6/6/2010 KESTANE BALI İÇİN ŞİLE KORUCU KÖYDEYİZ

Ekleyen, admin on 07 Haziran 2010 – 09:40 -

5/6/2010 haziran akşamı arılarımızı Şilye naklettik. Fotoğrağ ise iş bitimi gece saat 00.3,30 da çekildi ve tarih 6/6/2010 du. Yolculuk boyu ve arıların indirilmesi sırasında yağmur sürekli yağdı.
Tebirsizliktenbir kovanın altı açıldı, bayagı hatta çok iğne yedik.
Resimdekiler Seyithan Aydın ve Murat Baloğlu.

Arılıkta çalışılırken ilginç kareler gördümmü çekiyorum. Üretmiş olduğum karniyol F1 anaarılardan birisini tam kafesleyecegim, kapıya gelen yumurta dururmu durmaz tabi::))
Ayrıca ürettiğim karniyol F1 anaarıları yurdun her bölgesine göndermeye devam ediyorum.

Ülkemiz baştan sona kafkas arısıyla arılandırılıp, diğer ırklar yok edilirken sesini çıkarmayanlar, şimdilerde yurt dışından arı getiriyor diye havlamaya başladı.

Hayat ne kadar garip, aynı zat bana hava atıyordu, banada Amerika’dan karniyol anaarısı gelecek diye.
Hani derlerya At yularından, insan lafından yakalanır diye.
Yalakalık insana neler yaptırıyor neler.
Bu ülke arıcılığında acayip bilim eksikliği var, erkek gibi bunları gündeme getirip bilim adamlarımızdan biraz bahsetsene, kardeşim şimdiye kadar ne yaptınız diye sor hele.
Yalakalıp yapıp degerli bilim adamlarımız saçmalığı yapacağına. Ne desem ne yazsam gerçi boş, bu işler karekter meselesi.
Bu yaştan sonrada bu karekter değişmeyeceğine göre, üstat Necip Fazılın bir mısrasıyla bu bölüme nokta koyayım.
Yüz Daha Versen, Yüz Uman Yüzler Bilirim. Yokuşlara Kardeş Olan Düzler Bilirim. Dünya Öküzün Üstünde Derler; Ama Dünyanın Üstünde Nice Öküzler Bilirim !..

Bu yettimi derseniz? yetmedi, ama gerçek öküzlerede yazık oldu, şimdilik idare eder sanırım.

Hacıyla düşe kalka işleri yetiştirmeye çalışıyoruz. Hacı ince işlerden anlamasada, anladığı işi ver patoz gibi anında bitiriyor. Felaket çalışkan birisi. Gerçi bazen beni geriyor, bana diyorki sen çok acelecisin, yav acele etmeden iş olurmu….
Anaarı kutusuna birazdan meme verecek, görüntü harika ve gayet dikkatli.

Atölyeye kutular taşımaktan bıktım bu yeni kutu. Bir kutu taşı 8 anaarı birden götür::))
Bu kutudan iki tane yaptım.
Geçtiğmiz hafta anasız bir kovandan arılandırıp, depoya alır iken memelerinide verdik.
Anaarı kutularının arılandırması, analı kovandan yapıldığında meme verilmez. Verir iseniz bizim anamız var bu memede neyin nesi diye kesebiliyorlar.
Şu an itibari ile analar çıktı, işlem için beklemekteler.

Arılandırılıp, anaarımemeleride verilen minik kutumuz depoya alındığı görüntüsü.
Şu an dışarda ve çıkışlarında anaarı ızgaralı vaziyette çalışıyor.
Çalışmalarım esnasında yeni doğan bir işçi arı üzerinde varroa gördüm. Nerden çıktı bu işçi derken gözleri kontrol ediyordum, bebek varroada acayip dolaşıyordu, ilgimi çekti. Bir çöple gözden dışrı alıp biraz inceleyip resimledim, süt gibi beyaz ve çok nazikti ama felaket hızlı.
Bu sene varroa mücadelesi bir sefer baharda laktik asit yaptım hepsi o.
Geçtiğimiz yıl ormandaki arıları yogun bakıma almıştık, çok şükür yogun bakımdan geçenlerde sorun yok.
Gebze’deki arılarda ise varroa sorunu devam ediyor. Burayıda kontrol altına almam lazım.
Gebzede çok güzel bal geliyordu, kovanlarada düzenleme yapıp 4-5 ballı çıtayı üçüncü kata alıp yerlerine ham petekli çıtalar verdim, bazı kovanlara boş çıtalar girdim, Şile’de boş girdigim çıtalara mutlaka erkek atacaklardır.
Mehmet Yüksel diyorki abi ben bir türlü hasat yapamadım nazar değirdin::)))
Aynı durum şimdi benim başımda bana kim nazar değirdi, güzelim bahar ballarıyla arıları Şile’ye götürdük, inşallah bu balları piknik yapıp arılarımız yemez, çünki iki gündür gök delindi felaket yağmur var.
Tabi bu iş böyle devam ederse birde oğula gitme problemi çıkar.
Bir çok kovan balı sırlamaya geçmişti, fakat ayarlarını bozup yeni kabaracak petekler verdik. Bir kaç gün sonrası havalar 30 derece civarlarıbna çıkacak. Arı hazır 8-10 gün musade ederse balı kırarız be.
Arıların Şile’ye taşınma işini kapalı kasa bir araçla yaptım.

