AYVA ÇİÇEK AÇTI YAZMI GELECEK ?

Ekleyen, admin on 14 Nisan 2009 – 23:14 -

Bu karniyolun resimleri 8 nisan 2009 da çekilmişti. Şu an pazar günü itibariyle bu çıtanın örtülmesi bitirilmişti. Anaarıda erkek yumurtalarını basmış. Bu erkekler 40 gün sonrası saf karniyol erkegi olacaklar, bu aradada eşleşme olgunlugunu kastediyorum 40 gün derken. Bu sene bol bol erkek boyayacagım. Saf lazımya, bazıları dalga geçsin bakalım. Kendileri bahsettikleri anaçları ne kadar safsa artık. Kendileride aslında dediklerine inanmıyorlarda, tükürdügünü yalamamak var işin ucunda. Arı ıslahı yapıp yıllarca bunun üstünde çalışanlar işi bilmiyorda, önüne gelen arıyı efsane yapıp işin içinden çıkmaya çalışılıyor. İnşallah kör düğüm olmadan içinden çıkarlar.
Pazar günü İsmail Taşer ve amcası geldiler. Daha önceden konuşmuştuk karniyol larvası istiyordu. İnşallah tutmuştur getirdigi arı çok azdı. Tutmazsa bir daha gelir benim için hava hoş. Hem arıların saldırganlığından çekiniyor hemde arada kafkas larvasıda istedi. Gözünün önünde bir karniyol melezini paketledik, arı bırak saldırmayı çıtayı terk etmiyor genede başka ırklar peşinde.Paketledigimiz kovan açık çıtalarını yolda kaymasın diye çiviyle çakıyoruz bir arı kalkıpta sen ne yapıyorsun dese bari.

İsmail işi öğrenmek için devamlı karşımızda durdu ne öğrenecekse artık. İsmail’in amcası ise dediki ben çok eski arıcıyım ve arıcılar bildiklerini kimseye söylemezler, söylemedikleri gibi birde arılıklarına giremezsin, çünkü arıcı onu arılıga sokmaz. Bir çok şeyi yeni gördüm sende. Oktay’da misafirlerim arasındaydı, oda dediki hatası olursada aman ben bu hatayı yaptım siz yapmayın diyede yazar dedi::))
Fakat işin doğrusunu söylemek gerekirse hala bilgiler saklanmaya devam ediliyor. Hadi bilmeyenler haber diye resimleri paylaşıyorlar. Ya ben bu işi bilirim diyenlerin sitelerinin sonuna doğru bir gidin işinize yarayacak bir bilgiye raslayacakmısınız. 5 haberde bir bilgi ver 10 haberde arıcının işine yarayacak bilgi ver yok. Ben magazinlerin içine bile arıcıların işine yarayacak bir şeyler eklemeye çalışıyorum. Siteler ortada herkes filimi geriye doğru bir sarsın kim neyi paylaşmış bir bakın bakalım. Birde bilgi paylaşanlara saldırılar oluyor bunlarda yetmiyormuş gibi. Pazar günü yaklaşık tüm kovanlarıma bakımlar yaptık. Ne yaptıysam misafirlerimde gördüler, zaten en iyi egitimde görerek uygulamalı egitimdir. Ülkemizde bu eksik.
Bir ara tam işlere ara vermişim larva tarnsferi yapacagım diye, hacı abi demezmi yemek hazır diye. Hava soğumaya başladı arada yemegi yedik, hacı abimde benim yanıma oturmadı sen kontrolden çıktın benim yemeklerimide yersin diye. Güzel bir gün olmuştu, yemekten sonra larva tranferlerini yaptık ve misafirleri yolcu edip kalan işlere devam edildi, kendimde bu sene ilk defa larva tranferine başladım.

Yusuf Şimşak arılarım su alsın diye bir suluk yapmıştı. İçine düşen bir sürü arıda telef olmuştu. Bende kendisine dedimki bir suluk var, ondan yaparsan hiç arı boğulmaz. Nasıl dedi, bende dedimki nasılsa Yalova’da kereste bol gittiğimizde hemen yaparım. Tabiki zaman yetmedi. Birde resimdeki ıhlamur keresteleri pek işlerine yaramıyormuş. Alabilirmiyim dedim ne kadar alırsan al dedi Yusuf ama arabada yer yoktu. Biz kereste diye kaç takla atıyoruz adamın begenmediği ağaca bakın.Genede 15-20 parça aralara sıkıştırmışım. Şehir içinde arılarınız varsa suyunu siz vermelisiniz. Yada bazı susuz yerler oluyor. Yalovadan gelen kereste parçalarından arılarım için iki adet suluk yaptım.

