TÜM MÜSLÜMANLARIN KADİR GECESİ KUTLU OLSUN.

Ekleyen, admin on 15 Eylül 2009 – 10:50 -

Tüm islam aleminin kadir gecesini kutluyorum.

ALİ ŞEKERLİ BİR ALTTAKİ HABERE BİR YORUM GÖNDERİ, DERTLER ASLINDA HEPİMİZİN DERDİ.

Ben Dr.a katılmıyorum..

Madem bu yola baş koydun ”umut” ile falan işin olmamalı!

Hem sen niye moralini bozuyorsun ki.

Tabiki taş atacaklar,hani bir laf var”çamur at izi kalsın”bu da o hesap.

Konuşanların arılıklarına
bakıyorsun Muğla,Kafkas.Yerli,Güzel,Çirkin ne ararsan var.

Demek ki aradıklarını bulamamışlar ki, arayış içindeler.

Ondan,ona destek verip 30-40 koloniden 15 teneke bal alıp, koloni başına 1 teneke bal aldık diyorlar!

Haa unutmadan; o 15 tene balı almak içinde en az 4-5 yere taşıdılar arıları bildiğin gibi..

Hani bi ara minare gibi yapmışlardı kovanları,hatırlarmısın?

Merdiven ile çıkıyorlardı son ballığa..

Eee sen de bi soruver; o çok katlı kovanların cinsinden üretse idiniz de, 3-4 cins arı ile çalışmazdınız ve hala arayış içinde olmazdınız şu an.

Hem de çok bal alırdınız:))

Tabiki hepimiz kendi gen kaynaklarımızı kullanmak istiyoruz.

Şu ana kadar kullandık yine de kullanmaya devam edeceğiz.

Bütün dünyanın gözü, bizim Anadolu ırkının üstünde.

Ama tabii ki bu hali ile değil.

Papazın yaptığı gibi ıslah ederek kullanıyor, mesela Buckfast arısı gibi.

Un var, şeker var, yağ var hani usta nerede?

Kim yapacak helvayı?

Hani nerede, nerede Ülkemin genetikçileri, nerede?

Arı ıslah ettiler de biz mi kullanmadık?

Suç bizde mi yani?

Trakya bölgesinde, ayçiçeğinden alınamadan heba olup giden nektardan haberiniz varmı?

Heba olup giden bu nektar, milli servet değil mi?

Yazık değil mi?

Karniol, Trakyanın öz arısı zaten.

Gezginci arıcılık ve sağ olsun kafkas arısını Trakyaya sokanlar karniolu bitirdiler.

Öyle olduğu halde melezinin, melezi bile arıyı hiç gezdirmeden 1 teneke bal yaptı.

Siz, kaç sene karniol ile çalıştınızda ahkam kesiyorsunuz?

Kaç yıllık arıcısınız?

Öyle bir kaç kitap okumakla arıcı olunmuyor maalesef..

Bu işte pratik ve uygulama da gerekir.

Ve en önemlisi yılların verdiği bir tecrübe vardır ki, o tecrübe öyle okumak ile süslü püslü yazmak ile edinilemez!

Her şeyden önce niye ön yargılısınız?

Bir sıkıntı var ama anlamış değilim.

Farz edin ki, cuk oturdu..

O zaman ne diyeceksiniz?

Bırakın bu ”televole arıcılığını” şayet biliyorsanız biraz gerçek arıcılık yapın.

15 Eylül 2009 Salı

Not:

Ali abi aslında ırkları koruyalım diyenlere bir yazı yazdım. Bir kaç gün içinde yayında olacak. Dediğin gibi kitaplarla olsa bilim adamları kitap okuyarak ıslah yaparlardı.


