ARICILIK VE YOĞUN GÜNLER BANA GÖRE BAŞLADI
Ekleyen, Ali Türk on 15 Nisan 2012 – 22:13 -
Aydın Söke dönüşü getirmiş olduğumuz arıları istediğim yere indiremedim. Zaten hafta başı yağış vardı, biz İzmir’de iken yağdı, Aydında iken yağdı, aynı yağış Gebze’yede yağmış. Gece saat 2 gibi arıları Enes’in arılığa indirmek için gittim, tali yolu inip inceledim, girmek imkansız geri döndüm, geçen seneki püren yerine indirip, sonra taşıyayım diye karar verdim, bir yeri defalarca denememe rağmen geçemedik. Bereket genede batmadık. En son yola yakın bir boşluğa indirip arıları açıp sabaha karşı evime varabildim. Arıları indirdiğim yerin hemen dibinde evler ve seralar var, bir sıkıntı çıkmasın diye acayip tedirgin oldum. Muhtarı aradım durum böyle böyle diye, dedi akşama traktörle gelip alırım. Ben gündüz bir kolaçan ettim arılar hemen polen çekmeye başlamışlardı.
Sera ve evlerin yanına indirilmiş ruşet kovanlar.
Her taraf çamur ve su. Akşam sağ olsun muhtarımız traktörle alıp bizi yeni yerimize taşıdı.
Ertesi gün tüm ruşetleri açıp içlerinden birer devşirme koloni için çıta çekiyorum. Bir ruşette acayip arı kırılmış, nedenini anlayamadım, hemen diğer ruşetleri sıradan bir gezdim, bir ruşet önünde biraz arı ölüsü gördüm, sırayı bırakıp o ruşeti açtım. Bir avuç filanda içeride ölen olmuş, başka sorunlu ruşet yoktu. Her ruşete yemlik koyup, şurup verdim.
Devşirme koloniler oluştururken genelde tamamen kaplı yavruları seçtim, çünkü bu koloniler larva transferinde kullanılacaklar.
Böyle çıtalarla 9 çıtalık koloniler oluşturdum, yeni doğan arılar bu koloniye sığması imkansız, 9 kapalı yavrulu bir koloni, yavrular doğduğunda en az 30 çıta eder::)
Devşirme kolonilerde hemen beslenmeye alındı. Bu arada hava sürekli yağmakta. Bir hafta izin aldık, yağışlar sayesinde doğru dürüst iş yapamadım desem yeridir.
Janter ekipmanlarını taban parçasını zımba ile çıtaya tutturmak daha kolaydır.
Geçenlerde İzmir taraflarında birisinin janter ekipman çıtasını gördüm, ne tırmalamış be::))
Her köşeye bir çivi ve çiviyi katla, birde zorladın mı, memeler çividen çıkabiliyor::))
Havalar musade etmese de bu gün larva tarnsferi başlattım. Almış olduğumuz arıların her bir çıtası bir koloni olacak. Yaklaşık 200 parçaya bölünecekler. Enes Emin arı üretici olacak. Yani arı üretim çiftliği. Ben bundan sonra başka işlere bakacağım, işsiz kalanlara filan iş temini gibi::))
Özel işler yani…
Tecrübelerimizi herkesle paylaştığımız gibi, oğluma da öğretmeye başladım.
Ana arı üretimi yapılan meme çıtalarının yanakları 2 veya 2,5 cm indirilmeli. Bunu katılmış olduğumuz ana arı kursunda öğrendik. Bana göre daha az salkım olur, fakat bunu kesinlikle uygulayın dediklerine göre böylesi daha iyi demek ki.
Beş devşirme koloni oluşturulmuştu, soğuk ve yağmur olamasına rağmen işlem tamamlandı, bir memeyi yolda düşürmüşüz dönüşte buldum. Yağışlardan dolayı Enes Eminin arılığına araba ile çıkamıyoruz, en az 500 metre tabanvayla devam::))
Ana arı memelerinin tutturulduğu çıtaların yanak bölümleri inceltim.