Kovanları bağlama şansımız yoktu. Sadece sonradan aklıma geldi, uzun çıtalarla birbirine çakabilirdim, onuda yükleme esnasında düşünemedik. Gebze’de arıları yükledik, hacı yemek yiyip çıkalım dedi, gelde sinir olma.

Araba yüklenmiş bazıları yemek peşinde, bir seferde aç çalış ne olur.
Törenle evde yemek yedik sonra ormandaki arıları yüklemeye gittik.
Ormanda arıları yüklememiz gece yarısı oldu. Yağmurda başladı, Şile’den arıyorlar nerdesiniz diye.
Gece saat 3 gibi Şile’ye vardık yol yağış şiddetinden gözükmüyordu, iki sefer kasise girdim sanırım kovanlar o esnada dagıldı.
Kapagı bir açtımki kovanlardan birisi kayıp, alt tel bölümü kovan kapagına dayanmış ve açılmış. Her taraf arı dolu. Şimdiye kadar hep arı taşıdık, kovanlarımızdan bir tane bile arı çıkamazdı. Bizde eskiye uyarlandığımız için, yanımızda ne maske ne eldiven nede çizme var.::((
Dışarı çıkmış yerdeki arıları çam dallarıyla yere süpürdüm, kovanların neresini tutsanız arı sokuyor. Ellerim kütük gibi şişti. Beni arı soktogunda kolay kolay şişmez, düşünün artık ne kadar iğne yediğimizi.
Bizim Mustafa ise dr. İsmail abinin maskesini ve sagım eldivenini almıştı yanına o hiç sokulmadı, birde hacıya bana dalga geçiyordun ne oldu diye sordu.::((
Dr. İsmail abim ise arıcılık egitimine gelir gider, soruları yazıyor gelip test usulu sorup gidiyor nasıl eğitimse?…
Geçen telefon etti diyorki, kovanın birisinin 4 çıtasını çekip bakmış, acayip yoruldum öteki çıtaları çekemedim dedi.
Belaya kaldık Allahtan hayırlısı.
Son sıranın kovan açılışını hacıya bıraktım. Haşat olmuşuz be, gece saat 5 te evimize gelebildik, pazar günü ikindiye kadar yattım. Her tarfım acayip döküldü yaşlılık dedikleri bu mu acep?
Geçmişle yüzleştiğimizde arıların gücü ve ekipman olarak arada uçurum var.
Biz yazılarımızı yazar iken yaşamış oldugumuz tecrübeleri arıcıların bilgisine sunuyoruz. Bizim geçmişimiz var, ayrıca geldiğimiz yer tüm ayrıntılarıyla ortadadır.Gizemli ve gizli işlerimiz yoktur. Ne yapmış isek çok detaylı anlatılmıştır. Yani kovanları birleştirip, bizim kovanımız böyle gelişiyor demiyoruz. Yada kovanları birleştirip sonra bir kovandan şu kadar bal aldık gene demiyoruz.
Hem kafkasla çalışıp sonra 30 çıta arı göstereceksin, bu bilimsel olarak imkansız.
Ekotipleride 30 çıtada çalıştırmak gene bilimsel olarak imkansız, az gelişen arıların oğul görüntülerini görüyoruz. Hiç kimse kimseyi kandırmaya kalkmasın.
Muhteşem abinin arılardan birisini Şile’ye götürdüm. Ne yaptıksa yemiyor, kovanın dogurdu diyoruz olmadı.
Sezaryanla dogurttuk dedik gene olmadı. Bu saydıklarımız olmayınca zaten ölüm hadisesine hiç gelinemedi.
Şimdi bu Muhteşem abinin arısı ova arısı. Dağa acemi, dağda çalışırmı, hele kestanede ölürmü bakacağım.
İşimiz gücümüz yok gibi acemi arıyı kestane balına alıştırmak kaç yılımızı alacak bilemiyorum, çalışmaları başlattık işte.
Kestane balı egitiminde belki eğitim zaiyatı olurdur::))
Birde hacı moralimi bozdu, Gebze’de ne biçim bal geliyordu, getirip dağın başına yağmura arıları bırakıp gidiyorsun, ee dedim. Yarın bu arılar sana söver ::(((
İşler bitti, gerçi bizde bittik ama geri dönülecek.
Murat’a dedimki, arılar sana ait, kat isteyene örülmüş ve ham petekli çıtalarımız ve katlarımız yan tarafta, gerekeni yap dedim. Ayrıca Murat larva tranferi yapacaktı, sen uğraşma dedim 5-6 çıtalık bir arıya larva tranferi yapıp birde saf karniyol çıtası götürdüm. Murat Baloğlu’nun arılarında geçen seneye göre arada büyük fark var, çünkü geçen sene arı ırkını degiştirdi, geçen sene kestanede arıları 10 çıtaya ancak çıkmıştı bu sene üçüncü katı attığı kovanlar vardı.
İnşallah hafta sonuna gider isem, çok detaylı bilgi ve foto alırız.
Bu arada baraj görevlilerinden bazıları geçen sene arkamdan konuşmuş, onlarıda ayrıca tehtit ettim.
Demişlerki bize hiç bal vermedi, bende dedimki bana öyle diyeni balla duş aldırırım::)))
Bu arada hala kendime gelmiş değilim, ne yorulmuşuz be.

