MUCİTLİKTE SINIR YOK::)))

Ekleyen, admin on 13 Nisan 2010 – 11:21 -

Forum üyelerimizden Yozgalı bir kardeşimiz bu aparatlarla anaarı üretmiş. Anaarı memelerini av fişeklerininde barutla saçma arasındaki tapaya tutturmuş. Boş kovanlarda kafes olarak düşünülmüş.

Ali Şekerli’nin enjektör sistemine yakın bir yöntem.


Arıcılık Bilgi Merkezi | 6 Yorum »

JANTER VEYA JENTER EKİPMANI

Ekleyen, admin on 11 Nisan 2010 – 20:33 -

Bu nedir ki?

Öncelikle Ali Şekerli abime teşekkür ediyorum. Bu malzemeyi ortaya çıkaran, Edirne gezimizde bize hediye edilen bal kaşığıydı. Bal kaşıklarını nerden aldın dediğimde kendim yaptım demesi bana yetti.

Daha küçük parçalar istedim yaparım ama ufak parçayı işlemek zor ve zahmetli demişti.
Aradan iki ay geçti ama istediğim malzeme cuma günü kargoyla geldi.

Orjinal janter ekipmanlarını tutmaz, orjinal jenter malzemeleri bunlardan daha pratik.
Fakat şu an itibari ile acayip işime yaradılar.
Bizim insanımız çok garip bir ara bu malzemelerle bile dalğa geçilmişti.
Birisi bir yerlere yazılar yazmış, arkadaşlarımdan biriside bana durumu iletmişti, ben janteri keşfetmişim diye, ben mısır sapından yola çıkarak geldiğim nokta şimdi şu an burası.
Beni eleştirenlerin neler ürettikleri, yada neleri geliştirdikleri sorusu boş olarak durmakta. Bir fikri ortaya atmak bile bazen büyük yeniliktir.
Memeleri baştan delikli bir tahttaya dizmeyi düşündüm.
Bu delik işleri belkide en az iki saatimi yedi. Cumartesi ne yaptımsa olmadı. Çeşit çeşit iş yapıyorum deldiğim çıtaları uçlar hep parçalıyordu.
En son 3 cm ye 10 ce genişliğinde tahtaları delip sonra boylamasını ve inceltmesini yaptım.
Daha sonra arılığa geçip mum eritip elimdeki janter çanaklarını yeni gelen meme tutucularına yapıştırdım.
Memelerin çapı 2 cm. 1.8 cm delikler deldik, sanki sorun olacak gibi. Memeler şişirildiğinde yada üzerine mum örülürse o deliktten memeler çıkmaya bilir.
Bu sistemde ilk etapta dün 28 tarnsfer yaptım bakalım sonuç ne olacak.
İş işten geçtikten sonra jeton düştü, keşke delikleri büyük delip memelerin üstünden birer delik delip karşıdan karşıya çivi ğeçirseydim, memeler istediği kadar şişkinde olsa sorunsuz üstten alınırdı.

İkinci denemeyi çıtaya daha degişik bir sitem kullandım. Memelerin arkası zaten en az 1-2 cm delik tornaya bağlarken delinmiş. Deliklerin içine mum doldurup çivilere tutturdum sanki zayıf gibi oldu. Bu seferde nasılsa erimiş mum önümüzde durup duruyor, memelerin çiviye girecek yerini muma batırıp mum soguyup donmadan çiviye takıp bastırdım. Bu sanki daha kullanışlı olacak.

28 transferde bu çıtaya yaptım.

Bu gün pazar arılıkta acil yapılacak işleri yapıyoruz. İlhami abide yardıma geldi. Bir ara dün yapmış oldugumuz tarnsferlerede bir bakalım dedik. Dün akşam üzeri yapılmıştı tarnsferler, bu gün öğlenleyin memelerdeki sütler gayet iyi idi.

