ARICILIK VE KETANE BALI

Ekleyen, Ali Türk on 13 Haziran 2011 – 22:06 -

12 Haziran 2011 pazar günü Gebzedeki ilerimizi bitirip, Beykozdaki arılarımızı hazırlamaya gittik.

Geçtiğimiz yıllara oranla bu sene kestane yaklaşık iki hafta geç kaldı.

Normal şartlarda haziran ayının beşinde açmaya başlardı.

Bu sene yağışlar kestane açmadan başladı, bazılarına göre bu iyiye işaret, bu sene iyi olacak deniliyor.

Kestane püskülleri açmak üzere hazır bekliyorlar.

Önümüzdeki perşembeden sonrası hava durumu iyi gözükmekte.

 

Kolonilerimiz bu sene kanoladan akasyaya, akasyanın bitmesiyle kestane kesintisiz bir şekilde geçiş yapmak üzereler. Bu işçi arıların hiç strese girmemesi, anaarınında yavruyu hiç aksatmadan devam ettirmesi demek. Bu saydıklarım benim açımdan önemli. Hiç besleme yapmadan dogal haliyle güçlü kalabilecekler.

Bizim resimlerimiz doğaldır.

Arıları birleştirip, birde şurup verip, arıları dışarı çıkarttırıp, sonrada karşısına geçip resim çekmiyoruz.

Kestanedeki son durum bu, bir abimize göre 2 gün içinde kestane açmaya başlayacak ve artık yagış olmayacak dedi.

Gecenin ortasında kendimizi Şile’de bulduk.

Allah ne verirse her şeyin hayırlısını versin.

 

Hacıyı evine bırakıp, kendi evime geldigimde gece saat biri çoktan geçmişti.


Etiketler: ,
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »

ARICI MİSAFİRLER, GELİP/GİDİYORLAR:))

Ekleyen, Ali Türk on 11 Haziran 2011 – 22:21 -

Bu gün 11 Haziran 20011, tarihte bir acayip oldu, 11 le başlayıp 11 le bitti ama yanlışlık yok.

Hafta içi Ali abi sana geliyoruz Gebze’demisin diye telefon etmişlerdi.

Sivas’tan bir arıcı abimiz, İzmit Kandıra’da bulunan kardeşini yolladı.

Ben kardeşimi yolluyorum bana 20 anaarı veriver, daha neler::))

Öğleye doğru Sivas’lı geldi abi ben gebzeye indim, dedimki bir saat sonra bende Gebze’ye gelecem.

İkinci arılıkla aramız 1 km yok ama arı gözünün önünde olmadımı ne gidiliyor nede geliniyor.

Öbür arılıkta petek dagıtma ve devşirme arı toplama işleri vardı.

Bir saat sonra bir telefon biz geldik, neredesiniz hışırın karşısında::))

Abi siz kimsiniz nerden İzmir Menemen’den, iyi bekleyin geliyorum.

Tamda buluşacak yerde bekliyorlar.

İzmir’lileri hışıra bırakıp, öbür misafirimizi alıp geldim.

Bu internet ne biçin iş hala anlayamadım, hiç tanımadıgımız kişiler beni tanıyıp birde hışırın önünde bekliyor.

Bunlar sahilden geldikleri için balık degil akçaabat köfte söylemişler, bende hacı ve bana pide söyledim.

Ayfon4 süper bir alet birde kullanabilsem.

Pide gelene kadar, misafirleri faceden yayınladım gitti.

Ben yazı yazarken klavyeye bile sıgmayan birisiyim, el kadar aletle belki akortum düzelir.

Yemekler yenildi, Sivas’lı Salih Kaya bir şey yemedi bir ayranla kalktı ne yapalım.

Hemen arılıga geçtik, hacıya abi çayı demle biz biraz kraliçe toplayacaz.

Misafirlerimiz Salih Kaya, Kadir Kurnaz ve Ali Akgün.

