ARICILIK, ARICILIK, ARICILIK DEVAM

Ekleyen, Ali Türk on 21 Ekim 2012 – 10:59 -

arıcılık

Arıcılık ve merak. Mevsim hızla bitiyor, bu yıl böyle gitmeye devam ederse seneye ayvayı yeriz gibime geliyor. Arıcılık adına değil, su ve tarım adına, kışa gireceğiz hala yağmur yok.

Havalar soğumaya nihayet bölgemizde başlıyor. Dün fazla balları olan kovanların ballarını alayım dedim, hava bana göre güzeldi ama arı uçmuyordu sanki.

Ormanda bulunan arılardan önce Zaim abinin balları alıp ruşetle kendisine teslim edeceğim.

Körüğü yaktım, villadaki komşular ormana tur atmaya çıkmışlar, ve dönüşte kraliçe arı görmek istediklerini ilettiler. Bayan arı meraklıları, içlerinden birisi göz doktor abimizin hanımı, zaten sitenin yarısı doktor, bir eczacı, birde prof var, yönetici Raşit beyler ise sanayici.

arıcılık

Kraliçe görmek isteyenler vardı, birden bal konusu açıldı, kaça satıyorsun bal var mı, karakovan ne demek, Allah Allah şimdi nereden nereye gittik.

arıcılık

Dilimizin döndüğü kadar arıcılık hakkında bilgi vermeye çalışıyorum, içlerinden birisi bizi sokmasın filan diyor, bir komşumuz ise bunlar farklı arı sokmaz diye onlara akıl veriyor,içimden de diyorum birini bir arı sokarsa sen bak neler olacak burada::)

Bir başkası ise peteklerdeki boş bir kaç gözü gösterip bunlar olmamış ballar değil mi dedi, al başına iş. Doğal ballarda mutlaka boş gözler olduğunu anlattım, tüm petekler silme kapalı olamaz, olursa arıcının hile yaptığı filan, sohbette bir çay kahve eksikti.

Bir kaç çıta çektim kraliçeyi  bulamadım. O esnada arı havalanmaya başladı, Enes Emin hemen körüğü alıp arıyı sakinleştirdi, peşinden bu kovanın en dışında boydan boya dalak, yani kara kovan balı var, nasılsa Zaim abinin, balları, ikramı bol yaptım. Zaim abinin arıcılık ile bir başka önemli ayrıntısı var onu ayrı paylaşacağım.

Arı meraklısı bayanlar taze bal, kovandan yeni çıkmış deyip, kara kovan ballarını yiye, yiye bizden ayrılıp siteye gittiler.

Misafirlerimiz ayrıldı bir başka kovan açtım. Merkezden ilk çektiğim çıtanın ortasında kraliçe geziyordu. Ah be az önce ne kadar kraliçe aramıştık….

Arılar yavruyu kesmiş, hayret edilecek iş bazı kovanlarda yumurta bile göremedim. B u kovanda onlardan birisi, acaba anasız mı diyeceğim ama ana arı bu çıtada.

kraliçe ana arı

2010 Yılına ait, karniol f1 ana arı. Bunların benim için yeri daha ayrı, bu arılar 3 yıl öncesinin anaları ve biliyorsunuz, f1 anaların erkekleri saftır, 2013 te bunlar özellikle bu işte kullanılacak.

karniol ana arı

Dün arıların içinde benim bilmediğim, arıların bir bildiğimi var diye çok düşündüm. Kocayemiş’ler açmış, açık püren var, hava iyi ve arı çalışmıyordu.

Hava gittikçe soğumaya başladı, akşama doğru hissedilir bir soğuk vardı. Demek ki arılar bunun için işe gitmiyormuş. Bir ağacı panorama olarak çektim, tek çekiktiğimde bu görüntü olmuyor.

Koca yemiş çiçeği.

Kuş burnu, artık onlarda kızardı, çalılarda ki yapraklar solmaya başladı. Yakında ulaşabildiklerimizi toplayıp çayını içeriz.

Kocayemiş çiçeklerinde tek tük arı vardı.

