BAYRAM ETTİK::))
Ekleyen, admin on 03 Aralık 2009 – 10:00 -
Beykoz ilk öğrencilerimin mekanıda denebilir. Oktay arıcılığını anlatırken, abi biz arıcılığın ünüversitesinden başlamıştık diye anlatır. Sanalda ilk tanıştıgımız kişilerden olup ilk larva tranferleri yaptıgımız zamanlarda daha arıcılagın “A”sından haberi olmayanlara larva transferi yaptırıp yada izletmiştik.::))
Sabah Gebze’de erkenden kalkmışım, direk hacının bahçedeyim, karakovanın şurubunu tamamlayıp, birde başka bir kaç iş vardı onlarıda düzenledim. Hacı hala yatıyor, telefonla zor uyandırdık beyefendiyi. Sonrasında çarşıya benim motorla geldik, hatta Akbaba köyüne motorla gitsekmi diye de düşünmedik degil.
Saim abinin köydeki evinin bahçesi, sanki düğün dernek var herkes koşturup durmaktaydı. Karedekilerin hepsiyle Mugla Milas’ta birlikteydik. İlyas Uyanık ta koşuşturanlar arasında.
Nimet abi gene hiç boş durmaz, bir yerden balık diziyor bir yerden pişenleri izleyip duruyordu.
Aziz Mumcu ise balıkları pişirmek için didinip duruyordu. Mugladaki ekip komple burada.
Balıklar pişerken Saim Gürel abimizin depoda buldugum bir resim. Gemici düğümü çeşitleriymiş. 8-10 resmin içinde en iyisi buydu. “Gemicidüğümü” bir sürü düğüm seriside denilebilir.
Gurbette arıcılık zor, eve gitmenin adıda çamaşırları yıkatmaya gidecegiz diyorlardı Milas’ta. Afrikalı Cemal abi evine geldiginde çok çamaşır yıkayanlardan sanırım, iyice çökmüş, hemen sen arıların yanına dön, çamaşır kirletmeye başla bu ne hal be. Hafta sonu Milasa arıların yanına kampa gidiyorlar, ekip olaraktan tabiki.
Hacı sofraya kuruldu asım abiyle birlikte herkes beklemede.
Yemekler yolda çok aç olanlara salata ve bal çeşitleri vardı, üstünede meyve götürebilirsiniz. Masa mükemmel hazırlanmıştı, yemede yanında yat, zaten ben muhteşem abi geç kaldı diye bogazımdan bir şey geçmedi, soguyup ziyan olmasın diye bir kaç hamsiyi zorla yedim.
Alın size Muhteşem abiyle Nimet abiyi bir araya getirdik, derdiniz bumuydu. Başka bir araya getiremedikleriniz varsa müracat edin degerlendireyim.
Muhteşem abi misafirini ekip geldigi için yada misafirini ekebilmek için diyeyim bayagı bir geç kaldı.::))
Daha sonra Salih başak Ve kayınçosu Kemal abi geldi. Kemal abi ve Salih abinin gelmesiyle ortalık birden karıştı. Gülme kirizleri başladı. Ben ikisinide uzun zamandır tanırım, çoktan beri arıcılık yaparladı bende onlara bal satardım. Nihayet bu sene arılarının balını aldık bir sagım gördülerde konu komşuyada bal ikram etmişler.
Bir kovan yapılmış arıcılara gösterildi nasıl diye. 1×1 cm ıhlamur tahtası arasına strofor preslenmiş. Kovan ve kat acayip hafif, ben en çok hafifligini begendim.
Kovan muslugunu degişken bir aparatla daraltıp yada yolculukta hava girisi sağlanıyor.
Aparatı tamamen aldıgınızda girişte genişliyordu. fakat şunu ilave etmeliyim, yeni kovan yapacaklar mutlaka kovan altına mümkünse büyük havalandırmalar koysunlar ve çekmeceli yapmaya çalışsınlarbu çok gerekli. Bu kovanda alttan havalandırma yoktu.
Yedik içtik şimdide arılıga gidiliyor.
Tam bahçeden çıkışta Oktay aradı, dedim arılarıyın yanına gidiyoruz varmı selamın. Sonrada Hafta sonuna arılarını İzmir’e götürecek olan Nimet abiye verdim telefonu. Benim arılarımı hazırlayın diyordu, bu kadar arıcı bir çivi çaksa ::))
Afrikalı Cemal abim karakovanların hangisi çalışıyor diye karakovanların önüne gitmesiyle , namaz duruşuna geçmesi ve oradan uzaklaşması bir oldu. Saim Gürel Kardeşimizin arıları bu karakovanların arkasında.