Arılık şimdilik böyle sağa ve sola bu arılık dahada büyüyecek inşallah. Önümüzde bölmeleri yapabilmek için 10 gün var. Havalar yağmasa ve ısı yüksek olsa hemen parçalayacağım fakat yağış var, soğuk var, mecburen memelerin 10 günlük olmasını beklemekten başka çare gözükmüyor.
Arılıkta alan sorunumuz olmayacak, şu an sadece hava muhalefeti sorunu var::))
Etiketler: ana arı meme çıtası, ana arı memeleri, arılık, devşirme koloni, janter ekipmanları
ana arı üretimi ve teknikleri, Anaarı üretme teknikleri, Arıcılık Bilgi Merkezi, devşirme koloni, janter ekipmanları | Yorum Yok »
ARI ALIMI AYDIN SÖKE’DEYİZ
Ekleyen, Ali Türk on 14 Nisan 2012 – 07:11 -
Aydın Söke, ilk defa gidiyorum. Orada hiç yüz yüze tanıdığım yoktu. Didim’li Erkin bey Söke’de Ali Kılıç diye birisinin telefonunu vermişti, Ali beyle bir kaç kez görüştük, ben zaten fazla arı almayacaktım, senin işi her türlü ayarlarız diyordu. Biz İzmir’de iken yağmur devam ediyordu, Aydın yolu boyuncada devam etti. Söke girişinde Ali beyi aradım bekle geliyorum dedi,biraz sonra beni alıp arı malzemeleri satan iş yerine geçtik.
Çok yağış oldu, benim arılığa girmeniz imkansız, başka bir yerden işinizi halledeyim diye birisini aradı, Hüseyin yardımcı kısa süre sonra yanımızdaydı.
Ufak bir pazarlık ettik ama öylesine pazarlıktı, zaten ben bu gibi durumlarda diretmem, Egedeki insanların çoğu gariban zaten.
Arılığa gidip bir kaç kovandan çıta çektim, yavru durumları ve kolonilerde yavru çürüğü var mı onlara dikkat ettim, arılara çok iyi bakılmış. Hatta kapalı erkekleri bile kontroller sırasında kesen birisi Hüseyin bey.
Tekrar ilçeye gelip yemek yedik ve ilçe tarıma gidip durumu bildirdik. Aranızda bir satış sözleşmesi yapın dediler hemen kağıt kalen verdiler, sözleşmeyi yaptık. Hayvan sev belgemizi aldık, bu arada menşey belgesi kalkmış.
İlçe tarımda bize yardımcı olan veteriner hekim Hasan Şahin bey.
Arılığa gidip aktarımı bitirdik mi yola çıkılacak. Tarih 10/04/2012 günlerden salı, sallandık::))
Ruşetlere çuval çakıyoruz, bu konularda en ideal alet el zımbası. Çuval zımbalama işi bitti, ve aktarıma geçtik. Aktardığımız kovanlarda ana arıyı bulmamız gerekiyor. Sadece yavrulu çıtaları seçiyoruz, ana arı bulundu mu iş kolay. Bir bulut geldi, derken yağmur gene başladı, şimdi açar azalacak derken iyice hızlanan bir yağmura yakalandık. O esnada telefon geldi, Ali bey ben geldim, Erkin Ilguzer. Dedim abi ben sana gelene kadar vakit harcarız bekle işi dağıtmayalım filan desek te arılık ta çalışılacak durum kalmadı. İş ertesi güne kaldı, gene Söke’ye geri döndük. Misafirimiz, Ali Kılıç beyin işyerinde bizi bekliyor. Hüseyin abiyi dişçiye bırakıp, doğru Ali beyin dükkana daldık.