Arıcılık Bilgi Merkezi | 2 Yorum »

13 EYLÜL PAZAR VE YAĞMURDA ÇALIŞMA::))

Ekleyen, admin on 13 Eylül 2009 – 22:33 -

Bu hafta sonu cumartesiyi Gebze’deki anaarı üretimi yaptıgım arılıkta geçirdim. Kutuların kontrolleri vardı, memeler dagıtıldı yumurta atanların tespiti geri dönmeyenlerin yerine tranferler derken birden akşamı etmişiz. Zaten tranfer ve meme arılıkta devamlı var, hazır olanlar yetmeyince ilaveler yapılıyor.
Kutuların tüm ihtiyaçlarını bilindigi gibi metro kovanlardan yapmaktayım. Seneye bu metro kovanların sayısını dahada artıracagım. Bu sayede istediğiniz anda kutuların arılındırılması, yavrulu çıta, balı çıta, yada direk arılandırma yapmak çok kolay. Hatta yalancıya kaçan kutuya burdan vereceginiz iki çıta yavrulu ve arılı çıta anında her şeyi bitiriyor. Tek tek kutu besleyeceğinize, metroyu besleyin. Hangi kutunun bal ihtiyacı varsa bir ballı kaptırdınızmı sezonu ballı olarak kapatıyor.
Pazar günü ise sabah kalkıp baktım yağmur var. arılarda bu gün ikinci tur ilacın yapılması gerekiyor yarın iş çıkışıda hepsini bitiremeyeceğim. Yağmuda hiç dinmiyor. Tekrar yatıyorum, saat öğleden sonra üç gibi hava yükseldi. Güneş yüzünü gösterdi. Hemen motora atlayıp ormandaki arılarımın yanında solugu aldım. İlacı hazırlayıp körüğü yaktım, varova mücadelesi için kovanlara gerekli ilacı verip geçiyorum. Birden ilerde bir yer karıştı.
Kovanların üzerinde bir sürü arı tur atıyor. Nerden geldigi belli olmayan biraz arı bizim arılıkta tur attı attı. Sonra geçen hafta anasını öldürdügüm kovana sardı. Nerden geldi anlayamadım, benim kovanlarımın yiyecek stokları gayet iyi ve şu an tüm kovanlarda cuma günü verdiğimiz kekler duruyor.
Hemen daha başka yerlere sataşmasın diye kovan kapagınıda açtım. Bu gibi durumlarda dışarıya bir iki çıta arı silkelerseniz uçanlarıda berebarinde arısı silkelenen kovana çekiyorsunuz. Zaten tur atanlar var, birazda tura siz ilave arı katıyorsunuz ve arıları bir yere yönlendirmiş oluyoruz. Rahat hareket etmemin nedenide verdiğim anaarıyı kabul etmemiş ve kapalı memeler vardı. Yoksa dışarıya anayda silkelersiniz.

Birazı içeri birazı kovanın dışına sardı. Fakat bu kovanda daha önceden arı kırılması olmuş. Yerdeki arılardan anlıyorum bunu. Başka kovanların önünde böyle arı ölümü yada kırılması yok. Yerdeki arı ölüleri yeni degil. Madem kovanı açıp birde karıştırmışım sırası gelemediği haldse ilacını verip kapattım.
Bu arada arı kuşları sürüyle bir saga bir sola tur atmaktalar. Zaman kısıtlı ve onları resimlemek zor. Bir yerdende seviniyorum bu tepede sadece benim arım yok diye. Sadece bir arılık olsa arı kalmaz.

Hacı abinin hurda kovanları ormandaki yerin bekçisi arılar yaptık. Başka kovanlar nektar akımını gezerken bu kovanlar burada sürekli kalacaklar. Kovanlar o kadar süperki ormana naklederken altındaki delikleri kumaşla kapladık. Diğer kovanlar gezerken bunlar burasının daimileri.