Saim abimizin arıları güzel çalışıyorlardı. Bu sıranın 5 metre altında bir sıra arı daha var, orası çalışmıyordu, nedenide gölgede kalmasıydı.
İlk olarak anaarı yetiştirme kovanlarına dalındı. Yeni çiftleşmiş bir anaarılımkovan harici ne kadar kovan açtıysak yumurta ve yavru göremedik. Sadece yeni çiftleşmiş anaarıda kapalı ve yumurta vardı. Geceleri 7 dereceye düştügünü barakadaki termometreden gördük, dışarda belkide 5 derece altına düşüyordur.
Arılar hala nektar çekiyor.
Yerlere damlayan balın tadına baktık, acıydı ve bu kocayemiş balıdır.
Karşıdaki arıcı Mustafa Yılmaz, hikayesi ise ilginç, babası ölene kadar arılarla hiç ilgilenmemiş. Babası öldükten sonra arılar başına kalmış, ve ne yapabilirm diye kıvranırken benim siteden arıcılık öğrenmeye başlamış, anlatımlarına göre miller metodu anaarda üretip başarılı olmuş.Benim 2007 yılında çekip youtube de yayınladıgım filimlerim hala süperler. Bir çok arıcılıga yeni başlayanlara ışık tutmaktalar.
Aziz kardeşin oğlu,maşallah çok tatlı ve çeneli, hazır cevap bir velet.
Kaptanım götür bakalım be, utanmana gerek yok, bu resimden öncekini hatırın için yayınlamadım, belki resim sitesine girer::))
Doktorum ise evden bir şeyler yiyemediği için buralara kaçıyor diye düşünmekteyim, yenge gör bak neler yapıyor.
Arılıktada gerekli işlerden sonra Oktay’ın hafta sonuna gidecek arıların yanında, malzememelerde gidecek. Hadin bari malzemeleri arabanın girecegi yere kadar taşıyalım, hurra bir manga asker iş başında.
Kaytarmayın bakayım alın alın.
Herkes iş başında.
Doktora bakın uyanık bir kapak aldı birde kat durumu süzüyor. Göbek derseniz eh işte. Bu çalışmaya bu göbek erimez be abi diyorum içimden::))
Oktay kardeşimin kovanlarından 007 jemist bont. Bir kovan üçe bölünmüş ve anaarı üretimi için planlanmıştı. Zafer abide onu kapmış gidiyor, gel vatandaş gel göç nedeniyle beleş.
İki senedir şu karakovana ogul koyamadılarya, gerçi doktorun suçu, bastıgı yerde ot bitmiyorki. Gitti geçmişte birde bu kovanın üstüne oturmuştu, ogulmu girer girse bile terk edecegi kesindi zaten.
Yabancı sitelerde gördüğümüz kovan ön yüz resimlerini burada bir ruşet kovanda görüyoruz. Önünde resim çekerken ayak bilegimden soktular, biriside ayagımdaki bota iğnesini bıraktı kaçtık, birde açsaydık ne olurdu bilemiyorum. Resimleri heralde Oktay’ın küçük kızı yapmıştır, babasına hediye olarak. Tabloya bakıldıgında aile fotosuda olabilir.::))))
Kahvehanede çay içiyoruz, başka arıcılarda masamıza ugrayıp üç beş kelam edip gidenler var. Bu amcada arıcıymış. Zafer abiye sordu kaç arın var diye,8-10 dedi amcamızı kesmedi, Sayı hastası çok memlekette::))
Çay faslıda bitiyor. Bu arada doktor benim misafirim var dedi vınlayıp gitti. Hatta Salih abiler çaya bile kalmadılar. İyiki kalmamışlar, eve gelip haberlere baktıgımda Adapazarı’ndan İstanbul’a kadar yol tıkalydı deniyor.
