ARICILIK VE YOĞUN TRAFİK

Ekleyen, Ali Türk on 21 Nisan 2012 – 21:42 -


Arıcılık ve bahar.

Bu iki kelime bir araya geldiğinde, tabir yerindeyse, yıllardır ben yardırıyor um::))

Enes Emin için yapacağımız ilk bölmelere hazırlayacağımız ana arı memeleri, ilk turda kaybedilmişti. İkinci raunt ise sonrası artık bana yazıyor. İkinci aşılamada her çıtada 5-6 fire var gayet normal.

19 Nisan günü gene Geze’de hava yağmurlu, marangoz dayız, ikinci etap ruşet biçimindeyim.

Öğleden sonra hava açar gibi oldu, hemen köye gidip yapmış olduğumuz transferlerin kolonilerini beslemeye gittik, devamında İstanbul var. Enes Emin’in arıcılık belgesi alınacak, bunu duyan Yusuf Şimşak, oraya kadar gelip bana gelmeden gidemezsin dedi.

Ana arı memelerini besleyen kolonileri kontrol edip, şuruplayıp arılıktan ayrıldık.

Bazı kovanlarda çift yemlik var, bunun nedeni ise yemlik altında doğmaya başlayan erkek arılar var, erkek arılarda en iyi şekilde anasız kolonilerde besleniyor.

İlk olarak Alemdağ’dayız, arı evinde, Ercan beyi ziyaret ediyoruz. Bazı ihtiyaçlarımız vardı onları temin ettik. Kerim Yener hocamıza gitmem gerekiyordu ben sizi götüreyim dedi. Ercan Bektaş çok değişik projeler peşinde Allah gönlüne göre versin. Böyle bir mekanın ülkenin her yerinde yakınınızda olması demek ne demektir bir düşünün.

Arıcının kalemliğindeki güzelliğe bakın. Bunlardan ben almıştım tam bizim arılara göre azıcık duman verse yetiyor.

Ercan Bektaş’tan aldığın çanaklar, orijinline nikot deniliyor. Öncekilerle bunlar arasında çok fark var, bir firma yenisini üretmiş, orijinal ayarında. İhtiyacım olmamasına rağmen dayanamadım gene iki paket aldım.

Kendi işimiz yetmiyor, bizim belediyeden bir mesai arkadaşımız var, bana çıta getir, mum getir, plastik altlık lazım.

Hemen çıtaya tel gerip, ham petekleri de taktılar, oh be kurtuldum.

Çalışan arkadaş ise sanki namahrem bir sefer yüzüme bakmamış, üç resim çekmişim en iyisi bu::((

Kerim Yener hocanın malikanesindeyiz. Burası Reşadiye köyü ve çok lüks bir yer. Yıllar öncesi buraların tapusunu almışlar, yer kendilerinin olunca yapılan villaların en iyi yerlerine konmuşlar tabi ki::))

Bu bahçe ise villaya bitişik,evine uzaklığı 50 metre yok, Allah herkese böyle villa ve arılık nasip etsin. Nasılsa Allah’ın hazinesi bol.

Arıcının hepsi aynı, dünya malzeme vardı, çıtalar, ana arı kutuları, kovan altlıkları, bir değişik polen tuzağı söyledi, bir arıcı yapmış, Kerim hocada kopyalatıyormuş, çok pratik bir polen tuzağı imiş demesine göre. Bu arıcıların hepsi aynı bir şeyi görmesinler, anında ya geliştirecekler, yada kopyalayacak::))

Arıcılık belgelerini kaptığımız gibi gözümüz yolda. Kerim hoca bir taraftan yemek çay kahve, yol işimiz var diyoruz, Yusuf bekliyor. Aynı teklifler Ercan Bektaş ta yaptı, dedim sende alacağımız olsun.

Yusuf beyin ofisteyim, hava kararmak üzere ve takas var.

Anadolu arısı üretiminde bir değişik hat daha elimizde olsun istiyorum. Bendeki Anadolu arısının bunlar uzak akrabası::))

Balkondaki arıya bile dalak yaptıran arıcılar var::))

Aman bunu çekme dedi ama bu kaçar mı be ya….

Dalaklar günlük yumurta doluydu, onlara da el konuldu.

Kapak çıtasını aldım, günlük yumurta ve larvalar mevcut. Bu çıta benim işimi fazlasıyla görecek inşallah. Arıların artık kopyalanması bizim için sorun olmaktan çıktı.

