Gönderen Konu: Sizden gelen arıcılık anıları...  (Okunma sayısı 879 defa)

Arı Bakanı

  • Yönetici
  • Özel Üye
  • *****
  • İleti: 1.181
    • Ali Türk
Sizden gelen arıcılık anıları...
« : 14 Nisan 2016, 08:20:54 »
Ali kardeşim merhaba,

Ben emekliyim yaşım 65, Antalyada  26 senedir 1,5 dönüm narenciye bahçesi içinde yaşıyorum.Bu güne kadar arı ile ilgilenmeyi hiç düşünmedim.Demek zamanı şimdi gelmiş.

Geçen hafta kursu bitirdim.Belgemi aldım.Kurstan çok faydalandım.

1 Martta bu işe beni bulaştıran arkadaşımdan 1 kovan 4 çıtalı arı aldım.Cinsini o da bilmiyor.On senedir yarı sabit yarı gezginci arıcılık yapıyor.
İlk gün 6-7 arı ayağımdan soktu. Onbeş yirmi dakika sonra biraz halsizleştim hemen yattım.Hanım epey korktu.Bir saat sonra çok zor kendime geldim fakat yorgunluğa ve kendimi aşırı yormaktan olduğunu düşündüm.

Bir hafta kadar sonra kovanın yanından geçerken boğazımın sol tarafından bir başka arı soktu. Önemsemedim çünkü ilk fenalaştığımda arıdan olduğunu anlayamadım.Malzeme almak için sanayie giderken yolda gözlerim karardı hemen kenara çekip uygun yere park edebildim.Koltuğu biraz yatırdım.Buraya kadar hatırlıyorum.Kendime geldiğimde çok halsizdim.Sanıyorum 2-2,5 saat kadar baygın kalmışım. Güç bela eve geri dönebildim ve hanımın yardımıyla arabadan inip yattım.Birkaç saat sonra çok zor kendime geldim.

Arı aldığım arkadaş arılarını böldü benim bahçeye getirdi.Memeleri kontrol ederken bende merakla onu seyrediyordum.Maskenin fermuarı açık kalmış fark etmedim. On beş yirmi arı içeri girip birçok yerimden soktu.Çok kısa sürede fenalaştım.Ambulansla acile kaldırdılar. Sürekli inliyordum. Anlayacağınız bu defa ölümden döndüm.Doktor arıları bırakmam gerektiğini söyledi.

Bir martta aldığım sekiz çıta arı onaltı çıta oldu ve şu an çok sıkışık.Dün bölmeyi denedim ama arı o kadar hırçın ki kovanı geri zor kapattım.Bu arada 30 metre mesafedeki komşumu ve eşini de bahçedeyken birkaç yerinden sokmuşlar.Beni de o kadar korunmama rağmen bileklerimden üç dört kere soktu.

Sanıyorum çok fazla melezleştiği için yani f4 - f5 belkide daha fazla (Çünkü aldığım arkadaş ırk hakkında hiç bir şey söyleyemiyor)
arı bu sebepten hırçın olurmuş.

Üstadım size durumu vaktinizi fazla almadan kısaca özetlemeye çalıştım.

Arıları beni bu hallere getirmelerine rağmen çok sevdim ve arıcılık yapmaya devam edeceğim.Şimdilerde pantolonun üstüne muşamba yağmurluk pantolon, montun üstüne maske eldivenler giymeme rağmen yine de eldivenin üzerinden birkaç defa sokuyorlar hemen amonyak sürüyorum ama baş bölgesinden olmayınca bayılma olmuyor.Sadece şişiyor ve sonrada kaşınıyor.

Şimdi sizden ricam şu;

Bana "Sen arıcılık yapma kardeşim hayatın ve sağlığın daha önemli"  tavsiyesinin dışında bana verebileceğiniz tavsiyelerinizden faydalanmak istiyorum.

Sağlık ve sevgi ile kalınız.

Not :

Ali kardeşim.Yazdıklarınızın hepsini diyebilirim okudum.Sizi ve ekip arkadaşlarınızı yürekten kutluyorum.Bu kadar azim bu kadar çabayı takdir etmemek mümkün değil.Tek kelime ile harikasınız kardeşim.Allah yolunuzu açık etsin.


Bu yaşta bu azim,maşallah diyorum.
Allah sizinde yolunuzu açık etsin.
Arıcılık, arıyı yönetme sanatıdır... Siz arıyı yönetemez iseniz, arılar sizi yönetir...

Ali Türk

Sevim

  • Acemi Üye
  • *
  • İleti: 1
Ynt: Sizden gelen arıcılık anıları...
« Yanıtla #1 : 15 Nisan 2016, 11:50:57 »
Sayın Arı Bakanı,
Ben de hasbelkader arıcı oldum. Annemin kızlığında dedemin baktığı arıları varmış. Bir gün bahçemize bir oğul geldi, annem de gitti yakaladı ben ona yardım ettim işte o zaman arıcılık kanıma girdi. Birkaç kovanı söndürdüm çok oğul kaçırdım ama vazgeçmedim. Bu arada 2 defa ben de acile kaldırıldım, elbisem yoktu aynı sizinki gibi melez sanırım huysuz arılarım vardı hala da var şükür. Ben kursa gitmedim ama birkaç arıcıdan yardım aldım. Tam artık bu işi yapamıyacağım dediğimde  köylümüz bir arıcıyı çağırdık bakması için bu sefer elbise almıştım yine ona yardım ettim ve tekrar kendime guvenim geldi. Öncelikle korumanızın tam olmasına dikkat edin. Benim arıcı elbisem tulum şeklinde ve çizme giyiyorum ve arıcı eldiveni kullanıyorum girecek hiç bir yer yok. Eğer korumanız tamsa kendinize güveniyor ve arıya dikkatinizi verebiliyorsunuz onun canını yakmadan sakince çalışabiliyorsunuz. Dumanın ne kadar önemli olduğunu anladım, derler ki arı dumanı yeyince koşup bal yemeye başlıyor, bal yeyince karnı şişiyor ve sokamıyor. Bir de huysuz arı aslında aç arıdır yani yeterince yiyeceği yok, bu durumda gerekli önlemi almak da arıcıya düşüyor . Bu kadar cahil (tecrubesiz diyemeyeceğim 10 yıldır arılarla uğraşıyorum ama arı konusu bir derya)bir arıcının tavsiyeleri umarım biraz yardımcı olur.Ne de olsa damdan düşenin halinden damdan düşer bilir:))
Saygılarımla,
Sevim