Genelde işleri yetiştiremediğimden arılıga gelen misafirlerle birlikte anaarı toplama işini yapmak zorunda kalıyorum. Misafirler hem olayı yerinde görüyor, hemde bu işi yapabileceklerine daha çok inanmış oluyorlar.

Kadir Kurnaz’ın anaarılar bitti, şimdi Sivasa gidecek anaarıları topluyoruz.

Bir sürü pazarlıktan sonra dört taneden beşe, paket düzgün olsun diyede altıya çıktık, pazartesiye bir abim gelecek, gerçi bizim gibi kazak veya taş fırın degil ama olsun.

Anaarı toplama işi bitti, şimdi sorulan soruları cevaplıyoruz.

Öncelikle bu sıra çok soruluyor, kutudan anaarı aldıgında kutu kendisimi anaarı yapıyor deniliyor.

Bu kesinlikle bizde mümkün degildir.

Şu an bu arılıkta 8 kovanda anaarı memesi besleniyor, misafirlerimize hepsini tek tek açıp gösterdim.

Kutu anaarı yaptıgında o zaman f1 olmaz.

Karniol arısının sakinliğini konuşuyoruz, Ali bey abi bu havada bırak çıta çekmeyi, bizim arılıkta kovan açamazsın dedi. Hava kapalı ara sıra yagmur atıyordu, yagış bastırmadan zaten anaarıları toplayıp bu işlere daldık.

Bir çok kişinin hasta oldugu kareler.

anne hani benim karniolum, niye almıyorsun der gibi::)))

Şov arıcılık diyenler, sıkıyorsa sizde buyurun….

İşçi arıların üzerine baskı yaptıgımızda arılar hızla orasını boşaltıyorlar.

Bu koloni erkek arı üretiminde kullanılıyor,Muhteşem abideki 61 numaralı saf karniolun kızıdır ve suni tohumlamada uzak akrabaları kullanıyoruz. Bu konunun detayına şimdilik girmek istemiyorum.

Yanlız ilerde bu konuda ne kadar ilersini düşündügümüzü yazacagım.

Bizi eleştiren, tabir yerindeyse şanslı çöl bedevileri ne hikmetse, çölde kutup ayısına tutulmuşlar::))

Allah kurtarsınnn….

Kadir bey ben anaarı üretebilirmiyim diye bir kaç sordu, bir başkasının yaptıgını sen niye yapamayasınki. İki günlük bir transfer çıtasını gösterdim, kapanmış memelerin oldugu çıtaları gösterdim. Olayın temel kurallarını sıraladım.

Larva transferinde ben artık rizikoya girmiyorum.

Larva transferi hangi koloniye yapılacak, 10 çıtalık bir koloni sağlam iki çıtasını anasıyla alıyorum.

Geri kalan 8 çıtanın tüm açık va kapalı yarularınıda  alıyorum.

Sadece ballı ve polenli çıta bırakıp, arıyı bir gün bekletirim.

Damızlık çıtasını bu koloniye verdiğimde larvalar süt içinde kalır.

Tabi arıya üstten baktıgınızda, 4-5 çıta gözükür fakat arı tamamen salkıma giriyor.

Daha sonra damızlık çıtasını elinden alıp transfer yapılmış çıtayı veriyorum, başarı çok yüksek ve işçi arıların benim verdiğimden başka alternatifleri olmuyor.

Seve seve diye demek buna deniyor::))

Daha sonra larva transferi nasıl yapılır, uygulamalı gösteriyoruz.

En son ben bu işi yaparım demeye başlamıştı, bacanagıda niye yapamayasın dedi. Olay bitmiştir.


 

Ali beyin sanaldan ve damacanadan haberi yokmuş. Damacanada arı var deyince bu arı buraya nasıl girdi dedi.

Kış günü biz koyduk deyince bayagı bir acayibine gitti.

Misafirlerimizi yolcu ettik, yolları uzun. Taaa İzmir Menemen’e gidilecek.

Yolunuz açık olsun.

Misafirleri yolcu ettik, peşinden ilhami abi geldi.

İki kovana larva vermiştim hazır sütlü larvaları alması çok kolay ama ucunu koymayı unutuyor.