Yusuf Şimşak çok yoğun bir iş adamı. Dr.Muhteşem abiyi sen ara dedim, ben ararım yazık yemekler ziyan olmasın. Yusuf arayınca bir şey diyemedi.

Çok şükür ne bulursan ye diyen bir doktorum var, Allah herkese böyle doktor nasip etsin inşallah::))

Menü çok ağır geldi ve yiyecekleri ben bitiremedim, doktor izin verdi diyede kayış atacak halimiz yok, canın boğazdan çıktığını biliyoruz::))

20 Nisan cuma. Enes Emin in arı çiftliği yüzünden ormandaki arılarım biraz bakımsız kaldılar. Uzun bir süredir bu arılığa gidemedik. bazısı sıkışmaya başlamış bazısı yeni gelişiyor, fakat köy ile Gebze arasında acayip gelişim farkı var. Aradaki mesafe 20 km ama felaket fark oldu.

Bu kovanı 6 çıtaya sıkıştırmışım. Sanki sıkışmış gibime geldi. Benim bölme tahtası yerine kulladığım çuvaldır, çuvalı bir çektim ki, ne göreyim.

Çuvala kadar dayanmış bir yavru alanı, hemen bölmeyi kaldırıp şurup doldurup kapattık.

Gelişimde bu arılık ile Gebze deki arılık arasında çok bariz fark oldu. Burası ormanın içi daha üstlerde de arılarım var.

Cumadan sonra Enes Emin arı çiftliğindeyiz. Dünya ana arı memesi bozuyoruz. Memeler kapanmadan vakit olsaydı, dünya arı sütü toplanırdı.

Kapanmış ana arı memeleri. Sıradan boz babam boz.

Bu esnada daha memeler kapanmadan bölmeleri yapmaya başladık ve her bölmeye bir kapanmamış meme veriyoruz ve bölme yapmadan çıtada meme yapma olasılığı var mı? ona bakılıyor. Meme yapma şansı olan çıta bölmeye alınmıyor, yoksa başımıza iş açarız.

Cuma akşamı haşat bir şekilde arılıktan ayrıldık. Bu esnada arılığa hayırlısı ile yayılmaya başlanıldı.

Cumartesi bölme işine devam edilecekti, yağmur yağışı yüzünden marngozda ruşet ve kapak işine devam edildi. Öğleden sonra hava açtı, bu seferde İlhami abi bana mutlaka gelmen lazım dedi, boş kovanları hacının aoradaydı, onları arabaya yükleyip, İlhami abiyi ziyaret ettim, durum acayip, koloninin birisine üçüncü katı atmamış ve arı oğula yönelmiş, kovanı böldük, ve bu esnada bir ana arıya ebelik etmişim::))

Geniş ayrıntı bundan sonraki paylaşımda olacak.


Etiketler: , , , , , , ,
ana arı üretimi ve teknikleri, Arıcılık Bilgi Merkezi, janter ekipmanları | Yorum Yok »

ARICILIKTA ACELE ÖNEMLİ, BAZEN…

Ekleyen, Ali Türk on 18 Nisan 2012 – 22:10 -

Enes Eminin arılığına koloni ve erkek arılar nakledilmeye başlandı. Erkekler konusunda benim beslediğim koloniler Ege bölgesinden çok ileri. Benin erkek arılarım yogun olarak 10nisan gibi doğmaya başladılar, bir çıtada en az 5 bin erkek vardır, bir çok kovanda hala erkek üretimi yapılıyor, arıcılıkta çiftleşecek ana arılar ne kadar çok erkek bulur ise kaliteside o yönde artıyor. Yapmış olduğumuz bölmelere verilecek ana arı memelerinden doğan ana arıların kaliteli olmasına çalışıyoruz.

Yemlik altına arılan erkekleri toparlayıp, ruşetlere dağıttık.

Doğanlar var, doğmak üzere olanlar var.

Sökülmeye başlayan bir damızlık erkek  arı çıtası.

 

Arıcılıkta yapılması gerekenler hemen yapılmalı, yani birçok uygulamada acele edilmeli. Arıların nakillerinde, petek veriminde, kat vermekte kesinlikle çok acele ve çabuk olunmalı.

Nisan ayının 11 de alınan arılar gebzeye 12 nisan gecesi indiler.

Aynı akşam yeniden taşındılar, yani 13 nisanda arıların yeri  gene değişmişti.