Son resimleri alıyoruz. Ve vedalaşıp ayrıldık. Ben hacı ve Asım abiye Zafer abi yerlerimize götürecekti. Kavacık yoluna bir çıktık konvoy vardı, dedim abi hemen kavacıga geri çık ve eskiden kullandıgım yollardan Çavuşbaşı ve oradan Çekme köye indik, 10 senedir geçmediğim yolardı. Asım abiyi bırakacagımız yer ise tornacı nazmi abiye yakındı. Bende bal götürmüştüm Nazmi abiye veremezsem bile Asım abiye versem o iletir diye. Nazmi abiyi bulabilmek için yatsı namazına onun gittigi camiye gittik, namazı kılıp çıktık nazmi abi piyasada yok, telefon ettim abi neredesin diye Şişli’deyim dedi. Bizde senin evin yanındayız ve evine balını bırakıp başka zamana görüşmek üzrere Taşdelen’dede ayrılıyoruz. Nazmi abi aşırı pimpirik, hatta kendi tabiriyle kıl diyebilirsin demişti bir konuşmamızda. Anaarı suni dölleme aletini elinden almadıktan sonrada kafasındaki ürettikleri bitmeyecek. Zaten bitmiş ama bu seferde gitmemize rağmen görmek nasip olmadı işte.
Taşdelen’den Paşaköy oradan ise Kurtköy sapagına inip, Orhanlı, Tepeören altından Şekerpınar Gebze’ye geldik. Zafer abiyle hacıyı bırakıp çarşıda direksiyondan inip Zafer abiyi yolcu ettim. İnşallah E 5 ten gitmiştir, dedimya eve gelip haberlere baktıgımda otobanın felaket tıkalı halini görünce eyvahdedim ama telefonda edemedim ne yaptın diye.
Arıcılar olarak iyi bir bayram yapmış olduk, hemen başladılar nerde ve ne zaman toplanacagız, bana niye sorarsınızki bunları anlamadım gitti.::))
Başta Saim abi ve tüm arkadaşlara teşekür ediyorum acilen yenisi nerde olacaksa toplanalım be yaw::))
Arıcılık Bilgi Merkezi | 9 Yorum »
21 KASIM 2009 ÇALIŞMALARIM
Ekleyen, admin on 01 Aralık 2009 – 10:00 -
21 Kasım 2009 gününden görüntüler. Burası Gebze’deki anaarı ürettiğimiz arılıgımız.
En zayıf kovanlarımız burada bulunuyor.
Hacı bu kovanlar hiç gelişmedi diyor, içindeki anaarıyı alıp satarsan, kovanada yeni kapalı meme verirsen gelişir acele etme dedim.
Güçlü kovanlarıda anaarı üretiminde zayıflatıyoruduk, en az iki tur anaarı memesi kapattırıp üçüncü turda ise kovanın yerini degişip kapalı yavru takviyeleriyle de üçüncü turu bitiriyorduk, bu kovan geri gidiyordu hemde başka kovanlara yük olunuyor. Anaarı üretimindede bir sürü deneyimlerimiz oldu, bir iş ile ne kadar düşüp kalkarsanız o kadarda kendinizi geliştiriyorsunuz.
Anaarı üretim sonunda kafeslenecek anaarılar için gerekli aletlerimiz. Zımba ve kalem bir çok arılıkta vardır ama makas yeni yeni anaarı üretenlerde yerini almaya başlayacak.
Tabi anaarı işiyle uğraşırken başka şeylerde lazım olmakta. Banka kafeslerdeki anaları hazırlayıp bankalamadınız ise kafesteki anaarıyı çıkarıp boyamanız ve kanadını kesmeniz gerekecektir. Yani banka kovanlardaki kafeslerde sadece tek anaarı olur, yanında işçi olmaması daha iyidir. Çıkarttıgınız anaarıyı tutabilmek zor ve arkasından bakıp kalmamak için en ideal yöntem ise şefaf naylon poşetlerdir. Kafesten çıkarken anaarıyı tutma şansını düşük tutarkende sakatlanma riski çok yüksek. Onun için anaarıyı poşetin içine bırakıp orada tutmak çok kolay, hem sakatlanmıyor hemde anaarıyı kaçırıp arkasından bakmıyorsunuz.
Bu yöntem satın aldıgınız anaarıları kovanlara verirkende size lazım olacaktır. Kafeste gelen işçi arıları kafesten çıkarıp sadece kafeste anaarı bırakmak anaarı vermek yöntemlerinden birisidir ve kabul oranını dahada yükseltir. Hemde kafesle gelen işçi arılarda hastalık varsa kovanınıza taşımamış olursunuz, işçi arılar onun için kafesten çıkartılıp sadece anaarı bırakılır kafeslerde.
Yani anaarı aldınız ve kafesteki işçileri çıkarmanız gerekmektedir. Onuda en iyi gene poşette yaparsınız. Bunun için bir odadada yaparsınız diye tavsiye edilsede arılıklarda oda yok, araba içinde yapılabilir, yaz günüde arabaların camını kapattınızmı anaarı ve sizde pişerbilirsiniz.
