ARICI VECDİ KÜÇÜKYILMAZ ABİMİ ZİYARET ETTİM
Ekleyen, Ali Türk on 20 Ocak 2012 – 22:35 -Erzincan’lı arıcı Vecdi abim, çoktan beri çıkın gelin diye davet edip duruyordu. Ben çıktım, bizim taş fırınlar, iç işlerini geçemediler::))
Yıllık izindeyim, 2 şubatta iş başı var.
Ne yapayım bende yanlız gittim.
Hava alanında beni Vecdi abim karşıladı. Hala etrafa bakınıyor başka gelen varmı diye, birbirimize çok şaka yaptığımız için olsa gerek.
Biraz Erzincan’da dolaşıp yemek yiyelim diye bol lokantalı bir yere gittik.
Kuzu büryanı, her ne kadarda ekipsiz bogazımızdan geçmesede, yanlız yemek zorunda kaldım.
Üzüldüğümüde belirteyim hani::(((
Kemah’a varmak için yola çıktık. Tek tük yağmur atmaya başladı. Erzincan Kemah arası 50 km civarında.
Etrafa ve bitki örtüsüne bakıyorum, ayni bizim Niğde.
Burasının avantajı ise fırat nehrinin kolları her tarafı kaplamış. Her dagın dibinden ırmak geçiyor.
Bazı yerler ürpertici, sanki dağı birileri yarmış gibi. Kim bilir kaç yılda bu doğal oluşum oldu. Bazı yerler sanki elle kesilip açılmış gibi. Kemah girişide aynı burası gibiydi.
Akşam üzeri Kemah’tayız.
Vecdi abinin küçük oğlu, acayip yaramaz ve yerinde duramıyor acayipte gaz yemekte. Kol pazularını kontrol edip, sen biraz az bal yemişin, pazular tam şişmemiş demiştim, hemen bala yumuldu. Birazda boks çalıştırdım, artık o bir şampiyon::))
Şampiyon dediğimde öyle hoşuna gidiyordu ki anlatamam.
Tabi ikide bir vecdi abiye girişiyordu, Allah sonlarını hayır eylesin, Vecdi abi birde şampiyon çıktı başımıza diye söylenip duruyordu::)))
Yemek üstüne eko tip meyveler yedik::))
Ertesi gün bir kalktık ki her taraf bembeyaz.
Vecdi abi gidecek yer yok, arılığı bir gezelim mi dedi. Ne yapalım ava gidecektim ama hava yağarken nasıl ava gidilirki, hadi o zaman arılığı bir görelim.
Arılıkta Muhteşem abiyi aradık. Güya avdayız, ayılar için alınan torpil patlatıyoruz.
Kalfada acayip yemiş, fişegi bol buldu, atsın bakalım diyor. O esnada formalite icabı bir keklik vurduk, bir torpil daha patlatıyorum, Vecdi abi yav vurulmuş kekliğe niye sıkıyorsun diye bizi fırlaçılıyor, ama fazla dayanamadı ve abi seni işlettik diye hemen itirafı bastı. Bu vecdi abi bir acayip kimseyi şaka bile olsa, kandırmak istemez. Saf tipik Anadolu insanımız işte.
Vecdi abinin arılık.
Bu sene çok yerde bal olmadı, Kemah’ta bile bal alamayan bir sürü arıcı var.
Vecdi abim maşallah çok güzel bal hasadı yaptı.
Bu arıya çamur atanlar gibi, burada da çok bilen çokmuş.
Ruşet arıcıları vardı bir ara, birden kaybolup gittiler. Daha sonraları ana arı kutusu nasıl kışlatılır haberleri yapıyorlardı. Bu arı, sanal arıcıların köküne kibrit suyu döktü. Bir aralar bir söz vardı, ne görüntü ne ses var diye. Nedense havlamaları hiç kesilmedi ama görüntüleri hiç yok.
Yıllardır arıcılık yapan Vecdi abi, bu konuda çok büyük tecrübeye sahip.
her çeşit arı ırkıyla çalışmış biri.
