fonlardan yararlanmak için projeler hazırlamak için Bahrı Işık’lara çok ihtiyacımız var.

Konferans bitti, hocamızın ağzını bir aradık aç filanmısın gibilerden, yok tokum açıkmadım desede biz yemedik. Sen aç degilsen benim suçum ne be adam::))

Hep birlikte Beykoz sosyal tesislerine gidildi, deniz manzaralı güzel bir yer ama soguk oldugu için manzaradan mahrum içeride yemek yedik.

Bu esnada olayın bir başka gizli kahramanı ise Beykoz Akbaba köyü Muhtarımızdı. Konferansın yapılacağı salonu ayarlamış, yiyecek içecek temini yapılmış, bu işler zor işlerdir kendilerine ayrıca teşekür ediyoruz.

Bir dahaki etkinliğe yeni bir sponsorda bulundu, onu başka bir yerde paylaşalım.

Zaim abi bir ara bana dediki buraya gelirken böyle dememiştin, abi ben nerden bileyim arıcıların böyle muhabbet edecegini, gidip törene katılıp belgemizi alıp ayrılacaktık, akşam oldu hala yapışık ikizler gibi ayrılamıyoz. Genede Zaim abim benim bu ortamdan sıkılmam gerekiyordu neden sıkılmadım hala anlayamamış.

Bu esnada arada kaynadı, ana arı üretimi için eğitim almıştık, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca bizlere sertifika verildi.

Allah hakkımızda hayırlı etsin, tüm emeği geçenlere teşekür ediyorum.


Etiketler: , , , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi, Arıcılık Eğitimi | Yorum Yok »
Forum