ARICILIK VE EYLÜL AYI

Ekleyen, Ali Türk on 06 Eylül 2012 – 13:44 -


Bir arıcılık sezonunun daha sonuna yaklaşıyoruz, bir çok bölgede sezon bitti. Benim bulunduğum bölge Marmara genelde bizde sezonun bitişi yılbaşını bulur, şimdi püren açmaya başladı, peşinden koçayemişler açacak, kocayemişler kar yağdığında bile çiçekli olurlar. Bazı bölgelerimiz varki kış boyu 15 derece altına çok az düşür. Hatay, Adana, Mersin, Antalya, Aydın,Denizli, Muğla, İzmir illerimizin düşük rakımlı yerleri.

Bala çalışan arılarımız pürenlik alana indiler. Sıradan kontrollerini yapıyorum. Bu işlemler yapılırken koloni iç düzeni bozulmadan ayarlar yapılmakta, yavruya yapışık açık renk petekler kuluçkalıklardan alınmalı, yavruyu polen ve bal bloke etmiş ise yavruya bitişik olacak şekilde esmer petekli çıta girilmeli.

Bu işler yapılır iken birde laktik asit uyğulaması yaptım.

Aslında laktik asit ve oksalik asit damlatması ve dumanı yavru varken çok etkili bir varroa mücadele yöntemi degiller. Bu asitler kapalı yavru gözlerinde bulunan varroalara tesir etmemekte. Laktik asit uygulaması çok zahmetli bir iştir, çok seri olmanız gerekiyor, hiç çiçek olmamasına rağmen koloniler birbirlerine sataşmadı.

Laktik asit veya oksalik asit ile kapalı yavru varken yapılşan mücadeleler sadece arı üzerinde bulunan varroaları etkisiz hala getirir.

Varroanın yaşam süreci, larva sürecinde petek gözlerine girip, belli bir yavrulama faaliyeti yaptıktan sonra petek gözünü delip işçi arıların üzerinde 4 gün durup tekrar larva bulunan göze girip yaşamını ve üremesini böyle devam ettiriyor, yani kolonide yavru yok ise varroa üretimide durur.

Koloni düzenlemesi yaparken laktik asit uygulaması yapmak bni fazla ugraştırmadı. Az arısı olanlar üç tur, 4 gün arayla laktik asit uygular ise kolonideki varroa olayını kontrolü altına alır. Organik asitlerin bana göre en zararsızı laktik asittir, açık yavrulara geldiğinde bile larvalara ve arılara zarar vermiyor.

Oksalik asitti bir yere damlatın arı kesinlikle gidip onunla temas etmiyor acayip oksalik asitten tırsıyor.

Eylül ayının ilk cumartesi bu çalışlmalara İlhami abi ve Furkan emre eşlik etti. İşimiz bitti bir kaç kovan yagış olursa su almasın diye altına 5×10 kalas koyacagız, körüğü söndürmüştük, biraz yerde kovanı sürükleyince saldırıya ugradık, İlhami abiye bırak uzaklaşalım dedim o bırakmadı, o bırakmayınca bende bırakamıyorum, bende maske yok olan bana ve Furkan Emreye oldu. Ben 4-5 iğne yedim, Furkan elinden sokuldu, İlhami abi zaten astronot gibi umurunde degil, bir daha bırak dediğimde bırakmaz ise eldemirini kafasına yiyecek…

Pazar günü Raşit beyi ziyaret ediyoruz. Hafta içi beni aramıştı. Telefonda diyorki hiç yapmadığım şeyi yapıyorum, dedim hayırdır birde merak ettim, adamın hiç yapmadığı şey neki? diye::))

Trakya da bir arkadaşı varmış zıraat mühendisi. Mühendis arkadaşına diyorki ben gene arıcılıga başladım. Arkadaşıda işin boyutundan haberi yok, buna 5 tane ana arı kargoluyor.

Raşit beyin hiç yapmadığı şey, son baharda arı bölmekmiş, diyorki son bahar geldi, arıların birleşmesi lazım, ben anaları verebilmek için arıları böldüm.Yav bunda ne var ülkemizin zaten bu gelenegi, sende bizim adetlerimize uymak zorundasın::))

 

Bir koloni katı yada ilavesi, ortadan bölünüp, yanlardan çıkış verilmiş, gerçi katmı ilavemi, kevgirmi belli degil.. Anaların ikisi kabul edilmiş dolaşıyor, iki tanesi hala kafeste, bir tanesinede hala yer bulamamış. İlhami abide bir koloninin anası çiftleşip geldi bir türlü yumurta atmıyor öldüreyimmi demişti bir gün öncesi, bende öldür demiştim.

O esnada telefon geldi bu akşam bana ana arı getirebilirmisin diye, hemen Raşit abi o anayı bana ver dedim. İlhami abiyede dedim sana Avrupalı bir ana arı getiriyorum akşama gel bu anayı kaçırma::))

Akşama oğlu Tezcan gelmiş elinde 50 kaağıt, kıyıp alamadık, Avrupa ana beleşe gitti::(((

Bu arlar bahara çıkarmı diyor, neden çıkmasın, ben sana bir sıkıştırma öğreteyim, bahara degil ertesi senenin bile baharına çıkar, sen kışın bize, bir boza içir hele, bilgi beleş oldumu tatsız tussuz oluyoru…..

