Kadir, arıların varroadan öldüğüne ben inanmıyorum, bu varroa 1976 yılından beri var. En büyük varroa ölümüde 1980 lerde oldu yanılmıyorsam, kimse neden oldugunu bilemedi ve sonunda varroa ile tanıştılar. Geçtiğimiz sene olumsuz bir arıcılık yılıydı batı bölgeleri adına. Ankara Niğde, Sivas, Erzincan civarlarında güzel bal alan arkadaşlar vardı, hele Ankaraya bir Muğlalı gelmişti, bal süzmekten bıktım diyordu. Marmara bölgesi ise verimli geçmedi. Verim dediğinizde her şeyi etkiliyor, arı polen bulacakki yavru yapsın, yavru güçlü olursa güçlü bal getirecek ve kışada güçlü girecek. İnsanlar kendilerini avutabilirler, bunu her olumsuzlukta bir bahane bulup, bir dahaki senelere başka bahaneler bulmak çok kolay. Ülkemizde yapılan en büyük yanlışlardan biriside, ağustostan sonra arı bölüp, kışa sokuyor ve kıştan çıkamıyor.
Muğla'da varroa yokmu, arılar çamdan bir çıta çıkıyor, bahara bizim arılar daha erkek yapmadan adamların böldükleri arı 7-8 çıtaya çıkıyor, bunuda bir iki çıta arıdan yapıyorlar.
Gebze'nin köylerinde bir abimiz var. Her sene aynı şeyleri yaşar, bu yıl gene arısının yarısı sönmüş. 100 kovanı vardır, hiç bir zaman 30 kovandan aşığı sönme yaşamaz. Bu yıl yarısı gene ölmüş. Bu adam yılların arıcısı, babası arıcıydı, şu an kendiside 60 yaşında filan. Arılarının kayıtları yoktur, her sene irili ufaklı oğullarla 100 kovan yapar bahara yarısını kaybedip çıkar, ben bu adamı tanıdım tanıyalı bu hiç degişmedi.
Arıcılar salkıma girecek arılara kış arısı oluşturamıyor.
Bahara sizi taşıyacak genç arınız yoksa, şurup vermek filanda para etmeyecektir. Kolonilerin balı varmı yokmu genede çok iyi kontrol edilmeli. Arıcılık bir bütün olarak ele alınmalı, sadece varroa dersen olmaz. Varroayı hallettik, arı açsa gene sönecek, varroa ve balı hallettik, arı gene sönüyor, kovanda bal var arı kalmamış diyenleri çok gördük. Varroa, bal ve kış arısı oluşturulursa koloniyi istesende söndüremesiniz.