ÇAM BALI VE BASRA BÖCEGİ
Ekleyen, admin on 20 Ekim 2009 – 21:00 -
Çam dallarındaki kabukları kaldırdığınızda, altında o kadar çam balı salgısı varki. Tabir yerindeyse çam balı saganak yağmur gibi yağıyor. Çam balındakiler ise buna baskın bal geliyor diyorlar. Bencede saganak bal yagışı oluyor.
Basra böcekleri, kabukların altında çamı bir şekilde yaralıyor ve böcegin yaraladıgı yerden de tatlı sıvı çıkıyor. Bazılarıda bu sıvıyı böcegin dışkısı sanmakta, bu kesinlikle doğru degil. Agaçtan akan sıvı aynı bal gibi kıvamda, direk bu damlacıklardan yedim. Yukardaki resimde “çamböcesi” iş başında.
Çambalı, çam böcesi varsa oluyor. “Çam böcesinin” üremeside iklimlerle alakalı, bazen bu böcekler kuluçkaya yatamadıklarında çam balı hiç olmuyor.
Çam böcegi, yada çam basra böcegi, ilk toprakta üreyip, çam ağaçlarının gövdesine tırmanırmış, daha sonrasında ise dallara dagılıyor. İlk iş yapanlar çok minik oluyormuş, bizim görebildiklerimize yöre halkı onların işi bitmiş diyordu, minicikleri agacı deliyormuş yani.
Toplu iğne başı kadar böcek nelere sebeb oluyor.
Belki diyorum ilerde bu bölgeye gittiğimizde bu kadar kısa sürede dönmeyizde daha detaylı bilgiler alabilirim.
Birde bu bal damlaları ilk çıktıgında arı tarafından toplanmadıgında üzeri kabuk bağlayıp kuruyormuş.
Son durum ise “çam böcesi” çam agaçlarını tamamen sarmış durumda. Çam ağaçlarının içine girdiginizde arı iniltilerini dinlemek çok güzel.
Arıcılık Bilgi Merkezi | 16 Yorum »
17-18 EKİM İZMİR VE MİLAS
Ekleyen, admin on 19 Ekim 2009 – 12:30 -Resimdeki kişi ise Saim abinin amca oğlu Murat Gürel.
İlk gün akşamı civar köylerden akşam yemegimize katılan arıcılar içinden birde ajan çıktı. Ne yapsam birinden kurtulamıyorun yani::))
Arıcılık Bilgi Merkezi | 10 Yorum »
15 EKİM 2009 DAN GÖRÜNTÜLER
Ekleyen, admin on 15 Ekim 2009 – 20:30 -Her kapalı yavru bitimine yakın, tekrar saf karniyolun çıtalarından karışık yavrulu vermişim. Sonuçta iyi bir gözlem oldu. Birde çiftleşip yumurta atsaydı, bahara minicik alanda çıkacakmı onu görecegim.
Hacı geçtiğimiz cumadan beri kayıp, en son görüldüğü yer ise Elazıg. Oğlu dediki babamı çıldırttın, en son nereye gidecegini şaşırdı::)))
Bu hepsinden güzel duruyordu en azından kutuların içindekilere zarar gelmemiş.
Bu kutuya yaklaştıgımda bir arı polenle içeri girdi, hayret bu halde çalışmaları gayet güzeldi::))
Ortadaki gözden bir çıta çektim, anaarı daha yumurtaya başlamamış ama yumurta atacak sanki, iyice petek gözlerini parlatmışlar. Hepsini toparlayıp kapattım.
Toparlanmış görüntü bu.
Fakat içime bir kuşku düştü, burada bunlar oldusa ormanda neler olduki diye. İşten bir saat izin alarak erken çıktım. Ormana vardığımda saat 17.30 du. Normade benim paydos saatim bu, bu saatte paydos edip, buraya gelmem 18.30 gelmem demekti. Hemenkovanlara göz attım bir olumsuzluk yoktu bir ateş yakıp, köz olana kadar etrafa bir göz atayım dedim.
