ARI VEYA KOLONİ KIŞLATMADA PÜF NOKTALAR
Ekleyen, Ali Türk on 26 Ekim 2012 – 08:52 -
Ülkemizde arıcılık mevsimi hızla sona eriyor. Dolayısı ile koloni kışlatmada karşımıza çıkan sorunlardan biriside, kovana fare girmesi. Resimde kovana girip beslendikten sonra geriye çıkamayan bir fare ölüsü var.
Son zamanlarda polen tuzaklı kovanlar yapılmaya başlandı bazıları fare girmesine çok müsait, yada uygun diyelim.
Bazı arıcılar kovanları rahatlatmak için delikler deler, ben 2007 yılında bu uygulamayı kestane balında Şile Kızılca köyde yapmıştım, bir koloni acayip havalandırma yapıyordu, kata bir tane 10 mm delik açtım havalandırma hareketi birden düşmüştü.
Gene Bulgaristan’daki kovanların katlarında mutlaka delik oluyor, bazen kuluçkalığında musluk harici ikinci delikler açılıyor.
Kovanlarımıza kışın fare girdiğinde bahara kadar içerisini talen ediyor, başta polenli çıtaları yer, ilerleyen zamanda kovanı söndürüyor. Çünkü kış salkımındaki arıları sürekli rahatsız eder, bu salkımın dağılmasına ve düşen her arının soğuktan dolayı salkıma çıkamaması demek, sonuç ise her geçen gün nüfus kaybı yaşanır ve koloni söner.
Bir arıcıda kovanın arkasına arılar rahat etsin diye delik açmış. Buradan içeri giren fare içeride iyice semizleşmiş, çıkış için girdiği yeri seçmiş ama sıkışıp ölmüş.
Arıcılar kışa girmeden kovan girişlerini fare giremeyecek şekilde daraltmalı ve yerden yüksek yerlere almalıdır.
Arı kışlatmayla alakalı konu forumda başka detaylarıyla işlenmeye devam ediliyor, aşağıdaki linkten takip edebilirsiniz.
Etiketler: arı kışlatmak, arıya giren fare., koloni kışlatmak, kovana giren fare
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »
ARICILIK, ARICILIK, ARICILIK DEVAM
Ekleyen, Ali Türk on 21 Ekim 2012 – 10:59 -
Arıcılık ve merak. Mevsim hızla bitiyor, bu yıl böyle gitmeye devam ederse seneye ayvayı yeriz gibime geliyor. Arıcılık adına değil, su ve tarım adına, kışa gireceğiz hala yağmur yok.
Havalar soğumaya nihayet bölgemizde başlıyor. Dün fazla balları olan kovanların ballarını alayım dedim, hava bana göre güzeldi ama arı uçmuyordu sanki.
Ormanda bulunan arılardan önce Zaim abinin balları alıp ruşetle kendisine teslim edeceğim.
Körüğü yaktım, villadaki komşular ormana tur atmaya çıkmışlar, ve dönüşte kraliçe arı görmek istediklerini ilettiler. Bayan arı meraklıları, içlerinden birisi göz doktor abimizin hanımı, zaten sitenin yarısı doktor, bir eczacı, birde prof var, yönetici Raşit beyler ise sanayici.
Kraliçe görmek isteyenler vardı, birden bal konusu açıldı, kaça satıyorsun bal var mı, karakovan ne demek, Allah Allah şimdi nereden nereye gittik.
Dilimizin döndüğü kadar arıcılık hakkında bilgi vermeye çalışıyorum, içlerinden birisi bizi sokmasın filan diyor, bir komşumuz ise bunlar farklı arı sokmaz diye onlara akıl veriyor,içimden de diyorum birini bir arı sokarsa sen bak neler olacak burada::)
Bir başkası ise peteklerdeki boş bir kaç gözü gösterip bunlar olmamış ballar değil mi dedi, al başına iş. Doğal ballarda mutlaka boş gözler olduğunu anlattım, tüm petekler silme kapalı olamaz, olursa arıcının hile yaptığı filan, sohbette bir çay kahve eksikti.
