EKİM AYINDA ARICILIK SON DURUMLAR VE YAPILANLAR

Ekleyen, Ali Türk on 15 Ekim 2012 – 19:37 -


kocayemiş çiçekleri

Bu hafta sonu arılıkta bala çalışan kolonilerin kontrol ve düzenlemeleri yapıldı. Kocayemişler de açmaya devam ediyor.

Bu resimleri akşam hava kararırken arabadan inmeden çektim. Çoktan beri böyle tempolu çalışmamıştık, akşam oldu haşat bir vaziyette arılıktan ayrılıyoruz.

Civarda bayağı bir arı var. Kolonileri açtığınızda magazine ve resime bile zaman  tanınmıyor, bir video çekmişiz ve akşam arılıktan ayrılmışız.

Arılıkta bala çalışan kovanın durumu, katını aldık bir kaç çıta balıda alınıp yavru ve bal koyacağı en az 3 çıta gireceğim.

http://www.dailymotion.com/video/xub8gd_arycylyk-videosu-13-ekim-2012-koloni-kontrolu_animals

Hakkımızda olumlu olumsuz eleştiriler oluyor, demek ki doğru yoldayız::))

Birde bunu kalfanız yapıyorsa, belli kasıt var, ne yaparsa yapsın ustalık belgesini alamayacak……..

Benim kovanlardan birisine bayagı bir bindirme olmuş, arılığa gittiğimde ilk iş tüm kovanların önünde durup incelerim, tüm arıcılar bunu yapmalı. Bu kovan bir kaç gün öncesi meydan muharebesi yapmış, ve sağlıklı. Son baharda koloni girişleri daraltılmalı. Yağmalama arıcılıkta feci sonla biten bir afettir.

Aynı sırada hafta içi İlhami abinin bir koloniyi göçürmüşler ve zayıf bir koloni değildi. Son kontrolde Muğla’dan gelen gene İlhami abiye ait kovanların birisinde ağ kurdu faaliyeti vardı. Kovan bal dolu nüfus bitmiş ve her taraf ağ kurdu. Koloni arılıktan ağır bakım için Darıcaya kaldırıldı. Bir iki çıtalık bir devşirme yapılıp, kapalı alanda 2-3 gün bekletilip analı koloniyle birleştirilecek.

ana arı yapay tohumlama

8 Ekimde bu yıl son uygulamayı yapıp sezonu kapadım, yaklaşık 200 civarında erkek arı vardı, anasız kovan bunu yapmaması lazımdı ama içeride çiftleşmemiş ana arı varken erkeklerin işine son verdi. Yaklaşık 10-15 erkek bırakmışlar, bundan dolayı ekip abilerimi davet etmedim. Bir ana arı için toplan ve dağıl değmezdi o aşamaları çoktan geçtik. Bu yılkı son suni tohumlama.

Bana bu sefer eczacı Necati bey yardımcılık yaptı. Eğitimi nereden aldın, bir sürü soru,eğitim almadım dediğimde ise, o mikroskoba bakmak bile başlı başına bir iştir dedi.::)) Biz her türlü başlı başlıca engelleri aşarız, ne diyeyim. Uygulama aşamasının her bölümünü görmek istedi, aşama aşama bende gösterdim.

Erkek üretiminde kullanılan ruşet iptal edilip normal ruşete arıları aktardım. İçeride çiftleşmeye gidecek ana arı var, bu ruşette bu imkansız. Resmi hava karardığında çektik.

ERKEK ARI YETİŞTİRME RUŞETİ

İstediğiniz kovanlarda atılan erkek yumurtaları 40 gün sonrası hazır olacaktır, çıta üzerine yumurtanın atıldığı günü yazıp, anasız kovana alıp beslersiniz. Erkek arılar kendileri bu ruşetten çıkamazlar, siz onları akşam kararmak üzereyken dışarı silkelersiniz oğul gibi havalanırlar ve bu esnada dışkılama işlerini bitiren açık ruşete döner.

erkek arı yetiştirme ruşeti

Her hangi bir uygulama yoksa ruşetin bu çıkışı açılır ve erkek arılar diğer kovanlara yayılırlar.

Ekim ayında en son uygulamayı yapıp sezonu kapadım. Bu sene bu işte tüm hatalarımızı giderdik ve başarımız %100 çıkardık.

