ARICILIK KIŞTAN ÇIKAMADI

Ekleyen, Ali Türk on 19 Nisan 2011 – 21:42 -

Vecdi abi bir kaç gündür arayıp durur kargo geldimi?

Bir Vecdi abi arasa iyi bizimkide kendi kendine gelin güvegimi ne ondan oluyor.

Sanki her gün larva transferi yapacak::))

Gelen malzemeyi bende çok merak ediyorum, acaba nasıl ve işe yarayacakmı?

Saim Gürel gelmişti birlikte kargoya gittik, malzeme gelmiş ama bir türlü bulamıyoruz.

Vecdi abiyi aradım abi gönderdiğin paket ne kadardı::))

Bir karışmış.

Biz zarf türü şeylere bakıyoruz.

Küçük bir karış paket, 35 ekran televizyon kadarcıkmış::))

 

Merakla açıyorum, Saim abide bak ben seni buraya getirdim nakliye için biri benim diyor::))

Merak hat safada, kutunun içinde bir poşet daha, sanki atom bombası::))

 

Paket içinden çıkan parçalar.

Bana gelen bilgi, larva transferi içindi.

Bir baktım kaşık büyük.

yanında cımbız var.

Dedimki bu anaarı sütü üretimi için.

Sonra anladıkki bu bir sağlık ürünü içinmiş.

Hastanelerde sağlık ocaklarında kulak muayenesi ve kulagın içindeki alınması gerekenler içinmiş::))

Zaten malzemeyi yurt dışından temin eden kişi Adem Mercimek, kendisi Erzincan da bir sağlık kuruluşunda çalışıyor.

Kendisine buradan teşekür ediyorum, sağ olsun insanların gönül dostlukları bir acayip işte.

Bu alete larva tranferi için kaşık takılacak.

 

Larva alırken bazen kafa lambası bazende bizim hacı el feneri tutardı, hele şükür kurtulacaz bu işlerden.

Lamba tam petek gözünü aydınlatacak.

Yeni bir larva transfer kalemimiz oldu.

Bu arada kalfanın kalemlere nasıl el koruz, planlar yapmıyor degilim.::))

 

Arı sütü toplamaktada çok işe yarayacak bir malzeme.

Vecdi abim, senin hakkını nasıl ödeyecegiz.

Bu sağlıkcılar nereden başıma musallat oldu bilemiyorum::))

 

Hafta arası köylerdeydim.

Köylerden, eski mahallemiz olan Çayırova şimdi ise ilçe oldu.

Çayırova’dan geçer iken kayboldum dersem yalan olmaz.

Kestirme bir yol var bir türlü bulup karşıya geçmek nasip olmadı.

Nereye gittiysem yol bitti.

Bir baktım, sanki gelinlik giyinmiş gibiydi doğa.

Püren, bu püren beyaz açar baharda. Bu sene ne kadar geç açsada üzerinde arı filan yoktu.

 

Bu pürene Gebze’nin yerlileri deli yılgın der.

Beyaz püren, deli yılgın, bahar püreni.

Bu bitkiyi hiç çiçekli görmemiştim.

sap sarı tamamen çiçek ama tek tük yaprak var.

 

Ülkemizde bir çok yerde yetişen bir bitki.

Halk arasındaki isimleri.

Karbaş otu, yaban lavantası, ana baba kokusu deniliyor.

http://www.50mucizebitki.com/karabasotu.html

 

Bitkiyle alakalı bazı bilgiler var.

 

Görüntüsü süperdi.

Karabaş otu sıgara bırakmak isteyenlerin yardımcı olarakta kullandıgı bir bitki.

Mütiş bir renk cümbüşü.

Hediye gelen anti varroa altlık ve onun polen tuzağı takılan parçası. Kovana monte edilmeden numunesini çıkartıyorum.

Bu parçayı düşünmek ve ayarlamak çok zor.

Kara kovan.

Bazıları hava durumlarını bahane etmeyin filan diyormuş::)

Adamın zekası geri vitese takılı kalırsa ne derse normal karşılamalı.

Havalar ısınınca arılar hemen genişleyip petek örmeye başlıyorlar.

Havalar soguyunca geri çekilip salkıma giriyorlar.

Şimdi ne yapmalıyız, dünyayı ateşe verip ortamı ısıtmalımıyız?