Tabana iki parçayı birleştirdim. Taban genişliği 18 cm oldu, ne yapayım kereste bu kadar. Yükseklikte 7 filan heralde. Uzunlukta 88 olması lazım.

Yanlarınıda deniz tutkalıyla sıkmışım, daha açmadanda sık olmak kaydıyla vidaladım.

Hacıya kalırsak bu sistemde su durmaz akarmış, henüz sulugun son halini görmedi. Daha önce anlatmıştım kafasına yatmamıştı.

En sonunda bu akşam suluklar tamamlandı.Metro kovanların katlarını tamamladım birde son gelen janter memelerini kullanmaya hazır hale getirmişim. Resimde sulugu ve içindeki delikli su kontrasını görüyorsunuz. Kontralarda beleş, Tunç bölme tahtası yap diye Cemil ustaya getirmiş, ustada demişki bunlardan olmaz. Kenarda duruyorlardı ne güzelde yakıştılar suluga.

Suyu doldurdugumuzda dipteki kesilmiş kontralar yukarıya kalkacaklar. Arı rahatlıkla bu parçaya konup suyunu alıp gidecektir. Bu sistemde hiç arı boğulması olmaz. Bazı yerlerde meydan şerbetlemesindede bu sistem kullanılır. Tabiki civarınızda sizin arınızdan başka arı varsa yagmaya neden olabilirsiniz. Meydan şuruplaması her yönüyle sakat bir sistemdir.

Almanyadan gelen paketler yüzlüktü,

janter parçaları yüzüç çıktı. Almanlar üç degil bir fazla bile vermez ama yanında çalışan bir Türk’mü var bilemiyorum.::))Janter ekipmanlarım kullanılmaya hazırlar. Zaten pazar günüde elimde hazır olanları kullanmaya başlamıştım.

Bu parçaları en iyi zımbayla tutturuyorsunuz. Daha öncekileri cam çivisiyle çakmıştım memeleri çıtadan alırken dipten çıkmıştı. Şimdi artık o sorun kalmadı.

İki gündür arazi çalışmalarındayım. Bir yerde mola vermiştik beyaz çiçekli bu ne diye yanına gittiğimde ne göreyim ayva.
Hemde çiçek açmış::))
Yaz geldi be.


Arıcılık Bilgi Merkezi | 7 Yorum »

11 NİSAN CUMARTESİ YALOVA KURTKÖY

Ekleyen, admin on 12 Nisan 2009 – 23:15 -

11 Nisan 2009, cumartesi günü. İstanbuldan gelecek arıcılarla Gebze’de buluşup Yalova Kurt köye gidilecek. Ufak bir açıklama yapayım gelecek olanların alayı laz oldugundan Gebze’de yaklaşık bir saat bekleyenlerle gelenler birbirleriyle buluşamadı.::))

Sonrasında bir şekilde buluşup yola koyulduk. Yolda gittiğimiz arabanın kar tipi lastikleri yazlıkla degişecekmiş , İzmit üzerinden yalovaya gidildi. Yolumuz üzerinde Yusuf Şimşak ın mahalle ve okul arkadaşı bir okulun müdürü buradan geçerken ugramazsan kırılırım dedi. Gittik yaklaşık bir saatte oralarda oyalandık, çünkü beklediğimiz müdür konferan veriyordu. Bizde bürosunda akvaryuma baktık. Bu akvaryum merakıda ayrı bir şeymiş konuşulanlara kulak misafiri olunca. Gerçi bende bir ara yaptım ama benim balıklar sıradandı, lepistes ve kılıç japon gibi, bunlar bir kaç basamak üstü.

Hacıda merak sardı, fakat foto çekilirken birde kasılmasa daha magazin işlerine alışamadı ama gidişat iyi gözüküyor.
Okulun iki adette kangal köpegi vardı. Yusuf biraz rahatsız olan kangal köpegini pisikolojik tedaviye çalışıyor.

Okulun bahçesinde birde sera vardı, okul müdürü arkadaş şimdide serayı gezdiriyor, burada sadece 8 çeşit domatez varmış gerisini düşünün. Fide tabakları bir filizlensin bakalım daha neler var neler. Sonrasında tekrar yola devam ediyoruz.

