EMANETLER YERİNE ULAŞTI

Ekleyen, admin on 09 Ekim 2009 – 09:00 -

Yazının genelini ilgilendiren en önemli konulardan birisi, karniollar hakkında iyi tecrübeler edindiğimizdir.Tecrübeleri ise kitaplardan okumadık hep yaşadık, yaşarken yediğimiz kazıklarda bayagı bir birikti. Bir çok kişi bu işe girişti ve pes etiler, şu an aynı işe girişilmiş olsa bir çok sorunun çözümü bizde var. Daha bir çok şeyi çözemedik, bir sürü sorununda çözümünü bulmuşuz.
2008 Karniol F1 anaarı. 2008 de Almanyadan 14 tane F1 karniyol arısı getirmiştik.
Bu anaarılar beli kişilerdeydiler. 3 tanesi bende, iki tanesi Muhteşem abide, bir taneside Trakyalı’daydı. Bu 6 tane elimizin altıda diyorduk, birisine bir şey olursa bir başkası var . İşler o kadar ters gittiki, daha ilk baştan iki tanesini muhteşem abi kabul ettiremedi ve analar kesildi. Şenol ise kafesten anaarıyı bırakıp ne yapacaklar diye bakarken bir işçi tarafından iğnelenerek öldürüldü. Bende ise üç tane kabul edilmiş vardı. Şenol çok istemişti fakat kestirince elimde bulunan 34 nolu karniol F1 anaarıyı arılarıyla verdim. Genede kışı çıkartamadı ne oldugunu anlayamadık ve Şenol tüm haklarını kullandı. Muhteşem abi gelen anaların masraflarını karşıladı ve elinde hiç kalmaması çok garip oldu. Bendede Trakyalıya birini verince iki tane kaldı, Muhteşem abim dediki birisini bana verirmisin abi ne demek dedik::))
37 nolu F1 de kovanıyla Muhteşem abiye verdim. Bende de 29 nolu karnoyol F1 kaldı.
Kışın bendeki karniyolun kovanına bakıyordum ne yapıyor diye, görüntü berbattı kovan önü bulaşıktı, yagmalandıgını anladım, hacı ise o karniyil dünde çok iyi çalışıyordu diyor hala. Bu benim için soğuk bir duştu, hemen kovanı baştan sona taradım anaarı yok. Tekrar taradım malisef anayı bulamadım.
Baharada karniol anaarı üretme planlarımız vardı. Bizimki öldüyse Muhteşem abininkini alacağız başka çare yok. Durumu Muhteşem abiye aktarıyorum kendisi çok üzülmesine rağmen diyorki abi bendekini getiririm üzülme. Yazlıga gitti haber bekliyorum telefondaki ses 37 nolu karniyol F1 inde öldügünü söylüyordu, bu şaka yapıyor diyorum ama hem ses berbat hemde yemin etti, yıkıldım.
14 Adet karniol F1 den bizde hiç kalmadı.
Şapa oyturduk yani.
Bu duyguları uzun hazırlıklar ve planlar yaptıktan sonra yaşamak anlatılacak gibi degildi.