Aydın Söke’den arı alımı yapmıştım. Toplamda 200 çıta üzeri, yani her çıta bir bölme olacak, 200 den fazla ruşet yapılıyor, bunların 140 tanesi hazır ve bir an önce bölmeleri yapmam lazımdı.

Nisan 15 de 149 adet larva transferi yapıp sıfır çekmem çok ilginç olmuştu, bu kadar aceleyi arılar kaldıramadı.

 

Haziran ayında kestane balına gittiğimizde, 14-15 çıta arı oluşturamıyordum, bu kadar çetin bir kıştan sonra, şu an üçüncü katı isteyen arılarım var, ve tarih 17 nisan, bunun anlamı şu elimizdeki mevcut arılar gelişmiyordu, gelişenlerde oğulcu, zaman içinde bunu herkes anlayacak, anlamayanlara da yapılacak bir şey yok, onları kendi hallerine bırakmalı.

19 çıtayı sarmış bir başka kovan, hiç bir destek olmadan buraya kadar geldiler.

Gelelim ilginç olaylara. Söke’den aldığım arıları aktarırken bir kaç kovanın anasını bulamamıştık.

Bu kadar ilginç şey nasıl bir araya gelir ve olumsuzlukları isteseniz yapma şansınız yok.

Nisan ayının 15 de yapılan larva transferlerinden iki kolonide tutma şansı olmadığını 18 nisanda öğrendim.

Yoldan gelen ruşetlerin her birisinden birer çıta almam gerekiyordu, hem yemlik koymalıyım, hemde larva transferleri için devşirme yapılmalıydı.

5 Adet devşirme koloni oluşturdum.

Yani 9 ayrı ruşetten bir çıta alıyorum yan yana diziyorum. Bu gün yeniden larva transferi yapmak için devşirme kolonileri açıp memeleri temizlemem gerekiyordu. Zaten devşirme yapılırken hem hava uygun değildi, hemde yumurta yavrusuz çıta seçemezdik, genelde her çıtada azda olsa açık yavru ve yumurta vardı.

İki kovanda meme yok diyecek kadar azdı, bu nasıl olur diye daha detaylı incelediğimde, devşirme esnasında iki ayrı koloniye Söke’den gelen ana arılar gitmiş. Ana arıda boydan boya çıtaları dolaşıp, yeni doğan işçilerin yerine yeni yumurta atmış. Burada şanssızlık olduğu gibi, aslında şans benden yana, anaları bilmeyerek aynı kovanda toplayabilirdim::))

9 ayrı koloni arısından ayrı ayrı çıtalardan oluşan devşirme kolonideki diğer ana arı, gayet güzel yumurta basmaya devam ediyor. Bende bu kadar olumsuzlukta yaşamayı başaran bu 2 ana arıları korumaya aldım. Bu kadar olumsuzluklara dayanaklı arıları bile yaşatamayan ülkemizde o kadar çok arıcı geçinen var ki sormayın….

Yeniden iki devşirme koloni yapıp, yeni transferlerin ikisini onlara yaptım.

Daha öncesi aceleyle larva transferi yaptığım kovanlarda yeniden memeleri temizledim, yeniden meme yapma şansı olan çıtaları devşirmelerden çıkartıp, yerlerine yeniden arı silkeledim. Ana arı üretiminde memelerin tutmanası için bir diğer seçenek ise kolonide açık kapalı yavru olmamalıydı, ama ben bu işi hazırladığım kovanda sistemi kurduğumda açık larva mutlaka tutarım ve yaptığım transferlerde tutar.

Birde transfer edilen kovanda ana arı olmamalı::))

Bozulan ana arı memeleri, memeleri temizlemek için kesinlikle çıtalarda ki işçiler silkelenmeli. bir kaç gün sonra yeniden çıtalarda kaçırdığınız ana arı memesi var mı mutlaka bakın derim.

İlk trasnfer gümleyince ilk koloniye yeniden transfer yapmıştım, yukarıdaki bozulan memelerde bu koloniye ait, genede 16 tanesi tutmuş, yeniden kalan memeleri yenilemek için tutanlar üşümesin diye bu sistemi kullandım.

