KESTANE NEKTAR VERMEYE DEVAM EDİYOR

Ekleyen, admin on 21 Haziran 2009 – 22:04 -

Nasıl desem bilmemki, inşallah bir hafta daha yagmur yağmazsa nektar devam eder::)) Yağmur yagarsa kestane işide biter diyorum.
Bu gün haberi tersten yapıyorum cumartesi sona kaldı.
Sabah Gebzedeki arılıga ugrayıp, oradan ormandaki arıların yanında biraz işler vardı onları halledip Şile’ye hareket ettim. Çoktan beri böylede gezmemiştim yaklaşık 25 köyden geçerek pazar gününü bitirdim, motorun tepesinde oturmaktan bi acayip olmuşum. Şile Korucuköye vardığımda ilk arıların durumuna baktım ne yapıyorlar diye. Kapagı kaldırmamla birlikte zaten kestane balının o keskin kokusu burnunuzu yakıyor. Henüz kestane püskülünün tamamı açık degil ayrıca hiç açık ıhlamurda yok.
Arılıkta üç kişinin arısı bulunuyor benim arkadaşlarımdan. Birer ikişer kovanda arkadaşlarımın kovanlarına baktım.
Murat Baloğlu, bu sene çok üzgün. Bir çok fire vererek bahara çıkmış, şimdi ise kata zor gelen birkaç kovan arıdan bal almayı umuyor. Bizim en zayıf arılarımız biler şahane onun arıyla kıyaslarsak. Sağ olsun bu sene bize arılığını açıp misafir etti. Bir daha bu durumlara düşmemesi için elimizden geleni yapıyoruz.
Bu çıta benim kovanlarımdan birisine ait. Arılarım çok güçlü olmamasına rağmen kestane nektarı çekmişler. En büyük avantajım ise peteklerin kabarık olması. Bir kaç kovandaki arılar, ham petege yönünü dönüp bakmamışlar bazıları petekte örüyor. Alt katlarda ağarma vardı, fakat yukarlarda ağarma yok benim kovanlarımda.
Bu çıta ise Mustafa Kabaoğlu abimizin kovanından ve ikinci kattan yani. Arı yaklaşık 30 çıta ve bu en üst çıtalardan biri işte.

Bu kovan Murat Çakır’ın kovanlarından birisi. Arı yaklaşık 26 çıta ve en üstünü bile güzel agartmış. Aşagıdaki resim işe resimdeki işaretli, çıtaya ait.

Daha nektar su gibi bazı işlemler yaptım kendi kovanımda arı silkeledim bal su gibi dökülüyordu.

Bal işi arının gücüyle alakalı, bu lafı çok yerde etmişimdir en çokta Trakya’ya gittiğimizde yerli arıcılar derki sizin arılarınız bizim balları topladı, bizim arılar aç kaldı diyen çok. Bende derimki arınız yoksa , boş kovanlarınızın önünden bal ırmagı aksa ne yazar. Nektar öğleye kadar toplanmadımı yok olan kuruyup uçan bir şey bunu bile hala anlayamadık.
Bir başka konu ise bazı arıcı arkadaşlar kestaneden menmun degil, birde üçüncü kat mevzusu var, arı olmadıktan sonra kaç kat atarsan at. Bir çok arıcının arıları yazın ortası gelmesine ragmen nektara hazır degil, buda ayrı bir kambur işte. Ya çok öncede nektara hazır oldu arı oğul verdi ve işi gümletti, yada hala gelişecek.
Bazı arıcılarda arının gücünü hesaplayamayor, arı kovana dagıldıkça zannediyorlarki kovan ve kat doldu. Hiç bir şey bilmiyorsanız bir ara haber yaptım, dedimki arının kaç çıta oldugunu anlamak için bazı çıtalarını alın, dalak asarsa bakın arınız kaç çıtaymış ortaya çıkar. Şile’deki arılarımızın bakımlarını kısa sürede bitirdim, arılar zaten saldırmıyordu, bu bile nektarın ne kadar iyi geldiğini gösteriyor. Arılara bakım yaptıgım saat ise öğleden sonra üçü geçiyordu.
Bakım sonrası Muratın oğlu Hamza önceden hazırlanmış börekleri getirdi, aç karmna ne gitti be. O sırada başkalarıda geldi, güya kaynanaları çok seviyormuş.

