YAPTIKLARIMIZI SORGULUYORMUYUZ ?.

Ekleyen, admin on 09 Mart 2009 – 10:13 -

Bahar geldi, arıcılarda bir telaştır başladı ki sormayın. Arılara şurup kek servisleri başladı. Bu işler yapılırken de ne yaptığımızın farkındamıyız, yada biz şurup veya keki niçin kovanlarımızdaki arılara veriyoruz. Kendimize bu soruyu sorduktan sonra bazı şeyleri yeniden gözden geçirelim. Ben arıma niye kek veriyorum diye soran var mı kendisine. Yada şurup niçin kek niçin verilir, bunları anladık mı.

Gayemiz arılarımızın stoklarını tamamlamaksa bunu en iyi şurupla yaparız. Verirsin istedigin kadar şurubu arıda bir an önce alır depolar. Yarım kilo şekere yarın kiloda su katsanız, yaklaşık bu malzemeden 800 ml şurup elde edilir. Bunuda 5 çıta arıya verdiginizde en fazla iki günde alıp peteklere doldurur. Bahar ayında arıya hem su hemde besin yerine geçecektir. arılar bu verdiğimiz malzemeyle yavru faliyeti başlamış ve havalarda bozulmuşsa hiç su ihtiyacı olmadan yavru faliyetlerinede devam etmektedir. Bunun gibi bir çok avantaj sağlıyor şurup. Arıların yorulması zaten bir senelik mevzu, daha önce bunları bilmiyorduk. Ben yeri geldikçe bilim adamlarımızın yetersiz oldugunu defalarca yazdım ve söyledim. Bilim adamlarımızı devamlı yere göğe sıgdıramayanlarda hem bilimsel çalışıyoruz gibi davranıp, yaptıklarınıza baktıgınızda işlerin öyle olmadıgını görüyoruz. O zaman benderimki bu ne perhiz ne lahana turşusu. Hani siz bilimden yanaydınız. Bahar kendisini göstermiş, arılar var gücüyle çogalmaya çalışıyor ve bunlarında sıvı gıdaya ihtiyacı var. Balı bile kullanabilmek için arı bunu sulandırmak zorunda. Son günlerdeki seminerlerde benip yukarda anlattıklarım anlatılmakta, fakat seminere gidip çok güzel bizi aydınlattı diyenler bile arılarına kek vermeye devam ediyorlar.

Gayemiz arılara zarar vermekse yarım kilo kek verin 5 çıta arı bu keki bir haftada alamaz. arı bunu alıp hemende kullanamıyorsa niye verdik ki. Bunları bir türlü sorgulayıp bilinçli bir arıcılık yapamayacakmıyız. Yurt dışındaki sitelerin alayına bakıyorum, bizim gibi arıcılıkta geri olan Yunanlı arıcılar hariç kış ve baharda arılarına kek veren yok. Bunu bir bendegil sizde izliyorsunuz. Almanya’da Mehmet Yüksel’i izliyoruz, kış geldikten sonra zoraki olarak sadece arılarına oksalik asit vermek için açtı. Sonrasında arısına ne kek nede şurup nede rahatsızlık vermiştir. Arıcılıktaki gelişmiş ülkelerde bu senenin arısı geçen sezon son baharda hazır hale getirilmiş olmaktadır. Bizde ise benim bildigim bildigim derken artık herkes yaptıklarınıda yazmıyor. Geçen sene kışa girerken arıyı kekle besleyip, şimdiye kadarda bu işe devam edenler var. Heralde bu iş bir kaç sene sonrası bitecektir. Ben bu sene ilk defa geçen hafta ortasında kovanları açıp şurp verdim. 5-6 kovanın dışında kalanlarında şuruba ihtiyacı yok. Zamanında geregini yapsar isek artık bu kek işi kış aylarında otomatikman bitecek.

İnvert şurup konusunda ise bir hocamız sürekli bu işe karşı olduğunu söyleyip duruyor. Madem karşısın bunu açık açık herkesin önünde niçin paylaşmıyorsunda özel sohbetlerde dile getiriliyor. Özel sohbetlerdede diyormuşki, çok kullanılırsa arıların üst salgı bezlerini bozuyo veya zarar veriyor gibi ibareler duyuyorum. Bu hocamızı bir fabrika davet ediyor ve diyorki biz invert şurup yapacağız. Hocada olmaz demiş, o zamanki olmaz dedigini anladığım kadarıyla şimdi çiğneyemiyor. Herkes sonuçta hata yapabilir. Peki bu inver şurup arılara zararlıysa, batıda neden kullanılıyor. Özellikle Almanya’da bir ürüne ruhsat almanız yetmiyor, arılara kullanacagınız malzemeyi birde ünüversite deneyip arıcılara diyorki bunu kullanabilirsiniz. (örnek bayer fabrikası Alman’ların, perizini ve bayvarollu bayer üretiyor, fakat arıcılıkta Alman ünüversitesi diyorki bu kimyasalları kullanmayıp formik kullanacaksınız diyor ve herkeste bu kuralın dışına çıkamıyor.)