Bir kaç kovan açtık, hepside harika görünüyor.
Arılar salkımda, bir kaç arı rahatsız edilince dışarıya fırladı.
Bir başka kovan daha açıyoruz.
Bu esnada inceden kar yağıyor.
Bir başka konu ise kolonilerde rutubet.
Kovanın çatısı iyi izole edilmemiş ise mutlaka kolonide nem ve rutubet olur.
Vecdi abide aynen Mehmet Yüksel’in tavsiye ettiği gibi naylon örtünün üsne gelecek şekilde kapak altında strafor ayarlamış kapak altına.
Mehmet Yüksel de aynısını uyğuluyor.
Kovana naylonu kapatıp, üzerine 2.5 cm strafor koyup kapağı kapatır ve ne rutubet, nede nem olmakta.
Kovan örtüsü zayıf olduğunda mutlaka nem olur.
Nerden biliyorsun diyen olacak olursa, ben kovanlarımı fazla sarmam, iki kat çuval örterim, üzerinede kapak, mutlaka rutubet oluyor. Benim bölgemdeki rutubetin arıya zarar verdiğini düşünmüyorum. İçanadolu ve doğu gibi aylarca sürecek bir salkım yok, bizde arı en fazla 1 hafta dışarı çıkamasa ertesi hafta mutlaka uçar, uçan arıda içerideki rutubeti devirdaim ederek yok ediyor.
Soğuk iklimde rutubet olur ise arıları mafeder.
Rutubetle ilgili daha fazla bilgi edinmek isteyen aşagıdaki linki tıklayıp okuyabilir.
http://www.aribakani.com/forum/index.php?topic=524.msg3301#msg3301
Bir başka kovan daha. Vecdi abi naylon örtüler uçmasın diyede kovanlara lastik takmış, buda ayrı bir yöntem, tek başınıza rüzgarda bu kovanı açarsanız kapatamazsınız.
Bir kaç kovanda ben açtım, kolonilerin hepside harikaydı. Bu arılık F1- F2 arılardan oluşuyor.
Bizimde en iyi hocamız, arılığınızda elin piçi olacagına sizin piçiniz olsun der sohbetlerinde.
Hala piç arı peşindeyiz yıllardır.
İmam böyle olursa, cemaatı varın siz düşünün.
Biz arılıktayken kar hızlanmaya başladı.
Ben açtıgım kovanların bazısını kapatamadım. Vecdi abi kapattı.
Salkımdaki koloniler.
Kemah’a dönüyoruz.
Kemah’ın Erzincan girişi. Sanki birileri yıllar öncesi bu geçiti yararak açmış. Yakından pek grmeyenler anlayamaz bir alt resim bu geçidin biraz daha uzağından çekilmişi. Kemah’ın kuzeyinden geçip giden karasu. Kemahta yönleri karıştırdım, gelene kadarda yönleri tam kafamda oturtamadım. Kıbleye bakıyorum, soruyorum, pusulaya bakıyorum ama kafa bir türlü resetlenemedi::))
Bahsettiğim geçit veya bizim yöremizin deyişiyle gedik.
Bu geçitte hem karayolu, hemde ray var, kardan görünmüyor.
Burası İliç yolu, tabi resmin sağ yanı.
Karşımızda ise Melik gazı türbesi ve tarihi mezarlık var, daha yukarısı ise Kemahın merazlığı.
Vecdi abimin oğlu, Ziya nerden cimbomu tutuyor anlamak imkansız::))
Alıntı;
1071-1228’de yöreye egemen olan Mengücük Beyliği dönemine aittir.Kemah’ın kuzey batısındaki ,kayalık platform üzerinde yapılmıştır.Burası daha evvel Kemah’ın kenar mahallelerinden biri iken, şimdi terkedilmiştir. Halk arasında Sultan Melek olarak adlandırılan türbede,Mengücek beyliği döneminde yaşayan Sultan Melik’in mumyası ve 5 mezar bulunmaktadır. Türbe sekizgen bir plan üzerinde altlı üstlü inşa edilmiş olup,üst kesimin iç kısmında köşeler belirsizleşerek yuvarlak halde horasan sıvayla kaplanmış ve bir kubbe tarzını almıştır.
