ARI VE ERKEKLERİM::))

Ekleyen, Ali Türk on 17 Mart 2011 – 20:04 -

 

Arıcılık bu sene biraz geç kaldı. Geçtiğimiz sene mart ayında yeni doğmuş erkek arıları boyamıştım. Bu sene ise kovanlarımızı ilk defa 5 Mart 2011 günü açabildik.

İlk bakım videolarımı yayınladım, iki gün sonrası bir hafta süren kar yağışı vardı.

Ayın 13 de verdiğim erkek çıtası ve şuruplamaya başladığım kovanlar vardı.

Salı günü Saim Gürel ile bu çıtaya baktık, petek örülüyordu fakat yumurta yoktu.

Bu akşam mesayi bitimi bazı arılara şurup verildi, çünkü bir çok kovana erkek üretmek için geçtiğimiz pazar boş çıta girdik, bazılarına hazır erkek gözlü çıtalar verildi.

Erkek arı olmadığında baharda arı bölemiyorsunuz, anaarı üretemiyorsunuz

 

 

Boş çıtayı gireli bu gün altı gün olmuştu, akşam üzeride olsa merakla çıtayı çekip bir baktımki oh be dedim, bizimkiler yola çıkmışlar hele şükür.

Bu arada hava gündüze oranla sogudu tek tük yağmur düşüyordu.

 

 

Erkek olacak yumurtalarımız, hemen hacı abiye abi doldur bir daha dedim, helal olsun.

Bizim için erkek arılar çok önemli.

Bir sürü çalışma erkek arıda düğümleniyor.

Bunlar saf karniyol erkekleri olacaklar.

 

Çıtanın birde öbür tarafına bakıyorum, karniol f1 anaarımız burada.

Henüz bu tarafta yumurta yok ama burasını dolaşıp geri dönene kadar bu çıta ful erkek dolar, bu çıtayı alıp başka kovana kaptırdıkmı ver bir çıta daha::))

 

Bu arada suni tohumlamada kullanılacak erkek arıların üretilecegi çıta yanaklarının 45 mm olması gerektiğini Mehmet Yüksel söyledi bede hemen yanakları genişlettim.

Bu çıtada üretilen erkek arının spermi 1.2 mikron geldiği araştırmalarla belirlenmiş durumda. Normal erkeklerde tam erginlerinde 1 mikron sperm çıkıyor. Tabi bazen 10 erkekten bir mikron çıkmadıgıda oldu, arıcılıkta bu erkek işi ayrı bir sektör.

Yeni doğan erkek arılara 15 gün boyunca her gün polen ve bal şerbeti verilmesi gerekiyor.

Bu bilgilerin çogunu bilim adamı dahi olmayan Fransız arıcılardan öğreniyorum.

 

13 Mart pazar günkü kontrollerde yeni doğmuş azda olsa erkek arılara denk geldim.

Sadri Demircioğlu abimizin Bulgaristan’dan getirdigi şurupluklar.

Kanarya sulugu gibi fakat bunlara pet şişe takılıyor.

Arınızın gücüne göre 250 ml mi, 500 ml mi siz karar vereceksiniz.

 

Arıları rahatsız etmeden ve koloniyi açmadan şurup vermek için aparat. Kovan musluğundan servis yapılıyor.

 

Canlarım benim::))


Etiketler: , , , ,
Arıcılıkta bahar bakımı | 2 Yorum »

ARICILIK VE KOLONİ KONTROLÜ, İLKBAHAR

Ekleyen, Ali Türk on 05 Mart 2011 – 21:32 -

Bu gün 5 Mart 2011 hava koloni kontrolüne pek müsait olmasada, biz kontrollerimizi yapıp içimizi rahatlattık.

Bazı kolonilere poşetle şurup verildi.yaklaşık 6 çıtalık bir koloni.

Poşetle şurup en kolay şuruplama yöntemidir. Burada dikkat edilmesi gereken poşet çıtayla, örtü tahtası arasındaki boşluga yayılması gerekir. Şurup yüksek olur ise üzerine baskı yapıldıgında şurup akar ve bir işe yaramaz. Allta bu konuyla alakalı videomuz gelecektir.

Şurubun anaarı kutusuna veriliş saati 15:05, devamlı söylediğimiz ve uyğuladıgımız işlerden birisi budur. Yiyecek stogu iyi olmayan bir kutuya mudahale edildi. Biz bu kutuya alın karnınızı doyurun diye kek verseydik günlerce didinip duracaktı. Arılar keki yermi derseniz arı her dönem keki yer. Hedef kışın arıları yormayıp bahara uzun ömürlü çıkmalarını sağlamak. Başkaları yaptık oldu desinler, olayın bilimseli kış arısını yormamaktan geçiyor.