İlhami abi, kaşıgın ucunu koyacanki iş olsun.

Masadan kaldıramıyorum, bereket yenge aradıda kurtulduk::))

10 Dakka sonra geliyorum dedi, gene yarım saat bekletti.

İlhami abinin çocukları düğündeydiler, onlarıda alıp bizim eve geçtik.

Anında basmışım ispiyonu, yenge 10 dakka sonra geliyorum diyor ama eliylede bekleyin işareti yapıyordu::))

Bu sene ilk defa balım bitti.

Bal isteyenler var, kanola balıylada yeni tanıştık. Bana göre tadı ayçiçek balından güzel kokusuda fena degil. Çok hafif ve güzel bir kokuya sahip.

Tek sorun, bu bal çok sulu.

Sırı alıyorsunuz su gibi akıyor.

Tenekeden bu bidona alıp, üç gün 45 derecede beklettim, kıvama gelsin diye.

Renk çok açık sarı.

Bu arada arılıkta anaarı memesi besleyen kolonilere kanola balı veriyorum. Bir haftada 1 tenekeden fazla balı sulandırıp meme besleyenlere ve metrolara verdik.

Su gibi bal.

 

Bir kaç kişiye bir test ettirelim bakalım sofralardan ne gibi bir şikayet gelecek.

Kanola balı.

İlk test işini İlhami abi üstlendi, hadi hayırlısı.


Etiketler: , , , , , , , ,
Anaarı üretme teknikleri, Arıcılık Bilgi Merkezi, Magazin | Yorum Yok »

BAL HASADI BEYKOZDA BAHAR BALI

Ekleyen, Ali Türk on 07 Haziran 2011 – 06:57 -

 

 

Hafta sonu Beykoz Akbaba köyündeydik, sanki bahar. Kolonileri gün boyu ara sıra inceledim akşama kadar polen geliyor. Çiçek başta akasya olmak üzere ne ararsanız var ve bu sene kestane mevsimine ara boşluk olmadan girilecek gibi gözüküyor.

Hafta içi ise Gebze’deki arılıkta hep rutin işler ve gelip gidenler mevcut.

Gümüşhane’li Ömer abi. Kolonilerinin birisinde çok varroa görmüş, çoktan beri asit istiyordu. Bu mevsimde laktik asit vurabilirsin dedim. Kendisi kovanlarını bir kaç gün içinde Gebze’den Gümüşhane’ye nakledecek. Damacanna kovan ilgisini çekti::))

Bu esnada damacana sona dayanmak üzere. Evet bu arının hikayesi belli ve invertle beslenip, buralara kadar gelmiş bulunuyor.

İnvertle alakalı ahkam kesenlerin, hala ellerinde olmaz efendimden başka bir şeyleri yok.

 

Başta kütük kovan, sonra karakovan ve şimdi damacana kovan, birer yıl arayla üçüde invert şurupla beslendi ve üç kolonide sönmedi. İnvert şurup için olumsuz yazı yazanların elinde bir tane bile deney ve gözlem mevcut degil. Bunlar bilimcide olsa farketmiyor, demekki bilimden habersiz bilimciler var dünyada.

Oluyor bakın::))

Gene hafta içi İstanbul’dan birisi aradı, abi anaarı lazım, yav lazımsa ben ne yapayım. Arıyı sana güvenip böldüm bir ana arı vermeyecekmisin.

İyi gel.

Ziyaettin Doğan. Abi senin için şov arıcılık diyorlar dedi bazı yerlerde. Ne gariptir adımızı anmayanlar, bizden başka konuşacak bir şeyde bulamıyorlar.

Onlara en çok koyanda hele şu yaptıklarınızı bir görelim, yapmış oldugunuz paylaşımların kaçı haber ve bilgi içeriyor dememdir.

Hemen sesleri kesilir. Fırsat beklerler yeniden nereden saldırsak diye. yaz yaz nereye kadar, her geçen gün bana göre yanlarındakilerde yavaş yavaş kopuyor. Bir kaç kişi bana karşıya herkesi kendileri gibi düşünüyor sanıyor bu kişiler.