14 Karniyoldan iki tanesi İstanbulda ve yaşıyorlar fakat nasıl isteyecem, şiparişimizde var Almanya’dan gelecek fakat süre daraldı hatta geç bile kaldık anaarı üretimine başlayamadık, çok erken iki saf temin ettim ama ,Almanya’dakileride buraya aktaramadık.
Daha ben Oktay’a durumu aktaramadan o bana dediki abi bendekini alıp kullan. Bende durursa bir arı sende olursa durum çok farklı olacak demişti. 39 nolu karniyol F1 i kaptıgımız gibi Gebze’ye getirdik. Tüm kutuların analarını ve kovanlarımın analarını ilk bu 39 nolu karniyol F1 karşıladı. Kutulardaki ilk anaları kutudaki analar karniol ırkı arılar olmadıgı için hep kestiler. Bakıyoruz anaarı çıkmış ve yumurta atmış diyorumki şu güne kadar yavru kapatır, bir açıyorumki anayı kesip meme kapatmışlar.
İkinci tura kadar kesilenlerin işçileri çıkınca bir daha ilk turdaki gibi olumsuzluk yaşamadık.
Tabi bu imkanı bana sunan Oktay kardeşime ne kadar teşekür etsem azdır. Damızlık dendiğinde bu ayarda ülkemizde damızlıklar olduguna inanmıyorum. Ayrıca paraylanda olmayan şeyi nasıl alacaksınızki. Bundan dolayı damızlıkların degeri bana göre yoktur, yani paha biçilemez. Hatta bu sene Kemaliye arıcılık yüksek okulu karniyol anaarı üretemedi damızlık olmadıgından.
Bu arada bu hadiseler olurken Almanyadan yola çıkan ve ikici tur getirecegimiz 10 F1 ve 2 adet 2007 saf karniyolun birisi 30 çıtada çalışırken mayıs sonlarında anaarı degiştirdi ve safın birisi gitti. Yoldada ikinci saf öldü, ölüm nedenleri ise uzun süren yolcular ve keklerin akmasından kaynakladıgı sonucuna vardık, saglam kalanlarda daha sonra bir şekilde ölüyordu onuda X ray ışınına buldum, asıl nedenleri nelerdir daha tam sonuç elimizdeki şimdiki saf karniol damızlıklar yaşarsa daha net cevaplar bulup ve şundandır diyebileceğiz.
Gelen 10 karniol F1 den en son kalan ise 5 adet ve 21 numaralı F1 Muhteşem abiye verilmişti. Bunlardan en iyisini Oktay’a ayırdım.
Ayrıca 2008 de gelen karniyolarında kalan sayısı 4 ve nerelerde olduklarını ben biliyorum.
Oktay kardeşimin yeni yeşillisi, karniol F1 23 numara. Bir arkadaşımıza ruşette karniol F1 yollayacaktım. Oktay’da o sıralar beni arayıp dediki benim arıyı yollayabilirmisin, buralarda çok sıkıldım diyordu, dedimki tam zamanı, zaten İzmir’e böyle bir iş düşünüyorduk. Hemen paket sayısını ikiye çıkardık.Bende elimdeki emanetlerden birinden daha kurtuldum.
Birde şunu belirtmek istiyorum, anaarıları aldığımız yer, eyalet anacılar birliği başkanındandır. Sıradan bir işletmeden anaarı almadık yani.