Yazının devamı bu linkte.
http://www.kemahlilar.com/sayfala.asp?nereye=oku&id=191
Tarihi mezarlardan bir kaç tanesinde gül resimleri vardı, bu taşlar burada yatanın bayan birisi olduğunu ifade edermiş. Mezarda bile kadınlar için işleme yapılmış….
Yukardaki sanduka bu yapı içerisinde.
Türbenin oldugu yerin girişinde ziyaretçilerin çay içtikleri bir yer var. Bizde girip çay içtik. Eskiden bizim köyde böyleydi, sedir ve duvar diplerine halı yastıklar olurdu, çek yatlar çıktı, bu kültürüde yok etti.
Beni yıllar öncesine götüren görüntüler.
Karda kayan minikler, tabi bu yukardan aşagıya kayarken kızağın arkasında oturan biri vardı, babası::))
Dedim ne yapıyorsun, çocuğu kaydırıyormuş, yani sen kaymıyorsun::))
Kemah kalesine çıkıyoruz.
Aşağıdaki küçük kulube geçmişteki buharlı trenlere su veren pompaymış.
Bu güne kadar İstanbul kalesi hariç, gördüğün en büyük alanlı kale burasıydı.
Karda fazla gezilmiyor ama restore çalışmaları başlamış, tarihi alan üzerindeyiz şu an.
Yer gök kar.
Kalede gezerken bir magaraya girdim. İçeride iki koridora ayrıldı, fenerde yoktu yanımızda foto makinasının ışıgı ile sonuna kadar gittim.
Bir tarafta küçük bir çıkış vardı, belkide zaman içinde kapanmıştır.
Arkamız Kemah.
Daha geride munzur dağı ama tam gözükmüyor. Öbür taraf ise Tunceli imiş.
Vecdi abi kale kenarına gelemedi, ben yüksekten korkarım diyor, banada orada durma buraya gel rahatsız oluyorum diye kıvranıyordu.
Yemlik ve suluk::))
Geçmişte buna bizim oralarda haftan denirdi.
Tahtalardan yapılırdı. Koyunların yemlendiği veya sulanmasında kullanılırdı.
Bir diğer adı ise havuz, tahta ve betondan yapılırdı, şimdi bunlarda saçtan yapılmaya başlamış.
Eskiye oranla koyun ve keçi çok azalmış. Vecdi abi kuzu kesiminin yasaklanması lazım diyor.
Bir başka bilgi ise ben tv seyretmem, geçenlerde Tarım bakanımız bir konuşma yapıyordu.
Konu ülkemiz et ihtiyacı idi.
Kendisi çok önemli bilgiler verdi, bizim ülkemiz küçük baş hayvancılığa elverişli, fakat hayvancılığı bırakan, büyük kentlere göç etti ve üretim azaldı dedi.
Bir başka konu ise biz et hayvanı beslemiyoruz dedi.
1930 Yılında ilk mandafon inekleri ital edilmiş ve bu hayvanlar süt hayvanı, et degil diyordu. Sözünün sonunda ise bizim insanımız süt hayvanından et üretti, nasılmı?
Süt hayvanlarının erkeklerini ete kesti ama ete beslenen hayvanlar kadar olmasada et ihtiyacını onunla karşılamaya çalışıyoruz diyordu.
Arıcı Vecdi abimizin demirci ustası.
Bize hediye yolladıgı, el demirlerini, bu ustamız yapıyormuş.
İkinci günümüzde kar yağışı altında gezilerler bitti, ertesi gün İstanbula dönüyorum.
Sabah Kemah’tan saat 10 otobüsüyle Erzincan’a hareket ettik. Vecdi abi arabasını kar ve buzlanma nedeniyle kullanamadı.
Saat 11 gibi Erzincan’dayız.
