İNŞALLAH GENE BİRİ HESAPSIZ KASAP DEMEZ

Ekleyen, admin on 17 Ocak 2009 – 00:20 -

Kısmete bakın, anaarı kutularını malzeme yokluğundan askıya almıştım. Bugün İstanbul’un bazı yerlerine gitmem gerekti.Gitiğim yerlerden biride malzemeci civarındaydı.İşleri bitirdim cuma saatinde Sultanbeyliye geldim.Hava sıcaklığı 17 dereceyi vurdugu oldu.

Burası şu ana kkadar gördüğüm en büyük ağaç hurdacısı,2.5 dönüm olmasına rağmen yer yetmiyormuş.İçerde çok degişik malzemeler var.
Az arısı olanlar için yerden kesecek hazır sehpa.
Bunlardan o kadar çok varki kimsenin işine yaramıyordemekki .Her gittiğimde sayıları artıyor.
İlk defa gündüz gözüyle içersini dolaşıp resimledim.Malzemeci bu sıralar çok gelenler olmaya başladılar dedi.Dedim birde gelemeyenleri görsüp duysaydın::))
Tek kovan koymalıklar bana göre.
Degişik ebatlarda bir çok ağag sökülüp müşteri bekliyor.
en az 4 cm. kalınlıta su kontrası.
Malzemeciyle bayağı bir sohbet ettik.Artık 28 cm.genişliğindeki tahtaları ayr koyacam ötekilerle karıştırmayacam ve arıcılara verecem dedi. Adamlar çatı döşemesine bile geniş tahta çakıyorlarmış.Normalde onların işini dar tahtalar görüyor.
Hacı abiyi aramıştım iki gün önce dediki benim yapacağım iş yokmu kutuları filan boyasam diyor.Dedim işleri bitirelim yarım yamalak olmasın.23 tahta ve 20 adette konrapilak aldım taksiye yükledim.Heralde tüm kutuları kapaklarıyala birlikte birirebilirim.İnşallah yanlış hesap yapmamışımdır,yoksa doktor hesapsız kasap demek için bekliyor.
Malzemeleri Cemil ustanın dükkana indirdim.Madem hacı çalışacak buyursun gelsin.
Şaka bir yana bahar hızla yaklaşıyor.Öğlen üzeri Gebze’de olmadığımdan dolayı kütügün içinde neler oldu bakamadım.Havada şu an soguyup yağmaya başladı.Artık günlerde uzamaya başladı,akşamları iki saat marangozda çalışmalarada başlıyorum.Yoksa dağılacam, bana gülmek için bekleyenler çok.

Arıcılık Bilgi Merkezi | 4 Yorum »

KÜTÜKTE UFAK BİR SORUN GİDERİLDİ

Ekleyen, admin on 15 Ocak 2009 – 16:15 -

Bir aşagıdaki haber den bir gece sonrası, balkondaki kütügü bir göz atayım dedim.Bir baktım işler karışmış.Vermiş olduğum şurup arılar alamadan dışarıya taşmış.Bu esnada şuruba bulaşıp yere düşenler gece sogukta ölmüşler.Kütüğün önüne hemen mutfaktan peçete havlu getirdim azda olsa izole ettim.Hiç olazsa girip çıkanlar şuruba bulaşmasın diye.Sabah sabah başka ne yapılabilirki,zaten şurupta bitmişti.Öğlen yemekte direk balkona daldım.

Kovanın önü bu halde,dedim üstünden konan alsın diye böyle bırakıldı.

