BAYILIRIM BEN BÖYLE ÇALIŞANLARA::))

Ekleyen, admin on 04 Eylül 2009 – 09:00 -

İstanbul’dan tanıdık bir yüz ve eski arıcılardan Adem Erdem abi dün gece bana telefon etti. Dediki yarına gelip Mustafa hocanın kamyonu alacagım. Dedimki bana niye söylüyorsun dediki Mustafa hoca araba Ali’de onlan görüş. Bizde kovanlarımızın altına bir sürü malzeme almıştık ama bu gün yarın hafta sonu deyip duruyorduk. Dediki yarına gelip alacagım, kamyonu boşaltsan başına bir sürü iş. Dedim gel abi, iyikide gelmiş yoksa bu kovanların yerden kalkacagı yoktu::))
Hemen doğru ormana gidildi gerisi aşagıda işte.::))
Yolda uzaklardan bir telefon geldi bizi unuttun diye. Abi seni unuturmuyum daha iki akşam önce senle ilgili bilgi aldım dedim. Sonradada espiriyi yaptım amca oğlun yanında dedim , hemen Adem abimi dedi::))
Komutanıma burdan sayğı ve sevgilerimi sunuyorum, fırsatını bulursam bir bakmışın oralardayım, birde kalabalık gelirsek şaşma demek geldi içimden ha.
Arılıga ilk girdiğimde belli kovanların durumlarına bakarım. Bu çıta zaten yalama oldu kovandan çıkıp gire gire. Hatta bir ara Dr.Muhteşem beyde geldiginde bu çıtaya parmak atıp petegide delerek hasar vermişti. Yok filan desede delinen yer onarılmış ve tarafımdan işaretlendi. Görüldügü gibi 10 gün önceki haberlerimde bu çıtada o kadar bal vardıki şimdi bayagı bir geri gitme var.

Adem abi sağ olsun kovanları nasıl askıya alacagımızı uygulamalı olarak gösterdi.
Ben ne kadar körükçüye ihtiyacım yok desemde, benim körügü körüklemeye bayılıyorlar ne diyeyimki. Körüğü kovanlara sıkıp ileri alınıyorlar. İki adet asıl körükçüm var. Bunlardan birisi Hacı Seyit abi öteki dahada entel işte siz anladınız onu::)))
İleri alınan kovanların hemen iki kişi taşlarını ve kalaslarını ayarlayıp kovanlarıda tekrar üzerlerine dizdiler.
İnsanın böyle kalifiye arkadaşları olduktan sonra sırtı yere gelirmi be. Çok şükür gelen gidenimiz eksik olmuyor, Allah’ta eksikliğini göstermez inşallah. Bana kalsa bayramdan sonraya kalacaktı. Asıl bu işte pay sahiplerinden biriside Mustafa hocamız::))
Kamyonu bana bırakıyor, kamyonu almaya gelenleride ben bir gezdiriyorum işte.
Ben ise bu güzel çalışmayı kayıtlara geçmekteyim. Onların çalıştıgı bakın bitti ama ben hala bilgisayar başında çalışmaya devam, ayrıcada canım çıkıyor.
Görüntü güzel duruyor. Arkadaşlar arka sırayla meşgüller, bende resimler kaçmadan çekiyorum.

Biraz acele oldu ama olsun. Bir ara düşündügümüzü uygularsak bir 5 cm daha kalkacakalar bakalım.

Adem abi biz işleri bitirince sanki çalışıp yorulmuş gibi kovanlardan birisinin üstüne oturdu. Maşallah arıların kuzu gibi dedi. Abi bunlar karniyol arısı dedim, bir çok karniyol diyen varda onlar ne kadar karniyol?. Adem Erdem’in arıcılık bilgi ve yetenegi çok ileri derece. Bir kaç püf noktalar söyledi. Bunlardan biriside ben kovan altlarındaki kalasları düşünüyorum, boyasammı, pinoteksmi çeksem diye. Adem abi dediki yanık yagı getir yedir hem su çekmez hemde çürümez. Hay Allah senden razı olsun. Biraz yanık yag bir rulo işlem tamam olacak.

Kovanları kaldırıp indirirken bana bir kovan denk geldi kuş gibi. İş bitimi bir bakayım dedim ve yumurta ve larva yoktu. O kovana başka kovandan yavrulu çıta verdim. Ayrıca tüm kovanlar geri gitmetye devam ediyor, hafta sonu yeniden kek verilecek, katlı olanlarında katını hafta sonuna indirecegim. Bir şurup ve kek daha vermem gerekiyor.
Bazı kovanlarıda bir sıkıştırıp kendisine getirmek gerekli . Gece gündüz ısı farkları artmaya başladı. Benim arılıktan ayrıldık.

Hazır ormandayken hemen Mustafa Kabaoğlu hocamızın arılarınada bir göz atıp arılıktan ayrıldık.