Resimde ise suni tohumlamada kullanılan cam iğneler gözükmekte. Cam iğneleri dezenfekte  için söylenenleri ben rafa kaldırdım. Benim iğne dezenfeksiyonum, kullanılmış iğnelere tuz ruhu çekiyorum, ayrıca tuz ruhu çekilmiş iğneleri gene içine tuz ruhu konulmuş cam tüpün içinde bir gün bekletiyorum. Cam iğnelerin içinde ne varsa tuz ruhu eritip yok ediyor, bir kaç kez daha şırıngaya takıp tuz ruhu çekip bırakıyorum, sonrasında saf su ile iyice durulayıp kullanıma hazır şekilde paketinde bekletirim. Bu yöntem hiç bir yerde yok sadece bana ait.

Bunu yapmadan önce uzun süre cama zarar vermeyecek asit veya temizleyici aradım, melasa formik asitte aynı işi yapıyor, oksalik asit zaten temizlik maddelerinde var, onlarda iğne dezenfekte etmekte kullanılabilir.

 ana arı yapay dölleme iğnesi

Tuz ruhu çekilmiş cam iğneler, tuz ruhu konulmuş cam tüpte en az bir iki gün bekler.

Bir yerde orijinal suni tohumlama aleti görmüştüm, çantayı açtık aleti inceledim, sadece bir tanede cam iğnesi vardı, o iğneyle kimse başarılı olmaz, iğnenin içi acayip spermden kurum tutmuştu, alın size tertemiz olması için bir formül.

ana arı yapay döleme şırıngası

Cam iğne bu işte çok önemli, ana arıya giren bölüm sağlam olduğu müddetçe, kırılsa bile bu hortumla başka sıradan kılcal cam tüplere eklenebilir. Şimdiye kadar bana lazım olmadı, elinde kısıtlı imkanlar olanlara bu bilgi gerekli.

ana arı dölleme şırıngası

Şırıngamızı  da saf suyla  yıkayıp gelecek seneye kadar dinlendirmeye aldık.

balkon bahçe domatezi

Balkonda yetiştirdiğim domatesler hala yeni ürünler vermeye devam ediyor, yalnız tarladaki gibi iri olmuyorlar. Bazı kişilerde soruyor balkonunuz herhalde çok büyük, 1×2 balkona 16 su damacanası dizdim, bazılarını balkonun duvarına aldım. Balkonda, başta domates, salatalık, biber, acı tombul biber, maydanoz, yeşil soğan, marul ve turp yaprağı yetiştiriyorum. Tereyi çok severim bir türlü olmadı. Öğlen eve yemeğe gittiğinizde balkona çıkıp, birkaç domates salatalık ve biber kopartıp masaya getirip götürmenin keyfine diyecek bulamıyorum.

balkon bahçeden domates

Öğlen yemekte garnitür olacaklar.

bıcılı sogan

Bıcılı soğan, bir tane ekiyorsunuz, 4-5 filiz veriyor, filizleri ince, salatada kıyıldığında fark bile edemiyorsunuz. Her öğlen elimde 10 litre su balkonda saksıların sulanması rutin işlerimden.

Hafta sonu İlhami abi Şileye ziyarete gidelim hem gezeriz hemde kestane toplarız dedi. Aslında ne çekiyorsam şu laytlardan çekmekteyim::))

Zaim abi bende geleceğim demişti, son dakikada gol yedik, dedi ki hanımlar gelmeyecek mi yok abi erkek erkeğe gidiyoz deyince, ben o zaman gelemeyeceğim::((

Allah ne virise hayırlısını virsin ne diyem.

Geçtiğimiz sene ailecek gitmiştik İmrendere’li Ahmet amcaya.

Ahmet amca arıcı, marangoz ve balıkçılık yapan birisiymiş geçmişte. Şimdi ikide bir yumruğunu masaya vuruyor, bir şeylere özlem duyduğu ve kahrettiği belli. Sizde onu dinleyip seyrederken üzülüyorsunuz.

Kestane bal sezonunda İlhami abiyle uzun uzun görüşürler. Ahmet abinin gözünün birisi mikrop kapmış, daha sonra öteki göze geçiyor, ve ameliyat oluyor, gözün birisi tamamen kaybedilmiş, birisinde  biraz umut var. Defalarca ameliyat ve tedavi olmuş, biraz görmeye başlamış, yoldaki çukurları bile görmeye başlamıştım diyor, 15 gün öncesi bir grip geçirmiş, şimdi gene göremez olmuş, sadece ışık olduğunu  fark ediyorum, başka bir şey göremiyorum demekte. İnsan sağlıklıyken genelde hiç bir şeyin kıymetini bilemiyor. Sağlık gittiğinde bir daha geri gelmez ise alışmak çok  zor oluyor.