Aktarım sırasında çekmiş olduğum işaretlerden birisi, bu kovana müdahale gerekli imiş, yeşil ot varsa bu anlamı taşıyor da,ertesi gün ot yeşil kalır mı bilinmez::))
Erken beyle ilk defa yüz yüze tanışıyoruz, yapmış olduğumuz alış verişe de kendisi sebep oldu. Facedeki resimlerde nasılsa öyle birisi, oradan buradan derken bana balık yeme sözü vermişti, hadi filan diyor.
Çaylarımızı bitirip, balıkçıya geçildi. Soldaki Ali Kılıç, ortadaki Erkin Ilguzer.
Balık olarak çupra’yı seçtik. Siparişler verildi, sohbete başladık, hastaneden bir telkefon geldi, Erkin benim gitmem gerekiyor, kusura bakmayın dedi::((
Çok acayip bir durum.
Balıkları oğlumla yedik. artık bunun üstüne ne yazılabilir ki.
Bu arada Hüseyin abi beni arıyor, yemek hazır eve gelin, dedim abi biz yedik,o zaman eve çıkalım dinlenin.
Eve çıktık, çay kahve derken, evde internette varmış, ben sokmayan arılardan bahsediyorum, Hüseyin abinin hanımı Menekşe hanım, yav sokmayan arı olur mu diye tutturdu. Ben bizim videoları aileye izlettim, herkesin ağzı açık kaldı, diyorlar ki böyle arıcılık yapmaya ne var::))
Bu arada Aydın ve yöresinde çok arı hırsızlığı oluyormuş, herkes tedirgin ve gece bile kovanların olduğu yerleri kolaçan edip geliyorlar.
Çarşamba sabah kalktık, kahvaltı filan derken hava bir türlü ısınmıyor vakit geçiriyorum. Pazar yeri çok güzel, burası Söke pazarı, çarşamba günleri Söke de pazar kuruluyor. Kapalı bir mekan. Gebze’de böyle bir yer düşünülüyor, hal gibi devamlı açık olacak, zaten bir kaç ay sonra sokaklara kurulan pazarlar kaldırılacak gibi gözüküyor, Avrupa uyum yasaları gereğince.
Pazarda bir şey dikkatimi çekti, bizim bölgede böyle bir şey yok. Bu nedir dedim, sarmaşık mış, haşlayıp kavurup yeniliyormuş. Üç demek sarmaşık 5 liraya. Hatta şimdi ucuzlamış, daha önceleri bir demeti, 5 liraya dediler, yav bir avuç ot sonuçta::))
Bayağı büyük bir pazar. Ne kadar büyük olsa da zaman geçirmeye çalıştınız mı, zaman geçmiyor. Bu esnada saat 10 filan oldu, Hüseyin abiler kahvede, bende gittim artık arılığa geçelim.
Saat 11 filan ama hava hala nazlı ve esinti var. Yeniden körüğü yakıp aktarıma başlayacağız. Eğe yöresindeki arıcılar ailecek arıdan anlar, yani arıcıdırlar.
Yaklaşık bu arılık ta 130 arı varmış, ben 34 ruşet götürmüştüm. Yaklaşık olarak 20 10 çıtalı kovanı alabilecek kapasitemiz vardı.
9-10 Çıtalık kolonilerden 6 çıta alıp, diğer koloniye geçildi.
Hüseyin abi ben bu kış bu arılara 21 çuval şeker verdim dedi. Bu şekilde bir bakım ile 2 kayıp vermiş. Çamda balında yan yana olduğu arkadaşının 250 kovan arıdan bir tane arı kalmamış, şu an arı arıyor dedi. Bakın ayını yerde iki sonuç, birisinde hiç arı kalmıyor birisi iki kovan kaybıyla baharı buluyor, arı cinside aynı. Neymiş arılara bilinçli bakmak gibisi yok. Arılara kek niçin verilir hala çözemeyen bir milletiz.
Zamanında yapılanları yaparsanız kışın ve baharında arınıza bir şey vermenize gerek kalmıyor, Mehmet Yüksel yaptıklarını paylaşıyor, son baharda bakımı yaptı, baharda bir tırmalarken üçüncü katları verdi, yakında bal hasadı yapacak, biz hala nelerle uğraşıyoruz.
