ARICILARIN EDİRNE GEZİSİ VE AYRINTILAR

Ekleyen, admin on 15 Şubat 2010 – 13:00 -

Edirne gezimiz çoktan beri gündemde vardı.Bu gün yarın derken, 13 şubat 2010 tarihine nasip oldu.
Önce gezimiz için pazar gününe karar verilmişti, sonrasında Muhteşem abi cumartesiye aldı.
Geziye karar verildikten sonra çok komik hadiseler yaşadık.
Zorda kaldığımız anlar oldu, bir çok plan degişikliğinden sonra iki araçla gezi tamamlandı.
Geziden önce yaşananlar bizim bir kaç gün Muhteşem abiye takılıp gülmemize sebep oldu.
Gezinin öncesini kısaca anlatacak olur isek. Saim abi dediki abi artık bahar geldi bundan sonra gezi filan olmaz herkesin işi gücü var, önümüzdeki hafta bu işi nihayetlendirelim.
Durmu yazlıkta olan Muhteşem abime ilettim.
Dediki tamam davetlere başla.
Bende sıradan başladım davete. Gezi ise Muhteşem abinin çalışmış olduğu işyeri sevis münübüsü ile yapılacak.
Pazartesi yazlıktan gelen Muhteşem abi dediki neyle gezeceğiz, abi dedim sen münübüsü alacaktınya. Yav o münübüs satılalı bir ayı geçti ve ben bunu sana söyledim::(((
Ben ve ekip için bu haber şok oldu::))
Hemen davetleride sonlandırdım. Çok kişi ve çok araç demek geziyi ve gezenleri dahada dagıtıyor.
Gelelim Muhteşem abiye yaptıklarımıza.
Geziden önceki salı günü Saim abiyle Nimet abiler Gebze’ye geldiler.
Nimet abiden Muhteşem abinin haberi yok. Nimet abiyi ayarladık, telefon et deki pazar günü beni nerden alacaksın? oltaya gelirse devamında diyeceksinki, benim Muğladan’da iki arıcı arkadaşım var, onlarda gelebilirmi münübüste yer varmı?
Biz dinliyoruz Muhteşem abi kıvranıyor, Nimet abi Ali sana demedimi, münübüs satıldı. Nimet abide rolünü süper oynadı, yok hocam ben Maltepedeyim bir şeyden haberim yok dedi. Telefonları kapattılar, biz gülüyoruz.
Hışıra gittik, balıkların şiparişini verdik, telefon edecem fakat zaman geçsin istiyorum. Uyanır filan diye.
Bu arada Saim abi diyorki abi Muhteşem abi yemez arama o kaçın kurası filan dedi, bende bakacağız ne olacak şansımı denemem lazım.

Nihayet aradım abi neredesin? evdeyim dedi. Abi akşam hışıra gel dedik bakarız demiştin, Saim abimle seni balıkçıda bekliyoruz balıklar çıkmak üzere dedim. Yav ben şaka yapıyorsunuz sandım siz beni beklemeyin yeyin dedi. Yav abi gelseydin filan bozuntuya vermiyoruz.
Bu arada demezmi Nimet abi aradı, Muğla’dan da iki arkadaşı varmış ne yapacağız?
Sen nimet abiye söylemedinmi münübüsün satıldıgını, ben hangi birine söyleyeyim bizi mafettin söylemeye fırsatmı kaldı filan o biçim ayaklardan sonra, dediki üç araba gideriz.
Bu esnada Saim abiyle Nimet abi gülümekten yerlere yatıyor.
Artık konuşma sonuna telefonu Nimet abiye verdim, Nimet abi dediki Muhteşem abiye, abi benim amca oğlunun 28 kişilik otobüsü var o yetermi???
Bu sefer Muhteşem abi başladı gülmeye.
Dediki, üçünüzüde yazdım, intikamım kötü olacak haberiniz olsun telefonu kapatın gülmekten artık çenem ağrıdı diyordu.
Anlayacağınız durum sakat, doktorum ceza sahası dışında fırsat kolluyor. O civarlardan çok gol atan birisi, gözümüzü dört açıyoruz ama inşallah dokandan gol yemeyiz.::)))
Gelelim gezimize.

