Maşallah bu filmi bende beğendim. Şu bilgisray işni bir iyi öğreneyim blog kurup bende böyle filmler çekeceğim.
Arıgülü;
Film yapılan ve uygulanan yöntemlerin finaliydi.
Arıcılıkta hedefler nelerdir, başta bal almak, bu arıdan fazlasıyla bal alındı.
Arı gayet sakin, arının sakin olmasının kime zararı var ki? Bundan o kadar rahatsız olunuyor.
Arının yağma özelliği çok düşük, bu size arı kolonilerini açıp kapatırken çalışma kolaylığı sağlar.
Bu arıların bir başka özelliği çok iyi petek örmesi. Zaten bir şey selekte edilirken, her özelliğin en iyisi seçilir, karniyol arılar acayip petek örüyor. Kovandan anayı almışım Anaarı memesi besletiyorum, içerde iki tane ham çıta var, arı çektiği şurupla petek kabartıyor ve kabarttığı peteğe yalancı memeler yapıp ben anasızım diye size mesaj atıyor.
Ben bir arılığa gireyim, arılara bakmadan sadece getirdiği polenden arının karniyol olduğunu söyleyebilirim. Karniyol arıların getirdiği polen, diğerler arı ırklarına nazaran çok büyüktür.
Karniol arısı oğul eğilimi çok düşük bir arıdır. Oğul vermediği için gerekli boş alan ve yiyeceği olduğunda her dönem 80 bin nüfusta tutulabilir. Arıcılıkta herkesin hedefi ise 80 binlik kovanlarla çalışabilmek.
Şimdi bu kadar olumlu sebepler var iken bu arıya karşı çıkılmasını nasıl açıklanır.
Ben ve Muhteşem bey, Mehmet Yüksel’den bilgiler alarak, karniyol arısının nasıl kullanılacağını ancak 2-3 senede çözdük. Bizim klasik arıcılık uygulamamızda bu arı gelişemiyor ve kısa sürede bloke oluyor. Bizim hedefimiz ise bu arıyı yabancı ülkelerdeki gibi güçlü tutmaktı.
Karniol arı için,yetersiz olanlar, en başta kovan girişlerimiz yetersiz.
Kovan altlarındaki havalandırmalar yetersiz.
Tek kat kuluçkalık bu arıya yetersiz.
Elinizdeki malzemeye bu arıyı uyduramazsınız.
Arıcı karniyola uygun ortam oluşturmak zorundadır.
Karniyol arısını yönlendirmek için kesinlikle ızgara kullanılmalı.
Yapmış olduğumuz çalışmaları yabancı ülkelerdeki gibi üniversitelerimiz çalışma yapıp bunları arıcılarla paylaşmalıydı.
O kadar çok üniversitemizde arıcılık bölümü var, bunlar ne yapar bilemiyoruz. Bilen varsa beri gelsin.
Almanya’daki Üniversiteye bakıyorsun, hocalar arıcı gibi çalışıyor, tüm çalışmaları yakından takip edip olumlu ve olumsuzlukları anında görüyor. Kovandaki gelişmeler ve alınan ballar anında istatistik notlar alınıp bilgisayara kaydediliyor.
Sonuçta biz ülke arıcılığımızın gelişmesi için önce kendimizi geliştirdik, zaten kendisine faydası olmayanların başkalarına faydası olamaz. Bir hasta düşünün kendisine bakamıyor ki başkalarına fayda sağlasın.
Binlerce hoca olsun, bu hocalar çalışma yapmadığında , diploma ve etiketler bir işe yaramıyor.
Dünyada her şeyde selekte ve ıslah almış başını gidiyor.
Hiç kimse bahçesindeki yoz ve verimsiz ağacı barındırmayıp aşılayarak ıslah ediyor.
Neden kimse dağlardan yabani dağ eriği söküp bahçesine ekmiyor da, en iyi can eriğini almaya çalışıyor. İkisi de erik değimli?
Hayvancılıkta gene durum aynı, biz inek besliyoruz ve bundan kar edemiyorsak, tezeği için mi inek bakıyoruz.
Yaptıklarımızı paylaşırken bilim adamlarımız gibi çevirilerden paylaşım yapmıyoruz.
Yapmış olduğumuz paylaşımlarda deneyim ve emek vardır. Paylaştıklarımız yılların birikimi olan şeylerdir. Bizim yaptıklarımız ve dokümanlarımız bunlardır, başkaları da bir şeyler derken varsayımla konuşmayıp deliller sunmalı.
Bunu bazıları beğenir bazıları da beğenmez, herkesin görüşü kendisine.
Bilgisayar işini ben öğrendikten sonra herkes öğrenir, filmlerinizi merakla bekliyoruz.