Nihayet Yalova Kurtköydeyiz ve burası ev sahibi Yusuf’un arılıgı. Hafta içi bir yemlik muhabbeti vardı, sen ne kadar anlatırsan anlat, görsel gibi olmuyor.

Arılık harika bir yerde, her tarafından sular akıyor. Yanında büyükbir bağ evi diyeyim bir çok gecekondudan büyük. Yani arılığın içinde birde büyük bir ev vardı. arılıkta fazla takılmadık. Yusuf’un evin yanındaki atölyeye geçtik.

Atölyede bir polen tuzaklı kovan. Ben bunu defalarca haber yapmama rağmen hala kovan yapacakların sorularına muhatap oluyorum. Hiçte polen tuzaklı kovanım olmadıgı halde. Polen tuzaklı kovan yapanlar öyle bir resim çekiyorlarki kimseler anlayıp yapamasın der gibi sanki. Resimde iki giriş var. Alttan giren arı mutlaka polenini bırakıp kovana öyle girecek. Üstten girenler ise polenleri petek gözlerine götürecekler.

Bazı kovanlarda bu parça tuzagın altına girer. Burada yapılması gereken bu çıkan parçayı ters cevirme gerekiyor. İsterseniz tamamen polen toplamaya dönüşüyor isterseniz polen girişini kapatabilirsiniz. Bu çına parça istediğiniz şekilde kullanmanıza yarıyor yada o parçayı alıp iki iş birdede olabiliyor.

Bu şekildeki resimde dışardan gelen tüm arılar polen bırakmak zorunda.

Biz atölyede görmediğimiz neler var diye araştırmalar yaparken Yusuf Şimşak ta kovanlarını inceliyor. Kovanlar çok güzerl olmuş.

Kenan Gişan’ın yaptıgı çerçeve delme aparatı. Dün Kenan’la tanışamadık onun misafirleri varmış bizimde vaktimiz yoktu. O bize gelemedi bizde ona gidemedik aramız 10 dakika dediler ama kısmet. Kurt köye yakın bir köydeydi kendisi.

Çin malı bir çivi makinası.2.5 cm. ile 4 cm. boyutunda çivi atabiliyor. İşleri acayip kolaylaştıran bir alet. Komprösörle çalışıyor fiyatı 150 lirayla 1000 lira arasıymış bu en ucuzu. Çıta çakmak için çok ideal bir alet.

Atölyedeki ıhlamur keresteleri. Bazıları biçilip ızgaraya alınmış bazıları daha tomruk.

Seneye bunlar kovan olur dedi Yusuf. Kovan yapılacak kereste çok iyi kuruması gerekiyor. Kim ne derse desin hiç bir işle kovan işi karıştırılmasın. Yazın güneşte kışın rutubette kalıyorlar. Onun için işlendiginde agaç ne kadar kuru olursa sonrasındaki olumsuzluklarda en az hasarla ömrüne devam eder.

Sonrasında kovanları arabaya yüklüyoruz.

Yükleme işleri bitti. Yemek yiyecegimiz mekana geçiyoruz. Burası bu gün bizim için ayrılmış, bir çok kişiyide geri çevirmişler arıbakanı gelecek bakan ve arkadaşlarına ayrıldı diye::)))

Yer gerçekten harikaydı. Yan tarafımızda bir dere var akıyor bazı yerlerinde şelaleler var. Şelale ve su sesi bir arada. Sol taraftaki sesi duyamazsınızda suya bakabilirsiniz.::))

Yemeklerimizi bekliyoruz aradada magazin işleri için resim lazım. Ben resim çekince milletin aklına resim geliyor. Onlar beni ben onları çekkiyorum.

Ne kadar resim çeksekte yemeklerin hazırlanma süreleri uzunmuş. Kalkıp civarı bir dolaşalım diyoruz.

Burada iki su var birisi resmin solundaki, biriside resmin sagındaki. Sol taraf yerden kaynıyor buralar Termal’e yakın yerler. Sağ taraftaki su ise dagdan gelen su.

İlk defa hacı kendi istegiyle beni burada bir resimle dedi. Bismillahirrahmanirahim dedim::))
Nedense hep naz ederdi, bir arada dediki burada yaşamaya gelenlerde insan bizde insanız. Neden dediğimde, daha böyle ilk defa geziyorum diyor.

Burası çok güzel bir dere ve yerden su çıkan mekan.