Başka bir amaçla 31 nolu karniyol F1 de İzmir’de. Almayadan gelen hariç benim ürettiğim üç adet F1de aynı postada, 3 ekim gecesi İzmire gitti. 31 nolu karniyol F1 ruşette yolladım yaklaşık 3 çıta arısıyla. İnşallah diğer üç karniol F1 de sağ salim kabul etirilirde hayırlı haberlerini alırım. Baharda bir tane karniyol F1 bulamıyordum, şimdilerde hediye ettiğim karniyol F1 sayısı 50 taneden fazladır. İzmir’e gidenlerden ikisi Almanyadan gelen Karniyol F1 ve 3 tanesi benim üretimim f1 lerin yolculuga çıkarılması bayagı komik sahnelere neden oldu.

Tüm bunların yaşanmasına sebep olanlar içinde en büyük paylardan biriside Mehmet Yüksel kardeşimdir. Bu işlerde emeği geçenlere ne kadar teşekür etsem azdır. yazının finali ise ::=))
Bir kovan ile ruşeti, İzmir’e otobüs ile yolcu ettik.
Gündüz kovanı ve ruşeti hazırladık ve anaları her ihtimale karşıda kafese aldım yolda bir şey olmasın diye.
Gece terminale gittik, İzmir otobüslerine eşyamız var diyoruz. Hiç birisi bakmıyor, eşya almıyoruz, kargoya verin demekteler, sanki biz kargoya vermesini bilmiyoruz.
Otobüsün birisi dediki eşyayı göreyim dedik ki gör.
Hacı diyorki iki sandık balımız var::))
Şöför akarmı diye sormakta dedikki yok akmaz. Hacıylan pazarlıga başladılar, 10 lira vereyim karşı taraf dalgamı geçiyorsun diye aldı başını gidiyor, ben ise dur yav nereye gidiyorsun hem ne oldu niye dalga geçelimki filan, 20 versin yok, o zaman ne istiyorsun 40 lira dedi, yav yolcu bileti 35 lira degilmi? filan derken tamam ben verecem dedim, hacı ise ağlanıyor çok diyor hala.::))
Hemende araba bizi bekliyormuş koştura koştura tuttuk sandıkları yükledik, telefonu zor aldım otobüstekilerin, otobüs hareket etti, oh be dedik::))
Birisi sabaha kadar uyumadan balları bekleyip, birde orada cingar çıkmış, bize bal dediler di bunda arıda var diye. Demekki balın kokusuna arılarda kovana girmişler::))

Yolda hacı yalan söylemedik dimi dedi bende yok abi ne yalanı söyleyelimki dedim.
Buna benze bir hadise yaşamıştık daha önce, bizim Kadir Gürkan bey, Gebze Bal Birliğinin sitesine bilgi veriyor. Üyelerin alayı, bal, arısütü, propolis, ve polen üretiyor, içimizden birisini çıkardı dediki o hacı ona bunu anlatamayız.::)) Arkadaşlardan birisi dediki ötekilere nasıl anlatacaksın, bizim başkan dediki abi, kovanlarda saydıklarımızın hepsi var, yani üretiliyor ama biz almıyoruz ::))

Burdan yola çıkıldıgında gönderdiğimiz kovanların içinde bal zaten vardı, onun için yalan degil dedim::))
Öyle degilmi sizin kovanlarınızdada propolist, polen bal ve yavru oldugunda mutlaka arı sütü vardır, ister alın ister almayın::)))

Hacının en son söylediğine gülmekten karnım agrıdı. Ya otobüs söförü mola yerinde kovanda bal var, tadına bir baksak derse ne olur::)))


Arıcılık Bilgi Merkezi | 9 Yorum »

İTİNA İLE EMEKLİ DOKTOR BESLENİR

Ekleyen, admin on 07 Ekim 2009 – 20:10 -

Hafta arası bir haber yapmıştım emanetlerinizi alın yoksa ben bir yolunu bulurum,.. diye. Bunu duyan, Dr. Muhteşem abi tahriklerime kapılarak kendisini Gebze’de buldu. Bende hazır elime geçmişken, evime çıkarıp biraz bakım yaptım kendisine. Niğde’den getirdigim balla besledim, şu an emekliliği gelmiş ve kendisine iyi davranmak gerekli::))
Biz eve çıkarken bir telefon geldi, öğlen paydosundada ilhami abiye bir anaarı verilecekti. Abi evdeyiz eve gel dedim. Muhteşem abiyle İlhami abiye bal ikram ettim. Adil şekilde ikramı yemekteler, birisi çay kaşığıylan yerken, birisi bu yemek kaşıgının daha büyügü yokmu dedi, keşke kepçeyi verseydim::)))
Allah gözünü doyursun dedim içimden, misafir kıracan olmayacak.
Evdeki emanetler artmaya devam ediyor. Bu gün gelen üç çuval fındıgın biriside Muhteşem doktorumun du. İçlerinden en agır çuvalı bulmaya çalışıyor, tabi yedirirsem::))
Bu arada bayagı bir yükten kurtuldum. Bende bulunan bir masa saati, bir tesbih, bir çakı, bir çuval fındık, bir kavanoz Niğde balı ve biraz armut, ayrıca bir poşette muhtelif sebze tohumlarını vererek işi bitirdik.
Oh be dünya varmış::)))

