SON DURUMLARDAN SEÇMELER

Ekleyen, admin on 17 Aralık 2009 – 19:55 -

Bu sene acayip bir arıcılık yaptık, acayip yorucu oldu. Beni asıl yoran ise anaarı üretmek oldu. Başta ilk üretimin tamamını gümlettim, bu sorun benimle alakalı degildi. Sonrasında kayıt işleri çok zaman alıyordu onu çözdüm, artık çok basit, benim açımdan bir sürü deneyim ve tecrübeler oldu. Anaarı üretimi ve sorunlarıyla alakalı ayrı bir yazı yazmalıyım. Seneye daha kapsamlı bir anaarı üretimiyle girmek istiyorum ve elimdeki kutu sayısınıda hem hacim olarak hemde sayı olarak artırmaya karar verdim ve bunu hayata geçirmek için çalışmaları hemen başlattım.
Yeni anaarı çiftleştirme kutuları gene üç gözlü olacak ve her gözünde 4 çıta ve son baharda kutu aradaki parçalar çıkartılıp 12 çıtalı metro kovana dönüşecek. Zayıf arıların ve kutuların kışlatılması çok pahalıya gelmekte ve ihmallerde ise sönmekte. Sezon sonu bir kaç kutu tek kutuya dönüştürülerek, bahara daha kolay çıkması sağlanmalı.Zayıf arıların nasıl masraflı oldugunu, geçen sene yayınladığım bir yazıda göreceksiniz, linkini aşagıya attım.

Benim oturmuş oldugum evimin balkonunda iki ayrı arı var. Birisi 3 çıtalık bir anaarı çiftleştirme kutusunda ve içinde normal kovan çıtasıyla 1,5 çıta arısı var yanı göz tamamen arı dolu ve bahara kadar ne yapacak görecegim. Anaarısı ise karniyol F1.

Bu görüntüler balkonumdan ve tarihi ise 14 aralık 2009 gününe ait. İnvert şurupla beslemekteyim Bu kutuda yavru alanı kalmadı tüm çıtalşarı invert şurupla bloke edildi.

Balkonda başka bir arım daha var. Bu arı ise busene Almanyadan getirmiş oldugumuz 5 saf karniyoldan birisi. Görüntüler ise 10 Aralık 2009 gününe ait. Yapmış oldugum paket işçi arı takviyesiyle bu metro kovanı yaklaşı 3-4 normal çıtalı seviyeye getirdim. Şu anki durumu 8-10 kutu çıtası sarabilen bir konumda. Ayrıca bu metro kovan katlı görüntüleri aldıgım tarih itibariyle alt kat tamamen bal oldu ve yavru yoktu.

Saf karniyolumun ise iki çıtada yavru faliyeti devam ediyor. Saf karniolda invertle besleme ve yükleme yapıyorum. Artık bundan sonra yavru yapmasına musade etmeyecegim. Şuruplugu ters çevirip yoğun invert verek bu iki çıtayıda bloke edecegim. Yavru oldugu müddetçe kovandaki arılar kovan içi ısısını yükselmek zorundalar ve verdiğimiz besinlerde ısının tırmanması demektir. Ayrıca uçuş olmadıgında şurubun suyu içeride rutubet olarak kalıyor.

Karniol saf arımızın kapalı yavruları. Karniol arıları beslediğinizde dışardan polen gelmese bile içerdeki poleni bitirene kadar hemen yavru faliyetini başlatırlar. Bu ırkta teşvik ve yüklemeleri kış gelemden yapıyorlarki, kışa kadar yavru alanı kalmasın diye.

Bu resimler ise 15 Aralıktan. 15-16 Aralık tarihlerinde havalar iyiydi öğlen yemeklerini bu yüzden yemeyip kutuların kontrolleri yaptım. Daha önce böyle anaarı çalışmamız olmadıgı için başımıza geleceklerdende habersizdik. Kutuları sizin beslemeniz pek işe yaramıyor. Yani kutular size bağımlı olduklarında felaket tüketim yapıyorlar. Dışardan nektar geldiğinde ise siz ara sırada bir şeyler verseniz sorun olmuyor. Ne kadar alanlarını daraltsakta içersini ısıtabilmek için çok yakıt gidiyor.

