BEYKOZ AKBABA KÖYÜ, KESTANE BALI FESTİVALİ 2012

Ekleyen, Ali Türk on 07 Ekim 2012 – 09:25 -

Beykoz Akbaba köyü, 4. kestane balı festivaline büyük emekler veren.

Beykoz İlçe Tarım Müdürümüz Sayın İbrahim Özdemir. Yüksek Ziraat Mühendisi Dr.Bahri Işık ve tüm Beykoz ilçe tarım personeline, ayrıca,Beykoz Akbaba Köyü Muhtarımız Sayın Yüksel Kılıç, bu organizasyonu tüm olumsuzluklara rağmen büyük özveriyle devam ettirdikleri için şetekür ediyorum.

Festival günü arkadaşlarımızla buluşmak için Gebze’den çıktık. Akbaba köyüne vardık, bizimkiler Saim Gürel’in bahçeye postu atmışlar. Bu gün tamamen magazin takılacağım::))

Hemen gidip sponsorun yanına oturdum, ileride para lazım olursa, böyle sponsoru aramaya gerek yok nasılsa yanımızda. Sanki millete öğretmişiz gibi  çift telefonlar susmuyor::))

Bizim Zaim abi hastası olduğu için son anda festivale gelmekten vaç geçti. Yakın arkadaşını hastaneye kaldırdılar, Allah acil şifalar versin. Zaim abilerin villa yöneticisi Raşit bey, hemen üç beşleri bulmuş, kan çekiyor demek ki::))

12 Numaralı saf arımız gelin gitti, kime niyet kime kısmet derler ya aynısını yaşadım, bu aldığımız son foto, akvaryum kovanda yumurta atarken yakaladık. Bununla ilgili başka bir paylaşım yapılacak.

Festival başlıyor, bendeki alet ülkemizdeki ilk yapılan alet, nereden nereye gelinmiş bir göstereceğiz.

Çantamızdan çıkartıyoruz, meraklı gözler üzerimizde::)

Bu Trakyalılara laf anlatmak lazlara laf anlatmaktanda zor, laza bir şey tarif et, mutlaka bir şey anlar, yanlış olsa bile::))

Şenol diyor ki göremiyorum, nasıl anlatayım ben sana şimdi mikroskoptan görmeyi, bak işte::))

Ali Şekerli abim, bu aletin 3 yıl önce alt tablası ve direklerini görmüştü o zamandan beri bir araya gelemedik. Bu Trakyalı uyanık, bakışıyla neler anladığını tahmin edebiliyorum. Ben aleti hazırladım, şırıngayı takmamıştım, hepsini görmek istedi, bende şu an şırıngayı hazırlıyorum, iyikide takmışız , kürsüye gideceğimiz hiç hesapta yoktu.

Sadri abi son gelinen noktayı gösterecek, meraklılarına. Yan yana iki dölleme aleti, benim aletim başka aletleri döver onu baştan söyleyeyim, maç sayısıda fazla::))

Sadri abinin çıkardığı alet daha acemi::))

Geliştirdiği cımbız ise dünyada yok.

Saim Gürel ve eşi stantlarında.

Suni tohumlama konusunda elimizde hiç bir şey yokken başladığımız yer ve gelinen nokta.

Arka planda bir sürü saf anaçlar.

Festivale ilgi ve katılım büyük.

Ali Şekerli abim hala incelemeleri bitiremedi. Sorular sorular, yapma beya git biraz dolay, sanki imtihana tabi tutuyor::))

Şekerli abimizden kurtulduk gibi,sıra Zafer abimde,aman Zafer abi sen bu işlere bulaşma diyorum içimden. Zafer abim bu aletin temellerini atanlardan, onada ne kadar teşekür etsem azdır, tornacı Nazmi abimizide unutmuyoruz, Zafer abi Nazmi abiye beni götürüp bu işlere girişmemizi sağladı. Bir ata sözü vardır, başlanılan iş bitmiştir, bunu bu alet konusunda yaşadım, sonuçta Nazmi abi başladı, Sadri abi bitirdi, başlanılmayan işler hala başlanılacak::))

Zafer abi bizim ekibin en meşhuru, meraklılık zor, denemeler ve uygulamalardaki aksaklıklara biliyorsunuz sakarlık deniliyor. Bir şeyi denemeden uygulamazsanız zaten sakarlıkta olmaz. Bizim ekibin huyu bir sakarlık yapmış ise aman ben bunu yaptım böyle olumsuzluk yaşadım aman siz bu çukura düşmeyin der::))

Zafer abi şu an tehlikesiz bir şekilde izliyor, sıkıntı yok, rahat olun::))

Yav kalkın beya, şimdide pinti hoca geldi, durumu iyi gözükmüyor, paraları sponsorluğa yatırdı.