Bir arı daha koca yemiş çiçeğinden nektar alıyor.

Salkım salkım çiçekler.

Koca yemiş meyvesi ve çiçeği aynı anda yan yana. Böyle meyvesiyle çiçegi yan yana olan meyve var mı bilmiyorum, limon ve turunçgillerde sanki yediveren cinsinde rastladım gibi.

Meyvesi oldukça tatlı bir yabani meyve. Koca yemiş meyvesi.

Bir sürü güzel koca yemiş çiçeği var, imreniyorsunuz, onun resmini çek bunun resmini çek, yüklerken bir sürü eleme yapıyorsun.

Açamayan ve açarken yanan bir püren kümesi, bunun gibi bu yıl çok püren açamadı.

Yanılmıyorsam yazın hiç yağmur yağmadı,en son yağan yağmur ise ağustosun 10 gibi yağmıştı, ekim bitiyor kuraklık devam ediyor.

Gene açamayan bir püren, açabilmek için kıvranıyor. Ne yazık ki artık yağmur yağsa da havalar soğumaya geçti bile.

21 Ekim sabahı Gebze’de yerler ıslaktı,biraz yağmur yağmış görünüyor.

Bunlarda açıp, geçen pürenler. Püren çiçekleri söndüğünde böyle bir ernk alıyor.

Aslında dün en önemli gündem 7 kişilik ortaklarımızla kurban işini çözmekti. Kurban her geçen yıl bizleri zorlamaya başladı, herhalde modelimiz düşmeye devam ediyor ki, kurban için uzun araştırmalardan sonra bir tesiste kesilip, isterseniz 4 parça, isterseniz biraz daha para vererek küçük parçalara ayrılmış bir şekilde, hissenizi beklerken, yan tarafta ızgara yiyerek bekleyebiliyorsunuz. Bu yıl bizim kurban hissedarları bu seçeneği seçtik. Çocukların ise keyfine diyecek yoktu, en son gidip anlaştığımız mekanda iki tane buzağı vardı. Çocuklarda gidip onlarla uğraşıyordu, bir kaç resimlerini aldım, çocukken biz bu işlerden bıkmıştık ama çocuk olmak ne güzel…….

Kurban işi böyle uzayınca arılara az zaman ayırabildik. Arılara yapılacak dünya iş var, bir ucundan başlayabilseydik.

Sanki son bahar bizimde üzerimize çöktü yav……..


Etiketler: , , , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »

BAL HASADI, İSAKLI KÖYÜ YUSUF ŞİMŞAK ARILIĞI

Ekleyen, Ali Türk on 11 Eylül 2012 – 18:52 -


8 Eylül 2012 tarihinde, Yusuf Şimşak’gın arılığında bal hasadındayız. Arılar ve arıcı gerekeni yapmış, sonuç resime yansıyor. Bir çok arıcı gerekeni yapıyor arılarda iş olmayabiliyor, paylaşımın içinde onuda bahsedeceğim.

Cumartesi bana göre biraz geç kaldım diye, kavaltıdan sonra acele etmeme rağmen Yusufun yazlığa vardım. Bahçede araba yok ortalıkta kimse yok, zili çaldım cevap yok, dedim bunlar heralde arılıkta işe başladı, arılığa çıkıyorum gene kimse yok. Biraz sonra Yusuf gözlerinin ovuşturarak arılıga gelip hoş geldiniz dedi::))

Demek ki erken geldik.

Bu esnada yolun kenarında kavunlar bitmiş, şimdilik daha kelek.

Sonra kavaltı işleri başladı, biz tokuzda hanedekiler kavaltı yapacaklar. Beklerken Yusufun eniştesi Namık geldi, hoş beş ettik, bana sordu, sen ne yapıyorsun niye geldin filan, dedim bir kaç kovan arım var hobicilik yapıyoruz, Gebze belediyesinde çalışıyorum filan. Bir ara Namık Yusuf’a sordu hani usta gelecek diyordun bu hobiciymiş acayip gülüştük. Namık hala arıcı olduğuma inanmıyor, işe girişildi Namık maske, eldiven çizmesini giyindi, biz normal kıyafetle bal hasadına başladık, yav bu nasıl hobicilik?