Pürenlerin bir çogu bir kaç gündür geceleri soguk ve yanmışlar. İşin garibi kuzeye bakanlar yanmış kuytudakiler hala açıyor geçiyor.
Komşu arılıgı bir turladım herhangi bir olumsuzluk yok.
Bir kovana anaarı verilmiş, bu görüntü %90 anaarı kabul edildi anlamına gelir. Anaarıyı çıkartıp, birde o salkıma petek örmüşler. Daha önceki geldigimde bu petekli kafes kovan üstünde yoktu. Demekki cumartesiden sonra arılıga gelip giden olmuş.
Yanan pürenlerden görüntüler. Komşu arılıkla aramızdaki pürendi burası.
Köz olmuş körüğe atıyorum ilk merak ettiğim kovan anasız kovanımdı. Bu kovan Tarkya’dan bu tarafa iki sefer yalancıya kaçtı ve üç adet anaarımnı kesti. Hele şükür, geçen cumartesi verdiğim anaarıyı kabul etmişler. Yaklaşık iki çıta arısı var ve şu an bir petegin bir yüzü tamamen yumurta. Bu gün en sevindiğim olaylardan birisi buydu. Çünkü kaç aydır inatla uğraşıyordum, üç anaarı gitti ama sonuçta istedigimi aldım.
Burada şu notuda aktarayım, benim yalancıya kaçan kovanlarda yeni uyguladığım teknik.Yalancıya kaçmış kovandaki yavrulu çıtaları kovana silkeleyip alıyorum. Sonra iki degişik kovandan birer çıta yavrulu ve arılı çıta getiriyorum. Arılı ve yavrulu çıtayı yalancıya kaçan kovana getirmeden hafif hafif silkeliyorumki tarlacılar çıtadan düşsün. Daha sonra yavrulu çıtadaki, işçi arılarla birlikte kovana bırakıyorum, bu işlemi birde başka kovandan yavrulu ve arılı çıta getirerek yapıyorum. Zaten kovandakileri kovan içine silkeleyip ellerindeki çıtayı aldıgımda içerdeki düzenlerini bozuyorum. Dışardan gelen kapalı yavrulu ve arılı çıtalarıda yan yana koyunca, yeni bir düzen kuruluyor ve içerde yalancıları besleyenlerde o kalabalığın arasında kaynayıp gidiyor. Sonuç yeni gelenler yalancıları beslemedikleri için, istenmeyen durumlar ortadan kalkmış oluyor. Bu teknigide bu sene bir kaç kovanda denedim istedigim sonuçları aldım. Normal şartlarda yalancı kovanı başka yerlere silkeleyerek bu işi çözemezsiniz, bence onlar hikaye, çünkü içerdeki arı ailesi cinciri kopmuş, benim son uygulşadığım sistemde hem zinciri bağlıyorsunuz, hemde içerdeki düzeni bozup, yalncı yumurta atanları egale ediyorsunuz. Çok arısı olanların yalancıya kaçan kovanla ugraşmamasını tavsiye ediyorum. 3-5 kovanı olanların bu yöntem işlerine yarıyabilir. Ben bu tür kovanlarla uğraşırken kendime ait teknikler uygulamalar buluyorum.
Hemen arıların arkasındaki başka pürenler, daha yeni açıyorlar. Arılıkta resim alamamın nedeni batarya bitti. makina bu seneyide çıkardı, bazıları acayip gaz versede sana SLR lazım diye, şu an bu gazları yemiyorum::))
Arılıkta işim bittiğinde saat 18:20 di. Ateşi söndürüp, etrafı toparlayıp yola çıkmışım. Hava birden karamaya başladı.
Hava bir kaç gün daha soguk, sonra tekrar tırmanışa geçiyor, ama bundan sonra bir ay daha duruma göre iyi havalar olabilir. Son yagmuru bekliyormuş kovcayemişler, o kadar çok açmışkı, agaçlar benbeyaz olmuşlar. Batarya bitik ve resim nasıl olursa kabulumüzdür diyoruz.
