Arıcının Takvimi > ARICILIKTA ŞUBAT AYI YAPILANLAR

Şubat Ayındada Koloni Kontrol Videoları.

(1/4) > >>

Arı Bakanı:


İLK ARI KONTROLÜ ile efraimkorkut
4 Şubat 2012 günü ilk kontrol.
Kameraman yok, körükçü yok, 8-10 çıtalık kolonileri kontrol ediyor ve video çekiliyor


5 ŞUBATTA ÜÇ ÇERÇEVE YAVRU ile efraimkorkut
5  Şubat 2012 Efraim hocanın koloni kontrol videosu. .

emrah:
Efraim hocaya teşekkürler yazdıklarını ve çektiği filimleri beğenerek okuyor izliyorum.Bizim arıcılar 50 kovana bakamıyor.Efraim hocam 300 kovan arıyla nasıl başa çıkıyor.Ben şimdi burdaki arkadaşlarıma anlatsam bunu inanmazlar.Tek kişi o kadar arıya nasıl bakar derler.Efraim hoca gibi usta arıcıdan çok şey öğrenicez.Bu zamanda bu kadar güçlü ve fazla arıyı bir arada görmek zor maşallah hocam arılara.

vecdiküçükyılmaz:
                 Değerli arkadaşlar,teorik olarak anlatılanlar,dinleyici tarafından pür dikkat dinlendiğini bir kimse iddia etse de ben o fikirde değilim.Videolar arıcılığın olmazsa olmazıdır.İşin pratik tarafıdır.Görselidir,izleyici dinleyici videoyu pür dikkat izler,materyel elindedir bir daha izler,anlatılanı daha iyi anlar.Arıcılık kursları hep teoride kaldığından,pratikte sorunlarla karşılaşmamız dogaldır.Onun için arıcılık kursları belge dagıtıldığı yer olmuştur.Karniyolla tanışmam 2007 dir,ne kadar anlatsam Efraim Beyin videosu kadar etkili olmaz.Video eksikliğim benim eksi hanemdir.Bu hanemi bu sezonda artıya çevirmem gerekir.Bizim arılar şuanda yatıyor,kar geldi derken,yine kar geldi.Bu videoları,bu şartlarda ancak 25 marttan sonra olur.Arkadaşlarımız bizi videosuz bırakmasın,hem gözlerimiz hem kulaklarımızın pası silinir.Birde çok yazanlara,Karniyolu eleştirenlere en iyi cevap olur.En kötü şey eleştirdiğin bir şey hakkında bilği sahibi olmamaktır.Bizim burdaki at yarışçıları gibi.At yarışı oynamam ama ülkemin en iyi, en çok şampiyonluk yaşayan atlarını bilirim.Atları çok severim,atalarımızın zamanında tanklarıydı.Arı ile anlamı var bu yazdıklarının diyen olacaktır.Söyleyeyim,kahvede çay içiyorum,yan masada at yarışçıları kupon hazırlıyorlar,dedim size bir soru sorayım,13 büyük koşu kazanmış,kazandığı günden yarışlardan çekilene kadar hiçbir büyük koşuda geçilmeyen atın adı ne dedim bilen çıkmadı.Dedim yaptığınız işin tarihçesini bilin,atın adı KARAYEL.Ne ilğisi var diyeni duyuyorum.KARNİYOL arısıda böyle.Bende Efraim hocamı eleştirdiğim yönü var,yazayım aklıma gelmişken,bir körükcü lazım,birde kameraman.Biz videoları daha iyi izliyelim.Herkese bol ballı sezon dileğiyle,saglıcakla kalın.

Arı Bakanı:
Vecdi abi senin dediklerine aynen katılıyorum, bir işten anlamayanların o işler üzerinde otorite gibi davranması çok komik oluyor.
Ben de at yarışlarından anlamam ama at karışı oynayıp, yarışları izleyip, oturdukları sandalyeleri at gibi sürdüklerini çok gördüm.

Konu arıcılık.
Arıcılıkta ne lazım, arı lazım, az arıyla arıcılık olsaydı, her arıcı, ana arı kutusu doldurup gezğincilik yapardı. Demekki güçlü kolonilere ihtiyaç var.

Şubat ayındayız, Efraim hocanın arılarının büyük bölümü 10 çıta civarında, 350 kovan arının belki 40-50 tanesi zayıftır.
Bu mevsimde kolonilerde yavru faliyeti başlamış, bazı kovanlarda 3 çıta kapalı yavru gözükmekte. Çok merak ediyorum. Şimdi ben bu arıyı istemem çok güçlü, yok bu mevsimde üç çıta yavru olurmu? Demekki bazı arılarla oluyor. Bazı arıcılarda arılarını geliştirebilmek için neler yapıyor, neler. Güçlü arı istemeyen varmı aranızda.

Biz yıllarca haziran ayında kestane balında 15 çıta arılar oluşturamıyorduk. Yani kestane balına hazır arı sokamıyorduk. Şimdi böyle birderdim kalmadı. Efraim hocanın bu arıları 1 ay sonra 20 çıta olacak, hani arıcılıkta 80 bin nufuslu arılar için verilen reçeteler vardı, bu kovandaki açıkları bir tarafa, oradaki kapalıları bu tarafa bunları niye yaptınız. O kadar uğraşmadan bu arılar sizin yapmak istediğinizi, katını zamanında verirseniz yapıyor zaten.