Gelişte kuzu büryan yemiştik.
Uğurlarkende illa yemek yememiz lazım. Zaten bu gezide tek yaptıgım şey yemekti. Sabah kalkıyoruz, kavaltı, biraz dolaşıyoruz ee geliyoruz, öğlen yemegi, çarşıya gelip eve dönüyoruz, akşam yemegi, ye babam yeeee.
Veda yemegimizi güveç istedim, gidip bakmadıkta, kesinlikle her porsiyondan iki kişi doyardı, zor bitirdim.
Her şey için Vecdi abime teşekür ediyorum. Güzel iki gün birlikte olduk, seneye bazı planlarımız var, orası bize kalsın::))
Saat 13:10 da uçağın kalkışı vardı.
Yemekten sonra Vecdi abimizin bir arkadaşı, beni hava limanına bıraktı, vedalaşıp ayrıldık.
Uçak kaltıgında erzincanı resimledim ama kardan ancak bu kadar görünüyordu.
Elimde bazı video ve resimlerin bazısını bir başka paylaşıma bırakıyorum.
Saat 15:00 da İstanbul Sabiha Gökçen hava alanına indim.
Hava sıcaklığı 3 dereceydi, ne biçim sıcak bilemezsiniz, hele -17 dereceden gelince::))
Etiketler: arıcılık, fırat nehrinin kolu, karasu, kemah kalesi, kovanlardaki nem, melik gazi türbesi, salkımdaki koloniler, yer gök kar
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »
SABİHA GÖKÇEN HAVA ALANINDAN HER YERE OTOBÜS
Ekleyen, Ali Türk on 20 Ocak 2012 – 20:07 -Günümüzde her geçen gün daha bir yaygınlaşan hava yolu yolculuğunun en sıkıntılı bölümü, evinizden hava alanına gitmek yâda hava alanından evinize nasıl geleceğinizdir.
Ben Erzincan’a giderken kayınço hava limanına bırakmıştı, dönüşümde sıkıntı yaşadım herkesin işi olabiliyor ve gün ortasındasınız.
Bir yerden taksiler kaç paraya Gebze’ye gidiyor sorayım?
Bir yerden belediye otobüsleriyle kendimi minibüs hattına nasıl atarım diye düşünüp etrafı da kolaçan ediyordum.
Bir baktım Gebze ye otobüs kalkıyor.
Hemen arkasında başka yerlere hareket etmek üzere bekleyen gene otobüsler vardı.
Hemen gidip Gebze mi diye sorudum, evet karşı yazıhaneden bilet alıp gel dedi kaptanımız.
Yolda sordum, her saat başı, Sakarya, Bursa, Kocaeli ve Gebze’ye servis yapılıyormuş, acayip hoşuma gitti ve rahatladım.
Böyle bir sorgulama yapıldığında karşınıza bir kısa haber çıkıp işinizi halledersiniz diye bu haberi geçiyorum. Seferler yeni başlamış, hayırlı olsun.
444 16 09 Nolu telefondan otobüs hareket ve geçeceği güzergahı konularında bilgi alabilirsiniz.
Etiketler: sabiha gökçenden otobüs varmı?
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »
ARICIYA SANKİ HOROZ YOK::))
Ekleyen, Ali Türk on 16 Ocak 2012 – 18:21 -Kalfam Muhteşem beyin yüzünden,kendimi birden Erzincan’da buldum. Bir horozu var kıymete bindi. Sanki biz naçar kalmıştık, elimizi sallasak ellisi misali. Bakın horoz resimde dünden razı, tavuklarda bizi bu horozdan kurtar diye yalvarırcasına bakıyor.
Vecdi abim çoktan beri ne zaman geleceksin diye o kadar ısrar edince, kar kış demeyip atlayıp uçağa Erzincan’a gittim. Daha önceden yukarıdaki horozun sesi telefonda hep gelirdi, birazda bu işe horoz sebep oldu desem yalan olmaz. Beni biliyorsunuz yeme içmeyle aram yoktur. Sadece ikramları geri çeviremiyorum, bu gidişle obez olmaktan kokuyorum. Gene bir ikramla karşı karşıyayız, gel de yeme.