Yıllar öncesi bir seçim vardı, bir partinin adayları ev ev ve tüm işyerlerini sırayla dolaşmasını izledim.

10 Parti varsa bunların ilk üçe girme şansları sıfır. Bir anlatıyorlar, bakıyorsun bunlar kesin  iktidar. Bu gurup gidik bir başkası geliyor gene aynı konum şimdide bunlar iktidar, anketlere bakıyorsun, sondan birinci degilse bile kesin ikincilik garanti.

Babama sordum, baba bunlar bu işi nasıl hazmedip böyle inandırıcı konuşmalar yapıyor diye.

Babam siyasetçi ve dediki, oğlum bunların en tepesindeki olayı biliyor ama alt tabakaya öyle bir empoze uygulanıyorki, hepsi seçim akşamı yıkılınca anlıyorlar ve sonuçlara inanamıyorlar dedi. Zaten bu işe inandırılmasalar böyle emin konuşmalar yapamazlar.

Bizim karşı gurupta aynen bunlar gibi, kendileri aralarında bize karşılar, herkeside karşı olarak görmek istiyorlar.

Fakat kazın ayagı pekte öyle gözükmüyor.

Ziyaettin Doğan ilginç anılarım arasında. Cuma günü anaarı alıp gitti. Be zaten Cumartesi Pazar, bal hasadındaydım. Pazar akşam üzeri Gebze’deki arılıga geldik. Hacıya ben az uyuyacam dedim. Hacıda uyumaya gitti. Telefonları sesize alsammı falan derken çalarsa kalkarım bir sürü iş var fazla kestirmeyelim dedim.

Az kestirmişim, bir mesaj geldi, dedim gene bir açılış var. Duramadım bir bakayım nedir diye.

Ali abi ben yıkıldım, anaarıyı kesmişler.

Şimdi ne dersinki. Cuma akşamı anaarı alınıyor, pazar günü cenaze var. Sen ne kadar tarif edersen et, ne kadar yazarsan yaz.

 Bir günde anaarımı bırakılır.

Acelen ne? ne oldu şimdi.

Zaten kendisi şu an işsiz  iş arıyor, benimde ayarımı bozdu. Telefon ettim yıkılacak bir şey yok, bir ara bana bir ruşetle gel.

 

Hafta içi Yusuf Şimşak kaşık ve çanak yollamış.

Kaşıkların uç bölümü enlemesine biraz daraltılmış bu iyi olmuş kaşıga esneklik kazandırıyor. Daha önceki kaşıklarda kemik daha genişti.

İlk denemede 80 civarı larva transferi yaptım, bayagı güzel. Kendisine teşekürlerimi iletiyorum.

polen

Seyyar polen tuzagıyla toplanan polen. Gebze’de şu an gelen polenlerin rengi bu.

Seyyar polen tuzagıyla olmaz diyenler yeniden bir baksınlar.

Bal sagımına gitmeden Başta kazan Gebze’de yıkandı, arılıktaki yazlıkta su yok, taşıma suylada orada temizlik zor.

Geçmişe göre bizde herşey degişti. Arılarımızın geçmişte bu güce ulaşması imkansızdı.

Bal hasadı yapıldı, fakat kafama takılan, ne kadar hasat yaparsan yap, arılar balı 30 çıtaya yaymış ve bu kanola balının kestaneye karışmaması imkansız. Şu an akasyadan acayip bal geliyor, çıta silkelendiğinde acayip nektar akıyor.

Kestane balı kıymetli, genelde kovanda ne kadar bal varsa hasat edilir. Kanola balı kestane balına bakalım ne gibi bir olumsuzluk yapacak önümüzde zaman diliminde gözlemleyecegim.

Çiçek çok, dedimya sanki bahar ayındayız.

Bir örümcek, birde işçi arı.