Yapacagınız bir tane 5 kiloluk toz şeker poşeti bulundurmak, şimdiden hazırlayın seneye lazım olacak::))
Bu senenin son turfandaları, aslında bu konuya hiç girmesem iyi olacak, kanarya avcısına gittiler. İptal ettiğim ve birleştirdiğim naaarı çiftleştirme kutulardan arta kalan anaarılar. Kalitesi ise inşallah iyi olur, bende şu an iki kovanda anaarı var sperm bitti erkek atmaya başladılar. Onun içindirki sona kalmamak lazım bu anaarı işinde. Arılıkta ne kadar erkek olsada sıcaklıklar düşük gittiğinde erkek arılar ergenleşemiyorlar. Yani normal şartlarda 14-15 günde ergenleşip olgunlaşan erkekler, sıcaklıklar düştügünde 1 ayda bile olgunlaşamıyor.
Anaarıların kanatlarının kesilmesini bu sene ilk Ali Şekerli abimiz gündeme getirdi, arıcılıkta çok önemli konulardan birisidir. Kovanlarınızdan birisi ilk ogul verdiğinde siz 4-5 gün sonra gitseniz dahi anaarı az bir mesafe uçup yere kovacagı için oğulun kaçması imkansız. Gittiğinizde oğul yerde sizi bekliyor olacak. Ayrıcada hangi kovandan çıktıgı belli olur. Şunuda belirteyim bayagı zahmetli işlerden birisidir, kanat keserken anaarı ayagıda çok tehlike oluşturuyor. Ben bir gün kutulardan acil 20 anaarıyı, boya + kanat kesme + kafeslemek 4 saatimi aldı. Fakat bir iş yapıyorsanız gereginide yapacaksınız.
Kanatın 3/1 i gitti, sorunsuzca özğür bırakabiliyorum. En fazla yarım metre öbür tarafa düşüyor.
Yanlız bu sistemde ülkemizdeki anaarıcılar tarafından şimdilik kullanılmamaktadır, ilerde bu uygulamada gerekecek.
Kara kovana polen akımı devam ediyordu. Ormandaki tüm pürenler geçmesine ragmen, Gebze’deki arılıgın civarında yanıp açamayan pürenler havaların iyi gitmesinden istifade edip geçte olsa açtılar. Tabi polen akışı oldugundada geceleri bayagı sogukta olsa arılarımız yavruyu kesemiyor.
Arılarımızın yavru alanlarını daraltmak için invert şurup vermeye devam ediyoruz. Tüm yavru alanlarının civarına şurup serpildiginde yeni yumurta atılamayacaktır. Zaten anaarıya bir yumurta kestirdignizde en az 4-5 gün beslendiğinde yumurtaya başlayabilir. Bunuda arıcılarımız bilmeyebilirler, şurdan yola çıkarak bunu görebiliriz. Kovanımıza yeni anaarı verdiğimizde kabulden hemen sonra yumurta başlamaz, belli bir süre beslendikten sonra yumurta başlar.
Arılıktaki 2008 karniyol F1 anaarımız. 39 nolu karniyol F1, kanatlarından birisi kopmuş bu seriden kalan 4 anaarıdan birisi. Yavrularına baktıgımızda renkli işçiler yok, büyük ihtimal saf bir karniyoldur. İnşallah bu bahara çıktıgıda elimizdekilerden uzak akraba bir karniyol oldukları için erkek üretiminde çok işime yarayacak bir anaarıdır. Fakat saf diyebilmemiz için ya suni döllenmesi gerekiyor, yada izole bir bölgede çiftleşmesi gerekiyor, bunlar olmadıgı için F1 diyoruz. F1 anaarıların ırkı neyse erkekeleride ırkının saf erkegi olurlar. Yani bu anaarının erkekleri saf karniyol erkegidir.
Bu arıyı o kadar çok böldümki, başta bu sene gelen F1 karniyolalar için bölündüler. Sonrasında son gelen 5 tane saf damızlık karniyol için böldüm, o kadar çok bölündü ki, tabi hepsine yetmedi 4 tane safın ilk arılarını bu kovandan verdim.
O kadar bölmeme ragmen arı hala 6 çıta ful arılı, bir gün öncesi başka bir iş için bir çıta yavrulu ve arılı çıtasını başka bir yere götürdüm, yani bir gün öncesi gene bölündü. Şu an son durumu gene ful 5 çıta arısı kaldı bir çıtasında yavru var.
Arıcılık Bilgi Merkezi | 5 Yorum »