Bu resim çok özel::)) Arı sırlı bal kemerini çözmeyip, etrafını dolaşarak, bala yavru kemeri yapmış. Aktarımda dikkatimi çekti hemen resimledim, ben 20-25 senelik arıcıyım, böyle çıta ilk defa gördüm.
Kapalı yavruların, doğduktan sonrası kapladığı alan sıcağa göre değişsede en az üç çıtayı sararlar.
Kapalı yavrular en fazla 10 günde doğarlar ve ben acilen bunları bölmem gerekiyor.
Arılık düne oranla daha gergindi. Maskeniz var, ayaklardan sokuyor, ayakları hallediyorsunuz ellerinizden sokuyor, eldiven giyiniyorsunuz, bu seferde maskenin yapıştığı yerlerden sokuyor. Bu arılar bir ay içinde Anadolu arısına dönüşecek, hepside mum gibi olacaklar::)))
Anadolu arısı sakin, bal verimi yüksek, hastalıklara dayanıklı ve oğul vermeyen, hızlı gelişen arıya deniliyor artıkın. Bizlere de bu yakışır.
Saldırgan arılarla çalışmak gerçekten ızdırab verici, en son arılıktan ayrıldıktan 250 metre ötede maskeleri çıkarabildik. Ben arabayla yola çıktım, diğerleri yürüyerek geldiler ki, peşlerindekiler geri dönsün.
Enes Emin ve kot pantolonundaki görünen iğneler.
Arılıkta çalışmanın bir kısmına böyle devam edebildim. Ben arı saldırsa da eldivenle çalışamazdım, çalıştım ama gelin bana sorun. Birşey tutamıyorsun, çivi çakılacak, zımbayı tutamıyorsun, çuvalı gerdiremiyorsun….
Hazırladığımız ruşet kovanları yol kenarına aldık. Bu arada dağ taş zeytinlik. Arabanın arka tarafında bir kaç sene oluşturulmuş bir zeytinlik görüyorsunuz.
Arıları yüklemeye başlıyoruz.
İki sıra yaptık, üst sırayı aldığım kolon şeklindeki ip ile sıkıştırıp uçlarını hem çaktım, hemde zımbalayarak tutturdum. Sağa sola kaymaması içinde yan taraflara dayanan parçaları ruşetlere çaktım.
Arılıkta işlerimizi bitirip Söke’ye indik. Hüseyin abi ve eşi Menekşe hanımla vedalaştık, Allah razı olsun, bizi çok iyi ağırladılar. Daha sonra biz Ali Kılıç beyle vedelaştık, biraz malzeme ve gelmişken zeytin yağı aldık. Haber içinde fazla bahsedemedim, Egede gözünüzün alabildiğine zeytinlikler var, bir çoğu yeni oluşturuluyor. Ali bey bizi gene çıkışa kadar götürüp yolcu etti. İlk defa görüştük yapmış olduğu iyilikleri unutmayacağım. Allah hepisini razı olduğu kullarından eylesin, başka ne denir.
Gelelim başımıza gelenlere. İzmir’e gidiş yönünde 2400 ceza yazıldı. Bir yanlış yorumlama var zannediyorum, K belgesi istediler dedim yok. Olması lazım yoksa yük taşıyamazsın. Bu yük değil, kendi kovanlarım dedimsede ben ne olduğunu anlayana kadar yazmışlardı bile sanki yangından mal kaçıran vardı.
Dönüş yolunda aynı olay Balıkesir ağırlık kontrölünde tekrar etti. Taşıdığın yükün irsaliyesi yok diyorlar. Arılar benim ve nakil belgem var dedimsede karşı taraf, bu ticari bir maldır, bir kovandan yılda kaç para kazanıyorsun hesap yapmaya başladı.