“Allah herkese her şeyin hayırlısını versin, dert verip derman aratmasın”, bu Anadolu da bir söylemdir, ama altında büyük bir dua yatmakta.

Ahmet abi bizi gittiğimizde kapıda karşıladı, zaten defalarca yolda aradı neredesiniz diye, ona göre ayar yapıp kahvaltıyı hazırlamakmış maksadı. Hemen kahvaltı masasına geçiyoruz, yeni fırından çıkmış çörek ve poğaçalar, bir sürü çeşit yiyecekler, karşınızda görmeyen birisi, ister istemez iştahınız kaçıyor, Ahmet abi ise hanımına masada eksik var mı? diye soruyor, Allahım yarabbim……..

Bahçede mayıstan beri meyve eksilmedi dedi, bir armut çeşidi var, bu mevsimde olmaya başlamış, boyu ise yumurtadan biraz ufak, genelde bu tip armut baharda ilk olanlardır. Golden elmalar, dalları kırmış. Bahçenin bir bölümü tavuklara ayrılmış bu tarafa geçemiyorlar.

Trabzon hurmaları olmaya başlamış, hatta birisi olgunlaşıp yarılmış, dört dilim yapıp tadına baktım.

Bahçede açık güller. Resim alıyorum, sanki bizim kalfaya öğretmişim gibi oda gül resmi çekmiş ve benden önce yayınlamış. Dr.Muhteşem abimle defalarca bir çok konuda aynı anda düşünürüz, msn sohbetinde bu çok olur yazıları yazarız, butona basıp gitti mi derken bir bakıyorsun bir konu hakkında aynı görüş yazılmış. Bir çok huyumuz aynısı, hani derler ya yıldızımız barışmıyor diye, insanlar genelde kendi karakterlerine uygun kişilerle arkadaş ve dost olurlar, bunu defalarca test ettim, zoraki arkadaşlık ve çıkar için dostluklar mutlaka kopuyor.

kırmızı gül

Benim gül resmim kalfanın gülünü döver.

kestane meyvesi

Kahvaltı bitti, biz kendimizi ormana attık. Geçen sene İlhami abiyle gene aynı ormanda 2 kilo kestane toplayamamıştık. Bu yıl rekolte iyi::))

kestane toplamak

Acayip zor işlerden birisi kestane toplamak. Furkan Emrede bana eşlik ediyor. Habire sorular soruyor, kaç kilo oldu, kilosu kaç para, bende diyorum hani para istiyorsun ya::))

Bak bir kilo kestane nasıl toplanıyor gör, pazardaki çuval çuval kestaneler böyle birikiyor. Güzel bir hayat dersi yaşadı, bir ara iyice kayış attı susadım artık gidemiyorum::))

 

toplanmış kestaneler

Bir ağacın altını dolanıp ötekine geçiyorsun, kafan dönüyor, ormanda yönünüzü kaybediyorsunuz. Sonunda hem bir şeyler atıştırıp hemde su içmek için arabaya döndük.

Furkan Emre Türk

Suyunu içen Furkan Emre mutlu bir şekilde topladığı kestaneler başında poz veriyor. Yemekten sonra bir tur daha ormana çıkıldı.

İlhami Uyar

Bu sefer poz sırası İlhami abide. İlhami abi güvenlik abidesi gibidir. Araba kullanırken işaret 20 km hız diyorsa, 25 le kesinlikle gitmez. Her işte güvenlik önlemlerine acayip uyar, araba kullanırken bana bir şey demiyor ama rahatsız olduğu belli, bende emniyet kemerimi taktım::))

Ormana girmeden üzerini değiştirdi, tulumunu giyindi, botlarını giyinip bizim eldivenleri verdi ve ormana daldık.  Ben bir sefer düşmüştüm, gelip dizlerimi kontrol etti ve bir şey yok, devam dedim, ama acayip yorulmuşum demeyeceğim haşat olmuşuz. Bir ara telefon çaldı hanım telefone niye bakmıyorsun dedi bir baktım benim telefon yok, üzerinde çift hat vardı, dedim düştüğüm yerdedir oraya baktık telefonu bulamadık, zaten genelde sessizde olur ve sürekli konuştuğum telefondu, liste gümledi ona üzülüyorum.

