ARICI MİSAFİRLER

Ekleyen, Ali Türk on 18 Aralık 2011 – 18:50 -


15/12/2011 Perşembe günü Afyon’lu arıcı Mehmet Sürücü ve hanımı beni iş yerimde ziyaret ettiler.  İlhami abi aradı Mehmet beyler bizde sana da uğramak istiyoruz yerinde misin, buyurun dedim.

Hafta sonu olmadığı için çok uzun bir sohbet olmasa da oradan buradan derken bir sürü yerlere girip çıktık. Mehmet beyin kafasına takılan bazı şeyler vardı onları izah ettim. Kendisi de bizleri memleketi Afyon’a davet etti, ben gelirsem böyle az gelmem diye espiri yaptım. Nasipse neden olmasın, inşallah demekten başka elden bir şey gelmiyor. Bir yerdende diyorumki bizde bu kafa varken bir gün mutlaka geliriz:::))

Son cümleyi içimden kendime söyledim.

Mehmet bey ve eşi bizlere ikramlarda bulundu.

Çam sakızı çoban armağanı dedikleri bu olmalı. Afyon ekmegi, ezilmiş haşhaş ve ayva.

Bu esnada ayvayı belediyede arkadaşlara da ikram ettim acayip bir şey. Sanki elma gibi sulu, çok güzeldi.

İnşallah bizde ileride elimizden geldiğince ikramlarda bulunuruz.

Yemek işlerine filan takılmadılar aslında bir hışır yapılabilirdi ama olmadı.

Daha sonra İlhami abiyle birlikte kendilerini yolcu ettim.

17/12/2011 Günü kışlattığımız ana arı kutularının durumları ve beslenmeleriyle ilgilendim.

Bu kutudaki 5 numara bir diyorum kovana alayım bir bakıyorum burada yırtınıyor bırak bakalım  ne olacak arasında gidip gelmeme rağmen ilk verdiğim kararda şu ana kadar sadık kaldım ve kutuda kışlasın istiyorum.

Aslında riske edilecek ana arı değil, ipin ucu sizde olunca hiçte önemli değil diyorsunuz, aynısından üretebildiğiniz müddetçe her türlü risk almaya değer.

Yani biz saf arıyı bile kutuda kış latırız.

İki ana arı çiftleştirme kutusunda, 2 çıtada yavru faaliyeti vardı. Normalde tüm kutu gözlerinde tek çıtada faaliyet oluyor bu mevsimde. Bu resimde işçi arıların birisinde varroa var.

Bu kutuda bir çıtada yavru vardı, zaten verilen şuruplarla yavru alanlarını her geçen güz azaltıyorsunuz.

yavru olmayan çıtalar sırlanmış veya açık stoklar mevcut.

Bir kolonide bal ne kadar çok ise, kışın yukarıdan bakıldığında o kovanda arı yok zannedersiniz. Çünkü işçi arılar sırlı balın üzerinde değil, çıtanın alt eteklerinde sırsız bal olan yerlerde salkıma girerler.

Çok önceden verdiğimiz kek poşetini almayı unutmuşuz, arı ne tırmalamış. Saklama poşetini arılar çok rahat parçalıyor, bu bir yerden iyi bir yerden de kötü. Bazı parçaladığı poşetle girişi tıkayabiliyor. Kek uzun süre alındığı için daha kalın poşetle vermek daha iyi olur kanaatindeyim, kalın poşeti arı tırmalayıp kopartamaz.

Kutuların stok yüklemesini hazır çıta bal vererek karşıladığımız gibi bardakla koyu şurup vererek te yapıyoruz. Plastik şeylerde işçi arılar boğulmaması için mutlaka dikine parçalar konmalı bu sap saman gibi malzemeler olurken, çıta parçaları da olur. Köpük bardakta ise bunlara gerek yoktur. Bazen bazı şeyler için elinizde ideal malzeme yoksa ve yapılacak şey çok gerekliyse, pet şişeleri bile kesip bu şekilde işlemi uygularsınız. Çoktan beri bu kadar güzel hava olmamıştı. Pazar günümüzü ormana ayırdık.