Birde birlikte poz verdik Seyithan abimle. Güzel bir anı oldu.

Bir ara yemekler olmuştur lafını duyup, hemen geri döndük neredeyse gün batacak biz açız::))
Bu arada doktorumu arıyorum, diyorumki bak balık yiyorum diye abi bu gün yememen lazım deyip iştahı kaçırdı. Açlıktan geberiyorum, bu gün doktor kontrölünden çıktım.

Kiremitte nefis alabalık, hemde kaşar ve mantarlı pişirilmiş.

Herkes acayip acıkmış kimseden tık çıkmıyordu. Ben kontrol dışı olunca bir porsiyon fazlalık balık vardı, kimse yemeyince dedim getirin ziyan olmasın diye onuda yedim.

Biraz fazla kaçırmışım gibiydi .

Artık veda zamanı geldi. Başta Yalovalı Yusuf ve arkadaşı Serfer’e teşekür ediyoruz. Bizi çok iyi ağırladılar. Allah hepsinden razı olsun.

Bu arada bizim yeni hacıya dedimki eve gidince hacı anneye nasıl hesap vereceksin ?.
Dediki bak çiçek götürüyorum, defne ağaçlarıda çiçeklenmişti. Beleş defne dalı kırıp çiçek diye eve götürdü. Bu gün dedim bir hadise yaşanmadı inşallah diye. Dediki keşke çiçegi getirmeseydim, hayırdır hacı abi, demişki hacı anne bunca yıl çiçek getirmedinde şimdi ne halt edipte bu çiçegi getirdin diye hesap sormuş.::))

Eski hacı Halil Şekerci abimde Yalova Kurt köyde. Dönüşte onada ugradık zaman yok desekte ille çay ikram edeyim dedi. Çay muhabbet derken oradanda ayrılıyoruz.

Ayrılmadan biraz benekli alabalık aldım. Bu alabalıklar ötekilerden daha lezzetliymiş, heralde yabanilerin ıslah edilmişiymiş.


Arıcılık Bilgi Merkezi | 5 Yorum »

SORUNLARIMIZ VE ÇÖZEMEDİKLERİMİZ

Ekleyen, admin on 10 Nisan 2009 – 23:10 -

Aa invert şuruplara bakın. Bu adamlar manyakmı ki böyle şurupları üretip halkın sağlığıyla oynuyorlar ki. Gerçi resime baktıgınızda her türlü ihtiyaçların görüldügünü göreceksiniz. Toz şeker var, pudra şekeride mevcut. Resim Almanyadan geldi. Almanyada arı yemine kullanılan şeker ve invert şuruplar gayet ucuz darısı bizim başımıza.

Malzemede ise Türkiye Almanyadan çok ucuz.

Arılara kurak zamanda verilen kekler, birde 2,5 kg lık paketlerde. Almanlar kekide gıdım gıdım vermiyor, kek verme zamanı geldiğinde 2,5 kg keki kovanlarına veriyorlar. Yani 2,5 kg kek bir porsiyonmuş. Kovanlarına en az 2 porsiyon kek veriyorlar.

Biz henüz hazır yemlere alışamadık, alışmakta zor. Nedeni ise fiyatların çok yüksek olmasından.

Kış ve ilkbaharda sorunlarımızdan biride rutubet. Nedense Bu güçteki kovanlarda rutubet olmuyor. Şimdi moda bu kadar güçlü kovanlarda neden rutubet olmuyoru araştırmak degilde, benim kovanım niye rutubet yaptıyı araştırmak oldu. Birileri soruyor birileri çözümler veriyor birileride acayip yalakalıklar yapıyor bu işlerde. İnsanlara çıkarlar neler yaptırıyor neler.

Nerde kalmıştık, rutubette dimi. Şimdi bazı şeylere taraf oldugunuzda gözleriniz tam göremez artık. Rutubetle alakalı son bahardan beri izliyoruz Mehmet Yüksel’in kovanlarını. Hiç sorun yaşlamadı, bazıları varki nedenide nedir anlamış degilim doğruyu bile artık onaylamaktan aciz. Almanya o kadar rutubetli bir memlekettirki onu bilenler bilir. O kadar rutubettede kovanalrında neden rutubet olmuyor, örnek karşımızda.