Gezi sabahı beni Muhteşem abi saat 7 gibi aldı. Sadri abi ve diğer ekiple mecidiyeköyde buluşuyoruz.

Biz taş fırın, ayriyeten bogazlı kazak erkekler her yerde kahvaltı yapabiliriz.::))

Zafer abi diyorki kimseyi rahatsız etmeden kalkıp evdeki çorbayı ısıtıp hemde iki tabak içmiş.::))

Diğer abilerimiz fazla falso vermediler ama durum Zafer abinin fotokopisi oldugu kesin.
İstanbul ve Gebze’de feci yağmur vardı.

Yola kahvaltıdan sonra devam edildi, kınalı sapağına geldik ne yağış kaldı nede kapalı hava.

Vize’den bizin Trakyalı Şenol’u alarak Pınarhisar’a geçildi.

Hafta arası Pınarhisar’lı hacı abimi aradım, nasılsın gelsem taze çayın varmı filan diye. Ali’ciğim gel daha demliği yeni açtım neredesin dedi. Zannediyorki Pınarhisar’dayım, dedimki abi Gebze’deyim, ne güldü, buldu beleş espiriyi.
Hacı abim benim dedim, bu hacılardanda ne çektiğimiz belli degil ama şirin ve saf insanlar::))
Dedimki abi cumartesi günü gelip taze ve yeni açtıgın çaydan içeceğiz.
Kahvecilerin zaten çayı hiç bayat olmaz ve demliğin dibine de gelse hep yeni açarlar, bir seferde yav bu demliğin dibi gelmiş yeni demliğe geçeyim diyeni henüz görmedim::))
Hayret çaylar şahane ve demlik yeni açılmış.
Bu esnada iş görüşmeleri filan oluyor, yerseniz tabiki, içişleri bakanlığından sürekli arıyorlar. Trakya’yı sel götürdü sizin ne işiniz var oralarda nasılsınız gibi. Bu aradada gün boyu içişlerinin tacizi devam etti.
Telefonlara cevap verenlerde gayet pişkin şekilde buralar günlük güneşlik kapalı yerde yok diyor.
Arıcılık çok enterasan bir tutku, her meslekten insan bu işin sevdalısı. Zaten sevmeyenede para versen arıcılık yaptıramazsınız.
Sadri abi çok eski kablocu ve kablo fabrikası var. Eşi emekli öğretmenmiş, derki hala beni talebesi sanıyor::)))
Degişik meslek guruplarından oluncada, çok zengin bir espiri bulabiliyorsunuz.
Çaylar içildi ve geziye Aliosman Çalık ve Bülen Kınalı’yı da alarak , Kırklareli’den geçip edirneye hareket ettik.
Hacı abi gelmeyi çok istiyordu ama gelemedi, çünkü kahvehaneyi tek başına idare etmeye çalışıyordu.
Edirneye çok yaklaşmıştık gene bir telefon geldi. Muhteşem abinin soruları ve talimatlarından olumsuz bir işin oldugunu anladım.
Küçükken menecit geçirmiş bir kayınçosu vardı, bir senedirde yatalak yatıyor. Anneside çok yaşlı olmasına rağmen hep dua ediyordu, Allahım bu oğlumu benden önce al ve kimseye muhtaç etme diye.
Bana kalırsa Annenin duası tuttu ve oğlunu kimselere muhtaç etmeden bu dünyadan aldı.
Allah rahmet eylesin.
Gezi çok neşeli gidiyordu, şimdi derin sessizlikler oluşmaya başladı, bir şeyde diyemiyoruz.
Edirne’nin girişinde Muhteşem abi dediki, beni otogara bırakın siz devam edin. Çünkü aynı gün cenazenin defin işi olunca, genede cenazeye yetişmiş.
Gezi devam ediyor fakat bir burukluk gölsesi herkesin içinde düştü.
Yol boyu bir çok yerde evler sanki gölün içine yapılmış gibi duruyordu. Trakyada bir çok yer dümdüzdür ve sel ve su baskınlarıda hiç bitmiyor.
Nihayet Edirne’de Ali abinin yanındayız.