Yeniden 5 koloniye yeni yapmış olduğum 133 transferi verdim, 16 tanede tutmuştu,  bir kaç çıta daha yeniden larva aşılaması yapmalıyım, yapılanlarda mutlaka fire olacak. Bir kaç kovanda larva transferi yaptığınızda mutlaka çıta üzerine not düşülmeli,  aşılamanın tarihi ve dağıtım tarihi kesin gerekli, bir sonraki işlem için yazıları alkol veye  selülozik tinerle silebilirsiniz.


Etiketler: , , , ,
Anaarı üretme teknikleri, Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »

ARICILIK VE YOĞUN GÜNLER BANA GÖRE BAŞLADI

Ekleyen, Ali Türk on 15 Nisan 2012 – 22:13 -


Aydın Söke dönüşü getirmiş olduğumuz arıları istediğim yere indiremedim. Zaten hafta başı yağış vardı, biz İzmir’de iken yağdı, Aydında iken yağdı, aynı yağış Gebze’yede yağmış. Gece saat 2 gibi arıları Enes’in arılığa indirmek için  gittim, tali yolu inip inceledim, girmek imkansız geri döndüm, geçen seneki püren yerine indirip, sonra taşıyayım diye karar verdim, bir yeri defalarca denememe rağmen geçemedik. Bereket genede batmadık. En son yola yakın bir boşluğa indirip arıları açıp sabaha karşı evime varabildim. Arıları indirdiğim yerin hemen dibinde evler ve seralar var, bir sıkıntı çıkmasın diye acayip tedirgin oldum. Muhtarı aradım durum böyle böyle diye, dedi akşama traktörle gelip alırım. Ben gündüz bir kolaçan ettim arılar hemen polen çekmeye başlamışlardı.

Sera ve evlerin yanına indirilmiş ruşet kovanlar.

Her taraf çamur ve su. Akşam sağ olsun muhtarımız traktörle alıp bizi yeni yerimize taşıdı.

Ertesi gün tüm ruşetleri açıp içlerinden birer devşirme koloni için çıta çekiyorum. Bir ruşette acayip arı kırılmış, nedenini anlayamadım, hemen diğer ruşetleri sıradan bir gezdim, bir ruşet önünde biraz arı ölüsü gördüm, sırayı bırakıp o ruşeti açtım. Bir avuç filanda içeride ölen olmuş, başka sorunlu ruşet yoktu. Her ruşete yemlik koyup, şurup verdim.

Devşirme koloniler oluştururken genelde tamamen kaplı yavruları seçtim, çünkü bu koloniler larva transferinde kullanılacaklar.

Böyle çıtalarla 9 çıtalık koloniler oluşturdum, yeni doğan arılar bu koloniye sığması imkansız, 9 kapalı yavrulu bir koloni, yavrular doğduğunda en az 30 çıta eder::)

Devşirme kolonilerde hemen beslenmeye alındı. Bu arada hava sürekli yağmakta. Bir hafta izin aldık, yağışlar sayesinde doğru dürüst iş yapamadım desem yeridir.

Janter ekipmanlarını taban parçasını zımba ile çıtaya tutturmak daha kolaydır.

Geçenlerde İzmir taraflarında birisinin janter ekipman çıtasını gördüm, ne tırmalamış be::))

Her köşeye bir çivi ve çiviyi katla, birde zorladın mı, memeler çividen çıkabiliyor::))

Havalar musade etmese de bu gün larva tarnsferi başlattım. Almış olduğumuz arıların her bir çıtası bir koloni olacak. Yaklaşık 200 parçaya bölünecekler. Enes Emin arı üretici olacak. Yani arı üretim çiftliği. Ben bundan sonra başka işlere bakacağım, işsiz kalanlara filan iş temini gibi::))

Özel işler yani…

Tecrübelerimizi herkesle paylaştığımız gibi, oğluma da öğretmeye başladım.

Ana arı üretimi yapılan meme çıtalarının yanakları 2 veya 2,5 cm  indirilmeli. Bunu katılmış olduğumuz ana arı kursunda öğrendik. Bana göre daha az salkım olur, fakat bunu kesinlikle uygulayın dediklerine göre böylesi daha iyi demek ki.

Beş devşirme koloni oluşturulmuştu, soğuk ve yağmur olamasına rağmen işlem tamamlandı, bir memeyi yolda düşürmüşüz dönüşte buldum. Yağışlardan dolayı Enes Eminin arılığına araba ile çıkamıyoruz, en az 500 metre tabanvayla devam::))

Ana arı memelerinin tutturulduğu çıtaların yanak bölümleri inceltim.