İsimler konusu gene karışık, şimdi kime ne yazayım ki. Murat’tan isimleri alıp ilave edeyim bari.

Asıl bu abi başımı belaya sokacak. İsim yazmana gerek yok diyor. Başka şeyler yazarsan biz anlarız dedi.::))

Şile dönüşü, cuma günden beri anaarı kutularından ana topluyoruz kayırlar alıyoruz derken bu gün meme dagıtma günüydü, hacıda düğüne gitmişti. Kendim 25 memeyi dagıttım, yarına az kaldı. O kadar yorulmuşumki 7 memeyi vermeden arılıktan çıktım.Birde evde daha kayıtları girecem. En iyisi ise böyle yapılan işi resimlemek kayıt girmesen bile evde elinin altına geliyor defter taşımana gerek yok. Hacı benden çok yoruluyor, düyorki üç göze bakana kadar kesin üç kovana bakım yapılır::))

Şile’ye gitmeden önce ormandaki arılıktan sadece bu resim ilgimi çekti. Degişik polen renkleri.

Evde başımızın belalarından, keske kırılsa diyecem ama olmuyor, balkona ortak olmaları işime geliyor. Gece eve alıyoruz gündüz balkondalar, arılardan çıkamıyorlarmıştı, şimdi bunların pisliklerinden çıkamıyorlar::)))

Cumartesi günü acayip moralim bozuldu. Balkona çıktım kutulardakiler ne yapıyor diye, yerde bir arı ama sanki anaya benziyor.

Yakından bakıyorum malisef Alman’lardan biri daha elvada etmiş. İşçi arılara ne dersem diyeyim onlar ne anlayacaklarki. Bir sorun var bir türlü çözülmüyor, bu Alman’ların kızlarını üretiyoruz hiç birisine böyle bir şey olmuyor. Tek sebep bu arılara yolda bir şeyler oluyor. O kadar soru soroyorumki kendime, neden burada işçiler öldürüyorda Almanya da neden öldürmüyor. En düşük 20 çıtada yaşıyorlar orada .Sonuç ise kurt katırın kıymetini ne bilir.
Karnoyolların başta kabulünde sorun oluyor, bu nedenle Almanya’dan gelenleri direk başka arılara vermedim, elimizde bulunan tek F1 kovanı paramparça ettimki sorun çıkmasın genede çıktı.

Arılıga en az 2 saat geç gittim moral sıfır oldu. Bahardan beri 12 anaarıdan elimizde kalan 4 adet. 2 Saf 6 F1 yok olup gittiler. Hemen diğerlerine baktım bunlardanda korkuyorum artık. Açıkta iki günde bir kek veriyordum, keki artık 15 gün yetecek düzeye çıkardım, birde yandan şurupluk dayadım, genede iş garanti degil işte, birde ham petek ördürüyorum daha ne yapayımki. Herkesin işi var, tarlacılara kek ve şurup, acemilere petek daha ne yapayımki. Hala gidip anayla uğraşıyorlarsa.
Birde beni korkutan çatlayan yumurtalar süt içinde kalıyor neredeyse boğulacaklar. Acaba diyorum anayımı degişecek. Geçen iki tur buradan tranfer yaptım,52 de 52 tuttu. Sonradan birini bozdular. Bu görüntüde beni ürkütüyor bakalım hayırlısı.

F1 Karniyolun birisinede habire erkek yaptırıyorum. Bu sıralar oda cıvıttı, erkek gözü yapsın diye verdiğim boş çıtaya işçi gözü yapıyor. Bende başka yerden erkek gözü buldummu başlangıcını erkek yapıyorum durum ne olacak bakacagız.

Gidecek yerleri olmayan anaarıları geçici beklemeye alıyorum.