Bu kutuda daha önce birleştirdiğimiz kutulardan birisi. Hazır anaarıyı kesip yeni anaarı çıkarmışlar. Bir kaç tanede anaarı memesini bozmuşlar.Bende şimdi anaarıyı arıyorum, yılın son çıtırı.
Bu çıtada anaarı ararken bir yakışıklı erkek buldum. Nerden de anladın burada çıtır bir kız oldugunu::))

Çıtır bu çıtada ama bu saatten sonra bununla ugraşmaya hiç niyetim yok. Aslında gözlem amaçlı bırakılabilirdi. Fakat başka zamana yaparız gözlemi, gözlemler çogalınca hangisini gözleyecegini de şaşırıyorsun.

İnşallah bu seneki öldürdüğüm son anaarı olur. Çıtır sizlere ömür. Bereket bu durumu hacı olmadıgı için göremedi, kesin doktora yetitirip gene birisinidaha sıktı der di::))

Sonuç ise anaası öldürülen kutu bir başka anaarılı kutuyla hayatlarını birleştirmek. Nikah için biraz formik asit kokulandırma yerine geçmekte, ortaya mihir olarak bir bardak invert şurup. Kutunun anaarısı görücüler fazla sevmesin diye kafeslendi . Dışardan gelen çıtalar dagınık olarak kutunun arka tarafına aynen böyle bırakıldı. Toplamda 5-6 çıta ful arı olacaklar. Kutu çıtası tabiki.Allah mesut ve bahara çıkmak nasip etsin deyip kapatıyoruz anaarı çiftleştirme kutumuzu.

Dügün evi belli olsun diye buralarda çam ağacı yok bazı bitki yaprakları iliştirildi girişe. Bunu neden koyduk derseniz başka bir kutudan arıların bir şekilde yer degişimi yapıldı.
Geçenlerdede Mehmet Yüksel kovanların arılıkta yerlerinin degiştirilmesiyle alakalı bir teknik yayınlamıştı. Mehmet Yüksel i tıklarsanız o teknige yerinden okuyabilirsiniz.
Bende bu teknigi arılar uçarken bir deneyeyim istedim. Ertesi gün baktıgımda eski kutuya çok az bir işçi arı dönüşü vardı. Belkide onlar işe gidip akşam dönüş yapanlardır. Anaarıyı hafta sonuna kadar kafeste tutacagım, bardaktaki şurup işçiler tarafından çıtalara çekilmişti hangi taraf çekti bilemiyorum, içerde herhangi bir kırılmada yoktu. Ayrıca anaarı olan bölüme arıların topladıgı görüldü. Hafta sonuna anaarıyı kafesten bırakıp, fazlalık çıtalarıda alacagız bu kutudan.

16 Aralık 2009 Yemekte yemiştim ama Saim abi telefondan Nimet abi yav buralarda hışır varmış nerede bize bir tarif edermisin, biz zaten sizler için buradıyız işimiz ise adres ve tarifle alakalı ayrıcada yiyecek yiyenlere refakat ediyoruz::))

Önce hışırın iddiasını gösterdim bak, aradıgın yerin reklamı bu diye::))
Çünkü arayan da laz, aranan da laz, aracı ise tam olmasada …::))
Nimet abi bu hafta sonu gene Muğla yollarına düşüyormuş. Yola çıkmadan Saim abi onu kampa sokuyor Hışırın yerinde.

Yeme seyret yeterli.

Nimet abi dayanamayıp daliyor hamsilere. Biz ise kendisini yanlız hissetmesin diye bulunmaktayız masada::))
Çarşamba günü ise ziyaretçilerimden birisi ise İlhami Uyar abimiz. İlhami abi bizim kullanmış oldugumuz el demirini begenmişti. Begendiysen yaptır dedik, senmisin böyle diyen. El demirimiz bir gitti. Gebze’deki arılıkta her el demiri aradığımızda İlhami abimizin kulaklarını çınlattık::))

İki el demirim vardı birisi ormanda biriside numune oldu, kaldık el demirsiz.