Yani sizçiftçisiniz tohumu kendi arabanıza koydunuz, tarlaya ekmeye gidiyorsunuz, bu vatandaşa yakalandı iseniz yandınız, tohumun verimini ve bir kaç yıl ötesini hesaplar ise trilyoncukları nız olur ve aynen cezayı hak ettiniz demektir.
Yada tarladan saman getiriyorsunuz, bunun irsaliyesini göstermelisiniz.
bana irsaliyem yoktur diye bir kağıt imzalatacaklardı imzalamadım.
Gidiş ve dönüşte 4800 lira tarafıma ceza yazıldı, bakalım sonun nasıl olacak. “Sizin şer bildiklerinizde hayır, hayır bildiklerinizde şer vardı”, diye bir ayet vardır, şu an olay şer gibi duruyor….
Bunlarda benim belgelerim ve arıcı kimliğimide vermeme rağmen, memurlar kendilerine göre olaylara bakıp, yanlış yorum yaptılar diye düşünüyorum. bu belgeler şu an çok önemli.
Kendi arabamızla kendi işimizi yapmayacaksak o zaman niye araba alıp, diğer arabaların iki katı vergi ödeyeyim ki.
İlçe tarıma gittiğimizde kendi aranızda bir söleşme yapın dediler, yaptık.
Arıların satıldığı ve sevk edildiğine dair ilçe tarım tarafından verilen belğe.
Buda aracımızın dezenfeksiyon belgesi.
Çölde kutup ayısı misaline döndü bizim iş::)))
Allah ne virirse hayırlısını virsin.
Etiketler: arı aktarımı, arı alımı, arı nakil belgeleri, arıcı hüseyin yardımcı, kapalı yavru, saldırgan arılar, söke pazarı.
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »
ARICI GEZİLERİ
Ekleyen, Ali Türk on 13 Nisan 2012 – 09:05 -
Bu sene bahar gelmek bilmiyor, hala bir sıcak bir soğuk dalgalanmaya devam. Oğlum Enes Emin için arılık kuruyoruz, bu yılki performansını çok merak ediyorum. İnşallah başarılı olacak, öbür seçeneği düşünmek bile istemiyorum, yoksa tüm işler başıma kalır.
Bölmeler için arı lazım ve Egeye açılıyoruz.
Yolumuzun üstünde eski hacı, sofi amcam, Halil Şekerci’yi ziyaret ettik. Kendisi şu an inşaat işlerine girmiş, binalar yapıyor, sağlık durumu konusunda doktoru arayıp, sen nasıl doktorsun, burada kalbinden sorunu olan bir hastanı arayıp sormaz mısın dedi::))
Yola devam ediyoruz. Bu esnada yağmur hiç durmuyor.
İzmir’deyiz. Oktay bey bizi çoktan beri davet ediyordu, bir türlü gidemedik, nasip bu güneymiş. Bu arada yağmuru İzmir’e götürdük. Oktay beyin arılık, geçtiğimiz sezon bu arılık ta sabit olduğu halde 3 bal hasadı yapıldı.
Gezdiğimiz yerlerde hep dikkat ettim başka arılıklar da katlı arılık yoktu. Maşallah Oktay bey işi öğrenmiş durumda, bu arıyı kullanamayanlar iyi baksınlar. Resimde Oktay’a yardımcı olan komşu arıcı. Arılara bakarken etrafı kesememişim, kafayı bir kaldırdım her taraf mandalina.
Hemen mandalinalara dalış yaptık, engel olanlar oldu ama nafile.
Biraz dağıl sak ta hedef isabet aldı::)) Yani işlem tamam, mandalinaların biraz suyu çekilmeye başlamış ama sanki bal gibiler di. Yiyen yok, bunlar yenmez mi? yav….
Disiplinli bir arıcı, her şey dört dörtlük diyebilirim. Bizim ilk sanal öğrencilerimizden, her geçen gün yükselmeye devam ediyor, bu bizim kalfa gibi, ikide bir kazan kaldırıp ustalık belgesi filanda istemiyor::))
Arıcılık aslında yönetme sanatıdır. Bunu bir başka şekilde izah etmek gerekirse futbolda teknik adamlık gibi bir şey.