 

Saat 17:14 iki bardak şurp çekilmiş ve üçüncü bardaga geçilmiş. Neredeyse yarım litreye yakın şurup 2 saat içinde petek gözlerine çekilmiş. Hemen boşalan bardakları yeniden fulleyip anaarı kutumuzun kapagını kapattık.

Kek vermemekle acaba hatamı ettik::))

Resimlerin üzerine tıkladığınızda büyüyecektir, henüz bu sisteme tam adapte olamadım ama yakında eksiksiz yayına geçilir::))

 

Bazı kişiler poşetle şurup verdiğimizde şurup akıyor demekte, kovanda arı oldugundan emin olun, arı yoksa tabiki akacaktır.
aricilik videoları, poşetle koloniye şurup vermek.
Yükleyen Ali_Turk. – Diğer hayvan videolarına göz atın.

Çok zayıf kolonilere poşetlede şurup verilmez, böyle kolonilere pet şişetle yavru alanı civarı ve yavru karşısındaki peteklere şurup püskürtülür.

 


arıcılık videoları koloni kontrölü, bahar bakımı
Yükleyen Ali_Turk. – Komik hayvan videolarını izleyin.
Bu gün havanın güzelliğinden yararlanıp yaklaşık 15 gündür salkımda kalan arılarımızın ne durumda oldugunu görme fırsatımız oldu.

Bir başka açıdan ise bu sene ilk defa bahar bakımı için koloniler açıldı.

İlkbaharda kolonide ilk nelere bakılır, bal stogu, anaarı ve yavru durumları genel olarak kontrol edilir. Olumsuzluk varsa giderilir.
Genelde tük kolonilerde yavru var.
En çok yavru faliyeti ise eski tip klasik kovanlarda vardı.
Ayrıca eski klasik kovan tabanlarında rutubetten dolayı su birikmiş, zaten filimdede görülüyor.
Durumlar ise korktugumuz gibi degildi, kolonilerimizin bal stokları çok güzel, hatta bir alttaki koloniden üç çıta bal aldım, arı dağılmasın diye.


Aricilik videosu, baharda koloni kontrolü
Yükleyen Ali_Turk. – Diğer hayvan videolarına göz atın.

Genelde ben videolarımı kendi kendime çektiğimde daha güzel olur. Hacı abi bir türlü magazin işlerine alışamadı ama genede bir yerlere mesajlar göndermektende geri kalmadı::))

Bu koloniden 3 çıta balı alıp başka kolonilerde değerlendirdik.


Etiketler: , , , , ,
Arıcılıkta bahar bakımı | 1 Yorum »

ARICININ KENDİSİNİ GELİŞTİRMESİ

Ekleyen, Ali Türk on 04 Mart 2011 – 15:38 -

 

Dr.Muhteşem Turunç

Anaarı çiftleştirme kutu çıtası

 

Arıcının kendisini geliştirmesi, arılardan kokmamasıyla alakalıdır. Bir başka deyişle yaptıgınız işten korktuunuzda ne kadar başarılı olabilirsiniz diyede sorulabilir.

Hayvanlar ve böceklerden korkan birisinin aylarca doğayla baş başa kalıp belgesel çekmesi.

Uçaktan korkan birisinin zorla plot olması.

Yüzmeyi bilmeyen birisinin derinlere dalıp bir şeyler çıkarmasını beklemek ne kadar doğru olabilir.

Arıcılıkta biraz yukardaki örneklere benzeyebilir. Siz arıdan korktuğunuz sürece  kendinizi kasmaya devam edeceksiniz.

Resimdeki arıcı çok kısa sürede bu korkuları yenip, kısa sürede, arıcılıkta kalfalıga yükselmiştir.

Bu bir deneme yayınıydı, bakalım nasıl olacak::))

Sıcakda arı açma

Yükleyen mturunc. – Sevimli hayvan videolarını izleyin.


Etiketler: , ,
Arıcılık Eğitimi | 4 Yorum »

ARI IRKLARINI KİM KORUYACAK?

Ekleyen, admin on 16 Eylül 2009 – 11:40 -

Son günlerin modası, ırklarımızı koruyalım. Buyrun koruyun diyorum, nasıl korunacaksa yada bu işler söylem ve laflan oluyorsa buyrun, buyrun. Irklarımızı koruyalım gitsin, ne kadar kolaymış gördünüz değimli?. Türkiye’de bir sistem var, Kafkas arısının ırkı korunmaya alınmış bozulup yok olmasın diye. Birde izole bölge verilmiş Kafkas arısının başarılı olabildiği bölgeye. Gelinen nokta bozulup yok olmasın denilen Kafkas her bölgenin arısıymış gibi, her bölgeye girmeye devam ediyor diğer ırkları duman etti. Ayrıca diğer ırkları bozdu. Genel tablo bu.