En son hacı bir gün dediki, İlhami abiyi bulursam dövecem::))

Bunu hemen İlhami abiye ilettim, ertesi gün numune eldemirimiz ikiz doğurmuş şekilde geldiler.

Çarşamba günü arılıkta kutularla ugraşırken hacı geldi. Bu arada hacı, münübüsü satıp taka bir doğan taksi almış efendim bu az yakıyormuş. Aldıgı günden beri ne zaman arasam sanayideyim diyor.
Allah cümlemize akıl fikir ve de kolaylık versin.

Hacıya gelen el demirlerini gösterdim, demezmi kış günü el demirini ne yapacagız::))

Aynı yazıyı kopyalayıp yayınlamıştım. Ben kopyala yapıştıra karşıyım, fakat bazen öyle lazım oluyorki bu seferde tüm kanakları tarayacagıınıza kendi sitenizden ulaşması daha kolay oluyor. Birde bazı yazılar zamanla yok olabilmekte, onun içindirki bazı önemli yazıların kopyalanmasında sakınca görmüyorum.Devamlı kopyala yapıştır şeklinde yazılarda zaten bizim günlüğümüz degildir.
Zayıf kolonilerimiz ve anarı çiftlerştirme kutuları varsa bal giderinin çok fazla oldugunun bilmesi gerekir. İkibin (2000) işçi arıyla yirmi bin (20) bin arı aynı oranda bal tüketiyor.
Çok zayıf kavanlarında kışın sönmesinin nedenlerinden birisi çok bal tüketip aç kaldıklarından.

Onun içindirki her dönem güçlü kovan yada koloni tavsiye edilmekte, yurt dışında öyle yapıp öyle diyorlarmış::)))

Bu konuya başka bir açıklama gerekirse söylede denebilir. Bir kovanda yirmi bin işçi arı var 20 bin işçi arı ise 5-6 çıtaya denk gelir ve kış boyu 10 kg bal tüketir,bu miktarda bölgelere göre gene degişir. Birde ikibin nufuslu bir kovanımız var, buradaki işçi ise normal kovan çıtasının yarısı kadar bu kovanda 8 kg bal tüketiyor. Bu açıdan bakıldıgında kutuların bize getirisi ve götürüsünü iyi düşünmeli.

Bazı kovanlarda ve anaarı kutularında hala kapalı yavru var. Bizde arıların tam salkıma geçmesi yılbaşını bulacaktır. Bazı arkadaşlar oksalik yapsalarda bu bölgede bence erken. Önemli olan varroaya bitirici darbeyi vurabilmektir.
Kapalı yavru varken bu darbe vurulamaz.
Zaten varroalar verecegi zararı arılarımıza verdi, 10-15 gün daha zarar vermesi pek bir şey degiştirmeyecek. Hiç yavru yokken yapılan mücadele her zaman en iyi yöntemdir ve başarılı sonuç alırsınız.
Bu arada Mehmet Yüksel’i adım adım takip edip sonrada Mehmet’din ismini anmadan yurt dışında böyle yapıyorlar demek ne kadar doğru bilemiyorum, yada kim yer dimi::))

Sanki yurt dışında başka Türkçe yayın yapan var. İki üç sene önce niye kimse kışın salkımdaki arısına oksalik yapmıyordu. Kışın ortasında kek veriyorduk, o zaman niye kimse yurt dışında kışın kek vermiyor demiyordu. Aslında yazılacak çok şey var ama kalsın.
Ben oksalik asit uygulamasını 15-20 gün sonra yapacagım.
Arısında yavru olmadıgına inananalarda yapabilir.
Bu günlerde hava iyice sogumaya başladı, kış kapıya dayanmış bulunuyor.