Bir kaç çıta çektim kraliçeyi bulamadım. O esnada arı havalanmaya başladı, Enes Emin hemen körüğü alıp arıyı sakinleştirdi, peşinden bu kovanın en dışında boydan boya dalak, yani kara kovan balı var, nasılsa Zaim abinin, balları, ikramı bol yaptım. Zaim abinin arıcılık ile bir başka önemli ayrıntısı var onu ayrı paylaşacağım.
Arı meraklısı bayanlar taze bal, kovandan yeni çıkmış deyip, kara kovan ballarını yiye, yiye bizden ayrılıp siteye gittiler.
Misafirlerimiz ayrıldı bir başka kovan açtım. Merkezden ilk çektiğim çıtanın ortasında kraliçe geziyordu. Ah be az önce ne kadar kraliçe aramıştık….
Arılar yavruyu kesmiş, hayret edilecek iş bazı kovanlarda yumurta bile göremedim. B u kovanda onlardan birisi, acaba anasız mı diyeceğim ama ana arı bu çıtada.
2010 Yılına ait, karniol f1 ana arı. Bunların benim için yeri daha ayrı, bu arılar 3 yıl öncesinin anaları ve biliyorsunuz, f1 anaların erkekleri saftır, 2013 te bunlar özellikle bu işte kullanılacak.
Dün arıların içinde benim bilmediğim, arıların bir bildiğimi var diye çok düşündüm. Kocayemiş’ler açmış, açık püren var, hava iyi ve arı çalışmıyordu.
Hava gittikçe soğumaya başladı, akşama doğru hissedilir bir soğuk vardı. Demek ki arılar bunun için işe gitmiyormuş. Bir ağacı panorama olarak çektim, tek çekiktiğimde bu görüntü olmuyor.
Koca yemiş çiçeği.
Kuş burnu, artık onlarda kızardı, çalılarda ki yapraklar solmaya başladı. Yakında ulaşabildiklerimizi toplayıp çayını içeriz.
Kocayemiş çiçeklerinde tek tük arı vardı.
Bir arı daha koca yemiş çiçeğinden nektar alıyor.
Salkım salkım çiçekler.
Koca yemiş meyvesi ve çiçeği aynı anda yan yana. Böyle meyvesiyle çiçegi yan yana olan meyve var mı bilmiyorum, limon ve turunçgillerde sanki yediveren cinsinde rastladım gibi.
Meyvesi oldukça tatlı bir yabani meyve. Koca yemiş meyvesi.
Bir sürü güzel koca yemiş çiçeği var, imreniyorsunuz, onun resmini çek bunun resmini çek, yüklerken bir sürü eleme yapıyorsun.
Açamayan ve açarken yanan bir püren kümesi, bunun gibi bu yıl çok püren açamadı.
Yanılmıyorsam yazın hiç yağmur yağmadı,en son yağan yağmur ise ağustosun 10 gibi yağmıştı, ekim bitiyor kuraklık devam ediyor.
Gene açamayan bir püren, açabilmek için kıvranıyor. Ne yazık ki artık yağmur yağsa da havalar soğumaya geçti bile.
21 Ekim sabahı Gebze’de yerler ıslaktı,biraz yağmur yağmış görünüyor.
Bunlarda açıp, geçen pürenler. Püren çiçekleri söndüğünde böyle bir ernk alıyor.
Aslında dün en önemli gündem 7 kişilik ortaklarımızla kurban işini çözmekti. Kurban her geçen yıl bizleri zorlamaya başladı, herhalde modelimiz düşmeye devam ediyor ki, kurban için uzun araştırmalardan sonra bir tesiste kesilip, isterseniz 4 parça, isterseniz biraz daha para vererek küçük parçalara ayrılmış bir şekilde, hissenizi beklerken, yan tarafta ızgara yiyerek bekleyebiliyorsunuz. Bu yıl bizim kurban hissedarları bu seçeneği seçtik. Çocukların ise keyfine diyecek yoktu, en son gidip anlaştığımız mekanda iki tane buzağı vardı. Çocuklarda gidip onlarla uğraşıyordu, bir kaç resimlerini aldım, çocukken biz bu işlerden bıkmıştık ama çocuk olmak ne güzel…….