İnvert şurup hala Almanya’da ünüversite onayıyla kullanılırken bizim bilim adamımızın gerekçesini tam olarak bilmek zorundayız.
Ne yaptıgımızı hep sorgulamalıyız.

Arıcılık Bilgi Merkezi | 10 Yorum »

İLK FİRE

Ekleyen, admin on 06 Mart 2009 – 11:25 -

Kovan kaybım yok, iki adet anasız kalan kovanım var. Birisi biraz üzdü. Kışa güzel mevcutla girmişti işçi arısı gençti, balı hala var, fakat 29 numaralı karniyol yok. İki gün önce arılıga gittim akşam üzeriydi, hafifte yağmur yağıyor. Kovanlara önden bir bakayım dedim, uzaktan baktım karniyolda bir faliyet var. Yakıdan baktım yağmalanıyor, hacı abiye dedimki abi bu kovan yağmalanıyor, Seyithan abide diyorki, yok kornil iy çalişi. Abi bu kovan yağmalanıyor diyorum hala diyorki dünde iyi çalışirdi. hemen çıkışa parmagımı sürüp yaladım talıydı. Seyithan abi körüğü yakayım dedi. Körük yanana kadar zaten kovanı baştan sona taradım. Anaarıyı göremedim, ve kovanın musluğunu kapattım. Seyithan abiye dedimki bu kovanı akşam hava kararırken bir daha aç, içerdeki yagmacılar çıksın tekrar kapat yarına bir daha bakacam dedim. Ertesi gün tekrar kovanı taradım anaarı yok. Hemen sosyetenin anaarıyı kafesleyip kovana verdim. Bu arada kovan muslugu kapalı tutuldu saldırı devam ediyordu, kovanı yağmalayanda benim şampiyon. Dün anaarıyı serbest bıraktım, girişide iyice daralttım, kovandaki fazla ballarıda aldım, tek tük saldırı olsada kovan normale döndü gibi. Anaarının ne oldugu ise meçul, çünkü bir ayı geçkin bir süre olmuş hiç yavru yok, anaarı memesi başlangıçları var arı mevcudu düşmüş. Aklınıza bin türlü sorular takılıyor ama yapmış oldugum bariz bir hata olmadı. Hayırlısı olsun, tabi bu haberi okuyan Muhteşem abi hem üzülecek, hemde bana kazma demiştin diye göbekte atabilir. Ben o kadar üzülmedim çünkü hala karniyol yedegimiz olması beni rahatlattı. Dün akşam bir arkadaşımızda ayrıca bir teklifte bulundu onada, ne kadar teşekür etsem azdır. Bu sezonun benim için üzücü olayı buydu. Dün 5 mart 2009 du. Hafta sonlarına nedense hep havalar bozuk denk gelmesi, kovanların sıradan açılıp kapatılmasına mani oluyordu. Dün müdürümden izin aldım, dedimki işim var öğleden sonra yokum. Gidebilirsin dedi, bana hep takılırdı şeker vermeyemi gidecen diye bu sefer ben dedimki şeker vermeye gidiyorum haberin olsun::))

Daha önceden soğukta olsa şurup verecegim diye hacı abiye invert şurupları poşetletmiştim. Bazı kovanlara yemliklede şurup verdiksede hacı abi ilk olarak poşetleri bir bitirelim dedi. Genelde her kovana iki poşet vererek geçtik, her poşette yarım litre invert şurup vardı. Resimdeki benim şampiyon.
Bu arada iki kovanın balı bitmiş, hatta bazı arılar intihar etmeye başlamılar.Yukardaki çıtadaki arının belki 100 gr balı kalmıştı. Bu çıtanın karşısındaki çıtada bu kadar arı var ve bu arı artık bitik. Kurtulma şansı var ama bu sezon bu arıdan bir halt olmaz artık. İlerleyen günlerde anaarı sorunu olursa anaarısını kullanırız. Arının toplam mevcudu bir çıtanın tek yüzünü saracak kadar. Kutuyada alınabilir. Bu gibi arıların uzagına şurup bile verseniz alamazlar.Yarım kilo şurubu arıların bulundugu petek gözlerine doldurup kovanı iki çıtaya sıkıştırıp bıraktım.
Bir başka kovanda ise mevcut fena degil, fakat oda balsız kalmış, bunada aynı işlemi yapıp kapattım. Şu an iki çıta falan arısı var. Havalar ısındıgında sarabilecegi kadar yavru versem bu 10 günde çıkar ve arı kendisini kurtarır.
Daha önceleri kekle alakalı bir çok kez yazılıp çizildi. Kek vermessek arılarımız ölüyor diye bu sitemde şurp verip arılarınıza yükleme yapılabiliyor hemde çok kısa sürede arıyı yorup uğraştırmadan. Bu konuyla alakalı bir yazı bitmek üzere, burada daha fazla açmaya gerek yok. Arılıktaki genel sonuç ise çok güzel, toplamda iki kovan anasız kaldı, iki kovanda sönme aşamasında yakalandı. Kovan sönmesi yok. Çok şükür bu üçüncü yılım. Bu zamana kadarda iki kovan haricinde besleme hiç bir şekilde yapılmadı.
Arılıktaki işim saat dört gibi bitti belediyeye geldim telefon çaldı. Telefonki ses bakanım müsayitmisiniz::)) Dedim buyrun buyrun, ofisimde biraz sohbet ettikten sonra malikhaneme geçtik::)))