Bir tanıdığımın var mobilya cilası yapar. Onları da cumartesi ziyarete gittim. Hem balık hemde kara avcılığında iyiler. Buradaki ortak noktamız ise av.

2.5 Aylık bir av köpekleri var, yeni yetiştiriyorlarmış. Annesi İngiliz seter, babası rus lavrak seter. Avcılar bu cinslerin veya ırkların ne kadar kıymetli ve değerli olduğunu bilir. Minicik hayvan saklanan ördeği bulup getiriyor, şimdiden fermaya duruyor, bazı şeyler kanında var.

Ava giderken Sivas Kangalı götürseniz bir işinize yaramaz, herkesin işi ayrı.

Arıcılıkta ise ırk ve F kavramlarını henüz bir çok kişi bilmediği için arıcılıkta gerekli üretim ve ilerlemeyi şu ana kadar yapamadık. Ne verdilerse yedik, ne dedilerse tamam dedik ama işler bize söylendiği gibi değilmiş.

 
Ana arı çiftleştirme kutusu kontrolü, arıcılık… ile Ali_Turk

Cumartesi günü kontrolü yapılan ana arı çiftleştirme kutularından video aldım.
18/12/2011 Günü ise o kadar yağmur yağdı ki bol bol yattım.
Hayırlısı olsun bakalım.


Etiketler: , , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »

ARICILIK GEZİLERİ, BURSA ORHANELİ

Ekleyen, Ali Türk on 13 Aralık 2011 – 00:53 -

Uzun zamandır beklediğimiz gün nihayet geldi. Sadri abimi aramıştın abim ne yapıyorsun diye, yav bir birimizi özledik bir araya ne zaman geliyorsun demesi fitili ateşlemesine yetti, dünden diğerleri hazırmış, hemen hemde bu hafta sonu gidelim diye tutturunca yapılacak iş, büyüklerin dediklerine uymaktır::))

Davetimize bir kişi iştirak edemedi, mazeretide çok acayip.

Ben pazar günümü ancak babam evlenirse feda edebilirm oldu. Kendisi gerekli açıklamayı yorumunda yapar artıkın, kim olduğuda öğrenmiş olursunuz::))

Bursa Orhaneli de hatıra fotomuz. 11/12/2011 Tarihli.

Bu tür geziler bayağı yorucu oluyor, alışılmamış bir şey yapıyorsunuz. Gece her zamankinden erken kalkıp, buluşma yerlerinden toplanma merkezine veoradan rotanızı belirleyip açılıyorsunuz.

Heyecanlı bir gezi başladı.

Sadece feribot çıkışında Efraim Korkut hocamız alınacak.

Sabah kavaltısını Eskihisar Topçular arasında feribotta yapıyoruz.

Bursa’dan kafileye katılacak olanlar vardı, bir gün öncesi 4 kişi geliyoruz diye bilgi gelmişti, buluşma yerinde 2 kişi vardı.

Demekki işleri var, yoksa arıcıları bağlasan bu tür etkinlikleri kaçırmazlar.

Orhaneli yoluna giriyoruz, yıllar öncesi buralarda hamsi satmıştım. Hemde aradan 25 yıl geçmiş ve ben oraları hatırladım, Doğancı barajı ve oradan Keles’in köylerinde balık satma maceram vardır.

Hafta içi kar yağdığını duymuştuk, duymakla görmek arasında acayip fark var, insanlar duduklarına çabuk inanır ama görünce nedense inanası gelmiyor.

her tarafta kar görmek bize göre tuaf. Öndeki araç bizim kafileye ait.

Orhaneli ye varmöadan bir santral gördük, çevreye zarar verdiği yönünde duyumlarımız var, ne kadar doğru oarada yaşayanlara sormalı.