Bu yazıları yazarken bir arkadaşımızla muhabbet ettik. Ben heralde bir yılı geçmiştir forumlara girmiyorum, girenlerden özetler dinlemekteyim. bazıları şov yapıyormuş, bir zamanlar kosovadan karniyol temin etmeye çalışıyordu. Kimseye muhtaç olmasın diye kendisine karniyol hediye edilince bayagı bir saçmalamıştı. Bu durumada en çok Muhteşem abi üzülmüştü, ve büyük eşeklik ettik demişti yapılanları görünce. Benim Muhteşem abiyedediklerimi burada yazmayayım.
Bu kovan hacı abinin kovanlardan birisi, anaarısı ne oldugunu bilmiyoruz. Bu zaman itibari ile kovanın durumu hiç iyi değil. Ne yaparsan yap bu arı böyle. Diğer kovanlara ne yapıldıysa bu kovanada aynı şey yapılmıştır. Yavruyu kesti, bundan sonra atak yapsada istedigim seviyeye gelmesi imkansız. Kesin destek gerekli. Destegede ben karşıyım. Yurt dışında arıyı zayıflatmak için bölüyorlar biz ise bazı arıları güçlendirmek için bazılarını zayıflatıyoruz.
Şov yapanda haklı, bu ülkede arıcılıkta bir numara denilen bilim adamımız, konferanslarda bohçacılık dersi verirse olacagıda budur. İki kovanın varsa birisini köstekleyip, çıtalarını bohçalayıp öteki kovana vereceksin niçin yüksek verim almak içinmiş. Sonrada çıkan balı diyeceksinki ben bir kovanla bala çalıştım.
Bizim doktorunda 6 teneke balı çıktı, diyorki abi ben üç kovanla bala çalıştım, kovan başı iki teneke bal çıktı::)))
Toplam kovan sayısınıda vereyim, onlar köstek için geride beklediler, köstekçi kovan sayısı ise 27 idi.
Biz bu kadar güzel bir ülkede tek bal sağımını zar zor yaptığımıza yanalım. Trakyada bu kovan böyle gelmedi, ne oldugunuda henüz çözemedim. Arılıktaki en zayıf kovanlardan birisi bu.
Böyle kovanlarımızda var, bir kaç arkadaşım kobvan birleştir katlı gir diye tavsiye ediyor. Ben ise ısrarla bunun yanıltıcı oldugunu düşünüyorum, diğerlerinden farkım ne olacakki o zaman. Bu arıları neden güçlü tutamıyorum ve nerede hata yapıyorum bunu bulacagım. Seneye 75 kovanla bahardan itibaren bala çalışacağım. Bu sene arıları kestane balına sokmamak bana zarar verdi. Arı bal yapmasa bile yavru faliyeti devam ederdi.ben başladığım hiç bir işi yarım bırakmam inşallah. Yurt dışında arı çok güçleniyor zayıflatmaya çalışıyorlar.Hadi Mehmet Yüksel ve kovanlarını görmezden geliyorsunuz bir çok ülkede çok katlı kovanlar görmekteyiz, onlara ne demeli. 10 gün içinde burasıçiçek kaynayacak ve biz bal alamıyoruz, hata nerde bunu bulacagım. Hazır kıta elimizde arı tutamıyoruz. hazır bir arı 3-4 günde bir katı fullüyor, bu arılarla nasıl bal alacagızki. Biryerlerde hata yapıyorum ve yapıyoruz.
Bir şeyler biliyormuş gibi kenara çıkıp ahkam kesenleri görecegiz. Herkes istedigini yazıpçizebilir. Bahada herkesle görüşecegiz. Bahara bir şey kalmadı.
Ben arlıktaki işimi yaparken birden yagmur başladı. Bir ağacın altına girdim, baktım gene ıslanıyorum. Ozaman ağacın altında ıslanacagına kovanları açıp kapatırken ıslanırım dedim ve kalan 20 kovana yagmur altında ilaç verdim. Bu arada akşamda olmaya başladı, havada iyice bulutlar sayesinde karardı. İşlerimi bitirip çok yakınımızdaki yörük Mehmet abiye ugramam gerekiyordu. kendisi mideden rahatsız bu gün kestane balı getirecegime söz vermiştim.

Bitişigimizdeki arıların yanından Mehmet abinin barındıgı yere iniyorum. Bunların hayatları çok zor. Yaz kış böyle ormanda kalıyorlar, hayatları hayat degil yani rezillik paçadan akıyor.

