ARICI MİSAFİRLER, GELİP/GİDİYORLAR:))
Ekleyen, Ali Türk on 11 Haziran 2011 – 22:21 -Bu gün 11 Haziran 20011, tarihte bir acayip oldu, 11 le başlayıp 11 le bitti ama yanlışlık yok.
Hafta içi Ali abi sana geliyoruz Gebze’demisin diye telefon etmişlerdi.
Sivas’tan bir arıcı abimiz, İzmit Kandıra’da bulunan kardeşini yolladı.
Ben kardeşimi yolluyorum bana 20 anaarı veriver, daha neler::))
Öğleye doğru Sivas’lı geldi abi ben gebzeye indim, dedimki bir saat sonra bende Gebze’ye gelecem.
İkinci arılıkla aramız 1 km yok ama arı gözünün önünde olmadımı ne gidiliyor nede geliniyor.
Öbür arılıkta petek dagıtma ve devşirme arı toplama işleri vardı.
Bir saat sonra bir telefon biz geldik, neredesiniz hışırın karşısında::))
Abi siz kimsiniz nerden İzmir Menemen’den, iyi bekleyin geliyorum.
Tamda buluşacak yerde bekliyorlar.
İzmir’lileri hışıra bırakıp, öbür misafirimizi alıp geldim.
Bu internet ne biçin iş hala anlayamadım, hiç tanımadıgımız kişiler beni tanıyıp birde hışırın önünde bekliyor.
Bunlar sahilden geldikleri için balık degil akçaabat köfte söylemişler, bende hacı ve bana pide söyledim.
Ayfon4 süper bir alet birde kullanabilsem.
Pide gelene kadar, misafirleri faceden yayınladım gitti.
Ben yazı yazarken klavyeye bile sıgmayan birisiyim, el kadar aletle belki akortum düzelir.
Yemekler yenildi, Sivas’lı Salih Kaya bir şey yemedi bir ayranla kalktı ne yapalım.
Hemen arılıga geçtik, hacıya abi çayı demle biz biraz kraliçe toplayacaz.
Misafirlerimiz Salih Kaya, Kadir Kurnaz ve Ali Akgün.
Genelde işleri yetiştiremediğimden arılıga gelen misafirlerle birlikte anaarı toplama işini yapmak zorunda kalıyorum. Misafirler hem olayı yerinde görüyor, hemde bu işi yapabileceklerine daha çok inanmış oluyorlar.
Kadir Kurnaz’ın anaarılar bitti, şimdi Sivasa gidecek anaarıları topluyoruz.
Bir sürü pazarlıktan sonra dört taneden beşe, paket düzgün olsun diyede altıya çıktık, pazartesiye bir abim gelecek, gerçi bizim gibi kazak veya taş fırın degil ama olsun.
Anaarı toplama işi bitti, şimdi sorulan soruları cevaplıyoruz.
Öncelikle bu sıra çok soruluyor, kutudan anaarı aldıgında kutu kendisimi anaarı yapıyor deniliyor.
Bu kesinlikle bizde mümkün degildir.
Şu an bu arılıkta 8 kovanda anaarı memesi besleniyor, misafirlerimize hepsini tek tek açıp gösterdim.
Kutu anaarı yaptıgında o zaman f1 olmaz.
Karniol arısının sakinliğini konuşuyoruz, Ali bey abi bu havada bırak çıta çekmeyi, bizim arılıkta kovan açamazsın dedi. Hava kapalı ara sıra yagmur atıyordu, yagış bastırmadan zaten anaarıları toplayıp bu işlere daldık.
Bir çok kişinin hasta oldugu kareler.
anne hani benim karniolum, niye almıyorsun der gibi::)))
Şov arıcılık diyenler, sıkıyorsa sizde buyurun….
İşçi arıların üzerine baskı yaptıgımızda arılar hızla orasını boşaltıyorlar.
Bu koloni erkek arı üretiminde kullanılıyor,Muhteşem abideki 61 numaralı saf karniolun kızıdır ve suni tohumlamada uzak akrabaları kullanıyoruz. Bu konunun detayına şimdilik girmek istemiyorum.
Yanlız ilerde bu konuda ne kadar ilersini düşündügümüzü yazacagım.
Bizi eleştiren, tabir yerindeyse şanslı çöl bedevileri ne hikmetse, çölde kutup ayısına tutulmuşlar::))
Allah kurtarsınnn….
Kadir bey ben anaarı üretebilirmiyim diye bir kaç sordu, bir başkasının yaptıgını sen niye yapamayasınki. İki günlük bir transfer çıtasını gösterdim, kapanmış memelerin oldugu çıtaları gösterdim. Olayın temel kurallarını sıraladım.