Evde birde çay içelim dedik, aç karna çaymı içilir dedi. Buyrun o zaman hışırı bir tanıtayım size diyerek evden balıkçıya gittik.
İlhami abininde hoşuna gitti hamsiler ve en çok hamsiyi o götürdü, ilk masadan kalkanda bendim.
Sonra hacı abinin beeofice’deyiz. Hemen gelecegimizi duydu ya biz gelmeden çayları hazırlamış bir çay içip hazırda Ankara’ya gidecek analardan İlhami abiye bir tane verdik. Sonrasında herkes işine, gücüne dağıldı. Kısa ama güzel bir ziyaret oldu, demekki bunun için diyorlar ziyaretin kısası makbul diye::)))
Bu arada bir yerden emanetlerden kurtulurken, biryerdende emanetler artıyor. Şimdide Mehmet Yüksel’i bekliyorum, emanetlerini alsın diye, yoksa ben yapacağımı bilirim ona göre::))

Bu arada fıdıkları bize yollayan Emrah Karadeniz kardeşimede çok teşkürler ediyorum kendi adıma ve arkadaşlarım adına.

Bu arada şu anaarı işine bir türlü son veremiyorum, anaarı satmak güzelde, sonu bunların hüsranla bitecek. Arkadaşlarım beni uyarıyor ben anaarı isteyenleri uyarıyorum hala arıcıların önüne geçemedik. Yavhu son baharda üretilen anaarıdan ne beklenirki. Diyorlarki 10 çıta arım anasız kaldı, birleştirmede yapamam ee bana acil anaarı ver, bahara çıkarsın yeter. Tabi bu verdiğim anaların kutu gözlerinide iptal ediyorum. Bu saatten sonra ne yapılabilirki. Şimdi işin arıcılık adına boyutlarını düşündüğümüzde baharda kimse anaarı degişmiyor, bu bence en büyük eksiğimiz. Siz en kaliteli anaların oldugu zaman anaarının yüzüne bakmayacaksınız. Sonbaharda bir sürüarıcı anaarı peşine düşüyor, bu anaarı isteyenlerde bence arıcılıktan anlamıyor. Anaarı arıcılıgın asında her şeyi. Bu konuyla alakalı bir yazı yazacagım birde link vereceğim herkesin okumasında fayda var sanırım.
Linki vereyim sizin biraz bilginiz olduktan sonra gene yazı yazarsam daha iyi anlayacaksınız konunun önemini. İş anaarı üretiminde erkeklere dayanıyor. Kaliteli erkek üretilse bile bunun seçimini yabancı ülkeler biliyor ve damızlıklarda kullanacakları erkekleri başka metotlarda topluyorlar, buna bir ara az deginmiştik, balonla erkek topluyorlar çok yükseklerde.

http://www.uludagaricilik.org.tr/dergi/2008/2008-3/Dergi2008.3.2.pdf

Bu makale hem anaarı alacaklara, hemde anaarı üretenlere bir çok fikir verecektir. Makale ise bir çok yabancı kaynaklı araştırmalardan özetlenmiş.



Arıcılık Bilgi Merkezi | 5 Yorum »

3 EKİM 2009 GÖZLEMLERİM

Ekleyen, admin on 04 Ekim 2009 – 23:55 -

Resimler bu sitede.
Püren geçte olsa nihayet birden patlayıp açtı. Püren resimleri resim sitemde. Dağ taş püren ve güçlü arı hiç kimsede yok. Yılardırda bunun sebeplerini zaten kimse araştıramadı. Zaten milli arımız kafkasın bir çok yerde güçlü kalabilmesi ve güçlü kışlayabilmek imkansız.
2007 yılında büyük arı kayıpları olmuştu ve ölen arıların en çoguda kafkastı. Şimdilerde ise buralarda son bahara tam girmeden arı kayıpları başladı. Aynı bölgede bende sorun olmamasına rağmen bir çok kovan kapatıldı. Sebebide bu çok tartışılacak ama kafkas arısından kaynaklanıyor. Ben burada karniyola yavru yaptıramadım kafkası bir düşünsenize, agutostan beri garibim kış gelecek diye beklemekte. Bekleye bekleye nufusu düştü, birde kafkas arısının huyu pis yağmaya meyilli gittiği yerdede öldürülüyor, sonra yağmayı kendi kapısında görünce geberip gidiyor. Onun içindirki kurak aylarda kafkaslan ugraşmak dahada zor.
Türkiye’deki arıların hemen hemen %90 nı kafkas ve çok ileri melezleri, ileri melezlerine bazıları yerli diyor. Memlekette yerlimi kaldıki kafkas sayesinde. Bir başka not ise ölenlerin kafkas oldugunu doğruluyor bu ölen arılarda bal çok varmış, bal var arı yok anlayacagınız.