Obaya yaklaştıgımda köpeklerden birisi hemen harekete geçti.Bende hareketsiz oldugum yerde bekleyerek seslendim. Mehmet abi yoktu hanımı geldi kestane balını verip ayrıldım. Ağılların yanında ise daha önce bahsettiğim bir başka arılık var. Arılıkların üst üste olmasının bir nedenide güvenlik olsa gerek. İnsanlar birisine yakın olduklarında daha huzurlu oluyorlar.

Bu seferki yagan yagmur o kadar güzelki, sel falan olmadan ince ince iki gün devam etmiş. 10-15 güne kadar her taraf püren kokacak. arılar kendisini her sene burada kurtardılar, fakat arıcılar yaklaşık 10 senedir bal alamamkta. Bunu kimse neden bal alamıyoruz diye düşünmüyor. Çünkü güçlü arıyı buraya taşıyamıyoruz.

Benim arılıktan çıkıp Mustafa hocaların arılara bakmam lazım devamlı merak ediyorlar. Geçte olsa gidip görüp bilgi vermem lazım. Çok şükür düşmeden yalpa yapa yapa ilerliyoruz. Bu arada bu motorla üç yılda 11.000 km. yaptım.

Mustafa hocanın arıların baş tarafı, bu arılıkta 5 kişinin arısı var. Alt tarafta görünmeyen yerde durup bir foto daha alıyorum, aşagıdaki resim bu resmin devamı.

Tekrar görnmeyen yere varıncada, tekrar gördüğünüz yere kadar olan bir resimde tüm arılık resime girmiş oluyor.

Arılıgın sonu burası.

Birde ortadan geriye dogru bir resm alıyorum.

Osman’ların çadırın bitişiginden bir püren resmi çektim. En geç 15 gün sonra bu tepeler pespembe olacak. Bal olacakmı bu soruyu kendime sordugumda ise arıcılar için bu arılarla olmayacak.
Arılar kendisini bahara çıkaracak, genç nufus, polen stogu ve balı depoluyor ama arıcılar hep sıfır çekiyor. Bunu sorgulamalıyız neden bal alamıyoruz diye.

Karşı tepedede İlhami abilerin arıları var. Bu esnada hava yagmaya devam ediyor ama hava sıcaklıgı güzel. Oruçlu oluncada ıslanmak iyi bile gelebiliyor.

Yagmur altında ver elini Gebze diyorum. Motor sürerken en büyük olumsuzluklardanbirisi ise kaskın sileceklerinin olmaması kötü bir durum. Evime 200 metre kala ezan başlıyor ve ben evin kapısına geldigimde ezan bitti. İftar masası hazır evdekiler yemege başlamış ve ben ilk sıcak pideyle ellerimi ısıtıyorum. Bu hafta sonuda yapılacakları yapmanın mutluluguyla yeni bir haftaya yarın merhaba diyecegim.


Arıcılık Bilgi Merkezi | 6 Yorum »

10 EYLÜL 2009 AKAM SIĞIRLIK MEVKİSİNDEYİZ

Ekleyen, admin on 11 Eylül 2009 – 12:35 -

Ormana dün gelecektik olmadı. Olmama nedenlerinden birisi bizim hacı kekeleri paketlememiş. Bu günde İstanbul’dan Osman Ünal aradı, diyorki arabaylan gelsek ormana girip çıkabilirmiyiz , hayırdım dedim arıların kontrol edecegiz bir şey varmı diye. Dedim girip çıkabilirsiniz ama ben akşama ormanda olacagım ben kontrol ederim. Kendi arılarımıza girmeden arkadaşlarımızın arılarını bir kontrol ettik. Arılıgın sonuna doğru biraz su sol taraftan sag tarafa geçmiş fakat o kadar önemli bir durum degil. Aynı resimdeki görüldügü gibi. Alın arılığınızın son durumu burada sorun yok.
Bizim bulundugumuz Gebze ve ormana İstanbul’a düşen yagmur düşmedi. Gerçi İstanbul’a yagmur degil afet düşmüştü. Biz bu sene zaten Trakya’da afet yaşadık. Afet oldugu bölgede kimseyi ayarmaz, iyi, kötü, yaşlı, genç hiç farketmez bu Allahın adeletidir.Sonuçta burası geçici olarak bir süreliğine kaldıgımız bir dünya hanı.