Anasız bir kaç çıta arı oluşturup anaarı bankası kuruyoruz::)))
Bu gün biri telefon etti anaarı varmı var, kaça şu fiyat dediki pahalı, piyasada 15 liraymış bir şeyler yap dedi dedim 15 liralıktan sen al, dediki düşünüp arayacam, dedimki bir daha beni arama, sana 15 lik uyar.
Hala insanlar anaarının ne demek oldugunu anlamayıp kelepir peşinde koşuyor bu millete her şey müstehak.
Not.Bu haberi dün internet kafeden yaptım, Tam haber bitti, Şekerli ve Yüksel’le msn den yazışmaya başladık, internet kafeci başladı kapatıyoruz demeye. Bende duymazlıktan geliyorum, heralde beni sagır sandı yanıma gelip abi kapatıyorum dedi::))
Yaklaşık bir haftadır evde telefon ve internet arızalı. Söylenenlere göre bina girişinde ki kutuda sorun varmış.


Arıcılık Bilgi Merkezi | 3 Yorum »

HESAP KİTAP İŞLERİ VE IRKLARIN FARKLARI

Ekleyen, admin on 18 Haziran 2009 – 15:52 -

Bu resimdeki sayfalar, Sayın Ahmet inci’nin 1999 yılındaki anaarı üretimi kitabından alınmıştır. Ahmet İnci karniyol arısını tarif ediyor. Yazının başı ve sonu arasında çelişkiler var gibi. Fakat karniyol arısı 1930 yılından bu yana ıslah edilmeye devam edilmektedir. Oğulcu denilen karniyol arıları aslında şu an en az oğul meyli olan arıdır. Yaklaşık 80 sendirde ıslahı devam ediyor.

Dünyadaki en iyi huylu arı karniyol arısıymış. Zayıf mevcutla kışlarlar bölümüde günümüzde bitmiştir ıslah sayesinde kışında yaz aylarındaki gibi güçlü kalabiliyor. Belkide son bahara doğru mevcudu düşecektir ama kurak ve polenin az geldigi mevsimde kek vererek arıyı yavruya teşvik o eğilimi bitiriyor. Daha önce bir linkte yayınlamıştım, kışlaması kafkasa göre çok iyi. Ayrıca yiyecek tüketimide çok azmış. En önemli özelligi ise kısa sürede hızlı gelişmesi, bunuda günlük 2000 nin üzerindeki yumurta atmasına bağlıyoruz.Sayın İnci yazının sonunda oğula meylettirdi ama artıkbu arıyı biliyoruz bu arının oğul egilimi acayip düşük. Çiçekten çiçege(nektardan nektara) gidecek gezginci arıcılar bu arıyla kesin çalışmalı.Kafkas tabir yerindeyse tek atımlık baruttur. Senin ortasında güçlenir ve tekrar geriye gitmeye başlar, bana göre sabit arıcılar içindir kafkas arısı, tek bir nektar akımına hazırlan ve sezonu kapat.

Sayfanın devamında karniyolun özellikleri anlatılmaya devam ediliyor. Çevreyi çok iyi tanırlarmış, kovanlarını şaşırmıyorlar, yagmacı degiller. En önemlisi yavru çürügü hastalığına anayurdunda hiç raslanmamasıdır. Ayrıca neden yavru hastalıgına yakanlanmadıgınıda çözememişler.
Bu resimin ikici pragrafı asıl önemi dahada ortaya çıkarıyor. Avrupanın kısa ilk baharı ve bunu izleyecek uzun ve kurak yazı ve uzun süren bir kışta yaşayan bu arılarla arıcılık yapan Alman’ların kovan başı ortalamaları 85 kg. Yani bizdeki gibi Ege’den başlayıp, Erzurum’a doğru uzanan bir baharları yok Avrupalıların, ve süreleri çok kısa , bu kısa sürede bu arı harikalar yaratıyor.
Nasıl uyudugumuzun cümlesi ise, kitap 1999 da yazılmış diyorki, dünyada İtalyan arısından sonra en popüler ırk Karniyol arısıymış, 10 sene öncesi bu yazılmış ama kimse bu ırkı bizimle tanıştırmamış. 10 sene sonrası ben ve bir kaç arkadaş bunu anlatmaya çalışırken neler çekiyoruz ortada.
Buda bizim milli arımız kafkas, güya bizim diyorum bununda anavatanı Azarbeycanmış. Bu gün bile hala anavatanından anaarı getirilmekte Türkiye’ye.