Bu balkondaki tek gözlü anaarı çiftleştirme kutusundaki yeni çıtır balkoncu. Bu benim ayrı bir gözlemim oluyor. Bu kutucuk iki aydır anasızlık çekmekte ve hala yalancıya kaçmıyor. Kapalı yavru bitmek üzereyken elindeki yavrulu çıtayı alıp balkondaki 62 nolu saf karniolun yeni bir çıtasını veririm. O kadar uğraştımki istediğimi yapmadı ve ben en son geçenlerde hacının oradan kapalı anaarı memesi getirdim. Anaarı çıktı ve çiftleşme uçuşundan dönemedi. köye gitmeden yaptıgı memeyi bozup meme içindeki süt içine kürdanla minicik bir larva bırakmıştım , larva şimdi çıtır oldu dolaşıyor bakalım sonuç ne olacak.
Daha önce bir gözlememimiz daha olmutu, bir ara anaarı kutusu arılandırdık ve içinde bazı kutu gözlerine verilecek yavru yoktu, 10 gün sonrada İlhami abinin arılıktan alıp geldik bir çogu yalancıya kaçmıştı. Arıda kapalı yavru yada ümüdi varsa uzun bir süre yalancıya kaçmıyor. Bu kutu, bu gözlemleri yapmama vesile olmuştur sizlerlen paylaşıyorum. Gözlemimizde henüz bitmemiştir.Niğde’den geldikten sonra tüm kovanların sıkıştırılması gerekiyordu, hatta daha önceden bazı kovanları sıkıştırmıştık. Sıkıştırma yapılırken bir çıta dışına yavru yapmayanları belirlemiştik. İlhami abide o gün bana yardım etmişti. 6 adet anaarıyı ogün kovandan alıp, kafesle karniyol f1 vermiştim.
Öldürülecek olan analar ise belli bir süreliğine bu anasız kovanın üstüne bırakıldı.

Verdiğim yeni karniyol analardan 5 tanesi kabul görmüş birisi kesilmiş.

Buradaki kovan ise çok ilginç Trakyadan beri anasız bir kovanım vardı hala analandıramadım. Yalancıya kaçtı şu ana kadar iki adet anaarı kesti. Bende başka kovanlardan arılı ve yavrulu çıta verip degişik bir metotla kovanı düzeltiyorum gene anaarı kabul ettiremedik. Gene yalancıya kaçırdım birde ormana ne kadar gidip gelsem ramazan ayı içersinde istedigimiz zamanlar gidemedik işte.

Gebze’deki bir kovanda yalancıya kaçmıştı bende bir şey denemiştim. Yalancıya kaçan kovanı anaarı bankası yaptım. Yalancılar bir müttet sonra yumurtayı kestiler. Bende anaarıları kovandan aldıktan sonra birisini o kovana bıraktım sorunsuz devam etti .

Aynı sistemi burada yaptım şimdi, kovanlardan aldıgım anaları bu kovanın üstüne bırakıverdim kafesli. Fakat yalancılar devam ediyordu. Tekrar arılı ve yavrulu çıta verdim ve plastik kafesteki karniyol f1 anaarı kovana bırakıldı akıbeti gene meçul bakacagız.