Tekrar şurupluk fullenip verilmişti,bu gün 15/1/09 da öğlen baktığımda durum bu.Çekilen şurup miktarı hiç hoşuma girmedi.Ben fazla yükleme yapma istiyorum, zaten sorunda fazla yükleme istememden kaynaklandı.24 saatte alınan şurup miktarı böyleydi.
Şurupluga çok önceden bir mudahale etmiştim.O zaman da aynı durum olmuştu artık tek delikle yemliyordum ve arılar alırkende sorun çıkmıyordu.Yukadraki gibi olursa şurubun akışına arılar yetişemiyor.
Delmiş olduğum deliğin iki tanesini vida gibi çevirip pasif hale getirmiştim.Havalar sıcakken akan şurubuda arılar rahatlıkla tüketiyorlardı.Aynı yöntemle kaç sefer şurup vermeme rağmen bu sefer neden aktı bu şurup.Sorun hava gece soguyunca arı şurubu terk edip salkıma geldi ve akan şurupta musluktan dışarıya gitti.Bende son tur şurupta sadece şuruplugu kendi haline bıraktım bu seferde alınan şurup çok az.Bu gün tekrar açtım ve Halil İbrahim sofrası kurdum içeriye.Durum gayet güzel, sofrayı gören geliyordu.
İnvert şurubumuz,çıtaları daldırıp bulaşıklı yeri üste getiriyorumki,sazanlar hemen işe başlasınlar diye.
Sofra kurulu hala uyanan bir kaç tane.
Evet sofrayı duyanlar çogalmaya başladılar.
Hala ışığı gören geliyordu, ben kapagı ve ışığıda kapattım şimdi ne yapıyorlar dersiniz.?::)))
Dün şurubun akma konusunu bir abimizle konuşmuştum, bana dediki civarda arı varmı .Bende dedimki 500 metre civarımda 8-10 kovan var demiştim.Onlar o akan şurubu bir bulursalar kütügü yağmalarlar diye uyarınca bu öğlenleyin şuruplu tenekeyide aldım.Ayrıca kütügün ortasındaki delikleride kapattımki daha sıcak bir ortamda çalışsınlar diye.Hava sıcaklıgı birden 14 dereceye fırladı,hayırlısı olsun bakalım.Bir kaç gün böyle olacakmış.Bizde bu fırsattan istifade yüklemeyi hızlandıralım dedik.Birde sağlıklı düşündüm yakındaki kovanlar kuş uçumu 300 mt bile yok.


Arıcılık Bilgi Merkezi | Yorum Yok »

13 OCAK 2009 BALKON KÜTÜK GÖRÜNTÜLERİ::)))

Ekleyen, admin on 13 Ocak 2009 – 16:42 -

Kütügü açtım manzara bu,invert şurup bitmiş.Ayrıca gene boş kaldıkça petek çalışması yapılmış.
İnver şurup,hala gizemini koruyor.Şu bir gerçek ki yurt dışında kullanıldıgına göre normal şuruptan daha kullanışlı oldugu kanısındayım.Normal şurup aynı bizim beton yapmamız gibiydi.Çimento,kum,su,bir sürü işçi ve ayrıca edevat.Bu ayrıca bir sürü iş gücü demek.İnvert edilmiş şekerse hazır beton.Ayrıca bozulma ve ekşime derdide yok.İçerde kalıp hazır verileni alıp koysunlar yorulmadan.Bazıları derki şimdi,doğadan gelen nektar invertmi diye.Evet doğadan gelen inver olmadığı için zaten arıyı 40 günde öldürmekte.Bizim burada anlatmak istedigimiz kış arılarına inver ederek onları yormadan uzun ömürlü olarak kışa sokmaktır.Bir başka örnek ise insanlarda normalde her şey yiyebilirler.Ya hastalanıp iyileşme aşamasında veya ameliyattan çıktıktan sonra niye sıvı gıdalarlar başlarlarki, bırakın ızgara veya döner yesin.Bu arada doktorumun alanına girdim ama olsun, kendiside benim alanıma girdi bu aralar, dün açıklama yapmış sitenin birine ben artık arıcı oldum diye::))
Yelle bakalım yandın sanki kış günü.
Ölen arıların görüntüleri, kovandan uzaklaşıldıkça ölülerin oranı azalır kış aylarında.
Asıl ölenlerin yogunlugu çıkışın alt tarafında.Hatta söktügü yavrulardan biride orada durmakta.
Fullenmiş bir yemlik.Gene yemligi 1 cm geriye bıraktım,bu kovan bu sene petek örmeye doyamadı.
buraya boş yemlikli resim gelecekti karışmış.
13/01/2009 dan kütükten resimler.
Havalar ısınınca salkım filan kalmıyor.


Karakovanı,izlemeye ve gözlemlemeye devam ediyoruz.