Bu çiviye geçirdiğim memeler. Bunlarda sorun çılmaz.
Bunlarda Deliklerden geçirdiğim memeler. Bu arada Muğla’dan gelen kovanlar iki gündür beni mafetti, maske eldiven çizme para etmiyor. Ellerim yanıyor, kollarım yamuk yumuş şişti el üstleri davul gibi oldu, kaç iğne yediğim belli degil. Haberi yazarken bile yelegimden iki adet arı çıktı::)) Gel evdede sok bari. İlhami Uyar abiye yardımlarından dolayı teşekür ederim, bir sonraki paylaşım bu günkü yapmış oldugumuz çalışma olacak. Yaklaşık 300 kutu çıtasını arılandırdık, her göze iki ful arılı kutu çıtası versem 150 anaarı çiftleştirme kutu gözü dolmuş olacak hafta sonuna kadar sürem var. Bir sürü taransfer edilmiş meme yoluna devam ediyor.

Yeniden bu imkanları bana sunan Ali Şekerli’ye teşekkürlerimi iletiyorum.
Kendisi ülke arıcılığımıza büyük katkıklar yapmıştır. Bir çok kişi onun bilgilerinden faydalanıyor, fakat sanal alem çok vefasız bir yer, nedense şovmenlerin sesi daha çok çıkmakta.


Arıcılık Bilgi Merkezi | 9 Yorum »

SON DURUMLAR

Ekleyen, admin on 09 Nisan 2010 – 11:50 -

Kara kovanımın son durumu. Bu kovanın başlangıcını herkes biliyor. Artık içindeki şurupluğu geri çekecek yerim kalmadı, 15-20 gün içinde peteklerde arka kapaga dayanır ve artık oğul bekleyecegiz.
Kışın soranlar vardır bu kovanı kime hediye edeceksin diye, doktoruma hediye edebilirdim, en son vaz geçtim, benle uğraşıyor, uğraşmakla kalmıyoryarışıyor avcunu yalasın, hediye etmeyeceğim.
İki kış biri kütük adında birisi kara kovan adında iki kovan besledim.
ikiside süper etki yaptı, öpülenlerin hadi hesabı yok::))
Sonra kaşınanlar, kimse doyamadı gitti…
Kütük ve karakovanlar benim için özel yerleri var……..
Kütük ve karakovanı bu kadar öne çıkaran neydi?
İnvert şuruptu.
İnvert gene hortladı, bu seferki hortlama farklı, bizim yaptıklarımız belli. Balileyin makalesinin çevirimi. Yani bilimsel::)))
Bir zamanlar bir taraflarını yırtanlar vardı, invert evde olmaz, efendim hijyenik olmazzzzzzzzz diye. Evde yapılan yemekler hatta su bile içmemek gerekiyor, hazır sular alıp için, yemeklerinizi, yurt içi olmaz ise yurt dışındaki en hijyen yerde yeyin::)))
Bize evde olmaz diyenler, yanlış tarifle bile invert yapıp, birde kıştan beri kullanılmış…..
Olayın en sevindiğim tarafı, bize karşı çıkanların durumu. Bakın arıcıların tarafında gözüküp birisi sizi menfaatleri oldugunda nasıl satıveriyor.
Ben sanal alemde kimsenin önünde eğilmedim, hiç kimseyi takmadım, ünvanı ne olursa olsun, yoluma bildiğim gibi devam ediyorum. Arıcıların faydasına uğraştım, geçmişimde ortadadır.
Asıl ‘GOL’ler bahsedilen kişi yeni invert yazısı yazıldıktan sonra atılacak. Zaten şu an şapa oturmuş vaziyette, bu tarifle invert yapılamaz.
Bu arada bu i,şler olur iken bilim nedir, bilim adamı nedir soruları aklınıza geliyormu.
Yada ülkemizde bilim susmaktır, bir şey bilmemektir, bir başka seçenek ise yabancı eserleri tercüme etmektir. Bu işe karşı çıkan bilim adamımızda bana kalırsa kendisini izleyenleri ortada bıraktı. Madem karşı çıkıyorsun bunu dillendirip, birilerini ayartıp sonra niye geri çekilip başkalarını ortada bırakıyorsun diye ben sorarım, ortada kalanlarda sorsun.
Bu invert daha çokk su götürecek.
Ortamıda sağ olsun biz soguttukça birileri ısıtıyor, ısıtın ısıtın ::)))
Ben boşuna demiyorum, eğitim verenlerin eğitilmesi lazım diye.
Arılarımız bu sene çok erken gelişti, bu mevsimlerde bu seneye kadar kat atmamıştık. Arılar bir ara iyiydi biraz geriledi, bu gerileme kış arılarının ölümünden kaynaklandı.
Katlı kovanlarda bazı işler yapıyoruz. Beyaz raptiyeli çıtalarda erkek üretimi var. Mavi olanlar ise saf karniyollardan alınmış yumurtalı çıtaların daha kalabalık kovanda baktırılıp sonra larva transfer yapmak. Bu işlem larvaya daha çok sütle bakılmasını saglıyor, fakirle zengin evi gibi bir şey işte. Saf karniyolları mümkün oldugu kadar zayıf tutmaya çalışıyorum. Zayıf kovanda bakılan larvayla zengin kolonide bakılan larva çok fark ediyor.
Bu arada değişim çok zor oluyor onu belirtmek lazım. Zaten kolay olsaydı şimdiye kadar bir çok şey anında olurdu. Irk degiştiriyoruz, malzeme degişimi var, fikirlerin degişimi var.
Bunlarda basit bir şey degil, hele yeni ve çok kaşarlı arıcı iseniz yeniliklere geçemiyorsunuz. Eski tas eski hamam misali devam ediliyor.