Tablo çok üzücü ama herkes işini yapmalı. Bu örümcek ağsız  iş yapıyor, çünkü arıya zehir verip felç etdip zehirliyor. Zehirlenmiş arı dilini dışarı çıkartıp ölüyor. Bu zehirlenme işi anlık olup, işçi arı bir kaç saniyede felç oluyor.

Burada başka bir örümcek var agını kurmuş, hemen yan çiçektede çalışan bir işçi arı. Örümceklerin işi çok zor, bekle bekle bekle….

Pamuklegen çiçegi.

Bal hasadı kendi arılıgınızda olmuyor. Siz ne kadar iyi hazırlansanız mutlaka bir şeyleri unutursunuz. Çıta balları aldık, kovana kondu ama örtü bezi unutulmuş.

Hacı hemen bir çuval zımbaladı, çıta olarakta oradaki bahçeden bir çit kazıgı söktü::))

Hacının bu yönünü çok severim, belkide bundan dolayı yıldızımız barışıyor. Pratik zekalı birisi. Herkes kendisine uygun kişilerle  arkadaşlık eder.

Dedim bunu yazacam ama poz vermeyip gülüyordu, bir sürü resim çektim bir bakmadı, inat işte.

Kovan örtümüz ve çit kazıgı çıtamız.::))

Nasip diye buna derler. Bu örümcegin işi dışardakinden daha zor. Ne sabır varmış.

Bu yazlıkta oturan filan yok, boş duruyor. Örümcekte gelip buraya tuzak kurmuş. Biz elimizle arıları bu odaya getirip örümcege sevis yapmışız.

Muhteşem abiyle telefonda konuşurken gördüm abi örümcegin birisi bizim arıyı yakalamış dediğimde örümcegi rahat bırak diyordu::))

Kimden yanasın bilmiyorumki.

Sabrederken ölen örümcekte vardı agda::))

Burada arılar üst üste de denilebilir. Harun amca uzun yıllar Almanya’da kalmış ve geri gelip şimdi bu bahçede akşama kadar oyalanıyor. Bu karede bayagı ilginçlikler var. Kovan gibi karakovan ve hala bu mevsimde koloni beslemesi gibi. Arılarının geneli 5-6 çıtadan oluşuyor, bir iki tanesine kat koyulmuş.

Bal alırken ilgimi çeken bir ağ kurdu. Polen içinde doğup orada zulalanmış ve agını örüp koza yapma peşindeydi, bunu affedemedim.

Bazen arılar gözden kaçırabiliyor demekki. Petegin içinde ağ kurdu faliyeti oldugunda zaten arıların ruhu bile duymuyor.

Ballar alındı sagıma geçildi, hacı ben açım demese son gaz gidiyorduk. Bu hacı acıktımı nedendir bilemiyorum verimden düşüyor.

Zafer abi hemen ben yemek işine bakayım dedi.

Harun amcada bahçeden yeşil soganları toplamış, sofra hazırlıkları devam ediyordu.

Saim ve oğlu Sinan kendi arılıklarında işleri yetiştirmeye çalışıyordu. Maske olmasına ragmen alerjisi olan Sinan üç iğne yemiş. Aramızda 50 metre olmasına rağmen bize bile sataşan Aydın’dan gelen arıları vardı. Gerçekten aç çalışılmıyor::))

Arılar bu çiçegide çok ziyaret ediyorlar.

Bunun gibi bir kaç kovan var, derdini bir türlü anlayamadım. Örülecek petegi var, oğula gitmiyor, dışarda iş var ve bazı kovanlar böyle yatıyor. İyice ısladım yere düştüler biraz sonra gene aynı görüntü.

İlerdede aynı hadise olacakmı merak ediyorum.

Arıcılıkta en güzelanlardan birisi sır almaktır.

Balnız varsa sırını alırsınız, yoksa magazin haberleri yapıp bize şov arıcılık diye atıfta bulunabilirsiniz.

Yazıp çizenler sizinde neler yaptıgınızı bir görelim, hep magazin yenmiyor, yeter artıkın::))

Yaprak döner gibi yaprak sır. Sır bıçagını çok iyi kullandıgımı düşünüyorum. Hacı bu sahneleri görünce fotograf makinasını versene dedi. Dayanamayıp resimler çekti.

