ARICILIK VE EKİM AYI
Ekleyen, Ali Türk on 10 Ekim 2011 – 23:40 -Hafta arası bir arıcıyı daveti üzerine ziyaret ettim.Yaklaşık 3 ay öncesi benden 5 çıta arı almıştı, son zamanlarda kovana sarıca arılar girmeye başladı, birde kanatsız arılar varmış yerlerde. Bir gittim kovanda kat var, hayret dedim demek ki koloniye çok iyi bakmış. Katı açtım arı yok, alt kata baktım arı yok.
Bu kişi güya geçmişte arıcılıkta yapmışmış.
Benden aldığı 5 çıta arının her çıtasını ayırıp, aralara ham çıta girmiş, buda yetmiyor gibi kovana birde kat atmış ve kovana böyle bakmış. Arı iki çıtada can çekişiyordu. Demek arılar böyle gelişiyor.
Koloni o kadar çaresiz kalmış, ana arının tepesinde bile varroa bekçilik yapıyor.
Genelde tüm işçilerde varroa vardı, bazılarında ise çift varroa var.
Hemen katı aldım. Aralardan ham çıtaları alıp, bu işler yapılırken evden şurup yapmalarını istedim. arıyı sıkıştırıp şurubunu doldurup, yeniden şurup vermesini söyleyip ayrıldım. Birde acil olarak git malzemeciden ilaç al ve tarifine göre uygula dedim ve aradan bir hafta geçti hala gidip bir daha bakamadım sonucu görmek istiyorum.
Bu resimde birde kanatsız arı var, kanatlar tam değil.
Hafta sonu ormandaydık. Bu sene püren bir türlü pespembe olamadı gitti. Tam açması düzelirken hafta sonundan beri yağış devam ediyor ve havalar geceleri 7 derecelere kadar düşüyor, bazı kolonilerde hiç yavru yoktu. Soğuklar ve olumsuz şartlar analara yavruyu kestirmiş. Kuvvetli kolonilerde katlara bal geliyor, zayıf koloniler ise tırmalıyor, bir kaç koloniye ballı çıta takviyesi geçildi. Bu sene püren her senekinden berbat oldu şimdiye kadarki sürede.
Pazar günü ise elimizin altındaki ana arılarının bakımları vardı. Bu resimde gördüğünüz Gebze karniolu, saf ve yerli. Muhteşem abiyle bir ara dedikki tüm kutuları bile saf kışlatalım. Saf çok olunca istediğin yerde kışla. Bu resimde flaşlı çekim alt resimle aynı aradaki renk farkına bakın.
Saf işi bizim için artık çocuk oyuncağı denilir ya aynen öyle oldu. Mutlu sona eriştikten sonra, bu işi her yerde yapabilirsiniz. Biz ilk dönerci dükkanında bu işin temellerini atmıştık, şimdi ise arabada, piknikte, eviyin odasında, yarım saatte bir saf arı tohumlayıp kenara koyabilirim. Sperm toplandıktan sonraki uygulama süresini 5 dakika altına indirdim. Özgürlük gibisi yok, kimseye bağımlı olmadan yerli saf damızıklarımı üretiyorum::))
Bir başka Gebze yerlisi, saf….
Ana arı kutularının keklenmesini kesip, invert yükleme yapmaya başlandı. Bu sene soğuklar erken geldi sanki.
Bazı kutuların stokları çok az ve duble yol veriyoruz.
Bazı gözlerde birleştirme yapılınca, ana arıyı kafese alıyorum.Sadri abinin yapmış oldugu kafesler harika, ana arı keki bitirip anayı çıkarttığında kafesi haftalarca almasanız da bir olumsuzluk yok, çünkü çıtalar birbirine bitişik oluyor. İnvert şurup.
Bazı ruşetlere yemlik girmiyor, onlara bardakları sıralıyorum. Bardakları uzun süre burada tutarsanız delip parçalıyorlar.
Koloni gücüne göre şurup çekiyor. İki çıta arı bir saatte 1 litre şurubu çok rahat petek gözlerine depo eder.
Hafta sonu arkadaşlarımdan birisi sana paket yolladım gelmedi mi? diye aradı, dedim gelmedi. Bu gün kargoya gittim, dedim bana paket yollanmış, evet abi sana ulaşamadık, telefonun meşguldü::(
Koliyi kaldırmaya çalıştım o ne be kalkmıyor.