Kurban işi böyle uzayınca arılara az zaman ayırabildik. Arılara yapılacak dünya iş var, bir ucundan başlayabilseydik.
Sanki son bahar bizimde üzerimize çöktü yav……..
Etiketler: arı meraklısı bayanlar, arıcılık, buzağı, karniol f1, koca yemiş çiçeği, kocayemiş, kraliçe arı, kuşburnu
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »
EKİM AYINDA ARICILIK SON DURUMLAR VE YAPILANLAR
Ekleyen, Ali Türk on 15 Ekim 2012 – 19:37 -
Bu hafta sonu arılıkta bala çalışan kolonilerin kontrol ve düzenlemeleri yapıldı. Kocayemişler de açmaya devam ediyor.
Bu resimleri akşam hava kararırken arabadan inmeden çektim. Çoktan beri böyle tempolu çalışmamıştık, akşam oldu haşat bir vaziyette arılıktan ayrılıyoruz.
Civarda bayağı bir arı var. Kolonileri açtığınızda magazine ve resime bile zaman tanınmıyor, bir video çekmişiz ve akşam arılıktan ayrılmışız.
Arılıkta bala çalışan kovanın durumu, katını aldık bir kaç çıta balıda alınıp yavru ve bal koyacağı en az 3 çıta gireceğim.
http://www.dailymotion.com/video/xub8gd_arycylyk-videosu-13-ekim-2012-koloni-kontrolu_animals
Hakkımızda olumlu olumsuz eleştiriler oluyor, demek ki doğru yoldayız::))
Birde bunu kalfanız yapıyorsa, belli kasıt var, ne yaparsa yapsın ustalık belgesini alamayacak……..
Benim kovanlardan birisine bayagı bir bindirme olmuş, arılığa gittiğimde ilk iş tüm kovanların önünde durup incelerim, tüm arıcılar bunu yapmalı. Bu kovan bir kaç gün öncesi meydan muharebesi yapmış, ve sağlıklı. Son baharda koloni girişleri daraltılmalı. Yağmalama arıcılıkta feci sonla biten bir afettir.
Aynı sırada hafta içi İlhami abinin bir koloniyi göçürmüşler ve zayıf bir koloni değildi. Son kontrolde Muğla’dan gelen gene İlhami abiye ait kovanların birisinde ağ kurdu faaliyeti vardı. Kovan bal dolu nüfus bitmiş ve her taraf ağ kurdu. Koloni arılıktan ağır bakım için Darıcaya kaldırıldı. Bir iki çıtalık bir devşirme yapılıp, kapalı alanda 2-3 gün bekletilip analı koloniyle birleştirilecek.
8 Ekimde bu yıl son uygulamayı yapıp sezonu kapadım, yaklaşık 200 civarında erkek arı vardı, anasız kovan bunu yapmaması lazımdı ama içeride çiftleşmemiş ana arı varken erkeklerin işine son verdi. Yaklaşık 10-15 erkek bırakmışlar, bundan dolayı ekip abilerimi davet etmedim. Bir ana arı için toplan ve dağıl değmezdi o aşamaları çoktan geçtik. Bu yılkı son suni tohumlama.
Bana bu sefer eczacı Necati bey yardımcılık yaptı. Eğitimi nereden aldın, bir sürü soru,eğitim almadım dediğimde ise, o mikroskoba bakmak bile başlı başına bir iştir dedi.::)) Biz her türlü başlı başlıca engelleri aşarız, ne diyeyim. Uygulama aşamasının her bölümünü görmek istedi, aşama aşama bende gösterdim.
Erkek üretiminde kullanılan ruşet iptal edilip normal ruşete arıları aktardım. İçeride çiftleşmeye gidecek ana arı var, bu ruşette bu imkansız. Resmi hava karardığında çektik.