Bu arada basın mensubu arkadaşlarımızı unutuyordum, hepsine sonsuz teşekürler. Akvaryum kovanda suni tohumlanmış ana aryı çekiyorlar. Bu akvaryum kovan iki saatimi aldı, karar verdim, doğru Cemil ustanın atölyeye, nasılsa malzemem var, 2 saatte hazır edildi. Güzelde olmuş, birçok kişi ilgilendiğine göre::))

Aletlerin çekimi yapılıyor.

Festivaldeki sunumların başlamasını bekliyoruz, bu esnada arıcılık forumunun yeni üyelerinden, Engin Altın yanımıza gelip ben yeni üyenizim dedi.

Uzun süre sohbet ettik, sanal alemde çok yayın var, fakat yaptıklarını paylaşan yok, bu seni öne çıkarıyor dedi. Kendisi kuyumculuk yapıyor. Hobi arıcı olmasına rağmen arıcılara bir kaç soru soruyormuş, arın ne ırk ve F kaç. Bu sorulara şu ana kadar tanıdığım hiç bir arıcı cevap veremedi, bu çok önemli bir sorun, kendisi aynı zamanda avcı ve av köpekleri damızlık ve soy işlerini çok iyi biliyor, hiç ben doğal erik yiyeceğim diye dağdan erik getirip bahçesine eken gördünüz mü, bu damızlık böyle bir şey, her geçen gün önemi anlaşılmaya başlanılıyor.

Arkadaşlarımızla gurup fotosu çekilnelim dediler, hadi buyurun.

Olmadı bidaha, bidaha::))

Havada şansımıza süperdi, herkesin mutlu olduğunu görüyoruz. Bizim ekip en arkada kaynatmaya devam ediyor.

Hediye dağıtımı var.

İbrahim bey ve Bahri bey bu etkinlikte çok faaller, köy muhtarıyla kafa kafaya verip ortaya güzel şeyler koyabiliyorlar. Beykoz ilçe tarımın sadece buradakilere değil, bir çok arıcıya yardımları olmuştur, ana arı kursu düzenlendiğinde, kursa birçok vilayetten katılım oldu.

Köyün Muhtarı, Yüksel Kılınç ise acayip faal birisi, müthiş bir ev sahipliği sergiliyor, 3-4 yıldır görüyoruz.

Hiç hesapta yokken apar topar sunuma çıktık, bereket iyi sıyırmışız, kalfam ise süperdi.

Aslında bunlar iki ayrı foto, ama sunum sonrası öyle kasılmışızki,10 foto alınsa aynı poz gibi dururuz::))

Bahri kardeşimiz acayip çalışkan ve asıl mesleği sığır hayvan damızlığı, olmasına rağmen damızlık konusu ve önemini bilen birisi ve bizi bunun için acayip seviyor veya tutuyor, bu ülkeye bir şeyler verin veya versinler kim olursa olsun der hep.

Allah kendilerinden razı olsun, başarılarının devamını bekliyorum.

Arıcı muhabbetleri bitermi bitmez, gene gün bitiyor, biz konuşmaya doyamıyoruz, sevdiğimiz abilerimiz ve kardeşlerimizle.

Bazen unutuyoruz, resim lazım oluyor yok, Saim kardeşimin standını resimliyoruz.

Biz sunumdan gelirken arkadaşlarımızın bakışı ve süperdiniz diye bizi tebrik edişi, yüzlere bakın.