Marangozda ise işleri bizim Mustafa iyi götürüyor, daha arılıga bu sezon adım atmadı. Yeni kutuların çıtalarıda çalıkdı. Altlıkları bitçti montaja başaladı. İşiniz bir gün boyunca buysa yüzlerce çıta hazırlayabiliyorsunuz.
Toplam 4 ana parçayla elek telli altlık yapımı. Çekmeceye takacağımız malzemede geldi. Montaja başladık.
2007 yılından kalma son kestane balı. Artık yeniden arısı olanlara kestane balı satmaya başladım.::))
Saim abi hastayım bana kestane balı ayarla dedi.
Çok şükür biz doktorlar gibi işi yokuşa sürmeyiz, hemen bir kavanoz kaptırdık gitti.

Geçen hafta çekmeceye kullanacağımız malzemeyi kararlaştırmıştık. Saim abi malzemeyi getirdim dedi bir baktıkki devasa bir rulo. 6 Metre boyu, 2 metre civarında eni olan bir şey.
Gelen malzeme şeffaf olan malzemenin aynısı, fakat beyaz olur ise daha iyi olur diye şeffaf olanı tercih etmedik. Kullanacagımız parça 5 mm olanı.
Salı günü hışıra gitmeyip, pişmiş balıkları marangozda yedik.
Saim beyin İstanbulda olması bir çok alanda bizi rahatlatıyor. Bir şeymi lazım tarif et bulup gelsin.::)))
Çarşamba günü ise bizim ilk yardım serfitikalarının yenilenmesi vardı. Gebze Ticaret odasında ilk yardım eğitimi aldık, elimizde belge var, elimize düşen yandı. Kaza fotoları gösteriminde fabrikalardan egitime gelen bir kursiyer sınıfı terk etti. Resimden böyle etkilenirse gerçek kaza ve kanı gördümü ilk bu kursiyere mudahale edilmeli.
Temel yaşam desteğinin uygulamalı gösterimine, belediyemiz zabıta amirlerinden Behçet bey seçildi.
Sandalyede izlemekle burası çok farklı dedi. Her tarafından ter fışkırdı.