Flaşlı iki üç resimde kocayemişten aldım, eve geldigimde donmuşum be. Çay falan para etmedi, kombiyi yaktım. Paraları mezara götürecek halimiz yok::))
Arıcılık Bilgi Merkezi | 5 Yorum »
10 EKİM 2009 VE SON DURUMLAR
Ekleyen, admin on 12 Ekim 2009 – 18:00 -Asıl anlatmak istediğimse, İstanbula giderken, Kurtköy, Sabihagöçen havaalanı civarı, Sultanbeyli, Paşaköy civarları o kadar pürenlikki. O kadar baktım hiç kovan göremedim, sadece Paşaköyden Şile yoluna çıkarken sağda bir iki yerde kovan vardı. Fakat tepeler pespembeydi.
Bitişigimdeki arılıktan görüntü, komşu arılık, aramız 50 metre yok, ayrıca 500 metrelik yol üzerinde 5 kişinin arısı var. Kovanlarlar çalışırken bu durum hala sıkıntı oluşturmakta. Kovanları incelerken çok kısa sürede işlemleri bitirmediğinizde her taraf arı kesiyor. Mevsim itibariyle bal gelsede, yagma için çok dikkatli olunmalı.
Arıcılılıkta kovan içindeki arı ailesinin açılımını en iyi izah etmeye çalışmak için kovan içindeki zincirden bahsederim. Bu zincir, benim söylemimdir arının doğduktan sonraki ömrü 40 gün, (kış salkımında 8 aya kadar çıkabiliyormuş arı ömrü)kovan içinde bebekte olacak, çocukta olacak 20 günlük iç hizmetleri yapacak, 20 günlük dış hizmetleri yapacak bir zincir gerekiyor. Bunu daha önce bir çok yerde izah ettim.Mustafa abinin arılarda bu cincir koptu, yavru yeri olmayınca tüm arılar tarlacı, iç hizmetleri kim yapacak, anaarı yumurta atsa onlara arı sütünü salgılayacak genç işçiler yok, dışardan bal getiren tarlacının ağzından balı alacak gene iç hizmetlerde çalışacak gençler yok ve kovanlar gümledi. Bir tarafta benim arım gelişirken bir tarafta mühiş çökme var, çok yazık oldu. Bakıyorum bu çökmeye ve sönmelere sebep arıyorlar. İş hastaklığa gelince mudahale etmeliyim diye yazdım bu yazıyı. Bu dediklerimi kimse önemsemiyor ve çözemiyor, yılların arıcısı olmanız, her şeyi bilirsiniz anlamına gelmiyor.
İnsanların görüş açıları çok önemli, hiç begenmediginiz insanların tecrübeleri bir çok sıkıntı ve olumsuzlugu çözebilir.Ama malisef, çözüm üretmeyi bırakın , çözüm üretenlerinde nasıl ayarını bozarım, nasıl ön plana çıkarım hesapları yapılır ülkemizde. Son zamanlarda hep diyorum, o kadar yayın var bir bakın, 10 haberde bir işinize yarayacak bilgi varmı diye. Adam benim sitemde ahkam kesiyor, ben 25 senelik anacıyım diye. Sitresine bakıyorsun ne anaarı üretimi var, ne anaarı ürettiği alan var, nede anaarı kutuları var, ama hep anaarı temini yapar.
Ormanda bulunan bir kovanım var Trakya’dan bu tarafa anasız. Nedenide istediğim zaman bakamadığımdandır, şu ana kadar 3 anaarı kesti ve beni sinir etti, en sonunda getirecegim Gebze’ye. Bakın bakamadıgınızda sorunlu kovanı bir türlü çözüme kavuşturamıyorum.
Resimdeki kovan Osman Ünal’ların ekipten birisine ait. Agarma var ama arılar çok zayıf. Ayrıcada bölme için yemlik kullanılmış, kim ne derse desin kovan içi bölme veya sıkıştırmalarda çuvaldan daha iyisi yok. İş bitimiydi, şarzda bitti, bu iki fotoyu zor aldım. Yolda bir yer gözüme ilişti, bir yansıma var, Gebze’ye doğru yol alırken o yansımanın oldugu mevkide orman içine giden bir iz vardı, bende motorla o izi takip ettim.