Larva transferinde ben artık rizikoya girmiyorum.
Larva transferi hangi koloniye yapılacak, 10 çıtalık bir koloni sağlam iki çıtasını anasıyla alıyorum.
Geri kalan 8 çıtanın tüm açık va kapalı yarularınıda alıyorum.
Sadece ballı ve polenli çıta bırakıp, arıyı bir gün bekletirim.
Damızlık çıtasını bu koloniye verdiğimde larvalar süt içinde kalır.
Tabi arıya üstten baktıgınızda, 4-5 çıta gözükür fakat arı tamamen salkıma giriyor.
Daha sonra damızlık çıtasını elinden alıp transfer yapılmış çıtayı veriyorum, başarı çok yüksek ve işçi arıların benim verdiğimden başka alternatifleri olmuyor.
Seve seve diye demek buna deniyor::))
Daha sonra larva transferi nasıl yapılır, uygulamalı gösteriyoruz.
En son ben bu işi yaparım demeye başlamıştı, bacanagıda niye yapamayasın dedi. Olay bitmiştir.
Ali beyin sanaldan ve damacanadan haberi yokmuş. Damacanada arı var deyince bu arı buraya nasıl girdi dedi.
Kış günü biz koyduk deyince bayagı bir acayibine gitti.
Misafirlerimizi yolcu ettik, yolları uzun. Taaa İzmir Menemen’e gidilecek.
Yolunuz açık olsun.
Misafirleri yolcu ettik, peşinden ilhami abi geldi.
İki kovana larva vermiştim hazır sütlü larvaları alması çok kolay ama ucunu koymayı unutuyor.
İlhami abi, kaşıgın ucunu koyacanki iş olsun.
Masadan kaldıramıyorum, bereket yenge aradıda kurtulduk::))
10 Dakka sonra geliyorum dedi, gene yarım saat bekletti.
İlhami abinin çocukları düğündeydiler, onlarıda alıp bizim eve geçtik.
Anında basmışım ispiyonu, yenge 10 dakka sonra geliyorum diyor ama eliylede bekleyin işareti yapıyordu::))
Bu sene ilk defa balım bitti.
Bal isteyenler var, kanola balıylada yeni tanıştık. Bana göre tadı ayçiçek balından güzel kokusuda fena degil. Çok hafif ve güzel bir kokuya sahip.
Tek sorun, bu bal çok sulu.
Sırı alıyorsunuz su gibi akıyor.
Tenekeden bu bidona alıp, üç gün 45 derecede beklettim, kıvama gelsin diye.
Renk çok açık sarı.
Bu arada arılıkta anaarı memesi besleyen kolonilere kanola balı veriyorum. Bir haftada 1 tenekeden fazla balı sulandırıp meme besleyenlere ve metrolara verdik.
Su gibi bal.
Bir kaç kişiye bir test ettirelim bakalım sofralardan ne gibi bir şikayet gelecek.
Kanola balı.
İlk test işini İlhami abi üstlendi, hadi hayırlısı.
Etiketler: ali iyigün, anaarı, arıcılık, damacana karakovan, izmirli arıcılar, kadir kurnaz, kanola balı, karniol arısı, larva transferi
Anaarı üretme teknikleri, Arıcılık Bilgi Merkezi, Magazin | Yorum Yok »
ARICILIK İŞLERİNE SON GAZ DEVAM
Ekleyen, Ali Türk on 16 Mayıs 2011 – 23:29 -Umre işi öyle bir zamana denk geldiki sormayın.
Pazar sabahı bile sabah saat 7:30 da arılıktaydım.
En az 8-10 kovan açıp, meme kontrolü yaptım, iki kovana larva transferi yaptıgımda saat artık 10 olmuştu. Ben ise saat 11 de yola çıkıp Atatürk havalimanına en geç 13:00 de varmam gerekiyor.
Hava limanında bir telefon, Cemil usta soruyor neredesin, dedim İstanbul’dayım.
Birazdan uçak kalkacak, dediğine bakın, niye helallaşmaya gelmedin.
İnsanların olaylara kendi penceresinden baktıklarında, tuaf durumlar ortaya çıkıyor.
Madem helallaşacaktın, niye ugurlamaya gelmedin::))
Sen istediğin kadar üçbuçuk at, başkaları senin halinden biraz zor anlar.
İşler planlandıgı gibi yapılmış.
Bizim kalfayla, körükçü hacı efendi pişmeye devam ediyorlar.
Hacıyla bir olup, beni harçamaya çalışsalarda, hacı bu gün bir sarıldı bana::))
İyice işlerden bunalmış.
Bu gün öğleden sonra arılıktaydım, akşama kadar ful çalışıldı.