Balkondaki saf karniol anacın kapalı yavruları. Filim 10/12/2009 tarihinde çekildi.
Zamanında paylaşamadığımız bir sürü bilgi ve resim gününde yayınlamadıgı için anlamını yitiriyor. Genelde arıcılıkla alakalı ve zamanında yapılan işleri aktarmaya çalıştık, son zamanlarda ise konular ve bende kopmalar oldu diyebilirim.
Şimdi arıların oğul vermesinden bahsetsek ne iyi gider dimi::)))
Tam oğul zamanı degilmi::)))
Arıya kat atmaz isen tabiki ogul verecek, diyede devam edeyim bitsin konu.::)))
Bu arada bir sürü kovan sönme haberleri gelmeye başladı.::(((

Arıcılık Bilgi Merkezi | 2 Yorum »

ARI IRKLARI VE SAÇMALIKLAR

Ekleyen, admin on 12 Aralık 2009 – 11:29 -

Saçmalamalı ama nasıl;

Duymadık demeyin, arıcılıkta ırk diye bir şey yoktur, tüm arıların kanatları, iğneleri, antenleri ve dilleri vardır, bal toplayıp yerler polenle yavru üretirler, dolayısı ile farkları yoktur.

Bazı arı ırkları günde 1500 yumurta atarken bazıları 2000 yumurta atar, fakat aralarında fark yoktur.
Bazı arılar sakinken, bazıları saldırgan, fakat aralarında fark yoktur.
Bazı arılar oğula meyletmezken bazıları oğul hastasıdır, fakat aralarında fark yoktur.
Bazı arılar soğuk iklim arısıdır, bazıları sıcak iklim arısıdır, fakat aralarında fark yoktur.
Bazı arılar yaşamları boyunca fazla bal tüketirler, bazıları ise az, fakat aralarında fark yoktur.
Bazı arılar her hastalığa yakalanırken, bazıları hastalanmaz, fakat aralarında fark yoktur.
Bazıları balı kuluçkalığa, bazıları ballığa stok yaparlar, fakat aralarında fark yoktur.
Bazı arılar sarı, bazıları zenci, fakat aralarında fark yoktur.
Bazı arılar işine bakar bazıları bir kornaya dünyayı başınıza yıkar, fakat aralarında fark yoktur.(katil Afrika arıları)

Nasıl saçmalar ama o zaman devam.
Unutmadan şunu da yazayım tüm arılar uçar::)) Dolayısıyla gene hepsi arıdır ve farkları yoktur.

Arı ırklarının farkları olmadıgı içindirki, bilim adamları salaklık edip ıslah çalışmaları yapar ve bu yolda ömürlerini bitirir. Saf hatları korumanın çok önemli olacagını ve saflar ırklar olmadan kulanlanma melezleri ve daha ilerisi hibrit arılar üretilemez diye onlarda saçmalıyorlardır kesin:::))
Ayrıca eşek arısı, sarıca arı, kızıl arı, yaban arıları ve bal arısıda hep arıdır ve hiç birbirleriyle farkı yoktur::)))
Bizde bilimcilerimiz niçin ıslah yapmıyor derseniz, yukardakileri saçmalıkları bildikleri içindir, niye ıslah yapsın ki hepsi aynıdır çünkü farkı olmayan şeylerin ıslahımı olur::))

Arıcılık Bilgi Merkezi | 3 Yorum »

SUCUK SEVERMİSİNİZ?