Yemek faslı başladı, öndeki Nedim arkadaki ise Trakyalı Şenol::))

Nedimi bir kaç kez forumdan silmişim, üye olacaklar, bizim forumda isimleriyle üye olmalı, geçmişte nikle üye olanlar oldu ama bunu istemiyorum. Arıcı niye kimliğini gizlesin ki.

En sonunda gitti bir yerde götürmeye başladı, bu seferde gidip Enes Emin e yakalandı::))

Sponsorun halini yayının sonunda göreceksiniz,şimdi güler gibi duruyor ama…

Akvaryum kovanla ilgilenen meraklılar, çocuklarına arıları anlatan bir anne.

Eski sıgara içtiğim günler getiren bir kare, sıgarayı tellemiş, birde video çekiyor::))

En sağdaki Enver Sarıoğlu Muhteşem abiyle derinlere dalmışlar gibi.

Arılar le poz veren bir meraklı, babası resim alıyor, bu bile ileride anı olacaktır, bakarsınız karşımıza arıcı olarak çıkar.

Abi kardeş arıları izliyorlar.

Arıyı bir daha nerede göreceksin:))

Bir sürü konu ve özel sohbetler oldu.

Bazen ikili görüşmeler yapıldı. Arıcılıkla ilgili bu alanda çok şey vardı, en önemlisi arıcı varsa gerisi kolay::))

Arka tarafta Muhteşem abiyle Aliosman abim bir şeyler konuşuyor, ön planda biz başka şeyler konuşuyoruz.

Arı evi, sahibi Ercan beyde  birçok konuda görüş bildirdi.

Saim Gürel bizi standında fotoya davet etti. Akvaryum kovan görüntüyü bozuyordu::))

Aliosman abi ver tutayım dedi, verdim, sağolasın ben aldığımı geri veremem dedi, bizde hayırlı olsun dedik, detayla bu konuda ayriyeten gelecek.

Güzel bir etkinliğin sonuna doğru ilerliyoruz.

Arıcıların yüzünden mutluluk akıyor::))

Festival bitti,alandan ayrılıp çay kahve içelim aç varsa yemek söyleyelim diyordu köyün muhtarı Yüksel bey.

Çay içmeye başladık, bir iki derken, Bahri bey geldi, sizinle görüşmek isteyen bakanlık görevlisi var dedi ve bizi davet ettiler. Masalarına gittik, bizim hakkımızda bilgi verilmiş kendilerine. Festivalin bitimine yetişebilmişler.

Gıda Tarım  ve Hayvancılık Bakanlığı Baş müfettişlerinden, Sayın Rafettin Yılmaz. Bize çalışmalarımız hakkında sorular sordu. Anlatmaya başladık, anlattıklarımız ilgisini çekti, aleti görebilirmiyiz dedi, hemen aletin ilki olanı getirdik.

Aletin ne sıkıntılarla bu günlere kadar geçirdigi evreler ve çalışmalarımızı zevkle dinledi. Mavili olan kişi ise İstanbul İl tarım müdürümüz. Soru üzerine sorular, süre kısa herkes birşeyler öğrenmek istiyor, biz sorunlarımızı sıralıyoruz.

Bu ilk alet, son halini ise  Sadri abim getirdi.

Kısaca aletin nasıl çalıştığını izah etmeye çalışıyorum, Rafettin bey dikkatle izliyor ve söyledikleri şuydu,bir şeyi okumakla uygulamak arasında çok fark vardır, siz bunu uyguladınız, başarınız nedir diye sordu, soruya ise Muhteşem abim yapılan uygulamalarda artık %100 başarı sağladık cevabına gene yetkililer çok sevindi. Ayrıca hayret etmekten de geri kalmadılar, çünkü bu işte ülkemizde çok geri kalındığını ve başka ülkelerdeki durumları da kendilerine  aktardım.

Karşılıklı bilgi alışverişi çok iyi oldu.

Sadri abi aletin geldiğin son aşamayı gösteriyor.

 

Rafettin bey ve il tarım müdürümüz daha sonra Akbaba köyünden ayrıldılar.

Tekrar biz arkadaşlarımızın yanına döndük, sohbet iyi güzelde gün bitti be::)

Zafer abi ile Enes Emin iyi sardılar.