Arılık şimdilik böyle sağa ve sola bu arılık dahada büyüyecek inşallah. Önümüzde bölmeleri yapabilmek için 10 gün var. Havalar yağmasa ve ısı yüksek olsa hemen parçalayacağım fakat yağış var, soğuk var, mecburen memelerin 10 günlük olmasını beklemekten başka çare gözükmüyor.

Arılıkta alan sorunumuz olmayacak, şu an sadece hava muhalefeti sorunu var::))


Etiketler: , , , ,
ana arı üretimi ve teknikleri, Anaarı üretme teknikleri, Arıcılık Bilgi Merkezi, devşirme koloni, janter ekipmanları | Yorum Yok »

ARI ALIMI AYDIN SÖKE’DEYİZ

Ekleyen, Ali Türk on 14 Nisan 2012 – 07:11 -


Aydın Söke, ilk defa gidiyorum. Orada hiç yüz yüze tanıdığım yoktu. Didim’li Erkin bey Söke’de Ali Kılıç diye birisinin telefonunu vermişti, Ali beyle bir kaç kez görüştük, ben zaten fazla arı almayacaktım, senin işi her türlü ayarlarız diyordu. Biz İzmir’de iken yağmur devam ediyordu, Aydın yolu boyuncada devam etti. Söke girişinde Ali beyi aradım bekle geliyorum dedi,biraz sonra beni alıp arı malzemeleri satan iş yerine geçtik.

Çok yağış oldu, benim arılığa girmeniz imkansız, başka bir yerden işinizi halledeyim diye birisini aradı, Hüseyin yardımcı kısa süre sonra yanımızdaydı.

Ufak bir pazarlık ettik ama öylesine pazarlıktı, zaten ben bu gibi durumlarda diretmem, Egedeki insanların çoğu gariban zaten.

Arılığa gidip bir kaç kovandan çıta çektim, yavru durumları ve kolonilerde yavru çürüğü var mı onlara dikkat ettim, arılara çok iyi bakılmış. Hatta kapalı erkekleri bile kontroller sırasında kesen birisi Hüseyin bey.

Tekrar ilçeye gelip yemek yedik ve ilçe tarıma gidip durumu bildirdik. Aranızda bir satış sözleşmesi yapın dediler hemen kağıt kalen verdiler, sözleşmeyi yaptık. Hayvan sev belgemizi aldık, bu arada menşey belgesi kalkmış.

 

İlçe tarımda bize yardımcı olan veteriner hekim Hasan Şahin bey.

Arılığa gidip aktarımı bitirdik mi yola çıkılacak. Tarih 10/04/2012 günlerden salı, sallandık::))

Ruşetlere çuval çakıyoruz, bu konularda en ideal alet el zımbası. Çuval zımbalama işi bitti, ve aktarıma geçtik. Aktardığımız kovanlarda ana arıyı bulmamız gerekiyor. Sadece yavrulu çıtaları seçiyoruz, ana arı bulundu mu iş kolay. Bir bulut geldi, derken yağmur gene başladı, şimdi açar azalacak derken iyice hızlanan bir yağmura yakalandık. O esnada telefon geldi, Ali bey ben geldim,  Erkin Ilguzer. Dedim abi ben sana gelene kadar vakit harcarız bekle işi dağıtmayalım filan desek te arılık ta çalışılacak durum kalmadı. İş ertesi güne kaldı, gene Söke’ye geri döndük. Misafirimiz, Ali Kılıç beyin işyerinde bizi bekliyor. Hüseyin abiyi dişçiye bırakıp, doğru Ali beyin dükkana daldık.

Aktarım sırasında çekmiş olduğum işaretlerden birisi, bu kovana müdahale gerekli imiş, yeşil ot varsa bu anlamı taşıyor da,ertesi gün ot yeşil kalır mı bilinmez::))

Erken beyle ilk defa yüz yüze tanışıyoruz, yapmış olduğumuz alış verişe de kendisi sebep oldu. Facedeki resimlerde nasılsa öyle birisi, oradan buradan derken bana balık yeme sözü vermişti, hadi filan diyor.

Çaylarımızı bitirip, balıkçıya geçildi. Soldaki Ali Kılıç, ortadaki Erkin Ilguzer.

Balık olarak çupra’yı seçtik. Siparişler verildi, sohbete başladık, hastaneden bir telkefon geldi, Erkin benim gitmem gerekiyor, kusura bakmayın dedi::((

Çok acayip bir durum.