Hemen bizi karşıladı, zaten bıktık denetlemelerin arasında birde kendisi telefon edip nerdesiniz ne zaman burda olursunuz diye sorup duruyordu.
Kısa bir tanışmanın ardından yapacaklarımızı sıraya koyup uygulamaya başlıyoruz.Bu tür gezilerde zaman sorunu vardır. Ev sahibi sizi yere göğe sığdıramaz ama geri döneceklerin işi zor yazının sonunda eve ne zaman vardıgımızı göreceksiniz ve aceleci olmamıza hak vereceginizi umuyorum.

İlk olarak vakit namazı kılacaklar namazlarını kıldıktan sonra arılığa geçtik. Hava açık ve güneşli, fakat bayagı keskin bir soğuk vardı.
Arılıkta bazı görmek istediğimiz uygulamalar vardı onları yerinde gördük. Tel altlıkla alakalı ayrı olarak bir haber yapacagım filimlerimizde var o konuyla alakalı burada o konunun kaynamasını istemiyorum.
Açtıgımız kovanların maşallah mevcutları gayet güçlü arı şu an salkımda. Salkımdaki arı 7 çıta gözüküyor, hava ısındıgında tüm kovanı kaplayacak arı var.
Arılık mahallenin ortasında şu ana kadar sorun çıkmamış fakat mahallenin içinden yer bulursam ayrılacağım diyordu Ali abi.
Arılıktaki meraklarımızı giderip ziyaretin diğer bölümlerine geçilecek.
Burada bir toplu foto alıyoruz.
Ali abi bu aslanı Muhteşem abi için hazırlamıştım dedi.
Ne ve niçin hazırladıgınıda tam öğrenemedik.
Aslanda kendisini iyice dagıtmış::)))
Arılıktan çıktık, vakitlice gezeceğimiz Selimiye camisine gidilecek.
Muhteşem abinin olmaması muziplikleri aza indirdi.
Selimiye camisi, dünyadaki en büyük ve geniş kubleli tarihi eser ve camimiz.
İçersinde ayrıca direk yok, bu yöndende başka bir muhteşem. 8 Direk üstüne oturtulmuş bir kubbe, muazam bir geniş görünüm var içeride.
Mimar Sinan; Yapmış oldugu eserler 500-600 yıldır ayakta. Eserlere ihtişama baktıgınızda o dönemde ne vinç var ne teknoloji var. Hayran kalmamak imkansız. Bu eserlerin restoresi bile 10 yılda yapılamıyor, güya teknoloji kullanıyoruz.
Pınarhisarlı hacı abi dediki ah sizinle Edirne cigeri yemeyi o kadar istiyorum ama gelemiyorum demişti.
Bende Edirne’nin cigerinin meşhur oldugunu anladım.
Ali abi bizi meşur cigerciye götürdü, Allah razı olsun.

O kadar kollamama rağmen medyatik poz vermemek için direnen Şenol’u görmektesiniz. Kasma be kendini.

Ciger beklemekte zor işmiş. Hazır olmuyor sizin gözünüzün önünde pişirip servis edilmekte. Millet cigeri yarı etti biz boş boş bakınıp objektiflere poz vermekteyiz.

??????
Muhteşem abim yok ve ben gezimiz de ona her konuda refakat etmekteyim.
istemeyerekte olsa onun hakkınıda bana getirdiler, ziyanmı edelim dedik be yaw.
Bogazımdan geçmedi.
Yemekten sonra ikindi namazları Selimiye camisinde kılındı.