İyiki şortumu götürmemişim, Namık hepten sinir kirizleri geçirecekti::))

Bizi çekemeyen bazı arıcılar var, hani çift kat pantolon, eldiven çizme, birde maske altına fes giyenleri kastediyorum, bizlere acayip baskı yapılıyor, dayanacak gücümüz kalmadı ama, bizi baskıların yıldıramayacağını bir türlü öğrenemediler tabiki::)))

Bu bal hasadı en az bir ay gecikmiş. Bir çok kovanda sırlanmayan açık ballar alt katlara çekilmiş. Hasat gecikince çıtaları çekmek beni çok zorladı. Çıtaların bir kaç tanesi bozuldu, bir tanesi dagıldı. İlk çıtayı çıkarabilsek gerisi biraz kolaylaşıyor, ilk çıta çok zor çıkıyor. Aldığım balları ilk olarak Namık boş kovana koymaya başladı ve çıtalar elimde askıda kalmaya başladım bu böyle olmaz. Hemen kadroda revizyon yapıldı, Yusuf balları istiflemeye,enişte Namık resim çekmeye geçti, benim Enes ise video çekiyor. Elimizde 5-6 ayrı kovandan bal hasadı videosu var, resim işi biraz zayıf kaldı. Asıl rsimler Yusufun makinada. Bende iki makina vardı ve video çeken makinanın hafıza kartı dolunca Enes resim almaya başladı.

Arılar balı sırlamış, nektar kesilince açık balları alt katlara indirmişler, biraz erken hasat yapılsaydı, daha çok bal alınabilirdi. Hemde çıtalar daha kolay çıkardı.

Bir ara baktım bir yerde arılarda hareket var, bir gittim, iki kovanın altı arı dolmuş. Dedikki bir yerden terk edip gelmiş burada bekliyor. Biraz araştırma sonunda bunların başka yerden gelmediği, yağmalanıp aç kaldıkları için dışarıya çıkmışlar, yani bu kovanın arısı. Anası var, içeride gıram bal yoktu. Bir kovana silkeledik, bir yavrulu birde ballı çıta verip ilk etabı tamamladık, hala bala ihtiyacı var ve bu koloninin anası bana göre en kısa sürede degişmeli, bu anadan doğan işçiler sonuçta bu kovanı savunamazlar, gene yağmalanır. Ben bu tür kovanım olursa ana arıyıda degiştiremiyorsam, başka kovanlardan yavru degişimi yaparımki, kolonide başka karekterde işçiler olsun ve koloniyi savunsun.

Bu salkımdaki arıları kovana aktarırken video çekmişiz, Yusuf Enes Emine çek çek, tırsık arıcılar nasıl arı aktarılırmış görsün demiş::))

Tırsık arıcılar, nasıl bişi acaba::))

 

Bal hasadı devam ederken bal nakilleri oluyordu, ben dolayısı ile bazen boşa çıkıyordum, zaman kıymetli değerlendirmek lazım::))

Böyle bir şeftali agacı olamaz, sanki yıkılıyor, bir ara biri bana yorum yazmıştı, eleştiriliyordum, birisi meyveli agacı taşlayan çok olur demişti, bir başka yorum vardı orada acayip hoşuma gitmişti, bana demiştiki, meyveli ağacın sahibi çok olur.

Bende o ata sözüne istinaden bu meyveli ağaca sahip çıktım, meyvesi çok zarar görmesin diye yükünü hafifletiyorum.

Bu mevsimde böyle bir manzara. Allah ekip dikene, meyvesinden istifade edenlere zeval vermesin.

Arılıkta Yusuf’un babasının kardeşinin ve eniştesinin kolonileri var. Bu ballar Yusuf”un arılarına ait.

Yusuf kardeşimiz, zevk ile balları istif ediyor. Görüntüler süper.