Almanyada kullanılan tüm kovanların girişleri bizim kovanların neredeyse üç dört katı hacimli. Hatta yazın bu hacimi dahada artırıyorlar. Bizim kullandıgımız kovanların aynısı altları ise komple elek telli ve açık. Bizdede minicik bir musluk girişi, aman üşümesin arımız diye onuda daraltırız. Tabiki hava sürkilasyonu olmayınca rutubet ve küf kaçınılmaz olacak. Bunlar bizim içimize oturmuş geleneklerimizdir. Çıkmasıda çok zor. Kovanlarımızın tamamını Almanyada ki gibi yapamayacagımıza göre bazı çareler üretmettede üstümüze yoktur.

Arıcılıkta en önemli ve kıymetli malzemelerden biriside örülmüş hazır petektir. Bunu koruyup kollamanın yoluda sizin elinizde. İlk yıl ne kadar nazik süzüm yapsanızda çıtamızdaki petekte kırılmalar oluyor. Çaresi ise resimdeki gibi çıtaya enine tel takmaktır. Çıtayı boylamasına telledigimizde ez az 42 cm uzunlukta tellerden direnç oluşturmaya çalışıyoruz. Bu kadar uzun tel ise mutlaka esniyor ve peteklerin bazı yerlerini bozuyor. Enine tel taktıgımızda telin boyu 22-23 cm olacak ve esnemeside ona göre az ve petektede kırılma bozulma olmayacaktır.

Gene Mehmetten yüksel’den bir resim. Yavhu bu resimde ne var diyebilirsiniz. Ben bu resimlerle tanışalı daha toplasak 3 yıl olmamıştır. Almanyadaki arıcı ise bu çıtayı ilkokuldan gelen çucuklara egitim vermek için kullanıyormuş. Aramızdaki fark bu işte.

Mustafa Kabaoğlu abimizin gönderdiği bir resim. Sultanbeylideki kekçinin çöpünden çekmiş. Bu ilaçları kullananların çogu antibiyotik kullanımının yasak oldugunu bilmiyor. zaten işin garip tarafıda burada, antibiyotik yasak fakat en ünlü malzemecilerimizde rafların ilk sırasındadır. Birliklerimizde bu işlere aracılık etmektedirler. Her birlik veterinerlik gibi ilaçları çok rahat kontrolsüz satabilmektedir. Birde haber adı altında varroa ilaç reklamları başladı. Bir ilaç firması bir ilacı üretip satacaksa bunun için reklam parasınıda gözden çıkarmalı. Bir kaç kişinin nemalanmasıyla diğer kişilere eşantiyon adı altında, başkalarını kullanıp satması ne kadar doğru bilemiyorum. İki şişe ilaca bir çok kişi satıldı, hatta pazarlandıklarının bile çogu farkına varamadı. Bu işte dik duranlar ise istenmeyen kişi ilan edildi. Sonuçta kim ne yapıyor kamu oyu kararını verecektir. Yabancılarla aramızdaki farklardan biriside bu sanırım. Yabancılar her işin geregini yaparken biz hep nasıl işi ucuzdan halledip köşeyi döneriz davası bitmedikçede aradaki farklarda kapanmayacaktır.

Kovanlarımızın rutubet sorununa dönecek olursa, geçenlerde Arif Uysal bir kolaylık yayınlamıştı. Daha önceleri kovanın girişinin üstünden delin kovanı deniliyordu. Delmek kolayda nasıl kapatacaktık sorusuna güzel bir örnek geldi. Kovan muslukları dar ve hacimleri düşük olanların işine yarayacaktır. Bu aparatın bir çok şekli artık oluşturulabilir.

Bende başka ne yapabilirim bu konuda derken masadaki kalem gözüme takıldı. Kovandaki hava sirkilasyonunun yapılabilmesi için bu kalemlerden üç tane kovanın ortasından yukarıya monte edilse, hem delikler küçük hemde kapatması daha kolay olacak. Kaleme uygun matkapla kovanı delip kalemin gerisini delige monte ettiğimizde hazır kapaklı tapa.::))

Dün evimde yemekteyim bir telefon geldi iş yerimden. Sana Erzincan’dan iki paket geldi ne yapalım diye alın dedim ne yapacasınız. Paketleri santral görevlisi içeriye alıp duyumlarıma görede paketlere göz ve elle tacizde bulunuyormuş. Dahada ileri gidecekleri haberini alınca hemen olaya mudahale edip paketkleri bizim birime getirdim. Bu seferde bizimkiler o paketlerde ne var demeye başladılar. Dedimki seçimler bittiya artık kömür yardımları başlamış kömür var dedim. Paketlerden birisi Yalovalı arıcı yusufun. Biriside bana imiş.