Toplanma vakti başladı, Ali abinin mekana dönecegiz. Camilerle alakalı bazı resim ve filimlerimi başka bir konuda yayınlayacağım.
Bu arada evde başımnız belada bizde oraları gezeceğiz diyen bir gurup peydahlandı.
Hatta küçük oğlum mimar Sinanın hayranıdır, mimar olacakmış, nerden bulur böyle işleri anlamadımki.
İsyanı bastırmak için ilerki bir tarihe söz verdim, bir daha Edirne’ye gidilecek.!!!
Biz çarşıda geçer ikin engelli Hasan abinin yerinde olmadıgını gördük. Kendisine söz vermiştim, Edirne’ye geldiğimde seni ziyaret edecegim diye.
Mekanında bulamayınca aradım nerdesin diye misafiri varmış.
Dedimki birazdan Ali abinin evin yanındaki kahvehanede olacagız. Hasan abide hemen o mekana geçip bizi beklemiş.
Kendisiyle tanıştık biraz muhabbet ettik.
Gezileri bu yiyeceklerden dolayı sevmiyorum, her taraf yiyecek oluyor. Onu ye bunu ye sonra kilo problemi oluyor. Bereket ben bu konularda kendimi firenlerim, çay içsem doyarım.
Hoş muhabbet iyi gidiyorda geri döneceklerin kafasında hayırlısı ile evimize bir varsaydıktır.

Ah be Muhteşem abim ah.
Bazılarının kilo problemi filan yok, tripleks balkon çıkıp ve peşin satan gibi yayılmış oh oh..

Sadri abinin benim hakkımda ilginç tespitleri var. Hanımıda öğretmenya, kendi anılarını anlatınca, bende kendime bazı sorular sordum, soruyu sesli hem kendime hemde Sadri abime sorunca cevapta aldım.
Sadri abi bana sataşanlar, yav bir senmi bu işi biliyorsun, tarzım böylemi dedim.? Dediki senin tarzın arıcılığı bilen tarzı, seni tanımayan hatta muhalif olanları sinir edici yazıyorsun. Fakat arıcılığı öğrenmek isteyenler için ise paylaşımım güzelmiş::)))
Yıllardır beni bırakmadan okuyormuş, Allah kendisinede sabır versin, bana katlandığı için::))
Yani ben kişilerin bakış açısına göre karekterlere sahip biriymişim.
İlginç bir durum::))
Gerçek dostlar ise arkadaşlarına hiçbir zaman boş gaz vermezler, hatalarınıda söylerler.
Bu konuda Hz. Ömerin bir sözü vardır “Hatalarımı söyleyenlerden Allah razı olsun” diye.
Artık gezinin dönüş aşamasına geçilmek üzere. Bu arada hafta arasında Zafer abi, tornacı Nazmi abiye ugradı. Banada telefon ettiler, Nazmi abinin işleri bozuktu işyerini kapatmıştı, birde bunlara babasının ağır hastalığı eklendi. Diyorlarki bir kaç günlük iş var ne yapalım. Düşündüm durum sakat, iki üç günlük süre 6 aydır bitmedi. Nazmi abinin yanınada gidip gelemiyorum, dedimki cihazı alın, kalan eksigini başka yerde giderelim. Zamanda yaklaşıyor.
Zafer abi süni dölleme aletini bana Edirne de teslim etti. Kavede tüm arkadaşlarla biraz inceledik, ayrıca resim almak yasaktı::)) Bu sene hedeflerimin en büyügü olan saf karniyol üretme çalışmalarımıza çok az bir süre kaldı. Resimde görülen metal kaplı şırında, Peter Schley den temin edildi. Elime alıp inceledim en küçük ünsilin enjektörüyle aynı. Hatta ünsilin enjektörünün pistonunu söküp bu şırıngaya taktım hiç bir fark yoktu. Parmak kadar şırıngaya 250 lira bayıldım. Şu ana kadar bu alet için harcanan miktarın tamamı 1500 lira civarına geldi. En önemlisi ise ben yapacak oldugum projeleri daha ortada yokken açıklayıp uğgulama koymamdır. Bu ise projeyi açıklayan açısından çok büyük risktir.
Korkak kişiler bir şey üretemeyip, ufak bir başarıda ortaya çıkıp biz bunu yaptık derler. Ayrıcada hiç hataları yokmuş gibi davranırlar, biliyoruz ki hatasız insan malisef yoktur.
Ben bir çok konuda önceden ne yapacağımı açıklar ve yoluma devam ederim.
Bu iğneye baktığımda devamlı gülmek gelir içimden. Bunun yerine ilk kullandığımız malzeme bunun iki katı bir pipet ucu ve bunun iki katı kalınlıkta. Zavallı anaaarı, demekki boşuna ölmedi. Malzemeyi veren kişide bize dediki kalınlıgı 1.5 mm demişti. Fakat bu kadar niye ince değildi ki. Demekki iç hacmi 1.5 mm di?
Şimdiki aklım olsa sadece bu iğne olsa işimizi görürdü. Bu iğneyi insülin enjektörüne monte edebilirdik. Fakat malzemenin orjinalini görmeyincede bunu düşünemiyorsunuz.
Bu arada ilginç talepler var, bunlardan birisi Sadri abi, yapmış oldugun iş çok heyecan verici dedi ve bu uygulamayı yaparken yanınızda olmak istiyorum diyor.::))
Sadri bey merak etmeyin ben bir işi çözdüğümde bunu bir çok kişi çözecektir, bundan hiç şüpeniz olmasın.
ayrıcada Sadri abi aletin eksik yerlerini ben tornacıyım gideceregim dedi.
Malzemeleri toparlayıp poşetledik arabamıza koyduk.
Bu işleri yapar iken görünen ve görünmeyen çok büyük bir ekibim var. Bir çok konuda destek ve yardımlarını esirgemeyen, hatta fedakarlıklarda bulunan arkadaşlarım sayesinde bu noktalara gelindi. İnşallah dahada iyi olacağız.