Balıkları oğlumla yedik. artık bunun üstüne ne yazılabilir ki.

Bu arada Hüseyin abi beni arıyor, yemek hazır eve gelin, dedim abi biz yedik,o zaman eve çıkalım dinlenin.

Eve çıktık, çay kahve derken, evde internette varmış, ben sokmayan arılardan bahsediyorum, Hüseyin abinin hanımı Menekşe hanım, yav sokmayan arı olur mu diye tutturdu. Ben bizim videoları aileye izlettim, herkesin ağzı açık kaldı, diyorlar ki böyle arıcılık yapmaya ne var::))

Bu arada Aydın ve yöresinde çok arı hırsızlığı oluyormuş, herkes tedirgin ve gece bile kovanların olduğu yerleri kolaçan edip geliyorlar.

Çarşamba sabah kalktık, kahvaltı filan derken hava bir türlü ısınmıyor vakit geçiriyorum. Pazar yeri çok güzel, burası Söke pazarı, çarşamba günleri Söke de pazar kuruluyor. Kapalı bir mekan. Gebze’de böyle bir yer düşünülüyor, hal gibi devamlı açık olacak, zaten bir kaç ay sonra sokaklara kurulan pazarlar kaldırılacak gibi gözüküyor, Avrupa uyum yasaları gereğince.

Pazarda bir şey dikkatimi çekti, bizim bölgede böyle bir şey yok. Bu nedir dedim, sarmaşık mış, haşlayıp kavurup yeniliyormuş. Üç demek sarmaşık 5 liraya. Hatta şimdi ucuzlamış, daha önceleri bir demeti, 5 liraya dediler, yav bir avuç ot sonuçta::))

Bayağı büyük bir pazar. Ne kadar büyük olsa da zaman geçirmeye çalıştınız mı, zaman geçmiyor. Bu esnada saat 10 filan oldu, Hüseyin abiler kahvede, bende gittim artık arılığa geçelim.

Saat 11 filan ama hava hala nazlı ve esinti var. Yeniden körüğü yakıp aktarıma başlayacağız. Eğe yöresindeki arıcılar ailecek arıdan anlar, yani arıcıdırlar.

Yaklaşık bu arılık ta 130 arı varmış, ben 34 ruşet götürmüştüm. Yaklaşık olarak 20 10 çıtalı kovanı alabilecek kapasitemiz vardı.

9-10 Çıtalık kolonilerden 6 çıta alıp, diğer koloniye geçildi.

Hüseyin abi ben bu kış bu arılara 21 çuval şeker verdim dedi. Bu şekilde bir bakım ile 2 kayıp vermiş. Çamda balında yan yana olduğu arkadaşının 250 kovan arıdan bir tane arı kalmamış, şu an arı arıyor dedi. Bakın ayını yerde iki sonuç, birisinde hiç arı kalmıyor birisi iki kovan kaybıyla baharı buluyor, arı cinside aynı. Neymiş arılara bilinçli bakmak gibisi yok. Arılara kek niçin verilir hala çözemeyen bir milletiz.

Zamanında yapılanları yaparsanız kışın ve baharında arınıza bir şey vermenize gerek kalmıyor, Mehmet Yüksel yaptıklarını paylaşıyor, son baharda bakımı yaptı, baharda bir tırmalarken üçüncü katları verdi, yakında bal hasadı yapacak, biz hala nelerle uğraşıyoruz.

Bu resim çok özel::)) Arı sırlı bal kemerini çözmeyip, etrafını dolaşarak, bala yavru kemeri yapmış. Aktarımda dikkatimi çekti hemen resimledim, ben 20-25 senelik arıcıyım, böyle çıta ilk defa gördüm.

Kapalı yavruların, doğduktan sonrası kapladığı alan sıcağa göre değişsede en az üç çıtayı sararlar.

Kapalı yavrular en fazla 10 günde doğarlar ve ben acilen bunları bölmem gerekiyor.

Arılık düne oranla daha gergindi. Maskeniz var, ayaklardan sokuyor, ayakları hallediyorsunuz ellerinizden sokuyor, eldiven giyiniyorsunuz, bu seferde maskenin yapıştığı yerlerden sokuyor. Bu arılar bir ay içinde Anadolu arısına dönüşecek, hepside mum gibi olacaklar::)))

Anadolu arısı sakin, bal verimi yüksek, hastalıklara dayanıklı ve oğul vermeyen, hızlı gelişen arıya deniliyor artıkın. Bizlere de bu yakışır.