Arıcılık Bilgi Merkezi | 11 Yorum »

2010 YILI MAYIS AYI SON HAFTASINDAN SEÇTİKLERİM

Ekleyen, admin on 01 Haziran 2010 – 08:48 -

Gebze bal üreticileri birlik üyelerimizden Turan Uçar. Gebze’mizin Hüriyet mahallesinde oturmakta evinin karşısındaki tepedede arıları kışlatmakta. Bu sene çok kovan söndürmüş, 30 civarında yeniden koloni alıp evin önünde bakımlarını yapıyor, benim kendisine uğradığım günün akşamı arıları sapancaya kestane balına götürecekti.
Arılar o kadar sıkışıkki sormayın bahçede yer yok, arı işe gidebilmek için döne döne minareye çıkar gibi havalanıyor sonra istikametine devam ediyor.
Mahallede gezer iken gördüğüm kiraz ağacı. Kiraz çiçekleri açtığında arkadaşımız Mehmet Yüksel üçüncü katları arılarına veriyor. Biz kirazları yemeye başladık hala üçüncü katlar piyasada yok.
Bu arada bizimki bahar balı sağmış.
Ne gariptirki Trakya’da binlerce kovan o bölgede birakın sağım yapmayı kat bile atamadılar.
Bu ırk mevzularına karşı çıkanlara ithafmıydı neydi ondan işte olunur.
Yeni yapmış olduğum 4 çıtalık katlı ruşetlerim. Benim bu ruşetleri yapmamdaki amacım erkek arı üretimi olacaktır.
Çünkü siz ne kadar erkek arıları boyasanızda aradıgınızda bulamıyorsunuz, alıp başlarını başka kovanlara gidiyorlar.
Bazısı işe gidip geri dönmüyor yapacağımız işe gerekli olan erkek arı sayısını bulamıyorum. Bir anaarıyı döllemek için en az 10 erkekten sperm alınmalı.
Yabancı kaynaklarda yapmış olduğum araştırmalarda damızlık erkek arıları hiç dışarı bırakmıyorlar.
Anasız kovanın katında tutuluyorlar, devamlı besleniyorlar ve gerektiğinde açıp ne kadar erkek gerekiyorsa alınıyor.
Birde bu erkek hasadında kullanılan başka bir aparatımız var onuda yaptım ilerde paylaşılacaktır.
Ayrı ayrı ruşetlerde erkelerin soyunu daha iyi takip edebileceğim.
Her ruşete farklı karniyoldan bir çıta erkek arı vereceğim. Erkek arıların doğumlarından sonra 15 gün geçtimi hazır erkek areamaya gerek kalmıyor.
Mavi ve yeşil renkleri terch ettik, ama yeşile mavi karışınca cam göbegi renk çıktı.
Yaklaşık 15 gündür ormandaki arılara gidememiştim. Bu pazar arılıga uğradım ve hiç durmadan çıktım. Arılığa girip biraz oyalandınmı dünya iş çıkar.
Anaarı işleri bir acayip, kutuların bir ucundan başlayıp öbür ucundan çıkmak iki günü alıyor. Aslında pazar günü kutulardan kaçtımda desem yeridir.
Bizim taze hacıya ugradım, yolumun üstü ve turfanda sebzeler çıkmaya başlamış.