Ekleyen, admin on 10 Aralık 2009 – 09:00 -

Sucuk severmisiniz sorusuna cevabınız evetse, en iyi sucuk kendi yapıtıgınız sucuktur.
Ben yıllardır hazır sucukları yemem, onun içindirki, bir kaç kilo kıyma buldugumda fırsatı kaçırmayıp, sucuk imalatını anında yaparım.
Bu iştede artık çok şey hazır satılmakta, eskiden her baharatın kiloya göre oranı vardı, şimdi aktarlara gittiginizde hazır sucuk için hazırlanmış baharat karışımını tartıp veriyorlar size sordukları kaç kilo kıymanız var.
Ben genede sarımsak ilavesi yaparım sucugu yumuşatan katkı sarımsaktır. Ezilmiş sarımsak kıymaların üzerine serpiştirildi.
Sonrasında hazır sucuk malzememiz ve birazda acı pul biber ilave edilip kıymanın üzerine döküldü.
Kıyma ve karışımlar tuz ilave edildikten sonra iyice yogrulup bir gün bekletilir. Bir gün beklemede karışım iyice birbirine işlesin diye yapılır, dolumdan önce tekrar bir kez daha yogrulması, katmış oldugunuz baharatların tamamen her yere işlemiş olmasını sağlar. Hatta doluma geçilmeden tuz filan eksigi varsa tavada bir miktar malzeme pişirilip dadılır.
Bir akşam üstü kıyma makinası sehpaya tutturulup dolum başlatılır. Dolumda meraklı bir sucuk sever yardımcınız yoksa başarılı olamazsınız, en az iki kişi olunmalı.
İmalat kaçak yapılsada son derece başarılı bir şekilde bitirildi.

Furkan Emre ise şimdiden sucukların tat ve lezzetini hayal edebiliyor, benden kalırsa tabiki::))

NOT

Sucuk tarifi isteyenler varsa tarif bu linkte var. Geçen sene yapmış oldugumuz sucuklar nerde şimdi?

http://bengittim.blogspot.com/2008/12/sadece-sucuk-yazsam-yetmezki.html


Arıcılık Bilgi Merkezi | 10 Yorum »

SEZONU BİTİRDİM

Ekleyen, admin on 07 Aralık 2009 – 20:10 -

2009 Sezenonu nihayet kapattık, başımızada son gün gelmeyen kalamdı.
Cumartesi günü arıları getirmeye karar verdim, bunu hacıyada bildirdim dediki ben bir araba ayarlayayım.
Bende bizim eski nakliyeciye her ihtimale karşı bir bakayım dedim, nakliyeci 9 ay olmuş muayenesi geçeli, köylerde beni jandarma yakalarsa oyar dedi.::))
Mecburen hacıyı bekliyortuz cumartesi uçup gitti, hafta arasıda hem hava soguyacak, hende yagışlar var.
Pazar günü ise hafta arası başladığım bir ruşet vardı onun bitirmeye çalışıyorum.
Bu ruşeti niçin yaptıgımda ayrı bir konu.???
Hacıya dedim kamyonu al gel Cemil ustanın dükkandayım, biraz sonra telefon geldi ben arabayı süremiyorun sen filan yere gel. Hacı gelene kadar ne güzel çay içecektik, güzelim çayda telef oldu. Cemil ustayıda alıp hacının dedigi yere gittik.
Belki de ruşet dalında en pahalı ,Ruşet kovan. Şu an kullanıma hazır.
Malzeme ve işçilik hariç 100 liraya mal olmuştur::))
Hemde harbiden.::(((
Hacının verdiği adrese gittim hayırdır ne oldu yav bu araba vitese geçmiyor direksiyonu acayip sert kullanamadım dedi.
10-15 gün öncede doktorun yanında bana hava atıyordu 1970 den beri araba sürermiş.
Dedimki sürmeyi boş ver ehliyetin varmı yok dedi::))
Biraz mazot aldık geçtim direksiyona. Yav araba süratlenince direksiyon hafifler bunda sanki tersi oluyor, görende bmc kamyon sürüyor sanacak.
Vitesler ise nereye girdiği belli değil. Hacı birinci ve ikici vitesi hiç bulamamış.
Ormana vardık, hava bulutlu az az inceden yağmur atıştırıyor, bende direksiyondayım hem etrafa bakıp hemde foto alıyorum. Mevsim güzelim ağaçları ne biçim kelleştirmiş.
Kel deyince akklıma başka şeylerde geliyorda, neyse.
Sonuçta mevsimde tabiat için bir ömürdür, ölen bitkiler baharda tekrar bizlere merhaba diyecek, kış mezarından kalktıktan sonra.
Kocayemişler ise ölmemek için direniyor, hala acayip çiçek var, zaten kar yagdıgındada bunlar çiçekli oluyor dedikya inat bir ağaç. Geçenlerde birisi kocayemiş için, sandal agacı dedi.
Arılıga varıyoruz sanki başka bir arılık burası, ağaçlarda yaprak yok. Ortam sararmış hayretya 15 günde neler olabiliyor.
Hemen sıradan kapanan musluk tahtalarındaki havalandırma kanallarını temizledim. Hiç arı yoktu piyasada. Ormanda bırakacagımız kovanların iki kat çuval üstüne birde 1 cm kalınlıgında eski örtü tahtalarımdan görtürüp onları yerleştirdim. Kovan üstü ne kadar sağlamsa kovanda rutubette o kadar az olmakta, bunu Mehmet Yüksel’in kovanlardan biliyoruz.
Tavan sağlam olmalı yani çatı yalıtımı iyi ise rutubette büyük oranda azalıyor
Sorun girişlerle çatıda yani.
Bu arılar karniyol F2 Trakyaya 7. ayda arıları yüklerken ikişer çıta bölmüştük bunları. Süper geliştiler, sadece trakya dönüşü bu kovanların tümüne iki sefer kek verdim, verilen kek iki seferde toplamda 1,5 kilo filandır. Arıları ve balları süper. 5-6 çıta ful arısı vardır, şu an kovan salkımdaydı.