Neler konuşuluyor merak ediyorsunuz……

Balcı Yusuf iş başında, depoyu bulduk beya::))

Hediye ballar dağıtılıyor.

Yeni bir uygulama, balcı bal kavanozunda üreticinin resmi var::))

Köy muhtarı Yüksel beyde hediye ballardan nasiplendi.

Baktım kalfa oralarda gel bari birazda sen nasiplen, bir daha sponsor olup, böyle ortalarda beş parasız gezmezsin dedim::))

Kısmete bakın nerelerden, nerelere…………

Bu üçbeşler doyumsuz beya, kurutacaklar arabayı çekilin dedim,tipe bakın::))

Toplu bir resim daha::))

Başımız belada gözüküyor, bu resim hayra alamet değil::))

Allah her şeyin hayırlısını versin…

Dağılıyoruz, herkes evine…..

Bana gelen hediyeler vardı, onları mutfağa çıkarttık.

Bazıları biraz kalfada emanet kalmıştı, bazı eksiklikler var, paketlerde pastırma sucuk kokusu var, görüntüye bunlar yansımıyor, anlayacağınız kurda kuzu teslim edilmez…….

Tüm dostlarıma sağ olun teşekür ediyorum diyorum, ülkemizin ayrı köşelerinden ayrı ayrı hediyeler…………

Mutfaktaki ilk işim, ekmeği kesip, tere yağını sürmüşüm, petek balı doldurmuşum, gerisini ne siz sorun nede ben söyleyeyim……….

Bu resimde dünya aleme ibret olsun diye yayınlıyorum, arka planda İlhami abiyle Cemil usta gülüyor.

Tüm parasını sponsorluğa yatıran adamın hali, yemek kuyruğuna girmiş, görüntü süper yaaaa…

Sponsorun hali…………


Etiketler: , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »

BAL FESTİVALİNE DAVET

Ekleyen, Ali Türk on 02 Ekim 2012 – 20:43 -

Beykoz Akbaba köyü, geleneksel kestane balı festivali, 8 Ekim 2012 Cumartesi günü düzenlenen organizasyonla tekrar edecektir.
Festivale tüm arıcılar davetlidir. Tabi sadece arıcılar değil bal sevenleri de bekliyoruz.
İnşallah bizde o gün, Beykoz Akbaba köyü bal festivaline  arkadaşlarımızla katılacağız.
Beykoz Kestane balı festivali, Akbaba köyünde yapılacak, festivalin başlama saati 13:00.
Ayrıntılar gelecek.

 



Etiketler:
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »

ARICILIK, EKİM AYINA GİRİLDİ

Ekleyen, Ali Türk on 02 Ekim 2012 – 14:02 -


Mevsim gelip geçti, ekim ayına girdik. Eylül ayından çekilmiş resimlerle ekim ayının ilk paylaşımını yapayım dedim.

Bu yıl geçen seneye oranla hem kurak, hemde sıcak geçiyor, sıcak olmadımı bal olmuyor, bunu bu yıl yaşadık.

 

Bu hafta sonu bala çalışan arıları dışarıdan kontrol ettik, arılar rahatlamış acayip bir çalışma vardı, demekki durumlar iyi.

 

Bu yıl kuraklıktan dolayı pürenler çok geç açtı, son yağmur olmasaydı pürenler açmadan kavrulup gidecekti. Bir çok püren geçmeye başladı, bunada şükür ya yağmur hiç olmasaydı.

Bu resimler ana arı üretiminde kullanılan ruşetlere ait. Bir iki çıtalık arılar polen ve bal çekiyor, bakalım akım ne kadar sürecek.

Püren nektarının rengi yeşil, arkadaki ışık tam rengi görmemize engel oluyor ama yeşil renk fark ediliyor.

Enes Emin ruşetlerini kışa hazırlıyor. Anasız bir çok ruşet var, çiftleşmeye giden ana arılar kuşlara yem oluyor. Arılıkta erkek atan 3 ana arı bu hafta sonu imha edildi, bu saaten sonra atılan erkek yumurtası en erken 40 gün sonrası ne iş yapacak. Elimizde açık kapalı doğmuş erkeler mevcuttu eylülün sonuna kadar olan süreçte.

