ARICILIK VE ŞUBAT AYI
Ekleyen, admin on 10 Şubat 2011 – 01:45 -Bu hafta sonu hava güzel olunca, yogun bir hafta sonu oldu. Tabir yerindeyse kamburum çıkmıştı.
Görüntülerin büyük bölümü 6 şübat 2011 pazar gününe ait.
Resimdeki arı kovan önünde resim çekerken makinaya kondu bende parmagıma aldım. Yeni bir sezona başladık polen akımı var.
Elimede propolist bulaştı, bir tavsiyede bunun için yapayım.
Elinde propolist olan arkadaşlar, poropolisi çıkartmak için, alkol veya kolanyayla silsinler.
Muhteşem abide derki, elinde propolis olan varsa sıvı cif en iyidir.
Elinde propolist olanlara duyuralım.
Ballıbaba çiçekleri polen vermeye başladı, bu hafta sonu kıpkırmızı arılar görmeye başladık.Arılıkta kovan önündeki çiçekler ve bambus arısıda işbaşı yapmış o nektar topluyordu.
Yeni körükçüm Allah razı olsun bu hafta sonu yardıma geldi.
Hani derimya her şeyin hayırlısı diye, Allah körükçününde hayırlısını versin.
Birisini kalfalıga çıkardık, gidiş o gidiş.
Birde beni ne zaman mezun edeceksin diye bu sıralar sorular sorup duruyor.
Gerçi kalfam Muhteşem bey çok yol aldı, kaynak eldiveniyle arı açıyordu, şimdilerde şortla arı açar durumda, bu bile bence yetersiz.
Yıllar öncesi kozmonotluk yapanlar, hala uzayda yolunu kaybetmiş gibiler.
Mezuniyet bir arıcılıkta degil bir çok konuda çocuk oyuncagı olmuş durumda.
Bir sürü mezunlu etiketli, unvanlı kişilerimiz hala yerinde saymıyormu.
Biz sanal aleme 2006 yılı sonu girmiştik, hala oralarda dolanıp duranlar var, dolaşırken inşallah kör düğüm olmazlar::))
2006 yılından biz neredeydik şimdi ben ve yanımdakiler nerede???
Bunları iyi tahlil etmek lazım…..
Maziyi boş verip yeni körükçüye bakalım, adam gibi adam yetiştirmek hele bu devirde çok zor, ne yapayım not düşme gerekiyordu.
Hikmet usta bundan sonra yanımızda bol bol gözükecek kişilerden birisi olacak.He bu arada Cemil ustanın orada işi biten ruşet malzemelerini, arılıga alıyorum montaj arılıkta olacak. Bu hafta sonu marangoz haneyi bayagı bir rahatlattım, malzemelerimizi atölyeden arılıga aktardık.

Tel altlıklı kovanlarda ilk kışı geçirdik.
Bu altlıklar bir çok gözlem için süper.
Katlı kışlayan yaklaşık 15 çıta arımdan birisinin çekmece görüntüsü.
10-15 günde bu kadar kırıntı çöp, polen birikiyor birde kış sezonunda bu iş oluyor. Bir düşünsenize yıl boyu dökülenleri, her dökülen pislik esktra arıya iş demek oluyormuş.

Bizim arıcılık kültürümüz kim ne derse desin saldım çayıra mevlam kayıra yöntemiyle işlemekte.
Güçlü koloni için bu çayır sistemi işlemiyor onun için bazı şeyleri zamanında yapmalısınız.

Çekmece bölümüne dökülenler, polen bizim elek telinden geçip aşagıya düşebiliyor, fakat daha bu altlıklarda polen tuzagı kullanmadım baharda bu konu daha iyi anlaşılacak.
Bir çok kişi tel altlıklar konusunda görüş soruyor. Bilmediğimiz konuda nasıl görüş verelimki, bu bizim ilk senemizdi. Yazın yazmıştım iki kovan altındaki teli yırttık ve yıllardır yemediğimiz iğneyi yemiştik buna dikkat edilmeli.

Varroa mücadelesi.Oksalik asit damlatma uygulamıştık en son. Hala azda olsa varroa düşmeye devam ediyor fakat iyice azaldı.