Yıllarca arıcılar uyutuldu.
Biraz aklı, fikri olanlar bunu anlamaya başladılar.
Fikirsiz olanlar, başkalarının fikriyle başkalarına fikir ekiyor. Ben arı bilimcilerimizin çağın gerisinde kaldıklarını iddia ediyorum ve onların fikirlerini kabul edip, yalakalık ta yapmıyorum.
Dünya arıcılığında damızlık arılar için ne çalışmalar var, bizim bilimcilerimiz, hala arınıza sahip çıkın, elin piçi olacağına kendi piçiniz olsun diyebiliyor. Bu nasıl bir bilim anlayışı. Bir başka bilimci 50 yıl sonrası çok iyi şeyler olacağını görüyorum ve daha önce şimdiki yerimizi hayal bile edemiyorum demişti. Demek ki arıcılıktaki şu anki yerimizi beğenmiyor, yarım asır gibi az zaman koyuyor >:(, peki niye 50 yıl bekleyelim.

Ben arıcı olarak yapmış olduğum arıcılığı bu güne kadar hep paylaştım, bunların içinda hatalarımda vardır, yani bardağın hep dolu tarafını göstermeye çalışmadık... Ben böyle yapıyorum, aman sizde bunu yapın demedim. Bize karşı çıkanlar bile yaptıklarımızı çaktırmadan yapmaya çalıştırklarını görüyoruz.

Millete akıl verenler kovanlarının başına gidip maskesiz bir açsınlar, arıları kaç çıtalıkmış arılarını bir göstersinler.
Efraim abi yaptığı arıcılığı paylaşıyor ve eskiden pek tanınmıyordu, karniol kullandığı öğrenilmeye başladı, şimşekleri üzerine çekti gibime geliyor :)

Efraim Korkut:
                                                             İKİ  GELİN  HİKAYESİ       
            Arkadaşlar çok eskiden Zengin bir adam oğlunu belki adam olur diye evlendirmeye karar vermiş. Araya araya  çok yorulmuş ama iki tane gelin birden bulmuş. Gelinler çok güzel ve marifetli. on parmağında on marifet üstelik tahsilli ve görgülülermiş. Oh be yaşadık demiş.Oğlumu zengin eder bunlar diye düşünmüş. Oğluna 40 gün 40 gece düğün yapmış.İki gelini birden oğluna getirmiş.
            Oğlan ise rahatına düşkün biriymiş. Biraz değil çok şımarık ve umursamaz bir şey. Gelinlerin değerini bilen değil üstelik geldikleri yerden dolayı onları küçümseyen biriymiş. Gelinleri Dağ başında bir şatoya kapatmış .Ben ara sıra gelirim demiş .Gidiş o gidiş.Gelinler yemek yapacak evde malzeme yok.Hiç değilse çay çorba yapacak ama evde yağ yok, şeker yok.Zavallı şanssız gelinler Şatodan dışarı çıkıyorlar biraz ot kök toplayıp onunla öğün savıyorlarmış.Hatta bakımsızlıktan iyice bitlenmişler.
             Oğlan kendi geziyor,yiyor içiyor ama eve bir şey getirmiyor.Bir de eve gelince hani ne yemek yaptınız deyip tekmelemez  mi?.Gelinler sadece ellerindeki iğneyi oğlana batırıp git bize Yiyecek getir, sabun  getir diyebiliyormuş..Oğlan iğnelerden iyice bıkmış .Ama gelinlerin istediklerini alacak yerde kalın giysiler  ve eldivenler giyip eve öyle gelmeye başlamış.Çünkü iğnelerden her tarafı delik deşik oluyormuş.Onlar yiyecek istedikce onlara:Bahar gelince çıkın. Dışarısı çok güzel olacak. Bu dağlar gibisi hiçbir yerde yok dermiş.
               Kış yaklaşınca Gelinlerden birinin canına tak demiş evden kaçmış.izini kaybettirmiş.Diğer gelin umudunu kaybetmemiş Mutfakta az bir yiyecek var biraz daha sabredelim demiş .
               Kış gelmiş çatmış.  Gelin manto ister alan yok.Geceler soğuk yorgan ister bulan yok.Hem açlık hem soğuk. Kaçmayan gelin de soğuk bir kış günü soğuktan mutfağa gidememiş ve oğlana beddua ede ede ölmüş. Oğlan bahar gelince şöyle bir dolanayım demiş bakmış ki evden hiç ses gelmiyor. kapıyı açınca bir de ne görsün. Güzel gelin yerde uzanmış sizlere ömür. Diğerinin ise yerinde yeller esiyor. Çok üzülmüş üzülmesine ama ne fayda.Üstelik gördüğü her kese gelinlerim gitti gelinlerim gitti ,kaçaçak ne vardı. Şunun şurasında bahara ne kaldı der dururmuş….                                                             Yazan :Efraim Korkut


               Sevgili arkadaşlar O zenginin Oğlu bizleriz.Gelinler de Arılarımız.Dağın başına koyduğumuz güzel gelinleri beslemez isek bizi iğneleriyle uyarırlar.İlaçlamaz isek hastalanırlar.Üzerlerini örtmez isek üşürler.Kovanı terkeden bundan terkeder.Hemen yanı başlarında balları olmaz ise kışın ilk soğuklarda ölürler.Bizde herkese şu kadar arım öldü şu kadar kovanım söndü Kimisi de kovanı terketti .Ne ölüsü var ne dirisi diye anlatmaya, dert yanmaya devam ederiz.

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

Tam sürüme git