Sır tezgahındaki sırlı çıta bal. Kanola balı, bu sene kanola iyi degilmiş, iyi oldugunda neler olacak ilerleyen senelerde görecegiz.

Bu çıtalar bu sene verildi, örülüp bal doldurulmuş.

Hacının durumu gene iyi degil benzinşi bitmiş gibi bir hali var.

Bu sene ilk defa haziran başında sağım yapıldı. Trakyada sağım yapana ne denk geldik nede duyduk. Binlerce koloni kanolaya gelmişti ama malisef gelişemeyen arılar sayesinde sezon bitti. Sır taragı işi sır bıçagı gibi seri olmuyor.

Yerli, kafkas ekotip ve Muğla arılarımız döktürdüler kanolada.::)

Arıcılık, arıcılık, arıcılık ve sırlı bal.

Sizleride paylaşıma bekliyoruz, entel arıcılar nerelerdesiniz:::)))

Litarütürden bişiler deyin bana….

Bu arada iyi yorulmuşuz, mesai bitimi arılığa hiç gidesim yok lakin ana arı kutuları baştan sona taranıp elimizde ne kadar hazır ana arı var liste çıkmalı. Bu sıra bazılarını acayip beklettim felaket kızıyorlardır::))


Etiketler: , , , , , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi, bahar balı | Yorum Yok »

ARICILIKTA 20011 MAYIS AYINI BİTİRDİK

Ekleyen, Ali Türk on 02 Haziran 2011 – 21:26 -

Hasan Alperen

Hasan Alperen

Sanki tesis açılışı var, boya badana ve makas elde bekleniyor, tören var::))

Arıcılar genelde zeki kişilerden oluşur. Hasan Alperende biraz desemde tipine baktıgınızda zaten anlayacaksınız, muziplikte mevcut.

Ben yorgun o yorgun, koşuşturma içerisinde bir kaç saat beraber olabildik.

Hacı bir kaç resim çektikten sonra yatmaya gitti, akşama kadar da zaten kalkamadı.

Beykozda arıları indirip, gece bayagı bir rezillik çekilmişti, ben bir kaç saat iyiki uyumuşum.

Gebze’ye geldiğimde Hasan Alperen tarif ettiği yerde şekerleme yaparken buldum.

Açmısın dedik, yok diyor, aslında aç olan bendim::)

Hışıra uğradık daha açık degil, en son bir paket büsküvi ve bir paket kek alarak arılıga geçtik.

Hem çalışıp hem bilgi alışverişi yapılıyor. Şimdi resimlere bakıyorumda aslında ikimizde dagılmışız.

Hazır anaarıları bulup, boyayıp, kanatlarını kesip kafese alıyoruz.

Bir yerdende pazarlık var.

Anaarı istiyor ben ise yolda olanlar var, adamlarada bırak demekteyim.

Dedikya 20 veremezsen bari 19 olsun ::))

Hasan beyi istediklerini tam karşılamasamda yoldu ettim.

İnşallah bizden temin ettiği anaarıları en az kayıpla kabul ettirmesi dileklerimizle.

Benim ise yapmam gereken acil işler vardı 3 kolonide günü gelmiş anaarı memelerini dagıtmalıyım.

Bir telefon biz Gebze’ye girdik nereye gelelim.

Bir yer tarif ettim, oradan Bilecik ten gelen arıcıları alıp geldim.

Arabadan inerlerken yiyecekle inip beni katakulleye getirmeye çalışıyorlar::)

Abi sen seversin diye, köy yumurtası getirdik, çok sağolun.

Bilecik Osmaneli den gelen arıcılar. Hayri abimiz, Kadir ve Erdoğan.

Elimde hazır anarı kaç tane var diye bir göz attım 8-10 tane kutular üzerinde tahta saymıştım.

Bunların birisi 10 anaarı istiyor.