Arıcılık Bilgi Merkezi | 6 Yorum »

ARICILIKTA DOĞRULAR VE YANLIŞLARIMIZ

Ekleyen, admin on 10 Ocak 2009 – 00:25 -

Arıcılık devamlı bir periyot içerisinde yapılan işlerde denebilir. Yaptığımız işlemler doğruda olsa, yanlışta olsa yıllar boyu devam eder durur. Şimdilerde geldiğimiz nokta ise gelenekçilikle bilimsel arasında sıkışıp kaldık.

Arıcılığı gereği gibi bilmediğimizden kendimize öyle işler çıkardık ki sormayın. Yabancı ülkelerdeki arıcılara bakıyoruz, son bahar gelmeden kovandaki işçi arı nüfusunu doruğa çıkarıp, kovanın ihtiyacı olan yiyeceği stokla tıp artık baharı beklemekten başka işleri kalmıyor. Ayrıca bu stokun nisan ayına kadar yeterli olduğu ve bahar beslemesi de yapmıyorlar. Tüm işlemler bir önceki sezonda bitirilmiş, yapmanız gereken bir işte kalmamış oluyor.

Bizdeki gelenek arıcılığında hiç iş bitmiyor. Bu işlerinde bilimsel bir kaynağı da yok. Zamansız kek ve şurup lamalar arıların dengesini bozup hastalıklara da çanak tutmaktadır. Arı salkıma girecek, çıtaların üstüne verilen kekler sayesinde salkım bozulmaktadır. Zaten kek son bahar ve kışın verilecek bir besin değildir, hatada burada başlıyor. Kekin alınması ve sindirilmesi çok zor, arılar alırken de sindirirken de kendi ömürlerini bitirmekteler. Bu arılar kış arısıdır ve yedekleri de yoktur, sizi bahara taşıyacak arılara yazık edilmekte. Bu arıların kesinlikle yorulmaması gerekmekte. Daha bunların bilincine şimdilik ülke olarak varamadık.

Bir başka gözlemim ise arılarına çok iyi bakım yapmalarına rağmen bir türlü gelişemeyen kovanlar. Burada arıcının hatası bilinçsiz teşvik yapmasıdır. Genelde arıcılığa yeni başlayanlarda bu durum görülüyor. Asıl buradaki sorun şudur, kovandan bal hasadı yaparken korkuluyor aman arım balsız kalmasın diye. Bu durum kovandaki bir çok çıtanın balla dolu bırakılmasından kaynaklanır. Yani çıtalar bal veya polenle bloke olmuş. Anaarıyı da ballı ve polenli çıtalar arsasında bloke ediliyor. Siz bu arıya ister teşvik şurubu verin, ister teşvik için kek verin hiçbir şey fark etmeyecektir. Anaarı yumurta atması için boş petek bulamamakta. Yapmış olduğunuz teşviklerde daha da sorunu büyütecek blokeyi artıracaktır.

En büyük eksiğimiz ise başı boş arıcılık yapmamızdır. Birileri çok iyi arı kovanlarına baktığını düşünürken kovanlarını geliştirememekte, bir başkası da her şeyi oluruna bırakmış geleneklere göre arıcılık yapmaktadır.Yani saldım çayıra mevlam kayıra metodu. Başı boş arıcılıkta belli bir sistem ve şablon yoktur. Arıcı ne duyduysa ne gördüyse uygulamaya kalkar, sonrada başarı bekler suçlular arar. Gelenek arıcılığında en büyük örnekler yılların arıcısı gösterilir, bu arıcılar bilgi deryası olarak görülürler ve bir dedikleri çok yanlışta olsa iki edilmez.