Genelde bizim sınıf belediye personeliydi. Kanunen Avrupa uyum yasaları geregi, işyerlerinin belli bir kısmı bu eğitimi almak zorunda. Zaten serfitika manyagı olduk. Her eğitime belge verip duruyorlar.
Çarşamba günü mesayi bitimi, kendimi arılıga attım. Çünkü hava acayip soğudu. İki gündür arı çalışamıyor. Hacı ben arılıga varana kadar bir kova şurup poşetlemişti. Ben şurup dagıtımına geçtim. Hatta bir ara akşam olmadan aşagıdaki kutulara gidip geldik, hava karardımı anaarı kontrolü yapamıyız diye.
Şurup dagıtımı gece yarısı olsada oluyor aç kovanı, poşeti at ve geç. Bende ince ince poşet kullanmaya başladım. Delmeye gerek kalmıyor, ince buzdolabı saklama poşeti.
Burada bazı şeylere dikkat çekmek istiyorum, bu mevsimde bu kovan 18 çıta arı oldu, yaklaşık bir ay öncede bu kovandan ful yavru alıp başka kovana vermiştim. Keşke almasaydım diyorum.
Şu an bir çok kovanda dengeleme yapmaya başladım, havaların soğuması biraz bu işleri aksatıyor.
Bizim arılarımız böyle gelişirken vitamin kullanımı gündeme getiriliyor. Mehmet Yüksel Almanya’da kovanlarına üçüncü katı attı, vitaminmi verdi, invertmi verdi,kekmi verdi, şurupmu verdi. Son bahardaki yüklediği invert bu zaman kadar yetti. Mehmet’tin hazır arısı burada olsaydı, kesin bu günlerde sağım yapardı.
Benide takip edenler bilir, kovanlarımızı mart 15 gibi açtık. Benim kovanlarımın bazısında bal durumu iyi degildi, önce balları dengeledik, yani fazla balı olandan alınca o kovanda stok azalıyor dolayısı ile şurup vermek zorundayız.
Artık kimse arıcıları kekleyemecek, belli bir şablonu yakaladık. Arayış ve macera peşinde olanlarda zamanla bizim oldugumuz yere geleceklerdir.
Arı ırk olarak gelişmiyorsa vitamin dayamanın bir anlamı yok. Vitamin verin diyenler sizi keklemeye devam etmek isteyenlerdir unutmayın.
Hafta arası kendim için hazırladığım üç kutuyu başka bir bahçeye almıştık.

Çarşamba günü akşamı, şuruba ara vererek, önce bu kutulara yöneldik. Anaarılar iki kutuda ful çıkmış birisinde iki fire var. Toplam 7 anaarı yakında masamızda olacaklar. Geri sayım başladı. Bu saf üretmek bana kaç anaarı kaybına patlar bilmiyorum ama bu iş inşallah bu sene olacak. Teknik donanımız hepsi tamam, akşamları elimi ve gözümü mikroskoba alıştırıyorum.
İlk denemem için ayrılmış, 7 anaarıdan birisini kıramayacağım birisi dölsüz istedi, bir yöntem deneyecekmiş, hem dölsüz anaarı istiyor hemde saf erkek istiyor bir denesin bakalım, nasılsa bu sıra göle maya çalan çogaldı.::))
Verdim gitti.
İşi düşündüğü gibi pişirirsede anaarıyı gene bana verecek.
Bu senenin ilk deneyimi 6 anaarı üzerinde olacak. Bazıları üzerime banko oynuyor, sen bu işi başarırsın diye, verilen gazlar güzel, inşallah başaracağım.
Bir çok kişi ise eğitim aldımı diyor?, yok filimleri ve yazıları okuyrum diyorum.
Aleti nerden aldın?, tornacıya yaptırıyorum diyorum. Bir çok kişide durum böyle olunca şaşkın şaşkın bakıyor.
Aleti yapımına tornacı Nazmi abi başladı bitiremedi.
Sadri abi sadece alt tabloyu ve direkleri bırakıp yep yeni bir şey yaptı.
Görüntüsü bile yeter, yıllardır bu iş için binlerce dolar yurt dışına gitti. Belkide bundan sonra aletin üretimi Ülkemizde olacak
Acayip bir gönül ekibim var.
Bu gönül dostlugu olmasaydı parayla Sadri beye iş yaptırabilirmiydim ki?
Bir çok kişide zaten duacım olacaktır.
Suni dölleme konusunda Türkiye’deki makaleler şu an çok yetersiz. Çok önemli püf noktaları var, ben bir başarayım o bilgileri merak edenlerde paylaştıgımda görecek.


Arıcılık Bilgi Merkezi | 7 Yorum »

3/4 NİSAN 2010 DAN SEÇTİKLERİM

Ekleyen, admin on 05 Nisan 2010 – 13:05 -

Gene düldülümle yollardayım::=))

Pazar günü balkondaki safın metrosunu, arılıga götürmeye karar verdim. Balkondaki safı kışın daha ufak olan 10 lu metroya almıştım, daha derli toplu olsun diye.