Dünyanın en iyi futbolcularını bir takıma toplayın, teknik adam dizilişi yanlış yapıp, forveti kaleye, kaleciyi forvete alırsa, sonuç hüsran olur.
Ülkemizde ise ne hikmetse, takım dökülüyor, her bahara tarumar olarak çıkanlar hala akıl veriyor. Akıl verenlerin kariyerini, yaptıkları belirler. Yani “ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz”
Tüm kovanların kayıtları var. Bu arada Plastik altlık ve petek yapan Ersel bizi ziyarete geldi, nasıl iş anlamadım, Erselin arşivimde resmi yok.
Ersel bana lazım olacağını bildiği iri gözlü plastik erkek arı üretim çıtası getirmiş. Birisini kendisi kovanda denemiş, o çıtayı da bana verdi, bende bu gün ana arı başlangıçlarını bozup, Gebze’deki erkek üretimi yapan katlı kovanlardan birisine bu çıtayı verdim. Çıtayı verirken resimledim,bir kaç gün sonrası da resimleyeceğim.
Pazartesi akşam Oktay beyin evindeyiz. Gece orada kalıp, ertesi gün Aydının Söke ilçesine hareket ettik.
Yağmur kesik kesik yağmaya devam ediyordu, biz Söke’ye geldik. Bir baktım tavuk ve horoz satışı yapılan bir reyon. Çeşit çeşit mutlu tavuk ve horozlarrrr.,
Bizden tavuk ve horuz kıskananlar, bu resme bakıp utanır mı? bilemem.
Etiketler: arıcı oktay
Arıcılık Bilgi Merkezi, Arıcılık gezileri | Yorum Yok »
NİSAN AYINDA ARICILIK FALİYETLERİ
Ekleyen, Ali Türk on 07 Nisan 2012 – 22:22 -
Bu sene son 30 yılın en ağır kışından çıktık, hala havalarda dengesizlikler sürüyor. Beslediğimiz kuvvetli koloniler çok rahat gelişip kat verdiklerimiz var böldüklerim var. Erkek üretimi özel işlemler için özel seçilmiş kolonilerde yetiştiriliyor. Resimdeki kapalı damızlık erkek arı çıtasında ki pupaların doğumu ağırlıklı olarak 11 nisanda başlayacak. Aynı kolonide bu gün yapılan kontrolde, yeni erkek atılmış bir başka çıta var. Enes Emin, geçenlerde gözleri kapanmıştı, ve hala tırsmadığına göre bu iş tamam::))
Tek tük yeni doğmuş erkekler var. Bu çıta arılıkta ilk atılan erkeklerdi. Erkek atılması için en az 5 çıta yavruyu geçmeniz gerekmekte, bozuk çıtalara gelişi güzel erkek atılabilir, fakat böyle ful çıtalar kuvvetli kolonilerde dolar. Hele böyle bir baharda, erkek yaptırmayı bırakın milletin arısının çoğu öldü kalanlarda bitik. Nisan ayı sonuna hazır olacak özel erkek arılarının doğmasına az kaldı. Bir kaç gün içinde, ana arısı olmayan bir bölmeye alınacak ve hiç bir zaman dışarıya biz istemedikten sonra çıkamayacaklar.
Erkek arı üretimi çok önemli. Bunun bir başka anlamı ise ana arı karakter ve özelliklerini, doğurduğu erkeklere vermekte. Renk olarak, bal verimi olarak, sakinlik olarak bir çok koloni içinden seçilmiş, erkek arı üretimi yapılan damızlıklar birisi. Yukarıdaki kapalı erkekler bu ana arıya ait.
Ruşet kovanların işi bitmek bilmiyor. Marangoz kilitlendi adım atacak yer kalmadı gibiydi ve acil yardımlar istedim. Sağ olsun İlhami abi üç gün peşi peşine yardıma geldi.