İyi bir yavru yetiştiricisi diye başlasada bence bu imkansız, her gün karniyol arısından 500 yumurta fark yiyor. Hemen peşinden gelen cümle doğru, diyorki yaz ortasında nufus doruga çıkar. Güzelim bahar bitti yaz ortasında kafkas arımız hazır duruma geldi. kafkasın uysallıgı tartışılır, bazıları sakin bazıları dengesiz olabiliyor.

Acayip delik tıkama ve her şeyi bir yerlere tutturma hastalığı olan bir arı, propolist diye asfaltı bile toplayıp kovana taşır, bu günlerde bir kaç arım bir yerde boya buldu kovana propolis diye Gebze’de boya taşıyor.
Bu arının en büyük hatası ise bal buldugunda ilk kuluçkalıga depolamaya başlar ve yavru faliyeti biter. Bu sırada batı bölgelerimizde kış uzun süre gelmedigi için nufusunu uçarken bitirir en çok kış kaybı veren arı kafkastır. Oğul vermiyormuş, nasıl versinki gelişene kadar kış geliyor.

Bu yazıları kafkası elinde bulunduran ve kafkas hakkında tek söz sahibi kişi yazmıştır. Kovan şaşırması fazla, yağmacı bir ırk, amerikan yavru çürügüne çok hassas ve nosemayada en çok yakalanan bir arı kafkas arısı.Arı gelişemedikten sonra dili uzun olsa ne olur olmasa ne olur.
Burada bir parantez açacak olursam, kafkas kötü arımı, hayır fakat ıslah edilememiştir. Aşagıda attıgım linklerde göreceksiniz, Amerikalılar yıllar öncesi kafkastan yola çıkarak, 4 hat sonrası %200 verim artışı olan hibritler yakalamış, biz bunları ham olarak kullanıyoruz bu arılar işlense neler neler olacak.

Bu iş üzerinde düşünürken aklıma bir çizelge geldi. Karniyol arısı günlük 2000 yumurta atıyor, bunu devamlı hergün yapabilmesi için en az 6-7 çıtalık arılı bir alana ihtiyaç var. Çıtaların hepsi tamamen boş olmayacagına göre geri kalan yerleri, bu gün başladı diyelim yumurta atmaya, 21 gün sonrası başa döndüğünde ilk attıgı yumurtalar işçiarı olarak çıkmaya başladı ve anaarı sırayla gene sona kadar gitti. Tekrar başa döndü ve üç tur bu şeki,lde çalışsa. 126 bin yumurta ediyor. üç tur ise63 gün ediyor ilk tur kopmle öldü ve en zirvedeki nufusta bana göre üç turun sonunda olacak veya dört turda. Bunu matamatikçi arkadaşlarla veya öğretmenlerle bir hesap etmemiz lazım. Yani karniyol arı avrupada 20 çıta kuluçkalık verilmesinin altında bence bu olay var. Ayrıca bu sistemde kovan devamlı 80 bin nufulu kalabiliyor.
Bu işi kafkas arımızda yaptıgımızda, bir tur sonrası 11500 fark yiyor karniyoldan. ikinci turda yedigi fark 23.000 arıdır ve bunlar mütiş farklardır. İki aylık sürede yedigi far ise 35.000 yumurtadır, bunları bir şeyler söylerken herkes göz önünde bulundursun.
Birde başka bir hatamız ise, arımız 3 çıta bu arı nasıl gelişebilsinki. Üç çıta arının yavru alanı ne kadardır.En iyi anaarıyı koyun üç çıta arıya yapacagı şudur, her çıtaya 4000 yumurta atsa, 10 günde anaarı yumurta atacak yer bulamayıp 11 gün sonrasını bekleyecek, attıgı yumurtalar 11 gün sonra arı olarak çıksınki yeni yumurta atabilsin.