Afetlerde çeşit çeşittir ve hep düştüğü yeri yakar, afete ne kadar hazırlıklıyız orası meçul.
Gerçi afetlerdede yapılacak fazla bir şeyiniz olmaz.
Afet madurlarına geçmiş olsun der, gidenlere rahmet kalanlara Allahtan sabırlar dilerim.
Ormana asıl gitmemizdeki gaye arılarımız kuraklık nedeniyle yavru atmıyordu. Birazda kek verdik pek işe yaramadı. Karniol arısı kendi doğal haline bırakıldıgında sonbahar ve kışı bilen bir arı. Bu arı için kendisini bilmez diyenler ne yapıyorda arı yoldan çıkıyor orası belli degil. Şu an karniolların yavru hızı felaket düşmüş durumda. Nedenide polen gelmemesi, dün akşamki kontrollerde polen geldigi görüldü. Havalarda serin ve çiçeklerde devamlı yıkanıyor az bir dopink yapalım dedik. Yarımşar kilo kek dagıttım kovanlara. Ben arılarımı çok besleyen biri degilim. Gebze’deki anaarı üretimindeki kovanlara kek ve şurup veriliyor,yani besleme kesintisiz devam. Gebze’deki arılar yavrudan hiç düşmediler. Demekki yaz kış beslersen arı kendisini bilmiyor.
Hava serin, pürenden yere düşen arılar zor kalkıyordu. Arı kuşlarıda iyice fazlalaştı.
Bazı arılar nektar peşinde.

Bir nektarcı daha. Bu arada fotoğraf makinam iyice naneleşti. Bazı özellikleri yok olmaya başladı. Herhalde görevini bitirmek üzere. bir resim çekebilmek için belki on sefer açıp kapatıyorm.
Yagmur çok az bazı yerlerde birikintiler yapmış. Bir kaç yerde topragı kazdım, ancak dört parmak işlemiş topraga.

Hemen bitişiğimizdeki arılık aramız 50 mt yok. Birde komşu arıları dolaştım gelip giden yok, rüzgar olur kovan kapagı uçar. Bir kovan yağmalanır, civardaki tüm kovanlar sakata gelir. Güneş batmadan arılıktan ayrıldık. Ben misafirlikteydim iftara yetiştim hacı arabasıylan evine iftardan 5 dakika sonra ancak varmıştır. Ramazanda bitti sayılır sayılı günler nasılda geçiyor, bayramada bir şey kalmadı.


Arıcılık Bilgi Merkezi | 4 Yorum »

YOGUN BİR HAFTA SONU GERİDE KALDI

Ekleyen, admin on 07 Eylül 2009 – 13:00 -

2007 Yılı 5 eylülünde hemen hemen aynı noktalardan 6 oğul almıştık. O dönem Denizli’den Kadir Gürkan beyin arıcı arkadaşı 400 kovan indirmişti. Şimdide Aynı yerde Benim arkadaşlarımın 350 kovan arısı var. Pazar günü kendi arılarıma girmeden bir dolaşayım dedim ne var ne yok diye. Arılıgı boydan boya motorla gidip geri döndüm. Mustafa hoca körüğü bir kovanın üstünde bırtakmış onu alıp bir gölge yere koymak için durup motorumdan indiğimde çamdaki oğulu farkettim. Arılıkta çalışmanız bittimi körüğü güneşe maruz bırakmayın deri yada suni deriler güneşte daha çabuk eskiyor.

http://ben-gittim.blogspot.com/2007/09/cumartesiyi-yayinlamadik-pazara-getik.html
Yukardaki linkte geçen 2007 eylül ogullarının haber ve filimleri var.