 

İş yarı oldu, fakat bir taraftan yoruluyoruz, bir taraftan acıkmaya başladık ama yemek molası verirsek bu iş bitmezdi, çok az bir ara öğün yapıp Yusuf’un kardesinin arılarına geçtik, hala arıların sahibi piyasada yok.

Aldığımız balları kasalayıp ayırdık, son demlerde yusuf’un kardesi Selim arılığa geldi. Eniştesine akıl veriyor, arıcılık yapacaksan benim gibi yap, bak hangi kovanlar benim bilmiyorum bile, ballarım ayrılmış, işi yusufa bırak gerisine karışma diyor::))

Boşluklarda gözümüz bir şeylere takılıyor, balıklardan acayip ızgara olur filan diye içimden geçiriyorum::)

Bir tanesi bir kişiyi tam doyurur be.

İlerleyen zaman içinde Yusuf’un babası Ahmet amca geldi. Ahmet amca şekersiz çay içiyormuş, kendisine bunun aslı varmı dedi, hayatımda bir şekersiz çay içmeyi beceremedim dedi. Şakersiz çay içiyormuşun dedim, bal varken niye şeker koyayım dedi::))

Yazlık tam doğa çiftliği, tavuklar horozlar, hindiler, ördekler, sadece  at eksik sanki. Birkaç çeşit köpek vardı.

Pekin ördekleri.

Hasadın en üzücü bölümü ise enişte Namık arılarında yaşandı. Baharın 5 kovan arı almışlar, alındıklarında zaten 10 çıta ful arıydılar. Arılar 3 kata çıkmış, bal hasadına başladık, kovanı açıyorum çıtalar sırlı gözüküyor. Çıtayı çektim incecik bir sırlı bal kemeri var altı boş. Hemen öbür çıtayı çektim gene aynısı, derken öbür kovanlardada durum aynı, üç kasa bal alındı tolamda 15 kilo bal ancak çıkar. Namık o gün yıkıldı, aldığımız bal kasalarını  depoya taşımadı arılıkta kalmışlar, bu gün Yusuf ile görüştüm, ballar orada kalmış, iki kasayı arılar yagmalamış, kalan diğer kasada 5 kilo bal ancak var diyordu Yusuf  Şimşak. Aynı arılık genelde aynı güçteki arıların topladığı bal acayip farklı, 5 kovan arılıktaki diğer kovanlardan birisininki kadar bal toplayamış. Arılar saldırgan ve çok geç kldığımız için en altlara giremedim, girsen ne olacak en fazla 4 ballı çıta ancak alınır genede rekolte çok düşük. Selim ise felaket kafa yapıyor, eniştesi Namık’ı tam çökertti.

Birde demezmi iyiki eniştenin balları sona kalmış, yoksa bunu akşama kadar nasıl çalıştıracaktınız?

Geçmişte Namık ağaçlardan oğul topluyordu. Namık ise bahardan bu tarafa arılara yaptıklarını anlatıyor, Selim arka taraftan bu örgüt itirafçısı gibi diye dalga geçiyor. Namık daha çok yol katetmesi lazım. İki ayda arıcı oldum sanyordu.

http://ysimsak.blogspot.com/2012/05/50-kzlar-ataga-kalkms-bir-koloni-beni.html

Ne oldugu belli olmayan ırk arıyla çalışan arıcının feryadı, hepimizi üzdü. Arka planda yYusuf çalışmayana bal yok ……..

http://www.dailymotion.com/video/xtgwkr_yrky-belli-olmayan-arylar-ve-husran_animals

İzleyin::))

Namık üzgün ve teselli etmemiz uzun zaman aldı, bu arada ızgara faslı başladı ve sofranın kurulmasını bekliyoruz. Yusuf, ızgara konusundada 10 numara.