Kutulardan aynı Hasan beyde oldugu gibi birlikte yumurta atan anaarıları topladık.

30 Anaarı lazımdı, 15 tane toplandı:((

Yapılacak bir şey yok.

Kişi başına 5 anaarı düştü, kalanları sonra temin edecegiz.

Bu arada pazartesiye söz verdiğm anaarılar misafirler tarafından götürülünce, bazı kişilere mahçup oluyorum.

Damacana karakovan ziyareti::))

Bu damacananın balını nasıl alacaksın diyorlar.

Almayacam benim arım ballı dursun be::))

İsmail doktorum böyle diyordu, güzelim kestane ballarını arılarına bıraktı içim gitmişti.

Veda zamanı, hacı yok, son resimlerimizi Hayri abimiz alıyor.

Yolunuz açık olsun, yeniden görüşmek üzere yolunuz açık olsun.

Yolum düşerse mutlaka size ugramadan Osmaneli’den geçmeyecegim.

Bu arada, ben iki kovandaki memeleri dagıttım, son koloniyi bir açtımki, yeni domaya başlayan anaarılar vardı, 7 tanesi dogmuş bunların 5 tanesini kurtardım, iki tanesi kayıp, bunada şükür kalan memelerde henüz zarar görmemişti.

En son akşam üzeri hacı geldi, hacının evdede kimse yoktu, o aç ben aç, arabadan eşyaları indiriken azık buldu.

İki gündür arabada gezen azık ta çökelek vardı, hemen yeşil sogan alıp çökelekle ekmegi anında götürmüşüm.

Evime gittiğimde akşam olmuştu, yemek filan yemeden bir yatmışım, insan acayip oluyor, uykununda böylesi tatlı iste::))

Ertesi güne bir şeyim kalmaış, işlere devam.

Salı günü mesayi sonu İzmit’teyiz.

İlhami abi arayıp, Ali’ciğim birliğimiz kovan dagıtıyor senin arabayla gidebilirmiyiz, hay hay dedik.

Kovanları temin eden ise Kocaeli Büyük şehir belediyesiydi.

arıcılara destek olabilmek adına bunu yaptı, geçtiğimiz sene gündeme gelmişti şimdi nasip oldu.

Aynı salonda yüzlerce sporcuya her türlü malzeme dagıtımı yapılıyordu.

Ekpirimmi ne pek anlamadıgım bir spor. Hocadan kullanılan altler hakkında bilgi aldım, kılıç gibi duran aletin ucunda mandal var, onu isabet ettirdiginizde elektronik olarak sayı alınıyormuş.

Buda eksprimcilerin kaskı, saldırgan arı kullananlar, piyasaya maskeli çıkamıyor, bari bunu giyinip biz spor yapıyoruz diyebilirler::))

Bu sproun malzemeleri gerçekten saldırgan arıcılıkta kullanılabilir. Hem kim oldugunuzuda kimse anlayamaz….

Makinanın filaş kapalıymış, ilk resimler biraz dandik olmuş.

Kocaeli Arıcılar Birliği Başkanı Hüseyin Yılmaz, adem Yamak ve İlhami Uyar.

Biz merasim başlayana kadar çay içmek için bir yerlerde sohbet ettik.

Büyükşehir belediye başkanı Sayın İbrahim Karaosmanoğlu

Büyük Şehir Beladiye Başkanım İbrahim Karaosmanoğlu, Adem Yamak ve oğlu Emin.

Plastik kovan geçen sene gündeme geldiğinde bizimkine söz vermiştim bana verirlerde , bende sana hediye edecegim diye.

Bu günlerde ustalık belgemi ver diye tuttursada, Alicim diye aramaya başladı.

Dedim gel sana hediyem var deyince, bana yaptırdıgı Co2 gaz aletinide alıp ziyaretime gelip, plastik kovanı alıp gitti.

Bununla bayagı idare ederiz, sanki usta olanlar ne yapıyorki, dimi….

Adı usta, ama hasta, Allah yardımcıları olsun.


Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »
Forum