İstediğiniz kovanlarda atılan erkek yumurtaları 40 gün sonrası hazır olacaktır, çıta üzerine yumurtanın atıldığı günü yazıp, anasız kovana alıp beslersiniz. Erkek arılar kendileri bu ruşetten çıkamazlar, siz onları akşam kararmak üzereyken dışarı silkelersiniz oğul gibi havalanırlar ve bu esnada dışkılama işlerini bitiren açık ruşete döner.
Her hangi bir uygulama yoksa ruşetin bu çıkışı açılır ve erkek arılar diğer kovanlara yayılırlar.
Ekim ayında en son uygulamayı yapıp sezonu kapadım. Bu sene bu işte tüm hatalarımızı giderdik ve başarımız %100 çıkardık.
Resimde ise suni tohumlamada kullanılan cam iğneler gözükmekte. Cam iğneleri dezenfekte için söylenenleri ben rafa kaldırdım. Benim iğne dezenfeksiyonum, kullanılmış iğnelere tuz ruhu çekiyorum, ayrıca tuz ruhu çekilmiş iğneleri gene içine tuz ruhu konulmuş cam tüpün içinde bir gün bekletiyorum. Cam iğnelerin içinde ne varsa tuz ruhu eritip yok ediyor, bir kaç kez daha şırıngaya takıp tuz ruhu çekip bırakıyorum, sonrasında saf su ile iyice durulayıp kullanıma hazır şekilde paketinde bekletirim. Bu yöntem hiç bir yerde yok sadece bana ait.
Bunu yapmadan önce uzun süre cama zarar vermeyecek asit veya temizleyici aradım, melasa formik asitte aynı işi yapıyor, oksalik asit zaten temizlik maddelerinde var, onlarda iğne dezenfekte etmekte kullanılabilir.
Tuz ruhu çekilmiş cam iğneler, tuz ruhu konulmuş cam tüpte en az bir iki gün bekler.
Bir yerde orijinal suni tohumlama aleti görmüştüm, çantayı açtık aleti inceledim, sadece bir tanede cam iğnesi vardı, o iğneyle kimse başarılı olmaz, iğnenin içi acayip spermden kurum tutmuştu, alın size tertemiz olması için bir formül.
Cam iğne bu işte çok önemli, ana arıya giren bölüm sağlam olduğu müddetçe, kırılsa bile bu hortumla başka sıradan kılcal cam tüplere eklenebilir. Şimdiye kadar bana lazım olmadı, elinde kısıtlı imkanlar olanlara bu bilgi gerekli.
Şırıngamızı da saf suyla yıkayıp gelecek seneye kadar dinlendirmeye aldık.
Balkonda yetiştirdiğim domatesler hala yeni ürünler vermeye devam ediyor, yalnız tarladaki gibi iri olmuyorlar. Bazı kişilerde soruyor balkonunuz herhalde çok büyük, 1×2 balkona 16 su damacanası dizdim, bazılarını balkonun duvarına aldım. Balkonda, başta domates, salatalık, biber, acı tombul biber, maydanoz, yeşil soğan, marul ve turp yaprağı yetiştiriyorum. Tereyi çok severim bir türlü olmadı. Öğlen eve yemeğe gittiğinizde balkona çıkıp, birkaç domates salatalık ve biber kopartıp masaya getirip götürmenin keyfine diyecek bulamıyorum.
Öğlen yemekte garnitür olacaklar.
Bıcılı soğan, bir tane ekiyorsunuz, 4-5 filiz veriyor, filizleri ince, salatada kıyıldığında fark bile edemiyorsunuz. Her öğlen elimde 10 litre su balkonda saksıların sulanması rutin işlerimden.
Hafta sonu İlhami abi Şileye ziyarete gidelim hem gezeriz hemde kestane toplarız dedi. Aslında ne çekiyorsam şu laytlardan çekmekteyim::))
Zaim abi bende geleceğim demişti, son dakikada gol yedik, dedi ki hanımlar gelmeyecek mi yok abi erkek erkeğe gidiyoz deyince, ben o zaman gelemeyeceğim::((
Allah ne virise hayırlısını virsin ne diyem.
Geçtiğimiz sene ailecek gitmiştik İmrendere’li Ahmet amcaya.