Saldırgan arılarla çalışmak gerçekten ızdırab verici, en son arılıktan ayrıldıktan 250 metre ötede maskeleri çıkarabildik. Ben arabayla yola çıktım, diğerleri yürüyerek geldiler ki, peşlerindekiler geri dönsün.

Enes Emin ve kot pantolonundaki görünen iğneler.

Arılıkta çalışmanın bir kısmına böyle devam edebildim. Ben arı saldırsa da eldivenle çalışamazdım, çalıştım ama gelin bana sorun. Birşey tutamıyorsun, çivi çakılacak, zımbayı tutamıyorsun, çuvalı gerdiremiyorsun….

Hazırladığımız ruşet kovanları yol kenarına aldık. Bu arada dağ taş zeytinlik. Arabanın arka tarafında bir kaç sene oluşturulmuş bir zeytinlik görüyorsunuz.

Arıları yüklemeye başlıyoruz.

İki sıra yaptık, üst sırayı aldığım kolon şeklindeki ip ile sıkıştırıp uçlarını hem çaktım, hemde zımbalayarak tutturdum. Sağa sola kaymaması içinde yan taraflara dayanan parçaları ruşetlere çaktım.

Arılıkta işlerimizi bitirip Söke’ye indik. Hüseyin abi ve eşi Menekşe hanımla vedalaştık, Allah razı olsun, bizi çok iyi ağırladılar. Daha sonra biz Ali Kılıç beyle vedelaştık, biraz malzeme ve gelmişken zeytin yağı aldık. Haber içinde fazla bahsedemedim, Egede gözünüzün alabildiğine zeytinlikler var, bir çoğu yeni oluşturuluyor. Ali bey bizi gene çıkışa kadar götürüp yolcu etti. İlk defa görüştük yapmış olduğu iyilikleri unutmayacağım. Allah hepisini razı olduğu kullarından eylesin, başka ne denir.

Gelelim başımıza gelenlere. İzmir’e gidiş yönünde 2400 ceza yazıldı. Bir yanlış yorumlama var zannediyorum, K belgesi istediler dedim yok. Olması lazım yoksa yük taşıyamazsın. Bu yük değil, kendi kovanlarım dedimsede ben ne olduğunu anlayana kadar yazmışlardı bile sanki yangından mal kaçıran vardı.

Dönüş yolunda aynı olay Balıkesir ağırlık kontrölünde tekrar etti. Taşıdığın yükün irsaliyesi yok diyorlar. Arılar benim ve nakil belgem var dedimsede karşı taraf, bu ticari bir maldır, bir kovandan yılda kaç para kazanıyorsun hesap yapmaya başladı.

Yani sizçiftçisiniz tohumu kendi arabanıza koydunuz, tarlaya ekmeye gidiyorsunuz, bu vatandaşa yakalandı iseniz yandınız, tohumun verimini ve bir kaç yıl ötesini hesaplar ise trilyoncukları nız olur ve aynen cezayı hak ettiniz demektir.

Yada tarladan saman getiriyorsunuz, bunun irsaliyesini göstermelisiniz.

bana irsaliyem yoktur diye bir kağıt imzalatacaklardı imzalamadım.

Gidiş ve dönüşte 4800 lira tarafıma ceza yazıldı, bakalım sonun nasıl olacak. “Sizin şer bildiklerinizde hayır, hayır bildiklerinizde şer vardı”, diye bir ayet vardır, şu an olay şer gibi duruyor….

Bunlarda benim belgelerim ve arıcı kimliğimide vermeme rağmen, memurlar kendilerine göre olaylara bakıp, yanlış yorum yaptılar diye düşünüyorum. bu belgeler şu an çok önemli.

Kendi arabamızla kendi işimizi yapmayacaksak o zaman niye araba alıp, diğer arabaların iki katı vergi ödeyeyim ki.

İlçe tarıma gittiğimizde kendi aranızda bir söleşme yapın dediler, yaptık.

Arıların satıldığı ve sevk edildiğine dair ilçe tarım tarafından verilen belğe.

Buda aracımızın dezenfeksiyon belgesi.

Çölde kutup ayısı misaline döndü bizim iş::)))

Allah ne virirse hayırlısını virsin.

 


Etiketler: , , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »
Forum