Oğulu çuvala alıp, anasız bir kovanım vardı. Onunla birleştirmek istedim. Arılıgıma gelince anasız kovana
hemen içine bir sohanı ezerek attım. Arı iyice zayıf zaten hiç anası yoktu Cumartesi iki anaarı getirdim birisi bu kovanın birde anaarısı yok zannettiğim kovan için gelmişti. Birde ogulun içinde anaarı var. Anasız kovanın içinde birden 3 anaaarı oldu.
Oğulu kovana silkeleyip kapattım.
Biraz sonra gittim baktım ogulun anaarı yumak olmuş zaten bende onu istiyordum, hiç aramadan bulup sıkıp kovanın içine atıp yeniden kapattım.
Bir kaç telef oluyor bu durumlarda. Fakat fazla kırılma olmadan akşamı ettiler. Cumartesi çok sıcaktı, tüm kovanlara şurup verdim, bazı katları indirdim fakat o kadar hırpalandımki sormayın. Akşam iftarda 4 bardak su içtim olmadı, az bir yemek yedikten sonra kavun karpuz çay gece 12 oldu hala susuzluk geçmemişti. Cumartesi şurup verip birde varova için ilaç yapacaktım ilaç işi pazara kaldı. Pazar günü ormandaki arılara yapılacakların büyük bölümü yapılmış oldu. Ramazanda çalışmak çok zor. Bazı şeylerinde yapılması gerekiyor.
Ogulu verdiğim kovanın içindeki kafeslerden birsinide bir başka kovana verdim. Bu sene önemli kovanlardan olan 28 nolu kovandan kalan son hatırayıda öldürdüm. Bu senenin anaarısı olmasına ragmen, bir türlü anasına çekmedi, ve yok edildi. Yerine karniyol F1 verildi.

Bu kovan ise geçtiğimiz üç yılın şampiyonunun kovanı. Nerde anası nerde kızı dedirtiyor. Bu mevsimde anası en aşagı 15 çıta olurdu. Bunun 4 çıta ful arısı ancak var. Bu tip kovanlar ve kafkas arısıyla çalışanlar mutlaka bu sıkıştırmayı yapmaları gerekiyor. Muhteşem abide bu hafta aynı işleri yapmış, demekki işi ögrendi. Fakat bizim işi ögrenmemiz o kadar önem arzetmiyor, aramıza bir sürü yeni arıcı adayı katılmaya devam etmekte. Hiç ummadıgımız kişilerin arısı perişan, biz ne kadar yazıp çizsekte, yeni arıcılar bir arıcıyla yardımlaşmalı.

Bu sıkıştırma yöntemiylen zayıf arıların bahara çıkması çok kolay olur. Bu uygulamaylan iki çıta arıyla kışa girip 1 çıtayla bahara çıkan arım olmuştu.Ayrıca bende 3 yıldır hiç kovan sönmesi olmadı. Birde ben yaptıklarımı yazıyorum, kitaptan okuyup yazı yazmıyorum. Zaten kitaplarla gelinen nokta ortada kitap yazanlar zaten çok yetersiz, ünvanı ne olursa olsun benim için farketmez. Bu tür yazıları bahara kadar çoz yazıp okuyacagız.

Sıkıştırılmış kovanın üstüne yeni bir çuval daha örtüp kovanı kapatıyoruz.
Sıkıştırmaylan alakalı bir filmim vardı. isteyen izleyebilir.
http://www.youtube.com/watch?v=-gb_pVVSUb8&eurl=http%3A%2F%2Fben%2Dgittim%2Eblogspot%2Ecom%2F2007%2F09%2Fblog%2Dpost%5F16%2Ehtml&feature=player_embedded#t=24