Yemege geçildi, ızgara tabaklarını en çok çalışanlar olarak ben ve oğlum Enes Emin  önümüze aldık. Kimse elini uzatamadı::))

Güzel bir gün ve bal hasadı oldu. İşlerin tamamını bitiremedik, Ahmet amcanın balların bir kısmı ertesi güne kaldı. Yemeklerimizi yedik, yapılacak bizlik iş yok, siz hoşçakalın dedik.Birde sır almaya kalırsak burada sabahlarız diye, kirişi kırdık::))

Selim eniştesine hala takılıyor, üzülme bensana iki çıta bal verecem diye::))

Gerçekten çok enterasan oldu, 5 kovan arıdan şu resimdeki gibi bir tane çıta çıkmamasına ben bile acayip üzüldüm. Bir ara Namık balları kasaya koyarken diyorki, bu çıtada 100 gr bal yok, bu çıtaları niye alıyorsun, ne yapayım dedim arıların bunu yapmış.

Yusuf ne bulursa bize ikram etmeye başladı. Bizim pinti bir hocamız var, inşallah bu resimleri görüp utanır, her neyse. Görgüsüzlük olmasın diye elmaların ve aldığımız fındıkların resimlerini çekmedim.

Evimize geldik bir ara burnuma kestane balı kokusu gelmeye başladı, bir gittimki ne göreyim. Enes Çıta balı doğramış. Buna benze bir çıta vardı, geçenlerde müdürümüzde petekli bal istedi, bende evdekini vermek zorunda kalmıştım. Balın başına bir şey gelmesin diye, Enes Emin bala dask sigortası yapmış::))

Bal görünüşü benbeyaz gibiydi tadına baktım gayet acı, bu sene kestaneden güçlü arılar güzel bal çekmişler.

Bu hafta sonunun hasadı, bal hadadı gibi güzel geçti, bal, fındık, elma, karpuz ve gelecek senenin tohumluk salatalığı bile yılın envanterine girdi::))

Yusuf Şimşak ve ailesine sonsuz teşekür ediyoruz, nice böyle bereketli bal hasatlarına.

 

Allah bereket versin, kısa günün getirisi, oldukça iyiydi::))


Etiketler: , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi, Bal hasadı | Yorum Yok »

ARICILIKTA EN ZOR DÖNEM, POLEN GELMİYOR

Ekleyen, Ali Türk on 19 Ağustos 2012 – 09:21 -


Bu yazıyı bayram sabahı kaleme alıyorum. Bayram namazından gelindi çocuklarla bayramlaştık. Niğde de bulunan annemi arayıp bayramını kutladım. Ailenin en büyügü benim ve evden ayrılamıyorum, telefon trafikleri var gelecek olanları beklemekteyim, beklerken birşeyler karalayalım dedik::))

Herkesin Ramazan bayramını en içten dileklerimle kutluyorum. Nice bayramlara dileklerimle.

Arıcılık kelimesinin içinde o kadar çok şey gizlidir ki, sadece arıcılık dediğinizde karşınızdaki arılarınızı ve balı aklına getirir.

Aslında kapsam çok büyük, arıcılıkta, başta bal, polen, arı sütü, propolist, arı zehiri, bal mumu, bunlar arıcılıkta üretilen ürünler sınıfına giriyor.

Gene arıcılıkta ana arı üretimi ayrı bir dal, bunun içinde saf veya hibrit damızlık üretimi ise ap ayrı bir dal, gene bunlara bağlı olan suni tohumla ise damızlık üretimlerinin olmazsa olmazlarından. Bu bölümün içinde ise erkek arı üretimi işin gene olmazsa olmazlarından. Arıcılığın birçok kolu ayrı ayrı yapılırken biz bir çok konuyu birlikte götürüyoruz. Arıcılıkta çekirdekten gelmek ve sahada olmakla, akademisyenlik arasında uçurumlar vardır, akademisyenlerimiz sahaya inmedikçe bu konuda ilerleme olmayacak ben bunu görüyorum.

Çevreye etkiniz, polenizasyon denilen bitkilerin tohumlanıp meyveye durması ise ülke ekonomisine çok büyük katkı sağlıyor, henüz tam manasıyla bunun boyutları hesaplanamıyor.

Arıcı ise farkında olmadan yukarıdaki üretimlere dahil oluyor, en önemlisi ise arıcı üreticidir, doğa dostudur.

Resimde Enes Emin niye şaşkın şaşkın gülüyor, biz bunu biliyoruz ama siz bilmiyorsunuz.