Yaklaşık 400 kovan arı getirilmiş. Makinanın bataryasını çıkartıp biraz beklettikten sonra üç resimde burada aldım. Hiç bir kovanda barkot numarası yok ve bu tür kovanları ilk defa görüyorum. Tüm kovanlar galvaniz saçla kaplı.
Geçte olsa püren açıp, birde nektar salğılamaya başlayınca aynı bahar gibi bir durum çıktı ortaya.
Burada bloke nasıl gerçekleşiyor bir bakalım. Yukardaki çıtayla aşagıdaki resim aynı resimdir. Bakın bal geldiğinde kenar çıtalarda boş yer yoksa, dış çıtalardan içe doğru buda yetmeyince, yavru çıkan yere arı hemen balı basıyor. Anaarı olaya mudahale etmiş balların arasında bir kaç yumurta atmış ama bal geldigi sürede yapılacak en iyi iş, bu kovanlara esmer petek verilmeli. Hazır esmer peteginiz varsa, ilk etapta arılar bu blokeye sebeb olacak balları yeni çıtaya bal kemeri yaparken boşaltacaktır.
http://aricilikfilimleri.blogspot.com/
Gene yukardaki çıtanın bir başka açıdan görünümü.
Bir arkadaş uzaklardan telefon edip bana diyorki, o çıtayla kovanı böldün, o çıtayı geriye al. Bende bu bölgede üç senedir kovan söndürmeyen birisiyim, sen bu tavsiyeni kovan söndürenlere söyle dedim.
Öyle degilmi, ben arılarıma çıta giriyorum, ve gelişmeye devam ediyorlar. Kovanlarına yavru imkanı vermeyenlerin ise kovanları söndü. Hatta kovanlarında benim kovanlarımın iki katı balı varken sönmesi çok acı oldu.
Tüm kovanlarda balla bloke başladı.
İşten anlayanlar resimlerden çok şey çıkarabilir. Bu kovanlara ben çıta girmez isem arının getirdigi balı koyacak yeri yok, bekleyecek ve yavru çıkan yere bal koyacak.
Son 15-20 günde ne kadar yavru atırabilirsem kovanlarımda o kadar güçlü kışa girecekler. Hatta bir kovanıma bu hafta sonu ilave koydum. Bu sene tüm zamanlar 20 günden fazla geriden geliyor, kışta böyle geriden gelirse bir çok kovana kat atarım diye düşünmekteyim. İnşallah tüm yaptıklarım büyük oranda kontrolümde.
Şunu bir daha hatırlatayım, İlhami abiyle kovanları sıkıştırdıgımızda 7 kovanı sıkıştıramamıştık yağma olmasın diye. O kovanlara sıkıştırılanlar hemen fark attılar. Kovanları sıkıştırmak çok önemli, ve çok kolay bir işlem gerektiriyor.
Kovanlar sıkıştıklarında boşta aylak aylak dolaşan bir sürü arı çıta bekçiliğinden kurtuluyor. Alan daraldıgında ısınmak için harcanan bal düşecek, içersi daha çabuk ısındıgından kovan devamlı zinde kalacak. Zinde kovanlar, büyük alanlara dagılıp ısınmak için pinekleyenlere göre daha erken işe gidecek. Sonuçta giderler ve çalışma artarken gelirlerde en iyi şekilde korunacaktır. Bilmem anlatabildim mi?
Çoktan beri bir çok blokçu, bir açıklama yapıyor, blogumu kapatacam diye. Benimde anlamadığım nokta ise açarken arıcılara sordunuzmu ? da giderken soruyorsunuzki?
Ben hiç bir blogumu kapatmayacagım gibi, şu günlerde kafamı taktım yada durumlar bizi buraya getirdi diyebilirim, bir arıcılık formu kurmayı düşünüyorum.
Arıcılık Bilgi Merkezi | 5 Yorum »