Yazılıp çizilenlere bakıyorsun, bazıları bizim buranın arısı dedikleri arılar ne kadar sizin eko tipimiz, yada bizim yerli denilen arıların ne kadarı Kafkas. Benim şahsi görüşüm tüm bölgelerimizdeki arılar, artık kafkasın aşırı melezleri konumuna gelindi. Bu durum kafkasın kariyerini de düşürmekte bunu gören yok. Sıcak iklimli bir yerde kış gelemediğinden, Kafkas arısı kış moduna girip kışı beklerken kovan sönmeleri olmakta. Bir çok yerde zaten Kafkas arısını yaşatmak sorun, baharda geliştirmek sorun, bunları zaten biliyoruz. Bu paragrafı sizin arınız ne kadar yerli veya kafkasın kaç versiyon melezi diyerek noktalayayım.

Ülkemizde bilim adamlarının demesine göre 5 farklı ırk ve ırkların eko tipleri yıllarca kendi kendilerine bu ülkede yaşamlarını devam ettirdiler. Bu durum yurdumuzu arıcılıkta gen kaynağı yaptı.Yıllarca bu ırklar doğal yaşamlarını sürdürürken, gen kaynaklarımıza bir şeyler olmaya başladı. Gezginci arıcılığın başlamasıyla ırklarımız çorbaya döndü. Her bölgeye Kafkas arıları girmeye başladı. Irklarımızı koruyanlımda nasıl?

Ben arıcılıkla ilgili bilim adamlarımızla ilgili bir şeyler yazdığımda herkes rahatsız oluyor. Neden rahatsız olduklarını da anlamış değilim. Yanlış hatırlamıyorsam 45 üniversitede arıcılık bölümümüz var. Bir sürü prof, doçent, yardımcı doçent….. sıralanıyor. Bunların bu unvanları niçin aldığını uzun süre düşündüm geldiğim nokta, unvan yükseldikçe maaş artsın. Bu kadar bilim adamından ortaya hiç mi bir şey çıkmaz, çıkmıyor işte. Allah için birkaç üniversitedeki kafa dengi hocalar bir araya gelip bir şeyler yapamaz mı? Birileri çıkıp ben şu araştırmaları yaptın, kılını yününü saydım, dilini ölçtüm de demesin ben yemiyorum. Ben somut bir şeyler görmek istiyorum kuru söylemlere de karnım tok. Çalışmalarınızda hangi ırk üzerinde çalışıp saflarını elimizde tutunuz, yada hangi ırlarımızı ne kadar saflaştırdınız. Lafa geldi mi bilimcisiniz ya hani prof, doçent… gibi, işe gelinince de bilimci olduğunuzu ayrıcada unvanlarınızı bir konuşturun, çenelerinizi değil.

Bilim adamlarının madem arıcılıkla alakalı unvanları varsa. Unvanlarına uygun işleride yapmaları lazım. Yabancı eserleri çevirip, papağan gibi bunları tekrar etmenin bir anlamı yok. Bakın yabancılar kendi ülkelerinde ıslah yapıyorlar, hibritler geliştiriyorlar, çevirsenize bunu da göreyim sizi. Islah yazı tercüme etmeye benzemiyor, unvanların konuşturulmasıyla uzun çalışma emek ve birikim gerektiriyor. Bilim adamıyım diyorsanız, unvanlarınızda olduğuna göre birikiminizde vardır diye düşünmekteyim, o zaman biraz emek verin elinizi taşın altına koyun. Kuru kuruya ırklarımız mahvoldu gibi şovlar yapmayın, ırkları yok olmasının altında bilim adamları vardır. Hangi ırkımızın safları elimizde veya ne tür damızlıklar üniversitelerimizde mevcut. Bunu arıcılar yapmayacak bilimciler yapmalı.

İlginç bir haber linki. Sıradan insanlar okuduğunda aaa ne kadarda güzel işler yapmışlar denebilir.

http://www.mardintarim.gov.tr/cocuk/haberdetay.asp?id=199&kategori=HABERLER

İl tarimdaki habere bir şeyler oldu çıkmıyor. Bahsettiğim olayı bir başka yerde haber olarak buldum.
Bu linklerdede başka bir haber olarak geçildi.
http://www.kenthaber.com/guneydogu-anadolu/mardin/Haber/Genel/Normal/2-bin-ana-ari-dagitilacak-/1321b954-440f-4ded-b6e3-a50a01e4b764