Kantara koydum 30 kilo üstü bir paket, sanki hediye değil, yardım paketi mübarek.
Eve getirip açtım koliyi, bu yer fıstığı imiş taze. Nasıl yenilecek onu bile bilemedik, aradık bu ne olacak diye tuzlu suda haşlanıp yenilecekmiş.
Kolide yok yok::))
Arkadaşımın kendi ürünleriymiş.
Salça, harnup pekmezi, badem, yer fıstığı, pul biber, limon, keçiboynuzu, zeytin, nohut.
Kışı kapıya koyduk:::))
memleketin her tarafından ne yiyecekler ne hediyeler aldım. Neydi bir kitap vardı, ona gire bilir miyim acep::)))
Etiketler: ana arıda varroa, arıcılık, gebze yerlisi, invert şurup, karniol, püren, yerli damızlık
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »
ARICILIK VE GEZMEK
Ekleyen, Ali Türk on 04 Ekim 2011 – 22:26 -Arıcılık ve son bahar.
Arıcılıkta son bahar artık temponun düştüğü, sezonun yavaş yavaş bittiğinin adıdır.
İşleri bitirdiniz ise artık gezebilirsiniz anlamı çıkar. Nede olsa hobi arıcısıyım::))
İstanbul’dan başlayalım bari diyoruz. Çoktan beri bu bahçe kafamda geçtiğimiz sene sıfır çekmiştim. Bu sene bari aynı duruma düşmeden meyvelere yetişmişim.
Aç karna olmaz filan dense de meyveleri bir ziyaret ettim. Hünnap süper olmuşlar.
Hindilerin senfonisi, kabarıp durdular, havanız kime erkekler.
Bahçenin maşallahı var, sanki Nuh’un gemisi. Ağaçlar yere yatıp tavuklara incir ikram ediyor.
Ağacın maşallahı var, o kadar yedik, zulaladım, hala dop doluydu maşallah, doktorum görmesin. İnşallah seneye de nasip olur, bu senelik yeter.
Kangal köpeği.Bu resmi İlhami abim çekmiş. Bir ara köpekten korkma takliti yapmıştım herkes yemiş.
Ben geçmişte koyunda gütmüştüm. Güzel köpeklerimiz vardı. Çobanın en değerli şeyi köpeğidir, hiç bir zaman köpeğine paha biçemez. Ama köpek olmalı, itle köpeği karıştırmamak gerekli.
İt iyiye de kötüye de havlar işi budur, adı üstünde, it. İtler hep dört ayaklı olmaz. Ata sözünde belirtildiği gibi it ürür, kervan yürürmüş.
Köpek ise hiç boşa havlamaz, havlamış ise mutlaka bir şey vardır.
Kangal köpekleri ise dünyaca ünlü, sürüyü kendi başlarına güdenleri bile vardır.
Meyve faslı bitiyor, ızgaralar hazır deniliyor.
Yav kim yiyecek bu kadar eti. Kalabalık olduğumuz için yer sofrası yapılıyor iki yere.
Dr.Muhteşem abim olmayınca boğazımdan yemek bile geçmedi. Yutkunup durduk, ah be abim neredesin.
Hünnap ve altın çilek.
Bu resmi evde çekmiştim. Buraya karışmış::))
Bu esnada Yusuf’a gitmeden başka bir yeri daha ziyaret etmiştim. Orada ise altın çilek yetiştiren vardı. Onlardan da vermişlerdi bunları yürütmedim::))
Bir ara bir baktım Yusuf elinde kavanoz meşur bal kazanına bal doldurmaya gitti. Bal bekleyenler varmış.
Yusuf’un kızı bağırdı arkasından bunları da doldur sabahtan beri bal bekliyorlar diye. Burada işler tıkırında, şuraya bakın, bal müşterisine bu kadar eziyet edilirmi yav. Buralarda bir yerde tezgah açmalı ama nasıl::))
Sonra çay faslına geçiliyor, semaverde çay. Sohbet o biçim.
Yusuf’un çok amaçlı havuzu, çocukların yüzmesi ve akvaryum görevi yapıyor.
Zaim abi ise keşke oltayı getirseydik diye üzülüyor. Bir yandanda bu kadar havuz, kaça patlar, neleri var hesap çıkartılıyor. Bir ara balıklardan birisinin fiyatını sordu, Yusuf’ta o balık 70-80 lira filan dedi::((
Bende içimden ne ızgarası olur filan düşünüyordum, yazık be bir balık 80 lira, yenir mi?