Bu hesapların iyice bir yapılması gerekiyor, ben matamatikten fazla anlayan biri degilim.
Aşagıdaki linkte anaarın üretim ve ıslahları var. Merak edenler okuyabilirler.En önemlisi ise hibritten ülkemizde anaarı yetiştirenler var en anlamsız üretim ise bana göre hibritten üretilen anaarıdır. Anaarı üretilecek damızlıklar saf olmalı, safı yoksa ne yapılacak, ıslah işindede saflan başlanmıyor aşagıda ki linkte ıslahında nasıl yapıldıgı var.
200 kovan arıyla başlanıyor, en iyi 50 kovandan anarı üretilip tüm 200 kovanın anaarısı degişiyor, her sene sezon boyu böyle devam ediliyor, beş yıl sonra sonuç hüsransa, işe tekrar devam edilecemiş. Sonra damızlıklar ortaya çıkacak.

http://www.tarim.gov.tr/uretim/Aricilik,Ana_Ari_Yetistiricilik.html

http://www.tarim.gov.tr/uretim/Aricilik,dam_anaari_uygesaslari.html


Arıcılık Bilgi Merkezi | 13 Yorum »

KESTANE BALI İÇİN BİR MİKTAR ARIYLA ŞİLE’DEYİZ

Ekleyen, admin on 14 Haziran 2009 – 09:00 -

11 Haziran 2009 akşamı Şile ye gidildi. İlk gittiğimiz köy Ahmetliydi, sonra Kızılca köy,bu sene az bir arıyı bir arkadaşın bahçesine bırakıp geldik. Bu seneki köyümüz ise Korucu köyü. Kestane balına götürdüğüm arıları Gebze’deki arılıktan ayarladım. Genelde tüm tarlacıları toplamaya çalıştım kestane balı için. Bu resimdeki sırada yeşil olan kovana tüm bu sıranın tarlacıları toplandılar. Bir akşam öncesi tüm kovanlara aynı koku verildi. Şile’ye gidecek kovanlar belirlenmişti önceden. Kokuyu zaten akşam geç vakit verdim. Gidecek kovanlar yerlerinde veya biraz sıradaki duruma göre ortalandı. Arıların uçuşu bittikten sonra kalacak kovanlar arka sıralarda yerlerini aldılar. Bu sırada 18 de anaarı üretimi bitti, fakat kovana verdiğim memedeki anaarı çıkmadı. Beyaz olan kovandada anaareı üretimi olmuştu daha kovan yavru kapatmadı. Dolayısı ile Gebze’de kaldı tarlacıları şu an Şile’de. Akşamdan kalacak kovanlar yerlerinen alındı, gidecekler böyle yerinde kaldı.
Bu sıranın Şile’ye giden kovanı ise 4 Numara. 7 numarayı arkada bir yere aldım.

Bu işi niye yaptın derseniz, buraada bir sürü tarlacı pinekleyip duruyor. Tarlacıların ömrü 20 gün. Burada pinekleyerek öleceklerine Şile’de kestane balı toplayarak ölsünler. Hem bal toplayamadıkdiye gözleri arkada kalmaz. Bu yöntem bana ait.::))

Bu sıranın başına gelmeyen kalmadı bu sene. Hacı abinin planlı ve projeli bir şekilde kaydırdıgı kovanlar. Bende bı sırayı bir kovan bırakarak, komple arkaya aldım, sırada 3 metro kovan, üçte normal kovan vardı, 6 kovanın tarlacıları 31 numaralı kovanda toplandı.

Akşamdan kokular verildiki sabah herkes aynı koksun, birde gene akşam geç vakit arılar yerlerinden alınıp arkalara atılınca, sabah işe giden eski yerine geldi, biraz nazlansada başka seçenegi yok bu kovana girecek ve o gün akşamınada Şile’yi boylayacaklardı.

Gene bu sırada 6 kovan vardı, ikisini götürmeye karar verip diğer diğer 4 tanesi bu sıradan alındı.

Olay bu, tarlacılar karınları doya bal toplasınlar,tarlacıları mutlu etmek lazım, bunların sevabı yeter adama::)))

Buradada katlı kovan kaldı,15 nolu kovan karniyol 8-9 çıtydı, katlı kovanın 4 çıtası arısıyla 15 noya verildi. Katlı kovan katsız ve anaarısını sıkıp attım şimdi anaarı üretim kovanı oldu.