Erzincan kuzu büryan kebabı, tavsiye ediyorum birisi ikram ederse kesinlikle geri çevirmeyin ve hemen benim gibi yiyin.
Arıcılık Bilgi Merkezi, Magazin | Yorum Yok »
İNVERT ŞURUP VE 2012 ARICILIK SEZONU AÇTIK
Ekleyen, Ali Türk on 14 Ocak 2012 – 02:02 -
Bu gün 13 ocak 2012.
Hava bozacak haberlerini endişeyle takip ediyordum. Ormanda ulaşım sorunu olan bir kısım arıları almam gerekiyordu.
Zaten bir gün sonrası tatil ve benim işime yaramıyor çünkü kar ve soguk yolda.
Müdürüme çıktım benim işim var diye, bana ne dedi:))
Müdrüm yarına bu havayı bulamam ve acil işler var deyince tamam gidebilirsin.
İlhami abimde durumlarımı biliyor, ne zaman konuşsak yapılacak iş varmı der, gene böyle bir gaflette bulundu::))
Abi arıların yiyecek durumları iyi degil, Muhteşem abi taşırken ne kadar dil çıkarsada yav bunlarda bal varmı diye sormuştu, bu sene kolonilerim çok az balla kışa girdiler. Ormandakilerin açlık sorunu vardı, sıradan üst şurupları takılı olan arılara inver şurup vereceğiz dedim. İlk iş kovanları şurupladık, balı olan ve olmayanı ayırma şansımız yoktu sıradan tüm kolonileri şurupladık.
Şurup işi bitince ormandaki mahsur kovanları elimizin altına taşıdık. İlhami abim maşallah hızır gibi ne zaman işimiz düşse koşar gelir. Aç aç çalıştı garibim saat 16:00 işe yetişmesi gerekiyordu yolda helva ekmekle doyurduk kendimizi. Günün özeti böyleydi.
Yapmış olduğumuz şuruplama işi bu mevsimde tartışılabilir, hatta haberi yaparken serdar Özhan ne yapıyorsun diye sordu, şurup habri yapıyorum dedim, abi tutmaz kek haberi yap bak reytinge diye espiriyi patlattı::))
Aç arılara yarım kilo kek verip 10-15 gün yaracagınıza, invert şurup verip bir kaç saat arıyı ugraştırın olsun bitsin. Biz öyle yapıyoruz, sizi bilemem::))
Kış günü şurup olurmu derseniz bana göre olur. Benim bu sene kovanlarım aç diyebilirim. Hiç bir şey vermeden ormandaki arıları bu zamana kadar getirdik ve şansımı fazla zorladıgımı düşünmeye başladım. Soğuk havalarda yandan şurupluk kayık gibi olan tehlikeli olur. Arı salkımda sıcak, şurupluga gider üşür geri gelemez. Üst yemlikler soguk havalarda çok işe yarar. Yada poşetle şurup verilebilir.
Hava biz iyidi desekte 9-10 derece filandı:))
Başıma gelecekleri bildigim için bu gibi durumlarda yapılacak en iyi iş arıya şurup püskürtmektir.
Kovanı açıyorsunuz az duman verin, arı genede size saldırmaya kalkacak bu sefer şurup püskürtüp onları bogaz derdine düşürüyoruz, o esnada şurubu doldur ve kapat.
Kolonilerde arı yavru yok ise ve arı salkımdaysa 5 çıtalık bir koloni aylık 600 gr bal tüketir. Açlık sınırında bulunan bir koloniye 500-600 gr şurup verdiğinizde en az 15-20 gün sönmez. Hele şurup invert ise işçi arılar yorulmadan bunu tüketebilir.
