Gönderen Konu: GENEL OLARAK KOVAN YÖNETİMİ VE BAZI HESAPLAR  (Okunma sayısı 76804 defa)

AYDIN BAYAR

  • Acemi Üye
  • *
  • İleti: 35
Ynt: GENEL OLARAK KOVAN YÖNETİMİ VE BAZI HESAPLAR
« Yanıtla #45 : 14 Nisan 2012, 16:22:12 »
ali abi ben konuları karıştırdım özür dilerim :-\
 :-\

murat polat

  • Acemi Üye
  • *
  • İleti: 7
  • Arıya bak bal olsun, dağa bak bağ olsun.
Ynt: GENEL OLARAK KOVAN YÖNETİMİ VE BAZI HESAPLAR
« Yanıtla #46 : 14 Mart 2016, 22:05:51 »
Mehmet yüksel tarzı kovanın oluşturulması ve arıların birleştirilmesinde sorun yok. Zaten sizde ilk defa oluşturdum ve sonucunu görmedim diyorsunuz. Mehmet Yükselin kovanları sanırım 16x2=32 çıtalı olmalı. Mehmet yüksel bizim gibi kovanın 32 çıtası var diye her şeyi oluruna bırakmıyor. Ben metro kovanlarda bu sene bunu yaşadım, belli bir yavru alanı oluşuyor zamanla bu yavru alanı içe doğru daralır, bu bal ve polenle blokelerden oluyor. Yavrulu çıtaların bitiminde her iki taraf polenle dolar, daha dış ise ballanıyor. Bu alan müdahale olmadığında sürekli daralacaktır.

Biz bu konuları Mehmet Yüksel’le sürekli görüştük seçtiğimiz yıl. Mehmet yatay kovanlarda kuluçkalığa ara sıra müdahale etmektedir. Kovandaki her arının yaşına göre yapacağı işler var. Sürekli ham petek veriyor, kuluçkalıkta bloke varsa onları düzenliyor. Fakat katlı kuluçkalıklarda daha az bloke yaşanıyor, gene ızgaranın altına boş çıta vererek arılara petek ördürme işi veriyor.

 Bizim uygularımıza genel olarak bakıldığında bir başıboşluk hakim. Böyle gelmiş böyle gider hesabı gibi. Bizde kovanı güçlendirmek için başka kovanlardan takviye yada birleştirme yapılıyor, buna gerek yok. Başka kovanlardan yapılan takviye belli bir süre sonra bitiyor. Ben 2007 yılında tüm kovanlarımı birleştirdim, benim kadar kovan birleştiren olmamıştır. 1 ay sonra tüm kovanlar dibe vurdu, bu geçici bir şeydir, gezginci arıcılıkta arıların aynı mevcutta tutulmasını henüz öğrenemedik. 2010 yılı bu düğümün çözümü olacaktır inşallah. İki anaarıya filan gerek yok, Almanya’daki 30-40 çıta kovanlarda tek anaarı çalışmakta. Aynı anaarının kardeşlerini burada 30 çıtaya çıkaramıyoruz, kışa 10 çıta sokamıyoruz,sebebi 10 çıta üzerine konan ızgara, devamında kuluçkalıktaki blokelerdir. Ben olmayan bir şeyi savunmuyorum, önümüzde arkadaşımızın arıları yaz kış güçlü. Arıcılıkta gelişmiş ülkelerde her şey kovanın gücüne endeksli, bizde koloniler neden güçlü kalamıyor sorusunu soran bile yok.


Benim bu konuda yaptıgım hesaplamalara henüz bilim erbabımız gelememiştir, gelselerdi tarihi geçmiş uygulamaları konferanslarda yeni bilgi gibi sunup durmazlardı. Hesaplar ortada, avrupada bir anaarıyla 40 çıtaya çıkan kolonileri bizim bilimciler niye görmüyorda başka türlü 80 binlik kovan oluşturma reçeteleri veriyorlar.

 Sayın Bakanım Öncelikle Selamlar. Ben Forumunuzun yeni bir üyesiyim. Çalışmalarınızı zevk ile izlemekteyim. Birçok uygulamanızı da benimseyerek kullanmaktayım. Bu avrupalı arıcılar gibi güçlü koloni oluşturamamak ve ya kolonileri bu kadar güçlü tutamamak konusunda benim bir iki fikrim var. Tabiki yine en iyisini siz bilirsiniz sadece fikrimi beyan etmek istedim. Aklıma 2 şey geliyor acaba siz ne dersiniz. Yabancı arıcıların videolarını seyrediyoruz sürekli. Uygulamalar aşağı yukarı aynı yönde. Tabiki ekipman ve kültür farklılıkları var. Ama kovan tiplerinin bizimkilerden farklı olması çok bişey değiştireceğini sanmıyorum sonucta cok yakın ölçüler kullanıyoruz. Benim aklıma gelen şu, yabancı arıcıların çektiği videolarda hep bize gösterilenleri seyrediyoruz. Arıcılıkta hatta özellikle gelişme döneminde bir arıcı için kabartılmış peteğin en az arının kendi kadar değerli olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçek. Şahsen bu benim fikrimdir ki, ben avrupalı profesyonel arıcıların kabartılmış petel saklama ve muhafaza etme konularında da mutlaka ve mutlaka ciddi bir yol katettiği kannatindeyim. Herşeylerini bu kdar sistem üzerine kurmuş insanların bu konudada ciddi yöntemler geliştirdiklerini düşünüyorum. Tekrar söylüyorum bu benim düşüncem. Ancak bu şekilde bu kadar hızlı ve süratli olarak bu ölçüde büyük kolonilere sahip olabilirler diye düşünüyorum. 2. düşüncem ise hem avantaj hem dezavantaj olarak değerlendirilebilir. Genel kanı olarak Almanyada mevsim ve iklimin arıcılığa Türkiye kadar uygun olmadığı düşünülse de ( tabiki saçma olur çünki adamlar bu şartlarda bile aşmışlar ) belki de biz yanılıyoruzdur. Belki de bizim ülkemizin yazlarının çok sıcak ve kurak geçmesi kolonilerimizi bu kadar güçlü tutamamızın sebebidir. Herzaman övündüğümüz güneşimiz, yazımızın uzunluğu acaba bizim için bir dezavantajmı. Nerden bu kanıya vardın derseniz. Baharda gelişmelerde sıkıntı yok, hatta bazen kantarın topuzunun kaçtığı bile oluyor ki kolonilerimize oğul verdiriyoruz. :) Tekrar söylüyorum amacım çok bilmişlik yapmak asla değil. Tanışma anlamında konu ile alakalı fikrimi belirtmek istedim. Herkese iyi akşamlar, İyi sezonlar....
« Son Düzenleme: 14 Mart 2016, 22:40:47 Gönderen: Arı Bakanı »