Bu sene varovaylan bir türlü başa çıkamadım. İki tur perizin vermeye karar vermiş bulunuyorum. Bazıları bizim kovanımızda varova yok diyor ve ben bunu anlayamıyorum. Dememki sizler yıl boyu mücadeleye devam ettiniz , o tür söylemin başka açılımı yok. Bu ne demektir arı bala çalışılırkende mücadele devam ettirildi anlamı çıkar.
Niçin perizin sorusu soranlar için şunun için derim. Formik kullanamıyorum kovan musluklarım 1 x 17 cm. Günlük en az 8 ml litre asit buharlaştıgında ciddi sorunlar olacak bununda bilinciydeyim. Seneye tüm Kovanlarımım altında delikler olacak, spot delecegi ile iki delik delinecek.
Ben ne kadar mücadele etsemde yaptıklarım bir işe yaramıyor. Şu an bulundugum noktayı 500-600 metre çaplı daire içerisine alırsak, en az 1500 kovan var bu kadar küçük dairenin içinde. Daireyi biraz daha açarsak kovan sayısıda artacak. Ormana arı bırakanların içinde benim kadar gidip gelen arıya bakım yapan başka birisinide göremiyorum. Mesayi bitimi gidiyorum, cumartesi pazar gidiyorum. Ne gariptirki civarımdaki arıcıların hiç birisini görememekteyim. Ormana arıları attılar, birde almaya gelecekler.
Durum böyle olunca yanınızda dünya kadar varova üretim kovanları mevcut. Yapılan mücadeler o an varoyayı yok ediyor. Perizin ise arı ölene kadar koruma saglıyor. Bu gün verdiğiniz perizini, alan arı ölene kadar varova bu arıdan kan emdiğinde ölüyor. Bari iki tur perizin yapayımda dışlardan gelenlerde gebirsin istedim. En pahalı ilaçlardan birisi Perizindir. İki şişe aldım 50 ml 100 lira bayıldım. Etiket fiyatı dahada yüksek 66 liraydı.
Veteriner arkadaş ilacı soluma dedi. Bende karışımı yaptım süt gibi görüntü çıkınca dedim kendi kendime millet bunu içiyor bir şey olmuyorda ben soluyunca ne olacakki::))
Tabi bu şekilde üç dört kovana ancak ilaç verebildim bunaldım ve burnumu açtım bu ne be.
Şimdi birileri işin reklam bölümünü gündeme getirebilir. Reklamla haber ayrı şeylerdir.
Geçen sene ne oldugunu bilmediğimiz bir ürürnün tanıtımı için bazıları ilaç fabrikasının genel müdürü gibiydi. Sitesi olanlara ilaçlar hediye gidiyordu, bir arkadaşımızın aracılıgı ile bazı arkadaşlarımızı iki şişe ilaca anında pazarlayıp satmıştı. Ürünü kullananlar varova üreticisi oldular. Ürünün içindeki etken madde o kadar azki, yurt dışında en düşük hemde %85 lik asit 8-12 ml olması gerekirken aynı etken maddenin minicik bölümü kovanda süpermen olacaktı ama olmadı. Tabi o zaman bu ürünü öven genel müdür beyden şimdilerte ses çıkmamakta. Bu reklamlara çok kişi karşı çıkıyordu ama kimse ses edemedi, bir ben tepki koydum, reklam yapanların linklerini güncellemelerden çıkardım. Yani ihale bana kaldı ve ben en kötü kişi olarak tarihteki yerimi aldım.
Her işin bir kuralı var. Reklamda yapılır, reklam yapıp sonra ben haber yapıyorum demeyeceksin. Yada diyeceksinki ben şu kadar menfaate yamuldum da denebilir. Ben bir şeyler yazarken boşuna yazmıyorum, reklam yapanın ne kadar reklama karşı oldugunuda bilen biriyim.
Reklamıda herkes yapabilir, alırsın ücretini ve açıklarsın ben reklam anlaşması yaptım diye.

Püren patlamak üzere bu gün itibariyle 5-6 gün sürecek yagış inşallah herkesin faydasına olur.


Arıcılık Bilgi Merkezi | 6 Yorum »
Forum