Anaarı üretiminde, anaarı üretim kutularını arıladırılması,ayrıca anaarı kutularının beslenmesinde vazgeçilmez bir kovan tipidir. Herhangi bir standart ölçüsü yoktur, anaarı çiftleştirme kutularına göre tasarlanır. İlk yapmış oldugum strafor çiftleştirme kütularının çıtalarını esas alarak tasarlamıştım. Daha sonra strafor kovanlar çöp oldu ama çıtaları ve çıtalarına uygun ağaç anaarı çiftleştirme kutularımız ve bunların uzantıları olan metro kovanlarım arıcıların dikkatini çekmiş olup bir çok degişik boyutta kullanılmaya başlanmıştır.

Hala bir çok degişik amaçlı yeni metro kovanlar oluşturmaya devam ediyorum. Şu an elimde 20 li, 15 li,12 li, 9 lu ve 3 lü olanları var. Şu an ise 30 çıta alabilecek ve her gözünde 3 çıta olacak
ve 10 bölüm. Bazı işler için kutuyla anaarıların nakillerinde bir kutu götürdügünüzde 10 anaarı ve arısıyla taşınabilmeli.Metroların faliyetleri başladı, ilk çıkan analar için hemen cumartesi günü yapılan kutu arılandırmalarında ballı çıtaları bu metro kovanlardan aldım.

Pazar günü ormandaki arılara girder iken yolda taze hacıyı aradım. Oda benle görüşmek istiyordu. Arıları yeniden taşımış. Kendisi kovanlarına boya yapıyordu bölmeler yapacakmış. Bir akşam üstü kısmet olursa larva tranferine gidilecek. Kendisine en kuvetli kovanıyın anasını iki üç çıtayla al dedim. Kovan anasız kaldıgını bir anlasın, ben geregini yapacagım. Fazla duramadık ve ormandaki arılarımıza doğru yola devam edildi.

Bunları şimdiye kadar hiç gündeme getirmedik. Bu beyaz çiçekler pürendir. İlk baharda açarlar ve orman bembeyaz olur. Bu sene biraz dengesizlik var, çok canlı olması lazım heralde soğuklardan bazıları açamamış. Bu yörede pürene yılgın denir. Bunada deli yılgın diyorlar. Yani beyaz ilk bahar püreni.

Arılarımız gittiğimizde krem renkli polen getiriyorlardı, o polenler bu pürenlerden gelmektedir. Dert hep aynı idi bahara güçlü kovanlarla çıkamadıgımız için, bu pürenler açar solar bizim haberimiz bile olmaz. Tabiki nektarlarımız dolayısı ile balımız toprak olmakta. Güçlü kovanlar olsa hedef bal olacak ve arıya nektar arayacaksınız. Şimdilik kovan geliştirdigimiz için bu işleri ilerde yapacagız.

Kovanlarımız kendi kendisine bahara çıktı. Biz şimdi kenara çıkıp baktıgımızda arıların işine o kadar çok karışmışız ki. Bu birazda malzeme ve ilaç satanlardan kaynaklanıyor.

Siz arıcılıga başladınız ne sebeble olursa olsun. Bir koloni arınız var ve bir şey bilmiyorsunuz. Malzemeciye gittiniz.

Doğal olarak ne lazım ne yapmam gerekiyor demeniz yetiyor. Size hemen çok gerekliymiş gibi bir kaç ilaç ve vitamini çakıyorlar. Kesinlikle bunları kullanmanız gerekiyor diyede tavsiyede bulunuyorlar.

Zaten arıyı şurupladığınızda gerekli en büyük iyliği yapıyorsunuz.
Bende geçmişte kim ne dediyse yaptım. Daha sonra araştırmalarım ve kendime göre düşüncelerim vardı onlarlar karşılaştırdım. Mehmet Yükselle bu konuları enine boyuna konuştuk, Mehmet’e diyorum her hangi bir ilaç ve vitamin kullanıyormusun, sordugum soruyu hayretle karşılıyor. Abi görmüyormusun yapmış olduklarım ortada diyor. Şurup zaten hazır geliyor katkısız, kek derseniz gene aynısı. Zaten bizim bilim adamlarımızda illaki kek kullanacaksanız içine bir şey katmayın diyor. Fakat arıcıları eski ve piyasada söz sahibi kişiler çıkarları için insanlara hiç kullanmayacakları şeyleri önerip satıyorlar.