Arılar havalara göre bir ileri bir geri gidip duruyorlar.

İnşallah bu hafta havalar normalleşiyor.

Artık inşallah soguk derdimiz kalmıyor.

 

 

Damacana kovan ellerinizden öper.

İnvertle beslendi sürekli zehirlendi ve şu an nesil yenilendi.

Bundan sonrası bu koloniyi biraz zor durduracağız.

İşkembeden atanların kanıtleri nerde göremiyoruz.

İnvert şurup zararlı oldugunda ilk işçi arıları öldürüyor.

Kütük ölmedi. Bir çok kişiyide geçmişte öpmüştü hani::))

Karakovan ölmedi.

Damacanada bahara çıktı, buda daha ölmedi::))

Bir papagan fıkrası vardı anlarsınızya…..


Etiketler: , , , , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »

ARICILIK VE NİHAYET BAHAR GELDİ

Ekleyen, Ali Türk on 27 Mart 2011 – 21:17 -

Bu gün 2011  mart ayının 27 si.

Dün ve bu gün hava lodosluda olsa çok güzeldi diyebiliriz.

Tüm kolonilerimize genel bir bakım yapıldı, anaarı ve yavru durumları nedir hepsinin çıtaları çekilip kontrol edildi.

İki kovan arı bölünüp, larva tranferi için depoya alındı.

Bir çok kolonide erkek üretimi için soguk sıcak fark etmeden 15-20 gündür şuruplama yapıyoruz, kullanmış oldugumuz arı ırkı karniyol ve bu arıyı normalde zaten durduramıyorsunuz beslediğinizde ise hemen karşılık veren bir arı. Petek örüp erkek atıyor, bazı erkek yavrular kapandı, geçtigimiz seneye oranla bir ay gerideyiz.

Kış arılarımız artık tamamıyle olmasada yerini genç nesile devretti, kolonilerimizde çok az yaşlı arı kaldı.

Arıcılıkta kıymetini bilemediğimiz kış arıları nesilden nesile geçişlerde çok önemli.

Kolonilerimiz o geçişi şu an tamamlamak üzere ve nufusları bayagı bir düştü, bundan sonrası atak zamanı. Eskiler öldü ve koloni artık hızla nufus artışına gidiyor.

Kış arılarının erken ölmesinin birinci nedeni ise kışın kolonilerimize kek vermektir.

İsteyen bana inanır isteyen inanmaz.

Bu gün Sultanbeyli’ye gidecektim.

Keklenecek arılarım var, bazı işlerin kesintiye ugramaması için kolonilerde kek kullanılacak.

Kekçi Mustafa abiyi aradım, Maltepe’deyim dedi. Satılık arı varmış onlara bakıyordu.

Bende Tugay beyi aradım bir yerde arı var, görüşmek istersen diye telefon ettim. Tugay beyde bizim arılıga geldi. Konuştuk henüz görüşmelerden netice çıkmadı.

Bende Mustafa abiye gidemedim, önümüzdeki günlerde hava yağışlı olacak.

Ormanda 3 kovan arı bırakmıştık, havalar iyi iken bir gidip gelelim dedik.

Yolda hacı abiyle konuşuyoruz yav kaç ay oldu acaba yaşıyorlarmı filan derken, bizim sıgırlıktaki arılıga bitişik,  yörük Halil bekliyor nasılsın ne var yok filan diyoruz.

Halil iyilik, geçen kar yagdığında sizin kovanlardan birisini avcılar açmış ben kapattım dedi. Arılar nasıllar dedim üçüde yaşıyor dedi::)

Yanımda akide şekeri vardı al şunu bir ye dedim::))

Hacıya da dedimki müjde verdi,  bir şeker daha verem mi?

Hacı ben arıları kendim görmeden inanmam, şekere yazık etme, töbe töbe::))

Yol üzerinde bizim arıcı arkadaşlardan Bilal Yıldırım var baktık kamyonu orada, girdik yanına.

Muhabbet esnasında yörük Halil’de geldi.

Bilal abinin arılar berbatmış kendisi öyle söyledi, arılara kek vermiş, el kadar yavru yaptılar diyor ve bu sene sönen koloni sayısı 40 tane.

Kolonilerinin çok zayıf oldugunu söyledi.