Ali abinin evinin yanından selimiye camisi görüntüsü. Sadece selimiye degil eski cami ve bir başka üç şerefeli camiyle birlikte resime karıştılar.

Nihayet vedalaşmaya başlıyoruz, çoktan beri magazin haberi yapmamışım ayrıcada özlemişim be.
Pınarhisar’da Aliosman abi ve Bülenti bırakıp Vize’ye Şenol’u bırakmaya gidiyoruz.

Şenol ise kaşınıyor benim atölyeyede bir girin diye. Kaşınanları hiç affetmem, ben bir yeni yapılmış, elek telli altlığa numune olarak el koydum. Gerçi iade ederim ama ne zaman olur tarih yok.

Daha Altlığın tadına bakmadan Saim abide benden alıp el koydu.
sanırım ülke olarak en önmli eksikliklerden birisi kovanlarımızın girişi ve altta havalandırma olmaması, başımıza çok büyük işler açıyor. Bunları kısaca sıralamak gerekirse, dar giriş ve havalandırma iyi degilse formik veremiyorsunuz.Arılarımız oğula meyledebiliyor. Günlük düşen varroaya bakamıyorsunuz. Kışın kovanların rutubetini kesemiyorsunuz. Yolculuklarda başka sıkıntılar oluyor, büyük bir değişim için çalışmaları başlattık ve bu hızla yayılmaya devam ediyor.

Şenol kardeşimin ruşetleri, bu sene kendisi ayriyeten kendi çapında anaarı üretimi yapmayı planlıyor. Ben elimden gelen ve üstüme düşenleri kendisine vermeye hazırım.