Bu gün komşu telefoncuya gittim bana telefon özellikleri sayıyor, dedim özellik istemiyorum,  konuşacağım bir telefon ver, birde şarj iyi olsun, bir telefon alıp gidip sim kartları çıkartım, demek ki güvenlik önlemleri şart::))

Sim kart iptal edilirken yeniden test edildi, hala muhtemelen ormanda titremeye devam ediyordu benim mazide kalan telefon, kızcağız çalıyor cevap veren yok dedi::))

Bazı arkadaşlar Ayfon’umu diye soruyor,  Ayfon şimdilik duruyor.

 

Yol üzerinde bir arılık vardı, dönüşte resimleriz dedik, dönüşte de arabadan inmeye derman kalmamıştı. Arabadan bir kaç resim aldık. Her kovana bir varil kesilip şapka yapmış, yurdumuz insanı her şeye her türlü çözüm buluyor.

ilginç arılık

Tek sorun, kışın yağış fazla olur ve varil davul vazifesi yapar mı? diye düşünmeden edemedim, çünkü variller kovana temas ediyor.

Bu resmi koyup koymamakta bayağı bir tereddüt ettim::))

Sabah Ahmet amcanın evinde yediğimiz incir ve Patlıcan reçeli::))

Bakalım daha ne reçeller göreceğiz.

palamut balığı

Birde bu resmi koyup koymamakta tereddüt ettim di::))

Palamut balığı.

Kimseye iyilik yaramıyor, geçen aldığım balıkları kavanoza dolduruken yardım eden hatun, diyordu ki, kışın ne yemek yapsam diye düşünüp duruyoruz.

Şimdi ise öğlen yemeğe eve gelmişim, kulakların çınladı dimi diye soruyor.

Hazır Şile’ye kadar gitmişiz, iki kasa balık aldım, daha önce aldığım 5 balık için neler demiştiler neler……….


Etiketler: , , , , , , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »

TON BALIĞI, EV YAPIMI BALIK KONSERVESİ

Ekleyen, Ali Türk on 11 Ekim 2012 – 22:00 -


Evde balık konservesi nasıl yapılır.

Ton balığı nasıl yaparım?

Evde ton balığı yapmak.

Palmut balığı ton balığı, olurmu?

Palamut balığı konservesi.

Palamut balığını nasıl saklarım.

Balık konservesi nasıl yaparım?

Tüm bunların cevabını buldum, burada::))

Malzemeler, palamut balığı, çiçekyağı, defne yaprağı, çekilmemiş karabiber ve kavanoz.

Taze palamut balığını alıyorsunuz, 2-3 parmaklık dilimler bu iş için ideal, dilimler büyüdükçe hem pişirme uzuyor, hemde kavanoza dizmek zorlaşıyor.

 

Palamut balıklarımız dilimlendi, yıkandı ve pişirilmek için tencereye dizildi. Pişirme başlamadan gerekli tuzu suya atıyoruz, birazda sirke kattıktan sonra ocağı yakıp, pişirme işine geçiliyor.

Yaklaşık yarım saat balıkları kısık ateşte kaynattık, dilimlerden birisini tencereden çıkartıp bakıyoruz, pişmişmi? Bir parça kopartıp tadınada bakabilirsiniz, tadı nefti, tuzu az ise bu aşamada tuz ilave edilebilir. Pişrilme bittiğinde, balıkları süzgeç veya kevgire alıp hem suyunun süzülmesini hemde soğumuasını bekliyoruz.

Pişen balıkların soğuması ve suyunun süzülme aşaması.

Palamut balığının zaten fazla kılçığı yok. Kavanozlara koymadan kılçıklarıda alabilirsiniz, demişlerdi bende öyle yaptım. Löp et, aç götür.

Soğuyup suyu süzülen balıklar kavanoza, evimde daha önceden toplanmış defne yaprağı vardı, birazda çekilmemiş karabiber aldım.

Kavanoza bir sıra balık, üstüne bir kaç tane karabiber atıyoruz ve bir kaç defne yaprağı, tekrar bir sıra balık, defne yaprağı ve karabiber, kavanoz doldumu ayçiçek yağıyla kavanozu dolduruyoruz.