Geçtiğimiz hafta yapılan uygulamada tohumlama cihazının başına geçip ilk uygulamaya imza atmıştı. İş bitimi kanat kesmeye gitti, ne yazık ki uygulama gören ana arı kanatsızdı, nasılsa ölecek, ben bunu avantaja çevirmeyi düşünmüştüm kafesleyip günü geldiğinde tohumlama soktuk. Birazda kel başta berberlik öğrenmek gibi oldu ama olsun.

Enes Emin bir unutulmaza imza attı, varroa mağduru bir kanatsız ana arıya uygulama yaptı ve bu ilk uygulamasıydı::))

Hem ilk uygulamada sağlam ana arı riske etmek istemiyordum, sonuç süper….

12/08/2012 Günü uygulamadan çıkan ana arı, 18/08/2012 günü yapılan kontrolde yumurtaya başladığı görüldü, belki,de bu dünyada bir ilktir::)))

Bizde sıra numarasını taktık gitti, evet kanatsız engelli bir saf ana arı, bakalım neler yapacak sürekli gözetim altında tutacağım. Bazen sapa sağlam ana arıyı işçiler değiştirmeye kalkarlar bakarsınız 4-5 çıta yavrusu var ama işçiler bir eksiklik bulup ana arıyı değiştirirler bunun eksikliğini fark edecekler mi çok acayip merak ediyorum. Bu olay tam bomba bir haber aslında::))

Eşek arı mücadelesine devam ediliyor, hem tuzak hemde safari şeklinde::))

Yapmış olduğum tuzaklar boş kaldı diye üzülüyordum, tazecik meyveleri yemediler, çürüdükten sonra ziyaretçi alındı, iyi ki tuzaklar işe yaramıyor diye sökmemişim. Bayramdan sonra tuzak sayısı artırılacak, ne kadar çok tuzak kurarsak o kadar fazla müşteri olacak demektir.

Zaim abilerin yöneticisi Raşit abim, sağ olsun arife günü bizi arılıkta ziyaret etti, bir kolide villa yumurtası getirmiş, buna ayrıca acayip memnun oldum::))

Raşit abi şu an eşek arısı mücadelesi yapıyor. Safari bu işte.

Ellen çok ıska geçiliyor, gene kaçırdı. Gidip kepçeyi getirdim, ben gölgeden çıkmıyorum güneş yakıyor.

Eşek arısı kepçeyle çok kolay yakalanıyor, ıska çok zor.

Raşit beye iki kovan arı vermiştik, iki kova daha almaya gelmiş verirmisiniz ne demek abim, bize senin gibi tereyağlı müşteri lazım zaten::))

Hele şu bayram bir geçsin, bu günlerde elimiz kolumuz kalkmaz oldu dedik.

Ramazan dolayısı ile Raşit abinin bahçede henüz bir şey yiyemedim, bayram sonu o işi halledeceğiz.

Arıcılıkta erkek üretimi bazı dönemler çok zor, arılıkta 5 adet dölsüz yumurta atan ana arı olmasına rağmen polen gelmeyince atılan yumurtalar çatlamadan yok edildiğini fark ettim. Polen olmayınca erkek işi felaket zor oluyor, pürenler tek tük açmaya başladı, bir haftaya kadar polen gelmeye başlar inşallah.

Erkek üretimi yapan kolonilere kapalı yavru takviyesi yanında bol miktarda kek ikramı yapıldı, aman devam edin diye.Bu resimler arife günü çekildi. Doğmaya devam eden erkek arılar.

Damızlık her işin başı.

Zaim abinin gurk 10 yumurtayla yattı, 10 civcivle kalktı::)

Benim tanıdığım biri var, yaz kış tavukları gurk olup yatarlar, üç tavuk 1 senede bir civciv çıkarttı, tavuklar iç savaş çıkartmış, bir civcivi paylaşamıyor::)))

Düşünsenize, bir civciv, üç anne tavuk::))

Mutlu tavuk ve civcivleri

Bayramınız mübarek ola, nice bayramlara sağlık ve mutluluk ile ulaşmanız dileklerimle.