Boya işlerini İlhami abi yaptı, bir günde oğlu Gökhan’ı yolladı. İlhami abi bu iyiliğini unutmayacağım sağ olasın, ellerine sağlık.
Yapmış olduğumuz ruşetlerde standart çıta kullanacağımız zaman çıtanın basacağı kanal için lama demir düşünmüştüm. Sevgili kalfam Dr.Muhteşem bey, geçenlerde beni ziyaret etti. Ortaklık filan bir şeyler bahsetmişti, kulak arkası ettimdi. Bir şey dedi kafama yattı, niye lama kullanacaksın, alüminyum köşebent kullansana dedi, okumuş adamın hali başka::))
Bu iş güzel oldu, kanal derdi de bitti. Kendime genede kızıyorum, nasıl bunu ben düşünemedim diye::((
Ruşetlerin üç bölmesi olacak, her bölmeye bir delik ve delikleri kapatacak tahta parçacıklar monte edilecekti askıya aldım, kapatmam gerekirse sünger tıkaç yapacağım. Birde şimdi bu işle uğraşamayız.
Ana arı kutusu olduğunda zaten ona göre tasarlandı, çıtanın basacağı kanal problemimiz yok.
Trafikte öndeki motor dikkatimi çekti, makinede yanımdaydı fotoladım, motorda çift egzoz var::))
İşleri biten ruşetleri Cemil ustanın atölyeden taşımaya başladık. Bu konuda sağ olsun Zaim abi hem bize yazlığını açtı, hemde yardım ediyor::))
Ruşetleri taşırken bunlar bal dolacak dimi diye iştahlı iştahlı çalıştı, ben duymazdan geldim. İş bitimi bunlar arı dolacak dedim, sanki bozuldu gibiydi suratı. Abilerim benim, bahar geldi bala doyurağım ben seni merak etme::))
Ertesi gün ikinci postayı yazlığa taşıdım, bu hafta inşallah bu ruşetleri arılandıracağım.
Zaim abi yazlığının bir odasını gösterip, buraya malzemelerini koy demişti, oda doldu, şimdi salona geçtim. Salonu kolay kolay dolduramam, geri kalan yerleride artık kendileri kullansınlar, fazla yük olmamak lazım.
Bahçede ise durum güzel, bu arada Zaim abi kaçak kat atmış::))
Kışın ektiğimiz marullar bir türlü yürümedi, derdi sıcakmış meğer, havalar ısınınca birden coştular.
Minik serada yetiştirdiğim tere’ler. Yakında kasadan çıkartıp, toprakla buluşturmam gerekiyor.
Bu günün en iyi haberi ise uzun zamandır kafama göre bir arılık arıyordum. Yer sahibi yıllar öncesinden müşterim çıktı, Nuri beye bundan sonra ballar bizden dedim, Muhtarın yardımcısı Recai beyde bana tip tip baktı, daha balının tadına bakmak nasip olmadı dedi::((
Gerçekten ayıp oldu, geçtiğimiz sene bana çok yardımcı olmuştu, bu bundan sonrada balımızın tadına bakmayacağı anlamına gelmez ki::))
Oğlum, Enes Emin’in arı çiftliği burası olacak. Tarlanın içinde bir boş ahır var ve çok büyük. Binan hemen dibinde ise suyu hiç kesilmeyen bir kuyu var, yaz kış araçla girip çıkacağımız bir yer, böyle bir arılığım olmadı ona yanıyorum::((
Ben hacının yanına takılıp, hobi arıcılığı yapmaya devam, bu arada hacıda arıcılık belgesi aldı……
Etiketler: damızlık erkek arı
arı ruşeti, Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »






































