Bir balık konservesi yapmadığım kalmıştı, bunada şükür. Lezzeti yağsızken bile aynı konservedekiler gibi, demekki hazır konserve balıklarda böyle yapılıyor, zaten konserveyi açıyorsunuz tamamen yağ içinde pişirilmiş balık olduğunu görüyorsunuz.

İlk defa balık konservesi yaptıgımız için ufak tefek aksaklıklar tespit ettim. Balıklar yuvarlak olarak ve daha ince dilimlenir ise daha az sürede pişiliyor. Parçalar büyüdükçe pişirme süresi uzayabilir, balık dilimleri büyük olduğunda kavanoza dizeken zorlanıyorsunuz. Bir daha bu konserveden yaptığımda, daha büyük pet kavanozlara balık konservesi yapmayı düşünüyorum. Hem daha çok balık alır, hemde içine eliniz girer, birde balıkları doldurmdan yağ konulursa kavanozda hava kabarcıkları kalmaz.

Sadri Demircioğlu abimiz tarafından tarif edilen balık konservesi. İlk deneme ve istifleme başladı::))

Bu yıl palamut balığı bol ve stoklamak için güzel bir yöntem, belki birileride bu işlere girişirse aradığı tüm detaylar var. Palamut balıkları bolken gerekli stokları yapayım diyorum, bir dilim balık konservesi dünya para::))

Zafer ANLAYIŞLI dedi ki…
Olmaaaz, böyle olmaaaz.!

Sadri abimime saygı duyarım ama bizim yaptığımız daha değişik.
önce dilim balıkları yıkayıp kavonza aralarına yapışmaması için yağlı kağıt koy üzerini kapatana kadar su ilave et,üzerine biraz tuz ve limon dilimi koy kapağı sıkıca kapat ve biraz büyük kaba aldığı kadar 5-6 kavanoz koyup suyun içinde benmari usulu 30 dakika kaynat. işlem bittikten sonra bir bezin üzerine kavanozları kapakları üzerine ters çevirip soğumaya bırak sonra istediğin zaman ister soğuk, ister kızartma,istersen buğlama yapmak üzere rafa kaldır.bir kaç sene bozulmadan kalır. Birde böyle dene bakalım hangisi hoşuna gidecek.
AFİYET OLSUN

Bu tarifte Zafer abimizden, demesine göre gariban tarifi imiş::))

Etiketler: , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi, Magazin | Yorum Yok »

BEYKOZ AKBABA KÖYÜ, KESTANE BALI FESTİVALİ 2012

Ekleyen, Ali Türk on 07 Ekim 2012 – 09:25 -

Beykoz Akbaba köyü, 4. kestane balı festivaline büyük emekler veren.

Beykoz İlçe Tarım Müdürümüz Sayın İbrahim Özdemir. Yüksek Ziraat Mühendisi Dr.Bahri Işık ve tüm Beykoz ilçe tarım personeline, ayrıca,Beykoz Akbaba Köyü Muhtarımız Sayın Yüksel Kılıç, bu organizasyonu tüm olumsuzluklara rağmen büyük özveriyle devam ettirdikleri için şetekür ediyorum.

Festival günü arkadaşlarımızla buluşmak için Gebze’den çıktık. Akbaba köyüne vardık, bizimkiler Saim Gürel’in bahçeye postu atmışlar. Bu gün tamamen magazin takılacağım::))

Hemen gidip sponsorun yanına oturdum, ileride para lazım olursa, böyle sponsoru aramaya gerek yok nasılsa yanımızda. Sanki millete öğretmişiz gibi  çift telefonlar susmuyor::))

Bizim Zaim abi hastası olduğu için son anda festivale gelmekten vaç geçti. Yakın arkadaşını hastaneye kaldırdılar, Allah acil şifalar versin. Zaim abilerin villa yöneticisi Raşit bey, hemen üç beşleri bulmuş, kan çekiyor demek ki::))

12 Numaralı saf arımız gelin gitti, kime niyet kime kısmet derler ya aynısını yaşadım, bu aldığımız son foto, akvaryum kovanda yumurta atarken yakaladık. Bununla ilgili başka bir paylaşım yapılacak.

Festival başlıyor, bendeki alet ülkemizdeki ilk yapılan alet, nereden nereye gelinmiş bir göstereceğiz.