Geçiyoruz arılığa.
Yusuf tamamen elek teliyle kaplı raflar yapmış, örülmüş petekler için.
Şimdilik malzemelikte sorunlar var, zaman içinde hepsi halledilir.
Kovan açıp arılara bakılacak. Yusuf’un arıları bayağı bir kemer yapıp yavruyu azaltmış. Yavruyu devam ettirip kış arısı oluşturmak için arılara şu an kek verilmiş durumdaydı. Zaim abi ise sanki yılların arıcısı, yaklaş bari bir sefer soksun biraz olaylardan uzak dur. Yok illa girecek arının içine.
Gel o zaman sana kolye gibi bir poz çekilsin. Yav nazar değecek Hakim abime::))
Hayret ne yaptım sa kimseyi arılara sokturamadım, Dr.Muhteşem abim olsaydı birde tekme atardı kovana::))
Ve zaman bitti, artık ayrılma zamanı. Yusuf bu senenin ballarından hepimize hediye etti. Resim çekilirken Zaim abim 333, patates deyin, fotojenik pozlar öyle alınır diye tecrübelerini bizimle paylaştı.
Nihayet bir gezi daha bitti, yenisine Allah kerim, diyorum.
Etiketler: arıcılık, hindi., hünnap, kangal köpeği
Magazin | Yorum Yok »
ARICILIK VE EYLÜL AYINA GİRİLDİ
Ekleyen, Ali Türk on 01 Ekim 2011 – 20:13 -Bu gün 1 ekim 2011, 30 eylül günü yaklaşık ara arada olsa 24 saat süren yağmur süper oldu. Polen ve arı.
Ormandaki arılarımız püren den değilde, sarı polen çekmekteydi.
Pürende bu esnada geçte olsa yağmura doydu, bundan sonra 10-15 gün hava iyi giderse çok iyi şeyler olacak. Geceleri havalar soğusa da gündüzler güzel, bu gün 27 derece sıcaklık vardı.
Polen taşıyıp, dinlenen bir işçi arı.
Önceki yağmurlar yetersiz olduğu için püren açmaya başladı ve yanmıştı. Şimdi yağmuru yeyince acayip canlanmış durumda. Durumu bu püren gayet iyi izah etmiş oldu.
Bir çok püren açmak için artık iyi hava durumu bekleyecek. Kocayemişlerin açmasına en az bir ay var. Ormanda biraz turlayıp, son durumları gözlemledik.
Çok iyi durumda olan pürenlerde var. Haftaya püren tavan yapar.
Ormandan hakim abinin yazlığına geçiyoruz. Geçen hafta yalatmak için birer kat süzülmüş petek vermiştik, bu hafta katları indiriyoruz. Zaim abi kovanlarım katlı olsun demekte::))
Arıların şu an katlı olmasının zararlarını zorda olsa anlattım. Bu arada bazı istekleri var, burada kovan sayısı azmış, ben 50 kovana bile bakarım diyor, Allah ne verirse hayırlısını versin diyorum, başka yorum yok.
Yavru durumları iyi ve çok güzel polen gelmeye devam ediyor.
Bu arada Zaim abinin komşusu ve Gebze’nin Kadıllı köyünden Halit abide bizle birlikte. Yeni doğan bir arıyı gösteriyorum. Katları aldık ve yemek zamanı.
Semaveri ateşledik. Zaim abi yerde yanmaz diye tutturdu, içeriden güzine sobayı getirip üstüne koyduk, acayip yanıyor şimdi::))
Zaim abim sağlık kurallarına bizim kalfadan daha düşkün. Izgarada yanan bölümler kanserojen mi? neymiş, sacda köfte pişiriyor.
Güzel bir gün oldu, biraz bahçe kazdık, tırmıkladık, ekim dikim işlerine başladık, hayırlısı bakalım.
Akşam dönüşte bazı yerlere uğradık ve bir yerde eski ahşap bir ev gördük. Ormanda perişan vaziyette, kim bilir ne amaçlarla yapılıp, şimdi yok olmaya yüz tutmuş. Hayat acayip sürprizlerle dolu. Biraz sonra kimin başına ne gelecek kimse bilmiyor. Allah ne verirse hayırlısını versin.
Etiketler: polen ve arı, püren
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »
















