Bu arada birden kendimizi Orhaneli’de Fatihlerin evin önünde bulduk, ortalık karıştı, kucaklaşmalar sarılmalar, oldum olası dayanamam bu görüntülere::))

Görende asker arkadaşları gelmiş sanacak.

Aslında bu gezide bir çok kişi birbirini tanımıyor ve yeni tanışacaklar. Çok enterasan bir şey bu. Belkide bu işin gizemi burası.

Bende bu gezimizde Efraim abiyi tanıma fırsatım oldu.

Bursadan Serdar ı biliyordum ama tanışmak bu güneymiş.

Serdar benim çok çok önemli, neden derseniz?

Böylelerini ortadan kaldırmak lazım derim.

Adama bir ana arı hediye yolladık, sen kalk bu ana arıyı kabul ettir, birde bu ana arıdan 20 taneye yakın ana arı üret, biz taşmı yiyecez be.

Dedirtti bana::))

Yuh yani de cabası, bekın gene sinirlendim.::))

Tabi bu piyasada arıcıyım postu altında kimleri tanıyamadık orasını karıştırmıyayım, gene taç çizgisi dışına gidiyoruz.

Sarmaş dolaş işlerini bitiriyoruz, köydeki arılığa oradanda köydeki ziyafete geçmek lazım.

Sanki bu millet eskiden beri birbirini tanıyor şunların haline bir bakarmısınız.

Lafın harmanı olmaz derdi rahmetli amcam. Hadiyin vakit az ve bir sürü plan var.

Fatihin arılığa 1 km dağ yolu yolculugundan sonra varıyoruz.

Nerden çıktıysa yeni bir gelenek türedi, abi üşüdünüz size kış aylarının vaz geçilmezi, sıcak salep ikramım var.

Bu arılık bu sene nelere şahitlikler etti, bunlara bu salepleride eklemek lazım.

Bana bir daha doldur iyi gitti, tarçınıda bol olsun, deyince millet gülüştü, bunda gülünecek ne varki dimi::))

Sadri abi aletlerin son şeklini gösteriyor.

Dijital mikroskop ilave edilmiş.

İlk yapılan aletle bunun arasında acayip fark var.

Nerdeyse yarı yarıya büyüklük varkı vardır.

 

Son şekli verilmiş olan cımbız minicik ve harika olmuş.

Mehmet Pullu.

Tofaşta yönetici, bu serdar gibi değil bayağı bir ekmegini yedik.

Mehmet bey F1 ile F2 arasında acayip farlar oldugunu inceleyip görmüş.

Şimdiki merakı saf arı nasıl olur?

Mehmet beyin arılığı Karniol F1 ve F2 lerden oluşuyor.

Suni dölleme cihazı, onunda ilgisini çekti.

Resim bu esnada, İlhami abinin siteden aşırılmıştır.

 

Bir başka aşırılmış resim daha. Arılıkta cihazları toparladık, aslında bir başka cihaz daha var, o çok daha pratik bir şey.

Bizim kalfa o ne be dedi?

Fenni döllemeci gibi::))

Durup duruken fenni döllemeci de olduk, hayırlı olsun.

Tuttum bu lafı.

Şimdi arılıktan çıkıp, köye geçiliyor.

Herkes mutlu, mutlu arıcılar.

 

Efraim bey yolda ben olsaydım arıları arabaların üstündeki tepeye koyardım diyor. Fatih ise arılarını yukardaki bahçesine koymuş.

Yürümekmi zor geldi anlayamadık tabi::))

Fatih eve gelince ilk olarak ateş için çıra hazırlamaya koyuldu.

Böyle bir odunluk çoktan beri görmemiştim, tamamını göstermiyecem, odunu olan var olamayan var kış günü milletin morali bozulmasın. 5 Sene yak buradaki odun bitmez.