Çantamızdan çıkartıyoruz, meraklı gözler üzerimizde::)

Bu Trakyalılara laf anlatmak lazlara laf anlatmaktanda zor, laza bir şey tarif et, mutlaka bir şey anlar, yanlış olsa bile::))

Şenol diyor ki göremiyorum, nasıl anlatayım ben sana şimdi mikroskoptan görmeyi, bak işte::))

Ali Şekerli abim, bu aletin 3 yıl önce alt tablası ve direklerini görmüştü o zamandan beri bir araya gelemedik. Bu Trakyalı uyanık, bakışıyla neler anladığını tahmin edebiliyorum. Ben aleti hazırladım, şırıngayı takmamıştım, hepsini görmek istedi, bende şu an şırıngayı hazırlıyorum, iyikide takmışız , kürsüye gideceğimiz hiç hesapta yoktu.

Sadri abi son gelinen noktayı gösterecek, meraklılarına. Yan yana iki dölleme aleti, benim aletim başka aletleri döver onu baştan söyleyeyim, maç sayısıda fazla::))

Sadri abinin çıkardığı alet daha acemi::))

Geliştirdiği cımbız ise dünyada yok.

Saim Gürel ve eşi stantlarında.

Suni tohumlama konusunda elimizde hiç bir şey yokken başladığımız yer ve gelinen nokta.

Arka planda bir sürü saf anaçlar.

Festivale ilgi ve katılım büyük.

Ali Şekerli abim hala incelemeleri bitiremedi. Sorular sorular, yapma beya git biraz dolay, sanki imtihana tabi tutuyor::))

Şekerli abimizden kurtulduk gibi,sıra Zafer abimde,aman Zafer abi sen bu işlere bulaşma diyorum içimden. Zafer abim bu aletin temellerini atanlardan, onada ne kadar teşekür etsem azdır, tornacı Nazmi abimizide unutmuyoruz, Zafer abi Nazmi abiye beni götürüp bu işlere girişmemizi sağladı. Bir ata sözü vardır, başlanılan iş bitmiştir, bunu bu alet konusunda yaşadım, sonuçta Nazmi abi başladı, Sadri abi bitirdi, başlanılmayan işler hala başlanılacak::))

Zafer abi bizim ekibin en meşhuru, meraklılık zor, denemeler ve uygulamalardaki aksaklıklara biliyorsunuz sakarlık deniliyor. Bir şeyi denemeden uygulamazsanız zaten sakarlıkta olmaz. Bizim ekibin huyu bir sakarlık yapmış ise aman ben bunu yaptım böyle olumsuzluk yaşadım aman siz bu çukura düşmeyin der::))

Zafer abi şu an tehlikesiz bir şekilde izliyor, sıkıntı yok, rahat olun::))

Yav kalkın beya, şimdide pinti hoca geldi, durumu iyi gözükmüyor, paraları sponsorluğa yatırdı.

Bu arada basın mensubu arkadaşlarımızı unutuyordum, hepsine sonsuz teşekürler. Akvaryum kovanda suni tohumlanmış ana aryı çekiyorlar. Bu akvaryum kovan iki saatimi aldı, karar verdim, doğru Cemil ustanın atölyeye, nasılsa malzemem var, 2 saatte hazır edildi. Güzelde olmuş, birçok kişi ilgilendiğine göre::))

Aletlerin çekimi yapılıyor.

Festivaldeki sunumların başlamasını bekliyoruz, bu esnada arıcılık forumunun yeni üyelerinden, Engin Altın yanımıza gelip ben yeni üyenizim dedi.

Uzun süre sohbet ettik, sanal alemde çok yayın var, fakat yaptıklarını paylaşan yok, bu seni öne çıkarıyor dedi. Kendisi kuyumculuk yapıyor. Hobi arıcı olmasına rağmen arıcılara bir kaç soru soruyormuş, arın ne ırk ve F kaç. Bu sorulara şu ana kadar tanıdığım hiç bir arıcı cevap veremedi, bu çok önemli bir sorun, kendisi aynı zamanda avcı ve av köpekleri damızlık ve soy işlerini çok iyi biliyor, hiç ben doğal erik yiyeceğim diye dağdan erik getirip bahçesine eken gördünüz mü, bu damızlık böyle bir şey, her geçen gün önemi anlaşılmaya başlanılıyor.

Arkadaşlarımızla gurup fotosu çekilnelim dediler, hadi buyurun.