Yeni doğmuş bir ana arı, saf adaylarından şu an bakir. Sezon başı uygulamalarımız başladığından beri her ay uygulama yapıldı. Sonuçta sperm kesesini doldurduktan sonra tohumlamada kalite sorunu olmaz. Saf erkelerin olgunlaşmasına göre kendimizi ayarlıyoruz, sadece hazır sperm nasıl saklanır onu aşamadım, birde onu geçersen kışın bile ana arı üretirim::))

Ekip sezon başında toplandığında iş dagılımında bulunuldu, ya erkekleri yada anaları üretin demiştim, ekip cin gibi bütün işleri bana yıkmayı başardılar.

Bunca işin arasında sistem tıkır tıkır işledi.

Yeni doğmuş ana arı kafeslendi, kafesinde olgunaşmayı bekliyor, tohumlanıp yumurtaya başlarsa saf ana arılardan birisi olacak.

Yıllar sonrası o kadar rahat kışa giriyorumki anlatamam, bol saf anaçlarla acayip bi kolleksiyon, tüm hatların çaprazları alınmış, değmeyin keyfime, millet f1 bulamazken saf sürüm var……

Memlekettede acayip işler var, piç arılara deger biçemeyen enayiler bol. İsim koyanmı ararsın, bilim ve bilimsizlikten ne kadar uzak işler varsa mevcut.

Arıcılıkta F kavramını anlayamayan ülkeler arıcılıkta geri kalırlar.

Arım yerli diyenler, arım ekotip diyenler, yalan söylüyor, ülkemiz bir kazan olmuş kaynıyor, kepçeyi sokup çıkartan, tabaga koydugu çorbaya isim koyuyor, birisi ezo gelin diyor, kimisi mercimek, kimiside bu domates , aslında çorba  aynı kazandan. Bunu ıspatı çok basit, benim arım yerli veya ekotip diyenler. Makalaere bakın, ekotip veya yerli denilen en az 20 bin koloni davranışı aynı olmalı, bizim arıcıların 10 kovanı olsun, onununda huyu farklı bu nasıl iş::))

Böyle yerli ekotip olurmu? tabiki olmaz onlar kendilerini ve milleti kadırmaya devam etsinler.

Bir şeyleri söylerken anlamınıda bileceksin, yoksa çagın dışında kalırsın. Biz yemiyoruz, yiyenler buyursun……..

Hafta içi köylerde tespitler vardı, Şükrü bey yazlık yapmış tepiti yapılıp sisteme işlendi, evin saksıları çamaşır makinası davlumbazı, oğlu bir tamir servisinde çalışınca krom davlumbazlar saksı olmuş.

Şükrü amcanın arılarıda var. Bir sürü de boş kovan, arıcılıkta ne yaptıgını bilmeyen bir yapıya sahibiz, kovan çok olsun bal önemli degil.

Eylül ayının son günü eşek arılarıyla mücadele ettik. Eşek arıları bal arılarına çok zarar veriyor. Eşek arıları çok ilginç böceklerdir, bunu şunun için söylüyorum, yiğidi öldür, hakını ver derler ya. Gerçekten baharda 1 (eşek arı kraliçesi) kraliçe ana arı işe başlıyor, yuvayı kuruyor,yavrulamaya başlıyor, yavrulara ilk etapta avlanıp yiyecek getiriyor, her geçen gün nufusları artıyor, son bahar geldiğinde karşınıza dev bir eşek arısı kolonisi çıkıyor. Bu böcekleri taktir etmemek elde degil ama ne yapalım. Bal arılarına felaket zarar veriyorlar, bunlarla mücadele etmedende olmuyor.

Eşek arısı kolonisi. Kolonide bir kaç giriş ve çıkış var ama burası zannedersem nizamiye girişi::))

İmha edilmiş eşek arısı kolonisi. Eşek arılarıyla çok farklı müğcadele çeşitleri var. Egeli arıcılar eskiden dtt diye satılan bir böcek ilacı vardı, kıymayla yoğurup ağaçlara asıyorlarmış, kıymayı eşek arısı hem yiyor,hemde yavrularına taşıyor, dolayısı ile koloniye belki sönmüyordur ama acayip darbe vuruyorsunuz. Şimdilerde o ilaç kansorejen oldugu için yasak, aynı içerikte başka ilaçlar varmış.