Arıcılığı bilinçli yapan ülkelerde kontrol tamamen arıcıdadır,bizdeki gibi başı boşluk yok.Arıcılığın her aşamasında arıcı durumlara hakim olursa istenilen sonuçları almak çok kolay oluyor.Bir düşünelim şimdi. Almanya da son bahara kadar arılar güçlendirildi,güçlü olmayanlarda birleştirildi.Mevcut sorunu yok.Yiyecek konusu da arıcının kontrolünde tamamlandı,artık şubat ayına kadar yiyecek vermeye de gerek yok.Yazın yapmışlardı en son salkımdaki arıya birde oksalik uygulandı varroa işide bitti.Şimdi arıcı ne yapıyor kirazların çiçek açacağı zamana kadar kovanlarında iş kalmadı, ayrıca içerdeki bal genellikle nisan ayına kadar yetiyor.Ne kışın kek nede şurup verildi.Birde işin garibi bahar beslemesi diye de bir gelenekleri yok.Şimdi bu kovan hasta olur mu veya verimden düşer mi.Tüm çıtaları bloke edip,birde havalandırmaları açıyorlar arı mecbur üşüyüp salkıma girmek zorunda.Salkımdaki arıda baharı beklerken en az mevcut kaybıyla bahara çıkıyorlar.

Bizdeki arıcılığa dönersek, arıcı kovanlarına genelde mevsimin hiç bir dönemimde hâkim değil. Zaten hâkim olaydık böyle zayıf arılarla arıcılık yapmazdık. Aslında zayıf arılara hâkimiyeti bırakın mahkûm ediyoruz kendimizi. Baharda besle yaz boyu gelişsin diye bakım yap, birde bahara kadar teşvikle oh be. Avrupalı uğraşmadan kovan başı 50 kilo civarı bal alırken biz başımızı kaldırmıyoruz durumlarımız ortada. Şu an öyle bir yere geldik ki sormayın. Bir yerde geleneksel arıcılığımız bir yerde batı arıcılığı ve ikisi arasında bocalayan üçüncü bir arıcı gurup. Ne yârden ne serden geçebiliyoruz anlayacağınız. Sorun hep aynı kışa zayıf gir, bahara zayıf çık, tekrar kışa kadar tırmala dur, dön babam dön. Bunları bir halledebilirsek çok kısa sürede çok uzun yollar alacağız.

Arılarımız kışa güçlü girseler bile, rahat duramayıp olmadık işler yapıp arıların ayarını ve mevcudunu bozuyoruz.Nasıl mı?, güçlü veya zayıf arıya zamansız verdiğimiz kek arıyı kış günü suya sevk edecektir.Suya giden arılarda bir daha geri gelemezler. Aslında arılarımızın balını tamamlayıp, onları kendi haline bıraksak, bahara daha güçlü çıkacaklardır. Kendi haline bırakılan arılarımız doğal hayattaki gibi havalar soğuduğunda salkıma girip su ihtiyacı ve dolayısıyla nüfus kaybı olmayacaktır. Bir konu üstünde ne kadar düşünülürse o kadar değişik fikirler oluşuyor.

Şimdilerde kışın arı kovanlarına kek verin diyenler, yazıp çizseler bir bilsek doğruları nelerdir.
Dünya kadar araştırma yaptım, hiçbir kaynakta 11.ayda kek verin diyen bir üniversite yazılımı yok Türkiye’de. Tüm beslemeler yâda teşvikler 10.ayda sonlandırılmış ve en erken besleme ve teşviklere şubatta başlanılmış, Ayrıca bu uygulamaların yapıldığı yerler ülkemizin en sıcak bölgeleri, kış olmayan yerler bile desek olur. Yurt dışında da buna yakın tarihlerde aynı işlemler yapılıyor. Bu işlere karşı çıkanların dayanakları nelerdir. Şimdi ben balkondaki kara kovanı zamansız besledim ve durum ortada, hava soğudu yavru vardı hemen hayvan sökmeye başladı. Bu kara kovan tüm tehlikelere açıktır. Zaten yavru olan kovanda hiçbir zaman kış ayına uyarlı bir durum olmaz. Kovanda yavru olunca ısı yüksek, yavrulara su lazım. Hava soğumuş bir türlü salkıma giremiyor. Nedeni hayvanları kendi haline bırakmıyorum ki. Bu sene bu yazılar işe yaramayacak ama önümüzdeki senelere lazım olacaktır. İnşallah bundan sonra arı kovanlarının mahkumu değil hakimi olanlardan oluruz.


Arıcılık Bilgi Merkezi | 18 Yorum »
Forum