Birbaşka ormanda bırakılan kovan. Gene şahane bir mevcudu var.Üstten bakıldıgında beyazlayan petekleri ve ballarıda görüyorsunuz. Irklarla ilgili yazı yazanları bu baharda görecegim. Karniyol arısı tek bir ana arıyla 80 bin nufus oluşturabiliyor, bu nufusu arıcı blokeyle geri düşürmedikten sonra 80 binde kalabilen arılardan birisi karniyoldur. Bohçacılıgı bir yere kadar yaparsınız, 20-30 gün sonra filimin başına dönülür.Buda Gebze’ye gelen kovanlardan birisi, ötekileri öyle görünce birde başka kovana bakayım dedim. Görüntü süper salkımdaki arılar 8 çıta arasında çok belirgin. İnşallah havalar açarsa Gebzedeki kontrollerdende resimler paylaşırım. İlk defa bu kadar kuvetli şekilde arıları kışa sokuyorum. Kovanlarda çok bal var, Gebze’deki arılarada bu kovanlardan birer çıta bal verecegim diye hesap ediyorum. Yani bala çalışan arılarımızı hiç beslemeden kışa sokuyoruz beslemeyi bırakın alınacak püren ve kocayemiş balı var ama nasıl alacagızki. zamansızlık zor çalışırken bunada şükür diyoruz.
Bu sene çok ilginç oldu, bizim kovanlar gelişirken bir çok kovan sönmesi oldu, yazıp çizenler bunuda dikkate alsınlar. Hatta kovan söndürenler olayın asıl nedenini tespit ettiğim için bana teşekür etmeleri gerekirdi. İnşallah bir daha aynı hataları ülke olarak yapmayız. Bir çok izleyenimiz olayları izleyip bunu başkalarına aktardıklarını biliyorum.

Elemanlar biraz yavaş, ben arıların taşıma işinde çok hızlı olunmasını isterim. Tabi çalışanların hepsi ben olmadıgım için kamyon tepesinde beklemek zor be.

Hacıyla yükleme işini yaptık. Şimdi yola çıkıp Gebze’ye yerleşmekten başka ne isterimki.

Yükleme tamam, etrafı kolaçan ediyorum bir şeyler kaldımı diye. Nasılsa gene gidecegim kapaklar iyi degil yukardaki resimlere dikkat ettiyseniz içerlerine rutubet işlemiş vaziyette. Ormanda kalan arılarıma kapak altlarına naylon götürüp saracagım.