Bu arada bir kaçta çıta numunesi vermek zorunda kaldı::))

Bundan sonra kimseyi atölyesine davet etmez sanırım::))

Gece ben evime geldiğimde saat 11 olmuştu, Saim abi Muhteşem abinin arabasını geriye götürüp teslim etmesi ise gece yarını bulmuştu.

Geziden bir gün sonrası Muğladan bizi arayan Nimet abi, beni işletmeyin gerçektenmi Muhteşem abinin kayınçosu öldü demekteydi.

Bir gün yangın var diye bagırsakta kimse inanmayacak gibi bir duruma geldik be yaw.

Ziyaretine gittiğimiz kardeş ve abilerimiz, neden acele ettiğimizi anlamaları açısından bu notu düşmek istedim.

Evimize gece 12 de ancak yerleşebildik.

Sonuçta güzel bir ziyaret oldu ama ben Muhteşem abi olmadıgı için hiç bir şey anlamadım desem, ne dersiniz.?


Arıcılık Bilgi Merkezi | 9 Yorum »

Ekleyen, admin on 11 Şubat 2010 – 00:00 -

7 Şubat 2010 arılıktayım hava hiçte iyi degil. Arılıkta anaarı kutularına şurup verecem. Bir hafta öncesi açtığım karakovana bir bakayım diyorum, aradan geçen zaman içinde ne yapmış.
Bu karakovanda hazıra alıştı.
İnverti şurupçu seni.
Geçtiğimiz 7 şubat ta oksalik asit buharı verdiğimiz kovanı bu hafta salı günü hışırdan çıkınca bir görelim dedik.
Sadece bir varroa düşmüş.
Bu kovanlar sığırlıktaki pürende olanlardandı. Son baharda çok uzun süreli mücadeleler yapmıştım.
Demekki varroa yok, iki günde doğal ölüm bile bir sürü olmalı. Yavru olsa bile tüm varoalar aynı gün girip aynı gün çıkmıyorlaki.
Gebzedeki kovanlarımda daha çok varroa vardır. Çünkü hiç yavru kesmeden devam ederlerken kar yagmıştı.
Kontrolde sadece tek varroa çıktı. İnsan hiç varroa göremeyince acayip oluyor, ayrıcada moraliniz bozuluyor, terkmi edildik diye.::))
Zamanında sayımlar bir vilayette başlayıp, başka vilayetlerde sürerdi.
Saim Gürel oksalik asit aparatını inceliyor.
Birde önerisi vardı aletin bu haznesi 2 gr asit alacak şekilde ayarlanırsa çay şekeri doldurur gibi doldurup kapatmalı diyor.

7 şubat günü karakovan tamamen salkımdaydı. Gerçi arılıkta benim ayarını kaçırdıklarım hariç hiç hareket olmadı.
Bir kaç gün önce İstanbul’dan Sadri bey le görüşüyordum dediki bende senin karakovana bakıyordum.
Nesi var abi dediğimde dediki, bu karakovan düşman çatlatır ::))
Çatlayan, çatlasın birde patlasın ::))
Bir hafta önce doldurulan invert şurup bitirilememiş. Resim alana kadar bir kaçı hemen hava akımını anlayıp gezinmeye başladılar bile.
O kadar soguklarda açtık hiç bir saldırı yapmadı. Bazen size doğru uçsada saldırmıyor.

7 şubat 2010 kutulara şuruplarını vereyim dedim. Salkım olmasa bu arı bu çıtaları dolduruyor. öyle bir salkım olmuşki iki çıta arasına sıkışmıştı. Geçen hafta verdiğim son iki bardak invert şurubuda çekmiş.

Şurubu doldurup kapattım. Şurubu dolduruken bir arı uçup bardağa düştü. Onu kurtarıp salkıma bıraktım. Ve kutuyu kapattım.
İşlerimi bitirdim arılıkta tüm kovanlar salkımda kutular şurubu bulunca harekete geçtiler. Bu benim çoktan beri işlediğim bir konudur. Arıya kış günü bir şeyler verildiğinde bakın ayar nasıl kaçıyor. Tüm kovanlar yatıyor, şurubu yiyen harekete geçti, bazıları tura çıktı. Bu durum kek versenizde aynısı olacaktır. Şurup gene çabuk biter ya kek?