Bakın aşagıdaki kovanların haline, bu arılar son bahardan beri ilk defa açıldı. Hepside karniyol F2 dirler. Ormana götürdügümüz F1 karniyollardan birisini nakil yaparken kovan dagıldı, dolayısı ile ormanda bıraktık, bende daha sonra gidip geçen sene temmuz ayında ikişer çıta bölüvermiştim.

Fotolar küçük boyutta, nedenide hafıza kartı doldu. hacı filim çekerken filim bittikçe makinayı kapatmadıgı için, mod degiştirip resim çekmek zorunda kaldım. Orman da beyazlama başlamış, ilerleyen günlerde benbeyaz bahar püreni açacaktır.

Ben bu rutubet işinden bir şey anlamadım gitti. Hatta bir ara anaarı üretimiyle alakalı bir yazda diyordu ki, içerde %60 ornında rutubet veya nem olmadıgında anaarılar memeleri açıp çıkamazlar yazıyordu, yani rutubet yoksa memedeki anaarı doğamıyor. Kovanlara bakıyorum rutubet var, fakat arılar sağlam ve son 3 yıl içinde kovan sönmesi yaşamadım.

Örtü bezi olan kumaş bayagı ıslak ama arıların umurunda degil.

Bu günlerde bal gelmeye başlamışki çıta aralarındaki peteklerde ağarma var. Görüldügü gibi kovanlar dandik, kapak dandik, örtü bezi su içinde arılar bunca olumsuzluga rağmen hayattalar. Son bahardan beride bu kovanları ilk defa açıyoruz. Aylardır arı besleyenler var, bazıları karniyollar aç kaldı diyenler var. Karniyollara hakaret ediyorum zannedip, kendisine hakaret edenlerin ilerdeki kıvırtmalarına ayriyeten bakacagım.

Ormnadaki 4 kovanın her birinden 4 yavrulu ve arılı çıta çekip ruşete koydum. Bu işleme devşirme usulü koloni oluşturma deniyor.

Çıtalar yolculuk esnasında kaymasın diye birbirlerine bağlanması gerekiyordu. Ormanda en uyğun malzeme ise yanımızda götürdüğümüz kartondu. Arıcılık gereci degil ama her arıcının el zımbası olmalı. Bir çok işi o kadar basite indiriyor ki.

Ormandan çıkıp, Pelitli’deki Muğladan gelen arılara dalıyoruz. Zaten yer sahibine söz vermiştim sana iki kovanın anasını ve 2 çıta yavrusutla verecğim diye.

Adamcağız bayram etti. Hemen kovanı böldüm, anaların ikisinden sepetledim gitti, hayrımız olsun, inşallah ilerde kulaklarımı çınlatmaz.::))
Bu arada pelitliden ayrılamadık, hacının araba çalışmadı en az bir km araçla taksiyi çektik, nihayet çalıştıda Gebze’ye gelebildik, iyi bir macara oldu.

Böldüğüm kovanları Gebze’deki arılıga getirdim.

Resmin solundaki devşirme ruşetimiz. Anaarı kutusu alttaki sandıgın üstündeydi bu sehpayı yeni koyduk. Muğla’dan gelen ve yeni bölünen arıları akşam hava karardıgında açtım. Kovanın üzerinde havalandırma olarak iki kat soğan çuvalı var. Muğladanda buraya gelirken aynı yöntemle geldi.

Bu Muğla’lılar körük vurdukça çogalan arı, körük arı sakinlesin geri çekilsin diye kullanılır, bunlara duman verdikçe çogalıp azıyorlar ve mahalle ortasında bir şey yapamıyorum. Elim ayagım bağlandı, hayırlısıyle bir şunları dagıtıp yok etseydik kazasız belasız şekilde.