Türkiye’mizin tüm bölgelerinde aynı fotoğraf ve durum mevcut.Yukarıdaki linke bir göz attığımızda ne durumda olduğumuzu da görmüş olacağız. Haberi veren kurum bir ilin il tarım yetkilileri. Bunlar cahil kişiler değiller, belli, okullar okuyup oraların müdürü veya personeli olunuyor. Haber baştan sona yanlışlarla dolu.Haberin resimleri Kafkas anaarısı ve kafesleri. Resimlerin altına yazılanlardan ise şöyle bir anlam çıkartıyor. Kafkas arısının 2000 yumurta attığını lanse ediyor. Bu imkânsız, Kafkas arısı bu kadar hızlı bir arı değil. Türkiye’deki kafkasın söz sahibi Sayın Ahmet İnci’dir. Ahmet İnci’nin anaarı üretimi kitabının 124. sayfasına bakarsanız, Kafkas arısının günlük 1100 – 1500 yumurta attığını göreceksiniz. Tarım bakanlığının istatistiklerine baktığınızda gene durum değişmeyecektir.Zaten başka istatistiklerde de 1500 den fazla yumurta attığı yok. Gelelim asıl yanlışlığa, Mardin çok sıcak bir yer, Kafkas arısıda sıcakta çalışamaz, iki bin adet kafkas anaarısı getirilmiş. Bu yanlışlığa sebep olanlar arıcılar değil, devletin resmi bir kurumu, buyurun buradan yakın. İnşallah Kafkas arısını Suudi Arabistan da çalışırken görmek hepimize nasip olur. Bu Kafkas arısını bir hacı yapmadığımız kaldı zaten. Bu haberde görüldüğü gibi ırklarımız nasıl devlet kurumlarıyla korunduğunu görmüş olduk. Ülkemiz baştan sona Kafkas arısı oldu bizim bilimciler hala ırklarınızı koruyun der. Irk mı kaldı koruyalım.

Sonuç bölümüne gelecek olur isek. Ülkemizde arıcılık unvanlı bilim adamıyım diyen kişiler şimdiye kadar görevlerini yapmamışlardır. Bunu söylerken içlerinde 25-30 yılı dolduran en yüksek unvanlılarda dahil. Hiçbir ne teknik geliştirmişler nede ıslah yapıp sadece kendi arınıza sahip çıkın diyerek kendi görevlerinden feragat edip arıcıları sorumlu gibi göstermeye çalışmışlardır. En basit teknikleri konferanslarında anlatırken bu sonuçların Amerika’dan geldiğinin üstünü çizmişlerdir.Yani her şey yabancı kaynakların tercüme edilip bize sunulmasıyla tüm işlerimizi hallettik. Bilim adamlarımıza ne kadar minnet beslesek mi göstersek mi bilemiyorum. Birde yalaka yazı yazanlar var. Çok kıymetli ve değerli hocalarımız diye. Ne yaptılar da değerli ve kıymetli oldular bunu bence tartışmak lazım. Öyle değil mi hem bir şey yapmayıp birde değerli ve kıymetli olacaksın ne kadar garip bir durum. Ülkemizdeki 5 ırk bence şu an birisi hariç yok oldu. Sadece Kafkas arısının safı var. Bu yok oluşu önleyecek olanlarda bilim adamlarıydı, sağ olsunlar değerli ve kıymetli hocalarımız gerekeni yapıp ırkların ipini çektiler.

Yazının bana kalan kısmında bir şeyler yazmak gerekirse. Sanal alemle tanışıp arıcılık bilgilerimizi geleneklerden çağdaş arıcılığa geçirmeye çalışırken aldığımız yol bana göre süper. Ben dört sene öncesi sıradan bir gelenek arıcısıydım. İlk anaarı üretiminden başlayarak şu an geldiğim nokta ise küçümsenecek gibi değil. Elimde ise bu bölgenin gerçek ırkı karniol saf damızlıklarım var. Bu saf arılar içinde ileri geri konuşanlar bulunmakta. Saf denildiğinde buna bir şey ilave ederseniz yada çıkarırsanız ortada saf kalmaz. Bazıları Hibrit arıyla safı karıştırmasın. Hibrit arı üzerinde bir sürüyada dizi oynamalar yapılabilir, saf arı saf kalırsa saf olur. Dediğim gibi dört sene öncesi anaarı üretmesini bilmeyen ben şu an saf karniol üretme peşindeyim. Ayrıca ilk Ülkemizde yapılan suni anaarı dölleme cihazımız bitmek üzere. Ufak defek eksiklikleri kaldı.Yurt dışından gelen orijinaline çok yakın bir şey çıktı ortaya. İnşallah bu aletin ilerde seri üretimini de ülkemizde yaparız. Bu işleri durup dururken ve yatarken yapmadık hep mücadele ederek buraya kadar gelmiş bulunuyorum. Mücadelemizde henüz bitmedi.
Irklarımıza sahip çıkalım…… :::))))

Irk kaldıysa?

Etiketler: , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi | 11 Yorum »
Forum