 

Köyde her türlü alet var. Yakılacak odunların boylanması yapılıyor.

 

Ohbe içimiz ısında.

Görüntüler bile harika, taa uzaklardan bu ateş sizi ısıtıyor.

 

Av köpegi bizimkini görünce morali bozuldu. Rahat bırak hayvanı.

Hayvanın moralini düzeltmekte bize kaldı. Ne kadarda korkmuş yav::))

O esnada bir horuz sesi duyduk,Fatih bizim horuz ötüyor dedi.

Kümese çıkıp baktık hayvan kahrından kendisini yiyip bitiriyor.

Bu horoz dul. Koca kümeste sadece bu dul horoz vardı.

Kör topal bir tavuk bulup baş göz etmeli hayvanı, yoksa hayat çekilmez oluyor.

Yemek faslı yaklaşıyor, hazırlık yapılırken hazırlıkları aksatan biri var. Bu kalfaya yemekleri gösterip yedirmesek, kesin bir haftada yagları eriyip fidan gibi olmazsa bende bir şey bilmiyorum. Adama bak ya, yemegi görünce birden ne hale geliyor.

Yemek hazırlıkları sürerken, arıcıların sohbeti devam ediyordu.

Ben ise bir ara yanık kokusu aldım eyvah deyip mangalların başında olaya el koydum. Bazıları mangal işini tam yapamıyor, magalda çalışırken aynı zamanda köfteler etler pişişmi kontrol edilmeli, sofraya çig malzeme gitmemesi için elimden geleni yaparım, defalarca pişenlerin tadlarına bakmaktan, sofrada bir şey yiyemiyorum. Tabi bu işllerin zorluğunu çenken bilir.

Herkes mutlu, özellikle arıyorum başka bir görüntü yok be.

Yemek üstüne kemalpaşa tatlısı ikaramı vardı, tepsi ne çabuk bitti anlayamadım desem yalan olur.

 

Muhabbete doyum olmuyor ama akşamda yaklaşıyor.

Fatihin dayısı Canip, gerçekten tam bir Can. Güler yüzlü ve candan birisi.

Seneye bir kaç kovanla arıcılığa başlamaya aday birisi.

Nihayet üçünü bir araya getirdim.

Göbek yarışmasına oy verin.

Bu açı olmadıysa aşagıdaki seçenegi tıklayın.

 

Kafilenin en iritileri bunlardı.

 

Ah be sadri abim. Fıkra istedik dediki hareketli bir fıkra anlatayım.  Anlatırkende neler yapılacaksa şekil olarak yapılıyor ve acayip bir şey çıkıyordu ortaya, videoya alamadık ve güzelim fıkra hafızalarımızda kaldı.

Patron fıkrasıydı, işinin çalışmasıyla alakalı.

 

Artık ayrılık vakti geldi çattı, telefonlar adresler filan alınıyor.

 

Bu resim ise gene ilhami abinin albümden, şahane bir görünüm olmuş. Bir gezinin daha sonuna gelindi, daha yoldayken şimdi nereye gidilecek soruları almaya başladım, Allah sonumuzu hayır eyleye.

Gezimizde, bizi agırlayıp konut eden, başta Fatih Suuçak kardeşime ve tüm katılımcılara sozsuz teşekürler ediyorum.

 


Etiketler: , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi, Arıcılık gezileri | Yorum Yok »

ARICILIK 2011 YILIN SON AYINDAYIZ

Ekleyen, Ali Türk on 06 Aralık 2011 – 00:10 -

Arıcılık ve 2011 yılı aralık ayından ilk paylaşım. Bu hafta sonu bol bol gezdik diyebiliriz. Arılıklar da artık yapılacak iş kalmadı, ya marangozda yada atölyede işler vardır. İlhami abi, kendisi presci ve iki yıldır zevkine arı bakıyor. Pazar gününden bir foto.