Ormandan gelen devşirmeyi açıp kovana aldım, yav arı yoldan gelmiş birisi kalkıp bir şey dese, bu arılar bu kadar sakin. Zaten burada sadece bir kutu vardı o anaarı kutusunun arısınıda bunların içine silkeledim. Anaarıyıda kafesle kovanımıza verdim. 10 gün sonra çıtalardaki yavrular çıktıgında ful 6 çıta arı olurlar.

Kovana aktarmadan elimizde hala ballı çıtalarımız var onlardan yavrulu alanın her iki tarafına duvar çıtası olarak ballı çıta verdim. Ayrıcada kovanı çuvalla sıkıştırdım.

Muğla’dan gelen anaarılardan birisi. Arıcılıkta dışardan bakıp bu anaarının adı şu demek zaten imkazsız. Bu ırklarla alakalı ayrı bir dal var, morfolok diye. Ülkemizin yeniden baştan sona taranması lazım bana göre tüm ırkları kafkas arısı melezleştirdi. Irklarla alakalı ünüversitelerin elindeki bilgiler o kadar eski ki sormayın. Efendim işte papaz 1950 yılında şunu demiş, şu çaresizliğe bakarmısınız. Bu da ünüversitelerde veri olarak makalelerde kullanılmaya devam ediliyor.

Herkes oturdugu yerden arılara isim ve ırk takabiliyor bu iş bu kadar basit yani::))

Karniyol saf arılarımdan birisi.Bu sene ne kadar sürecek bilmiyorum ama bu safları yedeklemem gerekiyor. Yurt dışına bağımlı kalmak istemiyorum.

Bu arada cumartesi üzücü bir şey oldu. Ben yaklaşık 15 gün öncesi özel işlerim için larva tranferi yapmıştım. Memeleride kafesledim, anaarılar çıktıklarında kutuya kafesle verip gerektiğinde çıkaracaktım. Cumartesi sabah baktım hala doğum olayı yok. Arılıkta yapılacak işleri yaptım,merak edip tekrar öğleden sonra bir daha bakayım. Baktım iki kafeste anaarı çıkmış birisi gayet iyi dolaşıyor birisi kafesin dibinde debelenip duruyordu. Sorun oldugu belli hemen kafesi açtım bir baktımki kafesin dışından yeni çıkmış karniol anaarının ayaklarını koparmışlar, fakat yaşıyor kafesle cebime koydum, bir yerdende iyi oldu der gibi.

Bu seneki ilk anaarıyı öldürdüm, zaten akşamları antremanlarım devam ediyor. Mikroskop altında belki iki saat canı çıkmadı, hala hareket ediyordu. ::((

Anaarı üretim kovanı, yeni çıkmış anaarıyı bu hale getirince, hemen hacı abiye dedim kovanı dagıtıyoruz. Bu iş için yaptıgım metro kovanlar henüz bitmemişti. Bizde üçer çıtalı eski anaarı çiftleştirme kutularının her bir gözüne tam bir çıta olmasaca iki kutu çıtası saracak arı silkeledik, biri çıtanın ballı birisi kabarmış boş, hemen memeleri verdik ve depoya kaldırdık. Şimdi kutu gözlerindeki işçi arıların anaarıyı begenememe gibi lüksü kalmadı. Herkes memesine ve anasına sahip çıkacak. yaklaşık bir haftada ergenlik çagına gelen anaarılar bu süre içinde dışarı çıkmasına izin verilmeyecek. Çıkışlarına anaarı ızgarası koyacağım.
Pazar günü akşam üzeri larva tranferi vardı, Muğladan gelen arıları karıştırmak gerektigi için geç vakte kadar bekliyorum. Bir çok konuda çalışmalarım sürüyor. yaklaşık 10 gün sonra en azından 100 kutu gözüne arı doldurulması gerekiyor dünkü tranferlerin yerlerini hazılamak için. Bu akşam ise yeniden bir transfer yapacagım, tarnferi yaptınızmı gerisinide getirmelisiniz. Demek ki bundan sonra durmak yok……

Ormandan görüntüler var.


Arıcılık Bilgi Merkezi | 4 Yorum »
Forum