Eşek arılarının boyu yaklaşık 4 cm.

Bal arısı bunun yanında sinek kalıyor, bunların çeneleride çok güçlü.

Eşek arısı videosu.

Eşek arılarıyla mücadele ederken maske giyinmeme rağmen elimden sokuldum. Hem sokulduk hemde arı tarafından ısırıldık. Bu arı ısırdıgı yeride kanatabiliyor, çok güçlü bir çne var. Sokulduktan sonra şişmeye başlayan elim, bir gün sonrasına kadar şişti ve dirsegime kadar şişlik devam etti. İlaç kullanmamakta biraz inat ettim. Muhteşem abi bir ilaç al, kaşıntı azalır dedi, felaket kaşıntı yapıyor, 50 tane bal arısı soksa 10 dakika sonrası bende bir şey kalmaz, bu süründürüyoru::))

12 Numaralı saf karniol. Dünyada böyle bir ana arı bulmanız imkansız. Dünyaya kanatsız gelmişti, varroa maduru, böyle bir ana arı ne çiftleşebilir nede yaşama şansı vardı. Biz bunu uygulamaya aldık, birde işi Enes Emin yaptı, iş olacağına varacakya, ana arı yumurtaya başladı yavru kapattı, bir kaç kez degiştirmeye kalktılar izin vermedim, kendi kızları doğmaya başladı çok az başka ırk arı var içeride, 15 güne kadar içeriye tamamen kendi kızları hakim olacaklar. Bir posta yavrusu sokuldü, ikinci posta yolda.

Dualarımda hep derimya, Allah ne virise hayırlısını virsin diye….

Allah işinizi rast getirmeyecek ise, ağustos ayında düğününüze kar yağdırır, yazınızı kışa çevirir.

Gene her şeyin hayırlısı diyoruz…..

İşler hafifledi dolayısı ile magazine zaman her geçen gün artıyor. Raşit bey yazlıkta bir kümes yapmış, görünce kümes böyle olur diyorsunuz.

Sanaldan birisini tanıyorum, bir kümes yapmış, sanki F tipi ceza evi. Bununla kalsa iyi, birde tavuklar yumurta yapıp yavrum diye yumurtaya bakmadan yumurta uçmuş, böyle follukmu olur ya.

Raşit bey geçenlerde soruyor, bildiğin yerde ahlat varmı diye, bende birisini tarif ettim. İyiki herkes uzun boylu yaratılmamış, agacın alt tarafında armut uçmuş::((

Kalanları Enes Eminle topladık, olsun diye beklerken avucumuzu yalayacagız.

Agacın yükseklerinde kalanlarıda biz topladık, evde olsun, dağda olmayacak::))

Ahlat turşusu ise olmadan kurulmalı, ahlat oldumu olmuyor, cümle içinde kelimelerde acayip oturuyor.Oldu kelimesi, bu cümlede olgunlaşma anlamı taşıyor.

Geçenlerde bizim Trakyalı Şenol ile konuşuyoruz, birileri kutular terk etmesin diye bir şey kullanıyor dedi, yok yav ne kullanılıyor dediğimde, çıkışa ana arıçıkamayacak ızgara konuluyormuş. Ben o sistemi taaa 2009 yılında kullanıp paylaştım, ahanda haber ve link::))

http://bengittim.blogspot.com/2009/09/gozlemlere-ogrenmeye-ve-paylasima-devam.html

İnvert şurup. Bu şurup geçmişte meydan muharebeleri yaşadı. İnvert arıya niçin verilir hala kavrayamadık. İnvert şurup kış arılarını yormamak için arıların stoguna sunulan şuruptur. Şu ana kadar en uzun süre tuttuğum invert şurup nihayet kristalize olmaya başladı. Bu şurubu 1. ayda yapıp kavanoza koyup agzını kapadım aradan 10 ay geçti, bozulma ekşime olmadı ama bizim anladığımız şekilde donmaya başladı, donmada tamamen degil, dipten yanlara doğru ortada gene donukluk yok. Bu kadar bekleme yeter hafta sonu bir arıya verecegim.