Raşit beyin çıtalarının yanakları dikkatimi çekti, bazıları raf pimi çakardı bu sac’tan yanak oluşturmuş.

Hem çıtaya el demirini taktınızmı, çıtanın taşıyıcı bölümü olan eşek elinizde kalmaz::))

Pratik bir el demiri, Raşit beyin kayınpederinden hatıra imiş. Raşit bey babadan dededen degil, kayınpederden arıcı::))

Arıcı el demiri çok pratik, zaten bir çok kişi el demiri yerine büyük tornavida kullanır.

O kadar zaman ve çene çaldıkki anlatamam, bir kahve içmeye gelmiştik…..

Hanımlarda evde konuşuyorlar, ohhh.

Dünya işimiz var bize musade diyoruz.

bıcılı soğan

Ayrılırken Raşit abinin hanımından daha önce sözünü aldığım, bıcılı soğanlar hazırlanmış, bir poşet üretiplik çogaltacağız diye alındı. Bir deneyelim bakalım nasıl olacak.

Dünden kalan arıların düzenlemesini ve laktik asit uygulamasını bitirip, Enes Emin arılığına geçtik.

Patlıcanı patlaktık. Bu resmi facede payşaltım, patlıcan köze konmadan delinmesi gerekirmiş nerden bileyim. Demekki kestanede böyle delmedinmi paylıyor.

Güzel bir çalışma ayrıca piknik oldu diyebilirim. Ramazandan sonra ilk ızgara galiba.

Eylül ayının 3 de çekilmiş bir pürende arı fotosu. Binlerce pürenden ilk açmış ve arı ziyaret ediyor.

Furkanın sokulan eli davul gibi şişti. Ertesi gün şişlik elden dirsege çıktı. Durumu Dr.Muhteşem abime ilettim, şişlik yayılmaya devam ediyorsa alerji iğnesi yapılması gerekiyor dedi ve olayın boyutunu resimle anlatamadım. Muhteşem abi Furkanı Dr.İsmail bey görsün dedi. Dr.İsmail abide acayip birisi çocuklara hiç iğne yazmayı sevmez, alerji ilacına devam etsin yarın ir göreyim olmazsa iğne yapılacak dedi, ertesi güne şişlik inmeye başladı, Furkan Emre de ignnede sıyırttı.

Dr.İsmail abiye göre her varının farklı zehiri olur diyor. Beni uyardı, seni 100 arı sokar bir şey olmaz, bir tek arı sokar, mevta olursun dedi, yav ne kadar çok sevenimiz var::((


Etiketler: , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi, Arıcılık son bahar bakımı, arıcılık ve sonbahar | Yorum Yok »

BICILI SOĞAN, SOĞANIN YAVRULAMASI

Ekleyen, Ali Türk on 04 Eylül 2012 – 19:23 -


Resmiye Adiloğlu.

Kendisi  arıcı değil, bizim yönetici Raşit abimizin eşi.

Geçtiğimiz hafta sonu ailecek yazlıklarında ziyaret ettik kendilerini.

Resmiye ablamız bağ bahçe ve bahçıvanlık üzerine oldukça yetenekleri olan birisi. Kendileri ülkemize Bulgaristan dan gelmeler, yani macır yada soydaş. Bulgaristan’dan gelen soydaşlarımızın büyük bölümü acayip çalışkan oluyor, bir çok tanıdığım dediğim gibi. Resmiye hanım bir ara kaybettiği soğanlarına yeniden kavuşmuş. Bulgaristan dan getirdikleri soğan ilginç geldi bana. Seneye soğan işine giriyoruz, parayı kıracağız::))

Bıcılı soğanın özelliğine gelince, bir tane arpacık ekiyorsunuz aynı sarımsak gibi bir sürü yavru veriyormuş.

Peki bıcı nedir diye sordum, Raşit bey dediki, bizde kazların yavrusuna bıcı derlerdi, demek ki soğanın yavrularına da bıcı demek o kökten geliyor.

İleride kendimde kalmaz ise mutlaka temin edebileceğim birisinde bulunsun isterim dedi, bende dedim tam aradığın kişi benim, bana güvenebilirsin dedim ve soğanları emanet olarak aldık.

Bu soğan yeşil yemek için çok idealmiş. Bir tane ekiyorsunuz, yanındai yavruları da oluşup onlarda filiz vermekteymiş, dolayısı ile bir sürü yeşil filizi kopartıp soğanlara dokunmamak gerekiyormuş, en son kurumaya bırakıldığında bir sürü bıcılı şekilde söküm yapabilirsiniz.

Acil mutlu soğan yetiştirivileri aramaktayım, bende zaten bu soganları hem yetiştirip hem yedekleyecek ekip var::))

Hepside mutlu arıcılar……

Allah her şeyin hayırlısını  ersin, bir soğan işine bulamamıştık::))


Etiketler: , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi, Magazin | Yorum Yok »
Forum