Bu hafta bir denemede başka kovanda yaptık. Hem Nimet abi düzeneğin nasıl çalıştıgını merak ediyordu.

Merakını giderdik.

Alet üzerindede bir sürü görüşler oluştu.

Birileri bu aletin seri üretimini yaparsa satacagını düşünüyorum.

Yanlız dışarda yapılan denemede, rüzgar her tarafa dönüp duruyordu. Felaket bir şey, adamın çigerlerine işliyor.

Filim çekecegiz diye geberip gidecez::)))


Arıcılık Bilgi Merkezi | 1 Yorum »

OKSALİK ASİT BUHAR APARATI

Ekleyen, admin on 08 Şubat 2010 – 10:00 -

Bir kaç gün öncesi denenmek için bana gönderilen oksalik asit buharlaştırmak için yapılan aleti pazar günü denedim.
Alet pratik ve bakır olmasından dolayı çabuk ısınıyor ve çabukta buharlaşma oluyor. Ayrıca yapımı çok basit tabiki işten anlayanlar için.

Oksalik asit buhar düzenegi şu an iki parçadan oluşuyor.
Bu alet üç parça oldugunda dahada güzel olur. Neden üç denilebilir, asitin kondugu yere pürmüzün takılıp çıkarılması daha iyi olur.
Çok kovanlar için bu aletten 10 tane yapılsa ve pürmüzde alete geçmeli oldugunda, 10 kovana birden uygulama başlatılır. Sadece pürmüzü alıp yandaki alete takıp süreleri takip ederek son kovana gelindiğinde düzenekler kovan degişir ve bu süre içindede aletin soguması çalışırken biter. Tabiki bunlar işin çok ileri kısımları. Sonuçta varroa mücadelesi için yeni bir alternatif daha sunduk emegi geçen herkese teşekkürler.

Bu filimde yapılan 3 uygulamanın parçaları var. İlk olarak düzenek açık olarak dışarda asiti buharlaştırdım.
İkinci olarak aleti kapatıp kovana verdiğimizde ne oluyor onu gözlemledik.
Üçüncü olarak ise bir kovana dışarda yaptıgımız uygulamaları tatbik ettim.
Test yapılırken gene yanlızdım hacı memleketi Agrı da buluyor.
Ayrıca bu aletin bize gelişi ve yukardaki filimlerin daha detayı aşagıdaki linktedir.

http://www.aribakani.com/forum/index.php?topic=180.msg520#msg520

Bu pazar günü kovan ve kutuların tamamı salkımdaydı hafifte yağmur altında yaptım bu denemeleri. Birde arının ayarı nasıl kaçar, salkımdaki arılar nasıl salkımı bozar filimledim, bir kaç gün içinde paylaşılacaktır .
Oksalik asit buhar aparatı.

Arıcılık Bilgi Merkezi | 4 Yorum »

LAKTİK ASİT HAKKINDA BAZI BİLGİLER.