Olmadı bidaha, bidaha::))

Havada şansımıza süperdi, herkesin mutlu olduğunu görüyoruz. Bizim ekip en arkada kaynatmaya devam ediyor.

Hediye dağıtımı var.

İbrahim bey ve Bahri bey bu etkinlikte çok faaller, köy muhtarıyla kafa kafaya verip ortaya güzel şeyler koyabiliyorlar. Beykoz ilçe tarımın sadece buradakilere değil, bir çok arıcıya yardımları olmuştur, ana arı kursu düzenlendiğinde, kursa birçok vilayetten katılım oldu.

Köyün Muhtarı, Yüksel Kılınç ise acayip faal birisi, müthiş bir ev sahipliği sergiliyor, 3-4 yıldır görüyoruz.

Hiç hesapta yokken apar topar sunuma çıktık, bereket iyi sıyırmışız, kalfam ise süperdi.

Aslında bunlar iki ayrı foto, ama sunum sonrası öyle kasılmışızki,10 foto alınsa aynı poz gibi dururuz::))

Bahri kardeşimiz acayip çalışkan ve asıl mesleği sığır hayvan damızlığı, olmasına rağmen damızlık konusu ve önemini bilen birisi ve bizi bunun için acayip seviyor veya tutuyor, bu ülkeye bir şeyler verin veya versinler kim olursa olsun der hep.

Allah kendilerinden razı olsun, başarılarının devamını bekliyorum.

Arıcı muhabbetleri bitermi bitmez, gene gün bitiyor, biz konuşmaya doyamıyoruz, sevdiğimiz abilerimiz ve kardeşlerimizle.

Bazen unutuyoruz, resim lazım oluyor yok, Saim kardeşimin standını resimliyoruz.

Biz sunumdan gelirken arkadaşlarımızın bakışı ve süperdiniz diye bizi tebrik edişi, yüzlere bakın.

Yemek faslı başladı, öndeki Nedim arkadaki ise Trakyalı Şenol::))

Nedimi bir kaç kez forumdan silmişim, üye olacaklar, bizim forumda isimleriyle üye olmalı, geçmişte nikle üye olanlar oldu ama bunu istemiyorum. Arıcı niye kimliğini gizlesin ki.

En sonunda gitti bir yerde götürmeye başladı, bu seferde gidip Enes Emin e yakalandı::))

Sponsorun halini yayının sonunda göreceksiniz,şimdi güler gibi duruyor ama…

Akvaryum kovanla ilgilenen meraklılar, çocuklarına arıları anlatan bir anne.

Eski sıgara içtiğim günler getiren bir kare, sıgarayı tellemiş, birde video çekiyor::))

En sağdaki Enver Sarıoğlu Muhteşem abiyle derinlere dalmışlar gibi.

Arılar le poz veren bir meraklı, babası resim alıyor, bu bile ileride anı olacaktır, bakarsınız karşımıza arıcı olarak çıkar.

Abi kardeş arıları izliyorlar.

Arıyı bir daha nerede göreceksin:))

Bir sürü konu ve özel sohbetler oldu.

Bazen ikili görüşmeler yapıldı. Arıcılıkla ilgili bu alanda çok şey vardı, en önemlisi arıcı varsa gerisi kolay::))

Arka tarafta Muhteşem abiyle Aliosman abim bir şeyler konuşuyor, ön planda biz başka şeyler konuşuyoruz.

Arı evi, sahibi Ercan beyde  birçok konuda görüş bildirdi.

Saim Gürel bizi standında fotoya davet etti. Akvaryum kovan görüntüyü bozuyordu::))

Aliosman abi ver tutayım dedi, verdim, sağolasın ben aldığımı geri veremem dedi, bizde hayırlı olsun dedik, detayla bu konuda ayriyeten gelecek.

Güzel bir etkinliğin sonuna doğru ilerliyoruz.

Arıcıların yüzünden mutluluk akıyor::))

Festival bitti,alandan ayrılıp çay kahve içelim aç varsa yemek söyleyelim diyordu köyün muhtarı Yüksel bey.

Çay içmeye başladık, bir iki derken, Bahri bey geldi, sizinle görüşmek isteyen bakanlık görevlisi var dedi ve bizi davet ettiler. Masalarına gittik, bizim hakkımızda bilgi verilmiş kendilerine. Festivalin bitimine yetişebilmişler.