Ülkemizde kışa girerken arılarına kek verenler var, arı yorulup ömrü bir kısmının bitecek, bizim arılarımız 5 çıta kışa girdimi bahara niye 5 çıta çıkamıyor. Kek artıya yavru yaptırmak için verilir, maksadınız stok yaptırmaksa niyearıyı uğraştırıp duruyorsunuz ki?

Kış arılarını yormayan yabancı ülkeler, 10 çıta arıyla kışa girip 10 çırtayla çıkıyorlar.


Etiketler: , , , , , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »

ARICILIK VE HAYAT

Ekleyen, Ali Türk on 24 Eylül 2012 – 11:28 -


22 Eylül 2012 tarihinde Enes Emin Motorsiklet ehliyet sınavına gitti. Bende önce Ovacık köyündeki Zaim abilerin villaya ugradım, Zaim abi tatilde, Raşit abi Bulgaristana gitmişti, dolu dolu geriye gelmiş.

Raşit bey bir kaç kovanım olsun olsun derdim diyor ve bir kaç kovanı oldu.

Daha sonra tekrar düşünmüş, düşünmek nasılsa beleş, ve kararını degiştirmiş, Raşit beye göre bir hobi arıcı 30 kovan bakmalıymış. İçimden yuh yani dedim, bizim doktorda bir ara bir hobici 100 arıya bakmalı diyordu, 40 tanede kalbini yırtmıştı::(((

Daha sonrasınbı biliyorsunuz, ayağa kalktığında beni çagırıp, bana 10 kovan bırak gerisini götür dediğni daha dün gibi hatırlıyorum.

Raşit beye hayırlı olsu, youlun açık olsun demekten başka elimizden bir şey gelmiyor.

Bulgaristandan bir araba dolusu demonte kovan getirmiş, seneye yavaş yavaş monte edilip arı doldurulacak.

 

Raşit beye verdiğim F1 karniol arı, bu arı felaket çalışıyor, kaç sefer yavrusunu aldım, genede 90 çıtada dedi, kovanı bir açtım arı zoraki çalışıyor, habire aralara boş ham çıta girmiş, dedim aman artık boş girme geceler sogumaya başladı yavrular bir çıkana kadar beklemesini söyledim, havalar her an bozabilir.

Pürenler bu yıl çok geç kaldı, bir çok kişi zamanında açtı desede geçmiş yıllarda çok erkenden bazıları açardı.

Resimde püren poleniyle gelmiş arılar gözüküyor.

Arılar zannedersem nektar bulamıyor hala hırçınlık yapmaktalar.

 

Polenli arı. Püren pembe fakat püren poleni krem rek oluyor.

Raşit beyin yeni yemlikleri, Bulgaristan’dan getirmiş. İşçilik süper.

Kovan düz bile olsa, verdiğiniz şurubun tamamının alınması için yemlik içine eğim düşünülmüş, bizdeki bazı yemliklerde kovan geriye yatık oldugunda geride kalan şurup ekşiyip bozuluyor. Minicik detay, aslında çok önemli.

Bunlarda yerli yemlikler. Raşir Adiloğlu’a başarılar diliyoruz::))

30 Koloni ha::))

Sonra geçiyoruz Zaim abinin bahçeye. Yazın yiyip attığımız kavun çekirdeklerinden biraz ekmiştim, ilk kelegide yemiştim bunlar sonradan yetişenler. Hayret etmemek imkansız, iş olsun diye yapılan işten mahsül çıktı. Seneye 2 dönüm bostan ekiyorum, kavun karpuz domates biber::))

Şunlara bakın, tam turşuluk kelek olmuşlar.

Bir sürü minik kelek var. Seneye Zaim abiden habersiz bu bahçede işlem yapacağız::))

Villaların bekçisi Hüseyin abimiz, oldukça çalışkan. Zaim abinin bahçeyi otlardan temizledi, Zain bey doğal seviyor, orman gibi dursun diyordu, onun haberi yok, bahçe temizlendi, 3 romork ot çıktı.

Hüseyin abi otları yüklerken.