Burda ayrı bir not dümek gerekiyor, bu kovan aylardır anasız ve henüz sönmedi ve yagmalanmadı. Anaarıyı bir kabul etse, gerisi kolay, kovan içinde iki çıta filan arı var inatla oda, bende, işimize bakıyoruz.::))

Yaklaşık 10 gün önce kovanlarda polenli çıta bulamadım, resimleyebilmek için. Çünkü arılarımıza kek verdiğimiz halde yavru yapmamışlardı bende bunun nedenini arıyordum. Arılarımızın yavru yapmamasının nedeni polensizlikti. Elimdeki arı dünyanın en hızlı üreyen ve yavru kabiliyeti çok iyi olmasına ragmen, dışardan polen gelmiyorsa ve içerdeki polen stoguda bittiyse arınız ne kadar iyi isede yavru yapamıyor. Bunun tespitini yapmış bulunmaktayız.

Başta bizim Mehmet Yüksel’in ve başka ülkelerdeki çok katlı arıların sırrı 20 çıtalık kuluçkalıkla çalışmadan kaynaklanıyor. Tabi kafkas harici ırkları kastettiğimide belirteyim. Kafkasla bu dedigimiz hadiseler imkansız, ıslah edilirse bir şey diyemem.
Yılardır bilimcilerimiz derki 80 binlik kovan oluşturun. Oluşturmak için kovanlar birleştirdik ve kısa süreliğine bu işi yapıyorsunuz devamı gelmiyor. Karniyol denilen ırk devamlı 80 binde kalıyor. Fakat biz nerede hata yapıyoruzda, Almanyada 15-20 çıtaylan kışa giren karniyol,bizde 5 çıtaya düştü. Hatamızı arıyı 10 çıta kuluçkalıkta tuttugunuzda, bal ve polen stokları, kovandaki anaarının devamlı 80 binde tutacak yavru faliyetine yetmiyor.
80 binlik kovanlarda nasıl bal bol miktarda stoklanıyorsa polende o nisbette fazla stoklanıyor. Polen ise artı yavru demektir. Kurak dönemlerde verilen kek ise yapay nektar gibi algılanıyor, polende varsa kovanda yavruya devam ediliyor, polen yoksa ne yaparsanız yapın yavru olmuyor, bunu bu sene iyice görmüşüm.
Kovanlardan birisine verdiğim yeni anaarımız, kabul görüp yumurtaya başlamıştı. Yavru faliyetleriylen ilgili filimlerim filim sitemde.
http://aricilikfilimleri.blogspot.com/

Arı kovanlarımızı daha önceden bir çok kez nasıl sıkıştırldıgını gösterdik yazdık çizdik. Hala bir çok arıcının 3-4 çıta arısı katlı durmakta. Sıkıştırmak içinde öyle tahtaya filanda gerek yok. Çuvallan tüm işinizi görüyorsunuz bu sistemde her kovana iki çuval gerekli, birisi çıtaları bölmeye biriside üstten iki tarafı örtmeye. Sıkıştırılan arıların durumu çok iyiydi, peteklerde agarma başlamış ve yavru faliyeti en üst düzeyde.
Kovanların sıkıştırılmasını en iyi Muhteşem abim anladı. Eee kimin elamanı dimi::))
İşi ve önemini anladıktan sonra bunları ısrarla benim gibi başkalarına anlatmaya çalışıyor.Bu yöntemle ben arılarımı 3 yıldır sorunsuz kışlatmaktayım, hatta 2 çıta arıyı bile bir çıta bahara çıkarmışım.
Gelelim Muhteşem abinin en son paylaştıgı kovan sıkıştırma filimine. Bu filimi izleyin ve kovanlarınaza uygulayın. Ben seyrederken gayet keyf aldım, ellerine bir bakın eldiven bile yok bee::))
Canım abim benim öperim o ellerini senin haberin olsun.
Bu hızlan giderse 10 güne kadar bazı kovanların sıkıştırılması kaldırılacak, bazılarına aralara yavru atsın diye esmer çıta girmemiz gerekecek.

Bu kovan geçen sıkıştırma günü yagma korsusuylan sıkıştırılmayan 7 kovandan birisi. 5 Çıta fian arısı var, arı kovana dagılmış çıta bekçiligi yapıyor çalışamıyor yani. Cumartesi tüm kovanları açıp baktım bazılarına aralara çıta girdim , bunun gibi sıkışmamışlarıda sıkıştırmış oldum.