Ahmet amca arıcı, marangoz ve balıkçılık yapan birisiymiş geçmişte. Şimdi ikide bir yumruğunu masaya vuruyor, bir şeylere özlem duyduğu ve kahrettiği belli. Sizde onu dinleyip seyrederken üzülüyorsunuz.
Kestane bal sezonunda İlhami abiyle uzun uzun görüşürler. Ahmet abinin gözünün birisi mikrop kapmış, daha sonra öteki göze geçiyor, ve ameliyat oluyor, gözün birisi tamamen kaybedilmiş, birisinde biraz umut var. Defalarca ameliyat ve tedavi olmuş, biraz görmeye başlamış, yoldaki çukurları bile görmeye başlamıştım diyor, 15 gün öncesi bir grip geçirmiş, şimdi gene göremez olmuş, sadece ışık olduğunu fark ediyorum, başka bir şey göremiyorum demekte. İnsan sağlıklıyken genelde hiç bir şeyin kıymetini bilemiyor. Sağlık gittiğinde bir daha geri gelmez ise alışmak çok zor oluyor.
“Allah herkese her şeyin hayırlısını versin, dert verip derman aratmasın”, bu Anadolu da bir söylemdir, ama altında büyük bir dua yatmakta.
Ahmet abi bizi gittiğimizde kapıda karşıladı, zaten defalarca yolda aradı neredesiniz diye, ona göre ayar yapıp kahvaltıyı hazırlamakmış maksadı. Hemen kahvaltı masasına geçiyoruz, yeni fırından çıkmış çörek ve poğaçalar, bir sürü çeşit yiyecekler, karşınızda görmeyen birisi, ister istemez iştahınız kaçıyor, Ahmet abi ise hanımına masada eksik var mı? diye soruyor, Allahım yarabbim……..
Bahçede mayıstan beri meyve eksilmedi dedi, bir armut çeşidi var, bu mevsimde olmaya başlamış, boyu ise yumurtadan biraz ufak, genelde bu tip armut baharda ilk olanlardır. Golden elmalar, dalları kırmış. Bahçenin bir bölümü tavuklara ayrılmış bu tarafa geçemiyorlar.
Trabzon hurmaları olmaya başlamış, hatta birisi olgunlaşıp yarılmış, dört dilim yapıp tadına baktım.
Bahçede açık güller. Resim alıyorum, sanki bizim kalfaya öğretmişim gibi oda gül resmi çekmiş ve benden önce yayınlamış. Dr.Muhteşem abimle defalarca bir çok konuda aynı anda düşünürüz, msn sohbetinde bu çok olur yazıları yazarız, butona basıp gitti mi derken bir bakıyorsun bir konu hakkında aynı görüş yazılmış. Bir çok huyumuz aynısı, hani derler ya yıldızımız barışmıyor diye, insanlar genelde kendi karakterlerine uygun kişilerle arkadaş ve dost olurlar, bunu defalarca test ettim, zoraki arkadaşlık ve çıkar için dostluklar mutlaka kopuyor.
Benim gül resmim kalfanın gülünü döver.
Kahvaltı bitti, biz kendimizi ormana attık. Geçen sene İlhami abiyle gene aynı ormanda 2 kilo kestane toplayamamıştık. Bu yıl rekolte iyi::))
Acayip zor işlerden birisi kestane toplamak. Furkan Emrede bana eşlik ediyor. Habire sorular soruyor, kaç kilo oldu, kilosu kaç para, bende diyorum hani para istiyorsun ya::))
Bak bir kilo kestane nasıl toplanıyor gör, pazardaki çuval çuval kestaneler böyle birikiyor. Güzel bir hayat dersi yaşadı, bir ara iyice kayış attı susadım artık gidemiyorum::))
Bir ağacın altını dolanıp ötekine geçiyorsun, kafan dönüyor, ormanda yönünüzü kaybediyorsunuz. Sonunda hem bir şeyler atıştırıp hemde su içmek için arabaya döndük.