Ah Vecdi abi ah. Senin yüzünden kilolar almaya başladım, doktorada sataşıyordumya oda ses etmemeye başladı sanırım ne halin varsa gör der gibi. Yakıt yardımını yakmaya başladık. Hayat devam ediyor nede olsa.


Arıcılık Bilgi Merkezi | 2 Yorum »

KÜTÜK KOVANA VEDA ETTİM

Ekleyen, admin on 07 Nisan 2009 – 20:35 -

Bu sabah işe gitmeden sonkez kütük kovanı açtım. Yazın çadırda tenekelere bal doldururken teneke düşen arılar oluyordu. O arıları kaşıkla alıp bardakta topluyordum. Hafta içi ilk defa kütüge donmuş bal verdim. Bardakları pırıl pırıl yapmışlar. Artık bundan sonrada besleme yapılacak yerde kalmadı. Bardaklarıı alıp elimdeki kartonla az duman verdim hemen geriye çekildiler.
Aylar süren gözlemlerimiz artık bitti. Son kez tabagına invert şurup doldurdum. Dün akşamleyin haber gelmişti ve bu gün saat 16 gibi yolculuğu başlayacak.Hava gayet serin olmasına ragmen, tek tük işe gidenler olmuş hiç vakit kaybetmeden önünü ve arkasını kapattım.
Sonrasında mutfaga alıp iyice deli bağlar gibi ip ve telle arka kapagını bağladım. Daha sonra evin girişine bırakarak işe gittim.

Öğlen yemege geldigimde kovanın ısısı bayagı yüksekti, bendaha önce öndeki delikleri kapatmıştım. Hemen evde olan havalandırma telini keserek hazırladım. Delikteki tıkaçları çıkartırken bir elimlede açılan yere teli kapatıp raptiyeledim. Sonrasında daha serin olan apartman boşlugundaki merdivene aldım. Daha apartmandakilerin yeni haberi oldu balkonda arı oldugundan::))

Harekat saatini bekliyor, bu arada üç çeşit renkli raptiye aldım. Bu raptiyeler arıcıların işine yarar. Bazı bakmak istediginiz çıtalara belirlediginiz renk raptiyeyi takarsanız dersinizki beyaz raptiyeli çıta erkek gözlüydü, efendim kırmızı raptiyeli çıtada anaarı memesi vardı gibi not olabilir.

Saat 16 da Gebze terminalindeyim bir arkadaşın arabasıyla arıyı getirdik. Otobüs saatinde gelmedi.

Otobüs beklerken aklıma arıya su vermek geldi gidip bir su alıp havalandırmadan içeri biraz su döktüm. Sanki biraz rahatlamışlardı yada bana öyle geldi. Beklerken otobüs geldi gidip durumu izah ettim. Şöför dediki olaydan haberim var, bıktım dedi. Yeni arı sahibi şöförü çok taciz etmiş aman unutma ne olursun şu işimi gör diye.

Kaptan plotumuz Kasım bey dediki burasını ona ayırdım yetermi dedi, abi yana yatmasın başka bişiler getir. Hemen bir çuval ve bir çanta getirilidi. Bir yerdende soruyor arılar bu kovandan çıkmazmı diye. Çıkmaz çıkmaz dedim. Bir kavanozda bal verdim yolda yersiniz diye::))

İşi tatlıya bağladıkya, yardımcı plot poz vermeye geldi beleş balı duyunca::))
Benim yanımdaki arkadaşım geri dönüş yolunda üzüldünmü dedi kütükten ayrıldıgına, dedimki yok.
Yav şimdi bu yazıları yazarken biraz koydu gibime geliyor, oyuncagını kaybeden çocuk gibi hissettim şimdi kendimi.
Kütük yeni sahibine hayırlı olsun, Giresun / Görele’ye inşallah yarın sabah 6-7 gibi varacakmış.
Kütügüm yeni yerine tabir yerindeyse gelin gitti.
Koca kış boyu herkesin meraklı bakışları arasında bizi bahara taşıdı. Arkasında bir sürü yenilikler bırakıp gitti.
Kütük kovandan ayrılmak bu kadar beni duygulandıracagını sanmıyordum.


Arıcılık Bilgi Merkezi | 13 Yorum »
Forum