İş bitimi Osman’ların arıları bir gezeyim dedim, bir gittimki öğlen yemegindeler. Hemen bizde gerekeni yapıp kaynanamızın çok sevdiğini söyleyip yiyeceklere yumulmuşuz yani. Resimdekileri saymaya gerek yok, ormancıyı görünce zaten köylülerin neden ormancıdan korktugunu anlıyorum.
Ne kadar sevimli birisi::))

Makina genede iyi idare etti bir kaç resimde burada aldık. Hint filimlerindeki görüntülere benzemiş ama güzel bir poz.
Sonra Gebze’ye geldim, gece ise hacıylan otogarda izmire bal yollamak için ne dümenler çevirdik, şükür başardık::))
ayrıntılar yakında gelir merak etmeyin::)))


Arıcılık Bilgi Merkezi | 3 Yorum »

KUTSAL EMANETÇİ GİBİ OLDUK::))

Ekleyen, admin on 02 Ekim 2009 – 18:00 -

Bu sıralar acayip gel git olayları var. Bir şeyler geliyor, bazılarını götürüyorum, bazıları başka yerlere iletilmesi lazım ve emanet. Kendi kendime karar aldım bende emaneti olanların en kısa sürede emanetlerini alması menfaatleri icabıdır yoksa tarafımdan icaplarına bakılacak, süre ise belli degil işime geldigi gibi durma göre hareket . Bana gelenlerde sıkıntı yok yavaş yavaş götürüyorum emanet olanlar sıkıntı oluşturuyor ve mesuliyet. Mesuluyetten kurtulmak içinde en kısa sürede emanet sahiplerinin bana ulaşması gerekiyor.
Bu hafta içi Erzincandan bayagı bir malzeme geldi. Memleketimizde ne kadarda armut cinsi varmış yav. Yanlız bunlar bana ait, armutlar amasya elması ve taze ceviz için mürecat etmeyiniz. Siyah poşettekiler dahada özel bu sene ilk defa yetiştirmiş Vecdi abi, az çıkmış genede ikramda bulunuyor deveci armudu.Diger çeşitlerin adını aşagıda sıraladım.
Armutlardaki çeşit sayısı, Ankara, Hacıhamza, Çermesi, Ebesi, Taş, Mıgrık Ve Deveci. Yemede yanında yat derlerya aynen öyle yapmışım.

Sandıkları otobüs terminalinden eve çıkarıp, meyvelerin yeşillik ve olgunluguna göre dizmişim ve yatak odasındaki boş bir köşeyeye yerleştirmişim. Atalarımız demekki böyle durumlar için yemede yanında yat diyorlar. Yediğini yiyorsun yemediğininde yanında yatıyorsun. Odaya bir giriyorum nefis armut ve amasya elması kokusu sarmış, acayip hoş yani.
Geçenlerde çakımız yok diye mırıldandıkya, neşterimizide havaalanında kaptırmıştık. Neşter sıkıntısıda kalmadı, bizimki ameliyathanenin tüm neşterlerini yürütüp bana getirmiş, şimdide dedimki insan birde sap yürütürdü, bu kadar sapsız neşteri ne yapacaksak. Çakımızın olmadığının mırıldısını duyan Vecdi abimiz gidip 4 çakı birden almış, hemde kemik saplı. Hadi benim çakım yok diğerleri nedir derseniz Vecdi abim derki ekibine dagıt. Birisi Muhteşem abinin, birisi Mehmet Yüksel’in, birisi Ali Şekerli’nin, hadi yurt içini hallettik Almanya’ya nasıl gönderecez. Çakı harici daha Almanya için yola çıkıp ve tarafıma ulaşmamış fındıklar var. Bu arada bir karışıklıga getirip hepsine nasıl konarım ince hesaplar peşine düşmüşüm.::))

Onun için emanet sahiplerini yanıma çagırmam en akılıcası dimi???
İşinize gelirse::))

Trakyalı Şenol efendiye alınmış 2 kg. tartar kreması, invert şurup için. Bu da emanet ama malın parası benden çıktığından kendisine vereyimki paramızı kurtaralım::)))

Şenol’cugum tartar için gelmene gerek yok, saatide tartarın içine koyup yollarım, iyi çalışmalar dilerim canım benim::))

Bu emanetler ise kaç aydır duruyor, birisi Şenol’un, tesbihli olan ise Muhteşem abinin, ah be Vecdi abi başımı belaya soktun, sanamı kaldı millete hediye almak, sadece bana alsan yeterdi::)) Saatlerden biriside benim .