Etiketler: , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »

TEMMUZ AYINDA ARICILIK

Ekleyen, Ali Türk on 13 Temmuz 2012 – 09:03 -

Ay çiçek.

2 Temmuz 2012 günü Trakyaya arılarımızı indirmiştik. 7 Temmuz 2012 ilk kontrölleri yaptık yani 5 gün sonrası, sıradan tün koloniler açıldı, durumlara göre bazı kolonilere ikinci ballıkları koyduk. Bu kolonide 4 çıtayabal çekilmişti.

 

Bir başka koloni kontrölü. Güzel bal akımı olmuş.

 

Çıtalar taze nektar dolu, çıtayı biraz yatırdığınızda nektar yerlere akıyor.

Zaim abi benim arıma ikinci katı atmadınız diye bize kızdı, bende böyle arıcılık yaparım diye münübüse çekildi::))

Birde böyle arıcılık yapmaya ne var demez mi?

 

İlhami abinin kovanlardayız, yüz ifadesinden genel durumlara sevindiğini görebilirsinşiz, mutlu bir arıcı potresi. Kani beyde bu kontröller sırasında yanımızdan ayrılmadı, arılığa gelirken bende arabamı getireyim belki ayrılırım demişti, arılar saldırmayınca iş bitiminde tarladan birlikte ayrıldık. Hatta bir ara dedim şu maskeyle görüntüleri bozma::))

Kovanları sıradan açıp gerekli işlemleri yaptık.

Yerimiz çok güzel, çok yakınımızda bir çeşme var, gene yakınımızdan dere geçiyor. Kani beyin arıları sögüt geölgesinde.

Arıcılıkta nektar kaynaklarına zamanında güçlü arılar ile gitmk çok önemli. 10 Gün sonra aynı yere istediğiniz kadar güçlü koloni götürün sinek avlarsınız. Sağımdan çıkmış kolonileri çiçekler açarken oraya yetiştirdik ve anlattığımız olayın ne kadar doğru oldugu 5 günlük çalışmadan belli.

İşleri bitirdik, hava sıcak sögüt gölgesinde koyu sohbet başladı.

 

İşler bitince Zaim abide aramıza katıldı, evet böyle arıcılığa ne var dimi::))

Uzun bir aradan sonra şort ile bakım yaptım, bu görüntüler herkesi bitirdi diyebilirm::))

Diğer arıcıları şort ile degilde maskesiz hasat ve bakım yaparken görmek istiyoruz::))

Çok pis gaz veririm, yiyen varsa buyursun……..

Ay çiçekten nektar ve polen toplayan, kanatları parçalanmış işçi arı.

 

Civarımızda açmadık ay çiçekler var. Ayrıca kani bey kavun ve karpuz tarlaları olduğunu söyledi, bu çok önemli, polen kaynagımız hiç kesilmeyecek.

İlhami abi, iş bitimi körüğü söndürmek için su arıyor. Arıcılar bu işe çok dikkat ederler, yoksa yangınlarda kolonileride yanar.

Zaim abi gene espirisini patlattı. Kani beye hukuk işlerin filan olursa yardımcı olrum dedi, Kani abide anlayamadı espiriyi, açıklama getirdi, yeniden evlenmek filan icap edersen, hallederiz::))

Sohbetin koyu yerinde gelen telefon, Muhteşem kalfadan abi geç kalmayın, mangalı yaktım. Hemen lafa girdim dedimki lafın harmanı olmaz kalkalım. Kuru kuruya laf karın doyurmuyor.

Güzel bir gündü, kolonilerdeki mutluluk arıcıların mutlu olmasını sağladı. Allah tüm arıcıları mutlu arıcılar etsin, mutsuz arıcı görmek beni acayip üzüyor, bunun için hep dua ederim, Allah ne virirse hayırlısını virdsin diye……….

İnşallah bu durumların bal hasatlarınıda görürüz, hep birtlikte.


Etiketler: , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi, gezginci arıcılık | Yorum Yok »
Forum