Evde dedimki kütügügü göreceksen burada. Bir baktım arka kapak tam oturmamış. Dedim madem açık birde içine bak. O esnada bu resimi çekmiş, akşam saat altıda falan çekildi bu resim. Ben balkona kapagı kapatmaya çıktım dediki şurupluk boş. Abi daha dün öğlenleyin doldurdum boş olmaması lazım dedim, bir baktımki şurup göçürülmüş. İnvert bidonu zaten kütügün arkasında gene fulleyip kapattım. Ayrıca bu resim Zafer abinin, kendisinden izin almadan bakanlık adına el koydum resime. Yeni makinasıda güzelmiş, tarihli filan,birde tarih düzgün olsaydı. Ben kütükle alakalı haber yaparken arşivde bir sürü uğraşıp öyle tarih sıralaması yapıyorum. Gerçi ben ne kadar tarihli resimde yayınlasam, kütüge inamayanlar varmış, hiçte umurumda degil.


Arıcılık Bilgi Merkezi | 10 Yorum »

4 MART KÜTÜKTEN GÖRÜNTÜLER

Ekleyen, admin on 04 Mart 2009 – 17:15 -

Kütüğü en son 10 şubatta açımıştım. ve o günden buyanada bir daha hava açmamıştı. Bu gün öğlen baktımki balkon çoşuyor. Hemen kendimi balkona atıp kütüğü açtım görüntü buydu. Gayet sağlıklı bir şekilde yaşamaya devam ediyorlar.

Arıların devamlı gezindigi yerde rutubetten kaynaklanan kük yok

En çok küfte balkonun dışına bakan kısımda var. Bu kütükte boya yok sadece bir pinoteks çekmiştim öylece kaldı. Zaten ilerleyen günlerdede bu kütükten hep beraber kurtulacagız. Bir arkadaşımıza hediye ettim. Araç ayarlanır ayarlanmaz yolcu yani.

Arı nüfusuda fena degil büyük bölümü işte olmasına rağmen durum bundan ibaret.

Açmışken birde yarım şerit amitraz içerikli karton yakıp kapattım. Artık bu ilaçların ruhsatları iptal edilmiş. Stoklardakiler bitene kadar idare edilecekmiş, artık amitraz içerikli varroa mücadelesi sona erecek.

İçersi duman olunca işetn gelenler içeriye giremeyip dışarda tur atıyor, bazıları yerlere konup dinleniyor.

Çok güzel polen gelişi vardı.

Evden ayrılmadan tüm delikleri açıp çıktım, birazda inceledim hiç varoa dökülmedi, bu ilaç varova varsa hemen etki eder ve arı kapının önüne üzerinde hareket eden varroayı düşürmeye çalışır. Böyle bir hareket görülmedi.

Görüntü süperdi. İçerdeki ilaçlamadan kaynaklanan dumandan dolayı arılar içeriye girmekte teredüt ediyorlar.

Dün ise asıl arılıgımda çok üzücü bir hazdise oldu, ne kadar üzülsemde faydasız. Bir sonraki haberdede onu paylaşırız.


Arıcılık Bilgi Merkezi | 5 Yorum »

BUNU TEMİN EDENE KADAR NELER ÇEKTİM BİR BİLSENİZ

Ekleyen, admin on 02 Mart 2009 – 23:38 -

Bir söz vardır şeyh’hin fikri neyse zikride o diye. İnsanlar bir şekilde içindekilerle yaşarlar ve bunu dışa yansıtırlar. Gözlerin fikride o gözle bakmaktır heralde. Bu mikro resimlere merak sardığımdan beri gözlerim bir başka şeyin peşine düştü. Bir malzeme lazım ama baktıgım hiç bir yerde o malzemeyi bir türlü bulamıyorum. Ora sesnin bura benim derken istenilen malzemeye nihayet ulaştım, yapacagım işteki en önemli parçalardan biri buydu. Bunun orjinali 1,5 mm çapında cam, içi ise 0,8 mm olmalıydı. çok şükür bu engelde bana göre aşılmıştır ilerleyen günlerde uygulamada ne gibi sorunlar çıkacak ben merak ediyorum.
Aradığım malzemeye en uygunu buydu. Uç kalınlığı 1,2 mm. Ayrıca plastik bir aparat.
Bir sorun var bu malzemenin paketinde bin tane var, dedimki bir yerde deneyecem, lazım olursa alacam bana bir tane lazım deyince beni kırmayıp paketten bir tane çıkarıp verdi. Hemde beleş::))

Arıcılık Bilgi Merkezi | 8 Yorum »
Forum