 

İlhami Uyar abiyle presçi İlhami abi ve Zaim abi Gebze yerlisi ve çocuklukları hemen hemen aynı yerde geçmiş, aynı okulda okumuşlar ve hala birbirlerini unutmamışlar.

Cumartesi günü İlhami Uyar abimiz marul fidesi getirmiş Zaim abinin bahçeye ekilecek, gelir misin? dediler. Bende bir hafta öncesi birleştirdiğim bir kovan, birde anasını bulamadığım bir kovana yavru vermiştim onların durumuna bakayım diye gittim. İlhami abi bahçıvanlığı süper, bahçe belledi, ben ise ağır kürek cezası aldım, genelde dinlendikçe seneye çilek ekilecek yeri hazırlamaya çalışıyorum.

Bu resim 1 hafta öncesinin, birleştirdiğimiz anasız kovanlardan birisi. Kafese kek olmadığı için az lokum koymuştum, bu hafta sonu ana arı çıkmış ama kovanda yok, erken çıkardıkları için kesilmiş. Bir başka kovan vardı anasını bulamadığım, şüpheli koloniye  yavrulu çıta vermiştim, onlarda meme başlamış oda anasız, ertesi güne iki adet ana arı getirmemiz lazım.

Şalki adında bir yaramaz köpek, geçen hafta bana bakıp havladı durdu::))

Bir ara titriyordu, neden titriyor dedim sahibine kızdı mı titrer diyor, tövbe töbe.

Bu hafta şalkenin sahibi ziyaretimize geldi, komşu villadalar, kendisi Gebze de eczacı. Daha önce bir kaç kovan arısı varmıştı, arılar bize saldırmıyor ama şalkeye sarmaya başladılar, sahibi kucagına aldı oda arıları izliyor. Bu resimleri videonun içinden aldım. 3-4 video çekmişiz resim yok. Zaim abinin kayın babada balkondan olayları izleyip yorum yaptı.

En son şalkeyi yolcu ettik arılar onu rahat bırakmadılar.

Zaim abi benim kovanlardan ne zaman bal alacağız deyip duruyordu, babaya bir tane çekelim dedi, bende tam sırlanmamış yarım ballı bir çıta bal çektim. Mutluluğa bakın.

Bahçede işleri bitirdik birde ormanı turlayalım dedik. Bu esnada İlhami abi gündüz 4 te işbaşı yapması lazım.

Ben koca yemişte nektar var mı? diye çiçeklerini yerim. Üzüm salkımı gibi tutup sıyırsanız, çiçekleri elinize dolar, ağzınıza atıp çiğnediğinizde çiçekler tatlıysa bal veya nektar var demektir. Bir nevi koca yemiş çiçeğini test ediyorsunuz.

Bunu gören Zaim abide test işini merak etti, resimde göründüğü gibi itina ile testin sonucunu bekliyoruz. Tabi acı çıktı::)))

her taraf koca yemiş çiçeği. Bu çiçeğinde beyaz ve kırmızıya yakın tonları var.

Orman sefasını da bitirip, Gebze’ye dönüyoruz.

Ben bazı kutu ve özel arılarımı ziyaret ediyorum, böyle bir gün bir daha bulamayabiliriz.

Saf kızlardan birisi, bunu da kutuda kışlatıyorum. İki çıta yavrusu var ve en güçlü kutulardan birisi.

Bir başka özel kovan. Çıtalara not düşmek için bu yolu buldum. Genelde erkek çıtasına yumurta atıldığında asatat kalemiyle, erkeklerin  çıkacağı tarihi yazıyorsunuz, arıcılıkta her işin ayrı kayıtı var ve buna kesinlikle uyulmalı. Cumartesi gününe noktayı koyuyoruz. Tabi bu esnada pazar günü için iki adet ana arı kafesleyip cebime indirmişim.