Bir emanet arı vardı yakında yolcuydu peşinden ikici arı çıktı. Birileri arı hasretine dayanamayıp, beni aradı dediki benim arıyı yolla, arılarla birlikte bir kaç adette kendi üretmiş oldugum karniyol F1lerde var, bazılarının ise bu son şansı::))

İnşallah hafta sonuna bu emanetleride yerine ulaştırmayı düşünüyorum bunların içerigi daha sonra açıklanacak, belli bir proje için yapılmakta bu işlerin bir kısmı. Doktorun çürük dediği ruşeti hacı boyamış. Mesayi sonu gittim pırıl pırıl duruyor dolayısıylada hacı güzel olmuş dememi bekliyor::)

Nasıl olmuş dedi, ruşeti bir kaldırdım::))

Alt boyasız olmuş deyince küplere bindi bari bir şeyide begen. Bak dedi bir kaç kovan ve ruşet daha boyamış onları gösterdi, dedimki Allah bilir onlarında altını boyamadın deyince pes dedi.::))
Bu arada Armutların içinden bir poşette bir sürü tohum çıktı. Dr.Muhteşem beye bunları acil iletmem grekiyorki, sagımda filan bir şeyler yeriz, bu sene çürük bir kaç domatezlen iflagımız kesildi birde çürük domatese reklam olduk iyimi.
Hep dua ederim Allahım beni doktorun eline düşürme diye. Birde doktor kontrölüne gönüllü girmiştim artık kontrol falan istemiyorum. Doktor kontrolünde olanların eceli daha yakın, inanmayan aşagıdaki linkteki haberi bir okusun. Zaten doktorun bacaklarına baksanıza doktor doktoru ne hale getirmiş, ya ben veya doktor olmayanlar doktorların eline düşerse vay haline.
Zaten ben bu doktoru tanıdığımdan beri iki yakam bir araya gelmiyor. Bir başka önemli detay ise erkek doktorların teşişleri dahada sorunlu. Az bir alıntısı bile durumumun ne kadar sakat oldugunu göstermeye yetecektir, yazının tamamı ise linkte var::=)))

“Son olarak iki noktayı daha ekleyelim.
İlki şu: Britanya’da tıbbi performansla ilgili yapılan büyük bir araştırmaya göre, kadın doktorların erkek doktorlardan daha güvenilir olduğu ortaya çıkmış. Kadın doktorların isabetsiz teşhis koyma oranları erkek doktorlara göre daha azmış.”

“İkinci nokta şu: Krizden etkilenmeyen iş alanlarının başında cenaze hizmetleri yapan sektörler geliyormuş. Vadesi gelen, “kriz var, bari şimdilik masraf çıkarmayalım” diyemeden gidiyor demek ki… Anadolu insanı kefen parası diye yastık altına para atmakta haklı mı dersiniz?”

Buda benden bir espiri olsun.
Bir ara bir mezarlık müdürüde demişki; Gayret sizden hizmet bizden.
Düşünsenize ölmek için gayret edeceksiniz, biriside size hizmet edecek::)))

İşin garibi tıp doktorları grevdeyken ölüm oranları %50 azalıyor, güzel bir araştırma, çok şükür doktorların birisinden kurtulduk, çünkü emekli oldu sayılır::)))

http://www.haber7.com/haber/20091002/Bu-rakamlar-dogruysa-tam-bir-felaket.php


Arıcılık Bilgi Merkezi | 3 Yorum »
Forum