Ormandaki arıları yere indir ayarla yeniden yüksege al derken kızıp dışarıya çıktılar. Allaha emanet edip, yola koyuluyoruz.

Hava karardı akşam ezanı biz ipleri çekerken okundu. Arabada far düğmesini arıyorum yok. Allah allah nerde olabilirki,100 metre filan gidip düz bir yere çektim, arabadan inip her tarafıda kontrol ediyorum direksiyon altını filan, far düğmesi yok. Olması gereken yerde kırık bir düğme var ve çalışmıyor. Hemen düğmeyi söküp bir kabloyla bağlantılar yaptım, farları yaktık. Tekrar yola devam ediyoruz.
200 metre gitmedik, tam ormanın içindeki anayola çıkışta durum kötü, çamura saplandık. Hacı akıl vermekte gaza basma diye, sen sus ehliyet varmıda akıl veriyorsun dimi.::))
Tekrar geri geldim ikinci vitesle gidebilsem patinaj yapamayacak ama kalkamıyorum. Geriden birinci vitesle bir girdim bagıra bagıra yırta yırta yola çıktık. Hele şükür.
3 km sonrada asfalta çıktık. Bu seferde arkadan araba gelip kıçımıza giriyor, parklar yanmıyor ya. Sinyalle kendimi göstermeye çalışsamda zor zoruna Mollafenari köyüne geldik. Cemil usta akşam namazını kılalım dedi, iyi indik namazlardan sonra bir kablo daha ilave ettik parklarıda yaktık, Cemil ustayı arıyoruz dedilerki lavaboya gitti.
Demekki namaz bahaney di::))

Saat akşam 19 da arılıgın hali ve Gebze’deyiz. Tüm kovanları açtım bazıları musluklara kadar gelsede yarım saat sonrası hacıdan ayrılırken kovan girişlerinde tek bir arı bile yoktu.

Hacı yemek hazırlatmış gelin bir çay içinde öyle gidersiniz dedi.
Hemen eve dalıp yemekleri ve çayıda götürdük, yarabbi şükür.
Evet sezonu kör topal hacıyla bitirmenin mutlulugu yanında direksiyonun sertliğininde acayip yorgunlugu çöktü be. Elimi yumruk yapacam direksiyonu sıkmaktan kapanmaz oldular. Evimde olsa oldugum yere kıvrılıp yatardım, uyku ne kadar tatlı, hatta balla bile degişilmeyecek kadar.
Hacıya biz gidiyoruz dedim bende gidecem dedik ki nereye. Arabayı verecem dedi, yola kadar sür şu arabayı.
Hadi bari şu işi tam bitirelim diye direksiyona çıktım yav arabanın direksiyon kurşun gibi yüklü boş farketmiyor.:::)))
Yukarı asfalta bir çıktım nasıl saga çektiyor direksiyon arabayı sola alamıyorum, yav ne oluyor diye bir indikki lastik yere oturmuş::((
Verilmiş sadakamız varmış::((
Arabada istepne yok, kiriko yok. Ya ormanda otursaydı ?
Arabanın sahibinin telefonuna tel ediyoruz cevap yok, hacıya dedim ne yapacaz dediki siz gidin. Dedim abi kapıları kitlitle kalsın burada sabah haledersin, kapılarda kilitte yokmuş::)))
Belediye otobüsü geldi, biz binip çarşıya geldik.
Ertesi gün saat 9 hacıyı aradım dediki yeni şamrel aldım ve lastikçiye verdim işi hallettik .
Bu arıcılık ömrümüz olursa bizlere daha neler çektirecek bakalım merakla beklemekteyim, bir güdümsüzlük var ama nerde bilemiyorum::))
Birde arabayı sahibi teslim alırken bunbun farları yanmıyordu şimdi yanıyor nasıl yaktınız demiş::)
Töbe töbe….


Arıcılık Bilgi Merkezi | 13 Yorum »
Forum