Ancak 70 kutuda anaarı kontrolü yapabildim, daha bir sürü kutu kontrol bekliyor, bir taraftan larva transferlerine devam ediliyor. 10-15 güne kadar anaarı işinde tam kapasiteye geçilecek.
Bu sene bayagı bir geç kaldık ve elimizden bir şey gelmedi.
En son Mekke ve Medine’ye gidip sıcak getirdim::))
Kalfamızın dagıttıgı memelerden anaarılar doğmuş, bir anaarıyı çiftleşmeden dönmüş olarak gördüm, hava bu sene ilk defa bu kadar güzeldi.
Asıl güzel olan ise işlerin hiç sekteye uğramadan devam etmesiydi::))
Kalfamız artık ustalık belgemi ver desede, burası açık öğretim degilki, önüne gelene usta belgesi veresin dimi yani….
Peygamberimizin Ravzadaki mezarı şerifleri.
Üç arkadaş yan yanalar.
Son peygamber ve arkadaşları.
Aranızda bir kaç metrelik bir mesafe….
Sol tarafta Hz. EbuBekir, ortada Hz. Muhammed s.a. ve sağdaki ise Hz. Ömer.
Bizim için bu ay umre yapmak çok iyi oldu.
En ölü zamanında bu kadar kalablık, demekki haç ve ramazanda bu gibi yerlerde iğne atsanız yere düşmüyormuş.
Dünyanın her tarafından ve ülkemizin her vilayetinden gelen insanlar vardı.
Bu sevgi, sanki sel gibi akıp duruyor.
Umre’yle alakalı çok geniş bir iki paylaşım yapacağım.
Çok güzel resim ve videolarım var, resim çekmek yasak diyorlardı, eskisi gibi degil bayagı bir esneklik vardı.
Hacii yasak, eyvallah deyip makinayı indirip az ötede işine devam ediyorsun.
Kabenin kapısı, milyonların, hatta milyarların kıblesi…
Sadece vakit namazlarında taaf (kabenin etrafında turlamak) duruyor.
Diğer zamanlar mutlaka taaf var, gece gündüz hiç farketmiyor.
Buradaki duygular kelimelerle anlatmak çok zor, görünce sevinçten, ayrılırken üzüntüden aglıyoprsunuz.
Zaman su gibi akıp tükendi ve ülkemizdeyiz hayat devam ediyor.
Arılıga gittiğimde yarım saat geçmedi, bir kovan karıştı, dedim oğul çıkıyor.
Bu yılın ilk oğulu.
Ben oldugumda bu arılıkta hiç oğul çıkmazdı, gudumsüz birileri gelmiş olmalıki arılık gene karıştı.
Meme beslettiğmiz kolonilerden birisinden oğul çıktı.
Yaklaşık iki çıtalık bir oğul.
Genelde anaarı memesi besleyen kolonileri, kutu arılandırmasında kullanırız ve koloniyi ilk zamanlarda hep zayıflatırız.
Hacıya dedim bu koloniye meme verdiniznimi evet dedi.
Hemen koloniyi açtım, verilen meme hala doğmamiş ama anaarı çıkmak üzereydi.
Hemen parmağımla memeyi kapattım, demekki kolonide başka işler var ve biz elimizdeki kendi mememizi garantiye almalıyız, hacı abi getir bir kutu, silkele bir çıta arı ve elimizde doğan karniol f1 kutuya salınıyor ve bir kaç günlügüne depoya gidiyor.
Kolonide bir kaç çıtada memeler vardı onlarıda kopartıp anaarı kontrolü yaptım, görünüşte bir çıkmış meme harici çıkan anaarı yoktu. Yeniden 5 gün sonrası doğacak bir meme veriyoruz.
Oğulu bir anaarı çiftleştirme kutusuna alıyoruz.
Hemen üçe bölüp, metro kolonilerden birer yavrulu çıta her bölme veriliyor.
Ne gariptirki oğul kondugunda anaarıyı görmüştüm, üçe böldüğüm halde kutuda bulamadım.
Bulur bulmaz icabına bakılacak ve hazırlamış oldugumuz anaarı memeleri verilecek.
Hacı kutu arılandırmada bayagı bir yol almış, sprey boyalar alıp, sanatsal çalışmalarda bulunuyor.
İki beyaz kutuyu yan yana koymasına rağmen, maviyle beyaz kutunun birisini kırmızıya boyaması, ne kadar ince düşündüğünü gösteriyor…
Allahım ne verirsen hayırlısını ver.::))
Etiketler: anaarı çiftleştirme kutusu, kabe, kabenin kapısı, oguları, peygamberinkabri, ravza
Anaarı üretme teknikleri | Yorum Yok »






