Burada inceleme yaparken bir şey dikkatimizi çekti, hatta bunları hacı fark etti. Ben demekki varroalara odaklanmışım. Şeffaf kristaller var dökülenler arasında.
Hemen bir tahlil yaptım::))Tadına bakınca oksalik asitmiş::((
Arıların üzerinden bir yerlere sızıp, içindeki su uçunca şeker ve asit görüntüsü.
Hacı abi her sene yakmak için tahta keser durur. Eskiden sunta makinası elinde bileklerim koptu derdi. Ona bir tezgah yaptım, şimdi sunta kesmeyi taşımasına gerek kalmadı. İki eliyle sadece kesecegi tahtayı tutuyor. Bunları yazarken aklıma Telin ormanda odun kesmesi geldi. Zavallı motorlu testereyi çalıştırmadan agaç kesermişti::))
Kovanlarda bu hafat sonu yapılan kontröllerde altı tel altlıklı olan kolonilerde el ortası kadar yavru var. Bir çogu yavru alanını genişletmeye başlamıştı. Çok soguk günlerde arılıga gittiğimde hiç bir kovanda faliyet yokken bu kovan habire bişiler yapıyordu. Dedim bir bakayım bunun derdi neymiş.Bu kovan tek kat 10 çıtayla kışa güçlü giren kolonilerden birisi.
Bu kovana ne şurup nede kek verildi.
Yukardaki çıta son yavru çıtası içe dogru daha fazlalaşıyor.
Bu durum ise bazı şeyleri ister istemez düşünmeye itiyor, arı güçlü, giriş dar ve ortam sıcaksa, dışardaki soguk arıya vız geliyor ve yavru yapıyor.
Dışardan ikinci yavrulu çıta, bu koloni bu yavruları çıkartsın ikinci yavruya kat gerekecek. Ortalama şu an3 çıta ful yavru vardır.

Şu an itibari ile bal durumu iyi fakat yavru devam eder arı dışarı gidemez ise bu sürede uzarsa ilk yiyecek takviyesi bu kovana yapılmalı.
Biz bunları paylaşırken hava olsun diye degil, ne yapıyorsak veya ne yapılmalıysa bunuda buradan bu bölge için haber veriyoruz.
Hep söylediğim şeylerden birisi ise bloklara bakın, haber degeri taşıyan ne var, yani siz bir amatör arıcısınız bir bloga girdiniz, bu arıcı ne yapıyor?
Yaz yaz ortada ne görüntü nede ses var…
10 Yayın yapılmış, habire magazin, şuraya gittik, yok geldik ne yapayımki bana bilgide lazım degilmi.
Hep bardagın dolu tarafıyla bu iş olmuyor.
Yaklaşık 80 kovan arının bulundugu arılıkta bu hafta acil yapılması gerekenler dışardan gözlemlerdi.
Mudahale gerektirenlere mudahale yapıldı, şüpelendiğiniz koloniyi mutlaka içini açıp bakmalısınız.
Ben bu hafta sonu 4-5 koloniden şüpelendim, 2 tanesinde sorun çıktı, birisi balı bitimiş birisi yalancıya kaçmıştı.
Yalncıya kaçan hemen yanındaki kovanla birleştirildi, balı bitenede bal verdik.
Biz kış günü arıya üç senedişr kek ve şurup vermiyoruz.
Yaz kış arı besleyenler ise millete akıl verir gibi yapıp, bir şey vermeyenlerdir.
Birde bilimsel takılırlar, bilim yoksunları.