Seranın içi felaket sıcak, zaten taze hacıdan şıpır şıpır ter akıyordu::))
Salatalıklar sırık yerine ipe bağlanıyor. Bademler ise çıktır çıtır, nedense böyle yerlere hasta oluyorum.
Dalında kopar kopar ye. Çilekler hala devam ediyordu, biraz küçülmüşler ama tatları dahada güzel olmuş.

Sera işleride çok bakım ve takip isteyen işlerden birisidir. İş gördüğüm kadarıyla hiç bitmiyor. Domateszler yakında çıkarlar. Bu seranın en solundaki sırada denemelik pembe sırık domates var.
Bademlere bakın çıtır çıtır.
Doya doya götürdük.
Taze hacı haftaya bu serayı tanıyamazsın diyor. Hacı bir hafta öncesi bir kovan arı getirmişti. Larva tranferi yaptım, 22 tane tuttu aynı gün akşamı alıp bu seranın yanına aldı. Gelişmeyen arılarını köyde tutuyor ve onların analarını karniyol f1 yapacagız.
Aynı zamanda bu günlerde Turan Uçar’da bir kovan arı getirecek, onada larva transferi yapılacak.
Ormandaki arıların yanındayım. Havalandırmalar çok açık degil. Biraz çekip bırakmıştım. Bu bile çok büyük bir havalandırma oluşturuyor.

Çekmeceleri çekip kontrol ettim, belkide arılar 1 aydan fazla burada tek tük varroa düşmüş.

Varropasız bir arıcılık yok, fakat kontrol altında tutmak gerekiyor.

Kovanların dışatan önlerine bakıyorum. Bir çok kovanda daha öncede fark etmiştim erkek arıları kesmişlerdi.

Erkeklerin kesilmesi nektar kesikliklerinde ve ani hava soğumalarında olabilen bir hadisedir.

Gebze’de daha çok bal geliyor, ormanda ise hızlı bir bal akımı yok. Bal geliyor ama hızlı degil. Hızlı bal akımı olsaydı peteklerde agarma olurdu. Agarma göremedim.

Bu çıta kattan ve yavru çıkan yere bal ve polen depo ediliyor. Ormanda bulunan ve pamuklegen denilen bir bitki var çok aşırı polen vermekte. Pamukleğen çiçegi hala açık. Birde kestane balına gittiğimiz yerlerdede pamuklegen devam ediyor, zaten kestanedende aşırı polen akımı oluyor.

Bu sene çıtalar erkenden polen blokesine geçti hadisenin oldugu yer kovanın katı, hiç bir kovanın alt katına bakamadım.
Güzelim çıtayı polen ve balla bloke etmeye başlamışlar. Arıların işide bizim askeriyenin işi gibi bazı işlere akıl erdiremiyoruz. Askerliktede bir çok işi mantıkla çözemezsiniz. Bana göre olmaması gereken bir durum ama oluyor ve görüntüde ortada, yav burada emirleri kim veriyorki.
Eski çıtaları yenilemeye çalışıyorsunuz, ortaya girdiniz yesd yeni çıta polenle bloke olsun::((
Bir kovanda katta arı kalmamış giden gitmiş geride böyle bir görüntü var, memelr filan bozulmuş ama arı oğul verip kendisini bitirmiş.

Bazı kovanlarda bal kemeri büyürken anaarı bulduğu boşluklara yumurta atmaya devam ediyordu, zaten bu resimdede ana arı var.

Hacı memleketine bir gitti işler arap saçına döndü, toparlamaya çalışıyoruz ama hacının felegi şaşmış durumda tipine baksana::))
Bir daha bir yere gitmek yok, hecı ninenin sözünden çıkmasın yeter.
Zaten geçenlerde Sadri Demircioğlu abim bir laf etti kafam karıştı. Derki delikanlı adam hanımının sözünden çıkmayan adamdır bu ne biçim iş anlayan varsa beri gelsin::)))

Birde ormandan funda topragı getirdim. Başka işimiz yok gibi sırtımızda balkona toprak taşıyoruz.

Balkonda organik pembe domates, patates, patlıcan ve biber üretimine başladık::)

Bu sene işlerimiz az canımızda sıkılmasın diye belediyenin birimler arası futbol turnuvasına birim olarak katıldık.
Dün akşam imar birimini 12 – 3 yendik::))
Maçtan sonra gene arılıga gittim, degişiklik iyi oluyor.
Biraz kafamız dagılsın beyaw, hep iş hep iş olmazki::)))


Arıcılık Bilgi Merkezi | 8 Yorum »
Forum