Hep görüyoruz, şuruplama yapıldıgında arıların nosema oldugunu. Nosemanın diğer anlamı bana göre arının mide bozuklugudur. Sizinde mideniz bozuldugunda ya kusacaksınız yada isal olacaksınız, bu işte durup dururken olmaz, Muhteşem abi benim alanıma girdin diyebilir ama mide bozulmaları bozuk yiyeceklerden kaynaklı.
Ben invert şurupla 3 yıl deneme amaçlı kütük, karakovan ve damacana kovan besledim.
Hiç birisinin midesi bozulmadı, arılar kış günü petek ördüler, bunları bir kaç gün arayla paylaştım. Bu konularla alakalı bir sürü paylaşım vardır.
http://arivedoga.blogspot.com/2009/12/karakovan-bulteni-acayip-zehirlendiler.html
İnvert şurubun faydaları, uzun üre bozulmadan saklanabilir, bu size lazım oldugu anda kullanma imkanı sunar. Bal gibi içinde polen olmadıgı için arıların midesinde kalıntı yapmaz dolayısı ile kışın arının dışkılama ihtiyacı olamayacak ve kovanı terk etmeyecektir. Bir başka özelliği ise invert edildiği için arı ayrıca bu şurubu inverte etmek için uğraşıp yorulmayacak. Bunların hepside çok önemli şeyler. Bir başka konu ise bundan daha ucuza arı yiyecegi veya yemi temin etme şansıznız yoktur.
Ben bu gün bir şey fark ettim, buda kimyasal temizleyicilerin en kadar temizlenemez olduğunu.
Arılara şurup verecegiz yolda sprey alırız dedim dediğimiz yerdede bulamayınca yurdum insanı hemen çözüm üretir. Dedikki cam sil alalım ucuz 1 liraya, bize şişesi lazım.
Cam sili arabanın cam suyuna doldurup, şişeyi yıkadım. Bir sefer iki sefer üç sefer….
Hala su koyup sallıyorum köpürüyor. İlhami abi dediki toprak koy, ben kum doldurup suyla çalkaladım gene köpürdü, en son toprak doldurdum gene köpürdü, böyle bir şey olamaz. Belki 20 sefer çalkalamama rağmen genede su köpürüyordu, mecburen şurubu doldurup arılara azar azar püskürtmem gerekiyordu. Şişe %100 temizlenemedi ve beni sinir etti.
İnvert şurup yapımı aratıldığında bir çok kişi ağagıdaki linki buluyor. Blok istatisklerine baktıgımda, bu link genelde her gün ziyaret ediliyor.
http://bengittim.blogspot.com/2009/02/invert-surup-yapimi.html
İnvert şurupları iki akşamda hazırladım. Bir akşam 2 tur yaptım 40 litre, ertesi akşam bir tur yaptım 20 litre.
İnvert şurubun arıcıya maliyeti, ülkemizde her ne kadar eflansyon yok densede olmayan şey her sene yükselir.
1 Çuval şeker şu an 117 liraya. 117/50= 2.37 kurş.
Benim 15 kilo ile 10 litre sudan yaptığım 20 lite 35.55 tutuyor. Yani litresi 1.77 lira tutuyor.
Üst resimde 20 dakika kaynayıp invert olmuş şurubun resmi var.
Buda invert şurubun sogumuş servise hazır hali.
Şurup verildikten sonra arılar uçmaya başladılar. Yanıma makinamı almamıştım, şuruplu ellerle ayfonla resim bu kadar oluyor bunada şükür. Dayanın kızlar 1 ay sonrası bahar, benim gibi sahibiniz olduğu için yatın kalkın, Rabbinize dua edin. Bu kış günü sizleri unutmayıp, hemde invert şurup ikramında bulundu….
Bu arada acayip rahatladım, durumlar çok şükür iyi.
Buda en son yapmış olduğum invert şurup videosu.
Etiketler: arıcılık, invert şurup, invert şurup kullanımı, invert şurup yapımı
Arıcılık Bilgi Merkezi, Arıcılıkta bahar bakımı | Yorum Yok »
















