Bu gün 16 Şubat 2011. Dün gelen kızdırma bujilerinin birisini bu gün tasarladığım şekilde hazır ettirdim.
Resimdeki, abi daha önce bana mum eritme kabı yapan abimiz.
Kendisine oksalik buhar aletinin parçalarını birleştirmesi için gittim. Buji ve çaylar soğumsasın diye kapaklar vardır. Kavanoz olamaya gittiğim züccadiyede kapakları görünce içim gitti, dedim ver şunlardan 10 tane::)
Tenesi 20 kuruşa.
İstediğim gibi topladık çok basit bir alet fakat deneme yapılmadığı için aletin bitmiş halini yayınlamıyorum.
Yanlız arkadaşlarımla bitmiş hali paylaşıldı.
12 voltla çalışıyor.
Bu bujilerin,6-7 voltta çalışanıda varmış.
En büyük yardımcılarımdan birisi Saim Gürel’dir.
Kendisine bir şeyler danıştıgımda farklı fikirler üreten birisi.
Dün bana kendisi 3 tane kızdırma bujisi getirmiş, bu bujiler 5-6 saniyede 700 derece ısıya ulaşıyor. Kafamızda şekillenen 3 çeşit kızdırma bujisiyle çalışacak aparat var. Bujileri akım da uzun süre bekletilirse 1000 dereceye ulaşmakta. Bu bujilerden 3 degişik alet yapılacak, birisi bitti, diğer iki seçenekte yolda hangissi daha kullanışlıysa onu kullanırız.
Kızdırma bujileri 5 ila 30 lira arasında, ben bunlara para vermedim. Kısa olanı 5 liraymış, uzun olan boy ise 15 lira dedi Saim. Daha yüksek fiyatlarada var, fakat Saim abinin arkadaşları bu işin toptancıları oldugu için hediye etmişler oda bana hediye etti. Bende inşallah bitsin yapımını ve çalışmasını herkese hediye edeceğim.
Makro çekim yapmalısınız ve mesafe aynı degilde yani degişiyorsa makinayı mesafe degiştikçe açıp kapatmak gerekiyor. Tabi sonrasında bu parçaları movi de birleştiriyorsunuz. Bizim usta hala beni bu konuda begenmez ama ne yapalım, doktorun eline düşemeye gör::(((
Arıcılık Bilgi Merkezi | 9 Yorum »
ARICILIKTA, EKO TİP ARI MI::)))
Ekleyen, admin on 04 Şubat 2011 – 22:45 -Bu iki tablonun hangisi eko tip arıdır.
Resimin sağ tarafında eko tip arımızın ürzerindeki eko tip erkeleri görüyorsunuz, ancak bu kadar eko olabilir, akort biraz ayarsız oldu ama bu yeterli sanırım :))
Meşhur bir Nasrettin hoca hikayesi vardır.
Hoca Nasrettin evine 3 okka et almıştır, eti de sorumsuz hanımı komşu hanımlar yiyor. Akşama sofrada et bekleyen kocaya bulgur pilavı dayanmış. Hocada hayırdır aldığım et nerde demiş. Hanımı kedi yedi diyor, hoca kediyi tartmış 3 okka gelmiş. Diyor ki kedi 3 okka geldi, eti bu yediyse kedi nerede? Yok, bu yemediyse et nerede?
Bizim arıcılık araştırmaları aynen bu hikâye gibi, söylemde olanlar gerçekte yok.
Bilimsel olan makaleler gariplikler dolu::((
Eko tip ne demek?
Öncelikle eko tip yanlış biliniyor.
Eko tip denildiğinde bir bölgenin canlısı veya bitkisine verilen isimdir. Yani yıllarca korunup bozulmayan.
Bitkiler gezdirilemediği için bu kural geçerli ya canlılarda eko tip nasıl olmalı.
Aslında eko tip denildiğinde bölgedeki her ırk canlının birbirinin aynısı olması gerekiyor. Yani saf hatlar gibi düşünmeliyiz.
Eko tip arı denildiğinde iş daha karmaşaya biniyor.
Arıların melezlenmesi daha kolay ve kontrol altına almakta imkânsızdır.
Hele bölgeye binlerce koloni girip çıkıyorsa burada bu arı eko tip demek ne kadar doğru?
Size bir izole bölge söyleyeyim, bu bölgenin merkezinde saf arılar var, etrafındakilere aynı ırkın melezi deniliyor ve buraya arı giriş ve çıkışı yasak olmasına rağmen bu var sa….
Yılar öncesi gezginci arıcılık yokken her bölgenin kendisine özgü arıları olabilir. Bunlara eko tip dersin yerel arı dersin, yerli dersin. Şimdi neye dayanılarak bu isimler kullanılmakta.
Bilimcilerimiz hala bir sürü yerde eko tiplerden yerel arılardan bahsederken bunların delilleri neler?
Eko tip demek tüm ırkların melezleşmesinin adımı?
Arı tabir yerindeyse melezleşip çorba olmuş adı eko tip arı.
Bırakın eko tip arıyı, izole bölgede anaarı üretilen bir bölgemiz var, izole bölgenin merkezinde bir ırkın safı üretilirken, kenarlarında üretilene melez deniyor. Fakat burası güya izole bölge, ya serbest bölgelerde neler var?
İzole bölgede bozulup melezlenme varsa?
Şimdi gelelim meselenin özüne.
Bilim adamlarımız hala 40-50 yıl öncesi makaleleri dikkate alarak ülkemizde 5 ırk arı ve bir sürüde eko tip var demekte.