- Furkan Emre Türk
Suyunu içen Furkan Emre mutlu bir şekilde topladığı kestaneler başında poz veriyor. Yemekten sonra bir tur daha ormana çıkıldı.
Bu sefer poz sırası İlhami abide. İlhami abi güvenlik abidesi gibidir. Araba kullanırken işaret 20 km hız diyorsa, 25 le kesinlikle gitmez. Her işte güvenlik önlemlerine acayip uyar, araba kullanırken bana bir şey demiyor ama rahatsız olduğu belli, bende emniyet kemerimi taktım::))
Ormana girmeden üzerini değiştirdi, tulumunu giyindi, botlarını giyinip bizim eldivenleri verdi ve ormana daldık. Ben bir sefer düşmüştüm, gelip dizlerimi kontrol etti ve bir şey yok, devam dedim, ama acayip yorulmuşum demeyeceğim haşat olmuşuz. Bir ara telefon çaldı hanım telefone niye bakmıyorsun dedi bir baktım benim telefon yok, üzerinde çift hat vardı, dedim düştüğüm yerdedir oraya baktık telefonu bulamadık, zaten genelde sessizde olur ve sürekli konuştuğum telefondu, liste gümledi ona üzülüyorum.
Bu gün komşu telefoncuya gittim bana telefon özellikleri sayıyor, dedim özellik istemiyorum, konuşacağım bir telefon ver, birde şarj iyi olsun, bir telefon alıp gidip sim kartları çıkartım, demek ki güvenlik önlemleri şart::))
Sim kart iptal edilirken yeniden test edildi, hala muhtemelen ormanda titremeye devam ediyordu benim mazide kalan telefon, kızcağız çalıyor cevap veren yok dedi::))
Bazı arkadaşlar Ayfon’umu diye soruyor, Ayfon şimdilik duruyor.
Yol üzerinde bir arılık vardı, dönüşte resimleriz dedik, dönüşte de arabadan inmeye derman kalmamıştı. Arabadan bir kaç resim aldık. Her kovana bir varil kesilip şapka yapmış, yurdumuz insanı her şeye her türlü çözüm buluyor.
Tek sorun, kışın yağış fazla olur ve varil davul vazifesi yapar mı? diye düşünmeden edemedim, çünkü variller kovana temas ediyor.
Bu resmi koyup koymamakta bayağı bir tereddüt ettim::))
Sabah Ahmet amcanın evinde yediğimiz incir ve Patlıcan reçeli::))
Bakalım daha ne reçeller göreceğiz.
Birde bu resmi koyup koymamakta tereddüt ettim di::))
Palamut balığı.
Kimseye iyilik yaramıyor, geçen aldığım balıkları kavanoza dolduruken yardım eden hatun, diyordu ki, kışın ne yemek yapsam diye düşünüp duruyoruz.
Şimdi ise öğlen yemeğe eve gelmişim, kulakların çınladı dimi diye soruyor.
Hazır Şile’ye kadar gitmişiz, iki kasa balık aldım, daha önce aldığım 5 balık için neler demiştiler neler……….
Etiketler: ana arı dölleme iğnesi, ana arı suni tohumlama şırıngası, bıcılı soğan, erkek arı yetiştirme ruşeti, kestane toplamak, kırmızı gül, kocayemiş çiçekleri, palamut balığı, patlıcan reçeli, suni tohumlama, toplanmış kestane
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »
TON BALIĞI, EV YAPIMI BALIK KONSERVESİ
Ekleyen, Ali Türk on 11 Ekim 2012 – 22:00 -
Evde balık konservesi nasıl yapılır.
Ton balığı nasıl yaparım?
Evde ton balığı yapmak.
Palmut balığı ton balığı, olurmu?
Palamut balığı konservesi.
Palamut balığını nasıl saklarım.
Balık konservesi nasıl yaparım?
Tüm bunların cevabını buldum, burada::))
Malzemeler, palamut balığı, çiçekyağı, defne yaprağı, çekilmemiş karabiber ve kavanoz.
Taze palamut balığını alıyorsunuz, 2-3 parmaklık dilimler bu iş için ideal, dilimler büyüdükçe hem pişirme uzuyor, hemde kavanoza dizmek zorlaşıyor.