Ön sıralardan gelen kovanlar en arkalara atıldı. Burada en önemli püf nokta bir yerden kovan aldıysanız başka bir yerden alıp daha önce kovan alınan yere kovan koymaycaksınız yoksa yaptıgınız iş bir işe yaramaz. Bir resim daha vardı yüklemede kaynamış, ön sıralardan en geriye alınmış kovan resimleri.

Saat 11 gibi Şile korucu köydeydik, benm 10 kovanı indirip Mustafa hoca ve Murat Çakır’ları beklemeye başladık. Mustafa abi uzaktan geldi bana göre.

Onlarında arıları indirdik, son kovanlarda ben haber lazım dedim Mustafa Kabaoğlu yav çekme zaten gözüm görmüyor birde flaş patlatıyorsun diyordu::)))
Bu seneki yer süper, arkadaşın arıları sönmüş hazır sehpaların ve bahçenin içine arıları indirdik.

Tüm kovanlar indikten sonra kapakların altınadaki elek telinin üstüne örtü bezlerinin örtülmesine geçildi.

Doğru dürüst kimse iğne yemeden işleri bitirdik.

Benim arılar aşırı güçlü degil, toparlama arı ve tarlacısı çok, arılarım 15 çıta civarında, kovanlara 3-4 ham petekli çıta verdim gerisi örülü petek.

Geçen senene Kızılca köyde arılarımızı yüklemeye gelen birisi bana acayip kzmış. Neden kızdın diyorum diyorki resmimim altına ismimi yazmamışın. Onun için sana poz vermeyecem, hacı abi ikna etmeye çalışıyor::))

Yav yılmazcıgım sorun ettiğin şeye bak. Bu sefer söz verdim, adını büyük harflerle yazıp birde renkli olacak diye. Resmin solundaki arıcı kardeşimizin ismi YILMAZ GİDİŞ kendisine bu pozu verdiği için teşekür ediyorum.

Yılmaz Gidiş ve Murat Baloğlu, bizi karşılayıp uğurladılar. Bu sene muratın bize kapısını açması işlerimizi kolaylaştrdı, arıların yanına gitmesekte sorun olmayacak inşallah. Gece yarısı eve geldigimizde 12 haziran saat 02:30 du. Her tarafımız tutulmuş, Şile’ye arıları hazırladıktan sonra birde anaarı kutularına dalmıştık sıcakta haşat olmuşuz.


Arıcılık Bilgi Merkezi | 5 Yorum »

13 HAZİRAN 2009, HASTA ZİYARETİ

Ekleyen, admin on 13 Haziran 2009 – 17:55 -

Dr. Muhteşem abinin son durumu bu. Ziyaret etmek yasak çok ısrar ederek 5 metreden el salladım. Resimide Meral abl çekti. Hayırlısıyla bir iyileşsinde bol bol konuşurum. Devamlı konuştugum kişiyi görüp konuşamamaktta çok üzücü bir şey.
Muhteşem abinin kaldıgı odanın kapısında bu uyarı var. Doktoru her gelen kişi bir risk demiş onun için ziiyaretçi kabul edemiyorlar. Bunada şükür, Muhteşem abi gidip geldik abi dedi. Meral ablada ameliyata girerken hiç umut vermemiş ameliyatı yapan doktor. Demişki ameliyat etmezsek ölecek, yaparsak bir ihtimal yaşar, imza vermelisiniz demiş, Meral ablada sen veya senin böyle hastan olaydı ne yapardın demiş doktora ben demiş ameliyata izin veirdim, o zaman bizde imzayı veririz. Ameliyat çok başarılı geçmiş ama bundan sonrası, çok dikkat istiyor, hatta eski haline dönmesi bir yılı bulacak dediler, bence bu bir seneyi beklemeden kendine gelir.
Bu gün bir arkadaş telefonda soruyor, gerçekten Muhteşem abi hastamı diye, yok rol yapıyor::)))
Kendini yardırmış her taraf hortum.

Arıcılık Bilgi Merkezi | 8 Yorum »
Forum