Ne hikmete ise yeni araştırma yapılıyor, bazı bilimcilerimiz gene aynı verileri çıkartıyor?
Gene ne hikmetse bazı bilimciler efemdim ırklar eko tipler yok oldu diyor. Biz bu bilgilerin hangisine inanacağız. Bu kedimi etmi anlamadım gitti.
Ülkemizde son 40-50 yıl içinde acayip bir gezginci arıcılık var binlerce, hatta milyonlarca koloni ülkemiz içinde cirit atıyor.
Tek bir ırk arı ülke geneline damızlık olarak dayatılmış.
Gelin bu pirincin taşını bir ayıklayın.
Yukarıdaki iki resim arasında hiç fark yok dimi, çünkü ikisi de birbirinin aynısı, ikisi de eko tip arılarımız örneği.
Şimdi Nasrettin hocanın arılarına ne oldu, hiçbir şey olmadıysa, eko tip arılar ve 5 ırk arı nerede?
Yok, oldularsa hala eski türküleri söyleyenler, kimleri kandırmaya devam ediyor.
Eko tip, veya ırk ne demek bunların kelime anlamları değişti ?
Eko tip mana ve anlam degiştirdiyse yeni tanım nedir?
bilen varsa bir açıklasında öğrenelim.
Eko tip arı varrr.
Yiyen varmııııı?
::))))
Arıcılık Bilgi Merkezi | 4 Yorum »
ARILAR NİHAYET ARALIKSIZ SALKIMA GİRDİ
Ekleyen, admin on 01 Şubat 2011 – 09:00 -
Arılıklarda iş kalmayınca arıcılar bir başka yerde iş buluyor. Her sene bu sene malzeme tamam seneye yatacağız desem, ertesi sene bir başka iş kesin çıkıyor. Bu senede soba tutuşturmak için satılan tahta parçaları içindeki 18 mm su kontralarını görünce gene iş bulduk. Bu malzemelerden kat olurdu, anaarı kutusu olurdu, hiç firesiz iki parçadan bir ruşet kovanın dört yanı çıkıyor ve hadi ruşet yapalım dedik.
Ruşet malzemelerin biçimi bitti gibi çok az bir iş kaldı.
Yaklaşık 1000 çıta, bu yeni ruşetlere gerekli ve pilastik yanak düşünüyorum, şu an en pratik malzeme o.
En az 100 kilo ham petek gerekli.
Kendinize iş ararsanız böyle iş bulursunuz::))
Kış günü bol bol toz yuttu ve hala yutmaya devam ediyoruz.
Seyithan abi bu sıra makinalara sulanmaya başladı. Bazı malzemeleri o biçecekmiş, dedim otur yerine, sen çivileri temizle.
Bir çivi denk geldi böyle bir şey olamaz, hemde Cemil ustanın önünde crayan eden bir olay.
Çiviyi kesip geçsem?
Böydan boya nasıl denk gelip çiviyi ikiye biçtim bende anlamadım, hemde hakemin önünde::((
Hep derlerya bahtsız bedevi hikayesi…
Gerçi şanslı bedevi nasıl olur onu kimse ne biliyor nede duyduk.
Bu resimler 29 Ocak 2011 günü çekildi.
Cemil ustanın atölyeden çıkıp birde arılıgı ziyaret edelim dedik.
Arılar yaklaşık 10 gündür uçamıyorlar.
Havadurumlarına göre şu an gene bir 10 gün salkımdan çakma şansları yok gibi.
Ben bu yazıları yazarken kar yagışı devam ediyordu.
Hacı abinin kaysı kaç senedir meyve vermez, tabi böyle zamanda açarsa bahara açacak çiçek kalmıyor ve meyvelerde kışın kavruluyor.
İlhami abide o gün bizimleydi, Kaysı çiçekleri ve tomurcuklarını onlara fon yaptım.
Hava buz gibi.
Arılıga gittiğimde kesin sonuçları kaydetmek için damacana kovandan resim alırım.
Arılar aynı ogul gibilerdi peteklerin en altına yumak olmuşlar, yani salkım. Demekki böyle ısınıyorlar.
Yiyecek sonrunları yok, hala tabanda inver şurup bitmemiş.
Ha gayret diyorum son 15 günü geçerseniz bahar geldi sayılır.
İlhami abiyede birisi sormuş arılar kışın ne yapar diye, İlhami abide foto aldı.
Yan deliklerden bakıldıgında üstlerde sırlanmış petek gözleri vardı ama benim gördügümü makia açıyı yakalayamadığı için görüntüleyemedim.
Tamamen aç bırakılan arıların son durumları. Bu koloniye besin olarak invert şurup verildi. Biz ilk baktığımızda arılar daha aşagıda yumak halindeydi, seslerden rahatsız olup, peteklere tırmanmaya başladılar. Arıların salkımıda denilebilir.
Gözlemlerim esnasında hiç polen girişine rastlamadım.
Az polen stoku yoktu, yavru yaptıgınıda tespit edemedim. Evimde polen olmasına rağmen dışardan polen destegide vermedim.
Arılara kek verme hastalıgı bizde kronikleşmiş, kek olmaz sa olmazlardan.
Olaya benim açımdan bakıldıgında ise, keki zamansız kullanıyoruz.
Arılarımız ihtiyacı varsa şurupla takviye edilip ugraştırmamak en iyisi.
Kek vermeyi egitimciyim diyenler verip tavsiye ettiğinde söylenecek söz zaten yok.
Kış arıları çok degerli ve bunları kekle yorup ömrülerini kısaltmamak gerekiyor.
Ben onun için derim egitim verenlerin ilk önce egitilmesi lazımdır diye….
Arıcılık Bilgi Merkezi | 4 Yorum »