Ekleyen, admin on 04 Şubat 2010 – 12:21 -

4.2. Laktik Asit (Süt Asidi=C3H6O3) Uygulaması
Eksi, keskin tatlı ve zayıf bir organik asit olup bazı
bakteriler tarafından laktozdan meydana getirilir. Laktik
asit bazı gıdalara eksi bir tat vermek için kullanıldıgı gibi
gıdaların korunmasında da kullanılır. Laktik asit dogada
yaygın olarak bulunan bir maddedir. nsan vücudunda
enerji yakıldıgı zaman meydana gelir. Balda, eksimis
sütte, peynir ve yogurt gibi gıdalarda da dogal olarak
bulunur. Laktik asit uygulaması yogun is gücü gerektiren
bir uygulama oldugundan genelde koloni sayısı az olan
arıcılar tarafından tercih edilmektedir (Anonim, 2003;
Fries, I., Rosenkranz, P. 1996; Sanford, M. T. 1997).
4.2.1. Uygulama Sekli ve Zamanı
Laktik asit uygulamasında en iyi sonuç, laktik asidin
arılar üzerine ve kovan duvarlarına püskürtme seklinde
yapıldıgı zaman alınmaktadır (Anonim, 2003; Fries, I.,
Rosenkranz, P. 1996). Uygulama esnasında çevre
sıcaklıgının 7–30 oC arasında oldugu erken ilkbahar ve
geç sonbahar’da kovanda ballıgın olmadıgı dönemde
kullanılması tavsiye edilmekle birlikte ana nektar akım
dönemi ve bal hasat dönemi hariç tüm dönemlerde
kullanılmasında bir sakınca yoktur. Uygulama için
özellikle tarlacı arıların kovana döndügü ögleden
sonraları ve rüzgarsız günlerde kullanılması tercih
edilmelidir. Püskürtme için oldukça ince püskürtme
yapan püskürtücülerin kullanılması basarılı sonuçlar
vermektedir. En uygun kullanma dozu, tamamen arıyla
kaplı bir çerçevenin her bir yüzüne 5 ml % 15’lik asit
solüsyonu püskürtmektir. Varroa’nın dökülme durumuna
baglı olarak yılda iki kez, 3–4 gün ara ile 3–4 uygulama
yapmanın yeterli olacagı bildirilmektedir(Anonim, 2003).
Kovan içerisinde bulunan tüm çerçevelere tek tek
uygulama yapılması gerektiginden oldukça fazla zaman
alır ve bu nedenle daha çok koloni sayısı az olan
arılıklarda, dogal ve suni ogullar ve ruset kovanlar için
tavsiye edilir. Yavrusuz kolonilerde etkinligi % 80–95
olabilmektedir. Kapalı petek gözleri içerisindeki
varroalara etkisinin olmaması nedeniyle kovanda
yavrunun yogun oldugu dönemlerde parazitin büyük bir
çogunlugu (%70–80) kapalı gözlerde olacagından
etkinligi oldukça düsmektedir. laçlama sonrası
etkinligin izlenmesi ve parazit yogunlugunun ekonomik
esigin altına gelmemesi durumunda uygulamanın
tekrarlanması veya baska bir uygulamanın denenmesi
tavsiye edilir.
4.2.2. Uygulama Etkinligi ve Uygulama Sonrası
Durum
Üçer gün arayla yapılan 3 uygulamadan sonra ballıkta
depolanan balda biriken laktik asit 200 mg/kg’dan 1500
mg/kg’a kadar artmaktadır. Fakat bu miktarın büyük bir

kısmı uygulamayı takip eden 7–8 hafta içerisinde normal
seviyelere inmektedir. Laktik asit, çiçek ballarında balın
kaynagına baglı olarak 40–400 mg/kg arasında dogal
olarak bulunmaktadır. Günde 30 gr bal tüketen bir insan
yaklasık 6 mg laktik asit alırken 180 gr yogurt tüketen
bir insan 1800 mg laktik asit almıs olmaktadır. Ana
nektar akımı ve bal hasadı dönemlerinde laktik asit
kullanımına izin verilmedigi taktirde laktik asit balda
herhangi bir kalıntı riski olusturmaz (Anonim, 2003). Bal,
laktik asidin levüloz (meyve sekeri) ve dekstroz (çay
sekeri) formlarının her ikisini de içermektedir. Ticari
laktik asit bu iki formun karısımıdır fakat saf veya dogal
olarak olusan laktik asit varroa mücadelesinde esit
etkinliktedir.

http://www.uludagaricilik.org.tr/dergi/2005/2005-4/Dergi%202005.4.4.pdf


Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »
Forum