Palamut balıklarımız dilimlendi, yıkandı ve pişirilmek için tencereye dizildi. Pişirme başlamadan gerekli tuzu suya atıyoruz, birazda sirke kattıktan sonra ocağı yakıp, pişirme işine geçiliyor.
Yaklaşık yarım saat balıkları kısık ateşte kaynattık, dilimlerden birisini tencereden çıkartıp bakıyoruz, pişmişmi? Bir parça kopartıp tadınada bakabilirsiniz, tadı nefti, tuzu az ise bu aşamada tuz ilave edilebilir. Pişrilme bittiğinde, balıkları süzgeç veya kevgire alıp hem suyunun süzülmesini hemde soğumuasını bekliyoruz.
Pişen balıkların soğuması ve suyunun süzülme aşaması.
Palamut balığının zaten fazla kılçığı yok. Kavanozlara koymadan kılçıklarıda alabilirsiniz, demişlerdi bende öyle yaptım. Löp et, aç götür.
Soğuyup suyu süzülen balıklar kavanoza, evimde daha önceden toplanmış defne yaprağı vardı, birazda çekilmemiş karabiber aldım.
Kavanoza bir sıra balık, üstüne bir kaç tane karabiber atıyoruz ve bir kaç defne yaprağı, tekrar bir sıra balık, defne yaprağı ve karabiber, kavanoz doldumu ayçiçek yağıyla kavanozu dolduruyoruz.
Bir balık konservesi yapmadığım kalmıştı, bunada şükür. Lezzeti yağsızken bile aynı konservedekiler gibi, demekki hazır konserve balıklarda böyle yapılıyor, zaten konserveyi açıyorsunuz tamamen yağ içinde pişirilmiş balık olduğunu görüyorsunuz.
İlk defa balık konservesi yaptıgımız için ufak tefek aksaklıklar tespit ettim. Balıklar yuvarlak olarak ve daha ince dilimlenir ise daha az sürede pişiliyor. Parçalar büyüdükçe pişirme süresi uzayabilir, balık dilimleri büyük olduğunda kavanoza dizeken zorlanıyorsunuz. Bir daha bu konserveden yaptığımda, daha büyük pet kavanozlara balık konservesi yapmayı düşünüyorum. Hem daha çok balık alır, hemde içine eliniz girer, birde balıkları doldurmdan yağ konulursa kavanozda hava kabarcıkları kalmaz.
Sadri Demircioğlu abimiz tarafından tarif edilen balık konservesi. İlk deneme ve istifleme başladı::))
Bu yıl palamut balığı bol ve stoklamak için güzel bir yöntem, belki birileride bu işlere girişirse aradığı tüm detaylar var. Palamut balıkları bolken gerekli stokları yapayım diyorum, bir dilim balık konservesi dünya para::))
Sadri abimime saygı duyarım ama bizim yaptığımız daha değişik.
önce dilim balıkları yıkayıp kavonza aralarına yapışmaması için yağlı kağıt koy üzerini kapatana kadar su ilave et,üzerine biraz tuz ve limon dilimi koy kapağı sıkıca kapat ve biraz büyük kaba aldığı kadar 5-6 kavanoz koyup suyun içinde benmari usulu 30 dakika kaynat. işlem bittikten sonra bir bezin üzerine kavanozları kapakları üzerine ters çevirip soğumaya bırak sonra istediğin zaman ister soğuk, ister kızartma,istersen buğlama yapmak üzere rafa kaldır.bir kaç sene bozulmadan kalır. Birde böyle dene bakalım hangisi hoşuna gidecek.
AFİYET OLSUN
Etiketler: balık konservesi, evde ton balığı yapmak, palamut balığı konservesi, palamut konservesi, palamut ton balığı, ton balığı yapımı
Arıcılık Bilgi Merkezi, Magazin | Yorum Yok »



































