Pazar günü hacıyı ziyaret ediyorum, hacı boş durmayı sevmez, kendisine mutlaka iş bulur. Gittim bir sürü iş bahsetti, dedim ben Zaim abiyle ormana gidiyorum gelecekmisin? iş var diyor ozaman sen çalış ben gidiyorum. Bu esnada hacının erik kafayı yemiş ve çiçek açmış::))

Yolda bir telefon geldi, presçi İlhami abi, benim arılar geçen seneki gibi olmasın, gel şunlara bir bak dedi. Birisine arı veriyorsunuz, iş burada bitmiyor, birde bakımına gideceksiniz. İlhami abi ise kesinlikle kırılacak birisi değil, tıpış tıpış gidiyoruz arılarına bakmaya, nasılsa yolumuzun üstünde diyede kendimizi de avutmayı unutmuyoruz::))

Arılar süper, zaten kovanlarda bal blokesi vardı, 2 ay öncesi aralara esmer çıta girmiştim. İlhami abi bu kovanlar bal dolu almamız lazım diyoruz, ben balı ne yapacağım arı ölmesin balı dursun der başka bir şey demez. Biri balı kovandan ne zaman alacağız, ötekisi ise aman bala dokunma, ne kadar zıt karakterler ve ben onların yanındayım. Bahçede öyle güzel muşmula var ki acayip tatlanıp olmuşlar bir dalarsın. İlhami abi kova getir dedim, ağaçtaki tüm muşmulaları toplamışız, bır kısmana el koyduk, hem iri hemde bal gibiler di.

İlhami abinin hanımı da arılardan oraya giremiyordum, ne güzel oldu diye sevindi, İlhami abiye kalsa bu meyveleri toplarım der ama toplamaz. Kavemizi içip ayrılacağız, zaim abi gel bizimle gezersin dönüşte seni bırakalım dedi. İlhmi abiyide alıp ormana gidiyoruz.

Resimdeki İlhami abinin, meslek presçilik, kalın sacları katlaya bilen presleri var. Daha önce kendisine kovan kapaklarının saclarını kestirip köşeleri büktürmüş tük.

Kendisine iki sene öncesi bir kovan arı vermiştim o sene koloni oğul verip bitmişti, kalan bir çıta arıyı geçen sene arılıga getirdim ve bir çıta arıya bir çıta kapalı yavru verip kışa soktum, arı bahara çıktı, 5 çıta olunca tekrar gelip almasını söyledim. Bu sene o arıydan bir bölme yaptık ve şu an iki kovan arısı var. Bu pozlar ise Zaim abinin bahçeden. Hava soğumadan yanımızda götürdüğümüz ana arıları anasız kovanlara verdik. Bu esnada Zaim abi dün kayın babaya bal aldık, bir tanede babama alabilir miyiz dedi, iyi alalım bari.

 

Balı aldık mı acayip neşe doluyor, Allah ne verirse her şeyin hayırlısını versin.


Etiketler: , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »

ARICILIK VE KASIM AYININ SON PAYLAŞIMI

Ekleyen, Ali Türk on 30 Kasım 2011 – 22:38 -


Arıcılık ve kasım ayı bitti ve son paylaşım. 2011 Eylül ve kasım ayı acayip serin geçti. Önümüzdeki hafta sıcaklıklar nihayet yükseliyor, hatta pastırma sıcakları diyen bile var bir hafta 15derece üstüne çıksın acayip iyi olacak her yer kocayemiş. Hatta o soğuklarda kocayemişten nektar alan bambus arısı gördüm, nektar var, hava musade etmiyor. Bu resimler 26 kasım 2011 de alındı.

Bu seneki Öğretmenler günü bize 4 ilk öğretim okulu ve ilçe milli eğitimi, başkan yardımcımız ile müdürüme düştü. Bende onlarla okulları gezip kutlamalara katıldım. Bu resim acayip geldi bana ne biçim hayal gücü varsa, birde resimde arı olmasımı etkiledi bilemem. Dilara Doğrul 5/A sınıfı öğrencisine ait. Yaptıkları hoşuma gitti.