Balk bahçemde yeşil sogan yetiştiriyordum, yeni bulduğumuz bıcılı soğanlarıda gözlemlemek için yan yana diktim. Görüntülerde sizde göreceksiniz acayip fark var. Bir arpacık ekiliyor, yerli soganımız bu.

Soldakide tek arpacık sagdakilerd tek ekildi. Bıcılı soğan yeşermeye başladıgında sanki 4-5-6 arpacıkmış gibi filiz veriyor. Fark acayip belli, birisinde üç yaprak filiz var birisi bir tutam oldu. Sizin tek diye gördüğünüz arpacık içeriden 4-5-6-7-8 tane fakat yeşerdiğinde görünüyor, bu yeşerenler büyüyüp kuruduğunda altta ayrılıp bir sürü arpacık oluyor. Yapraklarını kOparıp salata yapmaya devam edecegiz::))

23 Eylül pazar günü pürenlik alanları bir dolaştım, bir çoguna tekme attım, acayip polen yozu çıkıyor. Eskiler derki pürene tekme vurun toz çıkarsa bal verir, toz çıkıyor ama henüz bal yok. Nerden anlıyoruz, arılar bal bulsa sakinler hala acayip hırçın, kapagı aç fırlıyorlar.

Renk renk pürenler, kendi aralarında renk tonları var.

 

Aynı ocagın bir tarafı açmış, önümüz açık degil. Ocaklar bile birbirine sanki hava yapıyor.

Yeni bir foto makinası aldım hala tam çözemedim, en büyük sorunda videosu movi. Çeviri programlarında 5 dakikalık video yarısı uçurulmuş olarak karşıma çıkıyor.

Normal ayarda çektiğim bir resim, tepe yaklaşık 600 metre filan uzaklıkta, zumladığımda sanki yanına gitmişin gibi yapıyor, alt resimi zumlayarak çektim. Titremeler acayip önemli, makina sabitlenip çekilmesi lazım.

 

Zumlanmış hali, birde makina sabitlense daha iyi resim olacak. Eski makina bayagı bir dağıldı ama hala çalışıyor, Yusuf Şimşak’gın arılıkta videoları eski makinayla çekmiştik. Yeni makinaya alışmam bayagı bir uzun zaman alacak.

İşçi arılar pürende nektar topluyor ama bunlar henüz kovana yansımadı. herhani peteklerde agarma ve püren kokusu oluşmadı.

Yağışlardan sonra gerçi daha 2-3 gün geçti, bundan sonrası güzel olacak inşallah.

Püren polenine bulanmış bir işçi arı. Kış arılarını oluşturacak yeni işçiler doğacak, kışlık ballarını çıkartacaklar. Ruşetlerin büyük bölümünde sorun var, bir çogunun nufusları iyice azalmış onaları dengelemeye başladık, artık arkadaşlarımızda olsa kimseye ana arı vermiyorum, sezon bitti. İnşallah seneye daha iyi bir başlangıç yapmak istiyoruz. Dolayısı ile ruşetlerimin sağlıklı kışa girmesi lazım. Şu an ruşetin ana arısını alırsam bu ruşete ne zaman ana arı kazandırırız bunların hesapları bir türlü tutmuyor, son posta ana arıların bir çogu çiftleşme uçuşundan dönemiyor.

En son bizim engelli saf  ana arıyı bir ziyaret edelim dedik. Vecdi abim demişti, kanatsız anaların kızlarıda kanatsız olur diye. Bunun için diyorlar, anasına bak kızını al diye, ana arının doğuştan kanadının biri yoktu, kızlarının birisi işi abarttı, iki kanat birden yok, varroa mücadelesinde bayagı geç kalınmış, bundan sonra varroa mücadelesine başladık.

Havaların ısıları geceleri biraz düştü, gündüzler 25 derece üstüne çıkıyor, inşallah pürenden bu yıl bir şeyler bekliyorum, bu beklentilerim dolayısı ile bala çalışan arıların mevcutlarına dokunmuyorum, yoksa param parça edecegim, bir sürü zayıf ruşete takviye gerekiyor, son ana kadar sabredecegim.


Etiketler: , , , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »
Forum