Not:Birisi yorum atmış karniyol arısı ha. Hem tek kat hemde bahar balı diye. O kişinin ben yorumunu silmekten bıkmadım oda yazmadan bıkmadı. Tabi gene sildim. Keşke söylediği tek kat arılarım dolu olsaydı. Şu an burada görülen tek kat arılarımda 6-7 çıtaya düştüler ve acayip geri gitmekteler. Bazılarının dedigi gibi karniyol manyakk bir arı degil, ben bir kilo kek verdim hiç tınlamadılar ve keki bitirip yavruyuda kestiler. Almanyada her porsiyon kek 2,5 kg veriliyor, sonra ikinci porsiyon demekki sebebi buymuş. Öyle gıdım gıdımla yavru atmıyorlar. Karniyol arısıyla çalışmak otorurken olmuyor. 10 çıta kuluçkalıga ızgara koy gene gelişmiyor. Biz eski alışkanlarımızdan vazgeçmeden karniyollada çalışamayız. Benim her yaptıgım ortadadır, yanlışlar yapabilirim ama yalan benim kitabımda yoktur. Yalancılıkta bana göre en büyük şerefsizliktir. Ama memlekette o kadar yalancı varki….


Arıcılık Bilgi Merkezi | 7 Yorum »

GENEL DURUM

Ekleyen, admin on 02 Eylül 2009 – 20:14 -

Eylül ayına girdik ayın ilk günü biraz yagmur yağdı. İstanbulu sel götürmüş, Gebze ve ormana az yagış düştü. Bu resimleri 30 agustosta çektim. Henüz pürenin %5 şi açık degil. Geçen haftaya oranla nerden geldiğini tam bilmedigimiz bal bayagı azalmış. Hatta dış duvarlarda bulunan açık ballar iç çıtalara taşınmaya başlanmış bulunmakta.
Azda olsa açan pürenleri arılarımız ziyaret ediyorlar.
Bir çok püren artık zamanı geldi yagmur yağsada yağmasada bundan sonra cansız açar sanırım. İlk defa biraz kovanları detaylı karıştırdım. Trakya’dan geleli bir türlü içlerini inceleyememiştim. Trakya’daki yavrudan eser kalmamış, kek vermeme ragmen yavru iyice azalmış durumda. Bunun nedenide havanın kurak ve sıcak gitmesi polen gelmemesi. Birde öyle gıdım gıdım kekle bu arılar sanırım keklenmediler, kerizleyemedik anlayacagınız::))
Ramazanda mesayi bitimi arılarla ugraşmakta hiç çekilmiyor. Kovan altlarının kerestesinide almamıza ragmen gidip bir sehpalayamadık kovanları. İnşallah hafta sonuna bu işleri hallederiz, Mustafa hocanın dedigi gibi üşenmek ihtiyar işi diyor ne yapayımki, üşeniyorum ve ihtiyarda degiliz çok şükür.

Bu arada Ramazan ayıda yarı olmak üzere, bayrama ne kaldıki. Bayramdan sonra çalışırız::))

Anaarı ve kutular hakkında detaylı bir yazım olacak. Olumlu olumsuz ufak tefek sorunlar oldu. Bu sıralar yeni anaarı kutularına başlıyorum. Kışa yeni yapacaklarımın en azından 10 tanesini kullanacagım. Benim kullandıgım kutuların kimsede hazırı yoktu, kendim tasarladım şimdiye kadar sorun çıkarmadılar ama kış için endişeliyim. Şimdikilerde gene üç gözlü olacak ama her gözde 4 çıta olacak. Birde kışın bakacağım hangisinde rahat edecegiz.
Resimdeki “karniyol” arılar ve anaarı bu sene en geç çıkan anaarı diyebilirim. Kutu inat etti ben inat ettim bu anaarı temmuz ayının sonundan beri ancak çıkabildi. bu kutuda Almaya’dan gelen karniyol F1 lerden birisi kesilmişti. Kendisi meme yaptı ben memeyi bozup, aynı meme içine safın larvasını transfer ettim. Kabul etmedi bozdular bu arada yumurta larvada kalmadı, yeni çıta verdim larvalı yumurtalı, istiyorumki kutu tek meme yapsın. Onlarda birden çok yaptı. Bende kalitesiz olacak diye gene memeleri kestim derken o kadar süre uzadıki, bir türlü yalancıyada kaçmadı. Demekki kapalı yavru oldugu müddetçe arılar yalancılaşmıyor. Kapalı yavru olmayan kovan ve kutular 10 günde bile yalancıya kaçabiliyor. Yoksa bu kutu bir ayı geçkindir anasız. Kapalı yavrusu azaldımı o çıtayı kapalı yavruyla degiştim hep. En son pes ettim, arılıktan gelirken bir akşam cebime bir meme sarıp koydum. Nihayet getirdigim memeden “karniyol anaarı” çıktıda kutuda bende kurtuldum.
Yeni çıtır karniyol F1 çıktıya, nerden geldi hemen yakışıklı artislerde kutuya damlamışlar. Bizim duyamadığımız fakat erkek arıların çok uzaklardan hissettikleri çok keskin bir koku var demekki.
Aslında bu kutuların kapaklarına yapay çiçek takıp saksı gibi balkona dizmek lazım. Kimse ne oldugunu anlamadan balkon anaları üretmeli.::))


Arıcılık Bilgi Merkezi | 3 Yorum »
Forum