Bu seneki pürenlerin hali, hala açmaya çalışanlar var, açık var, açıp yananlar var.

 

Komşu arılık, bu sene çok yakınıma bir arı indirildi, muhtara söyledim abi niye izin verdin koca orman gidip başka yere koysaydı diye. Muhtarımız hemen kaldurtayım dedi, dedim artık olmaz, adam zaten atıp gitmiş, bizde bu işlerin ne zorluklarla yapılığını biliyoruz, izin verilmemiş belkide bilmeyerek indirdi diye düşündük, benim arılara 100 metre yoktur aramız.

O kadar gelip geçtim bu hafta dikkatimi çekti, kovanların birinde saç gördüm, arabayı durdurup gidip baktım. Kovan katına havalandırma konulmuş, yola giderken sürgüyü açıyorsun, bu sistemi ilk defa gördüm, güzel bir düşünce. Birazda videosunu aldım.

 

Zaim abinin fotojenik resimleri, 333 veya patates diyorsunuz böyle güzel fotolarınız oluyor. Birleştirdiğimiz koloniden görüntü.

Geçen hafta anasız bir kovan videosu vardı, o kovan arılıkta karıştı ve başka kovan götürmüşüz.Suç hacıya ait, bu kovan gidecek diye işaret olarak kovana taş koymuştum, taşı alıp başka kovana koymuş::((

26 Kasım cumartesi günü arılıktan anasız koloniyi alıp, zayıf koloniyle birleştirdik. Ormana giderken yanıma kek almayı unutmuşum, birleştirilen arının anasını kafese koydum, kek olmayınca yolda lokum alıp, kek yerine lokum bastım, biraz sert gibiydi. Zaim abiye dedim ki hafta içi keşiflere gider köylere. Abi köye geldiğinde bu kafesten ana arı çıkmadıysa açıver.

 

Zaim abiye bir şey dediysen peşini bırakmaz, dedi ki kaç gün durmalı,2-3 gün olur. Dün arıyor işten kaçta çıkıyorsun, gelip seni alacağım gidip arıya bakalım ana arı çıkmış mı?

Abi gece gece ne işimiz var filan, orada yemek filanda yeriz, bahara herhalde başka bir tiple çıkacağım.

Zaim abinin çocukluk arkadaşlarından, Nihat abide yanımızdaydı. Bu sefer 3 çeyrek emekle yemek işini kapattım, bizim kalfadan yeni bir diyet proğramı almamız gerekiyor.

Gece gece kovanı açtım ana arı çıkmış kapatıp geri geldik ana arının akıbetini hafta sonu göreceğiz.

İlginç bir fındık hikayesi.

Facede bir arkadaş devamlı soruyor, Ali bey bana ne ırkı önerirsiniz. Ben cevap vermiyorum. Aradan biraz zaman geçiyor, gene bu tür sorular, dedimki bana telefon numaranı ver. Konuştuk, dedimki sana baharda 3-4 çıtalık bir arı vereceğim, kendin gözlemle sonra karar ver. Bu seferde yav olumu filan dedi niye olmasın ki, olmaz helalleşeceğiz, borcumu söyle paranı yollayayım, abi ne parası durup dururken filan derken, dedim seneye bir kaç kilo fındık yollarsın olur biter dedim.

O zaman adresini ver, fındığı hemen yollayacam dedi, hani derlerya çattık diye. Al sana adres, fındıklar geldi, gündüz aldım bir poşet doldurup belediyedeki mesayi arkadaşlarımada ikram edip, fındıkları test ettik.

Kendisi belki istemez diye ismini yazmıyorum. Şimdiden 2012 yılına girdik, peşin alıp hemde borçlanarak::))


Etiketler: ,
Arıcılık Bilgi Merkezi, arıcılık ve sonbahar | Yorum Yok »
Forum