Gıda Tarım  ve Hayvancılık Bakanlığı Baş müfettişlerinden, Sayın Rafettin Yılmaz. Bize çalışmalarımız hakkında sorular sordu. Anlatmaya başladık, anlattıklarımız ilgisini çekti, aleti görebilirmiyiz dedi, hemen aletin ilki olanı getirdik.

Aletin ne sıkıntılarla bu günlere kadar geçirdigi evreler ve çalışmalarımızı zevkle dinledi. Mavili olan kişi ise İstanbul İl tarım müdürümüz. Soru üzerine sorular, süre kısa herkes birşeyler öğrenmek istiyor, biz sorunlarımızı sıralıyoruz.

Bu ilk alet, son halini ise  Sadri abim getirdi.

Kısaca aletin nasıl çalıştığını izah etmeye çalışıyorum, Rafettin bey dikkatle izliyor ve söyledikleri şuydu,bir şeyi okumakla uygulamak arasında çok fark vardır, siz bunu uyguladınız, başarınız nedir diye sordu, soruya ise Muhteşem abim yapılan uygulamalarda artık %100 başarı sağladık cevabına gene yetkililer çok sevindi. Ayrıca hayret etmekten de geri kalmadılar, çünkü bu işte ülkemizde çok geri kalındığını ve başka ülkelerdeki durumları da kendilerine  aktardım.

Karşılıklı bilgi alışverişi çok iyi oldu.

Sadri abi aletin geldiğin son aşamayı gösteriyor.

 

Rafettin bey ve il tarım müdürümüz daha sonra Akbaba köyünden ayrıldılar.

Tekrar biz arkadaşlarımızın yanına döndük, sohbet iyi güzelde gün bitti be::)

Zafer abi ile Enes Emin iyi sardılar.

Neler konuşuluyor merak ediyorsunuz……

Balcı Yusuf iş başında, depoyu bulduk beya::))

Hediye ballar dağıtılıyor.

Yeni bir uygulama, balcı bal kavanozunda üreticinin resmi var::))

Köy muhtarı Yüksel beyde hediye ballardan nasiplendi.

Baktım kalfa oralarda gel bari birazda sen nasiplen, bir daha sponsor olup, böyle ortalarda beş parasız gezmezsin dedim::))

Kısmete bakın nerelerden, nerelere…………

Bu üçbeşler doyumsuz beya, kurutacaklar arabayı çekilin dedim,tipe bakın::))

Toplu bir resim daha::))

Başımız belada gözüküyor, bu resim hayra alamet değil::))

Allah her şeyin hayırlısını versin…

Dağılıyoruz, herkes evine…..

Bana gelen hediyeler vardı, onları mutfağa çıkarttık.

Bazıları biraz kalfada emanet kalmıştı, bazı eksiklikler var, paketlerde pastırma sucuk kokusu var, görüntüye bunlar yansımıyor, anlayacağınız kurda kuzu teslim edilmez…….

Tüm dostlarıma sağ olun teşekür ediyorum diyorum, ülkemizin ayrı köşelerinden ayrı ayrı hediyeler…………

Mutfaktaki ilk işim, ekmeği kesip, tere yağını sürmüşüm, petek balı doldurmuşum, gerisini ne siz sorun nede ben söyleyeyim……….

Bu resimde dünya aleme ibret olsun diye yayınlıyorum, arka planda İlhami abiyle Cemil usta gülüyor.

Tüm parasını sponsorluğa yatıran adamın hali, yemek kuyruğuna girmiş, görüntü süper yaaaa…

Sponsorun hali…………


Etiketler: , , , , ,
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »

BAL FESTİVALİNE DAVET

Ekleyen, Ali Türk on 02 Ekim 2012 – 20:43 -

Beykoz Akbaba köyü, geleneksel kestane balı festivali, 8 Ekim 2012 Cumartesi günü düzenlenen organizasyonla tekrar edecektir.
Festivale tüm arıcılar davetlidir. Tabi sadece arıcılar değil bal sevenleri de bekliyoruz.
İnşallah bizde o gün, Beykoz Akbaba köyü bal festivaline  arkadaşlarımızla katılacağız.
Beykoz Kestane balı festivali, Akbaba köyünde yapılacak, festivalin başlama saati 13:00.
Ayrıntılar gelecek.

 



Etiketler:
Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »
Forum