Arıcılara arınıza şurup verin dediğimde sanki onlara küfür etmişim gibi bir tuaf bakıyorlar.

Bilal’ede aynısını dedim, kovanlarda arı yok, şurupluga giden geri gelemez diyor, dediği dogru, zayıf koloni şuruplukta telef olur. Poşetle şurup ver dedim acayip acayip baktı. Anlattım ama nafile, iş işten çoktan geçmiş, zayıf koloniler kendine gelecekte bala çalışacak, Allah yardımcın olsun deyip ayrılıyorum.

Bu arada hacı kayıp, çaktırmadan arılarımızın yanına gitmiş.

Sıgırlıkta baharda açan beyaz püren açmaya başlamış, yakında orman benbeyaz olur. Buralarda bu bitkiye deli yılgın diyorlar.

Baharda açan beyaz funda, deli yılgın yada beyaz püren.

Bende  arılarımızın yanına gittim.

Hacı vallah kovanlar sağlam 6-7 çıta arı gözüküyor dedi.

Ne zaman baktın be::))

Bu kolonileri burada bırakıp gideli tam 5 ay dolmuş.

Ekim ayı içinde buradaki arılarımızı alıp götürdük.

Bu üç koloni burada bırakıldı.

5 Aydırda ilk defa gelebildik.

Bu kadar koloni sönmelerinin yaşandıgı bir ülkede.

Bu koloniler sağlam, kek vermedik, şurup vermedik ve 5 aydır hiç görmedik.

Bu koloniler karniyol ırkı.

Geçen senede aynen burada bırakıp, 4 ay sonramı gelmiştik aynen yaşıyorlardı.

Kovanlar ise içler acısı derlerya aynen öyle kovan hacı yapımı, su kontrasından. Doğru dürüst kapak yok, belkide en berbat çıtalar bu kolonilerde ve hala yaşamak…..

Tüm olumsuzluklara rağmen.

Kıştan beri arı besleyenler ve kışın gezgincilik yapanlar:), bu arıya çamur yapsınlar bakalım.

Burada bir şeye dikkat çekmek istiyorum. karniol ırk arılarda kırmızı degilde maun renk propolist olur.

Bu renk propolisi kafkasarısında kesinlikle görermezsiniz, karniol bu propolisi nerden buluyor bilemiyorum.

Aslıda bu konuyla alakalı bayagı bir arşiv resim toplamıştım şu an nereye attım bilemiyorum.

Bu resmi büyütürseniz bazı yerlerde göreceksiniz.

Biz eskiden yerli diye isimlendirdiğimiz arılarda bunu görüyorduk, meger karniollarda bu özellik varmış. Yerli dedigimiz arılarda bir şekilde karniolların uzantısı var.

Arıları çuval örtüp çımbalayarak yola hazır ettik, kovanların kapakları filan zaten berbattı ancak bu şekilde bu koloniler taşınırdı.

Hacı malzemelerimizi topladı ormandan çıkıyoruz.

En son kapıyı kapatacak, resim alacağım yav çekme dedi, hep böyle der ve güler yan cebime koy der gibi::))

Arıları Gebze’ye getirdik, burada bir başka püf noktası var. Havalar soguk ve gece taşınan kolonileri sehba üzerine almayın.

Yere koyarsanız daha iyi olur, neden derseniz?

Kovanı açtıgınızda arı yere dökülür ve geri çıkamaz.

Bir gün sonra sehpaya alırsanız daha iyi olur.

Hemen körüğü yakıp, üç koloniyede poşetle invert şurup verdim.

Bu koloniler iki senedir ormandan hiç çıkmadılar ve iki kış geçirdiler.

Benim açımdam güzel bir deney oldu ve sonuçları geçen senede paylaştık bu senede paylatım.

Geçtiğimiz sene ormandan çıkış haberimiz alt linkte.

Biz 5 ay sonra bu kolonilerin yanına gittik.

Hayret bunları radarda çarpmadı::))

Karniol arısının kışlaması, ancak bu kadar güzel denenebilirdi.


http://bengittim.blogspot.com/2010/10/ekim-ayinin-son-paylasimi.html  


Etiketler: , , , , , , ,
Arıcılıkta bahar bakımı | Yorum Yok »
Forum